Nüve Forum

Nüve Forum > eğlence > Sohbet > Hayal Kahvesi > Çanakkale Şehitlerine Mektup

Hayal Kahvesi hakkinda Çanakkale Şehitlerine Mektup ile ilgili bilgiler


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE MEKTUP Allahın salat ve selamı rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Siz Çanakkale'yi geçilmez yaptınız. "HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN" nidalarıyla vatana kurban oldunuz. Kuran, vatan, bayrak, toprak diyerek canınızı

Like Tree17Likes
  • 3 Post By Edebali
  • 6 Post By dagkom01
  • 3 Post By oguzgolcik
  • 3 Post By CiwCiw
  • 2 Post By wakan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 31.03.07, 22:20
Edebali - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 55
Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.Edebali ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart Çanakkale Şehitlerine Mektup

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE MEKTUP

Allahın salat ve selamı rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Siz Çanakkale'yi geçilmez yaptınız. "HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN" nidalarıyla vatana kurban oldunuz.
Kuran, vatan, bayrak, toprak diyerek canınızı siper ettiniz. "Gayri müslimi dost tutan bizden değildir." dediniz. Resulü Ekrem'e layık oldunuz, komşu oldunuz.

On sekiz bin alemin Mustafa'sından şefaat yetkisi aldınız. Siz bu vatana kurban oldunuz.

Ben şimdi "Paskalya yortusu'nu" bayram olarak kutluyorum.

Ben şimdi senin kanlarınla sulanan o mübarek topraklarda, domuz otlatıyorum.

Ben şimdi çocuklarıma ders verdiğim zaman Sure'lerdeki Ayet'lerin bir kısmını öğretmiyorum.

Ben şimdi okullarımda 101 temel eserle, 101 kere size layık olamıyorum.....

Ben çocuklarımızı size getirecektim. Kanlarınızla suladığınız o mübarek toplara yüzümü sürecektim ve çocuklarımıza; "Yarınlarımız, evlatlarımız, canlarımızsınız. Sizler, bizler bayrağımızın altında nefes alalım diye dedelerimiz; işte bu toprakları canlarıyla korudular, kanlarıyla suladılar.

Dedelerimize layık olalım, Onların bize bıraktığı emanetlere sahip çıkalım, kim olduğumuzu unutmayalım ki; hem dedelerimize hem vatanımıza karşı görevimizi yapmış olalım. Yarın bizlerde dedelerimizin yanına gittiğiz zaman, bizden sonra gelecekler tarafından, minnet ve şükranlarla anılalım. Bizden sonra geleceklerin, bize yollayacakları FATİHALARLA yoğrulalım." diyecektim.

Sizden özür dileyecektim.

Büyüklerim izin vermediler. AB'lerimiz bize kızar dediler. AB'leriniz kim dedim? Newyork'ta, Londra'da, Brüksel'de, Atina'da, Roma'da, Paris'te, Bonn'da, Lizbon'da oturuyor dediler. İçimden "Ahhh." çektim. Çaresiz bende boyun eğdim. Özür dilerim.

Sizler İstanbul'a namert gelmesin diye 250 kiloluk topları omuzladınız. Elleri öpülesi anneleriniz sizleri "Allah indinde tek din İslam'dır." Hutbeleri ile; vatana kurban verirken kınalamış yollamıştı. Gelenekti bu, kurbanlar kınalanılırdı, annelerinizde sizi kınaladılar, bu vatana kurban verdiler.

Şimdi "Allah indinde tek din İslam'dır." Ayeti Kerim'i yasaklandı. Ben tepki bile göstermedim. Hiç sesimi çıkarmadım. Yasaklayanları n kim olduğuna bile bakmadım. Özür dilerim. Domuz besiciliği için destekleme kararları alındı. Domuz eti kasaplık et sınıfında artık. Ben buna da sesimi çıkarmadım.

Özür dilerim.

Şimdi İstanbul'da devletten kurtarılan bölgelere giremiyoruz, şimdi askerliğin retçileri çıktılar. Biz mi ne yapıyoruz. Seyrediyoruz, seyrediyoruz, seyrediyoruz. Özür diliyorum. Hepimiz Çanakkale'deyiz, hepimiz Türk'üz, hepimiz Mehmediz demeyi unuttuk. "Hepimiz Ermeni'yiz." diyenlerin kasetlerini dinliyor, kitaplarını, dergilerini, gazetelerini okuyor, televizyonları nı seyrediyorum.

Özür dilerim.

Ey ecdadım, Edincikli Mehmet, Seddülbahir'deki kahraman Yahya Çavuş, Arapgir'li Tevfik Çavuş, Diyarbakır'lı Emin onbaşı, Uzunköprülü Hasan teğmen ey büyük kahraman Fevzi Çakmak, ölüme meydan okuyan büyük dahi; Mustafa Kemal, mevki komutanım Cevat Paşa haykırışlarımı duyun, sessiz çığlığımı duyun, yürek atışlarımı duyun.

Sizlerin canlarınızla koruduğunuz bu toprakları; kanunlar çıkarıp, bir yolunu bulup parayla satıyorlar. Halbuki bu toprakların fiyatı belli. Bu toprakların fiyatı kan. Bu topraklara sizin sağlığınızda gelemeyenler şimdi sizin istirahat ettiğiniz yerde şampanya patlatıyorlar. Orada onları karşılamak için törenler düzenleniyor, tepki bile göstermiyorum, ben de onları seyrediyorum.

Özür diliyorum.

Mustafa Kemal'inde dediği gibi ölüme beş kala Musaf okumuş, ölüme koşmuştunuz. Sizin Çanakale'de "DUR." dediklerinizin torunu olan Benedit'in eteklerinden tutuyoruz.

Özür dilerim.

"Ben Türk'üm." deyince; bana "Irkçısın." diyorlar. Koca koca büyüklerimiz "Ben Türk'üm." demiyorlar. Camilerin adının yazılı olduğu yasalar şimdi "ibadethane" olarak değiştirildi.

Sizin;
"Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma` bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli."

diyerek koruduğunuz toprakların altında sizler istirahat ederken, bu mübarek toprakların altından çıkarılıp bize ekmek verecek yer altı zenginliklerimizi, madenlerimizi yine o sizin "DUR." dedikleriniz çıkaracaklar.

Özür diliyorum.

Sizlere yol gösteren büyük değerlerimizin, kabirleri harap iken, Van'da Ermeni Kilisesi'ni tamir ettirdik. Yakında açılışımız var. Sizlerde gelin de; ne haldeyiz seyredin. Emir Sultan Hazretlerinin kabri öylece bize bakıyor. Arapgir'deki Osman Paşa Camisi yıkılmasın diye çadır ile kapatılıyor. Özür diliyorum.
Şimdi Hıristiyanlık din diye okutuluyor.

Özür dilerim.

Cinsiyeti belli olmayanlar geldikleri zaman davul zurnalarla karşılanıyor. Korunması için can verdiğiniz "Türkçemiz" şimdi işyeri adları ile unutuluyor, unutturuluyor.

Özür dilerim.

KABİRLERİNİZ NUR SİZİN BİZLERİ AFFEDİN. BİZLERE ŞEFAAT EDİN. BUNU İSTEMEYE YÜZÜMÜZ YOK AMA BİZİ AFFEDİN.

ALLAH`TAN BİZE HİDAYET ETMESİ İÇİN DULARA EDİN. SİZİN DUALARINIZ MAKBULDUR, KABUL OLUR. ALALH SİZLERİN YOLUNDA OLAN, İZİNDEN GELEN TORUNLAR EYLESİN BİZLERİ.

EY MEKANLARI CENNET OLAN ECDADIM, EY YÜREKLERİ NUR OLAN ECDADIM, RÜYALARIMIZA GELİN. BİZLERE HADİMİZİ BİLDİRİN.

Sizlere lâyık olamadım. Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dilerim.


Allahın salat ve selamı rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Siz Çanakkale'yi geçilmez yaptınız. "HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN" nidalarıyla vatana kurban oldunuz.
Kuran, vatan, bayrak, toprak diyerek canınızı siper ettiniz. "Gayri müslimi dost tutan bizden değildir." dediniz. Resulü Ekrem'e layık oldunuz, komşu oldunuz.

On sekiz bin alemin Mustafa'sından şefaat yetkisi aldınız. Siz bu vatana kurban oldunuz.

Ben şimdi "Paskalya yortusu'nu" bayram olarak kutluyorum.

Ben şimdi senin kanlarınla sulanan o mübarek topraklarda, domuz otlatıyorum.

Ben şimdi çocuklarıma ders verdiğim zaman Sure'lerdeki Ayet'lerin bir kısmını öğretmiyorum.

Ben şimdi okullarımda 101 temel eserle, 101 kere size layık olamıyorum.....

Ben çocuklarımızı size getirecektim. Kanlarınızla suladığınız o mübarek toplara yüzümü sürecektim ve çocuklarımıza; "Yarınlarımız, evlatlarımız, canlarımızsınız. Sizler, bizler bayrağımızın altında nefes alalım diye dedelerimiz; işte bu toprakları canlarıyla korudular, kanlarıyla suladılar.

Dedelerimize layık olalım, Onların bize bıraktığı emanetlere sahip çıkalım, kim olduğumuzu unutmayalım ki; hem dedelerimize hem vatanımıza karşı görevimizi yapmış olalım. Yarın bizlerde dedelerimizin yanına gittiğiz zaman, bizden sonra gelecekler tarafından, minnet ve şükranlarla anılalım. Bizden sonra geleceklerin, bize yollayacakları FATİHALARLA yoğrulalım." diyecektim.

Sizden özür dileyecektim.

Büyüklerim izin vermediler. AB'lerimiz bize kızar dediler. AB'leriniz kim dedim? Newyork'ta, Londra'da, Brüksel'de, Atina'da, Roma'da, Paris'te, Bonn'da, Lizbon'da oturuyor dediler. İçimden "Ahhh." çektim. Çaresiz bende boyun eğdim. Özür dilerim.

Sizler İstanbul'a namert gelmesin diye 250 kiloluk topları omuzladınız. Elleri öpülesi anneleriniz sizleri "Allah indinde tek din İslam'dır." Hutbeleri ile; vatana kurban verirken kınalamış yollamıştı. Gelenekti bu, kurbanlar kınalanılırdı, annelerinizde sizi kınaladılar, bu vatana kurban verdiler.

Şimdi "Allah indinde tek din İslam'dır." Ayeti Kerim'i yasaklandı. Ben tepki bile göstermedim. Hiç sesimi çıkarmadım. Yasaklayanları n kim olduğuna bile bakmadım. Özür dilerim. Domuz besiciliği için destekleme kararları alındı. Domuz eti kasaplık et sınıfında artık. Ben buna da sesimi çıkarmadım.

Özür dilerim.

Şimdi İstanbul'da devletten kurtarılan bölgelere giremiyoruz, şimdi askerliğin retçileri çıktılar. Biz mi ne yapıyoruz. Seyrediyoruz, seyrediyoruz, seyrediyoruz. Özür diliyorum. Hepimiz Çanakkale'deyiz, hepimiz Türk'üz, hepimiz Mehmediz demeyi unuttuk. "Hepimiz Ermeni'yiz." diyenlerin kasetlerini dinliyor, kitaplarını, dergilerini, gazetelerini okuyor, televizyonları nı seyrediyorum.

Özür dilerim.

Ey ecdadım, Edincikli Mehmet, Seddülbahir'deki kahraman Yahya Çavuş, Arapgir'li Tevfik Çavuş, Diyarbakır'lı Emin onbaşı, Uzunköprülü Hasan teğmen ey büyük kahraman Fevzi Çakmak, ölüme meydan okuyan büyük dahi; Mustafa Kemal, mevki komutanım Cevat Paşa haykırışlarımı duyun, sessiz çığlığımı duyun, yürek atışlarımı duyun.

Sizlerin canlarınızla koruduğunuz bu toprakları; kanunlar çıkarıp, bir yolunu bulup parayla satıyorlar. Halbuki bu toprakların fiyatı belli. Bu toprakların fiyatı kan. Bu topraklara sizin sağlığınızda gelemeyenler şimdi sizin istirahat ettiğiniz yerde şampanya patlatıyorlar. Orada onları karşılamak için törenler düzenleniyor, tepki bile göstermiyorum, ben de onları seyrediyorum.

Özür diliyorum.

Mustafa Kemal'inde dediği gibi ölüme beş kala Musaf okumuş, ölüme koşmuştunuz. Sizin Çanakale'de "DUR." dediklerinizin torunu olan Benedit'in eteklerinden tutuyoruz.

Özür dilerim.

"Ben Türk'üm." deyince; bana "Irkçısın." diyorlar. Koca koca büyüklerimiz "Ben Türk'üm." demiyorlar. Camilerin adının yazılı olduğu yasalar şimdi "ibadethane" olarak değiştirildi.

Sizin;
"Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma` bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli."

diyerek koruduğunuz toprakların altında sizler istirahat ederken, bu mübarek toprakların altından çıkarılıp bize ekmek verecek yer altı zenginliklerimizi, madenlerimizi yine o sizin "DUR." dedikleriniz çıkaracaklar.

Özür diliyorum.

Sizlere yol gösteren büyük değerlerimizin, kabirleri harap iken, Van'da Ermeni Kilisesi'ni tamir ettirdik. Yakında açılışımız var. Sizlerde gelin de; ne haldeyiz seyredin. Emir Sultan Hazretlerinin kabri öylece bize bakıyor. Arapgir'deki Osman Paşa Camisi yıkılmasın diye çadır ile kapatılıyor. Özür diliyorum.
Şimdi Hıristiyanlık din diye okutuluyor.

Özür dilerim.

Cinsiyeti belli olmayanlar geldikleri zaman davul zurnalarla karşılanıyor. Korunması için can verdiğiniz "Türkçemiz" şimdi işyeri adları ile unutuluyor, unutturuluyor.

Özür dilerim.

KABİRLERİNİZ NUR SİZİN BİZLERİ AFFEDİN. BİZLERE ŞEFAAT EDİN. BUNU İSTEMEYE YÜZÜMÜZ YOK AMA BİZİ AFFEDİN.

ALLAH`TAN BİZE HİDAYET ETMESİ İÇİN DULARA EDİN. SİZİN DUALARINIZ MAKBULDUR, KABUL OLUR. ALALH SİZLERİN YOLUNDA OLAN, İZİNDEN GELEN TORUNLAR EYLESİN BİZLERİ.

EY MEKANLARI CENNET OLAN ECDADIM, EY YÜREKLERİ NUR OLAN ECDADIM, RÜYALARIMIZA GELİN. BİZLERE HADİMİZİ BİLDİRİN.

Sizlere lâyık olamadım. Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dilerim.

Sevgili arkadaşlar,

Aşağıdaki mektubu kim yazdı bilmiyorum ama kim yazdıysa diline ve yüreğine sağlık. Kaynağı belli olmayan e-postaları göndermekten pek hoşlanmıyorum fakat okumamızda fayda gördüğüm için gönderiyorum. Bu mektubun dağılmasına yardımcı olursanız, belki bir insanın düzelmesine, titreyip kendine gelmesine vesile olabiliriz. Bir kişi bir kişidir. Unutmayalım ki: "Damlaya damlaya göl olur"

Saygılarımla
Emrah DAL
__________________
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı,,
Düşün altındaki binlerce KEFENSİZ yatanı.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02.04.07, 22:39
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ynt: Çanakkale Şehitlerine Mektup

çok teşekkürler ....
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07.04.07, 13:36
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 238
selina doğru yolda ilerliyor.
Standart Ynt: Çanakkale Şehitlerine Mektup

çok teşekkürler
__________________
ya aslında iyi bi kızım ama işte insan kendini nasıl ifade edebiirki tanıyınca anlarsınız.gerçi tanıyan pişman tanımayan bin pişman))
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.08.09, 20:31
dagkom01 - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nereden: istanbul beylikdüzü
İletiler: 152
dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.dagkom01 karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
Standart 94 yıl sonra Çanakkale şehidinden gelen mektup

94 yıl sonra Çanakkale şehidinden gelen mektup"Bu toprak bizim, biz bu toprağın sahibiyiz"
Çanakkale Þehitlerine Mektup-savass.jpg
Çünkü mektup, Çanakkale Savaşı sırasında yaşanan ve bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kahramanlığı gün ışığına çıkartıyordu. Erzincanlı Hasan Çavuş, takımıyla birlikte düzenlediği süngü hücumuyla Fransızları durdurmuştu. Hasan Çavuş’un, ‘Bu toprak bizim, biz bu toprağın sahibiyiz’ sözleri ise tarihe kaydedilmişti.

MERAKLILARI bilir, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Haluk Oral, Türkiye’nin en zengin imzalı kitap koleksiyonuna sahiptir. Nâzım Hikmet’le ilgili en geniş koleksiyon da ondadır. ‘Ne zaman matematikle ilgileniyor’ sorusunu sorduracak bir başka ilgi alanı ise Çanakkale Savaşları’dır. Oral, Çanakkale ile ilgili olarak ne bulursa toplar ve her yıl birkaç kez gittiği savaş bölgesini de gayet iyi bilir. Zaten bu konuda yazılmış en iyi kitaplardan birisi de Haluk Oral’ın imzasını taşır zaten.

İşte, Haluk Oral geçtiğimiz aylarda sahaflarda gezinirken birtakım mektuplar buluyor. Bunlar arasında en çarpıcı olanı, Kazım Karabekir komutasındaki 14. Tümen’de görev yapan yedek subay Kemal Efendi’nin babasına yazdığı mektuptur. Çünkü bu mektupta, 41. Alay’ın 2. Taburu’nun Birinci Bölük Birinci Takım Komutanı Hasan Çavuş’un Kerevizdere muharebelerindeki olağanüstü kahramanlığı anlatılmaktadır.

Haluk Oral’ın, NTV Tarih Dergisi’nde bütün detaylarıyla yazdığı hikâyeye göre, Kerevizdere’de Fransızlarla Türkler arasındaki mesafe zaman zaman on metreye kadar inmekte, iki ordu neredeyse birbirinin nefes alıp verişini duymaktadır. Savaşın seyrini değiştirmek için, Fransızlar’ın ‘köprülü siper’ini ele geçirecek bir kahramana ihtiyaç vardır. Erzincanlı Hasan Çavuş, tıpkı Namık Kemal’in ünlü oyunu Vatan Yahut Silistre’deki Abdullah Çavuş gibi, ‘Ben ölürsem kıyamet mi kopar’ diyerek öne atılır. Hasan Çavuş’un, 30 kişiden müteşekkil takımına yaptığı konuşma ise bugün artık yitirilen o saf ruhu vermesi açısından son derece önemlidir:
“Allah yoluna tutacağımız bu siper bin kere Kâbe’ye gitmek demektir. Bu toprak bizim, biz de bu toprağın sahibiyiz. Evvela hepiniz birer adım kadar aralıkla siperin arkasına dizilin. Süngülerinizi takın, içinizde gelmek istemeyen aşikâre söylesin.”

Yedek subay Kemal Efendi, bunca yıl sonra ortaya çıkan mektubunda, bu sahneden sonra olup biteni şöyle anlatacaktır:
“Bu hitap hepsinin beyninde yıldırım gibi tesir gösterdi. ‘Hasan Çavuş, üç aydır beraberiz, sen takımını bilirsin’ dediler. Bu arada alay kumandanının gözlerinden hafif yaşlar dökülmeye başladı. ‘Var olun evlatlarım’ demekten kendini alamadı. Hasan Çavuş devamla, ‘Ben hücum dediğim zaman hepimiz Allah der ve bu kâfirleri tepeleriz’ dedi.”
Arkasından Hasan Çavuş ve takımı süngü ile düşmana hücum edecek, Fransızlar böyle bir şey beklemediği için ilk hamlede yüzden fazla kayıp verecektir. Hasan Çavuş’un takımı köprülü siperin önünde tutunmuştur bir kez. Çatışmalar gece boyu devam etse de, Hasan çavuş ve takımını oradan kopartmak mümkün olmayacaktır. Fransızlar ertesi sabah Hisarlık’a yerleştirdiği dağ topuyla bölgeyi cehenneme çevirecek, başta Hasan Çavuş olmak üzere bütün takım son nefeslerini orada verecektir.

Bütün cephe duydu

Gerisini Haluk Oral’dan takip ediyoruz: “Erzincanlı Hasan Çavuş’un yaptıkları, tüm Türk cephesinde duyulmuştu. Mustafa Kemal’in kurmay subayı olan İzzettin Çalışlar, Kerevizdere’ye 25-30 km. uzaklıktaki Arıburnu-Anafartalar cephesinden, aynı gün günlüğüne şöyle not düşüyordu: “Hava serin. Seddülbahir’den oldukça şedid (şiddetli) top sesleri geliyor. Orada bir blokhavz muharebesi olmuş. Düşmanın blokhavzını bizimkiler zapdetmiş.” (Blokhavz: Etrafı dikenli tellerle çevrili, gözetleme imkânına sahip, hafif veya ağır piyade silahlarıyla donatılmış kapalı küçük alan.)
Fransızlar daha ileri gidemeyeceklerdir. Çünkü, Oral’ın ifadesiyle, “Hasan Çavuş, ölerek o yolu kapatmıştı...”

PROF. HALUK ORAL

Bu efsane değil gerçek bir olay

BENİM yaptığım türden çalışma yapanların bitmez tükenmez kaynağı sahaflardır. Bu mektupları da bir sahaf dostumdan, Emin Nedret İşli’den aldım. Mektubun en önemli yönü, savaş sırasında yazılması ve yazıldığı günlerde meydana gelen bir olayı anlatmasıdır. Kemal Efendi, kulağına gelen ve ona gelene kadar efsaneleşen bir olayı değil, bizzat gördüğü bir olayı anlatmıştır.

Savaş sırasında yazılan mektuplardan günümüze kadar gelenleri bulmak oldukça zordur. Kemal Efendi ise bir anlamda mektuplarını günlük tutar gibi yazmış ve tarihe not düşmüştür. Bir de Fransızlarla yapılan savaşa ilişkin kaynak çok azdır. Savaştan sonra Fransızlar da pek fazla yayın yapmamıştır. Kerevizdere’de Fransızlar on bine yakın kayıp vermiştir ve bizim şehit sayımız da on binin üzerindedir. Oradan “bir insan hikâyesi” anlatarak bir kapı açmak istedim.

Hürriyet
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09.08.09, 20:33
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Doçent
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 4.395
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: 94 yıl sonra Çanakkale şehidinden gelen mektup

merhaba.
ogünlerin coşkusunu bugüne taşıdığınız için teşekkürler iletici.

oğuz gölçik yazar...
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.08.09, 20:48
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.966
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Çanakkale Şehitlerine Mektup

tekrar konuyu gündeme getirip o günleri anımsattığınız için teşekkürler
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları

NuveRadyo Linki
Flatcast Tema Yapımı
Photoshop Dersleri Linki
Corel Draw Dersleri Linki
Corel PHOTO-PAINT Dersleri
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10.08.09, 16:28
wakan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
İletiler: 911
wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Çanakkale Şehitlerine Mektup

Çanakkale; Mustafa Kemal’in, ATATÜRKolmasına zemin hazırlayan ve O’nu bütün dünyanın tanımasına ve bir Ulus’u Tam Bağımsızlığa taşıyan başarıları neticesinde önünde saygı ile eğilmesine sebep teşkil eden bir Tam Bağımsızlık Mücadelesi’nin başlangıcı ve Türk Ulusu’nun Onur Savaşı’dır.
Çanakkale; Balkan Harbi’nde maneviyatı çökmüş olan Ordunun, yeniden öz güvenini elde etmesine, yetiştirdiği ve büyük deneyimler edinmesine neden olduğu Subay ve Erleri’nin beş yıl sonraki Ulusal Kurtuluş Savaşı öncesi adeta bir tatbikat yapmasına ve ardından da Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp, Türk Ulusu’nu Zafer’le taçlandırmasına temel oluşturan tarihi bir gerçektir.
Çanakkale; Türk Ulusu’nu, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kurmaya doğru götüren ve dünyada hiçbir milletin, bir daha sahip olamayacağı, bir Onur’dur…

Ancak, bu nitelemelere karşın bir kısım yazarların, maksatlı olarak yalana ve hurafelere bulaştırılmış uyduruk tarih kitaplarıyla çocuklarımız ve gençlerimizin beyinlerinin bulandırılmak istenmesi dikkatlerden kaçmıyor. Amaçları, Mustafa Kemal ve O’na ait değerleri, işbirliği yaptıklarıyla beraber, yok etmektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün genç beyinlerde yer etmesini engellemektir.
ASLA BAŞARAMAYACAKLAR..!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çanakkale, mektup, şehitlerine

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:54 .