Nüve Forum


Hinduizm hakkinda hinduculuk ile ilgili bilgiler


HİNDUCULUK a. (hindu'dan). Batılı do-ğubillmcilerln Hindistan'daki ortodoks din akımlarını belirtmek için kullandıkları terim. (Eşanl. HİNDUİZM.) ***8212;ANSİKL. Hinduculuğun, islam, buddha-cılık ya da hıristiyanlık gibi, belirli bir kurucusu yoktur. Hindistan tarihiyle birlikte

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07.09.10, 19:50
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart hinduculuk

HİNDUCULUK a. (hindu'dan). Batılı do-ğubillmcilerln Hindistan'daki ortodoks din akımlarını belirtmek için kullandıkları terim. (Eşanl. HİNDUİZM.) ***8212;ANSİKL. Hinduculuğun, islam, buddha-cılık ya da hıristiyanlık gibi, belirli bir kurucusu yoktur. Hindistan tarihiyle birlikte başlar. Hinduculuğun Ortodoksluğunu saptayan belirli bir yetke de yoktur. Veda-iar gibi bazı kutsal metinlerin ve brahma-natman kavramı, karma ve samsara yasası ve yeniden doğuş çevriminden son kurtuluş (mukti) gibi, birkaç öğretisel ana hat dışında, ruhsal üstatlar (guru) tarafından kendilerine özgü biçimde yorumlandı ve öğretildi. Hinduculuk belirli bir din değil, yaşamın temelini oluşturan gerçeğe getirilen farklı yaklaşımların bir bütünüdür. Hindu dinsel söz dağarcığında "hinduculuk" terimi yer almaz, dinsel gelenekleri belirtmek için bunun yerine sanatana-dharma, ya da "başlangıcı olmayan kozmik ve evrensel yasa" deyimi kullanılır.
***8226; Kutsal metinler. Hindistan'daki kutsal edebiyat iki kategoriye ayrılır: açınlanmış ve değişmeyen bir öğreti olan ve "işitilmiş" anlamına gelen şruti; açınlanmış öğretinin insanlar tarafından yorumlanmış hali olan ve "anımsanan" anlamındaki smriti.
Şruti, Vedaiara denk düşer, bir başka deyişle 4 şamhita' yı (Higveda, Yacurveda, Samaveda ve Atharvaveda), Brahmana ve Aranyaka adı verilen, daha sonraki adak yorumlarını ve son olarak da Upa-nişadiar içinde yer alan temel sorunların felsefi yorumlarını karşılar. Veda terimi kimi zaman yalnızca 4 samhita'ya gönderme yapar. Aslında, hinduculuğun temel öğretisi, veda edebiyatı içinde yer alır ve her hindu okulu ya da mezhebi bunu kaynak olarak gösterir. Bu metinlerin kaleme alınış tarihlerini kesinlikle belirlemek neredeyse olanaksızdır, çünkü hindu yazarlar tarihsel olgulara hiçbir zaman önem vermemişlerdir. Bu edebiyatın gelişim döneminin İ.Ö. 2000'le 600 yılları arasına rastladığı sanılmaktadır.
İ.Ö. 600'le İ.S. 300 arasındaki büyük Maurya imparatorluğu döneminde görkemli smriti metinleri yazıldı. Upanlşadlar' ın anafikri hinduculukta kabul gördü; ne var ki, Vedalar'ın üstün yetkesini reddeden buddhacılık ve caynacılık tarafından dışlandı. Yine bu dönemde, şivacılık ve vlşnuculuk gibi büyük mezhepler kesin bir ayrılık gösterdi. Bhagavad-Gita'yı içeren Mahabharata ve Ramayana destanları kaleme alındı ve 6 darşana'ya (Nyaya, Vai-şesika, Samkhya, Yoga, Purva-Mimamsa ve Vedanta) son ve kesin biçimleri verildi.
Purana adı verilen dönemde (İ.S. 300'le 1200 arası) smriti edebiyatında önemli bir gelişme yaşandı: 18 büyük purana ("antik öyküler") ve çok sayıda upa-purana ("ikincil purana metinleri) yazıldı; bunların tümü değişik mezheplere atfedildi. Hukuk yazılarında ve sanatta da büyük bir gelişme görüldü.
Hinduculukta, müslüman imparatorluğu sırasında Vallabhacarya (1479-1513), Caitanya (1485-1533), Tulsi Das (1532 -1623), Tukaram (1609-1649) gibi ermişlerle birlikte önemli dine bağlılık (bhakti) akımları yaşandı. Daha sonra, hıristiyanlık ve müslümanlığın etkisiyle hinduculukta, Brahmo Samac, Arya Samac ve Ra-makrishna Mission gibi reformlar da görüldü. Bu akımlar, bugün yalnızca birkaç bin kişiyi ilgilendirmektedir Büyük çoğunluk, gelenekleri, birkaç yüzyıl önce oluşturulduğu gibi yaşamaktadır. ***8226; Öğretiyle ilgili birkaç nokta. Bir hindu-nun yaşamı Upanişadlar'a ve Vedalar'a uygun biçimde iki düzey üzerinde sürüp gider: vyavaharika adı verilen görüngüsel düzey ve paramarthika adı verilen numen düzeyi. Bunlardan birincisi, çeşitli değişimlere bağımlı olan maddesel varlıkla, ikincisi ise, değişmeyen, ebedi gerçekle ilişkilidir.
Görüngüsel düzeyde tüm evrensel ve bireysel yaşam bir dharma'dır ("evrenin düzeninin yasası"). Evren, varoluşunun sürekliliğini sağlayan bir yasa üzerinde kuruludur. insan bu düzenin bir parçasıdır. Var olan her şey, tanrılar, cinler, insanlar, hayvanlar, bitki ve maden dünyası bu yasaya göre yönetilir. Her birinin, dönen bir tekerleğe benzetilen Evren yasasinın bir alt parçası ve tamamlayıcısı olan kendine özgü yasaları vardır. Örneğin, bitkiler tomurcuklanır, yaşar, ölür ve yeniden tomurcuklanırken bu yasaya uyarlar; insanlar İçin de aynı şey sözkonusudur: doğarlar, yaşarlar, ölürler ve yeniden doğarlar; gün geceye kavuşur, mevsim mevsime. Bu Evrensel yasa yalnızca kozmik değil, aynı zamanda ahlaksal bir yasadır. Ahlak ya da ahlaksızlık, Evrensel yasa'ya duyulan saygıya bağlıdır; buradan da adharma (ahlaksızlık, adaletsizlik) fikri gelişmiştir.
Vedalar'da buyurulan değişik ayin ve kurbanların amacı Evrensel düzen'i korumaktır. Kurbanlar ve adaklar, dharma'nın düzenli işlemesinden sorumlu olan değişik güçlerin besini olarak kabul edilir. Böylece, bir hindunun yaşamı önemli anlarla belirginleşir: doğum, brahmancı yaşama giriş (upanayana), evlilik, ölüm; yaşamının Evrensel düzen içinde yer almasını sağlamak amacıyla bu anlarda ayinler (sams-kara) düzenlenir.
Her hindu, doğumundan başlayarak Evrensel düzen içinde belirli bir yer işgal eder: bir "kast" ya da "sınıf" içinde doğar. Hindu toplumu dört büyük kategoriye (varna) ayrılır: tepede brahmanlar yer alır, ayinlerin ve kutsal metinlerin bilgisine sahip olmak yalnızca bunların hakkıdır; ardından, çoğunlukla prens ya da savaşçı adı verilen ksatriya'\ar, daha sonra da, üretim ve ticaret işlevlerini üstlenen vaiş-ya'lar gelir; en son sırayı da "4. sınıf" anlamına gelen ve hizmet etmekle yükümlü olan şudra'lar alır. Brahman ya da temizlik işçisi olarak doğmak bir hindu için rastlantısal değildir. Önceki varoluşlarında Kozmik düzen'le (dharma) uyum içinde olan herkes bir üst sınıfta (insan ya da insanüstü) yeniden doğacaktır. Tersine, bu düzeni ihlal edenler (adharma) ağırlaşır ve doğum ıskalasının alt basamaklarına düşerler. Önceki yaşamlarda yapılan işlerin ağırlığına karma denir. Hindu, doğumlar-daki eşitsizliği haksızlıkla karşılamaz, çünkü ona göre bu eşitsizlik, İçkin adaletin eksiksiz bir belirtisidir, insanın, "kast"ına başkaldırması hem saçma hem de yanlıştır, çünkü "doğum"u, Evrensel düzen' in (dharma) dışavurumudur. Bir bütün olarak dharma, Düzen'i ayakta tutan mutlak güç olan Brahman'ın bir anlatımıdır. Tek gerçek (satya) budur, diğer her şey basit bir görünümdür (maya) ve bilgisizlikten ötürü gerçek olarak kabul edilir. Her bireyin özünü oluşturan atman, Brahman' la özdeştir ama, kişi bilgisizliği nedeniyle bunu anlayamaz ve kendisini Brahman' dan öte bir gerçeklikte arar. Böylece, hiç durmadan doğum çemberinde (samsara) döner durur ve bir yaşamdan ötekine doğar Çeşitli çile aşamalarından geçerek, kendi İçindeki gerçeği (atman'ın aslında brahman olduğu gerçeğini) bulabilir ve cahillikten (avidya) arınır, doğum çemberinden kurtulur (moksa) ve Mutlak'la öz-deşir.
Hindular, günlük yaşamlarında bireysel bir tanrının varlığını kabul ederler. Kimileri bu tanrıya Vişnu, kimileri de Şiva adını verir; bunun yanı sıra, daha önemsiz mezhepler de vardır. Vişnu, inananlarının gözünde Mutlak gerçek'in bir tezahürüdür, inananlar, Vişnu'nun, Düzen'in bozulduğu zamanlarda Yeryüzü'ne indiği sırada aldığı biçimlere (avatara) tapınırlar. Bu avafara'lardan en önemlileri Rama ve Krişna'dır.
Şiva, inananları için hem iyiliği hem kötülüğü kendinde toplayan en yüce Varlık' tır. Değişik görünümlerde betimlenir: örneğin, yaşamın geçici biçimlerine üstün gelen ebedi Gerçek'in zaferini simgeleyen Dans hükümdarı (Nataraca) gibi. Şiva, dünya üzerinde, eşleri olarak kabul edilen ve kozmik gücün (şaktı) tezahürü olan tanrıçalar yardımıyla iş görür. Bunların başlıcaları, çoğunlukla iyiliksever olan Par-vati, savaşçı Durga ve yok edici Kati'dir. Hinduculuk, bu Vişnu ve Şiva kültleri bağlamında, daha mistik ve dinsel bir başka biçime bürünür. Her yaşam düzeyinden ve meslekten inananlar, tanrılarına, bhakti adı verilen şefkatli ve bağlılık içeren bir sevgi gösterirler. Aslında, hinduların büyük çoğunluğu için din, dinsel toplantılarla (satsanga) tapınaklarındaki kültle (pu-ca), tanrıları övmeyle (stuti), meditasyon-la (dhyana) ve kutsal yerlere yapılan hac yolculuklarıyla yerine getirilen bhakti deneyimiyle özetlenir. Hinduculuk, Kabir, Tukaram, Mirabai ve yaşamı büyük bir bhak-f/'yle geçen Ma Ananda Moyi gibi, kadın ve erkek din uluları yetiştirdi.
Tapınak, her zaman için bir ya da daha fazla tanrının konutudur. Tapınağa gitmek hiçbir zaman zerunlu değildir: ziyaretlerin amacı tanrının tasvirini görmek, dinsel kurallara göre ona bir armağan sunmak, onun lütfunu kazanmak ve me-ditasyon yapmaktır.
Kozmik düzen bir hindunun yaşamında değişik aşamalar öngörür: 6 yaşındayken gerektiği biçimde brahmancı yaşama kabul edilen küçük erkek çocuk, ilk aşamaya ya da brahmacarya'ya (Brahman'ı takip eden) başlar Hocasının gözetiminde değişik bilimler (şastra) öğrenir, on iki yıl sonra evlenir ve böylece ikinci aşama olan grhastha'ya (evin efendisi) girer. Ailesinin mutluluğunu yaratmak ve sağlamak da dahil olmak üzere tüm görevleri yerine getirir; ama daha sonra dünyadan elini eteğini çekecek ve böylece yüce uyanışı önleyebilecek her türlü arzu ve varlıktan arınacaktır: işte bu, vanaprastha (ormana çekilen) adlı üçüncü aşamadır. Hin-duculuk, bu aşama için, Himalayalar'ın yamaçları gibi, kutsal olarak nitelendirilen birçok yer öngörür. Üçüncü aşamanın insanı, içinde tümden bir çekilme arzusu filizlenene dek başkalarını eğitir: bu son aşamadır. O, artık, Brahman bilgisinin peşinde dünyayı dolaşan evsiz barksız bir sannyasin'dir.
Çok önemli olmasına karşın, dharma dünyasında gerçeğin yer almadığı kabul edilir. Yine de tümüyle de gerçek dışı değildir ve kişiyi gerçekten ayırma gücü olan maya ile tanımlanır. Böylelikle, dinsel yaşamın değişmez amacı kurtuluştur (muk-ti). Hlnduculuk bu kurtuluşa giden birçok yol önerir: ayinlerin ve eylemlerin yolu karma marga, dinsel aşkın yolu bhakti mar-ga ve bilginin yolu enana marga. Bunun yanı sıra yoga ve tantra gibi daha önemsiz yollar da vardır Bu yolları geliştiren büyük üstatlardan Şankara, Ramanuca ve Madhva, ruhsal ve felsefi alanlarda adları bugün de geçen büyük ustalardır.
Bugün, Hindistan'da, hinduların özgün ve geleneksel yaşamı, başta Batı'nınkiler olmak üzere birçok etki nedeniyle tehlikeli biçimde dengesizleşmiştir. Ama, hinducu-luğun yeni durumlara uyma konusunda İnanılmaz bir yatkınlığı vardır.

kaynak:2-cilt:9
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
hinduculuk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:53 .