iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:07 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Hukuk » Yasalar » İş güvencesinin neresindeyiz?

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.08.07, 20:09
Standart İş güvencesinin neresindeyiz?

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

11.08.07, 20:09




İş güvencesinin neresindeyiz?

İş güvencesi; işçilere yeni haklar, işverenler için de yeni yükümlülükler getirmesi nedeniyle her iki kesimin de gerekli dikkat ve özeni göstermesi gereken bir konu. Aksi halde işçiler işyerinde tekrar çalışma hakkından yoksun kalacak, işverenler de tazminat yükümlülüğüyle yüz yüze gelebilecek
03/05/2007 (689 kişi okudu)
ARİF TEMİR (Arşivi)
İş güvencesi 4773 sayılı Kanun ile kapsamlı olarak hukukumuza girmiş, daha sonra ise 4857 Sayılı İş Kanunu ile düzenlenmiştir. İş güvencesinin yasalaşması toplumun gündemini uzunca bir süre meşgul etmiştir. Günümüzde de iş güvencesi değişik kesimler tarafından tartışılmaktadır. Bu nedenle iş güvencesinin içeriğinin iyi anlaşılması gerekmektedir.
İş güvencesi, işverenin iş sözleşmesini makul ve haklı bir sebep olmaksızın keyfi biçimde feshetmesinin engellenmesidir.
İş güvencesinin amacı geçimini emeği ile sağlayan işçinin çalışma hak ve özgürlüğünü işverenin baskı ve etkisi altında kalmadan sürdürmesi ve geleceğe güvenle bakabilmesini sağlamaktır. İş güvencesi aynı zamanda sendika hakkı, toplusözleşme ve grev hakkı, sosyal güvenlik hakkı gibi anayasal hakların önkoşulu ve güvencesidir. Kamuoyunda iş güvencesi, işçinin işten hiç çıkarılamayacağı gibi algılanmaktadır. Haklı nedenlerin olması durumunda işveren işçiyi her zaman işten çıkarabilecektir. İş sözleşmesinin her koşulda devam etmesi iş güvencesinin amacına da aykırıdır. Zira mutlak anlamda bir iş güvencesi de söz konusu değildir.


İş güvencesi kimleri kapsar
4857 sayılı İş Kanunu'nunda iş güvencesinin koşulları belirtilmiştir. Buna göre işyerinde çalışan işçi sayısı , işçinin statüsü, kıdemi ile sözleşmenin türü yönünden olmak üzere dört koşulu da yerine getirmiş olanlar iş güvencesi kapsamında yer alırlar. Bu koşulları ayrıntılı olarak açıklamakta fayda vardır.

İşyerinde çalışan işçi sayısı
İşyerlerinin iş güvencesi hükümlerine tabi olup olmadıklarının belirlenmesinde ki ölçütlerden biri de çalıştırılan işçinin sayısıdır. İş Kanunu'nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerleri iş güvencesi kapsamındadır.
İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. 30 işçi sayısının belirlenmesinde işverenin aynı iş kolunda Türkiye'deki tüm işyerlerinde çalışan işçileri esas alınır.
İş güvencesinde işyeri için getirilen 30 sayısı bütün işkollarını kapsamasına karşın, tarım işyerlerini kapsamamaktadır. Çünkü İş Kanunu'nun 4/b maddesi gereği 51 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde İş Kanunu'nun hükümleri uygulanmaktadır.
İş güvencesi konusunda önemli konulardan biri de gerekli olan 30 işçi sayısının hangi tarihte çalışan işçiler dikkate alınarak hesaplanacağı ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili öğretide değişik görüşler vardır. Bize göre işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte iş sözleşmesi feshedilen işçide dahil olmak üzere işyerinde çalışan toplam işçi sayısı/aynı işkolunda aynı işverene ait işyerlerinde çalışan işçiler dikkate alınmalıdır. 30 işçi sayısının tespitinde
Asıl işverenin işçi sayısına alt işverenin işçi sayıları dahil edilmez.
Alt işverenin işçi sayısına asıl işverenin işçi sayıları dahil edilmez.
İşçi olmayan stajyer, öğrenci ve çıraklar dikkate alınmaz.
Ödünç (geçici) işçiler dikkate alınmaz.

İşçinin statüsü ve kıdemi
İşçilerin iş güvencesinden yararlanabilmeleri işyerlerindeki konumları ile irtibatlandırılmıştır. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışında yer almaktadır.
İşçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi için en az altı aylık kıdeminin olması gerekmektedir. Altı aylık kıdemin hesabında İş Kanunu'nun 66. maddesindeki çalışılmış gibi kabul edilen süreler de dikkate alınır. İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşçinin aynı işverenin değişik işkollarında bulunan işyerlerindeki çalışma süreleri de 6 aylık kıdemin hesaplanmasına dahil edilir. Kesintisiz olarak devam eden 6 aylık süre, iş sözleşmesinde işe başlanılan günden itibaren 6. ayın sonuna kadar sürer. Ancak iş sözleşmesinde kesintiler söz konusu ise iş sözleşmesi süreleri toplanır.

İş sözleşmesinin türü
İşçinin, iş güvencesinden yararlanabilmesinin bir diğer koşulu ise belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor olmasıdır. Burada iş sözleşmenin kısmi veya tam süreli olması önemli değildir.
Belirli süreli olarak yapılan iş sözleşmelerinin esaslı bir neden olmaksızın birden çok yapılması durumunda, bu tür iş sözleşmeleri de belirsiz süreli hale geleceğinden bu konumda olan işçilerde iş güvencesi hükümlerinden yararlanacaklardır.

İş güvencesi kapsamında yer alan işçi sayısı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2006 yılı ocak ayı verilerine göre Türkiye genelinde özel kesimde 510 bin 433 işyeri ve bu işyerlerinde çalışan 4 milyon 384 bin 651 işçi bulunmaktadır. İşyerlerinden 25 ve üzerinde işçi çalıştıran işyeri sayısı 30 bin 109'dur. 25 ve üzerinde işçi çalıştıran 30 bin 109 işyerinde ise 2 milyon 437 bin işçi çalışmaktadır. 25 ile 49 arasında işçi çalıştıran işyerlerinde 583 bin 141 işçi çalışmaktadır. İş güvencesi 30 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerini kapsadığından Bakanlık verilerinde 25 ile 30 işçi arasında işçi çalıştıran işyerlerinde kaç işçinin çalıştığı belirtilmediğinden 2 milyon 437 bin işçiden ne kadarının iş güvencesi kapsamında olduğunu kesin olarak ifade etmek mümkün olmamakla birlikte 583 bin 141 işçi sayısını 25 ile 49 arasında işçi çalıştıran işyerlerine paylaştırdığımızda yaklaşık olarak 121 bin 487 işçinin 25 ile 29 işçi çalıştıran işyerlerinde çalıştığı sonucuna varabiliriz. Buna göre yaklaşık 2 milyon 315 bin 513 işçinin 30 ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde çalıştığını söyleyebiliriz.
2 milyon 315 bin 513 işçinin ne kadarının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, ne kadarının işverenvekili olduğu ve ne kadarının kıdeminin 6 ayı doldurduğu konusunda herhangi bir istatistiksel veri bulunmadığından Türkiye'de çalışan işçilerden iş güvencesi kapsamında olanları kesin bir rakam olarak ifade etmek mümkün değildir.
İş güvencesinin sonucu
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
İşçi kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Burada sözü edilen hukuki sorumluluk işçinin dört aylık ücreti, ihbar ve kıdem tazminatı gibi haklarını içermektedir.
İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır.
İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur (İş Kanunu 21. md.). Burada sözü edilen ücretin çıplak ücret olduğu, yani giydirilmiş ücret olarak anlaşılmaması gerektiği görüşü öğretide taraftar bulmuştur.
Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir (İş Kanunu 21. md.). Burada sözü edilen ücret işçinin giydirilmiş ücretidir. Çünkü Kanun'da "ücret ve diğer hakları" ibaresi kullanılmıştır. 4 aylık ücret işçi işe başlatılsın veya başlatılmasın işçiye ödenecektir. İşçinin 4 aylık sürede başka bir işyerinde çalışıp çalışmamasının işçinin ücretini almasına bir etkisi yoktur. Feshin geçersizliğine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren 4 aylık ücrete gecikme faizi uygulanabilir.
İşe iade edilen işçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret (tazminat) ile kıdem tazminatı, yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.
Sonuç olarak iş güvencesi; işçiler için yeni haklar getirmesi, işverenler içinde yeni yükümlülükler getirmesi nedeniyle her iki kesiminde bu konuda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gereken bir konudur. Aksi halde işçiler işyerinde tekrar çalışma hakkından yoksun kalabilecek, işverenlerde tazminat ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya kalabileceklerdir.

Arif Temir: İş Müfettişi

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
guvencesinin neresindeyiz

« - | Kıyı Kanunu »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz