BARSELONA
Fenikeli kökenlere sahip olan Barselona, Romalıların yönetimi altında gelişmiştir; o dönemde inşa edilen duvarların kalıntıları, şehrin, sözde Gotik Mahallesi’nde hâlâ görülebilir. Roma şehri buluntuları Şehir Tarih Müzesi’nde sergilenir. Vizigot hâkimiyetinde bölgenin önemi azalmıştır; Mağribiler 8. yüzyılın başlarında İber yarımadasını istila ettiklerinde bu bölgeyi uzun süre kontrol edememişlerdir. Barselona 801 yılında, Franklar tarafından yeniden ele geçirildikten sonra Katalan kontluklarının en güçlüsü olan Barselona Kontluğunun başkenti olarak Charlemagne’ın imparatorluğuna dahil edilmiştir. İspanya’nın diğer kısımlarından tamamen farklı bir karakter taşıyan Barselona ve Katalanya, yaklaşık beş yüzyıl boyunca Hıristiyan kalmıştır. Daha sonra, 12. yüzyılda Aragón krallığına katılmış, bunun ardından da deniz ticaretinin geliştiği bir dönem gelmiştir.
Fernando ve Isabel’in 1469 yılındaki evliliği Kastilya ve Aragón krallıklarını birleştirmiş ve İspanya’nın bugünkü mevcut düzenine yol açmıştır. Bununla birlikte yeni yönetim, merkezileşme sürecinde bu dinamik ve güçlü bir bağımsızlık sergileyen bölgenin yerleşik geleneklerini bastırmaya çalışmıştır. Barselona, izleyen birkaç yüzyıl boyunca, benzersiz kimliğini korumak için tekrar tekrar mücadele etmiştir. İspanya İç Savaşı sırasında Cumhuriyetçi güçlerin başkenti olarak hizmet etmiş ve Franco’ya teslim olan en son şehirlerden biri olmuştur – bunun sonucunda Barselona daha sonra sert misillemelere hedef olmuş, hatta Katalan dili baskı görmüştür. Artık mimarisi ve üslubuyla hak edilmiş bir itibara sahip olan Barselona, halkın, kendi dilleri de dahil olmak üzere Katalan olan her şey için açıktan açığa bir tutku sergilediği, büyük ölçüde özerk bir bölgenin gittikçe zenginleşen başkentidir. Sonuç, İspanya’nın geriye kalanından son derece farklı bir atmosfer olmuştur.
Barselona’da Dolaşırken
Barselona İspanya’nın ikinci büyük şehridir, ilgi çekici turistik yerleri büyük ölçüde birbirinden ayrılmıştır. Toplu taşıma sistemi bu konuda çok yardımcı olur; otobüslere ve metroya binerek, neredeyse gitmek istediğiniz her yere gidebilirsiniz. En makul seçenek iki hattı olan Turistik Otobüstür: (üç durakta birbirleriyle bağlantısı olan) kırmızı kuzey hattı ve mavi güney hattı. Her ikisi de Plaça de Catalunya’dan her gün saat 09.00’da hareket eder. Her hat, turistik yerlerde inilip binilmeye uygundur. Biletler, otobüsten ya da turizm bürolarından alınabilir; Montjuïc’e ve Tibidabo’ya giden teleferik, kablolu tren ve tramvaya binişler de dahil olmak üzere, birçok müze ve ilgi çekici yer için de indirim sağlar. Barselona Kartı da düşünülmeye değer bir seçenektir, bir günlük ve beş günlük dönemler için satın alınabilen kart, ücretsiz toplu taşımanın yanı sıra müzeler, eğlence yerleri, dükkânlar, restoranlar, hatta Aerobus (havaalanı otobüsü) için indirim sağlar.
MADRİD
İkinci yüzyılda Romalıların yerleştiği Madrid, İS 711 yılında Mağribiler tarafından işgal edildi. Mağribiler 865’te şehri tahkim ederek, surlarla çevrili bir şehre dönüştürdüler. Madrid, sadece iki yüzyıl sonra 1803 yılında, VI. Alfonso tarafından yeniden fethedildi ve 1309 yılında IV. Fernando’nun Kraliyet Kurulu burada toplandı. Katolik Hükümdarlar 1476 yılında şehir surlarının ve kapılarının kaldırılmasını istediler, II. Felipe ise 1561 yılında sarayını Toledo’dan buraya taşıdı ve böylece Madrid’i muazzam bir imparatorluğun başkenti yaptı.
Bir sonraki yüzyılın başında, Habsburg devrinde, Plaza Mayor gibi önemli bir ekleme yapıldı. Bourbon Hanedanı, Habsburgların yerine geçtiğinde şehri baştan aşağı süsleyen birçok büyük bina yaptırdı. Bunların arasında Kraliyet Sarayı, 1764 yılında tamamlandı; Alcalá Kapısı 1778 yılında III. Carlos’un kral olarak şehre girişini onurlandırmak üzere inşa edildi; Prado Müzesi de 1785-1819 yılları arasında yapıldı. Kent, İspanya İç Savaşı sırasında, Kasım 1936 tarihinden Mart 1939 tarihine kadar Milliyetçi güçlerin kuşatmasına maruz kaldı ve bu güçlerin şehre girişiyle çarpışmalara son verildi.
Madrid İspanya’daki en büyük şehirdir ve 655 metre rakımla Avrupa’nın en yüksek başkentidir. Bu hummalı modern şehir, eskinin ve yeninin merak uyandırıcı karışımını yansıtır. Aynı zamanda, çevredeki birkaç tarihi şehri keşfetmek için iyi bir üs görevi yapar. Şehri gezmenin en iyi yolu, ucuz ve hızlı (yeraltı) metro sistemidir.
Kentte görülecek çok yer vardır ve başlamak için en iyi nokta, 10 sokağın buluştuğu, koşuşturma halindeki Puerta del Sol’dur (Güneş Kapısı). Burası kelimenin tam anlamıyla İspanya’nın kavşağıdır ve karayolları ağında “0 Kilometre” olarak bilinir; III. Carlos’un heybetli, atlı heykeli ve Madrid’in arması olan madraño (kocayemiş veya çilek) ağacına uzanan bir ayının betimlendiği heykel de buradadır.
Sevil
Sevil, İspanya’ya gelenlerin oldukça hoşlandığı bir kenttir. Endülüs devletinde 800 yıldır Afrikalılar yaşamaktadır ve onların etkilerini taşıyan mimariler oldukça yaygındır ve bu da bir kültür merkezi olduğunu her an gözler önüne serer. Bu memleketin bereketi, ılık kışları ile güzel iklimi yılda ortalama 3000 saat güneş alan bu şehir (Ağustos’ta giderseniz havanın 47 dereceye ulaştığına tanık olabilirsiniz) Fenikelilerin ve Kartacalıların buraya yerleşmelerinin nedenidir. Sonra diğer bütün Avrupa şehirlerine olduğu gibi Romalılar geldi ve imparatorları Trajan ve Hadrian’ın da burada doğduğu söylenir.
Daha sonra Sevil, tarihin ünlü ve ünsüz bir çok şahsiyetlerine de sahip oldu. Efsanevi \"Don Juan\" bütün Avrupa’daki kadınların kalbini çalmaya buradan başladı, Kolombo ise yeni Dünya’yı keşfetmeye Sevil’e çok yakın bir limandan yola çıkarak başladı. Prosper Merimée\'nin subay Don José ve boğa güreşçisi Escamillo arasında seçim yapamayan \"Carmen\"i (hala Opera Salonlarında izleyebilirsiniz) de Sevil’de eski bir sigara fabrikasında çalışıyordu. Bu arada fabrika bugün bir üniversitedir ve burada Endülüs yeteneklerinin doğaçlamasına da tanık olabilirsiniz.
Şehri gezerken bir Endülüs kültürü yumağının içinde, boğa güreşlerinin merkezinde ve Flamenko müziğinin etkisinde olduğunuzu farkedersiniz. Gezinizi Endülüslerin de sıkça yaptığı gibi yavaşça ve ara vererek yapabilirsiniz ve bu aralarda tipik İspanyol yemeği olan “tapas” yiyerek ve her yerde bulabileceğiniz Sherry şaraplarından içerek değerlendirebilirsiniz.











teşekkürler paylaşım için









Normal
