Nüve Forum


Siyasetçiler hakkinda Mahir Çayan, ile ilgili bilgiler


Mahir Çayan , Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi (THKP-C) 'nin kurucusudur. Mahir Çayan, 14 Ağustos 1945'de Samsun'da doğdu. Babası devlet memuruydu. İlköğretimine Üsküdar'da Halil Güçlü İlkokulu'nda başladı ve Paşakapısı

Like Tree1Likes
  • 1 Post By SAUVAGE

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16.02.08, 19:19
SAUVAGE - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
İletiler: 248
SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.
Standart Mahir Çayan,


Mahir Çayan,
Türkiye Halk Kurtuluş Partisi ve Cephesi (THKP-C) 'nin kurucusudur. Mahir Çayan, 14 Ağustos 1945'de Samsun'da doğdu. Babası devlet memuruydu. İlköğretimine Üsküdar'da Halil Güçlü İlkokulu'nda başladı ve Paşakapısı İlkokulu'nda tamamladı. Ortaokul ve liseyi Haydarpaşa Lisesi'nde tamamlayan Mahir Çayan, 1963'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ancak burada bir yıl öğrenim gördükten sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne kaydoldu.
Bu arada Türkiye İsçi Partisi (TİP) 'ne ve Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) 'na bağlı SBF Fikir Kulübü'ne de giren Çayan, 1965'de bu örgütün başkanlığını yaptı. 1967'de kısa bir süre için Fransa'ya gitti. 1968'de İzmir'de 6.Filo'yu protesto gösterilerinde gözaltına alındı, sonra serbest bırakıldı. Bu yıllarda TİP ve FKF içinde başlayan tartışmalarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimsedi. SBF içindeki etkinliğinde bu görüş doğrultusunda davrandı. Yusuf Küpeli'nin FKF genel başkanı olduğu bu dönemde, gerek SBF'de gerekse Ankara'daki devrimci mücadele içinde aktif olan Çayan, TİP adına Zonguldak'da ve Karadeniz Ereğlisi'nde çalışmalarda bulundu. Bu gezide Sadun Aren ile TİP Senatörü Fatma İsmen'in tutumunu eleştirdi. Bu konudaki görüşlerini 'Aren Oportunizminin Niteliği' adı altında Türk Solu adlı dergide yayınladı. Bu arada Milli Demokratik Devrim doğrultusunda ideolojik çalışmalarını yoğunlaştıran Mahir Çayan, Emek dergisinde Kenan Somer'in 'Devlet Devrim ve Lenin' ve 'Devrim Nasıl Tanımlanmalı' başlıklı yazılarına Türk Solu'nda 'Revizyonizmin Keskin Kokusu' adlı iki yazıyla cevap verdi.
9-10 Ekim 1969'da Ankara'da yapılan ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) adını alan FKF kurultayında yapmış olduğu uzun konuşmayla dikkati çekti. Bu dönemde Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile davranan Mahir Çayan, 1970'de Gülten Savasçi ile evlendi. 17-18 Ekim 1970'te divan başkanlığını Yusuf Küpeli'nin yaptığı son Dev-Genç genel kurulunda da önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmada Mihri Belli ile olan ayrılıkların üstüne giden Çayan, MDD stratejisinin bir savaş stratejisi olduğunu ve bunun bir savaş örgütü yani bir parti ile gerçekleşebileceğini savundu.
Bundan sonra 29-30 Ekim 1971'de Ankara'da TİP Genel Kurulu toplandığı sırada, bu kongreye katılmamış MDD görüşünü benimseyen delegelerle ve delege olmayan isçi ve ögrencilerle birlikte düzenlenen 'Proleter Devrimcilerin Sohbet Toplantısı'ndan sonra Mihri Belli ve grubu ile olan anlaşmazlık kopma noktasına geldi. Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Ertuğrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasıyla yayınlanan 'Aydınlık Sosyalist Dergi'ye Açık Mektup' ise bu süreci noktaladı. Bu sırada birlikte hareket ettiği arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Halk Kurtulus Partisi (THKP) 'nin kuruluş çalışmalarını da yürüten Mahir Çayan, örgütün genel komitesi tarafindan Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga ile birlikte Merkez Komitesi'ne getirildi. Komite içinde yapılan görev bölüşümü sonucunda, THKP'nin siyasal ve ideolojik görüşlerinin biçimlenmesinden sorumlu oldu.
Tarih 30 Kasım 1971’i gösterdiğinde... Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ziya Yılmaz, Ömer Ayna ve Ulaş Bardakçı, Maltepe Askeri Cezaevinden kaçmak için on beş metrelik bir tünel yetmişti.

Tarih 12 Mart... Kasım 71’den sonra ilk tüneli Ankara Kapalı Cezaevi 8. Koğuşta kazdıkları tünelle “Devrimci Gençlik Dergisi”nde çıkan yazılarından dolayı cezaevinde bulunan Taner Akçam, Zeki Şerit, Sadi Güven, Rıza Selman, yankesicilikten tutuklu Muzaffer Erbaş, gasp suçlusu Zeki Özer’in de içlerinde olduğu Dev Yol, TİKKO ve THKO’lulardı. Bu grubun arkalarında, duvara yazdıkları “O duvar / o duvarınız / vız gelir bize vız!” dizeleriydi. Bu bununla bitmiyordu. Gelenek devam ediyordu.

30 Mart 1972’de Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde THKP-C’li Mahir Çayan, Hüdai Arıkan, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, THKO'lu Ömer Ayna ve Cihan Alptekin kolluk güçleriyle girdikleri çatışmada öldürüldüler. Ertuğrul Kürkçü ise sağ yakalandı. Kızıldere genç insanlara mezar olmasından öte 12 Mart döneminin silahlı eylemlerinin sonu, devrimci mücadelenin yenilgisi anlamına geliyordu. Kimilerince bir sondu Kızıldere ancak 70'li yıllarda devrimci mücadelenin simgesi haline gelmesiyle bir başka başlangıcı ifade ediyordu. “Kızıldere son değil, savaş sürecek!” sloganı THKP-C kökenli hareketlerin kendi iç tartışmalarına atfen kullanılıyordu ama Kızıldere'nin direniş ruhu, gösterdiği devrimci atılım kitleler arasında dalga dalga yayılıyordu.

Kızıldere ne unutuldu, ne de son buldu. Devrimciler Kızıldere’den sonra defalarca kuşatılıp katledildiler. Aynı direniş, aynı cesaret her defasında ortaya kondu. Çünkü Kızıldere yalnızca bir kahramanlık destanı değildi. Anadolu’nun bir başkaldırısıydı, bu topraklarda filizlenen bir devrimcilik, bir boyun eğmemeydi. Ve bütün bunların ilkiydi. O yüzden hiç unutulmadı. Orada ölümün arifesinde atılan sloganlar dudaktan dudağa, kalpten kalbe yayıldı.

Onlar, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engellemek, 12 Mart günlerinde direnişi kırsal alana taşımak için gitmişlerdi Kızıldere’ye. Yanlarında üç İngiliz teknisyen vardı. Deniz’lere karşılık kaçırmışlardı üç teknisyeni. Bir sabah vakti kuşatıldıklarında artık her şey bitmişti. Kaçmak mümkün değildi. Yüzlerce asker ve polis kuşatmıştı evi. İki yol vardı önlerinde ya teslim olacaklardı ya da direnip öleceklerdi. Yirmi ile yirmi iki yaşlarında 11 genç ikinci yolu seçti. Direnip öleceklerdi. Marş söylemeye başladılar. “Gün Doğdu” marşını söylediler bir de “Karayılan” türküsünü. Askeri güçlerin görüşme isteğine olumsuz yanıt verdiler. Aralarında birkaç kişi çatıda bulunduğu anda ateş başladı. İlk Mahir Çayan vuruldu. Karşılıklı çatışma başladı. Ölüm kusan silahların sesi duyuldu yalnızca. Ağır silahlarla ev yerle bir edildi. Mahir ve yoldaşları kanlarının son damlasına kadar savaşarak kök saldılar Anadolu topraklarına.



Alıntıdır.

kütüphane
Eklenmiş Resim
 
__________________
Haram olsun
gerilla yüreğimi alıp elime
mavzerlerime sürüp yağlı kurşunları
ölüp dirilip binlerce kez
öpmezsem alnını ölümün
haram olsun
on sekiz yaş gençliğime.

Yılmaz Yeşildağ
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17.02.08, 22:41
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
Nereden: Kayseride yaşıyorum ama buralı değilim.Farkeder mi?
İletiler: 47
HAYALCİ doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Mahir Çayan,

THKP'nin sehir gerillasi eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Subat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankasi Küçükesat Subesi soygununa katildi. Subat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulas Bardakçi, Ziya Yilmaz, Kamil Dede, ve Oktay Etiman'la birlikte Istanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazirliklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankasi Erenköy Subesi soygununa katildi. Bunun ardindan 4 Nisan 1971'de isadamlari Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçirilip 400 bin liralik fidye alinmasi eylemini arkadaslariyla birlikte gerçeklestirdi.Israil'in Istanbul Baskonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçirilmasi eylemini Ulas Bardakçi ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçeklestirdi. 29 Mayis 1971'de Hüseyin Cevahir'le birlikte kaldiklari evden kaçip, sigindiklari bir baska evde Sibel Erkan'i alikoydular.29 Kasim 1971 günü Ziya Yilmaz, Cihan Alptekin, Ulas Bardakçi ve Ömer Ayna'yla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçti.Mart 1972'de Fatsa'ya gelen Mahir Çayan ve arkadaslari 26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde çalisan üç Ingiliz teknisyeni kaçirdilar. Bundan sonra Ingilizlerle birlikte Niksar'in Kizildere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaslari, gizlendikleri evi kusatan T.C Askerleri ile girdikleri catisma sonunda turkiye devrim tarihine direnme ve teslim olmama gelenegini kazandirarak silah arkadaslari ve yoldaslariyla birlikte 30 mart 1972'de sehit dustu.

Yukarıdaki ifadeleri 68liler vakfının sitesinden aldım arkadaşlar.Adam kaçırmak,banka soymak,masum insanların evini basıp rehin almak,devletimin askerine,polisine kurşun sıkıp silahlı çatışmaya girmek,Şanlı ayyıldızlı bayrağımın yerine moskof bayrağı orak çekiç dalgalandırmayı amaç edinmiş yasadışı ve davasını silahlı mücadele ile gerçekleştirip çatıştıkları kardeşlerime TC askeri diyen,kendilerinden ölenlere vatan haini diyeceğine dinimizin Peygamberlerden sonra verdiği en yüce makam olan Şehitlik makamını layık görecek kadar densizlik ve saygısızlık örneği olarak gördüğüm ve yasadışı bir ihanet örgütünün elebaşısını kahramanmış gibi göstermeye çalışan yayınlara ve yazılara izin vermemeleri hususunda Nüve forum moderatörlerini SUAVAGE kod adlı zavallının yazılarını forumdan silmeleri için göreve davet ediyorum.
Sözlerime Büyük Önderimiz,Devrimci Atatürk'ümüzün sözleriyle son veriyorum:

''Kominizim bizim en büyük düşmanımızdır ve nerde görülse başı ezilmelidir''
__________________
DOĞRU ŞEYLERİ YAP,GERÇEK KARAKTERİNLE UYUMLU YAŞA,DÜRÜST DAVRAN
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18.02.08, 13:44
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Mahir Çayan,

Alıntı:
HAYALCİ´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
THKP'nin sehir gerillasi eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Subat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankasi Küçükesat Subesi soygununa katildi. Subat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulas Bardakçi, Ziya Yilmaz, Kamil Dede, ve Oktay Etiman'la birlikte Istanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazirliklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankasi Erenköy Subesi soygununa katildi. Bunun ardindan 4 Nisan 1971'de isadamlari Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçirilip 400 bin liralik fidye alinmasi eylemini arkadaslariyla birlikte gerçeklestirdi.Israil'in Istanbul Baskonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçirilmasi eylemini Ulas Bardakçi ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçeklestirdi. 29 Mayis 1971'de Hüseyin Cevahir'le birlikte kaldiklari evden kaçip, sigindiklari bir baska evde Sibel Erkan'i alikoydular.29 Kasim 1971 günü Ziya Yilmaz, Cihan Alptekin, Ulas Bardakçi ve Ömer Ayna'yla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçti.Mart 1972'de Fatsa'ya gelen Mahir Çayan ve arkadaslari 26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde çalisan üç Ingiliz teknisyeni kaçirdilar. Bundan sonra Ingilizlerle birlikte Niksar'in Kizildere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaslari, gizlendikleri evi kusatan T.C Askerleri ile girdikleri catisma sonunda turkiye devrim tarihine direnme ve teslim olmama gelenegini kazandirarak silah arkadaslari ve yoldaslariyla birlikte 30 mart 1972'de sehit dustu.

Yukarıdaki ifadeleri 68liler vakfının sitesinden aldım arkadaşlar.Adam kaçırmak,banka soymak,masum insanların evini basıp rehin almak,devletimin askerine,polisine kurşun sıkıp silahlı çatışmaya girmek,Şanlı ayyıldızlı bayrağımın yerine moskof bayrağı orak çekiç dalgalandırmayı amaç edinmiş yasadışı ve davasını silahlı mücadele ile gerçekleştirip çatıştıkları kardeşlerime TC askeri diyen,kendilerinden ölenlere vatan haini diyeceğine dinimizin Peygamberlerden sonra verdiği en yüce makam olan Şehitlik makamını layık görecek kadar densizlik ve saygısızlık örneği olarak gördüğüm ve yasadışı bir ihanet örgütünün elebaşısını kahramanmış gibi göstermeye çalışan yayınlara ve yazılara izin vermemeleri hususunda Nüve forum moderatörlerini SUAVAGE kod adlı zavallının yazılarını forumdan silmeleri için göreve davet ediyorum.
Sözlerime Büyük Önderimiz,Devrimci Atatürk'ümüzün sözleriyle son veriyorum:

''Kominizim bizim en büyük düşmanımızdır ve nerde görülse başı ezilmelidir''

bu tip gizlilikler örgütlerde veya örgütleşme yolunda olan gruplarda bu tip kişileri ilahlaştırır.Sauvage, mahir çayanı sever sizde sevilmemesi gerektiğini ortaya koyarsanız demokratik bir şekilde vatandaşı ikna etmiş olursunuz.Sauvagede düşüncelerini söylemiş olur.belki de ikna edersiniz (ikna edilebilirsinizde )
sonuç olarak bilgi paylaşıldıkça bilinç düzeyi ile birlikte artar.



Atatürkün sözüne gelecek olursak bu sözün Faruk Şükrü Yersel, Eskişehir Gazetesi, 1926 da yayınlandığı öne sürülür hatta bir aralar sivas kongresinde yer aldığıda söylenmişti.ilk olarak bunu Türkeşin kitaplarında okumuştum 79 larda sanırım.Sonuçta yalan olduğu ortaya çıktı.derin devletin işi yok bunlarla uğraşıyor.işini yalan haber üretmek sanıyor belli ki.kaldıki Atatürkün o günkü şartlarda bu sözü söylemesi mümkün değil Ruslar o tarihte emperyalizme karşı yarı müttefikimiz gibi birşeydi ve Atatürkte te iyi bir politikacıydı.

sevgi ve saygılarımla arkadaşım
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.02.08, 01:08
SAUVAGE - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
İletiler: 248
SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.SAUVAGE gerçekten çok iyi biri.
Standart Cevap: Mahir Çayan,

Hayalci mafsalı üyenin karşı yazılarından beni ilgilendirenleri okudum.Aslında yaratmak istediği kaos ortamına,provakasyonlarına ve sözde kendinden beklenen Devlet,millet,bayrak,asker ve vatan ajitasyonlarına cevap vererek onun beni çekmek istediği polemiklere girmek istemezdim.Buradan o ve onun gibilerine deflarca yazdım ;o’na da ilk ve son kez cevap vereceğim.Mahirlerin,Denizlerin ve diğer yitip giden bir devrimci bir neslin tek istekleri tüm halklara özgürlük,Türkiye ‘ye tam bağımsızlık ,tüm emekçilere eşit insanca yaşam,herkese adalet ve demokrasi idi.O dönemlerden benim gibi geçenler bilir olayların başlangıcını….
Dönemin yöneticilerinin,iktidar ve sermayenin tek dayanağı ABD emperyalizmi idi.Bu teslimiyetçiliğe karşı tek ses üniversitelerden,aydınlardan ve özgür basından gelmiştir.Yükselen seslerin kısılması görevi polis destekli dönemin milliyetçi militanlarına düşmüştür.Devlet ve polis tarafından kullanılan bu faşist,halk düşmanları başta üniversiteler olmak üzere halk üzerinde terör estirmeye başlamışlardır.İlk verilen kayıp Taylan Özgür’dü ve bu arkasından yenilerinin geleceğinin- hemde daha sert ve büyük olarak- habercisi idi ve öyle de oldu.Ülkede sürek av’ı başlatıldı.Baskıcı 12 mart rejimi de bunun üzerine tuzu-biberi idi.Bu insanlar ABD emperyalizmine,kapitalist sermayeye,zorba toprak Ağalığı’na karşı tabiki bir ideolojik fikir ve eylem ile durdular.Ideolojileri Sosyalizm tavırları ise miting ve yürüyüşlerdi.Ama bunlara cevap tek tek sistematik yapılan cinayetler,toplu dayaklar,boykot kırıcılığı,miting provokasyonları…oldu.
Bu insanlar ideolojilerini kendilerine rehber edinerek üstüne basarak belirtiyorum yanlızca savunma amaçlı olarak silahlandılar.
Sosyalizm’in ideolojisi mevcut sistemin silah zoru ile yıkılmasından geçer,inşaası da bu ideolojinin hayata geçirilmesi ile başlar.Bunu onlar da inkar etmediler zaten.Sistem kendini yıkmak isteyen her olguya karşılık verir ;bu da diyaletiğin doğrulanmasıdır aslında.Bu karşı koyuş da güvenlik güçleri (bizde bir de devletin yedek lastikleri olan bir dönemin faşist millyetçileri,başka dönemde aynı zihniyetin devamı ülkücü komondaları,sonraları ülkücü mafyaları,şimdilerde de kendilerine vatanseverler,kuvvacılar… diyenler) ile olacaktır.Yapılan perasyonlarda bir tek aasker veya polis ölmemiştir (Israil başkonsolosu Elrom ve Kızılderedeki 3 Amerikalı asker dışında-ki onlarda yine güvenlik güçlerinin roket atışları ile hayatlarını kaybetmişlerdir-)
Şu yanlışı devamlı bilinçli olarak yapanlar ki biri de bu karşı yazıyı yazandır.PKK ile diğerlerinin ayrımını yapmadan,sol sosyalist düşünce ile ırkçı Kürt milliyetçiliğini temel alıp kendini lider olarak gören bir ruh hastasını da önderlik kabul eden saçma bir gerçeği birlikte harmanlayıp ortaya sosyalistler ile PKK’yı aynı tarafta gösterme aymazlığıdır.Ama bu bilinçli yapılmakta tıpkı 70’lerden başlayıp hala devam onurlu,lekesiz,dimdik bir mücadaleye ve yitirdiklerine karşı yapıldığı gibi….
__________________
Haram olsun
gerilla yüreğimi alıp elime
mavzerlerime sürüp yağlı kurşunları
ölüp dirilip binlerce kez
öpmezsem alnını ölümün
haram olsun
on sekiz yaş gençliğime.

Yılmaz Yeşildağ
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çayan, mahir

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 22:29 .