Eski uygarlıkların yazılı olan tarihlerini gözden geçirirken karşımıza hep krallar,imparatorlar,rahipler,düşünürler,sanatkarl ar ve kentliler çıkar.Onların yazdıklarını okur,yaptıkları eserleri inceler ve bize ulaşan etkinliklerini değerlendiririz.Oysa eski uygarlıkların nüfusunun büyük bir çoğunluğunu köylü ve çiftçiler oluşturuyordu.Bu insanların yaşamları siyasal gelişmelerden çok az etkilenirdi.Ama yarattıkları ekonomik ürünlerle tarım dışında faaliyet gösteren uzmanların çalışmalarını sağlıyorlardı.
Devletin köylülere sağladığı olanaklar sulama,sellerin kontrol sistemleri,düşmanlara karşı koruma ve kıtlık durumunda yardım gibi alanları kapsıyordu.Buna karşılık köylüler,topraklarının ve emeklerinin büyük bir bölümünü diğer sınıfları beslemek için kullanmak zorundaydılar.Üstelik askerlik yapma yükümlülükleri de vardı.
*
Eski uygarlıklar döneminde köylülerin yaşam biçimleri,gelir dağılımdaki ekonomik düzeyleri ve yaptıkları işler bakımından,kendilerinden önceki tarımsal kabile üyelerinden pek farkı yoktu.Sadece toplumda bir sınıf olarak yer alıyorlardı.Tarımsal kabile konumundan köylü sınıfının oluşması,devlet dediğimiz kurum sayesindedir.O dönemler için yeni bir yönetim biçimi olan devlet,köylüye tarlasını sürmek için saban,toprakları için sulama olanakları ve üretimde bulunmaları için tarla sağlamıştı.Böylece köylüler daha disiplin gerektiren daha ileri bir tarımsal sistem içinde çalışıyorlardı.Bu durumda kabile üyelerinden farklı olarak pazarda satmak üzere bazı ürünler yetiştirebiliyorlardı.Sattığı ürünler karşılığında kendisinin üretemediği malları ve uzmanlaşmış hizmetleri satın alıyorlardı.Diğer taraftan devletin memurları ve din adamları köylere gittikçe köylü,kendi topluluğundan daha geniş bir sosyo-ekonomik sistemle ilişkiye giriyordu.Ayrıca kentlerde ortaya çıkan bilgi ve kültürden yararlanma şansları da vardı.Kendilerinden önceki kabile toplumundan farkları bu kadardı.
*
Yapılan her türlü sosyolojik araştırmalar, köylülerin yaşamlarını geliştirecek nesne ve düşünce unsurları ile ilgilenmeye gerek duymadıklarını ortaya çıkarmaktadır.Kentlerde bulunan vasıfsız kişiler gibi köylüler de siyasi faaliyet alanında kısırdılar.Bu nedenle her türlü politik mücadelede kolayca saf dışı kaldılar.
Daha sonra yeni bir insan tipi olan ‘yurttaş’ sadece kentlerde ortaya çıkınca da köylüler bu konuma uzak kaldılar.Yurttaşlar devlet karşısında yasalara dayalı hak ve yetkileri olan insanlardı.Eski yasaların daha çok devleti korumaya yönelik hükümleri zamanla yurttaşı korumaya doğru oldu.Bütün bunlardan köylülerin yararlanması genellikle gecikmeli bir seyir izlemiştir.
KAYNAK:
The Joy of Knowledge Encyclopaedia









Normal
