iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:21 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Turizm » çek cumhuriyeti

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 21.07.07, 03:03
Standart çek cumhuriyeti

21.07.07, 03:03



Osmanlı Cumhuriyeti mi yoksa Muz Cumhuriyeti mi? | Muz Cumhuriyeti | Korku cumhuriyeti | Çin haik cumhuriyeti | Çin halk cumhuriyeti |

BOHEMYA\'NIN BAŞKENTİ PRAG

Şehir, hem güzel hem de stratejik bir bölge olan Vltava nehrinin (Elbe nehrinin bir kolu) iki kıyısına kurulmuştur. Eski şehrin merkezi, etrafı tepelerle çevrili, çanağı andıran bir alandadır. Çek folklorunda, güzel bir şehri ve bu şehrin tam olarak nereye kurulması gerektiğini rüyasında gören Prenses Libuse’den söz edilir. Prenses, ilk hanedanı başlatmak için sıradan bir çiftçiyle, yani bir premysl ile evlenir. Bu hanedanın soyundan gelenler de doğrulukları ve dürüstlükleri hatırlanırlar.

Avrupa’nın tam kalbinde, daha doğrusu bu noktanın biraz kuzeybatısında yer alan Prag (Çekçede Praha), yüzyıllar boyunca Bohemya olarak adlandırılan antik toprakların başkenti olmuştur. Ortaçağda IV. Karl’ın büyük imparatorluğunun merkezi olarak önem kazanmıştır. Kutsal Roma İmparatoru ve neredeyse bütün Batı Avrupa’nın hükümdarı olan Karl, büyük olasılıkla kendi döneminin tek büyük gücüydü (1316-1378). 16. yüzyılda Habsburg hanedanının önemli merkezlerinden biri olan şehir, 1918 yılında bağımsızlığını yeni kazanan Çekoslovakya’nın başkenti ilan edildi. Çek Cumhuriyeti, 20. yüzyılın sonlarına doğru Komünist yönetimi altında zor yıllar geçirdiyse de, 1989 yılında Demir Perde’nin yıkılmasıyla Prag, Bohemya döneminden beri gizli kalan zenginliğini gözler önüne sererek dünyanın geri kalanının ilgisini çekti.

Şehir, nesillerin miraslarıyla gelişmiş, farklı tarzları kapsayan benzersiz bir mimari dokuya sahiptir. Olağanüstü işçiliği hemen göze çarpan bu son derece incelikli doku, büyük ölçüde Gotik, Rönesans, Barok ve Art Nouveau şaheserleriyle bezenmiştir. Tabii, bu dokunun politik ve dini çekişmelerle işlendiğini ve usta mimarların, ressamların, heykeltıraşların ve müzisyenlerin katkılarıyla bir bütünlüğe kavuştuğunu unutmamak gerekir.

Ortaçağ boyunca kraliyetin merkezi olan Prag Kalesi, alçak bir sırtın tepesinde bütün ihtişamıyla oturup şehirde olup biteni denetler gibidir. O dönemlerde kraliyet hamiliğinin Bohemya’ya bir saray yaptırması, zengin ve güçlüleri buraya bir mıknatıs gibi çekmiştir. Bu zengin ve güçlü aileler lüks mâlikaneler ve yazlık saraylar yaptırarak bunları dönemin en başarılı zanaatkârlarının yapıtlarıyla dekore etmek uğruna servetler harcamışlardı. Kilisenin de bu harekette rolü büyüktür. Bohemya, Katoliklerin ve reformcuların başlıca çatışma alanı olduğu için bu bölgede durum iyice karmaşıktır. Burada yapılan gösterişli katedraller, kiliseler, şapeller ve manastırlar, bu dini çekişmenin ne kadar ateşli yaşandığını kanıtlar niteliktedir. Katolik Kilisenin zaferiyle sonuçlanan çatışma, aynı zamanda Prag’a “yüz kuleli şehir” adını da kazandırmıştır.

Şehrin çehresi, bulutların ve güneşin hareketlerine bağlı olarak neredeyse her dakika şekil değiştirir. Sabahları, güneşin taze ve yumuşak ışınları heykelleri ve kubbeleri aydınlatırken, günbatımı saatlerinin yoğun, bal rengi ışınları sayesinde alçı bezeklerle yaldızlı kuleler atın rengine bürünür. Mevsimler, atmosferlerini de beraberinde taşıyarak şehre ayrı güzellikler katar. Prag, güneşli bir yaz sabahında ne kadar güzel olursa, sonbaharın bakır tonlarıyla bezenmiş ya da karlarla örtülmüş haliyle aynı derecede çekicidir.

Mimari harikalarını aydınlatan ışıklarıyla, şehrin gece manzarası en az gündüz olduğu kadar etkileyicidir. Vltava nehri üzerinde titreşen yansımalarla sokak lambalarının sarı ışıkları, Prag’ın neden dünyanın en romantik şehirlerinden biri olarak görüldüğünü anlatmaya yeter. Diğer pek çok sanatçının yanı sıra Mozart, Beethoven ile Çek besteciler Dvorák ve Smetana’ya ilham veren, işte bu romantik atmosferdir. Şehir, günümüz ressamları ve fotoğraf sanatçıları için de ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Müzik, tiyatro ve güzel sanatların en seçkin örnekleriyle yüzyıllar geçiren Prag halkı son derece kültürlü ve incelikli insanlardır. Tiyatrolarının ve galerilerinin güzelliklerini bildikleri kadar bunların ne kadar değerli olduğunu da en az ziyaretçiler kadar iyi bilirler. Habsburg döneminin estetik mirası ile sanatsal hareketlilik, 19. yüzyılda belirginleşen uluşçu duyguyu iyice güçlendirmiştir. Her türlü sanatsal etkinliğin biletleri, herkesin alabilmesi için özellikle ucuz tutulur; böylece her kesimden insan şehrin eşsiz konser sezonunun tadını çıkarabilir. Ama Prag halkı zamanının tümünü bu tür etkinliklerle geçirmez. Çek Cumhuriyeti’nin dünyanın önde gelen başarılı bira üreticilerinden biri olduğu unutulmamalıdır. Yani halk, sanatla ilgilendiği kadar bira salonlarına da gider; dumanaltı olmuş bir caz bar veya rock bar, gecenin geç saatlerine kadar kalabalık olabilir. 20. yüzyılın başlarında, Franz Kafka’nın yazılarını veya Görsel Sanatçılar Grubu’nun kübist yapıtlarını etkileyen kafe müdavimlerine şimdi de rastlanabilir. Ancak o zaman felsefi konular tartışan insanların yerlerini dondurma yiyenler, parklarda temiz hava alanlar ya da Skoda marka arabalarına atlayıp tur atanlar almıştır.

Hiç şüphesiz 1989 yılı, hem şehir hem de halkı için pek çok değişiklik getirmiştir. Genç nesil artık, batılı gençlerin doğal saydıkları özgürlüklerin içinde büyümektedir. Modayı ve son çıkan CD’leri yakından izleyebiliyorlar; tabii, cep telefonu olmayan da yok gibidir. Ancak, kişinin telefonunu diğerlerinden farklılaştırmak için hemen hemen her zil tonunu kullanabildiği bir dönemde, Praglıların geleneksel Slav melodilerinden vazgeçememesi, kökenlerini unutmadıklarının açık bir kanıtı sayılabilir.

Çek ekonomisi, “Kadife Devrim” ile çoğalan ziyaretçiler sayesinde ayakta durabiliyor. Bu yolla birçok tarihi bina, şehrin bazı bölgelerini boya ve yaş alçı kokusuna boğan yenileme programından payına düşeni almayı başardı. Prag ziyaretiniz boyunca turist akınlarından uzak durma şansınız biraz düşük; el ele kol kola dolaşan balayı çiftlerine, kendi bütçelerine göre Avrupa turuna çıkmış olan öğrencilere ya da büyük gruplar halinde şehir meydanlarında dolaşan turist gruplarına rastlamamanız mümkün değildir. Prag’ın bu değişik turist gruplarına hitap etmesi şehrin zenginliğinin de bir göstergesi niteliğindedir. Bu şehirde bir azizin mezarını gezebilir, Avrupalı ustalarının resimleri karşısında derin düşüncelere dalabilir, 14. yüzyıldan kalma bir kuleye tırmanabilir, şehir ya da nehir turuna çıkabilir, son derece zarif bir kristal için pazarlığa tutuşabilir, romantik bir akşam yürüyüşü yapabilir ve bir klasik müzik konserini izleyebilirsiniz. Üstelik bunları –ve hatta biraz daha fazlasını– birkaç saat içinde yapabilirsiniz.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
cekoslavakya

« irlanda | Fransa »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz