|
#1
|
|
15.12.07, 22:55
Aile - toplumun temel hücresi - minyatür bir toplum - değişmekte olan bir kurum | Çağdaş eleştiri - edebiyat, sanat, sorunlar ve kuramlar dergisi | Kominizmin getirdiği belalar | DTP'nin Meclis'e Getirdiği Öneri | Sorunlar ve Çözümleri... | Aile denince genellikle aynı evde oturan anne, baba ve evlenmemiş çocuklar akla gelir. Oysa ailenin tanımı bundan daha geniştir. "Aile" sözcüğü günlük dilde çok değişik grupları tanımlamak için kullanılır. Örneğin "Hasan iyi bir aile reisidir" dendiğinde, Hasan'ın sorumlu bir baba ve koca olduğu anlaşılır. Oysa birisi "Benim ailem Adana' dan gelmiş" dediği zaman annesiyle babasının, hatta belki de dedelerinin Adana'da yaşamış olduğunu söylemek istiyordur. Bir başkası "Bu bir aile toplantısıdır" dediğinde, o toplantıda yalnızca akrabaların, sözgelimi amcaların, dayıların, teyzelerin, halaların, yeğenlerin ve evlilik bağıyla aileye katılmış kişilerin bulunacağı anlaşılır. Sözcüğün yüklendiği bu anlamlarda bile "aile" kavramı her zaman evliliğe ya da ortak atalara dayalı ilişkileri kapsar. |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Çağdaş toplumlarda, yeni evlenen çiftler genellikle baba evinden ayrılarak kendilerine yeni bir ev kurarlar. Oysa bundan yüz, iki yüz yıl önce yeni evlilerin damadın ya da gelinin ailesiyle birlikte oturması köklü bir gelenekti. Böylece anne, baba, kızlar, damatlar, oğullar, gelinler ve torunların aynı çatı altında yaşadığı geniş aileler oluşuyordu. Tarıma dayalı geleneksel yapısını koruyan birçok toplumda bu gelenek bugün de sürmektedir. Bu toplumlarda, ailedeki çocuklardan biri, genellikle de en büyük oğul evlendiği zaman baba evinden ayrılmaz ve çiftliğin sorumluluğunu babasından devralır. Böylece, öbür çocuklar evlenerek aileden uzaklaşsalar bile çiftlik işlerinde babaya, ev işlerinde anneye yardımcı olacak bir oğul ve gelin her zaman ailenin yanında kalmış olur. Üstelik ailenin ortak malı olan toprağın el birliğiyle işlenmesi hem bedava işgücü sağlar, hem de aile bireylerini başka bir geçim kaynağı arama zorunluluğundan kurtarır. Bu tür geniş ailelerde evli çocuklar ve onların eşleri genellikle büyük ana babanın otoritesi altındadır ve aile içinde alınacak kararlarda son sözü çoğu kez yaşlı baba söyler. Bütün ailenin bakım ve ilgisiyle büyüyen çocukların yetiştirilmesinde de genellikle büyükannenin sözü geçer. Sanayileşmiş çağdaş toplumlarda, özellikle kentlerde geniş aileler yerini giderek çekirdek aileler'e bırakmıştır. Çekirdek aile anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan en küçük toplumsal birimdir. Yalnız birey sayısıyla değil yapısıyla da geniş aileden çok farklı olan çekirdek ailelerin doğuşu, kentlerdeki yaşam ve üretim koşullarına bağlanabilir. Kırsal kesimde çoğu kez bütün bireylerin birlikte çalışıp birlikte ürettikleri ekonomik bir birim olan aile kentlerde bu özelliğini yitirir. Üretimin aile dışında yapılması, aile bireylerinin ev dışında çalışarak bağımsızlaşmasını sağlar. Geniş ailedeki katı alt-üst ilişkileri de çekirdek ailede eşitlikçi ilişkilere dönüşür. Çocukların bilgi ve beceri edinmelerini, toplumla bütünleşmelerini sağlama işlevini üstlenen aile bireyin geleceğinin güvencesi olmaktan çıkar. Meslek bilgilerinin genellikle aile büyüklerinden öğrenildiği eski dönemlere ve tarımsal kesime oranla, kentlerde çocuklar toplumsal yaşama daha ileri yaşlarda katılır. Sanayileşme öncesi yüzyıllarda çocuğun eğitim süresi daha kısa, işe başlama yaşı daha küçüktü. Oysa çağdaş uygarlık düzeyinin nitelikli işgücünü zorunlu kılması çocuğun eğitim dönemini uzatmıştır. Bu nedenle çocuklar, geçimlerini sağlayabilecek yaşa gelinceye kadar aileleriyle birlikte yaşar ve evlendiklerinde başka bir eve yerleşerek yeni çekirdek aileler oluştururlar. |
|
#3
| ||||
| ||||
| Birçok toplumda ailenin temeli evlilikle atılır. Hemen hemen bütün ülkelerde ailenin kurulması ve aile birliğinin bozulması gelenek ve törelere bırakılmayıp yasalarla düzenlenmiştir. Bugün birçok ülkede evlilikler tekeşlidir. Evlilik bağı yalnızca bir erkek ile bir kadm arasında kurulabilir. Oysa bazı ülkelerde bir erkek birden çok kadınla evlenebilir. Poligami denen bu evlilikte, aynı evin içinde her kadının kendi çocuklarıyla birlikte oturduğu ayrı birimler oluşur. Bu gelenek bazı Asya ve Afrika ülkelerinde, özellikle zenginler arasında yaygındır. Buna karşılık bazı toplumlarda, örneğin Hindistan'daki Todalar ve Nayarlar arasında kadınların birden çok erkekle evlenmesi olağandır. Buna poliandri denir. Eski Türk toplumları aile kurumuna büyük önem vermiştir. Tekeşli evlilik temeline dayanan ailelerde kadın ile erkek arasında eşitlik gözetilirdi. Türkler'in İslam dinini benimsemesinden sonra, ailenin yapısı da bu dinin kurallarına göre yeniden biçimlendi. Bu aile yapısında erkeğe mutlak bir egemenlik tanındı ve dört kadınla evlenebilme hakkı verildi. Bu gelenek Cumhuriyet yönetimiyle sona ermiş ve 1926'da kabul edilen Medeni Kanun, tekeşli evliliğe dayanan aile yapısını yasallaştırmıştır. Türkiye'nin kırsal kesimlerinde geleneksel geniş aile tipi yaygındır. Bununla birlikte, son 30 yıldır özellikle içgöçler ve kentleşme nedeniyle geniş aileler parçalanarak yerlerini çekirdek ailelere bırakmaktadır. |
|
#4
| ||||
| ||||
| Çağdaş toplumun getirdiği sorunlar çoğu kez aile yaşamında gerilimlere yol açmaktadır. Ana babaların çocuklarına sevgiyle yaklaşırken disiplini de eksik etmemeleri, beslenme, sağlık ve eğitim gibi bütün temel gereksinimlerini karşılamaları ve onlara her yönden destek olmaları bekleniyor. Ne var ki, hem evde, hem iş yaşamında birçok sorunu göğüslemek zorunda kalan ana babalar için bunca sorumluluk bazen ağır bir yüke dönüşebiliyor. İnsanları bu yükün yarattığı aşın gerginlikten kurtarmak amacıyla, zaman zaman bazı toplumlarda geleneksel aile biçimi yerine yeni seçenekler arandı. Ama, çocuk yetiştirme sorumluluğunu devletin üstlenmesi ya da çekirdek aileler yerine toplu yaşamı seçerek çocukların elbirliğiyle büyütülmesi gibi denemeler umulduğu gibi başarılı olamadı. İnsanlar, ortak bir amaç çevresinde sevgi bağıyla kurulmuş aile ve evlilik kurumundan bütün güçlüklerine karşın kolayca vazgeçmediler. Çağdaş insanın seçimi de aile bağlarını korumak ve çocuklarını kendi eliyle yetiştirmek oldu. Ne var ki, gelişmiş ülkelerde boşanma oranının giderek artması, çağdaş ailenin de başarılı olmadığı görüşünü yaygmlaştırıyor. Dünyanın birçok yerinde, ana babalarının ayrılmasından etkilenen çocukların sayısı sürekli artmaktadır. Boşanma sonucunda çocukların bakımı anneye ya da babaya bırakıldığı için son yıllarda anne-çocuk ya da baba-çocuktan oluşan yeni bir aile tipi ortaya çıkmıştır. Bu beraberlik, boşanma anından başlayıp çocuğa bakan annenin ya da babanın yeniden evlenmesine kadar sürecek olan bir ilişkidir. Boşanmanın insanları evlenmekten caydırmadığı da bir gerçektir. Boşananların çoğu, genellikle kendileri gibi boşanmış kişilerle yeniden evlenmeyi seçiyorlar. Ama, kadının ve erkeğin ilk evliliklerinden olan çocuklarına, ikinci evlilikten "yeni" çocukların eklenmesiyle aile içi ilişkiler iyiden iyiye karmaşıklaşmaktadır. kaynak 1 1.cilt / s.95-97 Konu lolipop tarafından (16.12.07 saat 22:59 ) değiştirilmiştir.. |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| aile, antropoloji |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|