iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:43 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Hukuk » Hukuk Terimleri » A dan Z ye Hukuk Sözlüğü - Harf sırasına Göre

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.11.07, 01:00
Standart A dan Z ye Hukuk Sözlüğü - Harf sırasına Göre

09.11.07, 01:00




A

Abes:Akla ve gerçeğe aykırı; gereksiz; yersiz; boş şey; saçma; anlamsız

Abesle iştigal etmek:Boş şeylerle uğraşmak

abideler ve asar-ı atika:
anıt ve abideler


Abluka:bir devletin dışarı ile olan ilişkilerini zor kullanarak kesmek

Acar:Atılgan; gözü pek; yiğit; kabadayı; yılmaz; kabına sığmaz; güçlü; becerikli

Acele itiraz:verilen kararın tefhim yada tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde ( genellikle bir hafta ) yapılması gereken, kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür. itiraz üzerine kararı veren makam değil itiraz mercii bir karar verir.

Acenta:ticari mümessil ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akidlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı mesle

Açık artırma:bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış biçimi

Açık çek:Üzerine para miktarı yazılmamış çek, mecazi: sonsuz güven

Acir:kiraya veren kimse

Aciz:Birinin borcunu vaktinde ödeyememesi durumu

Âciz:Gücü bir işe yetmez olan; güçsüz; beceriksiz; kabiliyetsiz; zayıf

Aciz vesikası:alacaklı alacağının tamamını alamamışsa kalan miktar için kendisine verilen vesika

Ada:çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunan, çeşitli parselleri kapsayan arsa parçası

Adab:Âdab; Töre; edepler; terbiyeler; utanmalar; yol yordam; yol yöntem

Adad:Adâd; Adetler; sayılar; adem yokluk; hiçlik; ölüm
Adalet:haklılık; hakka uygunluk

Adalet divanı:Devletler arasındaki birtakım hukuk anlaşmazlıklarına bakan ve merkezi La Haye'de bulunan uluslararası mahkeme

Adalet örgütü:Adliye teşkilatı.

Adalet sarayı: Mahkemelerin bulunduğu büyük yapı
Adem:Yokluk; hiçlik; ölüm ,

Adem-i ifa:Adem-i ifâ - Yapmamak; bir görevi yerine getirmemek; bir borcu zamanında ödememek

Adem-i iştirak:katılmamak

Adem-i selahiyet:yetkisizlik

Adem-i: vüsuk gercek olmamak

Ademimerkeziyet:Yerinden yönetim

Adi kira:kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme

Adi şirket:iki veya daha çok kimsenin, ortak bir amaca ulaşmak için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile kurulan ortaklık

Adi suçlu:Basit suçları işleyen kimse

Adli:adaletle ilgili

Adli kaza:Adlî kaza - Cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı

Adli müzaharet:Adli yardım

Adli sicil:Bir kimsenin mahkumiyetinin olup olmadığının anlaşılması için konulmuş olan kayıt yöntemi.

Adli tatil:Her yıl 1 Ağustos ile 5 Eylül tarihleri arasında, kanunda yazılı durumların dışında, hiçbir adli işlemin yapılmadığı süre

Adli tıp:Tıbbın adalete yardım eden kolu

Adli zabıta:Bir suç sonrası sanığı ve suç delillerini adli yetkililere sunan kolluk kuvveti

Afaki:Afakî - Belli bir konu üzerinde olmayan (konuşma); dereden tepeden söz; objektif; nesnel; yabancı

Afet:Doğanın sebep olduğu yıkım; kıran; çok kötü; büyük felaket; belâ; çok güzel insan

Ağır ceza:Beş yıldan yukarı olan hapis cezaları

Ağır hapis cezası: Yirmi yıl ve üstü veya ömür boyu hapis cezası

Ağır kusur: dikkatsizlikten ve özensizlikten dolayı işlenen büyük hata

Ağlep: Kuvvetli; büyük

Ahar: Başkası; yabancı; üçüncü kişi

Ahde vefa: Söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık

Ahir: Âhir - Son; sondaki; en son; en sondaki

Ahiren: Âhiren - Sonradan

Ahit: Söz verme

Ahkam: hükümler

Ahkamı huzuriyye: hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri

Ahkamı mahsusa: özel hükümler

Ahkamı müteferia: ahkâmı müteferia - ayrıntılı hükümler

Ahkamı mütehalife : ahkâmı mütehalife - aykırı değişik hükümler

Ahval: ahvâl - durumlar; haller; vaziyetler

Ahz : almak

Aidiyet : âidiyet - ait olma durumu; ilişkinlik

Aile hukuku : Aile ilişkilerini düzeneleyen hukuk kurallarıdır

Aile hukuku : Aileyi oluşturan kişilerin karşılıklı hak ve görevlerini düzenleyen hukuk dalı

Aile şirketi : bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık

Aile yurdu: bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri

Akar: taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler

Akaratı mevkufe: akarâtı mevkufe - vakfedilmiş, gelir getiren mallar

Akdetmek: sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak

Akd-i mebhusünanh: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

Akd-i mezbur: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme

Akd-i muvazaa: karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme

Akd-i sahih: geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme

Akideyn: âkideyn - her akitte akdi yapan iki taraf

Akidin: âkidîn - sözleşenler; sözleşme yapanlar

Akit: âkit - bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan

Akit vaadi: ön sözleşme

Alahilaf'ül-kanun: alâhilâf'ül-kanun - kanun hilafına; yasaya aykırı olarak

Alakadar: alâkadar - ilgili; ilişkili

Alat : alât - aletler; araçlar

Aledderecat : sırasıyla; derecesine göre

Alelhesap: hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere; doğan kârdan bir bölümünün ileride tamamı üzerinde hesaplaşılmak üzere önceden ödenmesi

Ale-l-ıtlak: genel olarak; rasgele; bir sınır ile bağlı olmayarak

Ale-l-umum: ale-l-umûm - genel olarak; umumi bir biçimde; bütün

Alelusul: usulüne uygun; üstün körü

Aleniyet: açıklık; kamuya açık olunması

Alettakrib: takriben; yaklaşık olarak

âm ve şamil: genel; herkese ait; geniş kapsamlı

Amade : bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış

Amel: iş; edim; fiil

Amele :işçi; emekçi, ırgat

Ameli: amelî - işe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı

Amenajman: doğal kaynakların işletilmesi, Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi

Amil: âmil - yapan; etken; etmen; sebep; faktör

Amir: âmir - emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten

Amm: âmm - genel; umumi; herkese ait

Amma: ammâ - ama; fakat; lakin; ancak; şu kadar; öyle ki

Amme: kamu

Amme hükmi şahsiyeti: âmme hükmî şahsiyeti - kamu tüzel kişiliği

Amme intizamı: kamu düzeni

Anagayrimenkul: Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın bütünü

Anayapı: Kat mülkiyetine konu olan taşınmazın esas yapı kısmı

Anayasa: Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi

Angaje: sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı

Ani edim: Bir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine getirilen edim

Anif'ül-beyan: ânif'ül-beyan - az önce beyan olunan, bildirilen

Anmuhakemetin: muhakeme yaparak; yargılama yoluyla

Antrepo: gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer; ardiye; ambar

Ara: âra - reyler; oylar

Ara kararı: Bir davanın bakılmasını kolaylaştırmak için yargıdan önce önlem niteliğinde verilen karar, duruşma kararı

Arama: Saklanan sanığın ve suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılan araştırma işlemi

Arama izni: Yasa dışı ilişkilerle ilgili olarak delil toplamak, zanlı veya suçlu kişileri yakalamak için mahkemece güvenlik güçlerine verilen resmi izin

Arama kararı: Arama yapılabilmesi için hakim tarafından verilmiş karar

Arazi mahlule: mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan arazi-i emiriyye

Arazi-i emiriyye: rakabesi beytülmâle ait olarak devlet tarafından kişilere dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi

Arazi-i haraciyye: haraca bağlı arazi

Arâzi-i memlûke: mülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf olunan yerler

Arazi-i metruke: halkın gereksinimi ve kullanımı için terk edilen arazi

Arazi-i mevat : hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk ve tahsis edilmemiş bulunan,yüksek sesli bir kimsenin sesi işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunan kıraç, taşlık gibi yerler

Arazi-i mevkufe: geliri belirli bir konuya tahsis olunan yer; vakıf olunmuş arazi

Arazi-i miriye : devlete ait arazi

Arâzi-i öşriye: ürününden onda bir Devlet payı alınan ve üzerinde her türlü mülkiyet tasarrufları bulunan arazi

âri : ...sız; boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz

Ariyet : ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi

Arîz ve amîk : genişlik ve derinliğine; enine boyuna; uzun uzadıya

Arsa: Belediye sınırları içinde, belediye tarafından parsellenerek üzerine inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası

Arsa payı: Kat mülkiyetinde arsanın, kanunda belirtilen esasa göre bağımsız bölümlere ayrılan ortak mülkiyet payı

Arz: sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)

Arzuhal:dilekçe , istidal

Asaleten atanma: Sürekli görev yapmak üzere bir göreve atanma

Asgari: asgarî - en az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük

Ashab-ı intikal: verasetin geçişinde hak sahipleri

Aşikar: aşikâr - belli; açık; apaçık; meydanda olan

Asri: asrî - zamana uygun; çağdaş; modern

Ateh: bunama; bunaklık

Ati : âtî - gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal

Atıf : yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme; ilişkili bulma

Avans : alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik

Avarız: avârız - kazalar; belalar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini kısan veya yok eden haller

Avdet: dönüş; geri gelme; dönme

Avukat: Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse

Ayn: para dışında, kazanılabilen bütün servet öğeleri

Ayni: aynî - mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili; herkese karşı ileri sürülebilen

Ayni haklar: üzerinde doğrudan doğruya mutlak egemenlik yetkisi veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar

Aza : âzâ - uzuvlar; üyeler; organlar

Azade : âzâde - serbest; hür; özgür

Azami : en çok; en büyük; en yüksek


Azil : Verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması

Azimet:gidiş; yola çıkma
__________________
Sen git milyonlarca sperm arasından birinci oL.
Yaşadığın hayata bak!

Güneşi batırana, ekmeği su ile buluşturana.
Bin yıldır bizi bu topraklarda aynı anda aynı sofrada buluşturana.
ŞÜKÜR



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 09.11.07, 01:03
huramiral - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: malesef istanbul
İletiler: 1.631
Ettiği Teşekkür: 360
538 tane iletisine 782 kere teşekkür edilmiş
huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.
  Send PM
Standart Cevap: A dan Z ye hukuk terimleri - Harf sırasına Göre

B

Bâ tapu : tapulu; tapu ile tasarruf olunan

bab: bâb - kapı

ba'dehû: daha sonra

ba'de'l-isticar: kira sözleşmesinden sonra

ba'de'l-istirdad: geri aldıktan sonra

ba'de'l-mevt : ölümden sonra; öldükten sonra

bâ'de'l-vefat :insan ölümünden sonra

bâdî olmak: sebep olmak

bağımsız bölüm: Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri

bağıt :akit , sözleşme , anlaşma

bâhir :bahir - belli; besbelli; açık; apaçık

bahri :denize ait

bahsetmek: bir konu üzerinde söz söylemek; konuşmak; sözünü etmek

bahşetmek :bağışlamak; sunmak; eriştirmek; vermek

Bâ-husus :Ba-husus - hele; özellikle; üstelik

baîd :baid - uzak; ırak

bâîs olmak: sebep olmak; göndermek; gerektirmek

baki :sürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran


bakiye :artan ; kalan

bâlâ :yukarı; yüksek; üst; yüce

baliğ :eren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin; son mertebeyi bulan

bâligân-mâbelâğ :baligan-mabelağ - ziyadesiyle; bol bol

Balotaj kurulu :Kurum ve kuruluşlarda yeni üyelerin alınmasına karar veren kurul

banknot :Devlet Bankası tarafından çıkartılan kağıt para

bariz :açık; göze çarpan; belirgin

basiret: doğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; seziş; uyanıklık; anlayış; kavrayış; dikkat; sağgörü

batıl :doğru ve haklı olmayan; çürük; bozuk; sakat; boş; hukuken geçersiz; dayanaksız; temelsiz; beyhude; hüküm ifade etmeyen

Batkı :İflas

bayi :bazı maddeleri satma izni olan kimse; satıcı; satış yeri

becâ :yerine; uygun; bedava; karşılıksız; parasız; emeksiz

bedâyî: bedayi - sermayeler; anamallar

bedel-i misil: emsaline uygun peşin para

beden :canlı varlıkların maddi bölümü; gövde; vücut; cisim; ten

bedialar: göze güzel görünen şeyler; estetik

bedihî :bedihi - açık olan; besbelli; apaçık; akla; kendiliğinden gelen

bediî :güzellik ölçülerine uyan; güzel; güzellik

beher :her biri

Bekleme süresi: Evliliği sona ermiş kadının yeniden evlenebilmesi için aradan geçmesi gereken süre - iddet müddeti (270 gün)


belagat :iyi konuşma; sözle inandırma yeteneği; söz sanatlarını inceleyen bilim dalı

beraat :aklanma

berât :berat - rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren ferman

beray :... amacıyla ; ... için

berayı tetkik :berâyı tetkik - inceleyerek

berhava :havaya gitmiş; kaybolmuş; uçurulmuş; yararsız; boş

berî-üz-zimme : zimmetten kurtulmuş; aklanmış

ber-mucib-i talep: talep mucibince; istem gibi

ber-vech :olduğu gibi; olarak

ber-vech-i bâlâ : yukarıda olduğu gibi

beşeri :beşerî - insanoğlu ile ilgili; insani; insana mensup

betekrar :tekraren; tekrarla

bey ü şira :almak ve satmak

beyanname : Bir makama veya kamuoyuna yapılan açıklama belgesi

bey'i :satım; satma; satış; satılma

bey'i bât: kesin satış

bey'i bi-l vefa :bey'i bi-l vefâ - kararlaştırılan süre içinde satılanı geri almak koşulu ile yapılan satış sözleşmesi

bey'i mukayaza :malı mal ile değiştirmek; trampa

bey-i sarf :parayı paraya satmak; para bozmak

beyn :ara


beyn'en-nas: beyn'en-nâs - halk arasında

beytülmal: maliye hazinesi

beyyine :bir olayın veya işlemin doğruluğunu ortaya koyabilmek için hakimi iknaya yönelik yöntem veya her türlü vasıta ; delil, şahit

beyyine külfeti :mahkemede bir beyan ve iddiayı kanıtlama yükümlülüğü, ispat külfeti

bidayet :bidâyet - başlama; başlangıç; yerel

bidayet mahkemesi :ilk mahkeme; davaları birinci derecede gören ve çözümleyen mercii

bi-eyyi-hâl :herhalde; mutlaka; elbette

bigüna :herhangi bir

bi-hakkın :hakkıyle; hakkı olarak, gerçekten; tamamiyle

bi-haseb-il verase :veraset nedeniyle; verasetten doğma

bi-hükm'ül-kanun : kanun hükmü gereğince; yasa kuralı ile

bila :... sız (olumsuzluk eki)

bila kayd ü şart: kayıtsız ve şartsız

bila tebliğ: tebligat yapılamadan

bil-ahire: sonra; sonradan; belahere

bilakis :tersine olarak; tam tersine; aksine; sonunda

bila-müddet: süresiz

bilanço :Bir kuruluşun, belli bir tarihte, alacaklı ve borçlu bulunduğu değerleri gösteren özet muhasebe cetveli; işletmenin finansal durumu ve faaliyet sonuçlarını gösteren tablo

bila-sebeb :sebepsiz

bilâtefrik :tefrik etmeksizin; ayırmaksızın


bilbeyyine: delil ile; tanık ile; ispat ile

bil-cümle: bütün; hepsi; tamamı

bil-farz: tutalım ki; diyelim ki; sayalım ki; söz gelişi

bilfiil :gerçekten; fiilen; hakiki olarak; iş olarak; iş
edinerek

bililtizam: bile bile

Bilirkişi :Çözümlenmesi özel veya bilimsel bilgiye dayanan konularda düşüncesine başvurulan kimse, uzman, ehlihibre, ehlivukuf, eksper

bilistirdad :geri alarak; geri alınarak

bilmuvafakat :razı olarak

bilmüzakere :müzakere ederek; üzerinde görüşüp tartışarak

bilmüzayede: artırma ile; artırarak

bi-l-rü'ye :görerek; görülerek

bilumum: bütün; hep; kamu; -in hepsi

bî-ma'nâ: manasız; anlamsız

binâberin: bundan dolayı; bunun üzerine; bu nedenle

binâen :(binaen) ...den dolayı; ...den ötürü; ...için;

binâen-alâ-zâlik :bundan dolayı; bunun üzerine

binâen-aleyh :bunun üzerine; dolayısıyla; bundan dolayı (binaenaleyh)

bi-n-netîce :netice olarak; sonuç olarak

binniyabe :naip eliyle; vekillik ile; vekaleten

bırakıt: Miras , kalıt


bitap :bîtâp - bitkin; güçsüz; takatsız; yorgun

bî-taraf :bi-taraf - tarafsız; yansız

bi-t-tabi :tabiatiyle; doğal olarak

bloke çek : Keşideci tarafından anlaşmazlığın çözümüne kadar ödemenin durdurulduğu çek türü

bölünebilir edim: Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilebilen edim

bölünemez edim : Niteliğinde veya değerinde esaslı bir değişme olmaksızın, birden ziyade parçalara ayrılarak ifa edilemeyen edim

bono : Bir kimsenin diğer bir kimseye veya onun emir ve havalesine, belirlenen vadede, belirli bir tutarı ödeme taahhüdünü içeren, özel biçim ve hükümlere tabi ticari senet; emre yazılı senet

borç ilişkisi : İki taraf arasında mevcut olup bir şeyin verilmesi,yapılması veya yapılmamasını öngören hukuki bağ

boşanma davası :Eşlerden birinin evlilik birliğine son verecek kararı elde etmek için açtığı dava.

boşanma ilamı :Mahkemenin boşanmayı kesin hükme bağladığını belirterek verdiği resmi belge.

bünye: vücut yapısı; yapı, beden; vücut; yapılış; kuruluş

bürûz ;belirme; ortaya çıkma (büruz)

butlan : geçersizlik
__________________
Sen git milyonlarca sperm arasından birinci oL.
Yaşadığın hayata bak!

Güneşi batırana, ekmeği su ile buluşturana.
Bin yıldır bizi bu topraklarda aynı anda aynı sofrada buluşturana.
ŞÜKÜR



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.11.07, 01:07
huramiral - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: malesef istanbul
İletiler: 1.631
Ettiği Teşekkür: 360
538 tane iletisine 782 kere teşekkür edilmiş
huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.
  Send PM
Standart Cevap: A dan Z ye Hukuk Sözlüğü - Harf sırasına Göre

C

câmi :cem eden; içine alan; içinde bulunduran; taşıyan; toplayan


câmia :topluluk; zümre (camia)

cânî :cani - cinayet işlemiş olan kimse

canîb-i beytülmal :hazine tarafı

canîb-i vakıf :vakıf tarafı

canîp :canip, cenap -- yön; taraf; cihet; yan

cari :uygulanan; yürürlükte olan


çatma : Deniz hukukunda gemilerin çarpışması

cây-i teemmül : etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur


cebrî :cebri, cebir -- zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak


cebri icra :kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını Devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları


cebri satım : Cebri satış - Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım


çek :kanun ile belirlenen şekilde düzenlenen, keşidecinin emrinde para bulunan banka üzerinden çekilebilen havalesi


çekince :Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz


celesat-ı âti :gelecekteki celseler, oturumlar, atiye terkedilen duruşmalar


celile : büyük; ulu


celp :Çağrı belgesi , Getirtme, kendi üzerine çekme


celpname :yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi gibi kimseleri mahkemeye getirtmek için yapılan çağrı


cemaat: bir dinden veya ırktan bulunanların topluluğu; toplum; topluluk; insan kalabalığı


cem'an :ceman - toplam


cemetmek toplamak; bir araya getirmek


cemi ezmân : bütün zamanlar; zamanların toplamı


cemiyet :toplum; topluluk; dernek


cereme : başkası tarafından yapılan veya kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme; para cezası



cerh :Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme, yaralama



cerh ü iptal :çürütme ve yok sayma; geçersiz hale getirme



cevâmi' :camiler; mescitler; toplanılan yerler




cevaz :izin; müsaade; caiz olma


cevâz bahş : izin veren; müsaade eden


cevher :maya; öz; değerli taş; elmas


ceza :kanunun suç işleyen kimseye uygulanmasını öngördüğü yaptırım


ceza hukuku :Suç kapsamı içine giren eylemler ile bunlara uygulanacak cezaları inceleyen hukuk dalı


cezai şart :ceza şartı; ceza koşulu; alacaklının zararını karşılama şartı


cezri :cezrî - asıl ile ilgili; kökle ilgili; kökten; temelden


cibayet :cibâyet - alma; toplama; vergilerin ve başkaca devlet gelirlerinin tahsili


cihaz :çeyiz; takım; alet; aygıt


cihet :yön; taraf; amaç


cins tashihi :Tapu kütüğünde kayıtlı bir taşınmazın niteliğinin değiştirilerek kütüğe, başka bir nitelikte tescil edilmesi


çıplak mülkiyet :Kuru mülkiyet - Yararlanma hakkı başkasının olan bir mal üzerindeki sahiplik durumu


ciro :Çifte yetki veren havale; ticari senedin, arkasına yazılan yazı veya imza ile başkasına devri


cismani :cisimle, bedenle ilgili; bedensel


cism-i câmid : cansız cisim


cürmiyet :suç hali; suçluluk


cürmü meşhut : suçüstü hali ; göz önünde işlenen suç


cürüm :suç


cürüm tasnii : bir kimse hakkında cürüm (suç) uydurmak


cüz :bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri; kısım; parça; bölük



cüzzi :düşük bir miktar
__________________
Sen git milyonlarca sperm arasından birinci oL.
Yaşadığın hayata bak!

Güneşi batırana, ekmeği su ile buluşturana.
Bin yıldır bizi bu topraklarda aynı anda aynı sofrada buluşturana.
ŞÜKÜR




Konu huramiral tarafından (09.11.07 saat 02:26 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.11.07, 01:08
huramiral - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: malesef istanbul
İletiler: 1.631
Ettiği Teşekkür: 360
538 tane iletisine 782 kere teşekkür edilmiş
huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.
  Send PM
Standart Cevap: A dan Z ye Hukuk Sözlüğü - Harf sırasına Göre

D

Delil: kanıt; tanıt; ipucu

Demirbaş: Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı cins ve değerde iade edilen veya değer eksilmesi kiracı tarafından tazmin edilen eşya

Demokratik devlet: halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlet

Deniz hukuku: Devletler hukukunda denizin türlü bölümlerinin durumunu düzenleyen ve devletlerin bu bölümler üzerindeki yetkilerini belirten antlaşma, gelenek vb. niteliğindeki kuralların bütünü

Depozito: Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt sırasında yatırılan güvence parası

Der-akap: hemen; arkasından

Derç: sokma; arasına sıkıştırma; gazeteye yazma; toplama; biriktirme

Derc etmek: araya sokmak; arasına sıkıştırmak, eklemek

Derceb etmek: cebe atmak; kendine alıkoymak

Derdest: Görülmekte olan dava

Der-dest-i rü'yet: dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava

Der-kâr: malum; aşikar; bilinen; belli

Dermeyan etmek: ileri sürmek; öne sürmek; ortaya koymak; anlatmak

Derogasyon: Ayrıklık

Der-piş: derpiş - en önde; göz önünde bulunan; öngörü

Der-pîş etmek: öngörme; göz önünde bulundurma

Der-uhte: deruhte - üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama

Desise: hile; oyun; entrika

Devair: daireler

Devlet Şurası: Danıştay


Dîvân-ı Muhasebat: Sayıştay

Donatan: gemisini gemi ticaretinde kullanan gemi sahibidir

Dûçâr: düçar - tutulmuş; uğramış; yakalanmış

Dûn: aşağı; aşağılık; altta; aşağıda

Dûr: uzak

Duruşma: Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, mahkeme, murafaa

Düstur: düstûr - kanun; kaide; yasa; devlet yasalarını içine alan kitap; genel kural; başyasa; yasalar dergisi

Düzenleme: Bir sözleşmeyi veya işlemi yapan kimsenin iradesini dinledikten sonra, iki tanık önünde ve yöntemine uygun olarak noter tarafından baştan sona kadar yazılarak, ilgililer ve hazır bulunanlar tarafından imzalanıp noter tarafından da onanan senet
__________________
Sen git milyonlarca sperm arasından birinci oL.
Yaşadığın hayata bak!

Güneşi batırana, ekmeği su ile buluşturana.
Bin yıldır bizi bu topraklarda aynı anda aynı sofrada buluşturana.
ŞÜKÜR



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09.11.07, 01:08
huramiral - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: malesef istanbul
İletiler: 1.631
Ettiği Teşekkür: 360
538 tane iletisine 782 kere teşekkür edilmiş
huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.
  Send PM
Standart Cevap: A dan Z ye Hukuk Sözlüğü - Harf sırasına Göre

E

ebniye: binalar; yapılar

ecnebi: yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler

ecr-i müsemma: taraflar arasında belirlenen ücret

ecrimisil: bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri

eda: edim; borçlanılan şey; borcun konusu

eda davası: davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava

edeb : iyi terbiye; naziklik; usluluk

edim: Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi

ef'âl: eylemler; fiiller, işler; ameller

efrâd: fertler; bireyler

ehemmiyet: önem; bir şeye verilen değer

ehil: ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip

ehl-i hibre: (ehlihibre) - bilirkişi

ehl-i vukuf: ehl-i vukûf - bilirkişi

ekalliyet: ( akalliyet ) - azınlık

eklenti: Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı

ekser: daha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca

ekseriyet: çoğunluk

elfaz: kelimeler; sözler

elîm: elemli; kederli acılı

elmen: eldeci , zilyet , elinde bulunduran

el-yevm: bugün; şimdi; halen

emlak vergisi: Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi

emlâk-i sirfe: yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar

emr-i makzî: hükme bağlanmış iş

emtea: ticaret konusu her türlü mal

emval: mallar; mülkler

emvali menkule: (emvâli menkule ) - taşınır mallar;taşınabilir mallar

enfüsi: öznel; subjektif

enkaz: bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri

erbaa: dört

erbab: (erbâb) - ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler

erbâb-ı vukuf: bilirkişiler

ergin: Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan (kimse), reşit

esbab-ı mucibe: gerekçe; gerektirici sebepler

eşcar: ağaçlar

eshab: (eshâb) - sahipler; bir şeyin malikleri

esham: pay senedi; hisse senedi

eşhas: şahıslar; kişiler; kimseler

eşkâl: biçimler; suretler; tarzlar , eşgal

eslem: en selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam

evrâkı müsbite: ispat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler

evsaf: vasıflar; sıfatlar; kaliteler; nitelikler

evvela: birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce

evvel-be-evvel: herşeyden önce

evvelemirde: herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak

ezcümle: özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası

ezmân: zamanlar, vakitler; anlar; çağlar
__________________
Sen git milyonlarca sperm arasından birinci oL.
Yaşadığın hayata bak!

Güneşi batırana, ekmeği su ile buluşturana.
Bin yıldır bizi bu topraklarda aynı anda aynı sofrada buluşturana.
ŞÜKÜR




Konu huramiral tarafından (09.11.07 saat 02:31 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.11.07, 01:11
huramiral - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Güvenilir
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: malesef istanbul
İletiler: 1.631
Ettiği Teşekkür: 360
538 tane iletisine 782 kere teşekkür edilmiş
huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.huramiral artık çok görkemli biri.
  Send PM
Standart Cevap: A dan Z ye Hukuk Sözlüğü - Harf sırasına Göre

F

fahiş:
(fâhiş) - aşırı; ağır; çok fazla

fail: suç işleyen kimse , eden, yapan

faili meçhul: Kimin yaptığı belli olmayan veya bilinmeyen

failimuhtar: Yaptıklarından sorumlu olacak durumda ve yaşta olan (kimse), başına buyruk

fariğ: bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi

fariza: Şeriata uygun bir biçimde mirasçılara düşen pay. Ödev, görev.

farz