Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Güzel Sanatlar Fakültesi > Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ve Heykel Bölümü > Cumhuriyet'in İlk Yıllarında 'Öteki'nin Ressamı Olmak Ve Malik Aksel

Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ve Heykel Bölümü hakkinda Cumhuriyet'in İlk Yıllarında 'Öteki'nin Ressamı Olmak Ve Malik Aksel ile ilgili bilgiler


Cumhuriyet'in ilk kuşak ressamları arasında Malik Aksel, sanatçı duruşu ve sanat anlayışı ile ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Dönemin sanat birlik ve grupları çevresinde yoğunlaşan sanat ortamında hiçbir birlik ya

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.10.10, 12:34
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 32
Artist yakında çok ünlü biri olacak!
Standart Cumhuriyet'in İlk Yıllarında 'Öteki'nin Ressamı Olmak Ve Malik Aksel

Cumhuriyet'in ilk kuşak ressamları arasında Malik Aksel, sanatçı duruşu ve sanat anlayışı ile ayrıcalıklı bir yere sahip olmuştur. Dönemin sanat birlik ve grupları çevresinde yoğunlaşan sanat ortamında hiçbir birlik ya da gruba dâhil olmadan sanatını üretmiş, kendi kuşağının kalıplaşmış biçim ve içerik anlayışının dışında kalarak kendine özgü bir resim dili yaratmıştır. O; geçmiş gelecek, eski yeni, gelenek çağdaşlık çelişkilerinin yoğun yaşandığı bir dönemde kendiliğinden bir duyarlılıkla ötekinin resmini yapmış, çağdaşları yeniye, ileriye ve ideal gerçekliğe koşullanmışken o yitip gitmekte olan değerlerin, toplumun görünmeyen gerçekliğinin resimlerini yapmıştır. Onun 1939 tarihli Kale Mahallesi adlı resmi ise, Türk resim sanatının belki de en erken toplumsal gerçekçi örneğidir.
Malik Aksel is a representative of the first generation of painters in Republic Period. He has been a unique name among his contemporaries as a result of his artistic attitude. Although the art milieu of the period was firmly dependent on the activities of the art groups he hasn't been in one of them. He has created his own style without surrendering himself to the stereotyped stylistic and content approaches of the period. He has painted the other by himself in a period when the contradictories of past- future, old- new, traditional- contemporary was so intensive and he has painted both the disappearing values and the ignored realities of the society. His painting Kale Mahallesi is considered to be the earliest example of social realism in Turkish painting.
Osmanlı Devleti'nin onsekizinci yüzyılın başından itibaren kültürü, siyaseti, toplum yapısı ve ekonomisiyle batı uygarlığının etkisine giderek daha fazla açık olduğu bilinmektedir. Bu durum, bir yandan Osmanlı Devleti'nin kurumlarının, kullandığı teknolojinin, ulaşım ve benzeri olanaklarının çağdaşlaşmasının önünü açarken diğer yandan Osmanlı'nın batı uygarlığının sömürge ve siyasi yayılma alanı olarak 'teslimiyet'ini beraberinde getirmiştir. Bu teslimiyetin bir sonucu olarak Osmanlı topraklarını ele geçirmeye niyetlenen sömürgeci ve işgalci batı devletlerine karşı İstiklâl Savaşı veren Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları elde ettikleri büyük askeri zaferin devamında Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuşlar, pek çok alanda devrimler gerçekleştirmişlerdir. Bu devrimler, Cumhuriyet'in laik ve demokratik bir yapıya sahip olmasını sağlamış, aynı zamanda Cumhuriyet'in çağdaş uygarlık seviyesini yakalama hedefi doğrultusunda gerekli olan zemini oluşturmuştur. Osmanlı Devleti'nin batı kurum ve teknolojisini kendi bünyesine almaya çalışırken içine düştüğü zafiyet, Cumhuriyet'i kuran kadroların 'batılılaşmak' değil batı uygarlığından gerektiği şekilde yararlanarak 'çağdaşlaşmak' ayrımını açık bir şekilde kavraması için yeterli olan deneyimi sağlamıştır. Bu kavrayış, Türkiye Cumhuriyeti'nin uygarlık sahasında ancak kendi tarihinden ve toplum yapısından gelen kültür özelliklerini kaybetmemek koşuluyla varlığını koruyabileceği bilincini de beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyet'in ilk yıllarında hükümet etkin kültür politikaları yürütmüş ve kültürün en önemli unsurlarından biri olan sanatın her alanını desteklemiş, bunu yaparken de 'baskıcı' değil fakat 'yön gösterici' bir tutumla kültür politikalarını hayata geçirerek sanat
hareketlerinin oluşumu için ciddi ve samimi bir çaba harcamıştır. Buna karşılık devletin özellikle genç sanatçılardan beklentileri Cumhuriyet'in ileriye dönük yüzünü temsil edecek çağdaş bir sanat anlayışını geliştirirken; geçmiş, gelenek ve halk gibi başlıca kültür unsurlarına dayanmaları ve yakın geçmişte yaşanmış olan İstiklal Savaşı'nı ve devrimleri konu edinmeleridir. Dönemin Maarif Vekili Mustafa Necati'nin 12 Mayıs 1927 tarihli Meclis oturumunda Bakanlık bütçesi görüşülürken söyledikleri bu beklentinin bir ifadesidir: "Bir yandan bizim gibi devrim geçiren ulusların ülküsü, ülküleri sanat yapıtlarıyla saptanır. Yine o yolla gelecek kuşaklara aktarılır. Öte yandan birçok el sanatları, güzel sanatlardan yararlanarak birleşebilir." [1] Devletin, yukarıda değinilen beklentiler doğrultusunda yurt dışında eğitime gönderdiği Cumhuriyet'in ilk kuşak sanatçıları, 1920'lerin sonları ve 1930'ların başında Paris, Berlin, Münih gibi modern sanat merkezlerinde bulunmuşlar ve Lhote, Leger, Hoffman gibi usta ressamların atölyelerine devam etmişlerdir. Bu atölyelerde fovizm, kübizm ya da dışavurumculuk gibi yüzyılın başında etkili olmuş modern sanat akımlarından yola çıkan yeni biçim arayışlarına dayalı bir eğitim verilmektedir. Genç sanatçılar, bu sanat merkezlerinde ayrıca, müzelerdeki zengin sanat birikimini, güncel sergileri, sanat yayınlarını izlemişler, farklı yaşam biçimleriyle tanışmışlardır. Yurda döndüklerinde yoğun bir şekilde etkisi altında bulundukları bu tanıklıkları, sanat alanında uygulamaya geçirmek heyecanı ile hareket eden genç sanatçılar, Cumhuriyet Türkiye'sinin çağdaşlaşma hedefinin karşılığı olan yeni ve modern biçim anlayışını resim sanatına getirmişlerdir. Ancak çoğu zaman ülkelerinin kültürel iklimini bütün zenginliğiyle yansıtmaktan ve yorumlamaktan uzak bir çizgide kalmışlardır. Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği ile d Grubu gibi sanatçı birlik ve gruplarının çatısı altında birleşen Cumhuriyet'in ilk kuşak sanatçıları Türk resmine batı kaynaklı modern sanat akımlarını sokmuşlar bununla birlikte Cumhuriyet hükümetinin kültür politikaları doğrultusundaki içerik beklentilerine büyük ölçüde yanıt verememişler, daha çok biçim kaygısını ön planda tutmuşlardır. Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği ile d Grubu çevresinde toplanan sanatçılara en açık eleştiriler yine kendi kuşaklarının sanatçılarından gelmiştir ve bu eleştiriler Elif Naci'nin Türk resmi Alplerin ötesinde değil Torosların eteklerinde doğacaktır sözüyle sloganlaşmıştır. Elif Naci, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği'nin Şubat 1931'de düzenlediği dördüncü sergi üzerine kaleme aldığı eleştiri yazısında şu ifadelere yer vermiştir: "Resmin eskisi yenisi, klasiği moderni olmaz. San'at, daima ve her devirde birdir. Elverir ki mahalli olsun, elverir ki samimi olsun. Bizim müstakil arkadaşların bu sergide teşhir ettikleri resimler Fransızca, Almanca, İtalyanca konuşuyorlar. Vatandaş Türkçe konuşalım." [2] Kendi kuşağının ressamlarına başlangıçta bu eleştirileri getiren Elif Naci, daha sonra d Grubu'nun içinde yer almış ve Türk resim sanatının birlikler ve gruplar etrafında geliştiği bu yılların sanat ortamının içinde o da bulunmuştur. Cumhuriyet'in ilk yıllarında bu sanat ortamının içinde birlik ve gruplar ve bunların temsil ettiği sanat anlayışı dışında bağımsız bir kimlik ortaya koyabilen az sayıda genç sanatçıdan biri Malik Aksel'dir. Malik Aksel, kuşağının kalıplaşmış biçim yaklaşımlarından farklı kendine özgü bir biçim anlayışı geliştirebilmesiyle ve kuşağının pek çok sanatçısının aksine devletin kültür politikasıyla 'kendiliğinden' paralellik gösteren bir içerik ortaya koymasıyla dikkat çekmektedir. Aksel'in Cumhuriyet'in ilk yıllarında etkili olan sanatçı birliklerinden uzak olması, onun kendi kuşağıyla yaklaşım farklılıkları göstermesinden kaynaklanmış olmalıdır. Cumhuriyet'in ilk yıllarını değerlendirirken; "Ankara'da Cumhuriyet'in ilanından önce ve sonra iki akım her alanda karşı karşıya geliyordu. Kendimize dönme, Batı'ya yönelme" [3] diyen Malik Aksel, başka bir yazısında; "O devrin tabiriyle (kübizm) sanatı bizden olanların canına ot tıkadı, sade ressamlar değil genç mimarlar da herşeyi köşeli görmeye başladılar"[3] eleştirisini getirmekte ve Müstekiller ile d Grubu çevresinde yoğunlaşan modernist tutumları hedef almaktadır:
malik aksel.JPG


Mehmet ÜSTÜNIPEK
Sanat Yönetimi Bölümü, Istanbul Kültür Üniversitesi, 34156, Ataköy / IstanbuL.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 19.pdf (835,6 KB (Kilobyte), 6x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
'öteki'nin, aksel, cumhuriyet'in, malik, olmak, ressamı, ılk, yıllarında

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 18:08 .