|
#1
|
|
17.07.07, 12:49
Çarçabuk yine ortalarda ve boşlukta bir yerlerdeyiz...Geçen seneden bu seneye borçlu geçtiğimiz bir çok şeyin içinde en hatırlanası ve hatırlandığında en acıtası aşk var yine..O hep, bir üst sınıfın,belalı alttan dersi...Kitabını kendimiz yazmışçasına iyi biliyoruz onu.AŞK AYNI YAZILDIĞi GİBİ,SESLİ BAŞLIYOR SESSİZ BİTİYOR...Hayatta ilk bunu öğrendik...ilk bundan yara aldık... Kendi kendisini yiyerek beslenen ve sonunda kalmayan bir aşkı tanımış olanlara,yeni yıl eşantiyonudur eski sevgilini hayaleti..Hayal ettikçe daha çok hatırlanan bu hayalet,kapıları yeni başlangıçlara geri kadar açamamanın en büyük sorumlusudur genelde.Ne aklanabilir bu suçtan..,ne saklanabilir yeni bir umuda... UNUTMAK İÇİN GEÇ KALDIĞIMIZ BİRİ,hatırlamak için fazla acıtıcı olabilir,çünkü bazen en çok yapamadığımız şeylerden pişmanlık duyarız... Kutsanmış boşluğuna ıslanmış bir başlık koyarak çene altında birleşen gözyaşlarını adayabiliriz eski sevgiliye...”aşk yeniden anlamlı bir his olana kadar aşık olmayacağım” diye verdiğimiz sözü bozar,hissizliğimize de acımayabiliriz... Dahası yaralarımızı öpen,yaralarımıza üfleyen bir şiir taşıyabiliriz sol elimizde..Son elimizde kartların iyi gelmesi için dua edebiliriz,gecikmiş şans meleğine... Biriktirdiğimiz eskiler,kalbin boşaldığı bir günle tanıştığında,en kötüsü olur..,aşkın en küs yaraları,cebindeki cephaneyi sokağa boşaltır..,kendisine ateş açar,yine sokakta kendisini vurur... Eski sevgiliyi bilen ama onu hatırlamayacak kadar sizi seven eski bir dost dinlesin istersiniz hikayenizi bıkmadan.Ona ağlayarak en saklı yaranızı anlatırsınız.Kelimeler birbiriyle anlaştıkça,siz de onun hikayesine üzülerek kendi acınızı hafifletirsiniz,hatta kendinizi bağışlarsınız birkaç nefes...YARA BİR BAŞKA YARAYI BULDUĞUNDA ÖPÜŞÜR,YARA DİĞER YARAYI GÖRDÜĞÜNDE DAHA COŞKULU KANAR AMA DAHA ASALETLİ UNUTUR ACISINI..,bilirsiniz... Yara en çok kanarken yakışır acıya...anlaşır,susarsınız sonunda... Sevmekten başka mucizesi,kendini yaralamaktan başka kötülüğü olmayan aşıkların ayrılıkları acı değil,nostaljidir..,anlarsınız... Giden bir sevgilinin size ait olmadığı gerçeğini kavramak nedense en zor olandır. Şimdi bir başkasının yanında olan,ya da yalnız olsa bile size dönmeyen biri en fazla ne kadar sizin olabilir... Elbette bir başkasının elini tutacaktır,bir başkasına sarılacaktır,bir başkasını öpecektir... Ama ilk tanışmanızı,birlikte gittiğiniz çok özel bir filmi,en sevdiğiniz şarkıyı,birbirinize ilk dokunuşunuzu,yağmur altında beraber ağlarken kimsenin göz yaşlarınızı seçemediği o özel günü,kendiniz için sakladığınız hatırlanmaya değer saydığınız anları bir başkasıyla tekrarlanamaz kılan zaman,onun da hayata yenilerek devam etmesine göz yummamıştır.yaralandığınız yerler aynıdır aslında sizde eksik olan onda da ek******... O sadece,en sevdiğiniz şarkıyı hatırlayıp hatırlamadığınızı merak etmiyordur artık sizin kadar...başka yerlerdedir,başka sohbetlerde,başka yüreklerde,başka dudaklarda..ama hep biraz eksik... Dönüş yolunu bulmak,kendinizi tamamıyla kaybetmemek için ardınıza serpiştirdiğiniz gül yaprakları,cam kırıklarına dönüşmüştür,her adımda basıp kanatacaktır artık...Küçük aşklara inanmanıza kim acımadan göz yumduysa,onun için ayaklarınızı kanatmaya değmeyeceğini de yine aşk öğretecektir... Aşkla incitilmiş bir çocuğun göz renginin kör olduğunu,en çok buna inananlara inandığınızı,cebinde yanık kremi taşıyan aşıklara ilgi duyduğunuzu,birini sevmenin hakikaten yürek istediğimi bağırdığınızda;sesinizin, bir benzerinize çarpıp yankılandığını duyacaksınız... O zaman,merdivenin herhangi bir basamağında karşılaştığınız ve aklınızdan çıkmayan o gözlerin,dudakların,bakışların;hatta anlamsız gidişlerin,akıldan çıkmayan sahiplerinin,artık nerede olduklarını umursamayacaksınız. BİR KELEBEK SAYILI GÜNLERİNDE UÇMAYI ÖĞRENEMİYORSA PES ETMELİ..Belki güzel bir çiçeğin dibinde ona kendisinden renkli kanatlarını gösterir...kimbilir...belki çok sevdiği ve kabul gördüğü bir taşa konup muhabbetle içini ısıtır..belki de bir kuvvet yükselir ve düştüğü yeri sever son nefesini verirken... Bir kelebek uçmayı öğrenemediğinde,siz hep kendinize ağlarsınız... -kırmızı bir gül kelebekten erken mi ölür?-karar veremezsiniz... en iyisi,eski sevgilinin hayaletini de gömebilmeniz,ara sıra onun sevdiği değil de sizin en sevdiğiniz çiçeği anısına bırakabilmeniz,yeni biriyle el ele yürüyüşe çıktığınızda o mezarlığın yolundan geçmemeniz. Güzel bir teklif değil mi ne dersiniz?... Eski sevgiliyi unutmak çok zor değil,aşkın hiçbir zaman kendi çocuğunu vurmayacağını bilirseniz..! Alıntı
__________________ Bilmek; en ağır yüküdür insanın. |
| 5 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için diyesi kullancısına teşekkür ediyor : | ||
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| |||
| |||
![]() |
| Sponsorlar |
| |