Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim ve Lise > Atatürk Köşesi > Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Atatürk Köşesi hakkinda Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği ile ilgili bilgiler


Atatürk***8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği Aziz Nesin, yıllar önceki bir konuşmamız sırasında şöyle demişti: ***8220;- Geçmişte Atatürk***8217;ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine, tersine daha da büyüyor.***8221;

Like Tree18Likes
  • 3 Post By Jeli
  • 3 Post By Jeli
  • 3 Post By Jeli
  • 3 Post By Jeli
  • 3 Post By Jeli
  • 3 Post By Jeli

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 24.11.09, 21:33
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Atatürk***8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Aziz Nesin, yıllar önceki bir konuşmamız sırasında şöyle demişti: ***8220;- Geçmişte Atatürk***8217;ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine, tersine daha da büyüyor.***8221;
Benzer aşamadan geçmiş bir kişi olarak, bu değerlendirmeyi gönülden paylaşmam zor değildi. Zaman bizleri değil, Mustafa Kemal***8217;i haklı çıkarmıştı.
Lenin***8217;in, Mao***8217;nun, Enver Hoca***8217;nın, Dimitrof***8217;un heykellerinin yerlerde sürüklendiği, resimlerinin duvarlardan kaldırıldığı, Leningrad isminin St. Petersburg***8217;a dönüştürüldüğü günümüzde, bunu görebilmek kuşkusuz daha kolay.
* * *
Eğer Türkiye***8217;de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal***8217;e saldırmanız elbette ki tutarlıdır.
Eğer Türkiye***8217;nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurmak peşindeyseniz, Mustafa Kemal***8217;e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır.
Ama ***8220;çağı yakalama***8221; arayışında görünürken aynı şeyi yapmaya kalkarsanız; belki ***8211; her garip şeyi yapanlara olduğu gibi ***8211; bazı dikkatleri üzerinize çekersiniz, ama inandırıcı olamazsınız.
Bir bakıyorsunuz; Kültür Bakanı***8217;nı temsilen açık oturuma katılan bir sayın konuşmacı, Kemalizmin Batı Avrupa***8217;daki totaliter ideolojilerin etkisi altında kaldığını söylüyor. ( Çekinmese, faşistlikle suçlayacak. )
Bir bakıyorsunuz; Marksist soldan ciddi bir düşünür, ***8220;Halka sorulsaydı dil devrimini kabul eder miydi?***8221; diye soruyor. ( Sanki referandumla devrim yapılabilirmiş gibi***8230; )
Bir bakıyorsunuz; 60***8242;lı yıllarda Atatürk***8217;ün sosyalistliğini kanıtlamak için ter döken bir köşe yazarı, şimdi onu küçültmek için tüm kalem kıvraklığını kullanma telaşı içinde.
Bir bakıyorsunuz; ***8220;orijinal***8221; olabilme uğruna, Atatürk***8217;ü demokrasi karşıtı gösterebilmek için, kendi eğilimlerine bilim kılıfı giydirme çabasına girenler var.
Mustafa Kemal***8217;i bilimsel olarak değerlendirebilmenin yöntemi açık: Hangi koşullardaydı? Ne yapmak istiyordu? Ne yaptı? Sonuç ne oldu?
Hangi koşullarda yola çıktığını biliyoruz. Ne yapmak istediğini ise ***8211; en kıt zekâlıların bile yanlış anlayamayacağı kadar ***8211; açık söylemiş:
***8220;Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken, demokrasinin bütün geleneklerini sırası geldikçe yerine koymalıdır. Türkiye Cumhuriyeti***8217;nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur. Demokrasi maddi refah meselesi değildir. Böyle bir nazariyat, vatandaşların siyasi hürriyet ihtiyacını unutmayı amaçlar. Bir ulusu oluşturan bireylerin her çeşit özgürlüğü güven altında bulunmalıdır.***8221;
Ne yapmış?
Hiçbir şeyin devletin dışında olamadığı faşizmin yükselme döneminde bile, Türk Dil ve Tarih Kurumları, siyasal iktidarların etkisinden uzak, bağımsız bir yapıda oluşturulmuş. Totaliter bir kültürden demokratrik bir kültüre geçiş için büyük çaba sarfetmiş
Dışarıda varolmayan çoğulculuğu, tek partinin içinde adeta özendirmiş. ***8220;Devletçilik***8221; resmi ideoloji iken, özel sektör ve liberalizm savunucuları partinin ve devletin en üst düzeylerine kadar yükselebilmişler; parti içinde ayrı bir kanat oluşturmuşlar.
Chp***8217;ye faşist bir model getirmek isteyenleri terslemiş. Bir muhalefet partisi kurulması deneyini, ***8211; çok olumsuz koşullarda bile ***8211; kendi eliyle başlatmış.
Peki açtığı yol ***8211; tüm ihanetlere karşın ***8211; nereye varmış?
Eksikleri, yanlışları olsa da hiçbir Müslüman ülkede var olmayan bir demokrasiye!..

Bir cümle hâlâ kulaklarımda: ***8220;Cesaretim olsa, tıpkı İnce Mehmed***8217;in destanını yazdığım gibi, Mustafa Kemal***8217;in de desatanını yazmak isterdim***8230;***8221;
Ölümünden yarım yüzyıl sonra ***8211; ve tüm ideolojik değerlerin altüst olduğu bir dünyada ***8211; eğer bir kişi hâlâ Yaşar Kemal***8217;de ve milyonlarca insanda bu duyguları yaratabiliyorsa, hâlâ güncelse, bunun anlamı açıktır.
Bu ülkede Atatürk***8217;ü yıkarak olumlu bir şeyler yapabileceğini sananların, kendi küçük dünyaları içinde büyük bir yanılgı yaşadıklarına inanıyorum.
Kaynak : A.Taner KIŞLALI ***8211; Cumhuriyet, 8 Mart 1992 ( Atatürk***8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği )
Kaynak
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg ata.kucukresim.jpg (2,7 KB (Kilobyte), 108x kez indirilmiştir)
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 24.11.09, 21:36
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

ATATÜRK***8217;E SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Avrupa Birliği***8217;nin bazı temsilcileri söz ve açıklamaları ile veya değişik komisyonlarında yazılan raporları ile Atatürk***8217;e saldırmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorlar.
Bu saldırılar kapsamında; önce Atatürk***8217;ün resimlerinin indirilmesini istediler.
Şimdi de Atatürk***8217;ü ve eserlerini koruma amaçlı yasanın yürürlükten kaldırılmasını istiyorlar.
***8220;gerekli cevabın verilmemesinin cesareti ile***8221; bu isteklerde bulunadursunlar, Ankara***8217;nın Başkent oluşunun kutlaması için Atatürk Heykeli etrafında toplananlar, karşılarında bambaşka bir Atatürk Heykeli buldular. Heykel bir gecede sararmıştı. Tarihi anıtı, bir oyuncak biblo gibi boyatanın gerçek sorumlusu bulunamadı.
Yaşadığımız kenti, yaşadığımız toprakları, bu günlere nasıl geldiğimizi tam olarak bilmiyoruz. Her gün önünden geçtiğimiz yapıların değerini ve anlamını öğrenemiyoruz.
İsterseniz bunu bir kez sınayalım ve bu konuda ne kadar dikkatli olduğumuzu ölçelim.
Ankara***8217;da yaşayanlar veya bu kente gelenler, Ulus Meydanında bulunan Atatürk Anıtı***8217;nın önünden bir çok kez kez geçmişlerdir. Şimdi düşünün ve yanıt verin bakalım :
***8220;Ulus Meydanında bulunan Atatürk Heykelindeki atın hangi ayağı havadadır?***8221;
Bu sorunun yanıtını verene kadar, heykel hakkındaki bilgilerimizi tazeleyelim.
1.Meclis***8217;in kurulduğu alanın yani şimdiki Ulus Meydanı***8217;nın eski ismi ***8220;Hakimiyeti Milliye Meydanı***8221; dır. Meydanda yer alan Atatürk Heykeli, Yunus Nadi***8217;nin başlattığı bir kampanya ile, hazineden para almadan, halktan toplanan para, yüzük, altın yardımları ile yapılmış ve 27. Kasım 1927 günü açılmıştır. Heykel, Heinrich Krippel***8217;in eseridir. Avusturyalı sanatçı Krippel, Atatürk Anıtları yapmak üzere 1925 yılında davet edilmiş ve 1938***8217;e kadar onüç yıl boyunca Türkiye***8217;de kalmıştır. Atatürk sanatçıyı köşkte konuk ederek yapıtları için poz vermiştir.
Gazi Mustafa Kemal ***8220;Sakarya***8221; isimli atının üzerinde oturmakta ve Meclis binasına doğru bakmaktadır. Bu bakış şekli özel olarak tasarlanmıştır. Hırslı ve güçlü bir at olan Sakarya, Gazi***8217;den komut beklemektedir. Her an dört nala kalkmaya hazırdır. Alnı ***8220;aynalı***8221; tabir edilen şekilde beyazdır. Ayaklarında da beyazlık vardır.
Heykelin çevresinde iki Mehmetcik, bir de Kuvayi Milliyeci kahraman Kara Fatma***8217;yı simgeleyen bir kadın heykeli bulunmaktadır.
Eli ile gözlerini güneşe siper eden Mehmetcik, Polatlı istikametinden gelecek düşmanı gözlemektedir. Tüfeğinin ucuna kasaturası takılı olup, derhal süngü hücumuna kalkacak bir pozisyonda beklemektedir. Ayağında ***8220;tozluk***8221; yerine, dizinden itibaren, delikli postalına kadar sekiz defa sarılmış ***8220;dolak***8221; ı vardır.
Kara Fatma, omuzunda bir top veya şarapnel mermisi taşımaktadır. Ayağında çok nazik ve ince işlemeli Anadolu işi, deriden yapılma çarığı ***8220;gön***8221; giyilidir. Şalvarı, kuşağı, başındaki yemenisi ile izlenmeye değer bir güzelliktedir.
Diğer Mehmetçik, göğsü bağrı hafif açık, gökyüzüne doğru açılmış avucu ile arkadaşlarını hücuma çağıran bir kahramanlık timsali gibi dikilmiş durmaktadır. Sanki bir sonraki bakışınızda, yerinden fırlamış hücuma kalkmış olacaktır.
Heykelin kaide yüzlerinde kabartma rölyefler vardır. Birisinde, kucağında bebeği ile yürüyen ve kağnıda taşıdığı top mermilerinin ıslanmaması için mermilerin üzerine, bebeğinin mintanının serildiği ***8220;gerçek hayattan alınan***8221; bir kompozisyon resmedilmiştir. Heykelin açılışında bu figürü gören Atatürk***8217;ün gözlerinin yaşardığı söylenir.
Yapıldığı ve onu izleyen yıllarda, Ankaralıların; heykelin önünden geçerken, bir saygı ifadesi olarak sigara içmedikleri ve heykelin etrafına hiç bir çöp ve birikinti atmadıkları bilinir.
Zafer Heykeli, Ulus Meydanı düzenlenirken 1956 yılında yerinden kaldırılarak on metre kadar Kızılay yönüne doğru taşınmış ve oturduğu kaidesi biraz yükseltilmiştir.
Yarın önünden geçerken veya Ankara***8217;ya geldiğiniz bir gün, heykele bir de bu gözle ve ***8220;görerek***8221; bakın.
Cumhuriyetin değerlerine ilişkin pek çok ip ucu bulacaksınız. Bulunduğunuz her yerde buna benzer ip uçları vardır. Yeter ki, bakın ve görün.
İşte AB.nin ve içimizdeki işbirlikçilerinin, Atatürk***8217;e saldırmanın dayanılmaz hafifliği içinde, unutulmasını ve kaldırılmasını istedikleri Atatürk anı ve heykellerinden biri budur.
Ve baştaki sorunu cevabına gelirsek ***8220;Heykeldeki atın hiç bir ayağı havada değildir. Her biri sağlam ve adeta kök salmış bir şekilde, Türk Toprağı***8217;na ve zemine basmaktadır.***8221;
Av.A.Erdem Akyüz
Hukukun Egemenliği Derneği
Genel Başkanı
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 24.11.09, 21:38
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Evet O Suçludur

+ YouTube Video

ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 24.11.09, 21:45
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Atatürk Kimdir

+ YouTube Video

ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 24.11.09, 21:50
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Kemalizm içinde "Milliyetçilik", bir yandan ulusal bağımsızlığın sağlanması, diğer taraftan da çağdaşlaşma gereksinimlerini karşılamaya yönelik ideolojik bir öğe oluşturuyordu. Çağdaş bir toplum olmak için önce ulus olmak, uluslaşma aşamasından geçmiş olmak gerekiyordu. Uluslaşma aşaması, çağdaş toplumun temel özelliklerinden olan demokratikliği sağlayabilmek için de bir ön koşuldu. Çeşitli kaynaklardan beslenen gecikmiş Türk Milliyetçilik akımını bir düşünce sistemi içine oturtan kişi Ziya Gökalp olmuştu. bir yandan ulusal bağımsızlığı sağlamak, diğer yandan çağdaş anlamda bir ulus yaratmak ereğine yönelen Mustafa Kemal, elbette ki bu birikimden yararlanmıştır. Ama, aynı zamanda, eylem içinde onu aşmış, kendi damgasını taşıyan bir milliyetçilik anlayışına ulaşmıştır. Bu, sınırlar ötesi hedefler gözetmeyen, ırkçı olmayan, çoğulcu bir milliyetçiliktir.
Atatürk, tüm sömürge durumundaki ülkelerin, kendi deyimiyle "mazlum milletler"in birer birer bağımsızlıklarını kazanacağını çok önceden söylemiş, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın başarısı ile de onlara cesaret vermiştir. Emperyalist devletlere karşı kazanılan bu ilk kurtuluş savaşı, giderek evrensel bir model oluşturmuştur. Kemalist Milliyetçilik anlayışının dışa yönelik hedefi, "çağdaş uluslar topluluğunun eşit haklara sahip bir üyesi olmak"tır. Sadece siyasal bağımsızlıkla yetinmeyen, ekonomik bağımsızlığı da içeren bir "tam bağımsızlık", bu hedefin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kemalist Milliyetçiliği'nin içe yönelik hedefi ise, çağdaş bir ulus yaratmaktır. Bu ulus, ne ırkçı, ne de ümmetçi bir anlayışı yansıtmaktadır. Atatürk'e göre ulus, ne din ne de ırk temeline dayanır; ulusu yaratan temel öge, ortak tarih, o ortak tarihin ürünü ortak dil ve sonuç olarak kültürdür. Atatürk ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı bir konuşmada, Türk, Kürt, Laz, Çerkes birlikte bir bütün oluşturduğunu vurgulamış, Kurtuluş Savaşı sırasında hep "Türkiye Milleti" deyimini kullanmıştır. Daha sonraları karmaşık bir etnik yapıdan kendine güvenen çağdaş bir ulus yaratmak için çaba gösterdiğinde de, örneğin "Ne Mutlu Türk Olana" dememiş, "Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" demiştir. O'nun için "Türk", Anadolu toprakları üzerinde "kederde, kıvançta" dayanışma içinde olan insanların adıdır. Orta Asya'daki Türk o milliyetçilik çerçevesinde yer almazken, Anadolu'nun tüm insanları, etnik kökenine bakılmaksızın ulusun bir parçası sayılmaktadır. Atatürk "Medenî Bilgiler" kitabında şöyle demiştir: "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı'na Türk Milleti denir." 1935 yılındaki resmî tanımlamaya göre de; "Ulus, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı yurttaşlardan meydana gelen siyasal ve sosyal bir bütündür."
Atatürk, ulus kavramından din ögesinin dışlanmasını, dinin ulus dışında ayrı bir olgu olarak değerlendirilmesini ise şöyle savunmuştur: "Türkler İslâm Dini'ni kabul etmeden de büyük bir milletti. Bu dini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne ayrı dinde bulunan Acemlerin ve ne de sairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine tesin etmedi. Bilakis, Türk Milleti'nin milli bağlarını gevşetti; milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin amacı, bütün milliyetlerin üzerinde, hepsini kapsayan bir ümmet siyaseti idi."
Milliyetçilik, aynı topraklar üzerinde benzer koşulları paylaşan insanların, dışa karşı korunma ve dayanışma gereksinmelerini karşılayan bir ideolojidir. Toplum içindeki çıkar çatışmalarına alet edildiğinde tutucu, toplumun dışına karşı ortak yararlarını savunmak için kullanıldığında ilericidir. Başka bir ifadeyle, toplumdaki bir kesimin başka bir kesimi sömürmesini gözden saklamak amacıyla kullanıldığında tutucudur; ama o toplumun başka toplumlar veya başka toplumların içindeki kesim tarafından sömürülmesine karşı başvurulduğunda ilericidir.
İlerici milliyetçilik insancıldır; insanlara acı vermeye değil, onların acılarını dindirmeye yöneliktir. İlerici milliyetçilikte, insanları egemenlikleri altına almak değil, onları egemenlikten kurtarmak amacı vardır. İlerici milliyetçilik, bütün insanların özgürlüğünü ve tüm toplumların eşitliğini savunur. İlerici milliyetçilik, bölücü değil, birleştiricidir. İlerici milliyetçilik, savaşçı değil barışçıdır; savaşı ancak gerektiğinde; yukarıdaki amaçlar uğruna kabul eder.

İşte ileri milliyetçilik, Kemalist Milliyetçilik'tir. Bu nitelikleriyle de, çağdaş, evrensel ve kalıcıdır.

Kaynak : A. Taner Kışlalı, Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği.
Kaynak
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg 7133_181479744879_171344419879_3859479_5521355_n.jpg (44,7 KB (Kilobyte), 32x kez indirilmiştir)
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 24.11.09, 21:56
Jeli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 6.516
Blog Başlıkları: 65
Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Jeli öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

Atatürk***8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği
(Ahmet Taner Kışlalı)
KİTABIN ADI : Atatürk***8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği
KİTABIN YAZARI : Ahmet Taner KIŞLALI
YAYINEVİ VE ADRESİ : İMGE KİTABEVİ
BASIM TARİHİ : 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI
Yazar, Atatürk***8217;e yönelik haksız eleştirilerin yarattığı birikimle, güncel olaylara bilimsel bir yaklaşım getirerek yazdığı yazılarını bu kitapta toplamıştır.
KİTABIN ÖZETİ
Kitap genel olarak dört bölümden oluşmaktadır. ***8220;Kemalizm Üzerine***8220; adlı bölümde yazarın güncel yazıları ve incelemeleri yer almaktadır. ***8220;Demokratik Sol-Sosyal Demokrasi Üzerine***8221; adlı bölümde güncel olaylardan yola çıkılarak yazılan yazılar, inceleme niteliği taşıyan yazılar ve yazarın bilim ve siyaset adamları ile yaptığı tartışmalar yer almaktadır. ***8220;Güneydoğu Sorunu Üzerine***8221; bölümünde, farklı bakış açılarına sahip kişilerle yapılan söyleşilere yer verilmiştir. ***8220;Kültür, Siyaset ve Ordu Üzerine***8221; başlıklı son bölümde ise güncel olaylardan yola çıkan yazılar bulunuyor.
KEMALİZM ÜZERİNE

Bu bölümde yazar Kemalizm üzerine çeşitli gazetelerde yazdığı köşe yazılarını derlemiştir. Bu köşe yazıları genellikle Kemalizme karşı olan grupların yada kişilerin fikirlerine ve eylemlerine cevap verir niteliktedir. Bölümün sonunda ise yazar, köşe yazılarından sonra iki incelemesine yer vermiştir, bunlar ***8220;Atatürk***8217;ün Kültür Siyaseti***8221; ve ***8220;Kemalist İdeoloji***8221;.
Birinci bölümde verilen köşe yazılarından bazıları
M. Kemal***8217;e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği : Aziz Nesin, yıllar önceki bir konuşmamızda şöyle demişti:
- Geçmişte Atatürk***8217;ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine, tersine daha da büyüyor.***8221;
Eğer Türkiye***8217;de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal***8217;e saldırmanız elbetteki tutarlıdır. Mustafa Kemal***8217;i bilimsel olarak değerlendirmenin yöntemi açık: Hangi koşullardaydı? Ne yapmak istiyordu? Ne yaptı? Sonuç ne oldu?
Bu ülkede Atatürk***8217;ü yıkarak olumlu bir şeyler yapabileceğini sananların, kendi küçük dünyaları içinde büyük bir yanılgıyı yaşadıklarına inanıyorum.
CHP***8217;nin İdeolojisi ve Kemalizm : ***8220;Altı oku unutup, sıfırdan başlamadan CHP büyüyemez***8221; diyenler var. Kemalizmin altı oku gökten zembille inmedi. Laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik, Fransız Devrimi***8217;nin etkisini taşıyordu; halkçılık, devrimcilik ve devletçilik de Sosyal Devrim***8217;in***8230; Ama bu kavramlara verilen içerikler esnekti, tartışılmaz kalıplar değildi. Türkiye***8217;nin koşullarının ürünüydü ve o koşullara bağlı olarak zamanla değişebiliyordu.
CHP, 1980***8217;de bıraktığı noktada kalırsa Kemalist olmaz; altı oku bırakırsa da CHP olmaz!
Kuşkusuz ki Türkiye***8217;de hiç kimse Kemalist olmak zorunda değildir. Ama CHP***8217;de, Kemalizme karşı olanları kendi içinde kabul etmek zorunda hiç değildir!***8230;
Kadınsız Demokrasi : Kadınların, yani toplumun yarısını oluşturan bireylerin yaratıcı gücünü, toplumsal ve siyasal yaşamın dışında tutan bir toplum çağdaşlaşabilir mi?
Mustafa Kemal, Türk kadınına çağdaş bir konum kazandırma düşüncesini uygulamaya, hem de Kurtuluş Savaş***8217;ının en umutsuz günlerinde başlamıştır. Atatürk ***8220;kadın ve erkek***8221; Türk insanına verilecek eğitimin ilkelerinin saptanması amacıyla, ilk öğretmenler kurultayını işte bu ortamda topladı!***8230;
Eğer Atatürk olmasaydı, Kemalizme bugün burun kıvıran, cumhuriyeti karalama sevdasına kapılan, ***8220;referandumla devrim***8221; yapılabileceğini sanan bazı büyük üstatlar acaba ne ile uğraşıyor olacaktı?
Devlet Hayranlığı Edebiyatı : Kemalizmi ***8220;devlet hayranlığı***8221;, çağdaş Kemalizm demek olan demokratik solculuğu ***8220;çağdaşsızlık***8221; , sınırsız bir özelleştirmeciliği ise ***8220;ilericilik***8221; sayan kalemler acaba ***8220;cehaletin cesareti***8221; ile mi konuşuyorlar? Yoksa sık yinelenen yalan, giderek kafalarda doğruya dönüşür umudu içindeler mi?
Atatürk***8217;ten 27 Mayıs Anayasası***8217;na, Türkiye***8217;ye bağımsız ve demokratik kurum anlayışını Kemalistler getirdiler. Halk evleri bile oldukça bağımsız ve demokratik bir yapıya sahipti. Köy enstitüleri, bugünün yüksek öğretim kurumlarında bile olmayan bir ***8220;katılımcı***8221; ortam yaratmıştı. Özerkliğin savunucuları, Kemalizm***8217;i sürdüren demokratik solcu ve sosyal demokratlar oldular. ***8221;Ceberrut devlet***8221; özlemi ile askeri yönetim dönemlerini değerlendirmeye çalışanlar hep Kemalizm karşıtıydılar.
Bir siyasi partinin başarısı, her şeyden önce toplumsal tabanı ile örgüt yapısı ve ideolojisi arasında tutarlılık olmasına bağlıdır.
CHP***8217;nin geleneksel tabanı ***8220;orta sınıf***8221;***8217;lardır. Kemalizm de öncelikle bu toplum kesimlerinin ideolojisidir.
Sadece bu tabana dayanmak bile Türkiye solunu bugünkü çıkmazından kurtarır. Siyasal dengeleri etkileyen bir konuma getirir.
Atatürk***8217;ün sağlığında yaptıklarının bekçiliği ile yetinmenin Kemalizm değil ***8220;tutuculuk***8221; olduğunu da unutmamak gerekir!***8230; Kemalist olabilmek için Atatürk***8217;ün ***8220;izinde***8221; değil, ***8220;yolunda***8221; olmak gerektiğini bilmek gerekir!***8230;
Atatürk Üzerine ***8220;Cevherler***8221;!***8230; : Kültür bakanının baş danışmanı olmakla övünen ***8220;Zat-ı Muhterem***8221; gene kolları sıvamış***8230; Kemalizm***8217;in ***8220;sol***8221; ile ilgisi olmadığını; ***8220;militarist***8221; bir ideoloji sayılması gerektiğini; ve de ***8220;demokrasi***8221; ile uzaktan yakından bağlantısı bulunmadığını kanıtlamak için***8230;
Solculuğun bütün dönemler ve bütün toplumlar için geçerli iki ***8220;evrensel***8221; ölçütü vardır. Toplumsal olanakları artırıcı atılımlardan yana olmak bir***8230; O artan olanaklardan toplumun daha geniş bir kesimini yararlandırmaktan, yani daha hakça bir paylaşımdan yana olmak iki***8230; Bu hedeflere yönelik bütüncül-yapısal dönüşümleri gerçekleştirmek ise , devrimciliktir***8230;
Kemalizm sadece ***8220;yeni insan***8221;***8217;ı yaratmadı; aynı zamanda ***8220;başdöndürücü***8221; bir sanayileşme sürecini de başlattı.
Demek ki Mustafa Kemal ***8220;militarist***8221; bir ideolojinin kurucusu , öyle mi?
Hani şu, İttihat Terakki***8217;nin 1909***8217;daki ünlü Selanik Kongresi***8217;nde ***8220; Ya üniformanızı bırakın, ya siyaseti***8221; diye haykıran Mustafa Kemal***8230;
Ve gelelim Kemalizmde ***8220;demokrasi***8221; nin bulunmadığı ***8220;cevheri***8221; ne***8230; Acaba şu sözler Atatürk***8217;e değilde, ***8220;özköşk***8221; yazarlarından birisine mi ait: ***8220;Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. Türkiye Cumhuriyeti***8217;nde partilerin doğacağına şüphe yoktur. Demokrasi maddi refah meselesi değildir.***8221;
Atatürk Diktatör müydü? : CHP Genel Sekreteri Recep Peker, İtalya gezisinin hemen sonrasında, Atatürk***8217;ün partisini faşist modele göre yeniden yapılandırmak için bir tasarı hazırladı. Herkesin beğenisini kazanan bu tasarı onay için önüne geldiğinde, Mustafa Kemal***8217;in gösterdiği tepki ünlüdür:
***8220;-İsmet Paşa bu saçmaları herhalde okumadan imzalamış olacak!***8221;
Atatürk***8217;ün yönetiminin, kendinden önceki Osmanlı yönetimine göre çok daha demokratik ve çok daha halkçı olduğu ortadadır. Atatürk sıradan bir ***8220;liberal demokrasi***8221; anlayışına da sahip değildi. ***8220;Katılımcı-sivil toplumcu***8221; bir demokrasiye inandığının somut kanıtlarını vermişti.
Atatürk***8217;ün Kültür Siyaseti: Eğer her siyasal iktidar değişikliğinde devletin yazılı ve sözlü yayımlarının dili, devlet tiyatrolarının oyunları, devlet kitaplıklarının raflarındaki kitaplar, bile değişiyorsa, o ülkede gerçek anlamıyla ulusal bir kültür siyaseti izlendiği söylenemez. Oysa, kültür bir duyuş ,düşünüş ve davranış birliğidir. Ulusal olması zorunlu siyasetlerin başında kültür siyasetinin gelmesi gerekir.
Atatürk ***8220;çağdaş insanı***8221; yaratacak koşullara öncelik verdi. Tarihteki ilk kültür devrimini gerçekleştiren önder oldu. Dilde, tarihte, alfabede, sanatta, hatta dinde yaptığı reformlar, O***8217;nun bu anlayış içinde gerçekleştirdiği kültür devriminin parçalarıdır. Atatürk bağımsız ve çağdaş bir ulusal toplum yaratmak istiyordu. Bir yandan ülkenin kendi öz kaynaklarına dayanmasına, öte yandan da hedef aldığı toplumun gerektirdiği insanı hazırlamaya öncelik verdi.
Atatürk***8217;ün izi, O***8217;nun öldüğü noktada biter, ama yolu bitmez, sonsuza dek uzanır. Bu nedenle de, Atatürk***8217;ün neyi yaptığından çok, hangi amaçla yaptığı incelenmelidir. Ulusal olması gereken kültür siyasetini, toplumun ancak belirli kesimlerini temsil eden siyasal iktidarların insafına terkedecek bir kültür kurumlaşmasının Atatürk***8217;ün yoluna ters düşeceğini sanıyoruz.
Kemalizm Nedir? : Kemalizm, tıpkı liberalizm ve sosyalizm gibi, bir devrim ideolojisi olarak doğmuştur. Ama, onlardan farklı olarak, geri kalmış bir ülkedeki devrim koşullarının gereksinimlerini yansıtmaktadır.
Mustafa Kemal, tıpkı Lenin gibi , Birinci Dünya Savaşı***8217;nın ülkesindeki eski düzenin temsilcilerini maddi ve manevi açıdan yıpratmasından yararlanarak, evrimin henüz zorunlu kılmadığı yeni bir toplumsal-siyasal düzeni yaratacak süreçleri harekete geçirmiştir. Mustafa Kemal , ülkesini düşman işgalinden kurtarmanın kendisine kazandırdığı olağanüstü etkiyi kullanarak devrimi gerçekleştirmiştir.
Kemalizmin önünde iki aşamalı bir amaç vardı: Bağımsızlık ve Çağdaşlaşma. Bu ereklere ulaşmak için, ideolojinin çerçevesini oluşturan ulusçuluk, cumhuriyetçilik ve laiklik ilkeleri Fransız devrimi ve dolayısıyla liberalizmden; devletçilik, halkçılık ve devrimcilik ilkeleri de sosyalizmden esinlendi.
DEMOKRATİK SOL-SOSYAL DEMOKRASİ ÜZERİNE
İkinci bölümde yazar Demokratik Sol ve Sosyal Demokrasi üzerine yazdığı köşe yazılarına ve yaptığı söyleşilere yer vermiştir. Köşe yazılarında değindiği konuları özetleyecek olursak :
Sosyalizmin amacı toplumsal ayrıcalıkların bulunmadığı bir düzen kurmaktır.
Bir partinin oy alabilmesi için çıkarlarını ve dünya görüşünü temsil etmek istediği bir kitlenin varlığı yetmez. Hatta tutarlı bir programa sahip olması da yetmez. Getirdiği çözümlerin inandırıcılığı kadar, yapısal inandırıcılığı da önemlidir. Ecevit programı ve kişiliğiyle inandırıcı ancak DSP yapısıyla inandırıcı değil. SHP***8217;de de aynı şey söz konusudur.
SHP***8217;deki liderlik sorunu üzerine değiniyor ve parti içi seçimlerde orantılı temsil sistemini öneriyor. Ancak çok kişinin bu fikre şiddetle karşı çıktığını vurguluyor.
Sosyal Demokrat ve Demokratik Sol sistemlerini tanımlayarak nasıl Sosyal Demokrat olunabileceğine değiniyor.
SHP, DSP ve CHP***8217;nin herhangi bir şekilde birleşmeleri durumundaki analizi yapıyor ve İnönü, Ecevit ve Baykal***8217;ın bu konudaki tutumlarına yer veriyor.
1990***8217;ların demokratik sol yada sosyal demokrat partilerinin programı nasıl olmalıdır tartışmalarında unutulan bir şey vardı. Program değil partinin yapısı önemlidir. Bundan dolayı CHP***8217;nin programından önce yapısının tartışılması gerektiğini vurgulamaktadır. Kim ne derse desin önder çok önemlidir ve bu önderin çevresindeki ,kadro da çok önemlidir. Ve yine orantılı temsil sistemini savunuyor.
Yanlış ve çıkmazda olan SHP ve DSP***8217;nin CHP***8217;yi de kendilerine katmaya çalıştıklarını ve CHP***8217;yi daha doğmadan öldürmeyi düşündüklerini söylüyor. Ancak CHP için de en doğru kararın umudu yitirmektense ertelemenin daha iyi olacağını vurguluyor.
Baykal***8217;ın nasıl kazandığını ve CHP***8217;nin nasıl büyüyeceği konusundaki fikirlerini belirtiyor. Baykal***8217;ın kurultaydan zaferle çıkmasının en büyük nedeni, kitlelere heyecan verebilecek, duyguları güçlü bir biçimde dile getirebilecek, mesajları etkili olarak iletebilecek bir seslenme gücüne sahip olmasıdır. Ancak Baykal***8217;ın bir karar vermesi gerekmektedir, ***8220;Ortak akıl***8221;***8217;in sözcüsü mü olacak, yoksa kısır bir takım tutkuların mı?
Yazar bölümün bundan sonraki kısmında Demokratik Sol ve Sosyal Demokrasinin tarihsel bir sentezini ve yaptığı söyleşilere yer veriyor. Demokratik Sol yada Sosyal Demokrasi marksizmden sonra tarihsel bir sentez olarak oluşmuştur. Bu süreçte rol alan kişilere yer vermiştir: Bu kişiler,Ferdinand Lassalle; çağdaş sosyal demokrat ideolojinin oluşumunda adı geçen ilk isimdir. Edward Bernstein; marksizmi hareket noktası alarak sosyal demokratik düşünceye katkıda bulunmuştur. Karl Kautsky ; Bernstein***8217;in eleştiriler yönelttiği ve özde marksizme daha sadık gibi göründüğü halde, sosyal demokrat düşünce çizgisinde önemli yeri olan bir düşünürdür. Jean Jaures ; Fransız olan Jean, bir düşünür olduğu kadarda aynı zamanda bir eylem adamıdır. İki kez milletvekili seçilmiş, sosyalist partiye önderlik etmiş, emperyalizmin baskısı altında haksızlığa uğradığına inandığı Osmanlı Devleti***8217;ne Türklere yakınlık göstermiştir. Leon Blum; Fransanın ilk sosyalist başbakanıdır.Faşizm tehlikesine karşı komünistlerle işbirliğine yanaşmakla birlikte, sağcı burjuvaziye olduğu kadar komünizme de karşıydı. Sidney James Webb; İngiliz sosyalizminin kökenindeki en önemli isim. Demokratik sol ideolojiye katkılarının yanısıra, milletvekili ve bakan olarak uygulamaya da katıldı.
Kemalizm ve Sosyal Demokrasi; Türkiye***8217;ye demokrat ideolojinin, kemalizm ile birlikte girmeye başladığını söylemek yanlış olmaz. Genel ve eşit oy hakkı, sekiz saatlik işgünü, çeşitli sosyal sigortalar, gelir düzeyine göre değişen vergi sistemi, parasız eğitim, hep sosyal demokrat dünya görüşünün yansımaları olarak gerçekleşmiştir.
Yazar daha sonra Sosyal Demokrasinin nasıl oluştuğundan bahsetmiştir. Sosyal demokrasinin oluşumunda önemli olan iki deneyime değinmiştir. İskandinav ve İngiliz ile Fansız deneyimleri. Her iki modelde, de güçlü bir kominist haraketin rekabetinden uzakta ve işçi sendikalarının büyük desteği ile geliştiler. İskandinav sosyal demokrasileri içinde en ünlüsü İsveç***8217;inkidir. İsveç***8217;te sosyal demokratlar,1932 yılından bu yana, küçük iki ara dışında sürekli olarak iktidardadırlardır. İngiltere***8217;de sosyal demokrasi modelinin temeli ise, 1945-50 ve 1964-70 yılları arasındaki İşçi Partisi iktidarı sırasında atıldı. Daha sonra Türk deneyimi ile ilgili bilgiler vermiştir.
Yazar 1974***8217;lerden bugüne nelerin değiştiğini nelerin değişmediğini anımsatmak için, 27-29 Ekim 1974 tarihinde yapılan ***8220;2. Demokratik Sol Düşünce Forumu***8221;nda yapılan konuşmaya yer vermiştir.
İkinci bölümün bundan sonraki kısmında, yazar yapmış olduğu söyleşilere yer vermiştir. Erol Çevik ile KIT***8217;ler, Devletçilik, Sosyal Demokrasinin ekonomik modeli üzerine, Prof. Bilsay Kuruç ile KIT***8217;lerin tasviyesi, Devletçilik üzerine, İsmail Cem ile CHP***8217;nin yeniden açılması ve başarılı olabilmesi için gerekenler, CHP***8217;nin birleşmesi konusunda, liderlik sorunu hakkında, Ertuğrul Güney ile CHP***8217;nin Liderlik sorunu, ideolojisi,üye ve örgüt yapısı konusunda, Teoman Köprülüler ile 1980***8217;deki CHP ve son CHP hükümeti üzerine Cumhuriyetçilik üzerine, orantılı temsil sistemi üzerine, Prof. Ergun Türkcan ile 2. Cumhuriyet tartşması, sivil toplum, Anadolu Federasyonu, KIT***8217;ler ve CHP***8217;nin birleşmesi üzerine söyleşi yapmıştır.
GÜNEYDOĞU SORUNU ÜZERİNE
Yazar üçüncü bölümde Güneydoğu sorunu üzerine yazdığı yazılara ve bu konu üzerinde yaptığı söyleşilere yer vermiştir.
Oradaki sorunun bir Kürt sorunu mu yoksa Güneydoğu sorunu mu olup olmadığını incelemiştir. Yazar aslında bir Kürt sorunu olmadığını fakat bir Güneydoğu sorunu olduğunu vurgulamaktadır. Devlet silahlı mücadele verenleri ezmeye çalışırken, demokrasi mücadelesi verenlere destek olmalıdır. Güneydoğu sorununun, etnik nitelikli bir parti yerine bir kitle partisi içinde savunulmasının çok daha doğru olduğunu unutmamalıyız.
Niçin Ankara***8217;daki, İzmir***8217;deki, İstanbul***8217;daki bölgesindekinden daha kalabalık olan- Kürt kökenli yurttaş isyan etmiyor da, Şırnak***8217;taki ediyor? Olaya bir Kürt sorunu olarak bakmak, ilericilik değil, ırkçılıktır, gericiliktir. Çünkü olay bir geri kalmışlık ve insan hakları sorunudur***8230;
Yazar HEP***8217;in TBMM***8217;de grup kurması gerekliğini vurgulamıştır. Yazara göre, bundan topluma zarar gelmez, ama bazı yararlar doğar. Demokrasilerde özgür tartışmanın iki yararı vardır: Birincisi, daha sağlıklı ve dengeli bir karar alınmasına yardımcı olmak. İkincisi, kitlelerin kendi duygu ve düşüncelerinin yüksek sesle dile getirilmesi sayesinde rahatlamalarını sağlamak.
Tıpkı Kürtçe gazete gibi, Kürtçe TV yayını da yapılabilmelidir. Ama bu yayını devlet yapmamalıdır. Zira bunu yaparsa devlet Türkiye***8217;de yaşayan 11 dili anadili sayan topluluklara da bu hizmeti vermek zorundadır.
Yazar Urfa insanı ile Şırnak insanı arasındaki farka değinmiştir. Şırnakta PKK ve HEP***8217;e verilen belirli bir toplumsal destek elbetteki rastlantı değildir. Ancak Urfa***8217;da durum farklı. Bu yörede yapılan kamuoyu yoklamasında HEP***8217;e oy vereceğini söyleyen seçmenlerin sayısı % 1***8217;dir. İki yöre arasındaki fark kuşkusuz ki etnik farklılıktan kaynaklanmıyor. Urfa insanı GAP***8217;ı yaşıyor. Yarına umutla bakıyor.
Türk kimliği ile Kürt kimliğini birbirinden ayırmak isteyen ***8220;Kürt Milliyetçileri***8221;***8217;nin elinde kala kala tek bir ölçüt kaldı. Dil farkı***8230; Ancak yazar bununda aslında pek mümkün olmadığını vurgulamıştır. Kürtlerin arasında konuşulan Kürtçenin bile çok çeşitlilik gösterdiğini ve hatta bir çoğunun birbirlerini bile anlayamadıklarını söylüyor.
Yazar bundan sonraki kısımda, Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti tarafından 18 Mayıs 1992 tarihinde İstanbul***8217;da düzenlenen açıkoturumda yaptığı ***8220;Güney Doğu Sorunu Nedir?***8221; ve ***8220;Kültürel ve Siyasal Çözümler Neler Olabilir?***8221; adlı konuşmasına yer vermiştir.
Bölümün sonunda yine bu konu üzerine yaptığı söyleşilere yer vermiştir. Bu söyleşiler;
Bülen Ecevit ile Güneydoğu ile ilgili askeri çözüm üzerine, Kürt varlığı ile ilgili görüşleri, GAP ve PKK nın giderek daha etkili olması üzerine, Prof. Doğru Ergil ile Terörün amacı, Dev-Sol ve TİKKO, Teröre destek veren dış kaynaklar ve PKK***8217;ya karşı köy korucuları üzerine, Fehmi Işıklar ile olağanüstü halin kalkması üzerine, köy korucuları, HEP ile ilgili düşünceleri üzerine, Algan Hacaloğlu ile güneydoğudaki terör üzerine, yeni hükümetle birlikte devletin yöre halkına karşı tutumu , olağanüstü hal konusunda SHP***8217;nin ikiye bölünmesi, GAP projesi ve bir halk ayaklanması beklentisi üzerine, İsmet Sezgin ile körfez savaşının terörün fırlamasındaki yaptığı katkı üzerine, asker ve sivil yöneticiler arasındaki yetki karmaşası, gençlerin terörün kucağına düşmesini kolaylaştıran işsizlik sorunu, Hizbullah ve devlet arasındaki ilişki ve Apo üzerine, Hasan Fehmi Güneş ile Nevruz nedeniyle güneydoğuda yaşanan olaylar,askeri ve sivil yönetimin hataları, Kontrgerilla yada Hizbullah aracılığı ile devlet terörü yapıldığı iddiaları üzerine, Feridun Yazar ile HEP partisinin mecliste grup kurması, APO nun HEP konusundaki düşünceleri, Güneydoğu sorunu için somut çözüm önerileri üzerine, Ercan Karakaş ile Nevruz olayları,güneydoğu sorununun uzun vadeli çözümü için yeni bir yönetim modeli, kürt partisinin kurulması konusunda söyleşi yapmıştır.
KÜLTÜR, SİYASET VE ORDU ÜZERİNE
Son bölümde yazarın güncel olaylardan yola çıkarak yazdığı yazılar bulunuyor. Güncel olaylardan yola çıkan , ama kalıcı nitelikteki bazı yazılar***8230;
Yazarın kültür, siyaset ve ordu üzerine yazdığı yazılardan bazıları:
CHP***8217;nin kapatılması bile TDK ve TTK***8217;nın devletleştirilmesi kadar Atatürk***8217;e saygısızlık oluşturmadı. Çünkü bu iki derneğin devletleştirilmesi, her yurttaşa tanınmış olan miras hakkının esirgenmesi ile Atatürk***8217;ün miras hakkının çiğnenmesiyle gerçekleştirildi. Hukuk çiğnendi.
Öyle dönemler oldu ki, Türkiye***8217;de değişen her iktidarla birlikte devletin dili, kitapları değişti. Devlet tiyatrlarındaki oyunlar değişti. Ama bu yazboz tahtası içinde Türk Dil ve Tarih Kurumları doğrultularını ve etkinliklerini korudular. Çünkü siyasal iktidarlardan bağımsızlardı.Çünkü demokratik bir yapıya sahiptiler.
Yazar iki yazısında aşağılık duygusu başlığı altında Türkçede kullanılan yabancı kelimelere yer vermiştir. Bir çok siyaset adamının, televizyon sunucularının konuşurken bazı Türkçe kelimeler yerine yabancı karşılıklarını kullandıklarını ve bunun aslında bir aşağılık duygusundan kaynaklandığını vurgulamakyadır.
YÖK başkanı Doğramacı***8217;nın yaptığı haksız uygulamalardan bahsetmiştir. Ondan sonra gelen Sağlam***8217;ın da aslında aynı politikayı devam ettirdiğini söylemiştir.
12 Eylül devrimi ile ilgili bir yazıya yer vermiştir ve aslında bunu gerçekleştiren generallerin bazı gerçekleri göremediklerini ve yanlış yaptıklarını yazmıştır.
kaynak
__________________
Mankind differs from the animals only by a little, and most people throw that away.

Nuve Muzemizi gezdinizmi?
sanal resim galerim
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
atatürk'e, dayanılmaz, hafifliği, saldırmanın

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:43 .