iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:20 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Arkeoloji » Arkelojik yöntemler » Arkeoloji teknikleri-yapıtların yerini belirleme,yaş belirleme,yapıtların analizi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.06.08, 22:07
Standart Arkeoloji teknikleri-yapıtların yerini belirleme,yaş belirleme,yapıtların analizi

18.06.08, 22:07




Arkeoloji (kazıbilim) alanında bilimsel bir devrim yaşanmaktadır. Eski arkeologlar, kazı yapmak, eski yapıtları ve el sanatı ürünlerini ortaya çıkarmak ve bunların yaşını belirlemekte kullanılacak bir kronoloji ve zaman cetveli hazırlamak gibi işlemlerle yetinirlerdi. Günümüzde de önemini sürdürmekte olan bu işlemler, artık çeşitli bilim dallarından alınan yeni teknik ve aygıtlarla desteklenmektedir.
Bilimsel tarih belirleme yöntemleriyle güvenilir bir kronoloji elde edilebilir. Eski sanat ve teknoloji araştırmalarında yapıtların birleşimi incelenerek, bunların yapımında kullanılan hammaddelerin kaynağı ortaya çıkarılır. Zooloji ve botanikten ise, atalarımızın çevresi konusunda bilgi edinmek,.onların bitki ve hayvanlardan nasıl yararlandıklarını anlatmakta yararlanılır. Yer altındaki tarihsel yapıtların yerini belirlemekte kullanılan bilimsel yöntemler, fotoğraf tekniğindeki gelişmeler ve bilgisayarlarda depolanan bilgiler, arkeoloji çalışmalarını hızlandırmaktadır.

Tarihi yapıtların yerinin belirlenmesi: HAVA FOTOĞRAFÇILIĞi ile birçok kazı bölgesi belirlenmiştir. Sürülmüş toprak üzerinde alçaktan seçilemeyen izler, güneş ışınları düşük bir açıyla geldiği zaman, küçük çıkıntı ve çukurların bıraktıkları uzun gölgelerden dolayı kolayca farkedilebilir. Bazı kalıntılar da yerden kesinlikle görülememelerine karşın, iklim ve bitki örtüsü elverdiği zaman, bitki izleri yoluyla havadan seçilebilirler. Yere gömülü kanal ve hendekleri dolduran toprak, nemi emer ve üzerinde yetişen bitkiler daha uzun, daha yeşil olur. Buna karşılık yol ve duvarlar, suyu içinden hemen geçiren verimsiz bir toprak-altı tabakası oluşturduklarından, burada bitkiler cansız olur. Kalıntıları ortaya çıkarmak için kazı yapılırken, toprak bunlarla ilgili maddelerin rengini alabilir. Böylece kalıntı,bir renk iziyle de kendini belli eder.
Kazıdan, önce,alıntıların belirli yerlerini toprağın üzerinden işaretlemek gerekir. Bu amaçla birçok özel aygıt geliştirilmiştir. Toprağın elektrik akımına gösterdiği DİRENÇ ölçülür. İçinde çözülmüş mineraller bulunan su, elektriği daha iyi ilettiğinden suyu iyi geçiren tabakalar, az geçiren tabakalardan daha büyük direnç gösterirler. Toprak altındaki kalıntılar farklı oranlarda su içerdiklerinden, elektriksel direnç-lerinin de farklılık göstermesi yoluyla bulunabilirler. Direnç ölçmek için yere, bir doğru boyunca eşit aralıklarla dört demir çubuk saplanır. Dıştaki çubuklardan alternatif akım verilir, içteki çubuklara bağlanan bir voltmetre ile de direnç ölçülür. Sonra çubuklar ilkine paralel başka bir doğru boyunca dizilip böylece bütün arazi taranarak, direnç değişiklikleri kaydedilir. Araştırmayı oldukça hızlandıran bir başka yöntem de, ölçü aygıtını, ayakları demir çubuklardan oluşan bir masa Üzerine monte etmektir. Ayakların ikisinden akım geçirilir, ikisiyle de direnç ölçülür.
Mıknatıslanmadaki çok küçük değişmeleri ölçmek için geliştirilen proton MAGNETOMETRE'si gibi aygıtlar, elektrik direkleri ve yeraltındaki kaya tabakaları yüzünden magnetik alanın bozulmadığı bölgelerde, yeraltı kalıntılarının kolayca bulunmasını sağlar. Toprağın ve kayaların içinde bulunan küçük demir oksit taneciklerinin zayıf birer magnetik alanı vardır. Bu alanların yönleri farklıdır ve sonunda birbirlerini yok ederler. Ancak bu tanecikleri içeren ortam 700CC' a kadar ısıtılırsa, tanecikler mıknatıslanma özelliklerini yitirir ve yeniden soğutulduğunda tümü birden dünyanın magnetik alanı doğrultusunu alarak yeniden mıknatıslanırlar. Bu durumda taneciklerin alanları birbirini güçlendireceğinden, ortamın magnetik alanının şiddeti artar. Bu yüzden eskiden tabanı ısıtılmış olan ,ocak ve fırınlar, kuvvetli magnetik alanları nedeniyle kolayca bulunabilirler. Toprağın içindeki demir oksit tanecikleri, ısıtılmadan da bir ölçüde dünyanın magnetik alanının yönünü aldıkları ve yanma işlemi sonunda demir oksit daha kuvvetli mıknatıs türlerine dönüştüğü için, toprakla dolu çukur ve hendeklerin magnetik alanı da, yerin alanından biraz daha şiddetli olur.
METAL BULUCULARI', arkeoloji alanında sanıldığı kadar Önemli rol oynamaz. Gereken biçimde yürütülen kazılarda metal kalıntılar da, sırası geldikçe çıkarılır. Bunlan bulundukları yerden çıkarma a-macıyla küçük delikler delmek, yapıtlara zarar verebilir.
Yaş belirleme yöntemleri: Radyoaktif 'karbon'la yaş belirleme yönteminin gelişmesi, arkeoloji kronolojisini büyük ölçüde etkiledi. Atmosferin üst tabakalarında kozmik ışınların havadaki azot ile etkileşmeleri sonunda, az sayıda karbon 14 tZOTOP'u oluşur. Yeni oluşan bu izotoplar, karbon dioksit gazına katılarak atmosferin her yanına yayılır ve bitkilerle yiyeceklerden hayvanlara geçerler. Bu yolla atmosferden gelen az sayıda karbon 14 atomu,tüm canlı organizmalarda bulunur. Canlı ölünce, sözkonusu atomlar artık yenilenmez ve kararsız radyoaktif izotopların azota dönüşmesiyle, bedende bulunan karbon 14 miktan değişmezi bir hızla 'azalmaya başlar. Bu yüzden bir tahta ya da kemikteki karbon 14 miktarı, bu örneğin yaşına bağlıdır.
İzotoplar, bağlı oldukları atomlardan kimyasal bakımdan farklı olmadıklanndan, karbon 14'ü öteki karbon atomlarından ayırmak çok zordur. Ancak, alınan örneğin içindeki karbon 14 miktarı, bu örneğin radyoaktifliğini ölçme yoluyla bulunabilir. Bunu yapmak için,çoğunlukla madde, metan (CH4) gibi bir gaza dönüştürülür, atmosferdeki ışımalardan kalın bir kurşun tabakasıyla korunan duyarlı bir GEÎGER SAYACI ile de RADYOAKTİFLİK'i ölçülür. Bir başka yöntem de, örneği sıvı benzene (C6H6i) dönüştürdükten sonra bir başka tür TANECİK BULUCUSU olan sentilasyon sayacında Ölçmektir. Yapılan ölçüden örneğin yaşım hesaplamak için, örneğin günümüzdeki radyoaktifliğini, başlangıçtaki radyoaktiflik miktarını ye karbon 14'Ün bozunma değişmezini (yarı-ömür) bilmek gerekir.
Yöntemin ilk geliştiği günlerde örneklerin başlangıç radyoaktifliği hesaplanırken, atmosferde ve dola-yısıyle canlılardaki karbon 14 miktarının birkaç bin yıl boyunca değişmediği varsayıhrdı. Ancak,' son yıllarda ağaçlardaki karbon 14 miktarının ölçülmesinden, bu varsayımın doğru olmadığı görülmüştür. Ağaçlar büyürken, her yıl çevrelerine yeni bir halka eklenir. Verimli yıllarda bu halka geniş, kurak yıllarda ise dar olur. Halkalar hemen hemen tüm ağaç cinslerinde kolayca gözlenir. Ömürleri aynı yılları kapsıyan iki ağaçta, aynı halka dizisinin gözlenmesi gerekir. Bu tür karşılaştırmalarla ağaç örnekleri, uzun yıllan kapsayacak biçimde sıralanabilir. Bunlardan herhangi birindeki bir tek halkanın yaşı bilinse, öteki bütün halkaların da kaç yıllık oldukları açığa çıkar. Amerika'da uzun ömürlü bir çam ağacı türünden yola çıkarak son 7 000 yılı kapsayan bir halka serisi düzenlemek mümkün olmuştur. Bu seride her halkanın karbon 14 miktarının ayrı ayrı İncelenmesi sonunda, dünya atmosferindeki karbon 14 miktarının (hesaplarda ciddi yanlışlıklara yol açabilecek) önemli değişmeler gösterdiği anlaşılmıştır. Örneğin, radyoaktif karbon miktarının incelenmesi kuzeybatı Avrupa'da tarımın İ.Ö. 3 000 yıllarında başladığını gösterirken, çam ağaçları üzerinde yapılan incelemeler, bu ağaçların 500 yıl daha genç oldukları sonucunu vermektedir.
Dendokronoloji adı verilen, ağaç gövdelerinde-ki halkalardan yaş belirleme yöntemi, yaygın olarak kullanılan çok değerli bir yöntemdir. Ortaçağdan kalma Novgorod adlı Rus kentinde yapılan kazılarda, nemli iklim nedeniyle iyi korunmuş tahta yollar ve yapılar bulunmuş, bunların yaşlarını belirlemek için de aynı yönteme başvurulmuştur. Çeşitli ağaçlardaki halka genişlikleri karşılaştırılırken, kentin tüm yaşamını kapsayan halka dizisine raslanmış ve hangi tarihte yapıldıkları bilinen kiliselerin direklerinden alınan örneklerden kesin tarihler saptanmıştır. Bu direklerin en dışındaki halka, kilisenin yapıldığı yıldan önceki yıla ait olacağına göre, Öteki halkaların dizilişleri kolayca saptanmış ve kentteki her tahta kalıntının İlk yapıldığı yıl bulunmuştur.
İlk kez 1968'de Oxford'da sergilenen termolüminesans yöntemi le, çanak çömlek gibi fınnlanmış maddelerin yaşını belirlemekte kullanılır. Billurlardan oluşan her cins ortamda bulunan İzotopların yayınladıkları radyoaktif ışınlar, maddenin atomlarına çarparak onları yerlerinden kopartırlar. Bu taneciklerden bazılan billur yapısındaki düzensizliklere takılır ve zamanla,takılan bu elektronların sayısı artar.
Billur ısıtıldığı zaman,elektronlar serbest hale geçer ve ışık biçiminde enerji verirler.Çıkan ışığın şiddeti, billurun yapıldığı (ya da maddenin pişirildiği) günden bu yana ne kadar zaman geçtiğine bağlıdır. Çünkü ısıtma işlemi, jeolojik birikmeyi ve dolayısıyle bıuıdan doğan ışığı ortadan kaldınr. Hemen bütün çömleklerin içinde bulunan kuvars tanecikleri, yaş belirlenmesinde çok kullanılır. Termolümlnesans, çabukluğu ve hemen hemen hiç yanılgıya yolaçmaması nedeniyle, tarihsel eşyayı sahtelerinden ayırmada çok kullanılan değerli bir yöntemdir.

Çevre: Arkeolojik sitlerdeki biyolojik kalıntıların incelenmesi için karmaşık aygıtlar gerekmez. Topraktan alınan Örnek, yüzdürme, makinası adı verilen bir aygıta konularak su içinde çalkalanır. Küçük tohumlar, kömürleşmiş parçacıklar, kemikler, böcek ve solucan kalıntıları yüzeye çıkar. Bunların incelenmesi o dönemdeki beslenme, bitki Örtüsü ve bazen de iklim konusunda ipuçları sağlar.
Çiçek tozları son derece dayanıklıdır. Göl kenarlarındaki çamurlarda, fundalık topraklarında ve özellikle yosunlu bataklıklarda bozulmadan kalır. Bu ortamlar bitki örtüsünün, dolayısıyla iklimin ve bataklık oluşurken o bölgede görülen değişikliklerin tümünü kapsayan bir çiçek tozu dizisini içerir. Çiçek tozları, öteki organik madde ve mineralleri kuvvetli asitlerle eritmek yoluyla özütlenir. Asit, çiçek tozlarını etkilemediğinden toplanıp mikroskopta incelenebilirler.
Toprağın cinsi de geçmişteki iklim ve bitki örtüsü konusunda bilgi verebilir. Parklı bölgelerde, ayırt edici özellikleri olan toprak türleri görülebilir. Başlıca Özellikler yerinde incelendikten sonra laboratuvarlarda yapılan kimyasal ve mineralojik araştırmalarla, toprağın bileşimine ilişkin bilgi elde edilir.

Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Arkeoloji » Arkelojik yöntemler »

kaynak 4
1.cilt / s.92-97
__________________

#sadece remşit#

Konu remşit tarafından (18.06.08 saat 22:10 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
tanecik bulucusu, sentilasyon sayaci, radyoaktiflik, geger sayaci, direnc olculur, dendokronoloji, termoluminesans

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz