Nüve Forum


Kişiler hakkinda Vitali Hakko ile ilgili bilgiler


Vitali Hakko Vikipedi, özgür ansiklopedi Vitali Hakko (d. 1913 , İstanbul Türkiye ) - (ö. 10 Aralık 2007 , İstanbul Türkiye ), Vakko mağazalarını kuran ünlü işadamı ve modacı. 1934

Like Tree1Likes
  • 1 Post By nuvekolik

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.12.07, 18:31
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Vitali Hakko

Vitali Hakko

Vikipedi, özgür ansiklopedi



Vitali Hakko (d. 1913, İstanbulTürkiye) - (ö. 10 Aralık2007, İstanbulTürkiye), Vakko mağazalarını kuran ünlü işadamı ve modacı.
1934 yılında şapka devriminin ilk günlerinde Şen Şapka mağazasını açarak iş dünyasına adımını attı. Şapkanın modası geçtikten sonra eşarp satmağa başlayan mağazasına Vakko adını verdi. 1962 yılında Beyoğlu'nda ilk mağazasını açtı. Beyoğlu'ndaki bu mağaza açıldığı zaman Türkiye'nin o zamana kadar açılmış en büyük mağazasıydı. O zamandan beri Vakko mağazaları Türkiye'nin en saygın giyim mağazalarından biri olarak bilinmektedir. Gençlere yönelik Vakkorama mağazalarıyla birlikte 20'yi aşan sayıda şubeleri vardır. Vitali Hakko ilerleyen yaşlarında mağazaların yönetimini diğer aile üyelerine özellikle oğlu Cem Hakko ya bırakmış olmakla birlikte, hala mağazaların yönetimine katkıda bulunmaya devam etmekteydi.





Vitali Hakko vefat etti






Vakko'nun kurucusu, ünlü iş adamı Vitali Hakko (94), İstanbul'da vefat etti.

Rahatsızlandığı için dün akşam Amerikan Hastanesine kaldırılan Hakko,
yapılan müdahalelere rağmen gece yarısı hayatını kaybetti.



Vitali Hakko'nun ölüm haberi, Vakko'nun internet sitesinde, siyah zemin üzerinde yer alan ''Vakko'nun kurucusu, yaratıcısı, Vakko ailesinin değerli büyüğü, sayın Vitali Hakko'yu kaybettik. Acımız sonsuzdur'' ifadeleriyle duyuruldu.

''ŞEN ŞAPKA''DAN DÜNYA MARKASI ''VAKKO''YA

İstanbul'da 94 yaşında hayatını kaybeden iş adamı Vitali Hakko, Beyoğlu'nda küçük bir şapka dükkanıyla başladığı çalışma hayatında kurduğu Vakko'yu zirveye taşıdı.

İş dünyasının saygın ismi Vitali Hakko, 1913 yılında İstanbul'da doğdu.Hakko, büyük bir tutkuyla bağlı olduğu meslek hayatına, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Mahmutpaşa'daki küçük bir giyim mağazasında ve çocuk sayılabilecek yaşta çırak olarak çalışmakla başladı.

Vitali Hakko, ''Hayatım Vakko'' adlı anı kitabında mesleğe adım attığı o yılları şöyle dile getiriyordu:

''Benim kuşağımın birçok iş adamı, işe sıfırdan başladığını söyler. Ben sıfırdan bile başlamadım. Başladığım nokta sıfırın çok altındaydı. Ne var ki ben de benim kuşağımın birçok iş adamı da bambaşka koşullar içinde yetiştik. İyi niyetten, umuttan, geleceğe ve kendimize olan güvenden, becerimizden başka hiçbir sermayemizin olmadığı bir dönemde kendi kendimize yetiştirdik. Genç Cumhuriyet'in ilk kuşağıydık. Bize hız veren Atatürk devrimleriydi.''

Vitali Hakko, 1930'lu yılların başında, daha sonra Vakko'nun temelini oluşturacak olan ilk küçük işini, bir kadın şapkası mağazası olan ''Şen Şapka''yı kurdu. Hakko, ''Giyim kuşam bir renktir, bir şenliktir. Bu nedenle bizim markamız Şen Şapka'dır'' diyordu.

Yeni bir Türkiye yaratma, Türk toplumunu çağdaş batı medeniyeti düzeyine ulaştırma çabalarının, heyecanının olduğu o yıllarda Vitali Hakko, kardeşi Albert Hakko ile birlikte ilk esin kaynağını, bu çabadan, Türk Kadını'na ve onun toplumsal yaşam içinde kendine yakışan yeri almasına verilen önemden aldı. Hakko'nun kendi sözleriyle, ''Şapka devrimi, kıyafet devrimi olmasaydı, ne Şen Şapka, ne de Vakko olabilirdi.''

Hakko, şapka işinden hemen sonra, ham ipeğin emprimeye dönüştürülmesi için Fransa'ya gönderildiği o yıllarda, Anadolu pamuklusundan, Bursa ipeklisinden, o güne kadar görülmemiş eşarplar yaratmaya koyuldu.Vitali Hakko, başta Bedri Rahmi Eyüboğlu olmak üzere ünlü sanatçılarla işbirliği yaptı. Onların desenlerini Türk kadınları için eşarba dönüştürdü.

VAKKO'NUN KURULUŞU

Hakko, kendi ifadesiyle, ''Daima en iyi hedef almak'' anlayışının bir ürünü olan Vakko'yu kurdu. Batı'daki örnekleri ile kıyaslanabilecek mükemmellikteki, dönemi için çok ileri nitelikte entegre bir tesis olan Vakko Fabrikası'nı gerçekleştirdi, modern fabrika konusunda Türkiye'deki ilk örneklerinden birini oluşturdu.

Hakko için güzel sanatlar, modanın ayrılmaz bir parçasıydı. Bu bakışla, fabrikayı ünlü sanatçıların çok sayıda eseri ile bezedi. Başlattığı Vakko Türk Resim Sanatı Koleksiyonu ile daha sonra Vakko mağazalarında açılacak büyük sanat galerileriyle birer olumlu örnek yarattı.

Vitali Hakko, iyimser karakteri dolayısıyla, geleceğe hep umutla baktı.Vakko için başlangıçtan itibaren çok net bir hedef tanımlayan Hakko, ''Evet, çağdaş giyim ve moda alanında Batı dünyası bizden hayli ileridedir. Onunla aynı düzeye ulaşmak zor bir yolculuk gerektirebilir, ama her yolun elbette bir ilk yolcusu olacaktır. Her alanın, bir öncüsü vardır. O, Vakko olmalıdır'' diyordu.

Herkesin bildiği ''Moda Vakko'dur' sloganı bu anlayışın bir özetiydi.

YENİLİKLERİN ÖNCÜSÜ OLDU

Vitali Hakko, bu anlayıştan yola çıkarak, başarılı meslek yaşamı boyunca, gerek Vakko çatısı altında gerek Türk hazır giyim ve moda sektöründe çok sayıda yeniliğe öncülük etti.

Hakko'nun, mağazalarda pazarlıkla satışa son verilmesi, gelişi güzel indirimlerin yerini düzenli ve resmi indirim günlerinin alması, satılan bir malın geri alınması gibi bugün ''müşteri mutluluğu'' adıyla artık yerleşmiş olan çağdaş uygulamalarının Türkiye'de başlatılmasında büyük payı oldu.

Hakko, batının en ünlü modacıları ve giyim markalarıyla işbirliği kuran ilk iş adamı oldu.Moda severleri ilk büyük moda defileleriyle o tanıştırdı. Lider kişiliğiyle, başka iş alanlarında çalışan yetenekli insanları keşfederek, henüz gelişmekte olan bu sektöre kazandırdı.

Hakko ayrıca Türkiye'de moda mankenlerinin eğitimle yetiştirilmesine, hazır giyim sektörünün gelişmesi için meslek örgütlerinin kurulmasına, ilk sektörel moda dergi ve fuarlarının düzenlenmesine önderlik etti.Hakko, 12 Eylül sonrasında Türkiye'nin zor günlerinde, ''Anadolu Güneşi''adlı bir moda gösterisi ile ülkenin ve sektörün yurt dışında tanıtımına katkıda bulunmak için çaba gösterdi.

Vitali Hakko, modanın sadece giyim kuşamla ilgili bir kavram olmadığını, bir yaşam tarzı olduğunu çok iyi gören bir iş adamıydı. Yaratıcı projeleriyle, gençliğin giyiminden dekorasyona, büyük kutlama gecelerinin düzeninden, kokuya, çikolataya kadar pek çok alana modanın farklı dokunuşunu getirdi.

Hakko, birçok kez, yabancı devlet liderlerinin, ona has bir titizlik ve zarafetle ağırlanmasını sağlayarak, ülkenin bu yönüyle de iyi temsil edilebilmesine katkıda bulundu.

BEYOĞLU'NA AŞIKTI

Gerçek bir Beyoğlu tutkunu olan Hakko, Beyoğlu için ''Uzun bir aşk hikayesidir'' diyordu.

1962 yılında, Türkiye'nin de ilk modern moda merkezi olan ilk Vakko mağazasını Beyoğlu'nda açtı. Çünkü Beyoğlu, Vitali Hakko için çağdaş yaşamın, giyim kuşam geleneğinin, Batılı olmanın simgesiydi.1980'li yıllarda ''Beyoğlu Güzelleştirme ve Koruma Derneği''nin kurulması için çaba gösterdi. Beyoğlu onun için bir ''ideal'' idi.Hakko, bu ideal için parti farkı göstermeksizin gelen her belediye başkanı ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı, Beyoğlu için çalışmaya, çaba göstermeye devam etti.

Hakko, Atatürk'ün kıyafet devrimini gerçekleştirdiği o günlerde ''Tek amacı bir gün İstanbul'un en şık giyim mağazasını kurmak olan kaç kişi vardır Türkiye'de. Bilemiyorum, ama biri bendim'' demişti.

Bir idealist olan Hakko, hep bir idealin peşinden koşarak, dünyanın bir köşesinde görüp beğendiği iyi ve güzel şeylerin, kendi ülkesinde de olması için çaba göstererek yaşadı. Hakko'nun uzun yaşamı, yürekten bağlı olduğu bir ülkede, tutkuyla sevdiği bir meslekte, bütün hayatını verdiği Vakko'da son günlere kadar çalışmakla geçti. Ve şapka çıkarılacak bir yaşam dün gece sona erdi.

VİTALİ HAKKO'NUN CENAZESİ YARIN TOPRAĞA VERİLECEK

İstanbul'da vefat eden iş adamı Vitali Hakko'nun cenazesi, yarın toprağa verilecek.

Alınan bilgiye göre, Vitali Hakko için yarın saat 11.00'de Merter'deki Vakko Fabrikasında bir tören düzenlenecek.Hakko'nun cenazesi, daha sonra Neve Şalom Sinagogunda yapılacak dini törenin ardından Ulus Musevi Mezarlığındaki aile kabristanlığında defnedilecek.

AA

SABAH - 11 Aralık 2007, Salı - Vitali Hakko vefat etti

Konu nuvekolik tarafından (23.12.07 saat 20:38 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11.12.07, 18:33
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Vitali Hakko

Vitali Hakko </B>
1913 yılında İstanbul'da doğdu. 1934 yılında şapka devriminin ilk günlerinde Şen Şapka mağazasını açarak iş dünyasına adımını attı. Vakko firmasını, önemli bir marka haline getirdi. 11 Aralık 2007 tarihinde İstanbul***8217;da vefat etti.
xxxxxxx

HABER

Vitali Hakko hayatını kaybetti
Hürriyet 11 Aralık 2007

Vakko'nun kurucusu, ünlü iş adamı Vitali Hakko (94), İstanbul'da vefat etti.

Rahatsızlandığı için dün akşam Amerikan Hastanesine kaldırılan Hakko, yapılan müdahalelere rağmen gece yarısı hayatını kaybetti.

Vitali Hakko'nun ölüm haberi, Vakko'nun internet sitesinde, siyah zemin üzerinde yer alan ***8220;Vakko'nun kurucusu, yaratıcısı, Vakko ailesinin değerli büyüğü, sayın Vitali Hakko'yu kaybettik. Acımız sonsuzdur***8221; ifadeleriyle duyuruldu.

CENAZE YARIN TOPRAĞA VERİLECEK

İstanbul'da vefat eden işadamı Vitali Hakko'nun cenazesi, yarın toprağa verilecek. Hakko için yarın saat 11.00'de Merter'deki Vakko Fabrikasında bir tören düzenlenecek. Hakko'nun cenazesi, daha sonra Neve Şalom Sinagogunda yapılacak dini törenin ardından Ulus Musevi Mezarlığındaki aile kabristanlığında defnedilecek.

HAKKINDA YAZILANLAR

Vitali Hakko:
İşim insanları mutlu etmek
Ünal Bolat
Türkiye 9 Aralık 2000

Yarım yüzyılı aşkın süre, benim meslek hayatımın hemen hemen tümüdür. Hayatımı anlatırken Vakko***8217;nun geçmişini de anlatmış oluyorum. Zira benim hayatım, Vakko***8217;yla özdeşleşmiştir. Nerede olursam olayım, herkes beni Bay Vakko olarak görür.
Hayatımı, bana sorarsanız hayli ilginç geçti. Yanlış söyledim: İlginç geçiyor. Çünkü hayat devam ediyor ve her ânından zevk aldım ve almaya devam ediyorum.

Sıfırdan başlamak
Benim kuşağımın birçok işadamı, işe sıfırdan başladığını söyledi. Ben sıfırdan bile başlamadım. Başladığım nokta sıfırın çok altındaydı. Ne var ki, ben de, benim kuşağımın birçok işadamı da, kendimize özgü kişileriz. Ve bambaşka sosyal ve ekonomik şartlar içinde yetiştik. İyi niyetten, umuttan, geleceğe ve kendimize olan güvenden, becerimizden başka hiçbir sermayemizin olmadığı bir dönemde kendi kendimizi yetiştirdik.
Genç Cumhuriyetin ilk kuşağıydık. Bize hız veren Atatürk devrimleriydi. Şapka devrimi, kıyafet devrimi olmasaydı, kuşkusuz bugün Vakko da olmazdı.

Spor
Ondört yaşındaydım. Spor benim için o zamanlar bir saplantıydı. Yaşıma, boyuma bosuma rağmen başarmam gerekiyordu. Ama nasıl? Spora cimnastikle başladım. Tabii yanlış bir seçme yapmıştım. Aletli cimnastik kasları güçlendirir, ama boyun uzamasına yardımcı olmaz. Oysa ben kısa boyluydum. Dolayısıyla atletizm ya da voleybol, basketbol ile başlamam daha doğru olurdu. Ama bu konularda bilgi sahibi olmadığım gibi, beni uyaran biri de çıkmadı. Bir süre sonra, aletli, cimnastiği bırakıp atletizme yöneldim. Orada hocam tarafından hafife alındığım vehmiyle kendimi ispat etmek için rekor denemesi yaptım. Rekor 40 sa-
niyeydi ve 18 yaşındaki Fintzi adlı bir atlete
aitti. Ben ise 14 yaşıma rağmen 42 saniyeyi yakalamıştım. Hocadan aferin beklerken oralı bile olmamıştı. Ama hiç değilse tebrik edebilirdiniz deyince hiçbir zaman hafızamdan silinmeyecek şu cümleyi söyledi. ***8220;Şunu hiçbir zaman unutma, sporcunun rakibi, başkaları değil, kendisidir.***8221;

En büyük sermaye; eleman
Yirmi yıl öncesine kadar, bir genç, öğrenimini yaptıktan, bir iş bulup çalışmaya başladıktan bir süre sonra o işten ayrılıp kendi işini kurardı. Hatta sekiz on yıl aynı iş yerinde çalışıp da kendi işini kuramamış olanlara ***8220;yeteneksiz***8221; gözüyle bakılırdı. Bölünerek çoğalma dönemiydi o yıllar. Bugün daha çok bunun tersi görülüyor. Öğrenimini yapmış bir genç, gerçekten kendi dalında bilgili ve yetenekliyse, çalışacağı kuruluşu kendi seçiyor. Eğer seçtiği kuruluş ondan, o da çalıştığı kuruluştan memnunsa mutlu ve verimli bir birliktelik başlıyor. Bunun sürmesi iki taraf için de yararlı oluyor. En büyük sermayenin eleman olduğunu, bu ülkede, sanırım ilk kez Vebhi Koç gördü ve gösterdi. Uzaktan izlediğim kadarıyla Koç camiasından kopup kendi işini kuran üst düzey yöneticisi pek yoktur. Hiç değilse diğer holdinglerinki kadar yoktur.

Yönetici bulmak zor
Bugün bir iş adamı için, yeni yatırımlar yapmak istediğinde, büyümek istediğinde kapital bulmak zor değildir. Know How bulmak da zor değildir. Ama yurt içinde, yurt dışında yetişen bunca gencimize rağmen, yönetici bulmak zordur. Acaba bu güçlük bizlerden, yani hayat üniversitesinden gelen birinci nesil patronların hâlâ işin başında olmamızdan mı kaynaklanıyor, diye düşündüğüm olmuyor değil. Yoksa bu, gençlerin, kendi kendilerini bizlerle kıyasladıklarında, yabancı dil açısından, kuramsal bilgi açısından, bizlerden daha bilgili, daha kültürlü, daha dünyaya açık olduklarını görüp köklü bir değişimi gerçekleştirmek istediklerinde, bizleri bir köstek olarak görmelerinden ve bunu açıkça dile getirememelerinden mi kaynaklanıyor? Bilmiyorum. Belki her ikisi de.

Güzelliğin özü değişmiyor
Ben resim yapamam. Beste yapamam. Şiir yazamam. Ama, insanlara renklerle, desenlerle ortaya koyacağım ve onları mutlu kılacağına inandığım bir eşarp, bir kravat, bir giysi seçip, onu gerçekleştirebilirim. Güzel sözlerle onların gönlünü alabilir, mutlu anlar yaşatabilirim. Biz eskiler bunları, gençlere anlatmakta güçlük çekeriz. Onlara anlamakta güçlük çekerler. Bana çevremdeki gençler, oğlum dahil, sık sık, ***8220;devir değişiyor***8221; derler. Haklıdırlar. Ne var ki, devir ilk defa değişmiyor. Ben hayatım boyunca, bu devir denen şeyin birçok defa değiştiğini gördüm. Ama ağaçlar, çiçekler, kuşlar, kelebekler değişmiyor. Güzelliğin biçimi değişiyor olabilir, ama özü değişmiyor.

Hakko***8217;dan inciler
* Yalanın inananı çok oluyor!
Hayatta öğrendiğim gerçeklerden biridir: Sizinle ilgili iyi bir şey söylense, bu doğru da olsa, buna pek az kimse inanır. Ama söylenen kötü bir şeyse hemen herkes inanır. Yalan ne kadar büyükse inananı o kadar çok olurmuş.
* Profesyonel olmadan başaramazsınız
Bizim meslekte gerçek sermaye insandır. Onun bilgisi, tecrübesi, sezgileridir. Eğer böyle bir kaptanınız varsa, denize açılmaktan korkmayın! Gerçek profesyonellik budur. Eğer içinizde bu profesyonellik duygusu yoksa hiçbir şey başaramazsınız.
* Hayat Üniversitesi yok artık
Bizler gibi işadamları dönemi kapanmıştır. Artık teori ile pratiği, bilgi ile tecrübeyi birleştiren bilgisayarın nimetlerinden, uluslararası iletişimin imkanlarından yararlanan gençlerimiz bizim eserlerimizi hiç kuşkum yok, çok daha ötelere götüreceklerdir.
* Başarmak tutkusu
Hayatta insanı başarıya götüren tek şey, başarmak tutkusudur. Kuşkusuz diğer faktörler bu başarıyı kolaylaştırıp, çabuklaştırabilir, uzun ömürlü olmasını sağlayabilir. Ama hiçbir şey sizin elinizden aklınızı, yeteneğinizi, deneyimlerinizi, tutkularınızı alamaz.
* Vakko benim, ben Vakko***8217;yum
Otuz kırk yıl önce, Vakko***8217;ya da çocuğum gözüyle bakabilirdim. Oysa bugün Vakko ve ben aynı kişiyiz. Benim hayat öyküm Vakko***8217;nun, Vakko***8217;nun varoluş öyküsü de benim hayatımdan başka birşey değil.
biyografi.net:*Vitali*Hakko .... www.secimturk.net i ziyaret ettiniz mi?
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16.12.07, 12:31
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Vitali Hakko

Duayen olmanın iki tılsımlı kelimesi: TUTKU ve VİZYONVitali Hakko***8217;nun ***8217;Hayatım Vako***8217; kitabını okududuğumda lisedeydim ve kitabı bitirdiğimde içime işlemiş olan en önemli iki dersin birincisi işine ve hayata karşı tutku sahibi olmanın, ikincisi de vizyon sahibi olmanın önemi idi


Tabii alınan bu derslerin uygulamaktaki zor tarafı; çok çalışmak, dirayet gibi diğer bilindik başarıya götüren faktörlerden farklı olarak, içten gelen özellikler olmalarının gerektiğiydi. Çok çalışan birisi ile çok ve tutku ile çalışan birisinin arasındaki fark, geldikleri noktada görülebilirdi. Bilinmezleri bir araya getirip sonuca inanarak, karanlık bir tünelin ucunda ışık ve fırsat görerek şevkle çok çalışan insanların şansları ve sağlıkları da iyi gitti mi, başarının kaçınılmaz olduğu, bir çok başarı öyküsünün ortak paydası sanırım.

Türkiye***8217;de modanın öncüsü Vitali Hakko ile reklamcılığın öncüsü Eli Acıman***8217;ın 1930***8217;lara denk gelen ***8217;Şen Şapka***8217;nın reklamlarını hazırlama***8217;hikayesi de; tutku dolu ve vizyon sahibi olmanın başarıya giden yolda ne kadar vazgeçilmez bir faktör olduğunun çok güzel bir kanıtı. Hikayeye göre Vitali Hakko, Beyoğlu***8217;nda kadın şapkaları imal edip sattığı Şen Şapka***8217;nın reklamını yapmaya karar verir. O zamanlar genç bir gazeteci olan Eli Acıman***8217;ın ağabeyi Moiz Acıman da, reklamlarını hazırlaması için kardeşini tavsiye eder. Düşünce akışı net ve basittir: Eli Acıman gazetecilik okumuştur ve gazetecidir. Reklamlar da gazetede basılır. Dolayısı ile bu iş için biçilmiş kaftandır. 1930***8217;ların Türkiye***8217;sinde üç elbette çalışkan, azimli, ve belki biraz da şanslı adamın bana göre çok önemli diğer özellikleri, tutku ile işe bağlı, sınır tanımaz ve vizyon sahibi oluşlarıdır.
O zamanlar ***8217;reklamveren olmak***8217;gibi bir kavram kesinlikle yokken Vitali Hakko mağazasında oturup şapka satmayı beklemek yerine, reklam vererek belki bir risk almıştı, ama kesinlikle vizyonunu kullanmıştı. İnsanların mağazasına gelmesini beklemek yerine, markası ile onlara ulaşmayı kurgulamıştı. İşinin sınırlarını bulunduğu muhitin çok ötesinde, Türkiye***8217;nin hatta dünyanın sınırları ile bir görmüştü. Yaptığı işe tutku ile bağlı olmayan bir insanın, işini sınırların ötesine taşıma gibi bir kaygısı olamazdı zaten. Eli Acıman da ***8217;olur mu öyle şey ben gazeteciyim***8217; demek yerine yine sınır tanımayarak, yaratıcılığını, zekasını, ileride duayeni olacağı bir sektöre kanalize etme kararı vermişti.

Herkes çok çalışarak bir şekilde başarılı olabilir. Biraz daha şanslı olan ve yeteneklerine yakın bir alanda çalışanın daha da başarılı olma şansı daha fazla. Ama Vitali Hakko gibi; duayen insan, önemli insan, nesiller boyu hayranlık uyandıracak, örnek alınacak insan olmak için, çok çalışmanın ayrılmaz kardeşleri olan tutku ve vizyon sahibi olma faktörlerini de unutmamak gerek. işini işkolik olduğu için değil, ona aşık olduğu, onunla bütünleştiği ve akıl almaz bir güç ve enteresan içgüdülerle sınırsız diyarlara taşıyarak yapan... Bulunduğu günü, koşulları ve geleceğini algılayabilen, ona göre pozisyon alabilen... Nelerin değişken, nelerin sabit olduğunu kavrayan, vizyon sahibi bir insandı Vitali Hakko..

En az tek solukta okuduğumuz yabancı başarılı işadamlarının biyografileri kadar etkili; Vitali Hakko***8217;nun hayranlık uyandıran öyküsünün anlatıldığı ***8217;Hayatım Vakko***8217;yu herkesin okumasını öneririm. Bu ilham kaynağı eşsiz hayat hikayesinin kayda geçmiş olması büyük bir şans; üstelik anlatılan hikaye, içerdiği değer yargıları sayesinde zamansız. Devirler değişsse de başarının temel taşları değişmeyecek. Vitali Hakko***8217;nun başarısının destekleyici tılsımları tutku ve vizyon sahibi olmak ise yaşam hikayesinde; yani artık kitabında gizli. Nur içinde yatsın.


15.12.2007

GAZETEVATAN.COM
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16.12.07, 15:29
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Vitali Hakko

tarih yazdı

Vakko imzalı eşarplar Vitali Hakko'nun meslek hayatında ayrı bir yere sahipti. Özel günlerde önemli konuklara armağan edilen bu "eserler" Beyoğlu Vakko mağazası kapanıncaya kadar mağazada yer alan Vakko Müzesi'nde sergileniyordu. Aralarında Kraliçe II. Elizabeth'e ve Missouri Zırhlısı'nın Amerikalı komutanına hediye edilenler de bulunuyor


MÜGE ÇELEBİ

Vakko kurulduğu günden beri ürünleri, özellikle eşarpları prestij simgesi oldu. Çoğu zaman yabancı bir konuğa hediye edilebilecek, gurur duyulan kıymetli hediyeler olarak görüldü.
Geçen hafta kaybettiğimiz Vitali Hakko her mevsim satışa sunulan eşarpların yanı sıra sınırlı sayıda üretilen özel eşarplar da tasarlatmıştı.
Vakko tarafından dokunan ve bir tarihi, hikayesi olan bu eşarplar yakın zamana kadar Beyoğlu'nda, artık kapanmış olan Vakko Müzesi'nde sergilenmekteydi. Nakkaştepe'de inşaatı süren merkez binasına taşınıldığında orada açılacak müzede de sergilenmeye devam edecek.
Sanata olan düşkünlüğü, mesleğine olan sevgisi ile bilinen Vitali Hakko, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Yunan Kraliçesi Frederika, Amerika Dışişleri Bakanı Madeleine Albright gibi yabancı konukların Türkiye'ye gelmeleri vesilesiyle de özel eşarplar hazırlatmıştı. Bunları kendilerine armağan eden moda duayeni, Missouri Zırhlısı'nın İstanbul'a gelişi, Sefarad Musevilerinin Türk topraklarına yerleşmelerinin 500'üncü yılı gibi önemli tarihi olayları özel olarak tasarlanan eşarplara yansıtmak istemişti.

"Dolmuşa şapkayla binilemeyince eşarp yaptım"
Vitali Hakko ile 17 yıl birlikte çalışmış olan Vakko'nun eski halkla ilişkiler uzmanı Deniz Adanalı, onun şapkayla başlayan tekstil macerasının eşarpla buluşmasını şöyle aktarıyor: "Vitali bey eşarp üretimine geçişini esprili bir dille anlatırdı: 'Şapka devrimiyle insanlar şapka takmaya başladılar. Ben de önce şapka ürettim. Ancak dolmuşta kadınlar şapka takamıyorlardı, ben de eşarp yapayım dedim.'"
1925 yılındaki Şapka ve Kıyafet Devrimi'nden dokuz yıl sonra Vitali Hakko kadın şapkaları sattığı ilk mağazası olan Şen Şapka'yı açacak ve büyük fabrikanın ilk adımlarını atacaktır.
Kendinin ve kardeşi Albert'in isimlerinin ilk harfi ile soyadının son üç harfini birleştirerek Vakko markasını yaratır. 1938'e gelindiğinde genç girişimci bu dükkanda ipek eşarplar satmaya başlar. 10 yıl sonra Vakko atölyesi kurulur ve "moda"nın seri imalatına başlanır. Çünkü Vitali Hakko'nun kendi deyişiyle "Moda Vakko'dur".

"Dostum Boncukçuyan sandık dolusu eşarp verdi"
Vitali Hakko'nun "Hayatım Vakko" kitabında eşarp üretimine başlayışını şöyle anlatıyor: "Boncukçuyan adında ithalatçı bir dostum vardı. Nereden ve hangi yoldan bulmuş bilmiyorum, sandıklar dolusu eşarp verdi bir gün.
'Siz şapka satıyorsunuz, bu da sizin kaleminizdir, satarsınız' dedi. O da, ben de bir defaya mahsus olmak üzere anlaştık. Doğrusu Boncukçuyan'ın fiyatları oldukça ucuzdu. Gerek mağazamız gerek bayilerimiz kanalıyla bu eşarpları piyasaya sürdük.
Şaşılacak bir şey oldu: Bir haftada tüm eşarplar tükendi. Müşterilerimiz yeni eşarpların gelip gelmediğini soruyorlardı.
Kafamdaki yeni bir ürün fikri, o anda temelini buldu: Şen Şapka ömrünü tamamlamıştı. Bir haftalık eşarp satışları bize göstermişti ki, şapkanın yerini eşarp alacaktır. Ayağımıza gelen kısmet bize bunu göstermiş ve bize yepyeni ufuklar açmıştı. Eşarbın şapkanın yerini alacağı, hatta daha geniş halk kitleleri tarafından kullanılacağı ortadaydı. Türk kadını köyde, kentte bunu, başörtüsü, yemeni gibi değişik adlarla ve değişik bağlayış biçimleriyle zaten kullanıyordu. Biz alafranga adını kullandık, 'eşarp' dedik. Çok geçmeden nasıl Şen Şapka kadın şapkasıyla özdeşleşmişse, eşarp da Vakko markasıyla özdeşleşti."

Abidin Dino ve Burhan Doğançay'ın desenlerini eşarplara uygulattı

Deniz Adanalı, Vitali Hakko için "Türkiye'de hep ilkleri yapmıştır. Yıllar evvel kendi sanat koleksiyonunda olan çok sevdiği sanatçılardan Abidin Dino ve Burhan Doğançay'ın desenlerini eşarplara uygulatmıştı" diyor.
1996'da Vitali Hakko "Bu kadar başarılı ressamımız var, niçin onların yapıtlarını eşarplarımızda değerlendirmeyelim?" diye düşünmüş ve böylece sanatla eşarbı birleştirmiş. Sanatçıların çalıştığı özel eşarpların dışında tüm desenler Vakko atölyesindeki stilistler tarafından tasarlanmış. Eşarpların tamamına yakını yüzde 100 ipek.
Vakko tasarımcılarından Zülal Yoğunali, Vitali Hakko için "Bizi satışa yönelik ürünler değil, hep farklı, yeni bir şeyler üretmemiz için yüreklendirdi. Hepimizden fikir alıp 'Herkes yaratıcılığını ortaya koysun, modayı ileriye götürelim' derdi" diye konuşuyor.
Vakko Müze ve Sanat Yönetmeni Fatoş Şenoğlu, Vitali Hakko'nun eşarp üretimindeki anlayışını şöyle ifade ediyor: "Vitali bey 'Türk kadını eşarp takıyorsa, en güzelini taksın' derdi."

Mevlana yılı için özel fincanlar

Vitali Hakko bu yılın "Mevlana Yılı" olması dolayısıyla Zülal Yoğunali'den bazı Mevlana desenleri çalışmasını istemiş. Beğendiklerini fincanların üzerine uygulatmış. Yoğunali'nin belirttiğine göre Vitali Hakko her şeyiyle birebir ilgilenmiş. Fincan tabaklarında yazılan Mevlana'nın "Gel kim olursan ol yine gel" sözünü özellikle Vitali Hakko talep etmiş.
Şenoğlu, Vitali Hakko'nun sık sık müze ve sanat galerisi gezmek istediğini belirtirken geçtiğimiz günlerde kendisiyle yaşadığı bir olayı şöyle aktarıyor: "Pera Müzesi ziyaretimizde gördüğü eczacılıkta ilaç yapımında kullanılan ölçeklerin formundan ilham alıp bunlardan Vakko kadehleri yaptırmak istedi. Beğendiği bir forma daha farklı bir şekil verip bunu üretme vizyonuna sahipti. Orada sanatı yaşamına dahil etmiş bir insanın ötesinde, sanatı işinde yaşatan biri vardı."

"Vakko'nun namusu"

Vakko markalı eşarplar giderek piyasada bilinir, sorulur olur. Ancak Vitali Hakko kendine ait bir atölye olmamasından kaynaklanan bir "garanti edememe" sıkıntısı yaşamaktadır: "Bizim, kendimizin ne bir boyahanemiz ne bir emprime atölyemiz vardı. Tüm bu işlemler değişik yerlerde gerçekleştiriliyordu ve kalite konusunda da hiçbir garantiye sahip değildik.
Dolayısıyla, biz de, müşterilerimize herhangi bir garanti veremiyorduk. Eşarbımızın ipeği akacak mıydı? Boyası solacak mıydı? Yıkandığında boyası karışacak mıydı? Çekecek miydi, bollaşacak mıydı? Tüm bunları bizim kendimizin bilmesi, emin olması ve sonra da müşterilerimize garanti etmemiz gerekiyordu. Biz buna 'marka namusu' diyorduk. Bu 'marka namusu'nu korumanın tek bir yolu vardı: Kendi üretimimizi kendimizin yapması. Her şeyi baştan sona denetlemek. Böylece sorumluluğumuzun bilincinde olmak. Kurtuluş'ta bir arsa alıp bir emprime atölyesi kurduk. Vakko'nun ilk gerçek üretim yeri burasıdır."
Vitali Hakko ham ipeği emprimeye dönüştürmek için Fransa'ya yollayanlara inat, Bursa ipeğini, Anadolu pamuğunu kendi tesislerinde işletir. Artık Vakko atölyesinde bir tasarım ekibi vardır. Yıllar geçtikçe Vakko markası büyüyecek, Vitali Hakko da sanata olan düşkünlüğünü eşarplara yansıtma şansını yakalayacaktır


Eşarplarıyla tarih yazdı / Pazar / Milliyet Gazete
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23.12.07, 20:38
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Vitali Hakko

Duayen olmanın iki tılsımlı kelimesi: TUTKU ve VİZYONVitali Hakko***8217;nun ***8217;Hayatım Vako***8217; kitabını okududuğumda lisedeydim ve kitabı bitirdiğimde içime işlemiş olan en önemli iki dersin birincisi işine ve hayata karşı tutku sahibi olmanın, ikincisi de vizyon sahibi olmanın önemi idi


Tabii alınan bu derslerin uygulamaktaki zor tarafı; çok çalışmak, dirayet gibi diğer bilindik başarıya götüren faktörlerden farklı olarak, içten gelen özellikler olmalarının gerektiğiydi. Çok çalışan birisi ile çok ve tutku ile çalışan birisinin arasındaki fark, geldikleri noktada görülebilirdi. Bilinmezleri bir araya getirip sonuca inanarak, karanlık bir tünelin ucunda ışık ve fırsat görerek şevkle çok çalışan insanların şansları ve sağlıkları da iyi gitti mi, başarının kaçınılmaz olduğu, bir çok başarı öyküsünün ortak paydası sanırım.

Türkiye***8217;de modanın öncüsü Vitali Hakko ile reklamcılığın öncüsü Eli Acıman***8217;ın 1930***8217;lara denk gelen ***8217;Şen Şapka***8217;nın reklamlarını hazırlama***8217;hikayesi de; tutku dolu ve vizyon sahibi olmanın başarıya giden yolda ne kadar vazgeçilmez bir faktör olduğunun çok güzel bir kanıtı. Hikayeye göre Vitali Hakko, Beyoğlu***8217;nda kadın şapkaları imal edip sattığı Şen Şapka***8217;nın reklamını yapmaya karar verir. O zamanlar genç bir gazeteci olan Eli Acıman***8217;ın ağabeyi Moiz Acıman da, reklamlarını hazırlaması için kardeşini tavsiye eder. Düşünce akışı net ve basittir: Eli Acıman gazetecilik okumuştur ve gazetecidir. Reklamlar da gazetede basılır. Dolayısı ile bu iş için biçilmiş kaftandır. 1930***8217;ların Türkiye***8217;sinde üç elbette çalışkan, azimli, ve belki biraz da şanslı adamın bana göre çok önemli diğer özellikleri, tutku ile işe bağlı, sınır tanımaz ve vizyon sahibi oluşlarıdır.
O zamanlar ***8217;reklamveren olmak***8217;gibi bir kavram kesinlikle yokken Vitali Hakko mağazasında oturup şapka satmayı beklemek yerine, reklam vererek belki bir risk almıştı, ama kesinlikle vizyonunu kullanmıştı. İnsanların mağazasına gelmesini beklemek yerine, markası ile onlara ulaşmayı kurgulamıştı. İşinin sınırlarını bulunduğu muhitin çok ötesinde, Türkiye***8217;nin hatta dünyanın sınırları ile bir görmüştü. Yaptığı işe tutku ile bağlı olmayan bir insanın, işini sınırların ötesine taşıma gibi bir kaygısı olamazdı zaten. Eli Acıman da ***8217;olur mu öyle şey ben gazeteciyim***8217; demek yerine yine sınır tanımayarak, yaratıcılığını, zekasını, ileride duayeni olacağı bir sektöre kanalize etme kararı vermişti.

Herkes çok çalışarak bir şekilde başarılı olabilir. Biraz daha şanslı olan ve yeteneklerine yakın bir alanda çalışanın daha da başarılı olma şansı daha fazla. Ama Vitali Hakko gibi; duayen insan, önemli insan, nesiller boyu hayranlık uyandıracak, örnek alınacak insan olmak için, çok çalışmanın ayrılmaz kardeşleri olan tutku ve vizyon sahibi olma faktörlerini de unutmamak gerek. işini işkolik olduğu için değil, ona aşık olduğu, onunla bütünleştiği ve akıl almaz bir güç ve enteresan içgüdülerle sınırsız diyarlara taşıyarak yapan... Bulunduğu günü, koşulları ve geleceğini algılayabilen, ona göre pozisyon alabilen... Nelerin değişken, nelerin sabit olduğunu kavrayan, vizyon sahibi bir insandı Vitali Hakko..

En az tek solukta okuduğumuz yabancı başarılı işadamlarının biyografileri kadar etkili; Vitali Hakko***8217;nun hayranlık uyandıran öyküsünün anlatıldığı ***8217;Hayatım Vakko***8217;yu herkesin okumasını öneririm. Bu ilham kaynağı eşsiz hayat hikayesinin kayda geçmiş olması büyük bir şans; üstelik anlatılan hikaye, içerdiği değer yargıları sayesinde zamansız. Devirler değişsse de başarının temel taşları değişmeyecek. Vitali Hakko***8217;nun başarısının destekleyici tılsımları tutku ve vizyon sahibi olmak ise yaşam hikayesinde; yani artık kitabında gizli. Nur içinde yatsın.


15.12.2007
GAZETEVATAN.COM
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
hakko, vitali

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:35 .