iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:30 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Turizm » hollanda

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.08.07, 19:28
Standart hollanda

hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 48.550
Send PM
03.08.07, 19:28


AMSTERDAM VE AMSTERDAMLILAR

Amsterdam’ın bir eşi daha yoktur. Venedik’ten daha çok kanala, Paris’ten daha fazla köprüye sahip olan Amsterdam, Avrupa’nın en güzel kentlerinden biridir. Dünyanın en ünlü sanatçılarının eserlerinden, esrar tarihi müzesine kadar uzanan, 16, 17 ve 18. yüzyıllardan kalma 6000 civarında binaya kurulmuş elliden fazla müze, bütün kültür meraklılarının susuzluğunu dindirecek kapasitededir. Her şeye rağmen Amsterdam’ın harcındaki çekicilik, burada hissedeceğiniz heyecanın sadece bir kısmıdır. Amsterdam’ın çağdaş kültürü de son derece canlıdır; burası kesinlikle geçmişe saplanıp kalmış bir kent değildir, kent sakinleri açık fikirli ve sıcakkanlı oldukları kadar gerçekçi ve hoşgörülüdürler.

Hollanda’nın kuzeyinde bulunan Amsterdam, Amstel nehrinin Zuider Zee’nin tuzlu sularıyla buluştuğu noktaya kurulmuştur. Üzerine yerleşilecek bu kadar az kuru toprakla, burada yaşamaya gelen ilk yerleşimcilerin neden burayı seçtiklerini anlamak pek kolay değildir. Yine de bunun yerinde bir karar olduğu söylenebilir, çünkü Amsterdamlılar, yani Amsterdammers, kısa sürede nehrin akışını kontrol etmeye ve nehir boyunca ticaret yapmaya başlamışlardır. Devasa Hollanda imparatorluğunun merkezinde bulunan Amsterdam, tartışmasız bir şekilde, 17. yüzyılda dünyanın en zengin kentlerinden biriydi. Burada, diğer pek çok ürünle birlikte baharat, rom ve şeker kamışı ticareti yapılırdı, çünkü kent sakinleri, her şeyin en iyisini talep ederlerdi. Bu dönemde Altın Çağını yaşayan Amsterdam, günümüz kentinin de kalbini oluşturur.

Kuşkusuz, ilk bakışta tarihi binalar göze çarpar. Sevimli çatıları ve pencereleriyle daracık, uzun binalar, ağaçların dizildiği kanalların kenarına yan yana sıralanmıştır. Binalar, 300 yıldır neredeyse hiç değişmemiş demir köprüler ve taş döşenmiş yürüyüş yollarıyla birbirine bağlıdır, ki bu yollarda bir zamanlar Rembrandt gibi sanatçılar ile adını Tasmanya’ya vermiş olan Abel Tasman gibi gezginler yürümüştür.

Amsterdam ziyaretçiler için benzersiz bir kenttir. Yürüyerek dolaşılabilecek kadar küçüktür; kanalların kenarındaki sokaklar tur otobüslerinin giremeyeceği kadar dardır; böylece görülmesi gereken yerleri hızla geçip gözden kaçırmazsınız. Burada gerçekle aranıza bir pencere girmez. Amsterdam’ı görmek için dışarı adım attığınız anda yaz güneşinin sıcaklığını hissedebilir, buz gibi bir kış havasında soluğunuzun buharını görebilirsiniz. Eğer olur da bir kanal turuna katılırsanız, kendini suyun akışına bırakıp sessizce ilerleyen bir tekneyle modern dünyadan uzaklaşma olanağı bulabilirsiniz.

Müzeler sizi günlerce oyalayabilir. Sanat koleksiyonları, tarihi evler, ünlülerin ve kahramanların anıları her yerde göze çarpar. Güneş battıktan sonra eğlenmek isteyenlere, kentte, her akşam 40’ın üzerinde farklı gösterinin düzenlendiğini hatırlatalım. Hollanda Ulusal Opera ve Ulusal Balesi’nin merkezi buradadır; revü ve dans gösterilerinin yanı sıra orkestra, müzikal ve komedi gösterimleri sunan çok sayıda yer vardır. Ayrıca, binlerce genci kendine çeken kulüpleriyle Amsterdam’ın gece hayatı son derece canlıdır.

Binaların ön cepheleri geçmişi yansıtır gibi görünse de, iç mekânlar bunu yalanlar. İnternet bankacılığı, interaktif bilgi noktaları ve danışma servisleri gibi çağdaş kavramlarla kent capcanlıdır. Burası bir hayalet kasaba değildir, şehir insanlarla dolup taşar. Artık çoğu apartmanlara dönüştürülmüş olsa da, bu evlerde hâlâ yaşanmaktadır; sokaklarda fırınlar, pastaneler ve insanların eve giderken uğrayıp yiyecek bir şeyler aldığı şarapçılar bulunur. Bunlar, burada, her köşede rastlayacağınız ikiliğin bir parçasıdır. Kent, geçmişle el ele geleceğe doğru ilerlemektedir.

Amsterdam’ın tarihi kalbi, burada yaşayanlar sayesinde uzun bir zamandır değişmeden kalmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, müteahhitler, eski kanal evlerine bakarken ne kadar çok kâr edebileceklerini düşünüyorlardı. Arazilerin değeri hızla artıyordu, müteahhitler de eski binaları yıkıp yerine yeni ve modern yerler yaparak büyük kâr elde ettiler. Eski doklardaki depolar gibi, artık kullanılmayan yerler kendi hallerine bırakıldı. Ne var ki, Amsterdam sakinleri içinde yaşadıkları kenti kurtarmak için sokaklara döküldüler, tarihi binaların etrafına barikatlar kurdular ve içinde yaşanmayan boş evleri işgal ettiler.

Halkın bu davranışı Amsterdam için tipiktir ve bu olay ilk değildi: Amsterdamlılar yüzyıllardır inandıklarının arkasında durmuşlardır. Protestanlar 16. yüzyılda inançlarından dolayı zulüm gördüklerinde, bütün Avrupa ülkelerinden kaçarak buraya geldiler. Amsterdamlı liman işçileri, II. Dünya Savaşı sırasında kentteki Yahudilere karşı takınılan tutumu eleştirmek için greve gittiler. Protestonun sonucunda bir şey elde edilememiş olmasına rağmen, önemli olan bu toplumun sosyal bilinci ve bunu dışa vurmaktan çekinmemesidir. Günümüzde, 21. yüzyılın başlarında, Amsterdam, kentte barındırdığı yüzden farklı milliyete mensup sakiniyle, gergin ve zorlu bir durumda olabilirdi. Oysa bu durum yüzyılların ticaretine ve keşfine büyük bir kültürel zenginlik katmıştır.

Amsterdamlılar, kendi sorunlarına herkesi memnun edecek birtakım çözümler bulabilme becerisine sahipler. Toprakta yerleşilecek yeterince yer kalmadığında, kanallarda ve tekne-evlerde yaşamaya başladılar. Günümüzde kentin su yollarında 2500’den fazla tekne-ev bulunuyor. Otomobiller eski kent için sorun yaratmaya başladığında bisiklete öncelik verdiler; şimdi sokaklarda bir milyonun üzerinde bisikletli dolaşıyor ve kanalların dibinde de 30.000 tane bulunduğu söyleniyor! Siz de, kısa sürede bisiklet zillerine kulak vermeye alışacaksınız.

Yakın geçmişte büyük ölçüde müsamaha gösterilen en önemli konular arasında cinsellik ve uyuşturucunun bulunduğu söylenebilir. Amsterdamlılar bu konulara pratik çözümler getirmeye ve iki konuda da bir orta nokta bulmaya çalışmışlardır. Buna karşılık, kent bir fesat yuvası haline gelmemiş, bunun yerine bazı konular kontrol edilebilir bir sınırda tutulmaya çalışılmıştır; Amsterdam’ı ziyaret ederken bu tür serbestlikleri aklınızda bulundurun. Ama yine de, bu durum, size ya da sizinle birlikte olan kişilere bir zarar geleceği anlamına gelmez; bir yetişkin olarak kendi kararlarınızı vermekte serbestsiniz.

Amsterdamlılar zulüm gören herkes adına savaşırlar ya da bürokrasinin kurbanı olan sokaktaki insanın hakkını ararlar. Aslını ararsanız, Amsterdam’da binlerce insan, bir araya gelerek bir baskı grubu oluşturur ve bürokrasi de buna kulak verip protestoları dikkate almak zorunda kalır. Bütün bunlar Amsterdam’ın ütopik bir kent olduğu anlamına gelmiyor –trafik ve çöp gibi tipik 21. yüzyılın sorunları burada da yaşanıyor– ama burada, sorunlar gerçekçi bir biçimde ele alınır, bütün toplum tarafından tek bir ağızdan savunulur ve fikir birliğiyle alınan kararlar el birliğiyle uygulanır. Çözümler işe yaramadığı zaman –ki bu da karşılaşılan bir durumdur– sorun yeni baştan ele alınır. Bütün bunlar, zaten toplum olarak öğrenmenin bir yoludur.

Amsterdamlılar, elbette bütün zamanlarını protesto bayraklarını sallayarak geçirmiyorlar. Onlar da ataları gibi çok çalışkan ve çok gayretliler. Onlar da, en az ziyaretçiler kadar galerileri ve müzeleri gezmekten zevk alırlar – aslını ararsanız, gösterimler için bilet bulmak hiç de kolay değildir. Hafta sonlarında parklarda piknik yapmaya gidilir, gruplar halinde kent dışına çıkarak bisiklete binilir. Restoranlar ve kafeler müdavimlerle dolar, ki ellinin üzerinde farklı mutfağın güzel örneklerini bu kentte bulmak mümkündür. İnsanlar bir araya gelmekten zevk alırlar, ünlü “kahverengi barlar” koyu sohbetlerin yapıldığı yerlerdir. Yazları, meydanlara ya da sokak kenarlarına atılan masalar, etrafı seyrederek bir şeyler içenlerle dolup taşar. Bir masaya oturduktan sonra, çok geçmeden, kendinizi bir Amsterdamlıyla sohbet ederken bulabilirsiniz; kent sakinleri iyi İngilizce bilirler. Bir saat içinde kendinizi buralı gibi hissetmemeniz için hiçbir sebep yok.

Amsterdam’ın, tıpkı ünlü elmaslarında olduğu gibi, faklı yüzleri vardır. Yine de bütün bunlar tek bir potada erimiş gibidir. Her köşe başından, her çatı aralığından başka bir curcunanın duyulduğu tarihiyle, müzeleriyle, sanatçılarıyla, müzisyenleriyle, büyük üniversitesiyle, tam kalbinde bulunan bankalarıyla, yüzden farklı milliyete mensup sakiniyle bu çok-kültürlü kent, yenilikçi fikirlerin doğup gelişebildiği azınlık topluluklarıyla yaşar ve gelişir. Amsterdam, aynı zamanda, yılda 32 milyon turiste ev sahipliği yapan bir turizm kentidir. Binalarının güzelliğini tartışmaya gerek bile yok ve bütün bunlar bir araya gelerek Amsterdam’ı unutulmaz bir kent haline getirir.

Kanal Halkasının Gizli Hazineleri

Kanal halkası, birbirinin etrafına dizilmiş dört kanaldan oluşur: Bir zamanlar ortaçağ kentinin dış duvarları olan Singel ile Amsterdam’ın Altın Çağında inşa edilen Herengracht, Keizergracht ve Prinsengracht. Kanallar, Grachtengordal olarak bilinen kuşağı ya da halkaları oluşturarak kentin batısında ve doğusunda birbirlerine paralel olarak uzanır. Kanal boyunca dolaşırken dikkat etmeniz gereken özellikler şöyledir:

Singel
No.7, kentteki en dar evdir.
No.295, hâlâ bir genelevdir – sadece kapının üzerinde bulunan kocaman lamba evin gizini açığa vurur.
Oude Leliestraat kavşağındaki köprünün yanında inşa edilmiş bir hapishane vardır; demir parmaklı penceresi görülebilir.

Herengracht
No.366, 1662’den kalma iki ev, günümüzde, ilk baskı İncillerin ve arkeolojik buluntuların sergilendiği Bijbels Museum’dur.

No.479, 19 kez Amsterdam Burgomaster’i, yani belediye başkanı olan Jan Corver için 1665’te inşa edilmiştir.
No.502, hâlâ Amsterdam Burgomaster’inin resmi ikametgâhıdır.

No.507, 1696’da Burgomaster Jacob Boreel yeni vergiler koyduğunda isyanlara ve ayaklanmalara sahne olmuştur.

Keizersgracht
(Kutsal Roma-Germen imparatoru I. Maximilian’ın adını taşır)No.123, burada yakalanıp boynu vurulan altı hırsızı temsil eden büst nedeniyle Altı Kafa Evi olarak bilinir.
No.137’de, arkadaşlarından birinin evi olan bu binada, Rus çarı Büyük Petro kalmıştır.

No.345A’da bulunan, iki büyük komşusu tarafından sıkıştırılmış gibi görünen dar evi bulmaya çalışın.

No.353, 354 ve 357, 18. yüzyılın başından kalma çatılarıyla görülmeye değer.

No.385’te sanatçı Jacob de Wit, 1754’teki ölümüne kadar yaşamıştır.












Mekan AdıRijksmuseumAdresiStadhouderskade 42, 1071 ZD AmsterdamTelefonu673 2121, Faks 679 8146InfoKoleksiyonda ünlü ustaların eserleri bulunur. Her gün saat 10.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 8,50e, 19 yaş altı ücretsiz.
Rijksmuseum Amsterdam - National Museum of Art and History
Mekan AdıVan Gogh MuseumAdresiPaulus Potterstraat 7, 1071 CX AmsterdamTelefonu570 5200 Faks 673 5053InfoSanatçının 200’ü aşkın eseri buradadır. Her gün saat 10.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 7e, 13-18 yaş arası 2,20e.
Van Gogh Museum - Max Beckmann in Amsterdam, 1937-1947
Mekan AdıStedelijk Museum of Modern ArtAdresiPaulus Potterstraat 13, 1071 CX AmsterdamTelefonu573 2911, Faks 675 2716InfoHer gün saat 11.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 5e, 7-16 yaş arası çocuklar 2,50e.
Stedelijk Museum Amsterdam

Mekan AdıScheepvaartmuseum (Hollanda Denizcilik Müzesi)AdresiKattenburgerplein 1, 1018 KK AmsterdamTelefonu523 2222, Faks 523 2213InfoSa–Pa saat 10.00–17.00 arası, Pzt Haziran ortası–Eylül ortası saat 10.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 7e, 6-17 yaş arası çocuklar 4e.
Nieuws - NL Home
Mekan AdıMuseum Amstelkring (Tavan arasındaki kilise)AdresiOudezijds Voorburgwal 40, 1012 GE AmsterdamTelefonu624 6604, Faks 638 1822InfoPzt–Cts saat 10.00– 17.00 arası, Pa ve resmi tatiller saat 13.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 4,50e, çocuklar 3,40e.
amstelkr@euronet.nl
Mekan AdıAnne Frank HuisAdresiPrinsengracht 263, 1016 GV AmsterdamTelefonu556 7100, Faks 620 7999InfoNazilerden kurtulmak için tavanarasına saklanan ve yaşadığı olayları günlüğüne yazan Anne Frank’ın evi. Her gün saat 09.00–17.00 arası açık (Nisan–Ağustos saat 19.00’a kadar). Müze genellikle öğleden sonraları çok kalabalık olur; sabahları gelmeye çalışın. Yetişkinler 6,40e, 10–17 yaş arası 3e.
Anne Frank Museum - officiële website Anne Frank Huis
Mekan AdıMuseum Willet-Holthuysen (bir tüccarın, döşenmiş kAdresiHerengracht 605, 1017 CE AmsterdamTelefonu523 1833, Faks 620 7789InfoPzt–Cu saat 10.00–17.00 arası, Cts saat 11.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 4e, 6-15 yaş arası çocuklar 2e.Mekan AdıAmsterdams Historisch Museum (Amsterdam’ın TarihiAdresiKalverstraat 92, 1012 PH AmsterdamTelefonu523 1822, Faks 620 7789InfoPzt–Cu saat 10.00–17.00 arası, hafta sonu saat 11.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 6e, 6–15 yaş arası 3e.
Amsterdams Historisch Museum
Mekan AdıHet Rembrandthuis (Rembrandt’ın evi)AdresiJodenbreesraat 4, 1011 NK AmsterdamTelefonu520 0400, Faks 520 0401InfoPzt–Cts saat 10.00–17.00 arası, Pa saat 13.00–17.00 arası açık. Yetişkinler 7e, 6-15 yaş arası çocuklar 1,50e.
Museum het Rembrandthuis || online
Mekan AdıHolland ExperienceAdresiWaterlooplein 17, 1011 NV AmsterdamTelefonu422 2233, Faks 422 2234InfoHollanda’yı konu alan multimedya gösterisi. Pzt–Cu saat 09.30.–19.00 arası açık (Ekim–Mart saat 18.00). Yetişkinler 8e, 6–15 yaş arası çocuklar 7e. Tek bir biletle Rembrandt’ın evine de girilebilir.
www.holland-experience.nl
Mekan AdıNew Metropolis Bilim ve Teknoloji MerkeziAdresiOosterdok 2, 1011 VX AmsterdamTelefonu531 3233, Faks 531 3535InfoHer gün saat 10.00–18.00 arası, Cts saat 10.00–21.00 arası açık. Yetişkinler ve çocuklar 9e, 4 yaş altı ücretsiz.
New Metropol

Mekan AdıHortus Botanicus Botanik BahçesiAdresiPlantage Middenlaan 2a, 1018 DD, AmsterdamTelefonu625 8411, Faks 625 7006InfoPzt–Cu 09.00–17.00 arası, hafta sonu saat 11.00–17.00 arası açık (saat 16.00 Ekim–Mart). Yetişkinler 5e, 5–14 yaş arası çocuklar 2,30e.
de Hortus
Mekan AdıArtis Zoo, Planetaryum ve AkvaryumAdresiPlantage Kerklaan 38-40, 1018 CZ AmsterdamTelefonu523 3400InfoHer gün saat 09.00–17.00 arası, yazları saat 18.00’e kadar açık. Yetişkinler 13,50e, 4–11 yaş arası çocuklar 12e.
Artis Zoo, Amsterdam - Culturele dierentuin en Planetarium met planten, beelden, musea en rijksmonumenten.






Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 27.08.07, 16:12
hayati - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Ordinaryüs
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nereden: istanbul falan
İletiler: 48.550
Ettiği Teşekkür: 6.513
7.634 tane iletisine 10.803 kere teşekkür edilmiş
hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!hayati öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: hollanda



Amstel nehri, Amsterdam’daki kanallar boyunca akıyor ve şehri su üstünde gezmek isteyen turistler için ideal bir ortam sağlıyor.

Sonbahara Amsterdam'da girmek lazım


Kaya Genç



17. yüzyılda inşa edilmiş binaların arasında yürürken Amsterdam'da bir şehri gezmenin mutluluğu tarihle birleşiyor. Öğrencilerin, turistlerin ve eğlence meraklılarının şehrinde herkes kendi havasında..


Amsterdam'da olduğumu söyleyince herkesin sorduğu ilk soru partilerin nasıl olduğu, ikinci soru ise Red Light District'te neler olup bittiğiydi. Pek çok kişinin aklında parti kültürü ve vitrinleri 'süsleyen' kadınlarla iç içe girmiş olan Amsterdam şehri, bir yandan bunları içermekle birlikte, aslında gayet sessiz, huzurlu ve entelektüel bir yer. Şehrin nüfusu 700 bin kadar; ancak Amsterdam'ı sürekli gezmekte olan turistlerle bu sayı neredeyse iki katına çıkıyor. Çünkü ilginç biçimde, belli bir anda Amsterdam'da bulunan her iki kişiden birinin turist olması gibi tuhaf bir durum söz konusu. Şehirde yürürken fark edeceğiniz ilk şey de, muhtemelen, sizin de aslında bir üyesi olduğunuz bu turistler olacak: her tarafa yayılan otellerin girişlerinde, kafile halinde otobüse binerken, grup oluşturup alışveriş merkezi Kalverstraat'ı arşınlarken... Gözleriniz turistlere alıştıktan sonra, bu sefer burnunuz ortalıktaki yosun kokusuna alışacak. 12. yüzyılda bir balıkçı kasabası olarak kurulan Amsterdam, bugünkü yapısına büyük oranda Hollanda'nın altın çağı olarak adlandırılan 17. yüzyılda ulaştı. Zaten binaların pek çoğunun üzerinde 'ANNO' ibaresiyle birlikte, 1600'lerden kalma bir tarih yazıyor ve bu da şehir merkezindeki neredeyse her sokakta, 400 yıllık binaların arasında yürüdüğünü insana hatırlatıyor. Amsterdam Üniversitesi de bu dönemde, 1632'de kurulmuş.

MÜZE KAÇAMAĞI
Pek çok farklı müzeye sahip olan Amsterdam'ın en önemli iki müzesi aynı yerde, Museumplein'da yer alıyor. 2003 yılında restorasyon çalışmalarına başlanan ve 2010'a kadar bu yüzden ancak seçme bir koleksiyonla seyirci karşısına çıkacak Rijksmuseum'da, Rembrandt'ın Gece Bekçisi tablosunun yanı sıra Vermeer'in çeşitli tabloları da sergileniyor. Ancak bu ressamlara meraklı olanların iki saat mesafedeki Lahey'e gidip orada bulunan müzelerdeki koleksiyonları ziyaret etmeleri daha doğru olur. Van Gogh Müzesi ise şu anda Amsterdam'ın en ilginç sergilerine ev sahipliği yapıyor. Van Gogh'un yaptığı resimlerin neredeyse tamamını görebileceğiniz Van Gogh Müzesi'nde eylül sonuna dek 'Barcelona 1900' isimli bir sergi var. Ayrıca Nazi işgali sırasında kendini askerlerden gizleyen Musevi kızı Anne Frank'ın evini ziyaret etmekte de fayda var. Hollandalılar Nazilere teslim etmiş, toplama kampına gönderilen 15 yaşındaki Frank burada ölmüştü.

CAZ KARARGÂHI
1973 yılında kurulan ve Amsterdam'daki emprovize müzik ve caz meraklıları için bir buluşma noktasına dönüşen Bimhuis geçtiğimiz yıllarda Piet Heinkade'deki yeni binasına taşındı. Sahnenin arkasındaki dev pencereden Amsterdam'ın gece manzarasının tadını çıkarabileceğiniz bir yer burası.Yaşayan en parlak gitaristlerden Bill Frisell de dünyadaki en iyi caz kulübünün 'Bimhuis' olduğunu söylemişti.

SAHAFLAR VE KALVERSTRAAT
Üniversite şehirlerine hâkim olan özgür ve eğlenceli havayı bir öğrenci olarak tadarken, her cuma günü şehir merkezindeki Spui'de tezgahlarını açan sahaflara da uğrardım. Spui'nin çok yakınındaki Kalverstraat ise, şehrin en güzel İngilizce kitapçısı American Book Store kadar en güzel mağazaları da içinde barındıran bir sokaktı. Burada mücevher, kıyafet, oyuncak ve cep telefonu alanında en büyük markaların dükkanları yan yana dizilerek şehrin simgesi Dam'dan bir diğer uçtaki Munt Meydanı'na kadar devam ediyor. Art Deco tarzı olağanüstü sinema binası Pathe Tuschinski de, 1921'de inşa edilmiş muhteşem bir sinemada film izlemek isteyenler için ilginç olabilir. Şehirde bir metro sistemi bulunmakla birlikte ulaşım için insanlar en çok bisikleti ve tramvayı tercih ediyor. Amsterdam'ın her sokağına girip çıkan tramvaylarla hem belki hiç uğramayacağınız bölgeleri görmek, hem de hızlıca istediğiniz yere gitmek mümkün.

Haberin fotoğrafları















Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
hollanda

« italya | ispanya »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz