Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim ve Lise > Temel Bilgiler > Laser Işınlarının Dehşet verici Kuvveti

Temel Bilgiler hakkinda Laser Işınlarının Dehşet verici Kuvveti ile ilgili bilgiler


Ölüm ışınları adı verilen ve önlerine çıkan herşeyi yokedici etkileri olan silahlar yüzyıldan beri biliniyordu. Tabii billm-kurgu romanlarından Fransız romancı Jules Verne "Denizler altında yirmibin mil" adındaki romanında yapıtın gizemli

Temel Bilgiler Fizik, Biyoloji, Kimya

Like Tree1Likes
  • 1 Post By Ayşe Dürdane Erduran

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.08.09, 10:41
Profesör
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: Istanbul
İletiler: 7.765
Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.Ayşe Dürdane Erduran artık çok görkemli biri.
Standart Laser Işınlarının Dehşet verici Kuvveti

Ölüm ışınları adı verilen ve önlerine çıkan herşeyi yokedici etkileri olan silahlar yüzyıldan beri biliniyordu. Tabii billm-kurgu romanlarından Fransız romancı Jules Verne "Denizler altında yirmibin mil" adındaki romanında yapıtın gizemli kahramanı Kaptan Nero ve adamları esas üsleri olan adayı, garip ışık şimşekleri ile koruyorlardı. O zaman bunu okuyan bütün bilim adamları buna "olanaksız" demişlerdi.
1898'de ünlü ingiliz romancı ve tarihçisi H.G. Welis "Dünyalar Savaşı" yapıtıyla binlerce okuyucuyu heyecan içinde tutmuştu: Mars'tan dünyamıza uzay gemileri geliyordu, bu Mars adamlarının elinde renkli bir ışık fışkıran "ışın toplan" vardı. Bu ışınlar dünya insanlarını bir anda yok ediyorlar, evleri taşve kül yığınlarına dönüştürüyorlardı. Yine bilim adamları, değildir, diyorlardı.
1930'larda Alman Yazarı Hans Dominik'in o çok okunan gelecek romanı yayınlanınca
-ölüm ışınları bu romanda da büyük bir rol oynuyordu
-uzmanlar yine yargılarını değiştirmek gereğini duymadılar: "Bu gibi yok edici ışınları üretmek için teknik bir olanak yoktur" dediler.
Fakat bugün televizyonda gördüğümüz "Uzay gemisi-(Atılgan) En-terprise'da Kaptan Kirk ve Komutan Mr.Spock düşmanları pistole benzeyen özel bir ışın silahıyla bayıltırken, kimse bunlara rejisörün hayal ürünüdür, olanaksız şeyler demeye pek cesaret edememektedir. Zira 20 yıldan beri "ölüm ışını" üreten aygıtlar vardır: Bir bıçak kadar keskin, bir hançer kadar'sivri ve güneşin içinden daha sıcak ışık ışınları. Bu ışınları üreten aygıtlara laser denmek-tedirve bunlar bugünün yaşamında o kadar büyük önem kazanmışlardır ki yalnız onları sergileyen özel tuar-lar bile açılmıştır ve buralarda en yeni Laser'leri görmek kabildir.
Örneğin ameliyat masalarında kullanılan Laserler. Cerrah çok fazla büayütülen bir büyütücü vizörün içinden bakarak kesilecek vücut parçası üzerine (genellikle o çok küçüktür) laser ışınını yöneltilirve birdüğ-meye basar, bir ışık şimşeği bir siniri ayırır, protemi eritmek suretiyle bir damarcılığı kapatır veya aynı şekilde gözün dış tabakasındaki bir yangıyı kaynak eder.
[coverattach=1]Endüstride Laser en fazla ince mekanikte, matkap, madensel makaslar ve daha başka aletlerin yerini almıştır,.çünkü Laser ışını daha dakik keser, çok daha çabuk deler. Bu özellikle herhangi bir maddeden çok daha sert oan elmasların işlenmesinde kullanılır. Buna rağmen Laser ışını onu bir anda deler veya keser, çünkü kuvvetli bir laser darbesi (impuls) on trilyon derecelik bir sıcaklık meydana getirir.

Askeri alandaki Laser uygulamalarını tabii herhangi bir fuarda görmek olanaksızdır. Fakat bir Laser silahı ile elektrik bir hedef levhasına atış etmek kabildir. Silah tamamıyla bir Nato-silahına benzer ve aynı ağırlığa da sahiptir. Yalnız bu silah madeni fişekler yerine laser impuls-ları ile atış yapmaktadır. Tabii bunlar öldürücü değildir ve sırf talimlerde kullanılır. Bir manevrada böyle bir silah ile ateş eden askerler, hasımlarını vurup vurmadıklarının derhal farkına varırlar. Her askerin üzerinde kendisine isabet eden laser ışınlarını gösteren bir aygıt vardır.

Bunlar şu anda verebileceğimiz birkaç örnektir. İlk Laser'in yapılışından 20 yıl sonra bu müthiş enerjili ışığın kulanılış olanakları hakkında söylenecek o kadar çok şey vardır ki laser teknisyenleri bile yavaş yavaş ne söyleyeceklerini bilememektedirler, yalnız uzun yıllardan beri kesinlikle reddedilen birşey vardır; o da mermi yerine ışık saçan ışınlarıyla büyük çapta bir topun etkisini sağlayan bir laser topunun yapılamayacağıdır. Şimdi Birleşik Devletler'den alınan haberlerde Laser topunun teknik bakımından yapılabileceği ve hatta böyle bir topun şu anda geliştirilmekte bile olduğu bildirilmektedir. Eğer bu birgün gerçekten yapılabilirse, bugün bildiğimiz dünya tamamıyla değişecektir. "Mermileri" ışık hızıyla hareket edeceğinden, saniyede yalnız beş ya da altı kilometre hızla giden atom roketlerini bunlarla atmak kabil olacaktır. Böylece şimdiye kadar duyulan "korku"-da ortadan kalkacaktır, çünkü bu takdirde ne Ruslar Amerikalılara, ne de Amerikalılar Ruslar'a "öteki taraftaki atom roketleri" ile bir şey yapamayacaklardır.

[coverattach=2]Eğer atom roketleri
-hangi taraftan olursa olsun
-artık bir tehlike olmaktan çıkarsa, zira onlar uçuş rotalarım tam ortasında laser topları tarafından zararsız bir hale sokulabilecektir. Dünya tarihinin yepyeni bir çağı son bulmuş ve yeniden bir denge bulunması gerekecek bir çağ başlamış olacaktır. Bu şu anda politikacı ve Generalleri düşündüren bu perspektiftir. Bizim bildiğimize göre Laser topunun atom roketleri karşı bir savunma silahı olabilmesi hatta böyle bir silah olarak gelişebilmesi için daha epey zamana ihtiyacı vardır.

Acaba ışık ışınlarını böyle yok edici bir kuvvet haline getirmek nasıl olanaklıdır? Bugün madenleri ergiten, elmasların içinden delikler açan bu ışınlar acaba yarın patlayı- cı atom başlıklarını bir şimşek hızıyla bahara mı dönüştüreceklerdir?

Kesin olan şudur: Laser topu ge lince, o da 1960 yılında Amerikalı Theodoru Maiman'ın yaptığı ilk laser gibi işleyecektir. O zaman bu aygıt birtopa benziyordu, bir oyuncak topa.

Topun namlusunu on santimetre uzunluğunda bir rubin oluşturuyordu. Rubinler bizim gibi insanlar için kırmızı renkte kıymetli taşlardır. Fakat fizikçiler ve kijnyacılar için onlar daha başka ilginç şeylerdir. Rubinler az miktarda Krom ile karışmış alüminyum oksididir. Bu gibi rubin-leri yapay olarak boru şeklinde yapmak kabildir.

Bu rubin borusu etrafına helis (sarmalı) şeklinde bir flaş-lambası sarılmıştır -bir çeşit neon lamba. Işıldayan helis rubinin içinde çok parlak bir ışık verir-flaş (şimşek) gibi, saniyenin binde biri kadar bir zamanda, küçücük bir an sonra rubin kırmızı ışık "ateş etmeğe" başladı: Laser ışığı. Yüksek enerjili ışık, özel nitelilere sahip bir ışık, tamamiyle yeni tür bir ışık. Laser-ışığı ile güneş veya lamba (ampul) ısımın arasındaki farklar şunlardır:

1-Laser bütün ışık ışınlarını bir ve aynı doğrultuya yolluyordu; onlar yanyana birbirlerine paralel gidiyorlardı. Güneşten veya elektrik ampulünden gelen normal ışık buna karşın bütün doğrultulara doğru yayılırlar.

2-Laser tek renkli ışık üretir. Her ışık parçacığı (Foton) bütün ötekilerin sahip olduğu enerjiye sahiptir ve her ışık kaynağı ötekilerin aynı titreşim sayısı (frekans) ile titreşir. Sarımtırak beyaz güneş ışığında ise ışık parçacıklarının hepsinin enerjisi birbirinden farklıdır, değişik frekanslı ışık kaynakları birbirinin arasına karışmıştır.

3-Laser ışığının dalgaları aynı taktla titreşir: Bir dalga üst tepe noktasını (titreşimin en yüksek noktasını) bulduğu zaman öteki dalgalar da üst tepe noktasındadır. Ve bir dalga alt tepe noktasında (titreşimin en alt noktasında) ise, bütün öteki dalgalarda aynı alt tepe noktasındadır.

Güneş veya elektrik ışığında ise bütün dalgalar karmakarışık ve düzensiz olarak titreşirler.

Bütün ışınlar aynı doğrultuya doğru giderler. Bütün ışık parçacıkları aynı enerjiye sahiptirler. Bütün ışık dalgaları aynı taktla titreşirler. Bundan da bir Laser ışınının normal bir ışık implusundan çok daha vurucu bir kuvvete sahip olduğu anlaşılır. Bu kıyaslama belki biraz fazla cüretlidir, fakat onu yapmaktan kaçını-lamamaktadır: Bir Laser-ışık ışını düzgün adımlarla ve ayaklarını vurarak bir köprüden geçen bir manga askere benzetilebilir. Bunların köprüden böyle düzgün geçişi köprüyü sarsar ve rezonansa getirir, hatta yıkılabilir, adı bir ışık ışını ise serbest adımlarla köprüden geçen turistlere benzer, rezonans yoktur, tehlike yoktur.

Işıkta saklı bulunan bütün enerjiyi şimşek gibi bir hedef üzerine yöneltmek, Laser tekniğin esas ilkesidir. Öykü 1917'de başladı. O zaman dünya çapında ünlü fizikçi Einstein ışığının nası meydana geldiğini bir kez daha hesap ediyordu. Atomlar veya moleküller ısı enerjisini "yutuyorlar", böylece elektron kabukları dengelerini kaybediyorlardı. Bu dengeyi tekrar elde etmek için atom veya molekül içindeki enerjiyi yeniden dışarı atmak zorundaydı. Bundan dolayı o da bir ışık quantı (Fotona) dışarıya fırlatıyordu.

Örneğin elektrik akımı geçtiği ve içerdeki ince teli ısıttığı zaman bir ampulün ışık saçan telinde de böyle oluyorndu. Isı enerjisi yüzünden dengesini kaybeden her molekül ışık quantlarını dışarı atar. Buna "kendiliğinden yayma" adı verilir, çünkü kimse belirli bir molekülün hangi anda dışarıya enerji yayılacağını bilemez. Bu olay bir kaç aşamada yerine gelir; her seferinde başka enerjiden bir foton, başka uzunlukta bir dalga dışarı yayılır. (Bu yüzdendir ki "beyaz" ışıkta bütün renkler karma karışıktır).

Einstein böylece molekülleri hiç olmazsa kuramsal olarak "sağmak" olanağı olacağını anladı. Varsayalım ki bir molekül enerji ile tamamiyle dolmuştur, elektron kabuğu ise dengesini kaybetmiştir, çünkü teker teker elektronlar enerji tarafından iv-melenmişler ve çekirdek etrafında başka bir yörüngeye geçmek zorunda kalmışlardır. Şimdi bir kez daha enerji gelirse, molekül bunun derhal etkisi altında kalacaktır; ayna anda da ilaveten gelen kadar enerji dışarı atmak zorundadır, çünkü patlayacak kadar enerji emmiş ve artık daha fazla enerji almaya imkânı kalmamıştır.
Einstein'in hesapları, 1917 yılında bunu meydana çıkarmıştı. Fakat o zaman kimse bununla ilgilenmedi, hatta Einstein'in kendisi bile o da molekülleri ya da elektrik yüklü atomları (yani iyonların) teknik bakımdan işe yarar bir şey saymamıştı.
Fakat yirmi yıl önce Amerikalı Theodore Maiman'ın yaptığı Laser çalıştı. Aslında düşün başka birinden gelmişti: Charles Townes. Bu bilim adamı da başka bir şeyle uğraşıyordu: O laser yerine Maser yapmayı daha önemli buluyordu. Ma-ser'ler içinde emilen moleküllerin mikro dalgaları serbest bırakan aygıtlardı (M buradan geliyordu). La-ser'lerde ise molekül ve iyonlardan emilmiş ışık meydana geliyordu.
Şimdi bir Laser içinde ne oluyordu, o müthiş enerjili laser ışınları nasıl oluşuyordu? Laser ışınlarının yapılışında ilginç olan yalnız krom-molekülleriydi.
Birinci adım: Bir flaş (şimşek) ışığı binde bir saniye süreyle çok parlak bir ışık veriyordu.
İkinci adım: Laser topunun namlusunu meydrana getiren krom molekülleri; bu ışık enerjisini emerek tamamiyle dolarlar ve böylece "ikaz edilmiş bir duruma" girerler.
Üçüncü adım: Normal bir ampulün ısınan ince telinde olduğu gibi teker teker moleküller, alınan enerjiyi ışık parçacıkları halinde tekrar dışarı yaymaya başlarlar. Fotonların büyük bir kısmı kaybolur gider. Onlar yandan rubin namluyu terkederler.
Dördüncü adım: Tesadüfen namlu boyunca dışarı atılan ışık parçacıkları, namlunun, iki ucunda bulunan aynalara çarpar ve ileri geri fırlatılırlar.
Beşinci adım: Böylece bir zincirleme tepkime oluşur. Aynaların arasında ne kadar fazla ileri geri koşarsa, o kadar Krom-molekülü de emilir.
Altıncı adım: Yalnız yarısı ayna-laştırılmış olan ön aynadan geçen kırmızımtrak Laser ışını müthiş bir şiddet ve hız ile hedefine doğru yol alır.
Garip olan şey şuydu: Rubin-laser yapıcısının Miami'deki labora-tuvarında duruyor ve kimse bununla da yapılacağını bilemiyordu. Sakıncası meydana gelen enerjinin çok az olmasıydı.
Fakat bu kısa bir zamanda değişti. Yıllar geçtikçe yapılan laserlerin enerjisi de giderek artıyordu. Artık yapay rubin ışınları üreten laserlerin yerine soylu gazlar, kristaller, yarı iletkenler, değişik kimyasal maddeler, hatta sıvı durumunda yapılan la-serlerortaya çıktı. Bunların ışığı şimdiye kadar sözü edilen şeylerin hepsini yapmaya yeterliydi. Ameliyatlarda güç işleri yapıyorlar, fabrikalarda elmasları deliyorlardı.
Bütün bunlardan daha önemli olarak uzmanlar, bu yeni ışıkla şimdiye kadar Radar ışınları ile yapılabilen herşeyin daha çok ve daha dakik olarak, yapılabileceğini buldular. Böylece ışık radarı, Lidar ortaya çıktı. Lidar ışınlarını aya yolluyorlar ve onun dünya ile olan uzaklığını 30 santimetre hata ile ölçebiliyordu. Uçak meydanlarının üzerindeki bulutların yerden yüksekliği de Lidarla saptanabiliyordu.
[coverattach=3]Casus uçaklarında yeryüzünün öyle fotoğraflarını çekmeyi başarı-yordu ki, oldukça büyük yüksekliklerden yerde kar üzerindeki ayak izleri bile tamamiyle belli oluyordu.
Bundan onra onun titreşmesini durdurmaya ve onu düzenli bir ışına zorlamaya muvaffak olununca, iletişim, haber alma tekniğinde doğru dürüst bir devrim başarıldı. Işık dalgaları radyo dalgaları ile kıyas edilemeyecek kadar çabuk titreşirler. Bu yüzden bir ışık dalgası üzerine kıyaslanamayacak kadar çok haber (mesai) yüklemek olanaklıdır. Cam lif-kabloları içinden gönderilen laser ışınları aynı zamanda 300.000 telefon konuşması yapmak kabildir veya değişik yüz televizyon programı Kablo televizyonu bu yeni tekniğin parolasıdır.
Laser çağının başlangıcından henüz 20 yıl sonra, bu yeni teknik muazzam bir ticaret simgesi olmuştur. Laser'in ışığı yaptığı gibi mikro dalgalarını denetleyen ve yoğunlaştıran Maser'den kimse söz etmemektedir. Asıl Laser bulucusu Fizikçi Charles Townes'in bu paralı işte işbirliği yapamaması onu kızdırdı, o da Laser'in bulucusu olduğunu kanıtlamak için mahkemeye başvurdu ve 1953'te Laser hakkında ilk düşüncelerini yazdığı not defteri sayesinde bunu ispatlamak istedi. Fakat o arada bu defter Amerikan Askeri Makamlarının eline geçmişti ve bir devlet sırrı olmuştu. Charles Townes'a gizli vesikaları okumak müsaadesi verilmedi, hatta kendi not defterini bile.
Fakat sonunda Charles Townes mahkemeyi kazandı. Laser'in başarısı onu milyoner yapacak. Théodore Maiman'a gelince, o çoktan milyoner olmuştur. O ilk Laser'i yapar yapmaz meşhur Endüstri Şirketi Hughes'teki görevinden ayrılmış ve kendi özel firmasını kurmuştu. Bu firma şimdi Laser'den başka hiçbir şey yapmıyordu.



kaynak:11
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 1.jpg (80,0 KB (Kilobyte), 3x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg 2.jpg (78,9 KB (Kilobyte), 4x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg 3.JPG (34,9 KB (Kilobyte), 2x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
dehşet, işınlarının, kuvveti, laser, verici

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:15 .