iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:28 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » eğlence » Sohbet » Hayal Kahvesi » Ayrılık acısını geçirmenin 1001 kısa yolu!

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15.08.07, 16:21
Standart Ayrılık acısını geçirmenin 1001 kısa yolu!

15.08.07, 16:21



Dilek Önder donder@gazetevatan.com15.08.2007 Ayrılık acısını geçirmenin 1001 kısa yolu!



Geçenlerde öğrendim; ağrıların en kötüsü kemik ağrısıymış. Onun manevi karşılığı da ayrılık acısı herhalde...

Gerçi onun da bk’u çıktı ya...

E, öyle tabii...

Bir ay çıkıyorlar, ayrılınca ayrılık acısı çekiyorlar. Hem de nasıl. Dinlesen 12 yıllık mutlu beraberlikleri kötü bir şans eseri yıkıldı sanki!

O derece üzülüyorlar...

Bir soruyorsun, “Öyle demeee... 1 ay sürdü ama çok sevmiştiiiimmm....”

Yok yaa...

Neyini sevdin 1 ayda?

Salak mısın nesin?

1, 2, 3 hatta 12 ayda nasıl tanıdın, ne paylaştın da sevdin sen bunu?

Ama galiba kısa ya da uzun ilişki fark etmez, ayrılık acısı da ruhun kemik ağrısı gibi bir şey. Hızlı da çarpsan hafif de, ağrıyor işte!

Bir de ne laf dinliyor, ne azardan ne de iyilikten anlıyor.

Acıyıp duruyor...

Geçenlerde Kelebek’te okudum; “Erkeklerin yöntemiyle ayrılık acısını unutun” diye bir yazı...

E, güzel!

Onlar yani erkekler, ayrılık acısını kadınlar kadar ve kadınlar gibi çekmediklerine göre, mantıklı bir yaklaşım.

İtiraz istemiyorum: Evet siz ayrılık acısı falan çekmezsiniz.

Siz durumu kabul edersiniz.

Şu önerilere bakalım...

*“Onu hatırlatacak hiçbir şey bırakmayın. Telefon defterinizden silin, mail listenizden çıkarın. Fotoğraflarına bakmayın. Aramalarını yanıtlamayın.”

Tabii biz aptal olduğumuz için; telefonu, mail adresi falan aklımızda yok zaten! Tuşa bas, sil. Hıı... Oldu canım. Başka önerin var mı, başka?

*“Umut kırıntılarına son! Aranızda umut kırıntısı bırakmayın.”

Nasıl yani? Umudu mu kalmış? Ayrıldık diyoruz, anlamıyon mu?

Başka, başka?

*“Onunla iletişim kurmayın. Yalvarmayın, ağlamayın, alkol komalarına girmeyin. Ona hediyeler göndermeyin. Telefon açıp ona şarkı dinletmeyin, ki bu çok kötü bir romantizm anlayışı...”

Bu romantizm anlayışı değil, düpedüz ergenlik! Zekâ yani... Henüz oturmamış... Biraz ilkel... Salağımsı...

Ayrıca ne hediyesi be!

Başka, başka?

*“İyi-kötü listesi yapın. Onunla birlikte yapmayı sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyleri listeleyin. İnanın kötü maddeler daha çok çıkacaktır.”

Sorun da orada ya zaten! O sırada, o kötü şeyleri bile seversin. Hatta özlersin. Yok sen bizi anlamıyorsun!

Başka?

*“Arkadaşlarıyla görüşmeyin, gittiği yerlere gitmeyin. Bu zayıflık işaretidir.”

Yok canıımm... Biz şey sanmıştık; yani o kadar unuttuk ki oraya geldiğini, gidivermişiz...

Üf yaa...

Ben bunların önerilerinden sıkıldım. Benimkiler daha iyi.

*“Ondan kalan her türlü objeyi bir kutuya koyup kaldırın. Yoksa bakıp acı çekersiniz.”

O güzelim tabloyu da mı? Hayatta kaldırmam. O gider ama bu tablo, buradan adımını a-ta-maz. Giden adam çok ama bu tabloyu bir daha nereden bulacaksın?

*“Ondaki eşyalarınızı geri almaya çalışmayın, yoksa karizmanızı çizdirirsiniz.”

Karar verin; karizmanız mı Victoria’s Secret’lar mı?

Karar verirken sapıtıp güzelim G’leri onun evinde bırakmayın. Sizden sonraki görmesin diye zaten atacaktır. Siz tam tersi, hepsini alın. Hem de, “Bunlar bana lazım!” diyerek...

Belki, hatıra olarak birini ona bırakabilirsiniz. Kırmızı olandan! Hatta bir ceketinin cebine koyun da sürpriz olsun!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar