iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 07:48 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Turizm » Avusturalya

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.07.07, 20:54
Standart Avusturalya

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

08.07.07, 20:54



Avusturalya moda haftası | Canberra-avusturalya’nın başkenti |

Türk ekmeğini sofrasından eksik etmeyen uzak ülke Avustralya




ATİLLA DORSAY



Dünyanın en küçük kıtası ve en büyük adası olan Avustralya'da Türkler en büyük başarıyı ekmekte kazanmış. Yıllar önce gelip bu ülkeye yerleşen fırıncıların yaptığı 'Turkish Bread' en popülerinden en lüksüne tüm lokantaların mönüsünde var..

Malezya Havayolları'yla Uzakdoğu'ya gidiyoruz. İnce belli, hokka burunlu hostesler, İstanbul'dan Kuala Lumpur'a 10 saatlik, oradan da Sydney'e yedi saatlik uzun uçuşlarımızı güzellikleriyle ve birinci sınıf hizmetleriyle neşelendirmeye çalışıyorlar. Ama ah, o bol baharatlı yemekler! Ve okyanusların üzerinde birden oluşan hava boşlukları...Yıllardır gitmek istedim Avustralya'ya... Diğer dört kıtaya ayak basmıştım, sıra artık beşincisinde değil miydi? Sonunda o da kısmet oldu. Gerçi sadece Sydney ve çevresini görebildim, ama burası ne de olsa kıtanın en büyük kenti, kalbi ve beyniydi. Ve doğrusu bana yeterince heyecan verdi. Kısaca hatırlatayım: burası dünyanın en büyük adası, en küçük kıtası ve tüm bir kıtayı kaplayan tek ülkesi. Türkiye'nin kabaca 10 misli bir ülke düşünün. Ve nüfusu sadece 20 milyon... O yüzden değil mi, Avustralya hâlâ göçmenlerin baş hedefi? Gerçi artık iş bulmak eskisi kadar kolay değilmiş. Göç etmekse hiç değil. Ama yine bu kıta-ülke, çok insanın iştahını kabartıyor. Türkler de başlarda olmak üzere... Bu yüzölçümü-nüfus dengesizliğinin temel nedeni, kıtanın üçte ikisinin çöl ikliminde, tarıma ve yaşamaya uygun olmayan yerler olması. Toprağın ancak yüzde 6'sı ekilebiliyor. Uçaktan bile kilometreler boyu çöl görüyorsunuz. Büyük kentler kıyılara toplanmış, özellikle de güney kıyılarına... Melbourne, başkent Canberra, Sydney, Brisbane inci taneleri gibi birbirini izliyor.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 08.07.07, 20:55
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Avusturalya






Atilla Dorsay, kıtaya özgü olan koalayla aynı karede.

Bay Koala'yı takdimimdir!



Darling Harbour denen liman, 1910'larda Çanakkale'ye hareket eden Anzak'ların uğurlandığı yermiş. Genç kızların "darling", yani sevgililerini buradan geçirmesi limana adını vermiş. Yeri gelmişken, şu Anzak sözcüğünü açıklayayım. Benim düne kadar bir ayrı insan gurubu sandığım Anzak'lar, aslında 'Australian and New Zealand Army Corps' deyiminin baş harflerinden oluşuyor ve Yeni Zelanda'yı da kapsayan ordu birliklerini anlatıyor. Gelibolu'da Türklere karşı savaşlarını bugün hala gururla anmalarının temel nedeniyse, bunun ülkenin katıldığı ilk savaş olması ve bu nedenle milliyetçi duyguların ilk kez yeşermesinin simgesi sayılması. Bu limanda, resmi adı Wild Life World: Vahşi Yaşam Dünyası olan görkemli bir hayvanat bahçesi ve yine çok büyük bir akvaryum da var. Avustralya kıtası, biliyorsunuz, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan hayvanlara evsahipliği yapıyor. Gönlümüzü çalanlar, koala'lar oluyor. Birer küçük ayı yavrusu gibi duran, ama aslında ayı türünden olmayan bu yaratıklar, bence dünyanın en sevimli hayvancıkları. Sürekli yaprak yiyor ya da uyuyor ve birlikte resim çektirmenize hiç aldırmıyorlar. Ama Tanrı (ya da doğa) bu hayvanları kıtaya armağan ederken, örneğin kedileri vermemiş.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08.07.07, 20:56
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Avusturalya




Kuruluşu 200 yılı ancak aşan ülkenin (Avustralya 1788'de devlet olmuş) 19. yüzyıldan kalma en güzel yapıları burada. Özellikle dünyanın ilk büyük alışveriş merkezi olan QVB- Queen Victoria Building ve benzeri yapılar. Ünlü opera binasını da barındıran Circular Quay çevresindeki sokaklar, en çok da The Rocks denen semt bu eski yapılarla dolu. Denizle iç içe bir kent olan Sydney'in çevresi, bir motor gezisinde gördüğümüz gibi Boğaz'ı, özellikle de Bebek'i ve de Büyükada'yı hatırlatıyor. Ama "downtown" denen kent merkezi yüksek yapılarla dolu ve bunlar kimi zaman, o eski semtlerin bağrına bıçak saplanmış gibi duruyor. Sydney gezmesi çok rahat bir şehir. Özellikle ziyaretçiler için bunu çok kolaylaştırmışlar. Bir yandan metro, öte yandan mono-rail denen ve en turistik olan bölümü yüksekten geçen bir trenle bağlayan sistem. Explorerdenen ve bir biletle hem iki saatlik komple bir şehir turu, hem de civardaki plajları görmenizi sağlayan Bondi gezisi imkânı veren turistik otobüsler. Ayrıca, civardaki Circular Quay veya Darling Harbour denen yerlerden hareket edip kıyıları, adaları ve oradaki birbirinden ilginç yerleri gezdiren gemi seferleri.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08.07.07, 20:56
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Avusturalya



Azınlıklar ve etnik mutfaklar



Kentin King's Cross sokağı çılgın bir gece hayatını barındırıyor. Chinatown, Çinlilerin semti: Alışveriş merkezlerinde ise bol Türk dükkanı var: özellikle lokanta olarak... Burası tam bir ırklar mozaiği. Paddington, sayısız etnik mutfak barındırıyor. Gerçek anlamda bir mutfağı olmayan Avustralya, özellikle bol baharatlı, ama çok leziz Hint ve de Çin mutfaklarına teslim olmuş gözüküyor. Türkler ise en büyük başarıyı ekmekte kazanmışlar: yıllar önce gelip yerleşen fırıncıların yaptığı francala tadındaki beyaz ekmek öyle beğenilmiş ki, bugün 'Turkish Bread: Türk ekmeği' en popülerinden en lüksüne tüm lokantaların menüsüne sızmış.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.07.07, 20:57
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Avusturalya

Mavi Dağlar'ı ziyaret




ATİLLA DORSAY



O küçük ve özel trenler ve gemilerle, kentin ıcığını cıcığını çıkarıyoruz. Fish Market-Balık Pazarı görülmedik okyanus balıkları sunuyor ve yanı başındaki sayısız küçük lokantada, başta ıstakoz türlü-çeşitli deniz hayvanları çok ucuza yenebiliyor. Bir günlüğüne de civardaki ünlü Blue Mountains-Mavi Dağlar'a gidiyoruz. Orda yaşayan dostumuz, Variety'nin ünlü sinema yazarı David Stratton bize sisli dağları, yemyeşil ormanları, uçsuz bucaksız vadileri gezdiriyor. Ama ormanları gezerken, geçen yıllarda bu ülkenin başına bela gibi çöken orman yangınlarını da hatırlıyoruz. Çünkü büyük tahribat yapan bu yangın, buraların burnunun dibine kadar gelmiş, hatta yarısı yanmış ağaçlar bile var. Böylece, bizden çok ırak, kişi başına yılda 32 bin doları aşan geliriyle dünyanın en zengin ekonomilerinden birini oluşturan bu ülke, yine de bize ülkemizi düşündürüyor.





Sydney alışveriş açısından harika bir şehir. Gelişmiş bir giyim sanayi yok, ama her türlü markayı içeren çok büyük alışveriş merkezleri var. Üstelik ortalığı saran Çin ve Filipin malları gerçekten çok ucuz, bazen de kaliteli. Chinatown çevresindeki Paddy's Market, çok büyük ve eski bir yapının içine yerleşmiş, çok makul fiyatları olan görkemli bir merkez. David Jones, Myer gibi büyük dükkanlar ise çok ciddi, hatta şaşırtıcı indirimler yapıyorlar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
Lord-70 (08.07.07)
  #6  
Alt 17.07.07, 17:43
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Avusturalya

Sidney


Sidney, 2000 olimpiyatları ile şöhretine ve mimari güzelliğine zenginlik katmıştır. Şehrin iç yapısı, ulaşım, modern spor merkezleri, altyapı sistemleri için ve şimdiye kadarki en iyi olimpiyat oyunları olarak adlandırılmak için rekor denebilecek çok büyük paralar harcandı. Bazı olumsuz düşünenler bu uluslararası olaydan sonra “travma sonrası aldatıcı bir bozukluk” yaşayacağını beklediler ama olmadı. Avusturalya güneşinin altında deniz, sörf, ve kültürüyle Sidney hayatı normale döndü.

Diğer şehirlerde olduğu gibi burada da bazı problemler var: suç, uyuşturucu, şehrin gelişigüzel yayılması gibi. Ayrıca şehrin kendini kıtanın bir parçası olduğunu unutmak gibi bir eğilimi de var ve bu aksiliklerin altında tam bir kozmopolit karışım olmak da gizli. Ancak esasen görkemli “Opera House”, limanı, görkemli köprüsü, müzeleri, galerileri, uluslararası tatları, sörf yapılan sahillleri, Dünyaca ünlü festivalleri, 24 saat süren eğlenceleri, spor merkezleri ve ilginç aktivitelere ev sahipliği yapan bir şehir olarak karşımıza çıkar. Adı az duyulmuş bir sırrı var: büyük yarasaları, konuşan bir köpeği, 10 metrelik kibrit çöpü ve parıltılı sularında bir penguenin yaşadığı “Circular Quay”.

Medyaya göre Sidney’in kendini yeni bulmuş olan olgulunluğu Olimpiyatlardan kaynaklanmaktadır. Eğer bir Sidneyliye sorarsanız Sidney’in o günden bu güne pek değişmediğini söyleyecektir. Şehir artık genç olmayabilir ama yaşlanmaya da pek niyeti yok.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17.07.07, 20:59
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Avusturalya



aborjinler








Aborjinleri önce nerde gördüm? Beyazperdede elbette... 1970'lerde üstüste İngiliz yönetmen Nicolas Roeg'un Walkobut / Sonsuz Çöl, Avustralyalı yönetmen Peter Weir'in Son Dalga, Alman yönetmen Werner Herzog'un Yeşil Karıncaların Düş Gördüğü Yer gibi filmlerini izlemiş, bu filmlerde oynayan gerçek Aborjin halkının çarpıcı fiziğine şaşırmış, sonra da anlatılan öykülerde beliren talihsizlikleri karşısında yüreğim burkulmuştu. Ve bu ırka ilgi duymuştum. Avustralya ziyaretim sırasında onlarla ilişkili daha çok bilgi edinebildim. Avustralya adı, Latince'de 'güneye ait' demek olan Australis sözcüğünden geliyor. Daha 1606 yılında kıtaya ayak basan İspanyol Pedro Fernandes de Queiros, adayı İspanyol kırallığına ait ilan etmiş ve 'Australia del Espiritu Santo' diye isimlendirmiş. Ada aslında binlerce yıl öncesinden beri yerel bir ırka yurt olmuş. Bunlar, bugün Aborjin diye bilinen yerli halkın ataları. Olasılıkla Güney Asya'dan göç etmiş bu halkın çok ilginç inançları varmış. Bunların başında, gerçek zamanın dışında bir de 'rüya zamanı' diye niteledikleri bir zamana inanmaları.

AVUSTRALYA'NIN KÖKENİ
Sonraları Hollandalılar, daha sonra da İngilizler gelmiş. 1788'de Kaptan Arthur Phillip'in Port Jackson'daki yerleşmenin hükümranlığını ilan etmesi, bugünkü devletin ilk özü sayılıyor ve ulusal gün olarak kutlanıyor. Tüm bu yerleşmeler sırasında, adadaki yerli halk ayrıma, hatta kıyıma uğramış. Başlarda 500 bine yakın olan nüfus, bugün 200 binin altında. Üstelik Aborjinler sürekli dışlanarak kendi aralarında getto'lar kurmaya itilmiş. Nitekim bugün büyük kentlerden çok, verimsiz kuzey bölgesinde komünler halinde yaşıyorlar. Ve ülkenin en geri kalmış, en yoksul kesimini oluşturuyorlar.

SOYKIRIMIN BİR BAŞKA BİÇİMI
Beyaz halkın Aborjinlere yaptığı, aslında diğer kıtalarda olup bitenden farklı değil. Örneğin Amerika kıtasında da Kızılderililer çok benzer bir kaderi yaşadılar. Ama tüm bunlar modern tarihin kurulmasından önce olduğu için, kitaplarda pek adı geçmiyor. Ancak sürekli bu konuları işleyip adalet arayan kurumlar ve kişiler var. Bunlar, Aborjinlere yapılanı soykırım diye adlandırmaktan çekinmiyor. Kendi özel dillerini konuşmaları, kendi okullarına sahip olmaları, kültürlerini geliştirmeleri ve modern topluma katılmaları sürekli engellendiği gibi, nüfusları sürekli denetlenmiş, çoğalması önlenmiş, kalabalıklaşan komünler parçalanmış. Çocukların ailelerinden alınıp bir tür devşirme muamelesi görerek uşak-hizmetçi diye kullanılmaları da cabası. Aborjinlerin mülkiyet hakkına sahip olmaları, yasalar önünde eşit sayılmaları gibi şeyler, ancak yakın zamanda gerçekleşmiş. 1967'deki referandum sonucu, federal hükümete bu halkın konumuna özel olarak eğilen yasalar çıkarması yetkisi verilmiş. Sözünü ettiğim filmlerin de ancak bu tarihlerden sonra yapılmış olması ilginç değil mi? Aborjinler ilk bakışta çirkin bir ırk. Ama bu bizim beyaz ırk olarak yaygınlaştırdığımız güzellik kavramına göre böyle. Aslında çok özel bir halk bu... Kocaman gözleri, delici bakışları, kartal gibi hatları var. Ve kimi genç mensupları da son derece güzel. Kimi sanatçılar yetiştirmişler: Özellikle plastik sanatlarda... Biz ordayken açılan 'Divas of the Desert' (Çölün Divaları) adlı bir sergideki kadın sanatçıların eserleri büyük ilgi gördü, hatta Emiliy Kame Kngwarreye adlı sanatçının bir resmi 1 milyon dolarlık satış fiyatıyla, Aborjin eserleri arasında rekor kırdı. TV dizilerinde oynayan birkaç oyuncuları da var. Ama genel nüfusa kıyasla, tüm bunlar çok az. Çünkü yeteneklerinin gelişmesine yardım edilmemiş, hatta engel olunmuş. Sydney'de onların elişlerini satan çok sayıda hediyelik eşya dükkanı var. Ama biz vitrininde "Burası sahipleri gerçek Aborjin olan tek dükkandır" reklamına inandık ve alacaklarımızı ordan aldık. Doğrusu pişman da olmadık.

DEVLET ÖZÜR DİLİYOR
Benim orda esas ilgimi çekense, birden gazetelere yansıyan ve günlerce manşetleri işgal eden haberler oldu. Bunlara göre, özellikle kuzeyde yaşayan Aborjin gurupların içinde, alkolizm ve onunla atbaşı giden çocuk tacizi olayları birden tavana vurmuştu. Hükümet olayın peşine düştü, başbakan John Howard "Bu bizim Katrina felaketimizdir," dedi (ABD'yi vuran ve New Orleans'ı yerle bir eden büyük fırtına). Aborjin çocukların üstelik kendi aile çevreleri içinde cinsel tacize uğraması ve ensest olaylarının çığ gibi büyümesi, bu kendine özgü, temelde sakin, püriten ve çok polisiye olay yaşamayan toplumda, birden bomba etkisi yarattı. Tam 10 yıldır Aborjinlerin koşullarını düzeltmeye uğraştığı belirtilen başbakan Howard'ın çabaları, belki artık sonuca yaklaşacak. Bense kendi adıma, sağda-solda ve en çok sokaklarda gösteri yaparken rastladığımız bu mağrur görünüşlü halkın ve onların kocaman gözlü çocuklarının kaderi değişecek diye sevindim. Ne de olsa onlarla sinema perdesinden tanışıklığımız var!


Son dönem yaşanan Aborjin çocuklara taciz olayları için Avustralya Hükümeti harekete geçti.
atila dorsay
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (17.07.07)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
avusturalya

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz