Nüve Forum


Anketler hakkinda hükümet nasıl oluşur ile ilgili bilgiler


Hükümet nasıl oluşur? ANKET YUKARIDA Ankete katılın... Asla da bir sonraki seçimde oy alamazlar. Nadiren koalisyondaki küçük partilerin oylarının yükseldiği görülmüştür. 28 Şubat sonrası kurulan Anasol- D hükümetinde olduğu gibi

Anketler Anketleriniz...

Anket Sonuçlarını Göster: hükümet nasıl oluşur

TEK BAŞINA AKP 1 25,00%
AKP-DP 0 0%
AKP - Bağımsızlar 0 0%
AKP Tek başına Bağımsız Destekli 1 25,00%
AKP - CHP 1 25,00%
AKP - MHP 0 0%
CHP - MHP 0 0%
CHP - MHP - Bağımsızlar 0 0%
CHP - DP - MHP 0 0%
CHP - MHP - GP 1 25,00%
Katılımcı sayısı: 4. Sizin bu ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.07.07, 17:34
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart hükümet nasıl oluşur

Hükümet nasıl oluşur?ANKET YUKARIDA



Ankete katılın...

Asla da bir sonraki seçimde oy alamazlar. Nadiren koalisyondaki küçük partilerin oylarının yükseldiği görülmüştür.

28 Şubat sonrası kurulan Anasol- D hükümetinde olduğu gibi DSP oyları artmıştır. Ancak, orada özel bir durum oldu. Anasol-D dağılınca Ecevit kısa süreli bir azınlık hükümeti kurdu o dönemde Apo yakalandı ve Türkiye’ye getirildi. Bu örnek dışında ne 12 Eylül öncesindeki CHP-MSP ve MC hükümetleri ne de 91 yılındaki DYP-SHP örneklerinde olduğu gibi koalisyon hükümetlerindeki partiler hep kan kaybetmiştir.

Ancak en dramatik çöküş DSP-MHP-ANAP koalisyonu olmuştur. Her üç parti bir sonraki seçimde meclis dışında kalmışlardır. Bu dönem Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını hatırlayalım.


Türkiye’de neden koalisyon hükümetleri tutmamıştır? En önemli neden, partilerin kendi örgüt ve seçmen tabanlarına olan körü körüne bağlılıklarıdır. Bu bir uzlaşma refleksini sürekli taktiksel hale getiren bir kaos ortamı yaratmıştır. Partiler bakanlar kurulunda belirli kritik konularda uzlaşmışlar ve ekonomik ve politik yaklaşımlarından taviz vermişler. Sonra dönüp meydanlarda farklı şeyler konuşmuşlardır. Bu bir harakiridir. Böylece hem iktidarda hem de meydanda güvenirliliklerini yitirmişlerdir.

Ölçümlemeler göstermiştir ki, bir parti veya lider kadroları proje ve vaatleri ile değil güvenilirlikleri ve tutarlılıkları ile oy alırlar. Bu kaybolduğu zaman vaatlerin ve projelerin de anlamı kalmaz. Bugün Almanya’da en büyük iki karşıt parti rahatlıkla koalisyon yapmakta İtalya’da zaten bir tür koalisyonlardan oluşan partiler bir kez daha koalisyona girmektedirler.

Türkiye’de siyasi iktidar mutlak iktidar anlamına geldiğinden partiler bunu paylaşmakta ve hazmetmekte zorlanırlar. Oysa siyaset akıp giden toplumsal yaşamın bir tür düzenleyici ve rötuşlayıcısı olarak görülürse o zaman koalisyon olmak da yadırganmaz hale gelir. Seçmen iradesinin tecellisi de bir dört yıl boşu boşuna heba edilmez.

İdeali budur. Koalisyon kötüdür anlayışı bir saplantıdır ve bu biz aslında kötü idare ediliyoruz kendimizi idare edemeyiz demektir. Türkiye bunu hiçbir dönem hak etmemiştir, şimdi de hak etmemektedir.

Gelelim tek partili dönemlere. 50’li yıllarda Demokrat Parti arka arkaya üç dönem tek parti hükümeti kurdu. O seçim sistemi, bir dönem önce CHP tarafından yapılandırılmış bu durum da DP’ye yaramıştır. O sistem en çok oyu alan partinin o ilde milletvekillerinin tamamını alması üzerine kurulmuştur ve açıkça bir adaletsizlik getirmiştir. Nitekim 60 ihtilaline giden yolun taşları da bütünüyle bu sistemden kaynaklanmıştır. Konunun üstadı Dr. Sezgin Tüzün’ün yaptığı derin çalışmada gösterdiği gibi, O sistem diyelim 83 Özal döneminde uygulanmış olsaydı ANAP Milletvekillerinin yüzde seksen beşini almış olacaktı.

Arkadan tek başına azınlık desteği ile İnönü’nün Adalet Partisi ile Süleyman Demirel’in, ANAP ile iki kere Özal’ın ve Adalet Kalkınma Partisi ile Recep Tayip Erdoğan’ın tek parti hükümetlerini görüyoruz. Anketlerde de görünen şu andaki iktidar partisinin seçimden birinci parti olarak çıkacağı, ancak tek partili bir hükümet kurup kuramayacağının henüz belirsiz oluşudur.


Seçmen davranışının genelde seçimden seçime sağ veya sol olarak ağırlık kazandığını ve bir yada en fazla iki dönem sonra tek partiden koalisyona döndüğünü dikkate alırsak bu kez ya azınlık destekli ya koalisyon olma ihtimali hayli yüksek,

Seçim gecesi yayınlayacağımız Ekolay anketine göre meclise üç parti giriyor ve AKP-38-39ü CHP-28-29 bandında MHP ise 18-19 bandında seyrediyor. Böylesi bir ihtimal, eğer il dengeleriyle de desteklenirse enteresan ihtimaller ortaya çıkıyor.







HÜKÜMET NASIL OLUŞUR?



Tek Başına AKP: Olma ihtimali var. Ancak yeni meclise giren iki oluşum MHP ve DTP kökenli bağımsızların milletvekili alma ihtimali yüksek illere bakıldığında iktidar partisi oy sayısını arttırsa da, salt çoğunluğu alma yönünde zorlanacak. Öngörümüz, salt çoğunluk için 10 veya altında bir eksik olacak. Bu durum nasıl aşılabilir? O liderlerin ve uzlaşma kültürünün ne kadar yerleştiğine bağlı. Tek başına iktidar olmayabilir gibi görünüyor ama olma ihtimali de var. Başbakan’ının çekilirim çıkışı bu riski sıfırlamak için yapılan bir çıkış. Son iki günde bu yöndeki vurgunun şiddetlenerek artacağı kanısındayım.

AKP - DP: Gerek Başbakan’ının gerekse DP Genel Başkan’ı Mehmet Ağar’ın kampanya süresince birbirlerini doğrudan karşılarına almadıkları görünen bir olgu. DP barajı geçerse olması en kolay hükümet biçimi bu olurdu. Ancak özellikle son aylarda Ağar’ın barajı altı kalma ihtimali yükseldi. Dolayısıyla zor görünüyor.


AKP - Bağımsızlar: Olması ihtimal dahilinde. Ancak Erdoğan DTP kökenli bu bağımsızlardan PKK’yı terörist örgüt olarak kabul etme şartını istedi. Onlar da bu şartı kabul etmiyorlar. Edemezler. Ayrıca meclise girdikten sonra gurup kuracakları kesin, bu gurubun ne kadar uzlaşmacı ne kadar kavgacı bir yön izleyeceği de henüz muamma. Kamuoyu ve devletin refleksleri tarafından da uygun görünen bir durum değil. Olma ihtimali çok düşük.

AKP Tek başına Bağımsız Destekli: Bir öncekinden daha kuvvetli bir ihtimal. Bu ihtimal için bağımsızların, kayıtsız şartsız Erdoğan ve Hükümeti destekleme yönünde bir taahhüt açıklamaları gerekiyor. Hükümet politikalarına ve yönetim tarzına karışmamayı garanti ederlerse bu olabilir. Politikalara tam destek verme şartıyla bir deklarasyon açıklamaları gerekiyor. Buna karşılık beklentileri ise daha uzlaşmacı bir güneydoğu politikası olabilir. Bir öncekinde top Erdoğan’daydı. Burada top bağımsızlarda. Olma ihtimali var ancak yüksek değil.


AKP - CHP: Gelişmiş ülkelerde görünen bir koalisyon modeli. Toplumun iki ayrı kesimini kendi bünyesinde merkezileştiren iki partinin koalisyonunda toplumsal uzlaşma için büyük bir fırsat yaratılabilirdi. Ancak liderler, Cumhurbaşkanlığı sürecinden başlayan ve seçim kampanyalarında karşılıklı olarak tırmandırdıkları bir gerilim süreci içine girdi. Bu kadar yıpranmanın üstünden bir evlilik çıkar mı? Çıksa bile mutsuz olunur. Keşke olsaydı. Türkiye uluslar arası konumu ile ilgili zor bir dönemeçten geçiyor. Kuzey Irak’tan dalga dalga gelen bir bölünme tehdidinin ve Güneydoğu bölgesindeki terörün süratle bertaraf edilmesi gerekiyor. ABD politikalarına karşı güçlü bir hükümete ihtiyaç var. Türkiye’nin çok güçlü bir hükümete uzlaşmasını dünyaya göstermesine ihtiyaç var. Olur mu? Neden olmasın? Ancak zor.

AKP - MHP: Tabanlardaki benzerliklere karşın her iki parti birbirinin karşıtında konumlanmış durumda. Bahçeli’nin sert söylemleri bu gerilimi giderek tırmandırıyor. Öyle ki sanki seçimin son haftasına girildiğinde CHP aradan çekildi. Şu anda temel eksende sağ*sol yerine globalcilik ve milliyetçilik diye iki eksen oturdu. Burada bu iki parti karşıt uçlar olarak duruyor Bu Avrupa Birliğinden idam’a, Kuzey Irak’tan özelleştirmelere dek iki keskin uç olarak sivriliyor. MHP’deki oy artışının nedeni de karşıt kesimleri sert söylemiyle kendinde toplaması. Böyle bir koalisyonun kurulma ihtimali yok.



CHP - MHP: Muhalefet hattında olası tek hükümet gibi görünüyor. Ulusalcılık ekseni her iki partiyi bir anlamda birleştiriyor. Çünkü artık eski sağ sol ayrımının anlamı kalmadı. Sınıflara ve sosyal guruplara dayanan politika yerini uluslara ve bölgelere doğru bıraktığından beri bu tür birliktelikler artık rahat gerçekleşiyor. İki partinin milletvekili sayısının buna yetmesihalinde en kolay gerçekleşebilecek koalisyon seçeneği.

CHP - MHP - Bağımsızlar: Gerek CHP-MHP ekseni gerekse bağımsızlar nezdinde kabul edilmesi zor bir seçenek. Türkiye çok zor bir durumda kalırsa telaffuz edilebilir. Olma ihtimali çok düşük.

CHP - DP - MHP: İdeal bir seçenekti. Ancak DP’nin durumu işi hayli güçleştiriyor. Daha da ideali CHP-DP’ye MHP dışarıdan destek olurdu. Gerçekleşme ihtimali zor görünüyor.

CHP - MHP - GP: Çok ilginç ve renkli bir koalisyon olurdu. Her gün enteresan hadiselerle burun buruna gelirdik. Renkli olmasına renkli ama istikrarlı olur muydu o ayrı konu. Bu koalisyonun tanımı bir anti- AKP birlikteliği olurdu.

Tepkisel olarak enteresan sonuçlar veren bu koalisyondan ne kadar istikrar çıkardı tabi orası ayrı konu. Genç Parti baraj altında görünenler içerisinde baraja en yakın duran parti. Geçme ihtimali zor ama yeni oy verecek 4.5 milyon genç üzerinde çok etkili. Bu oyların anketlerde net göründüğü kanısında değilim. İşin bu tarafı da ayrı bir muamma. Genç Parti barajı geçerse olabiliri, sonrası riskli… Piyasalar için riskli bir alternatif…

Konu nuvekolik tarafından (18.07.07 saat 17:49 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18.07.07, 17:45
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Anket-hükümet nasıl ol

Ankete katılın...

Asla da bir sonraki seçimde oy alamazlar. Nadiren koalisyondaki küçük partilerin oylarının yükseldiği görülmüştür.

28 Şubat sonrası kurulan Anasol- D hükümetinde olduğu gibi DSP oyları artmıştır. Ancak, orada özel bir durum oldu. Anasol-D dağılınca Ecevit kısa süreli bir azınlık hükümeti kurdu o dönemde Apo yakalandı ve Türkiye’ye getirildi. Bu örnek dışında ne 12 Eylül öncesindeki CHP-MSP ve MC hükümetleri ne de 91 yılındaki DYP-SHP örneklerinde olduğu gibi koalisyon hükümetlerindeki partiler hep kan kaybetmiştir.

Ancak en dramatik çöküş DSP-MHP-ANAP koalisyonu olmuştur. Her üç parti bir sonraki seçimde meclis dışında kalmışlardır. Bu dönem Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını hatırlayalım.


Türkiye’de neden koalisyon hükümetleri tutmamıştır? En önemli neden, partilerin kendi örgüt ve seçmen tabanlarına olan körü körüne bağlılıklarıdır. Bu bir uzlaşma refleksini sürekli taktiksel hale getiren bir kaos ortamı yaratmıştır. Partiler bakanlar kurulunda belirli kritik konularda uzlaşmışlar ve ekonomik ve politik yaklaşımlarından taviz vermişler. Sonra dönüp meydanlarda farklı şeyler konuşmuşlardır. Bu bir harakiridir. Böylece hem iktidarda hem de meydanda güvenirliliklerini yitirmişlerdir.

Ölçümlemeler göstermiştir ki, bir parti veya lider kadroları proje ve vaatleri ile değil güvenilirlikleri ve tutarlılıkları ile oy alırlar. Bu kaybolduğu zaman vaatlerin ve projelerin de anlamı kalmaz. Bugün Almanya’da en büyük iki karşıt parti rahatlıkla koalisyon yapmakta İtalya’da zaten bir tür koalisyonlardan oluşan partiler bir kez daha koalisyona girmektedirler.

Türkiye’de siyasi iktidar mutlak iktidar anlamına geldiğinden partiler bunu paylaşmakta ve hazmetmekte zorlanırlar. Oysa siyaset akıp giden toplumsal yaşamın bir tür düzenleyici ve rötuşlayıcısı olarak görülürse o zaman koalisyon olmak da yadırganmaz hale gelir. Seçmen iradesinin tecellisi de bir dört yıl boşu boşuna heba edilmez.

İdeali budur. Koalisyon kötüdür anlayışı bir saplantıdır ve bu biz aslında kötü idare ediliyoruz kendimizi idare edemeyiz demektir. Türkiye bunu hiçbir dönem hak etmemiştir, şimdi de hak etmemektedir.

Gelelim tek partili dönemlere. 50’li yıllarda Demokrat Parti arka arkaya üç dönem tek parti hükümeti kurdu. O seçim sistemi, bir dönem önce CHP tarafından yapılandırılmış bu durum da DP’ye yaramıştır. O sistem en çok oyu alan partinin o ilde milletvekillerinin tamamını alması üzerine kurulmuştur ve açıkça bir adaletsizlik getirmiştir. Nitekim 60 ihtilaline giden yolun taşları da bütünüyle bu sistemden kaynaklanmıştır. Konunun üstadı Dr. Sezgin Tüzün’ün yaptığı derin çalışmada gösterdiği gibi, O sistem diyelim 83 Özal döneminde uygulanmış olsaydı ANAP Milletvekillerinin yüzde seksen beşini almış olacaktı.

Arkadan tek başına azınlık desteği ile İnönü’nün Adalet Partisi ile Süleyman Demirel’in, ANAP ile iki kere Özal’ın ve Adalet Kalkınma Partisi ile Recep Tayip Erdoğan’ın tek parti hükümetlerini görüyoruz. Anketlerde de görünen şu andaki iktidar partisinin seçimden birinci parti olarak çıkacağı, ancak tek partili bir hükümet kurup kuramayacağının henüz belirsiz oluşudur.


Seçmen davranışının genelde seçimden seçime sağ veya sol olarak ağırlık kazandığını ve bir yada en fazla iki dönem sonra tek partiden koalisyona döndüğünü dikkate alırsak bu kez ya azınlık destekli ya koalisyon olma ihtimali hayli yüksek,

Seçim gecesi yayınlayacağımız Ekolay anketine göre meclise üç parti giriyor ve AKP-38-39ü CHP-28-29 bandında MHP ise 18-19 bandında seyrediyor. Böylesi bir ihtimal, eğer il dengeleriyle de desteklenirse enteresan ihtimaller ortaya çıkıyor.

Tek Başına AKP: Olma ihtimali var. Ancak yeni meclise giren iki oluşum MHP ve DTP kökenli bağımsızların milletvekili alma ihtimali yüksek illere bakıldığında iktidar partisi oy sayısını arttırsa da, salt çoğunluğu alma yönünde zorlanacak. Öngörümüz, salt çoğunluk için 10 veya altında bir eksik olacak. Bu durum nasıl aşılabilir? O liderlerin ve uzlaşma kültürünün ne kadar yerleştiğine bağlı. Tek başına iktidar olmayabilir gibi görünüyor ama olma ihtimali de var. Başbakan’ının çekilirim çıkışı bu riski sıfırlamak için yapılan bir çıkış. Son iki günde bu yöndeki vurgunun şiddetlenerek artacağı kanısındayım.

AKP - DP: Gerek Başbakan’ının gerekse DP Genel Başkan’ı Mehmet Ağar’ın kampanya süresince birbirlerini doğrudan karşılarına almadıkları görünen bir olgu. DP barajı geçerse olması en kolay hükümet biçimi bu olurdu. Ancak özellikle son aylarda Ağar’ın barajı altı kalma ihtimali yükseldi. Dolayısıyla zor görünüyor.


AKP - Bağımsızlar: Olması ihtimal dahilinde. Ancak Erdoğan DTP kökenli bu bağımsızlardan PKK’yı terörist örgüt olarak kabul etme şartını istedi. Onlar da bu şartı kabul etmiyorlar. Edemezler. Ayrıca meclise girdikten sonra gurup kuracakları kesin, bu gurubun ne kadar uzlaşmacı ne kadar kavgacı bir yön izleyeceği de henüz muamma. Kamuoyu ve devletin refleksleri tarafından da uygun görünen bir durum değil. Olma ihtimali çok düşük.

AKP Tek başına Bağımsız Destekli: Bir öncekinden daha kuvvetli bir ihtimal. Bu ihtimal için bağımsızların, kayıtsız şartsız Erdoğan ve Hükümeti destekleme yönünde bir taahhüt açıklamaları gerekiyor. Hükümet politikalarına ve yönetim tarzına karışmamayı garanti ederlerse bu olabilir. Politikalara tam destek verme şartıyla bir deklarasyon açıklamaları gerekiyor. Buna karşılık beklentileri ise daha uzlaşmacı bir güneydoğu politikası olabilir. Bir öncekinde top Erdoğan’daydı. Burada top bağımsızlarda. Olma ihtimali var ancak yüksek değil.


AKP - CHP: Gelişmiş ülkelerde görünen bir koalisyon modeli. Toplumun iki ayrı kesimini kendi bünyesinde merkezileştiren iki partinin koalisyonunda toplumsal uzlaşma için büyük bir fırsat yaratılabilirdi. Ancak liderler, Cumhurbaşkanlığı sürecinden başlayan ve seçim kampanyalarında karşılıklı olarak tırmandırdıkları bir gerilim süreci içine girdi. Bu kadar yıpranmanın üstünden bir evlilik çıkar mı? Çıksa bile mutsuz olunur. Keşke olsaydı. Türkiye uluslar arası konumu ile ilgili zor bir dönemeçten geçiyor. Kuzey Irak’tan dalga dalga gelen bir bölünme tehdidinin ve Güneydoğu bölgesindeki terörün süratle bertaraf edilmesi gerekiyor. ABD politikalarına karşı güçlü bir hükümete ihtiyaç var. Türkiye’nin çok güçlü bir hükümete uzlaşmasını dünyaya göstermesine ihtiyaç var. Olur mu? Neden olmasın? Ancak zor.

AKP - MHP: Tabanlardaki benzerliklere karşın her iki parti birbirinin karşıtında konumlanmış durumda. Bahçeli’nin sert söylemleri bu gerilimi giderek tırmandırıyor. Öyle ki sanki seçimin son haftasına girildiğinde CHP aradan çekildi. Şu anda temel eksende sağ*sol yerine globalcilik ve milliyetçilik diye iki eksen oturdu. Burada bu iki parti karşıt uçlar olarak duruyor Bu Avrupa Birliğinden idam’a, Kuzey Irak’tan özelleştirmelere dek iki keskin uç olarak sivriliyor. MHP’deki oy artışının nedeni de karşıt kesimleri sert söylemiyle kendinde toplaması. Böyle bir koalisyonun kurulma ihtimali yok.




CHP - MHP: Muhalefet hattında olası tek hükümet gibi görünüyor. Ulusalcılık ekseni her iki partiyi bir anlamda birleştiriyor. Çünkü artık eski sağ sol ayrımının anlamı kalmadı. Sınıflara ve sosyal guruplara dayanan politika yerini uluslara ve bölgelere doğru bıraktığından beri bu tür birliktelikler artık rahat gerçekleşiyor. İki partinin milletvekili sayısının buna yetmesihalinde en kolay gerçekleşebilecek koalisyon seçeneği.

CHP - MHP - Bağımsızlar: Gerek CHP-MHP ekseni gerekse bağımsızlar nezdinde kabul edilmesi zor bir seçenek. Türkiye çok zor bir durumda kalırsa telaffuz edilebilir. Olma ihtimali çok düşük.

CHP - DP - MHP: İdeal bir seçenekti. Ancak DP’nin durumu işi hayli güçleştiriyor. Daha da ideali CHP-DP’ye MHP dışarıdan destek olurdu. Gerçekleşme ihtimali zor görünüyor.

CHP - MHP - GP: Çok ilginç ve renkli bir koalisyon olurdu. Her gün enteresan hadiselerle burun buruna gelirdik. Renkli olmasına renkli ama istikrarlı olur muydu o ayrı konu. Bu koalisyonun tanımı bir anti- AKP birlikteliği olurdu.

Tepkisel olarak enteresan sonuçlar veren bu koalisyondan ne kadar istikrar çıkardı tabi orası ayrı konu. Genç Parti baraj altında görünenler içerisinde baraja en yakın duran parti. Geçme ihtimali zor ama yeni oy verecek 4.5 milyon genç üzerinde çok etkili. Bu oyların anketlerde net göründüğü kanısında değilim. İşin bu tarafı da ayrı bir muamma. Genç Parti barajı geçerse olabiliri, sonrası riskli… Piyasalar için riskli bir alternatif…
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
hükümet, oluşur

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:54 .