Türkiye'ye yönelik faaliyet gösteren terör örgütleri [değiştir] | Kadın örgütleri | Sivil Toplum Örgütleri | Bölücü Kürt örgütleri | Aktif İmajinasyon Gücü |
Türkiye'nin başına bela olan12 örgüt

Emniyet Genel Müdürlüğü, Türkiye'de "aktif durumda" 12 terör örgütünün bulunduğunu, bunlardan
4'ünün yasa dışı sol, 3'ünün bölücü, 5'inin de dini motifli örgütler
olduğunu açıkladı. Emniyetin araştırmasına göre, terör örgütü PKK
mensupları eğitim seviyesi en düşük kişilerden oluşuyor.
TERÖR ÖRGÜTLERİ İÇİNDE 10 YAŞINDA ÇOCUKLAR BİLE VAR...
Dini referans alan terör örgütleri mensupları üzerinde de benzer bir
çalışma yapan uzmanların, dini motifli terör örgütü mensubu 200 kişinin
dosyaları üzerinde yaptıkları araştırmaya göre, örgüt mensuplarının
yüzde 2.5'i 10-14 yaş grubunda bulunuyor. Örgüt üyelerinin yüzde 72.5'i
15-25 arasındaki gençlerden oluşurken, yüzde 17'si 25-29, yüzde 6'sı
30-34, yüzde 2'si de 35-65 yaş aralığında yer alıyor.
Öğrenim durumlarına bakıldığında, dini motifli terör örgütü
mensuplarının yüzde 22.5'inin yüksekokul mezunu, yüzde 40.5'inin lise,
yüzde 14'inin ortaokul, yüzde 19'unun ilkokul mezunu, yüzde 2.5'inin
okur-yazar, yüzde 1.5'inin de okuma-yazma bilmediği görülüyor.
SOL ÖRGÜTLER
Sol terör örgütü mensubu 826 tutuklu üzerinde yapılan araştırmaya göre
ise örgüt üyelerinin yüzde 65'i 14-25, yüzde 16.8'i 25-30 yaş grubunda,
yüzde 17.5'i ise 30 yaşın üzerinde bulunuyor.
Sol terör örgütü mensuplarının yüzde 20.4'ü yüksekokul mezunu ya da
öğrencisi, yüzde 33.5'i lise mezunu ya da öğrencisi, yüzde 14'ü ortaokul
mezunu, yüzde 29.9'u ilkokul mezunu, yüzde 1.9'u ise okuma-yazma
bilmiyor.
AİLELERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR
Yapılan araştırmalar, özellikle 14-25 yaş grubundaki lise ve üniversite
çağındaki gençlerin, Türkiye'de faaliyet yürüten terör örgütlerinin en
büyük hedef kitlesi olduğunu gösteriyor.
Emniyet yetkilileri, gençlerin terör batağına düşmemesi için başta
ebeveynler olmak üzere yakın çevresine önemli görevler düştüğünü
söylediler.
Gençlik döneminin çok kritik olduğunun altını çizen yetkililer,
çocukluktan ergenliğe adım atılırken görülen fizyonomik değişikliklerin
ilk zamanlarda gençleri olumsuz yönde etkilediğini ifade ettiler.
Ergenlik dönemi ile gençliğe ilk adımını atan bireyin fizyonomisindeki
orantısız ve karmaşık görüntünün psikolojilerini bozduğu belirtilirken,
gençlerin aşırı alıngan davranmaları, başkalarına acımasızca
eleştirilerde bulundukları halde, hiç eleştiriye tahammül edemedikleri,
coşkulu ve hayalci olmaları, otoriteden devlete varana kadar her şeyi
eleştirme eğilimi taşımalarının buna en iyi örnekler olduğu kaydedildi.
Gençlerin sergiledikleri bu davranışlarıyla ana babadan otorite figürünü
temsil eden öğretmen ve devlete kadar herkese bir mesaj verdiğinde
hemfikir olan yetkililer, bu dönemde anne babalarla gençler arasında
iletişim kopukluklarına neden olabilecek çatışmaların çıktığını
bildirdiler.
Yapılan araştırmalara göre gençlerin anne babalardan en büyük
şikayetinin "adam yerine ve yetişkin yerine konulmama, anlayışsızlık,
güvensizlik ve sürekli çocuk yerine konulmak" olduğunu söyleyen
yetkililer, "Bu nedenle; bir gencin kendine değer veren, adam yerine ve
yetişkin yerine koyan ortamları aramaya başladığını" ifade ettiler.
GENÇLERİ KANDIRIYORLAR
"Satanist gruplar ve terör örgütlerinin de tam bu kavşakta gençlerin
karşısına çıktığını ve onu kazanana kadar ileride bedelini fazlasıyla
almak üzere sözde sevgiyi, saygıyı ve değeri gençlerin arzuladığı bir
şekilde verdiklerini" belirten terör uzmanları, örgütlerin, zihnini,
kalbini ve ruhunu avuçlarını içerisine aldığı gencin örgüt dışına çıkmak
istese de, çıkmasına izin vermediklerini kaydettiler.
Terör örgütleri, gençlerin aile yapısı, zaafları, arkadaşları ve
ekonomik durumunu araştırarak onlara yaklaşırken, bağlantı kurdukları
kişilere kendi yayın organlarını okutarak "beyin yıkama" faaliyetine
girişiyorlar. Terör örgütleri, kazandığı militanların beyinlerini ve
ruhlarını, örgütün amaçlarına göre şartlandırma faaliyetini, bu kadarla
da bırakmıyor; yeni kazandığı militanlarının algılama dünyalarına da
nüfuz ederek, örgütün idealleri ve amaçlarından başka herhangi bir şey
düşünmelerini önlüyorlar. Sol örgütlerin örgüt içinde militanlarına
hakim kıldıkları "Devrimcinin şahsi hayatı olmaz" yaklaşımı, buna en
iyi örnek olarak gösteriliyor.
Terörle mücadele uzmanları, örgütsel kazanımın son dönemini şöyle
özetliyorlar:
"Terör örgütlerinin, bir gencin psikolojik yönden beynini yıkayarak
ideolojileri çerçevesinde şartlandırmalarının en önemli nedeni 'kesin
inanç adamı' haline getirmektir. Nitekim, bir gencin örgüte gelene kadar
ailesinden ve çevresinden aldığı kimlik ve kişilik silinerek yerine yeni
bir kimlik ve kişilik kazandırılmaktadır. Biz buna 'militan kimliği ve
kişiliği' diyoruz. Bir terör örgütünün militanlarını bu süreçten
geçirmesindeki amaç ise, işleteceği cinayetlerin meşruiyet dayanağını o
kişinin iç dünyasına yerleştirebilmektir. Bundan sonra, bir militan
işlediği cinayetlerden dolayı vicdani herhangi bir sıkıntı
çekmemektedir"
Anne ve babalara da tavsiyelerde bulunan emniyet yetkilileri,
"Ebeveynlerin gençlik çağındaki çocuklarını gereksiz yere
yargılamamalarını, gereksiz eleştiriden kaçınmalarını, onları birer
yetişkin gibi görerek bu kritik dönemde herkesten daha çok yardımcı
olmalarını" istediler.
Gençlerin terör örgütlerinin ağına düşmesinin önüne geçilmesinde medyaya
da önemli görevler düştüğünü kaydeden emniyet yetkilileri, medyanın,
özellikle gençliği zararlı alışkanlıklara, ideolojilere, akımlara
özendirici yayınlar yapmamaları gerektiğini belirttiler.
Terör örgütlerinin medyada yer bulduğu ölçüde etkinlik kazandığını,
moral bulduğunu ve sempatizanlarının örgüte bağımlılığını arttırdığını
kaydeden yetkililer, haberlerin terör örgütlerinin propagandasını
içermemesi ve detaylar verilerek gençleri özendirici olmaması
gerektiğine dikkati çektiler.
KORUYUCU HEKİMLİKTE OLDUĞU GİBİ AYDINLATMAK...
Emniyet yetkilileri, gençleri terör örgütlerine karşı sürekli eğiterek
aydınlatmak gerektiğini ifade ederek, şunları kaydettiler:
"Ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütleri, öğrenci kesimi, işçi
kesimi, kamu kesimi ve vatandaşlarımız içinde kurdukları sistemle
kaybettikleri her militanının yerini yeni bir militanla besleyerek
ayakta kalmaya çalışmaktadırlar.
Tıpta, bir insana hasta olmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek amacıyla
kurulmuş koruyucu hekimlik vardır. Bu noktada, terörle mücadelede de
bize düşen görev, koruyucu hekimlikte olduğu gibi gençliğimize sahip
çıkarak terörizm hastalığına yakalanmamanın yol ve yöntemlerini öğretmek
olmalıdır.
Ancak, gençliği terör örgütlerinin tuzaklarına karşı korumak sadece
güvenlik güçlerimizin vazifesi değil, ana babalardan, öğretmenlere,
ilgili tüm kurumların kısaca herkesin görevidir."












VATAN FOTO GALERİ









Normal
