|
#1
|
|
25.02.08, 01:22
Bir insan ömründe yürek kaç kez parçalanır. Kaç defaya dayanabilirdi beden. Her parçalanışında farklı bir ses mi çıkarır. En acıtan, kulaklarını sağır eden ses hangi parçalanmadaydı. Derinden sarsan hangisiydi. Hem bir yürek en fazla kaç parçaya bölünebilir ki. Her parçada hangi duygular terk edilir. Herkesin parçalanırken çektiği acı aynımıydı. Terkedilmiş bir sevdanın kırgınlığı yıllar sonra geçer miydi? Kökleri kendi içine doğru uzamış yıllanmış bir ağaç kendi kendini çürütebilir miydi? Yıllar sonra ağacın kökleri yer değiştirebilir miydi? Sanmıyorum. Nasıl söyleyebilirsin sen beni yıllar önce terk edip giderken bende kendimi terk ettim diye. Yüreğim parçalandı, çok derinden bir ses çıkardı ki bu ses yıllardır kulaklarımı parçalıyordu. Oysa sen bu sesin yıllardır kulaklarını tırmalamasına alışmışsındır. Geceleri ninni belgide çok sevdiğin bir melodi olmuştur artık. Dur bir dakika belgide en sevdiğin şarkı olmuştur ruhuna en dokunan gözyaşlarını çağıran. Ne büyütmüştün o sevgiyi. Var olmayan birinin var olan sevgisinin kanı her geçen gün daha derinden akıyordu. İnandığın veya inanmaya çalıştığın değerler vardı. Yaşadıklarının üstüne yüreğinin kırıntılarını ekler ve değer biçersin kendine, insanlara. En çok değer verdiğin en büyük tuzağın olur bir gün. Kendine hazırladığın en büyük tuzağı yıllarca kendini kandırarak kurduğunu anlarsın. Anladığında ise artık çok geç olmuştur. Geç kalınmışlıklar diyarında sebepsiz verilen değerlerin en acı noktası, aynaya baktığın en güzel anında yüreğinden sıyırmışken en büyük sevdanı öyle çarpar ki yüzüne, insanların seni yıllarca anlamamış, tanımamış olmaları batar her kelimede. Hele bir de emek verip gün gün beslediklerin yapıyorsa bunu çöküyor içine tüm yarım kalmışlıklar. Bir mum ışığına bile razıyken tüm ışıklarını söndürüverir o en yakınların veya öyle sandıkların. Sen ki güzellikler biçip sevdana terk edilişin en koyusunda bile toz kondurmazken yaşadıklarına ne canicedir ki duygularının ağırlığının anlaşılamayıp hiç sayılması. Sen ki yüreğinden ayırdığın o en derinden parçalanan, kopan kısmını güllerle bezeyip hayatının, evinin en huzurlu en hüzünlü yerine özenle koyarken eline kimler vurup düşürmüştü onu. Kendi dünyanın sessiz köşeleri batıyordur her gece yüreğine. Uykusuz gözlerin takılıyordur belki de ellerinin hüznüne. Haklı çıkarmaya çalıştığın sevdan çöküyordur omuzlarına. Boş vermişliğinle rol yaparken kendine en kuytuda bıraktığın sakladığın yaraların yansıyordur gözlerine. Sakla sevdanı sakla yüreğini kimseler görmesin acılarını. Hayatının en büyük oyununu oyna, en güzel rolünü yap. Yap ki nefretin yüreğine güç versin. Sevdanın kutsallığı gömülüp ruhuna yeni sıcaklıklar için yüreğin nefes alsın. Var hep bir başlangıç… Ve var hep bir son… Yeni başlangıçlar için bitir beni... alıntı Bu Gece Canım Ağlamak İstiyor! Hüzünlü bir günden sonra Yine bu gece, canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra susmak... Ne için akmalıydı bu yaşlar, Hiç yaşanmamış bir aşk için mi? Belki de daha önceki seller adına... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra gülmek... Yaptığım saçmalıklar için mi? Belki de bana yapılanlara... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra gitmek... Bilmediğim diyarlara, beni çağıranlara, Hayattan soyutlanıp, resimlere gitmek... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra düşünmek... Senin üzerine kurduğum hayalleri mi? Belki de senin beni sevebilme ihtimalini, Daha sonra da olmayacakları düşünmek... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra öpmek... Seni öpmek, sade ve en safından Kondurmak, dudağına değil, Bırakmak o buseyi ve yaşatmak yanağında istediklerimi... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra unutmak... Gecenin maviliğinde, tüm geçmişimi, Belki de unutamadıklarımı, senin gibi... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra buluşmak... Yıllardır görmediğim dostlarımla mı? Belki de yalnızlıktan kurtulmak için, Yıldızlarla buluşmak... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra yeniden doğmak... Denizden çıkmak saf rengiyle, Ve başka bir âlemde doğum günümü kutlamak... Aslında kalmak istiyorum SEN`de ve kalbinde kazınmak... Bendeki SEN gibi... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra sonsuza dek uyumak... alıntı
__________________ Konu Jeli tarafından (29.02.08 saat 09:52 ) değiştirilmiştir.. Sebep: yazi turu formun yazi formatina degistirildi |
| 2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için ADA kullancısına teşekkür ediyor : | ||
darkca (25.02.08), yagmurlubirgun (29.02.08) | ||
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| merhaba. ağlamak... düşüncesi bile beni hüzünlendirmeye yeter. şöyle dolu dolu kimseler görmeden. tuzu kuruyup yüzümde kızarıklıklar yaratana dek. sonra beni ağlatan herşeye gülüp geçerek dalmak uykuya. düşlerimde seni yaşamak sisler ve bulutların arasında. sabah uyandığımda hiç birşey hatırlamamak. bir günaydına yalvararak sarılıp hayallerimde. ------------------------------------------ harika bir yazıydı teşekkür ederim. oğuz gölçik yazar...
__________________ Oğuz Gölcik Yazıları |
| 2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için oguzgolcik kullancısına teşekkür ediyor : | ||
ADA (26.02.08), yagmurlubirgun (29.02.08) | ||
|
#3
| ||||
| ||||
| Gecenin maviliğinde, tüm geçmişimi, Belki de unutamadıklarımı, senin gibi... Bu gece canım ağlamak istiyor, Ve daha sonra buluşmak... Yıllardır görmediğim dostlarımla mı? Belki de yalnızlıktan kurtulmak için, Yıldızlarla buluşmak... Bu gece canım ağlamak istiyor, yuregıne saglık...
__________________ ![]() sana yağmurlu bir gün 'de geleyim,parkta ıslanalım birlikte, gürültüler toprağın kokusunda erisin, kentin görüntüsü değişirken bulutlarla,duraksamadan parlayan gözlerin ve ıslaklığınla sar beni, en koyu kızıllığında dudaklarının,kıralım demir parmaklı pencereleri,önlerine ortanca saksıları yerleştirelim,ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza. |
| yagmurlubirgun kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
ADA (01.03.08) | ||
| Sponsorlar |
| |