iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:30 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Turizm » ispanya

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17.07.07, 17:44
Standart ispanya

hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 48.550
Send PM
17.07.07, 17:44


BARSELONA

Fenikeli kökenlere sahip olan Barselona, Romalıların yönetimi altında gelişmiştir; o dönemde inşa edilen duvarların kalıntıları, şehrin, sözde Gotik Mahallesi’nde hâlâ görülebilir. Roma şehri buluntuları Şehir Tarih Müzesi’nde sergilenir. Vizigot hâkimiyetinde bölgenin önemi azalmıştır; Mağribiler 8. yüzyılın başlarında İber yarımadasını istila ettiklerinde bu bölgeyi uzun süre kontrol edememişlerdir. Barselona 801 yılında, Franklar tarafından yeniden ele geçirildikten sonra Katalan kontluklarının en güçlüsü olan Barselona Kontluğunun başkenti olarak Charlemagne’ın imparatorluğuna dahil edilmiştir. İspanya’nın diğer kısımlarından tamamen farklı bir karakter taşıyan Barselona ve Katalanya, yaklaşık beş yüzyıl boyunca Hıristiyan kalmıştır. Daha sonra, 12. yüzyılda Aragón krallığına katılmış, bunun ardından da deniz ticaretinin geliştiği bir dönem gelmiştir.

Fernando ve Isabel’in 1469 yılındaki evliliği Kastilya ve Aragón krallıklarını birleştirmiş ve İspanya’nın bugünkü mevcut düzenine yol açmıştır. Bununla birlikte yeni yönetim, merkezileşme sürecinde bu dinamik ve güçlü bir bağımsızlık sergileyen bölgenin yerleşik geleneklerini bastırmaya çalışmıştır. Barselona, izleyen birkaç yüzyıl boyunca, benzersiz kimliğini korumak için tekrar tekrar mücadele etmiştir. İspanya İç Savaşı sırasında Cumhuriyetçi güçlerin başkenti olarak hizmet etmiş ve Franco’ya teslim olan en son şehirlerden biri olmuştur – bunun sonucunda Barselona daha sonra sert misillemelere hedef olmuş, hatta Katalan dili baskı görmüştür. Artık mimarisi ve üslubuyla hak edilmiş bir itibara sahip olan Barselona, halkın, kendi dilleri de dahil olmak üzere Katalan olan her şey için açıktan açığa bir tutku sergilediği, büyük ölçüde özerk bir bölgenin gittikçe zenginleşen başkentidir. Sonuç, İspanya’nın geriye kalanından son derece farklı bir atmosfer olmuştur.

Barselona’da Dolaşırken

Barselona İspanya’nın ikinci büyük şehridir, ilgi çekici turistik yerleri büyük ölçüde birbirinden ayrılmıştır. Toplu taşıma sistemi bu konuda çok yardımcı olur; otobüslere ve metroya binerek, neredeyse gitmek istediğiniz her yere gidebilirsiniz. En makul seçenek iki hattı olan Turistik Otobüstür: (üç durakta birbirleriyle bağlantısı olan) kırmızı kuzey hattı ve mavi güney hattı. Her ikisi de Plaça de Catalunya’dan her gün saat 09.00’da hareket eder. Her hat, turistik yerlerde inilip binilmeye uygundur. Biletler, otobüsten ya da turizm bürolarından alınabilir; Montjuïc’e ve Tibidabo’ya giden teleferik, kablolu tren ve tramvaya binişler de dahil olmak üzere, birçok müze ve ilgi çekici yer için de indirim sağlar. Barselona Kartı da düşünülmeye değer bir seçenektir, bir günlük ve beş günlük dönemler için satın alınabilen kart, ücretsiz toplu taşımanın yanı sıra müzeler, eğlence yerleri, dükkânlar, restoranlar, hatta Aerobus (havaalanı otobüsü) için indirim sağlar.



MADRİD

İkinci yüzyılda Romalıların yerleştiği Madrid, İS 711 yılında Mağribiler tarafından işgal edildi. Mağribiler 865’te şehri tahkim ederek, surlarla çevrili bir şehre dönüştürdüler. Madrid, sadece iki yüzyıl sonra 1803 yılında, VI. Alfonso tarafından yeniden fethedildi ve 1309 yılında IV. Fernando’nun Kraliyet Kurulu burada toplandı. Katolik Hükümdarlar 1476 yılında şehir surlarının ve kapılarının kaldırılmasını istediler, II. Felipe ise 1561 yılında sarayını Toledo’dan buraya taşıdı ve böylece Madrid’i muazzam bir imparatorluğun başkenti yaptı.

Bir sonraki yüzyılın başında, Habsburg devrinde, Plaza Mayor gibi önemli bir ekleme yapıldı. Bourbon Hanedanı, Habsburgların yerine geçtiğinde şehri baştan aşağı süsleyen birçok büyük bina yaptırdı. Bunların arasında Kraliyet Sarayı, 1764 yılında tamamlandı; Alcalá Kapısı 1778 yılında III. Carlos’un kral olarak şehre girişini onurlandırmak üzere inşa edildi; Prado Müzesi de 1785-1819 yılları arasında yapıldı. Kent, İspanya İç Savaşı sırasında, Kasım 1936 tarihinden Mart 1939 tarihine kadar Milliyetçi güçlerin kuşatmasına maruz kaldı ve bu güçlerin şehre girişiyle çarpışmalara son verildi.

Madrid İspanya’daki en büyük şehirdir ve 655 metre rakımla Avrupa’nın en yüksek başkentidir. Bu hummalı modern şehir, eskinin ve yeninin merak uyandırıcı karışımını yansıtır. Aynı zamanda, çevredeki birkaç tarihi şehri keşfetmek için iyi bir üs görevi yapar. Şehri gezmenin en iyi yolu, ucuz ve hızlı (yeraltı) metro sistemidir.

Kentte görülecek çok yer vardır ve başlamak için en iyi nokta, 10 sokağın buluştuğu, koşuşturma halindeki Puerta del Sol’dur (Güneş Kapısı). Burası kelimenin tam anlamıyla İspanya’nın kavşağıdır ve karayolları ağında “0 Kilometre” olarak bilinir; III. Carlos’un heybetli, atlı heykeli ve Madrid’in arması olan madraño (kocayemiş veya çilek) ağacına uzanan bir ayının betimlendiği heykel de buradadır.



Sevil


Sevil, İspanya’ya gelenlerin oldukça hoşlandığı bir kenttir. Endülüs devletinde 800 yıldır Afrikalılar yaşamaktadır ve onların etkilerini taşıyan mimariler oldukça yaygındır ve bu da bir kültür merkezi olduğunu her an gözler önüne serer. Bu memleketin bereketi, ılık kışları ile güzel iklimi yılda ortalama 3000 saat güneş alan bu şehir (Ağustos’ta giderseniz havanın 47 dereceye ulaştığına tanık olabilirsiniz) Fenikelilerin ve Kartacalıların buraya yerleşmelerinin nedenidir. Sonra diğer bütün Avrupa şehirlerine olduğu gibi Romalılar geldi ve imparatorları Trajan ve Hadrian’ın da burada doğduğu söylenir.

Daha sonra Sevil, tarihin ünlü ve ünsüz bir çok şahsiyetlerine de sahip oldu. Efsanevi \"Don Juan\" bütün Avrupa’daki kadınların kalbini çalmaya buradan başladı, Kolombo ise yeni Dünya’yı keşfetmeye Sevil’e çok yakın bir limandan yola çıkarak başladı. Prosper Merimée\'nin subay Don José ve boğa güreşçisi Escamillo arasında seçim yapamayan \"Carmen\"i (hala Opera Salonlarında izleyebilirsiniz) de Sevil’de eski bir sigara fabrikasında çalışıyordu. Bu arada fabrika bugün bir üniversitedir ve burada Endülüs yeteneklerinin doğaçlamasına da tanık olabilirsiniz.

Şehri gezerken bir Endülüs kültürü yumağının içinde, boğa güreşlerinin merkezinde ve Flamenko müziğinin etkisinde olduğunuzu farkedersiniz. Gezinizi Endülüslerin de sıkça yaptığı gibi yavaşça ve ara vererek yapabilirsiniz ve bu aralarda tipik İspanyol yemeği olan “tapas” yiyerek ve her yerde bulabileceğiniz Sherry şaraplarından içerek değerlendirebilirsiniz.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
hayati kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (24.07.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 21.07.07, 23:54
Çılgın
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 950
Ettiği Teşekkür: 267
305 tane iletisine 623 kere teşekkür edilmiş
warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.warmgrey artık çok görkemli biri.
  Send PM
Standart Cevap: ispanya

Alıntı:
hayati´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
MADRİD
Kentte görülecek çok yer vardır ve başlamak için en iyi nokta, 10 sokağın buluştuğu, koşuşturma halindeki Puerta del Sol’dur (Güneş Kapısı). Burası kelimenin tam anlamıyla İspanya’nın kavşağıdır ve karayolları ağında “0 Kilometre” olarak bilinir; III. Carlos’un heybetli, atlı heykeli ve Madrid’in arması olan madraño (kocayemiş veya çilek) ağacına uzanan bir ayının betimlendiği heykel de buradadır.
Ek bilgi vermek istiyorum.

0 kilometre olan nokta, bir arma ile betimlenmiştir ve ispanya'nın tam orta noktası olduğu söylenir. İspanyanın Doğu-Batı-Kuzey-Güney sınırları bu noktaya eşit uzaklıktadır.

Aynı zamanda Colon meydanı ve Colon anıtı da ziyaret edilmelidir. Christopher Columbus anısına yapılan bu meydan ve anıt (kendisine ispanyollar Colon derler) dev bir ispanyol bayrağı ile süslenmiştir.

Bu bayrağın orada yer alması İspanyada büyük tartışmalara sebebiyet vermiştir. Bir gazete köşe yazarı bu bayrağın baskları inciteceğini söylemiştir. Bu yazının ardından indirilen bayrak, İspanyada 9 aylık bir tartışmanın sonucunda tekrar göndere çekilmiştir ve son derece görkemlidir.

Colombus'un Amerikayı keşfi İspanyada büyük törenlerle kutlanır.

İspanyada ilginç gelebilecek bir nokta da, Tapas kültürüdür. Bu kültür, bizim rakı kültürümüze son derece benzer. Size tavsiyem, gidip turistik mekanlarda yemek yerine, aralarda derelerde bir tapas mekanı bularak bu kültürü sonuna kadar yaşamanız. Çeşitli mezelerle şarabın ağız tadınıza hitap etmesine izin verin. Örneğin ciğer, peynir tabağı, kaz ciğeri tapas için size tavsiye edebileceğim mezelerdir.

Eylül ayının 10'u gibi giderseniz, İspanya kralının doğumgünü şenliklerine de tanık olabilirsiniz.

Bir de turist otobüsleri var. Bir gezi bileti alıyorsunuz ve akşama kadar 2 katlı gezi otobüsleri ile istediğiniz her yeri geziyorsunuz.

Fırsatınız olursa Madridi yürüyerek gezin. Çok daha keyifli ve tadına vara vara gezersiniz...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için warmgrey kullancısına teşekkür ediyor :
hayati (21.07.07), SELVILV (24.07.07)
  #3  
Alt 24.07.07, 13:24
all rigth - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jun 2006
Nereden: fatih 'in feth ettiği şehir... istanbul... :)
İletiler: 3.257
Ettiği Teşekkür: 13
83 tane iletisine 115 kere teşekkür edilmiş
all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: ispanya

madrid e gitmeyi çok istiyorum ama nasıl teşekkürler paylaşım için
__________________
ßeni YormayIn! -->çOk ü$engeCim..
ßana yaLan söyLemeyin ! -->Nefret Ederim!
ßana ßi$ey sOrmayIn! -->ßiLmiOrum!
Ciddi oLmayIn -->ßen güLüyorum...
iÇeLim Demeyin! -->DayanamIyorum!..
Dalga geÇeLim. --> ßayıLıyorum !..
Derdinmi var ¿ --> DinLiyorum ...
çOk mu zOr¿ -->Ugra$Iyorum!..
ßana a$Ik oLma! -->ßen oLamIyOrum !!!
>>km ne derse dsn bn böleimm degsmyrm<<

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10.09.07, 19:48
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.550
Ettiği Teşekkür: 6.513
7.631 tane iletisine 10.797 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: ispanya

mallorca



(Sübjektiftir, resmi değildir)
Dil: Almanca, Katalanca, İspanyolca.
İklim: Marmaris'e göre limonata gibi...
Şehirleşme: Marmaris'e 10 çeker. Uzaktan Kuşadası kadar beton. Yakından Çeşme, Asmalımescit, Antalya Kaleiçi lezzetleri hâkim.
Yaygın araba: Mercedes, Seat
Doğal güzellikler: Litvanyalılar. En azından Avrupa basketbol şampiyonası boyunca...
Gazete: Bir sürü var ama Mallorca Zeitung'u tek geçerim.
Popüler kitap: Mallorca emlak kataloğu. Resimli ve renkli, herhangi bir sayfayı aç, hayal kur.
Milli yemek: Yumurtalı patlıcan nefis. Patlıcan sevmeyenleri duyar gibiyim. Öyle böyle değil, hakikaten nefis.




Avrupalılar harıl harıl Mallorca'dan emlak alıyor.

Mallorca'nın sesi uzaktan güzel


Mehmet Tez




Mallorca deyince zihninizde ne canlanıyor bilmiyorum. Geçen hafta Avrupa Basketbol Şampiyonası'nı izlemek için dört gününü orada geçiren biri olarak kendiminkini söyleyeyim: Aklımda kalan şey; "Ausgang!" Mallorca havaalanına indiğinizde gözünüze ilk çarpan Almanca tabelalar. Çıkış tabelası bile Almanca, yani "Ausgang."

Michael Douglas'ın evi
Mallorca'da Almancanızı ileri götürebilir, pratik yapabilirsiniz. Adadaki ve dünyadaki gelişmeleri Mallorca Zeitung gazetesinden takip edebilirsiniz. Herhangi bir otel lobisinde bulduğunuz emlak rehberinden kendinize bir ev satın alabilir ve buraya yerleşebilirsiniz. Neden mi? E her şehrin, her yörenin bir özelliği var. Las Vegas'a giden kumar oynuyor, Amsterdam'a giden coffee shop'ta takılıyor, Moskova malum, 'milli destination.' Mallorca'da da adet ev almak. Üstelik burada bir adet İspanyol Rahşan Ecevit de olmadığından kimse "Almanlar yurdumuzu ele geçirip Akdeniz'e açılma peşinde" gibi cümleler kurmuyor. Oteldeki odamda çalışma masasının üzerinde bir emlak rehberi var. Tek yıldızdan beş yıldıza kadar fiyatlandırma dereceleri var. Mesela adanın güneyindeki herhangi bir yerleşim biriminde bir site içinde apartman dairesi ya da küçük bir villa sizi kesiyorsa 250 bin ile 500 bin avroyu gözden çıkarmalısınız. Bunun anlamı iki yıldız. Beş yıldıza geldiğinizde cebinizde 1 tekliğiniz olmalı. Karşılığında mesela Chopin'in yaşadığı mahallede bir taş ev edinmek mümkün. Ben şahsen Valdemossa'yı beğendim. Adanın kuzeyine doğru bir vadi. Ortaçağdan kalma bir kasaba. Chopin'in kafa dinlemek için geldiği yer.

Gece hayatı yok
Michael Douglas da buraya takılan ünlü isimlerden biri. Bir evi ve bir de restoranı var. Buradaki kültür merkezinde Mallorca'yı öven bir film çekmiş, adayı anlatıyor. Sonra restorana geçip yemek yiyorsunuz. Morina balığı bölgenin spesiyalitesi ama çatal bıçak Türkiye'den. Hisar marka. Dünyanın her yerinde Türk olarak dönerci görmeye alışkın bir dargelirli olarak sevindim, yemekte çatalın bıçağın hakkını verdim. Artık buradan bir reklam çıkar herhalde Hisar'cılara... Mallorca'nın en büyük kenti olan Palma esasen Antalya ile Marmaris arasında bir yer. Tabii doğası Marmaris ve Antalya kadar güzel değil. Denizi de vasat. Gece hayatı resmen yok. İki tane mekân var. Dünyanın en turistik yerleri. Çalan müzikler konusunda bir fikir vermek gerekirse Komançero düzeyi diyelim... Ama pazarlama müthiş. Türkiye ucuz odacı, tam pansiyoncu, müşterinin kolunu bacağını çekiştiren turizmciler tarafından paçoz Avrupalı'ya peşkeş çekilirken Mallorca'da İspanyollar hem adalarını koruyor, hem de inanılmaz bir ekonomi döndürüyorlar. Sırt çantalı tursit gelip günlüğü 20 avroya tam pansiyon kalacak diye güzelim koylara tatil köyü izni verenler bir zahmet Palma'ya gitsinler görsünler. Mallorca adasına yılda 25 milyon turist geliyor. Her yıl sürüyle ev satılıyor ama betonlaşma diye bir şey yok. İnsanlar buranın imajının bir parçası olmak ve "Mallorca'ya gittim," demek için bu adaya akın ediyor. Ev alıyor ve yerleşiyorlar. Yani imaj her şey. Bu yazıdan ne anladık derseniz:
1- Mallorca'ya gitmediyseniz bir şey kaçırmadınız.
2- Her şey imaj, gerisi boş.

Haberin fotoğrafları























Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
ispanya

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz