iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:00 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Turizm » gelin şehirleri tanıyalım

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07.08.07, 01:50
Standart gelin şehirleri tanıyalım

07.08.07, 01:50



İşte dünyanın en pahalı şehirleri | İran'ı tanıyalım | Photoshop u tanıyalım | Burcları Tanıyalım | Meslekleri Tanıyalım |

başlığın üstüne tıklayınız


Zeyrek masal içinde, masal zeyrek içindeDışarda ıslak toprak kokusu var, yağmur yağıyor ince ince Zeyrek´in Arnavut kaldırımlı sokaklarına... Yağmur yıkıyor tane tane izleri... İzler silik ve sessizleşmiş bir kubbe gibi uzanıyor geçmişten bugüne. Arabalardan kaçıyorum, üstüme üstüme gelen garip yapılardan bu yapılara bina
diyorlar, apartman, hepsi birer kutu, hepsi birer yarı kapalı cezaevi hapsolmuş nefeslerimiz onlara... Kulaklarımı sağır eden bir gürültü, kaçıyorum, kaçıyorum, kaçıyorum...

ANATOLYA - 28 Nisan 2003, Pazartesi

Kastamonu Kasımpaşa'ya gelmiş haberiniz var mı?

Bir Pazar sabahı güneşle uyanıp, Kasımpaşa’da, unutulmuş lezzetlerle buluşmak ne güzel . Uzun zamandır planlamakta olduğum Keyif Teknesi’ne sızma harekatım sonunda gerçekleşti. Sevgili Cenk kardeşimin yokluğundan yararlanarak ve gönderdiği son şarap yazısının Yayın Kurulu’nun eline geçmesini engelleyerek; yani bir oldu bittiyle Keyif Teknesi’ni zaptetmiş bulunuyorum.
SELÇUK KAYAN - 21 Nisan 2003, Pazartesi

Siyah İnci Viyana'daYüzyıllardır keyifle yudumladığımız kahveye geçmişte “siyah inci” denmiştir.Peki,kahveyi ilk bulan doğulular olduğuna göre kahve nasıl Avrupalıyla tanıştı..Bu hafta Viyana’nın meşhur kafelerini gezerken biraz da kahvenin öyküsüne göz atalım dilerseniz..Rivayetler muhtelif ama kahveyi ilk bulan kişi bir Arap şeyhi..Şeyhin adı Ömer..
ERKAN SEVINÇ - 14 Nisan 2003, Pazartesi

Haliç Kıyısında Eski Bir Semt: HasköyTanımıyorlar seni Hasköy... Şimdilerde İstanbullular adını duymuş olsa da, nerede olduğunu, eskiden neye benzediğini bilmiyorlar. Kaldı ki şimdi zaten sen eski güzelliğinden ancak “eser” taşıyorsun. Bedenin şehir sivilceleri ile kaplanmış. Beton ve kasvetli, sokaklarla güneş ışığını birbirinden koparan kaçak binalarca kuşatılmış her yanın. Hatta yer kalmadı da üzerinde, eski binaların üzerine yeni katlar ekleniyor. Kanser gittikçe yayılıyor hücrelerine; ur ur ırzına geçiliyor senin de...
MUSTAFA ÇAVUŞOĞLU - 07 Nisan 2003, Pazartesi

Fotoğraflardaki güzel kadın, dil varmıyor söylemeye yaşlandı diye

Fotoğraflardaki güzel kadın, vapurlar geçiyor sularından ağır ağır, şemsiyeler salınıyor bir o yana bir bu yana; mendil düşürüyor sevdiğini görünce cilveyle, işveyle... Fotoğraflardaki güzel kadın, dil varmıyor söylemeye yaşlandı diye... Şair de aşık o kadına belli bakın ne diyor ona hitaben İstanbul´u dinliyorum, gözlerim kapalı/ önce hafiften bir rüzgar esiyor;/ Yavaş yavaş sallanıyor/ Yapraklar, ağaçlarda;/ Uzaklarda,çok uzaklarda,/ Sucuların hiç durmayan çıngırakları/ İstanbul´u dinliyorum, gözlerim kapalı...
ANATOLIA - 31 Mart 2003, Pazartesi

Denizin mutlak hakimiyeti altında: Bretanya!Deniz fenerlerini severmisiniz? Gitmeniz gereken doğru adres Bretanya! Fransanın kuzey batısında merkezi Rennes olan eyalet yüzyıllardır, fırtınalı sularda yolalan denizcilere parlak ışıkları ile yolgöstericilik yapan, okyanusun azgın dalgalarına kafa tutmuş fenerler ile kuşanmış durumda. Hemde dünyanın görüp görebileceğiniz en güzel fenerleri ile.Tek başına, yada yanında küçük bir kulubesi olan, her biri kendine has apayrı bir mimariye sahip onlarca fener!
EDA ÇIZIOĞLU - 24 Mart 2003, Pazartesi

Siren kayalıklarında yankılansa şiirlerimŞair Hüseyin Yurttaş’ın bir şirinden bu dize..Ve şöyle sürüyor şiir..”Düşlerim sulara karışsa,sesim erse dalgalara,gizlice sevişsek,ona bıraksam kandimi..” Sirenler,mitolojik efsanelerde büyülü sesleri ile gemicileri kendilerine çeken kuş vücutlu güzel kadınlar..Efsaneye göre,şehvetle çınlayan kadınların sesleri denizcileri karaya çeker,böylece onları yollarından alıkoyarlarmış.Odessa,tayfaları ile birlikte buralardan geçmek isterken kendisini halatlarla geminin direklerine bağlatmış,tayfalarının da kulaklarını balmumuyla tıkatmış
ERKAN SEVINÇ - 03 Mart 2003, Pazartesi

Dost ülkede keyifli geziBayram arefesi Yunanistan seferine çıkmak üzere Taksim AKM’de önünde buluştuk. “Chapter 1; Minos uygarlığının çöküşü ve Miken uygarlığının gelişimi üzerine ilk bilgiler...” Otobüs hareket etmemiş, arka koltukların ’24 saat açık bar’a dönüşmesi henüz gerçekleşmemişti ki; sevgili ve değerli rehberimiz Dr. Lefter Bey’in davudi sesi duyuldu: “Merhaba. MÖ 14. ve 13 yüzyıllar Miken uygarlığının en ileri dönemleridir. Metropoller ve akropoller, bu dönemde detaylandı. Prehistoria dönemi bitti...”

ADNAN GENÇ - 24 Şubat 2003, Pazartesi

YELKEN OTEL ILE TURIZM VE TICARET’IN ONCUSUAslında Dubai’ye haksızlik etmiş olmak istemem, ama bir onyargıyı yıkmak bir atomu parcalamaktan daha zordur deyisi Einstein’i dogruluyor sanirim Dubai’yi Miami benzetmesiyle tanımlarken… Yukardaki tanım, Miami’nin sadece adından ibaret olduğunu gördükten sonra Dubai’ye ‘Dibimizdeki Miami’ diyen Ertuğrul Özkök’un deyimi.
EGEMEN İZCİ - 17 Şubat 2003, Pazartesi

MYRELAION MANASTIR KİLİSESİ'NDEN BODRUM CAMİ'NE

İstanbul'un Bizans döneminden kalan pek çok kilisesinden biri olan bugünkü adıyla Bodrum Cami, döneminde Myrelaion olarak isimlendirilmişti. “Şehri ziyaret eden Gyllius'a göre Vlanga'nın bahçelerinin kuzeydoğusunda yükselen tepe, eski Thedosius limanı alanı Myrelaion olarak biliniyordu.

NALAN YILMAZ - 10 Şubat 2003, Pazartesi

DİYAR-I KUMPİR

Ödemiş, İzmir'e 110 kilometre uzaklıkta bir ilçe... İzmir'in en büyük ilçesi... Torbalı yolundan gidiyorsunuz... Hani o kumpir tabir edilen baba gibi patatesler var ya, işte onlar burada yetişiyor... Tarihi MÖ 3000 yıllarına kadar dayanan ilçede ilk patates tarımı 1835'te başlamış... Gölcük yaylasının kavurmacı mevkiinde...

ERKAN SEVİNÇ - 03 Şubat 2003, Pazartesi

RÖNESANSIN DOĞDUĞU KENT

Burasını Fatih Terim'in memleketi olarak biliyoruz..Aslında burada kime sorsanız "imparatore"diyor, başka bir şey demiyor. Ama burası aslında Rönesans'ın doğduğu kent.. İtalya'nın bir dönem başkentliğini de yapmış Floransa'dan söz ediyorum...

ERKAN SEVİNÇ - 27 Ocak 2003, Pazartesi

OSMANLI ÇİLEĞİ

Bu kez de Batı Karadeniz'deyiz... Ereğli'de... İstanbul ve Ankara'ya sadece 3 saat uzaklıkta olan bu şirin kıyı kentine Akçakoca kavşağından sonra ulaşıyorsunuz.. İlk dikkatimizi çeken yöre insanlarının gururu devasa Demir Çelik Fabrikaları... Daha sonra bir rekreasyon alanı şeklinde düzenlenmiş olan kordonboyu... "Karadeniz Ereğli'deki denizin mavisini,ormanın yeşilini ve güneşin sarısını görmek gerek"diyor kentte yaşayanlar...

ERKAN SEVİNÇ - 20 Ocak 2003, Pazartesi

İTALYA İZLENİMLERİ

Bu yaz yıllık iznimizin bir haftalık bölümünü İtalya'da geçirdik. Dönüşte, toprağı öpme eylemini, yakaladığım ilk kebapçıya hararetle uygulama kararı aldım. Ancak, mutfak haricindeki tercihlerim hususunda soru işaretleri yaratabileceği düşüncesiyle bu düşüncemden üzülerek vageçtim.
A. UFUK GÜNEŞÇ - 13 Ocak 2003, Pazartesi

TOURS'A FRANSIZ KALMAYIN!

Artık ben de saymayı unuttum, kaçıncı kez Fransa'da yeni yılı karşıladığımı... 2003'e de bu ülkede, hem de değişik bir kentte girdik... Loire Vadisinin üniversite kenti Tours'da... Fransız krallarının 15. ve 16.yüzyıllardaki evlerinde... 15. Lui stilinde düzenlenmiş odalarda...

ERKAN SEVİNÇ - 06 Ocak 2003, Pazartesi

YENİ YILDA ARKA BAHÇEYE ÇIKIN

Yeni bir yıla daha giriyoruz... Parası olmayanların yeni yıla nerede gireceğim diye bir kaygısı yok... PTT yani pijama, terlik, televizyon takılacaklar... Ya olanağı olanlar... Onlar için seçenek çok... Ya farklılık arayanlar... Ben onlara güzel bir seçenek sunuyorum: Assos, diğer deyişle Behramkale... Gelin beni dinleyin, bu kez yeni yılı İstanbul'un arka bahçesinde kutlayın, pişman olmayacaksınız...

ERKAN SEVİNÇ - 30 Aralık 2002, Pazartesi

AMERİKA'DA AVRUPALI BİR KENT: BOSTON

İnsanoğlunun en sevmediğim yönlerin birisi alışma duygusudur. İnsan, o ya da bu şekilde, hayatındaki her türlü değişikliğe, her türlü tuhaflığa, her türlü farklılığa kısa bir süre içinde alışır. En ilginç şeyler bile zamanla insanın hayatının bir parçası olurlar, insana bir şey ifade etmez bir hal alırlar, sıradanlaşırlar. Varlıkları insanı heyecenlandırmaz bir süre sonra.
DENİZ BALKAN - 23 Aralık 2002, Pazartesi

ATHENA'NIN ŞARKISI VE GRAZ

Athena grubunun meşhur şarkısı var ya, hani "öpücem, öpücem dedim sana" nakaratlarıyla sürüyor, o ülkemizden yıllarca önce Avusturya'nın Graz kentine gelmiş... Kentin sakinleri sevgilileriyle ilk öpüşmelerini gelenek olarak Schlosseberg tepesindeki şehrin semboli saat kulesinin altında yapıyorlar... Hatta Grazlı bir güzelle yakınlaştığınızda "hadi canım şu merdivenleri bir solukta çıkalım da öpüşelim" dememek için kendinizi zor tutuyorsunuz... Biraz yaşlıysanız trenle de tepeye, saat kulesine çıkmak mümkün...

ERKAN SEVİNÇ - 16 Aralık 2002, Pazartesi

BULUŞMA NOKTASI: ARJANTİN

Arjantin'i, uluslararası medyada yansıtılan ''ekonomik kriz''inin ötesine geçip tanıyabilmek büyük mutluluk. Belki de en problemli yıllarını yaşayan bu Güney Amerika ülkesinde hayat devam ediyor, hem de olabildiğince eğlencesi ve ilginçliğiyle...Üstelik havalar güzelleşti; güneş de artık tam tepemizde.
EKİN KURTİÇ - 09 Aralık 2002, Pazartesi

BOZCAADA KOKULARI

Yaz ellerimizin arasından kayıp giderken son demlerini yaşayalım deyince, bir haftasonumuzu geçirmek üzere aklımıza ilk olarak son zamanların popüler mekanı Bozcaada geldi. Pırıl pırıl güneşli bir günün sabahı vardık Geyikli iskelesine. Ada uzaktan tıpkı adı gibi boz göründü gözümüze. Feribot ilerleyip de adaya yaklaştıkça merakımız arttı. Neredeyse iskeleden çıkar çıkmaz Cumhuriyet adındaki ana meydana adeta düşüverdik. Ortalık mis gibi kavun kokuyor.

GÖKSUN GÜNAL - 02 Aralık 2002, Pazartesi

BİR GÖÇMENLER ÜLKESİ:KANADA

ABD'nin kuzeydeki komşusu Kanada'yı pek çok kişi soğuk iklimi, geniş coğrafyası ve belki de Niagara şelalesi ile tanır. Oysa bu ülkeye gelen gezginler, Kanada'nın el değmemiş tabiatı ile doğal güzelliği karşısında büyülenirler.
EMİR EMRE DOĞAN - 25 Kasım 2002, Pazartesi

AŞKIN ŞEHRİ AFRODİSİAS

Yakında bayram tatili geliyor, ben havasına biraz erken girdim, bu kısa vadeli soluklanma döneminde gidilebilecek yerleri gözden geçirmeye başladım. Taze aşıklara, yeni evlilere, eski evlilere, aşık olmak isteyenlere, ayrıca aşk bahane gönül ister gezme diyenlere bu kenti ziyaret etmelerini önermeye karar verdim.

NURAY MESTCİ - 18 Kasım 2002, Pazartesi

AYASOFYA:Bir Mimarlık Anıtı

Havaların soğuduğu şu günlerde kapalı mekanlara yapılacak geziler sizi daha mutlu edebilir. Hem gezmek hem de tarihin doyasıya tadını çıkarmak istiyorsanız, önerim Ayasofya'yı ziyaret etmeniz. Depremler yıktı, yangınlar kül etti ama Ayasofya yaklaşık bin beş yüz yıldır dimdik ayakta duruyor ve Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan eşsiz kent İstanbul'un tarihine tanıklık ediyor. Bu mimari harikası yapı, çeşitli dönemlerde kendisine yapılan eklemelerle hangi dönemde ne tür mimari zevklerin ön planda olduğunu bize maddi olarak da gösteriyor.

NURAY MESTCİ - 11 Kasım 2002, Pazartesi

ŞAHSINA MÜNHASIR BİR ALIŞVERİŞ MEKANI: KAPALIÇARŞI

Ünlü Şair Orhan Veli'nin dediği gibi, Kapalıçarşı kapalı kutu... Ne kadar dolaşırsanız dolaşın, her şeyi görüp kavramak mümkün olmaz... Ama İstanbul'da olup da gitmemek, görmemek hiç olmaz. Görkemli tarihi, cıvıl cıvıl atmosferiyle yazın serin, kışın sıcak olan Kapalıçarşı hem bol bol ziyaret edilmeyi hem de hakkında daha pek çok şiir yazılmayı hak ediyor.
NURAY MESTCİ - 04 Kasım 2002, Pazartesi

STOCKHOLM'DE ÜÇ GÜN

Stockholm'e gitmeyi geçen ocak ayında planlamış ve biletimi bile almıştım. Ancak artık şans mı yoksa şansızlık mı diyebileceğim bir şekilde bacağımı kırdım ve bu seyahati ertelemek zorunda kaldım. Nisan, haziran derken kısmet eylül ayında gitmekmiş Stockholm'e. Neden şans derseniz eylül ayında uçağa İstanbul'dan bindiğimde sıcaklık 22 dereceydi, Stockholm'de ise 9 derece. Ocak ayında ne olduğunu öğrenmek bile istemiyorum.
AYŞEGÜL ÖZKAN - 28 Ekim 2002, Pazartesi

İSTANBUL: UYGARLIKLARIN KESİŞTİĞİ KENT

İki ayrı kıtayı birleştiren, daha da önemlisi, genel olarak 'Doğu' ve 'Batı' diye tasnif edilen birbirinden farklı iki 'uygarlık' arasında köprü gibi uzanan tek şehir İstanbul'dur. İstanbul sadece Avrupa ve Asya arasına serpilmiş coğrafi bir bağlantı merkezi değil, ayni zamanda 'Batı' ve 'Doğu' düşüncesini buluşturan bir uygarlık köprüsüdür. Günümüz coğrafyasında benzer fonksiyonlar icra eden bir başka şehre rastlamak mümkün değildir.
TALİP KÜÇÜKCAN - 21 Ekim 2002, Pazartesi

PİERRE LOTİ'DE TÜRKİYE'Yİ ARAMAK

Türkiye'de de uzun yillar yaşamış olan Pierre Loti, melankolik ve egzotik bir 19. yüzyıl Fransız yazarıdır. Zamanının en çok satan yazarlarından biri olan Loti'nin bir çok kitabının içerisinde Aziyade, Bir Sipahi'nin Romani gibi ülkemizde tanınan eserleri de vardır. 1850 yılında Rochefort'da doğan 42 yaşında Fransız Akademisi'ne de seçilen bu yazarın 1923 yılındaki ölümü üzerine cenazesi Fransa'da milli bir törenle kaldırılmıştır.

AYSUN AKARSU - 14 Ekim 2002, Pazartesi

MAASTRICHT, BRÜKSEL VE AB'NIN TÜRK

Maastricht ve Brüksel adları yanyana geldiğinde bugünlerde doğrudan akla gelen kavram, kaçınılmaz biçimde Avrupa Birliği. Belki hangi yanda, hangi yönde bir ülke olduğumuza ilişkin toz bulutu henüz dağılmadığından. Belki de iç politika malzemesi olarak AB konusunu hep karşımızda bulduğumuz için..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 07.08.07, 01:51
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: gelin şehirleri tanıyalım

Venedik’i sular kaplayıncaVenedik’in her gün biraz daha suya battığı ve kısa bir süre içinde tamamen sular altına gömüleceği söyleniyor… Su seviyesinin yükselmesi sonucu gondollar köprülerin altına sığmayıp, geçmekte
zorlanınca gondolların ”ferro” denilen altı dişe benzer şekildeki süslemeleri çıkarılmaya başlandı... Venedik ve gondollar sular altına gömülüp tarihe karışmadan önce Venedik’i ikinci defa ziyaret
ederken, bu defa Venedikliler'in gettosundan şehri tekrar keşfe çıktım.

PERIHAN KORKMAZ - 07 Haziran 2004, Pazartesi

Sihirli bir şehir BarcelonaEğer İspanya'da sadece bir şehir görmek istiyorsanız bu mutlaka Barcelona olmalı... Başkent Madrid, flemenkonun başkenti Endülüs şehri Seville, payelanın doğum yeri Valencia, ünlü tatil beldeleri Costa Brava, Costa Del Sol, Alucante, Balearic adaları Mayorka, İbiza ve diğer şehirlerle karşılaştırıldığında Barcelona çok daha zengin, görkemli, dinamik canlı bir şehir... Alan olarak çok büyük bir yer kaplamamasına rağmen tarihsel ve kültürel zenginliklerini tam olarak tanımak için bir iki gün değil en az bir hafta ayırmalı...
PERIHAN KORKMAZ - 31 Mayıs 2004, Pazartesi

Aman Bitez yalısı

Kimisi mavi sularda keyif çatarak, kimisi balık tutarak, kimisi yöresel yemeklerin tadına bakarak tatiline renk katmaya çalışır. Benim için tatil; biraz eğlence, biraz gözlem demektir. “Keşke” kelimesini kullanmamak için, tatil öncesinden yapılan ufak tefek araştırmalar, hayal kırıklıklarınızı önlemek açısından büyük önem taşır. Bunu en iyi iki şekilde anlayabiliriz. Birincisi, hiç araştırma yapmadan tavsiyelerle hareket edip, eve dönüş zamanınız geldiğinde “keşke” kelimeleriyle dudak bükerek, ikincisi ise baştan birtakım şeyleri araştırıp, her bir bölgede neyin olduğunu öğrenerek ve bilerek…
EMRE TÜRKER - 24 Mayıs 2004, Pazartesi

Yaşamın basit ama gerçek anlamı :Bozburun

Şimdi otuzlarını geçmiş insanların çocukluklarından kalma bir minibüs; içinde üç beş kişi, çuvallar, boya kutuları, peynir bidonları, teni güneşten yanmış ve rengarenk entarisi içinde akan burnunu elinin tersi ile silen kız çocuğu, nedense Alman’dır diye düşünülen sarışın iki yabancı turist, teypte bir Orhan Gencebay şarkısı, kıvrılan yollar, kâh deniz, kâh dağların arasından bilmediğiniz bir yere yolculuk.
FATMANUR - 15 Mayıs 2004, Cumartesi

Cape Town: dünyanın ucunda bir cennet (2)Geçtiğimiz günlerde CapeTown’un genel havasını koklayıp tanımaya çalıştık bu hafta kültürel zenginliğine göz atıp, dünyaca ünlü Güney Afrika şaraplarından tadacağız... Bu coğrafya, kültür çeşitliliği ve şaraplar insanı kolayca çarpabilir, dikkat edin... Eğer Afrika’yı gezip de Cape Town’a gelenlerdenseniz, bu şehir sizi ilk görüşte şaşırtacak ve tam olarak nasıl sınıflandıracağınızı bilemeyeceksiniz...Bir kere Cape Town daha önce görmüş olduğunuz Afrika şehirlerinden çok farklı. Burası ne Afrika’ya ne Avrupa’ya benziyor
SERRA GÜRÇAY - 10 Mayıs 2004, Pazartesi

Niş'ten Belgrad'aSırbistan’ın başkenti Belgrad’a vardığınızda bir Avrupa kentindeyim diyebiliyorsunuz artık. Avrupa’nın diğer kentlerinde olduğu gibi şehrin ortasından akan nehir, doğa ve şehrin mimarisi insanı büyülemeye yetiyor. Ancak burada tam şehrin merkezinde, büyülenmenin ötesine geçiyorsunuz. Bir tarafta Avrupa’nın en uzun nehri olan Tuna ile Tuna nehrini besleyen uzun nehirlerden biri olan Sava nehirlerinin birleştiği yeri görebiliyorsunuz. Bu güzel manzarayı, Kalemegdan Park’ın içinde bulunan kaleye çıktığınız zaman seyredebiliyorsunuz.
GÜLER SOYSAL - 26 Nisan 2004, Pazartesi

İşte Niş'te Hayat

Yazımın başlığından İstanbul’da son zamanların popüler mekanlarından biri olan Niş’teki hayattan bahsedeceğim anlaşılmasın sakın. Burası, İstanbul’a 900km. uzaklıkta, Türkiye il sınırları dışında, Sırbistan’ın büyük şehirlerinden biri, Niş. İstanbul gibi büyük bir metropolden sonra, bizim için küçük olan bu şehirde eşimle birlikte yaşamaya başladık artık. İlk önce İstanbul’daki trafik yoğunluğundan, karmaşadan, yoğun iş temposundan kaçış olarak gördüğümüz bu küçük yer, aslında İstanbul’u aratacak kadar park sorununun yaşandığı, eski arabadan geçilmeyen, az gelişmiş bir doğu Avrupa kenti olarak çıktı karşımıza.
GÜLER SOYSAL - 19 Nisan 2004, Pazartesi

Pekin'den ilk mektup

Bugün Pekin’de 1 haftam doldu. Geldiğimden bu yana “jet lag” adı verilen zaman farkının getirdiği sorunlarla başetmeye çalışıp genelde evde TV seyredip, birşeyler okumaya çalışıyorum.
Oturduğumuz bölgenin çevresinde yabancı temsilcilikler bulunuyor. Ana caddeden giriş-çıkış normal araç trafiğine kapalı, girişlerde askerler ve bariyerler var.Sadece yaya ve bisikletli girişine izin veriliyor. Bu araçlar dışında bir araç yanaşırsa asker içeri bakıyor, batılı görünümlü iseniz taksiyi içeri bırakıyor.
VOLKAN ACAR - 12 Nisan 2004, Pazartesi

Fiyordlar ve buzlar ülkesi

İnsanın içini donduran buz mavisi havası, sadece buzların üzerinde uçuşan kar tanelerinin ve rüzgarın sesinin duyulduğu masalsı bir yaşam. Bu yaşamı sunan kentin adı Bergen. Dünyanın kuzey yarım küresinde hayat, doğanın düzenine uyum sağlamış görünüyor. Bergen’den Flam yönüne giden trenlerin pencerelerinden bakıldığında tipik manzaralardan biri olan yemyeşil köyler kuzeyin sıradan görüntüleri.
SÜHA DERBENT - 06 Nisan 2004, Salı

Vidi Napoli E Dopo Muori

Yukaridaki basligin anlami Napoliyi gormeden olme!Bu cumlenin anlamini Napoliyi gorunce daha iyi anlayacaksiniz. Napoli deyince akla mafya,hirsizlik,fakirlik,kaos,pis sokaklar geliyor,kisacasi tehlikeli sehir,ama gercek Italya orada.Floransayi gezerken kendinizi muzede gezer gibi hissedersiniz.Ama filmlerde gordugumuz sardunyali,panjurlu evler,binalarin arasina asilmis camasirlar,bagira cagira konusan insanlar,siyahlar giymis yasli sisman kadinlar,kapkaccilar,dar,uzun,merdivenli yokuslar,sagli sollu parketmis,her tarafi vurulmus arabalar bu kuralsiz kentte,Napoli’dedir
BERNA PAK - 27 Mart 2004, Cumartesi

Cape Town: Dünyanın Ucunda Bir Cennet (1)“Bir şehir düşünün ki, sarp dağların eteğine kurulmuş, rengarenk bir bitki örtüsüne bürünmüş olsun... şarap bağlarından gelen ılık esintiyi okyanustan gelen hoyrat rüzgarlar kucaklasın... Senenin her günü, güneşli bazen rüzgarlı bir Akdeniz iklimi tadında olsun... Öyle bir şehir düşünün ki doğal güzelliği hiç bozulmamış olsun...
SERRA GÜRÇAY - 01 Mart 2004, Pazartesi

Harikalar diyarı Katpaduka

Lewis Carrol’ın Alice Harikalar Diyarında adlı kitabını, ilkokul ikinci sınıftayken okumuştum. Bu kitap beni çok etkilemişti. Şimdilerde otuz ve otuzun üstü yaşlarda olan çoğunluğun bu kitabı bildiğini, çoğunun bilmekle kalmayıp büyük bir zevkle okuduğunu, hatta kitaptan oldukça da etkilendiğini zannediyorum.
ZEYNEP ALBAYRAK - 21 Şubat 2004, Cumartesi

Kopenhag ve Varşova'nın deniz kızları

Varşova’ya vardığımda orada bir deniz kızıyla karşılaşmayı hiç beklememiştim. Zaten kim bekleyebilirdi ki? Polonya’nın başkenti, Baltık denizinde yaklaşık 350 km içerdeydi. Ancak böyle bir şehrin sembolü bir denizkızıydı. Üstelik bildiğimiz denizkızlarına da pek benzemiyordu. Kılıcı ve kalkanı ile sembolü olduğu şehri korumaya hazır savaşçı bir denizkızıydı.
AYŞEGÜL ÖZKAN - 16 Şubat 2004, Pazartesi

15'inci yüzyıldan kalan üniversite

uz bu kez İsveç’e..Avrupa’nın en eski üniversitesini göreceğiz, Upsala’da. .Upsala, başkent Stockholm’a 70 kilometre. İsveç’in dördüncü büyük kenti. Havaalanından sık kalkan otobüslerden birine binip rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Otobüsten inince otelimiz Svava yürüyüş mesafesinde zaten. Odadan dışarı baktığımda tarihi bir kente geldiğimi görüyorum.Yeni bir yapı yok gibi bir şey. Hava mevsime göre çok iyi. Hemen kısa bir şehir turu yapıyorum.Oteliniz şehir merkesinde olunca büyük avantaj oluyor bu. Yürüyerekte birçok şeyi görebiliyorusnuz..
ERKAN SEVINÇ - 26 Ocak 2004, Pazartesi

Afrika’nın Derinliklerinde KaybolmakEğer terör, ekonomi ... kısacası dünyanın son halinden sıkıldıysanız, kaçacak bir delik arıyor ve kimsenin sizi bulmasını istemiyorsanız....Biraz para biriktirdiyseniz....Ve en önemlisi cep telefonunuzdan bir süre ayrı kalmayı göze alıyor, doğaya “laf olsun” diye değil gerçek anlamda tutkunsanız, Afrika’nın en bakir ama bir o kadar da zengin ülkesi Botswana’ya ayak basma zamanı gelmiş demektir...
SERRA GÜRÇAY - 03 Ocak 2004, Cumartesi

Dünyadaki cennetim Edinburg

Otel odamın camından bakarken, ufuk çizgisine kadar her yeri yeşil olan bu şehri peygamberler daha önce görmüş olsaydı Cennet’i başka nasıl tanımlarlardı diye düşünüyorum. Ama sanırım benim gibi alkolle pek arası olmayanlara göre değil bu şehir, akşam içtiklerimden dolayı başım korkunç ağrıyor. Asırlık katedral gibi ihtişamlı aristokrat publar var bu şehirde. Ama biz eskiden hayvan pazarı olan Grassmerket denen yerdeki halk tipi publara takıldık dün akşam
ARZU SAYLı - 29 Aralık 2003, Pazartesi

Antikitenin Zengin Yüzü: ZeugmaFırat kıyısında yer alan Zeugma antik kenti GAP projesi kapsamındaki Birecik Baraj Gölü’nün suları altında kalacak. Binlerce yıllık medeniyet izlerini, sulara terk etmemek ve gün ışığına çıkarmak için kazı çalışmaları var gücüyle devam ediyor. Kazı ve kurtarma çalışmaları sırasında ulaşılan her bilgi, her buluntu Zeugma Antik Kenti’nin yeryüzü kültür zenginliğinin nasıl vazgeçilmez bir parçası olduğunu gözler önüne seriyor.
ZEYNEP YÜKSEL - 15 Aralık 2003, Pazartesi

Bir Güneydoğu Şiiri: MardinM. Ö. 3000 yıldan başlayarak yerleşim yeri olarak kullanılan Mardin; Artuklu, Akkoyunlu, Osmanlı dönemine ilişkin birçok yapının yanında Süryani Manastır ve Kiliseleri de bünyesinde barındıran önemli bir açık hava müzesi. Roma kaynaklarında Maride olarak anılan kenti Persler Marde, Bizanslılar Mardia, Süryaniler Merdo ya da Merdi, Araplarda Mardin olarak adlandırıyor.
ZEYNEP YÜKSEL - 09 Aralık 2003, Salı

Hayatın öbür adı FloransaDünyaya gelmeden önce bir tepeye çıkarıp hayatı gösterselerdi bize, “işte orası gitmek ister misiniz?” diye. Nasıl görünürdü gözümüze acaba? Sanırım bir şey hissedemezdik. Bir karışıklık, bir karmaşa, yekpare bir tekdüzelik, her yerin, her şeyin birbirine benzediği bir kaos.
Öyle uzaklarında ihtişamlı bir yükselti mi var acaba, kimler çıkabilir oralara kadar, “adam sen de buradan bakılınca çıkılamaz gibi görünüyor”.
FATMANUR - 23 Kasım 2003, Pazar

Zaman ve mekânın sıkıştığı yer: ŞırnakYağmurlu bir Pazar günü. Şırnak'ın kaldırımı olmayan bozuk yollarında çamurlara batıp çıkarak herkesin yaptığı gibi ben de yolun ortasından ilerliyorum. Burada araçlarla yayalar her zaman aynı yolu kullanıyorlar. Birden arkamdan hızla gelen bir kamyondan kendimi kurtarmaya çalışırken, çok sakin ve tek sıra halinde yolun kenarındaki devrilmiş çöp tenekelerine doğru, Pazar kahvaltılarını yapmak üzere giden ineklerle karşılaşıyorum.
DR. HAKAN ERKAYA - 15 Kasım 2003, Cumartesi

Chicago'da tekrar terar doğmakChicago’ya devam edeceğiz dedik,sözümüzü tutalım..Chicago,Amerikalılara göre ne nefis dağları, ne de havası için yerleşilecek bir kent..Tek kelimeyle fırsatlar şehri..İtilip,kakıldıktan sonra ya serseri,ya fahişe,ya da ünlü bir işadamı ya da bir sanatçı olabileceğiniz bir kent..Tam bittim derken yeni baştan doğacağınız bir kent..Şehir de öyle yanmış,yıkılmış defalarca ama hala 1 numara..Örneğin merkezde yer alan Su Kulesi..
ERKAN SEVİNÇ - 10 Kasım 2003, Pazartesi

Afrika’da bir şelale: VictoriaEğer terbiye edilmemiş bir doğayı merak ediyor, vahşi hayvanlara milli parkların dışında da rastlamaktan çekinmiyor, 4x4 aracınızın hakkını vererek kullanmak istiyor, dünyanın yedi doğal harikasından biri olan Victoria Şelalesinde ıslanmayı göze alıyorsanız, Zambia’da aradıklarınızdan fazlasını bulabilirsiniz.Baştan belirtmek gerekir ki Zambia, rahatına düşkün ve risk almayı sevmeyen, vahşi doğanın törpülenmiş haline meraklı turistler için pek tavsiye edilmeyecek bir seçim.
SERRA GÜRÇAY - 03 Kasım 2003, Pazartesi

Doğunun Venediği: BangkokEski adı Siyam olan Tayland, Uzakdoğu’nun en renkli ülkelerinden biri... Budist inanışın geleneksel yaşam biçiminin hakim olduğu coğrafya büyüleyici bir atmosfere sahip. Tayland’da görülecekler, denenecekler ve tadına bakılacaklar o kadar çok ki... Uzakdoğu’nun incisi olan Tayland’a ulaştığımızda ilk dikkatimizi çeken şey dayanılmaz nem ve sıcağın yarattığı bunaltıcı etkiydi.
ZEYNEP YÜKSEL - 27 Ekim 2003, Pazartesi

Bütün yolların çıktığı bütün hallerin bilindiği şehir Roma

Benimde bir geçmişim olmaya başladı. Üstelik acılar ve mutluluklar genelde tahterevalliyi dengede tutmayı beceriyor. Bu denge huzur veren bir şey de değilmiş üstelik. Tahterevallinin tam ortasında ayakta dururken öğreniyor insan. Durup durup düşünmeler artıyor, iki el cepte yürüyüşler başlıyor akşam üstleri. Uykular daha sık kaçıyor, uyanıp huzursuz uykulardan, gecenin seslerini dinler oluyorsun. Az bulunan sebze ve meyvelerin çıktığı zamanları biliyorsun artık.
FATMANUR - 20 Ekim 2003, Pazartesi

Hayatın tam ortasından geçen geçit VenedikHayatın tam ortasından geçen insanlar vardır. Rüzgâra karşı yürüyenler. Onların saçları savrulmaz mesela uçuşur. Paltoları hiç bacaklarına dolaşmaz, arkalarında bir bayrağın ucu gibi dalgalanır hep. Paçaları hiç çamurlanmayanlardır onlar. Bir sokak çocuğunu göğsüne bastırıp her şeyden herkesten koruyuverirler. Adımlarının nasıl bu kadar yere sağlam bastığına, omuzlarının dikliğine, duruşlarının mağrurluğuna, bir de nasıl oluyor da hepsinin ellerinin bu kadar güzel olduğuna şaşırırsınız.
FATMANUR - 29 Eylül 2003, Pazartesi

Sokaklarında Yürünmeyen Şehir : JohannesburgEğer Afrika kıtasının ayağına doğru bir gezinti yapmayı planlıyorsanız ve amacınız sadece hoş vakit geçirmek değil, bu coğrafyada yaşayan insanların günlük hayatları, geçmişleri ve sorunlarıyla da ilgileniyorsanız, doğru yerdesiniz... Yazılmamış, çizilmemiş fakat herkesin harfiyle uyduğu kurallarıyla, Johannesburg gerçekten de keşfetmeye değer.
SERRA GÜRÇAY - 17 Eylül 2003, Çarşamba

İstanbul'un orta yeri kadınlar pazarı

“İki erkek, bir Cumartesi günü Kadınlar Pazarı’na gittik”, dersek yüzümüze anlamlı anlamlı bakarsınız; ancak durum sandığınız gibi değil. Size anlatacağımız mekan, Fatih semtinde, Kadınlar Pazarı diye bilinen bir sürekli pazar. Ortasından deniz geçen güzelim İstanbul, gezmekle bitmez. Her köşesinde bir sürpriz gizlidir. He sokağı, inanılmaz öyküler, ilginç insanlarla yaşar. Her taraf bir bakıma Anadolu’dan bir nefestir. Kadınlar Pazarı gibi.
HAKKı YAZICI- SELÇUK KAYAN - 08 Eylül 2003, Pazartesi

Bugünkü Toplantıyı Saunada Yapıyoruz !Eğer sessizlikten hoşlanıyor, doğaya ve spora tutkunsanız, teknolojik yenilikleri takip ediyor, Akdenizin gürültüsünden ve kalabalığından sıkıldıysanız, biraz huzur arıyorsanız...Açın atlası ve kuzeye doğru ilerleyin, işte orada, Finlandiya karşınızda duruyor. Bu yazıda, Finlandiya ile ilgili biraz bilgi edinecek ve bu coğrafyada yaşanan günlük hayatlardan izler bulacaksınız...
SERRA GÜRÇAY - 29 Ağustos 2003, Cuma

MİNYATÜR BİR KENT: MINIATURKBugün Sütlüce’deyiz. Sütlüce’nin hızla değişmekte olan görüntüsüne yeni bir güzellik katılmış: Miniaturk – Minyatür Türkiye Parkı. Burası, yalnız Sütlüce’yi değil, güzelliğiyle tüm İstanbul’u süsleyen ve de İstanbulluların gururu olması gereken bir minyatür park. Miniaturk’e gelmeden önce, gerek basından gerekse son günlerdeki billboard duyurularından bilgi edinmiştik. Ancak uzaktan edinilen bilgiyle yetinmeme gibi bir huyumuz olunca görmeye, gezmeye karar verdik. İyi ki de vermişiz.
SELÇUK KAYAN - 25 Ağustos 2003, Pazartesi

Deniz Tanrısı Poseidon’un adası: Gökçeada

Güneş altında kavrulmak istemiyorum, tertemiz ve serin bir denize girmek istiyorum, musluktan akan suyu içmek istiyorum, gürültü-kalabalık istemiyorum, konfora da çok düşkünlüğüm yok diyorsanız ekim ayı ortasına kadar tatil yapabileceğiniz en ideal yer Gökçeada... Nedense Gökçeada tatil yeri olarak bu güne kadar pek de gözde olmamış. O nedenle de çok gelişmemiş bir tatil yeri.
NURAY MESTCI - 18 Ağustos 2003, Pazartesi

Yeşil Hattın ilerisine seyahatPerşembe sabahı erken saatte, annem, babam ve kardeşimle birlikte Lefkoşa Türk-Rum sınırındaki arabalı geçişe izin verilen sınır kapısına gittik. Kapıdaki 20 dakikalık evrak ve geçiş işlemlerinden sonra, 29 yıldır gitmenin yasak olduğu Kıbrıs Rum bölgesindeki topraklara ayak basmıştık. Heyecanın yanı sıra karmaşık duygular içerisindeydik. Bizi tam olarak neyin beklediğini bilmiyorduk.
VUSLAT ŞENER - 18 Ağustos 2003, Pazartesi

Her şeyin büyüğünü sevenlereAmerika’ya yola çıkarken öncelikle saatlerce havada kalmayı göze alacaksınız.Hele yolunuz Chicago ise allah kolaylık versin.Ben arada mola vererek bu uzun yolculuğun altından kalktım.Önce Kopenhag’a gittim,orada havaalanına yakın bir otelde geceledim.Ertesi sabah Chicago’ya uçtum.Chicago,Amerikan felsefesini en güzel gösteren şehirlerden biri herhalde..Büyük,daha büyük,en büyük..
ERKAN SEVINÇ - 11 Ağustos 2003, Pazartesi

Hayalet köy mü yoksa barış köyü müKalkan’daki tatililimiz sırasında Gezi Rehberi’ni karıştırıp görülmeye değer yerlerle ilgili bilgilenirken, bir anda kendimizi Kayaköy sayfasında bulduk. Uzun zamandır Kayaköy aklımızdaydı. “İlk fırsatta gitmeli, görmeli” dememize rağmen o fırsatı bir türlü bulamamıştık. İşte o fırsat bu fırsat olabilirdi. Hemen kararımızı verdik. Kalkan tatilimizi iki gün önce bitirerek Kayaköy’e ulaşmak üzere Fethiye’ye doğru yola koyulduk.
SELÇUK KAYAN - 04 Ağustos 2003, Pazartesi

Tam yol ileri

Karadenizin hırçın kıyıları, dalgalar metreler boyu vurur durur kumsallara, hırçın ve soğuk, soğuk ve çekici.... Cennetdir Karadeniz yemyeşil yamaçları ile, her mevsimi ayrı güzel her mevsimi ayrı bir renk...Sonbaharda sararmış yapraklar savrulur dört bir yana hüzün içinde, hele bir de dalmışsan hülyalara ne güzeldir yürümek sessizce hışırdayan yaprakların ve uğuldayan sonbahar rüzgarının altında.
ANATOLYA - 28 Temmuz 2003, Pazartesi

Rüzgar fenerin ışıklarını söndürdü !!!Dalgalar şen şakrak, dalgalar uysal el veriyor güneşe, güneş yakamozlarda, güneş pırıltılarda yansıyor, dalga dalga bir neşe, dalga dalga bir gün,dalga dalga bir telaş içinde tekne yürüyor, koşuyor sularda. Bir sağa, bir sola yatıyor bir çocuk gibi uysal, bir çocuk gibi masum, köpük
köpük sularda ritim ritim bir çalkalanışla ilerliyor... Kız kulesi, efsanelerin masalların şirin dünyası...
ANATOLYA - 21 Temmuz 2003, Pazartesi

Boz bir ada aslında

Haluk Şahin’in yazısını okudum. Bozcaada için yazılmış. Kitabının tamamını okuyamadım. Okumak istemedim. Biraz kızdım. Ardından kendimle de çeliştiğim için kendime kızdım. O yaşamamıştıki kışın o soguk içe dönüklüğünü. Bir yere tatil için gitmek başkaydı. Orada kalma zorunluğunda olup da, o zorunlulukla orada yaşamak bambaşkaydı. O bilemezdi karşıya geçmek isteyip de orada kaldığında, yani aslında tam tanımı ile orada yaşandığındaki duygulardan haberi bile olamazdı. Hissedemezdi.
HALİL DURUTÜRK - 14 Temmuz 2003, Pazartesi

Kurallar ülkesi İsviçre

İsviçre’ye gitmeyi düşünenlerin okumasında fayda gördüğüm ve sadece orada belli bir süre yaşamış birinden alabileceğiniz, rehber niteliğinde bir yazı... İsviçre’ye gitmeden önce İsviçrelilerin hayat anlayışları konusunda biraz bilgi edinmekte yarar var. Bir ülkeyi ziyaret etmeden önce o ülke ile ilgili araştırma yapmak aslında her aklı başında gezginin düşündüğü bir şey.
SERRA GÜRÇAY - 05 Temmuz 2003, Cumartesi

İlklerin kentiBergama, ilklerin kentidir.İlk kağıdın bulunduğu yer..200 bin ciltlik ilk asya kütüphanesi..İlk büyük hastane..İlk telkinle tedavi..İlk alternatif tıp uygulamaları..İlk afyon içeren ilaç..İlk tıp eczacılık simgesi yılanın kullanılışı..İlk kent imar yasası..İlk komün devlet..İlk grev ve toplu sözleşme..İlk 4 tiyatrolu kent..İlk meslek sendikaları..İlk üç dereceli öğretim uygulaması..İlk hristiyan kilisesi..İlk köle ayaklanması..İlk festival yapan şehir..Bu liste böyle uzar gider..
ERKAN SEVINÇ - 30 Haziran 2003, Pazartesi

Kara elmas diyarıBugüne kadar karaelmas diyarı olarak Zonguldak’ı bilirdim.Hatta aynı ismi taşıyan bir üniversite de bu kentte..Ama Kara Elmas Kültür ve Sanat Festivali Manisa’nın Soma beldesinde yapılıyor her yıl.Bu yıl dördüncüsüydü.Teoman’dan Deniz Baykal’a yani sanatçısından politikacısına ünlüler doluştu bu yıl yine Soma’ya..Neden kara elmas?Çünkü ülkemizin en büyük linyit kömürü madeni burada..1913 yılında Darkale köyünden Osman Ağa adında bir vatandaş bulmuş bu cevheri..
ERKAN SEVINÇ - 23 Haziran 2003, Pazartesi

Mor menekşelerin ve balon fasulyesinin diyarı BoluHafta sonu Ankara’nın bunaltıcı havasından çıkıp biraz kır havası soluyalım dedik. Bize bu olanağı verecek en yakın seçeneklerden birisi de Bolu’ydu, biz de Bolu’ya kadar kısa ama insanı bütün yorgunluğundan arındırıveren minik bir gezi düzenledik. Yaklaşık dört saat süren güzel bir yolculuktan sonra iki dağ arasına sıkışmış bir platoya kurulu bu kent muhteşem güzelliklerini bize cömertçe sunmaya başladığında neden daha önce gelmedik serzenişleriyle girdik şehre.
ZEYNEP ERGÜN - 16 Haziran 2003, Pazartesi

Kopenhag Masalları

Avrupa Birliği’ne girmek için devlet olarak,millet olarak var gücümüzle Kopenhag kriterlerine uymaya çalışırken şöyle güzel bir Kopenhag masalı dinlemeye ne dersiniz?Kopenhag Danimarka’nın başkenti..2 milyona yaklaşan nüfusu var.İnsanları sıcak mı sıcak..Resmi dilleri Danca ama 7 den 77 e herkes İngilizce biliyor.Şehir içinde bisiklet kullanan gani..Aslında size de bu ilkel, aynı zamanda gezme tozma babında çok yararlı taşıtı tavsiye ederim. Kopenhag belediyesi bir de kolaylık sağlamış.
DR.ERKAN SEVINÇ - 09 Haziran 2003, Pazartesi

Nergiz çiçekleri

Narsizm’in öyküsünün geçtiği yer..Karaburun Yarımadası..Öyküyü hatırlatayım dilerseniz..Irmaklar Tanrıçası Nana’nın oğlu Narcisisus’a çevresindeki bütün varlıklar aşıktır.Zeus dahi onu
Olimpos dağına kaçırıp şarap şakisi yapmayı düşünmektedir.. Mimas eteğinde bir gölcüğün kenarında umutsuz bir aşkın etkisinde eriyip giden Narcısisus çevresindeki hiçbir varlığa kendine gösterdiği kadar ilgi göstermemektedir.

ERKAN SEVINÇ - 02 Haziran 2003, Pazartesi

Rodos'ta güneş bir başka parlarMarmaris’ten 45 dakikalık bir feribot yolculuğuyla ulaşılıyor Rodos’a..”Şövalyeler kenti “olarak tarihe geçen adanın en ucunda yer alan aynı isimli kentte dünyanın yedi harikasından biri olan ama şimdi yerinde yeller esen 30 metre yüksekliğindeki Rodos Heykeli karşılamayacak sizi..
ERKAN SEVINÇ - 26 Mayıs 2003, Pazartesi

Sahillerde, kumlarda canlanır sevdalar

Ülkemizde iki tane dalyanımız var.Birincisi tüm dünyanın “caretta caretta” kaplumbağaları ile tanıdığı Muğla’nın,diğeri de balık restoranları ile söz edilen Çeşme’nin Dalyanköy’ü..İzmir’e karayolundan çok yakın olan ,Çeşme’nin bu güzelim köyündeyiz bu hafta..Dalyanköy’ün limanı Top burnunun 1 deniz mili kadar güneyinde yer alıyor.
ERKAN SEVINÇ - 19 Mayıs 2003, Pazartesi

Top Şeklinde Bir Işıkİzmir’de yaşamanın avantajlarından biri de çevresindeki tarihi ve turistik yerler..Bu hafta kentin batısında yer alan 45 km kadar uzaklıktaki Seferihisar’a gidelim dedik.Hem depremzedeleri ziyaret eder,hem de o nefis koylarda deniz mevsimini açar,Egenin güneşine bırakıveririz kendimizi..
Seferihisar deyince akla hemen Sığacık limanı geliyor.Buram buram tarih kokan bu balıkçı limanıyla başlıyoruz gezimize..
ERKAN SEVINÇ - 12 Mayıs 2003, Pazartesi

Kıbrıs’ta sürekli bahar özlemiErcan Havaalanı’ndan Mağusa’ya giden yol boyunca sapsarı görüntüleri ile katırtırnakları belleğimize kazınıyor. Merhaba Kıbrıs. Galiba bir yazı da bugünlerde yapacağımız ziyaretten sonra yazılmalı. Rumlarla Türklerin kadim yaşanmışlığının bugünkü izleğinin ardından böylesi bir gezi/yazı elzem…
ADNAN GENÇ - 05 Mayıs 2003, Pazartesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07.08.07, 01:52
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: gelin şehirleri tanıyalım

Rotterdam, uçsuz bucaksız bir liman kentiDünyanın en büyük limanı olma sıfatını geçtiğimiz günlerde Şanghay’a kaptıran Rotterdam limanının yanı sıra mimarisi, üniversitesi ve kültür merkezleriyle eşi benzeri bulunmayan bir dünya şehirdir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yıkılan eski Rotterdam’dan esintileri şehir merkezinin güneyinde bulunan Eski liman bölgesinde bulunur, bilhassa Mayıs 1940 bombardımanından sonra ayakta kalmayı başaran ‘Witte Huis’ (Beyaz ev) zamanında Avrupa’nın en büyük binasıymış.
AYCA VAN INGEN SCHENAU - 05 Şubat 2005, Cumartesi

Afrika’nın damında bir krallık: LesotoDaha önce iki saatliğine bir kere ata binmiştim, her tarafım tutulmuştu. Şimdiyse Lesoto'nun ücra bir kesiminde bulunan bir çağlayanı görmek için at sırtındayım, yola çıkalı iki saat kadar oldu, nazik yerlerim acımaya başladı bile! Üstelik bu yolculuk iki gün sürecek." Türk milleti çabuk unutur" diyenler doğru olabilir mi acaba? Neyse bunları bırakıp Lesoto’yu anlatayım biraz. Lesoto her taraftan Güney Afrika ile çevrili olan, dağlık (en alçak yeri denizden 1600m yukarıda), kendi halinde bir krallık.
BAŞAR KURTBAYRAM - 10 Ocak 2005, Pazartesi

Çikolata kutusu: Normandiya

Rıhtımına demirlemiş bot ve yatları, rengarenk panjurlu uzun taş evleri, suya vuran ışıklı, renk kalabalığıyla telaş içindeymiş hissi veren iskelesi boyunca sıralanan kafeleriyle romantik Honfleur, empresyonizmin doğum yeri. Şair Charles-Pierre Baudelaire, ‘Mevsim, saat ve rüzgar Boudin’in resminde tahmin edilebilir’ der... Bir çok ressam ve yazarın Fransa’nın bu bölgesinden çıkmış olmasına şaşırmamalı. Calvados likörü, peynir çeşitleri ve elma şarabıyla ünlü Normandiya’nın Givenry deki Monet’nin bahçeleri, yakın mesafedeki tarihi şehirler; Bayeux, Caen, Rouen, çikolata kutusunu andıran, yarı kereste kahverengi, krem renklerinde evleri bir örnek, ahenk içinde.
PERIHAN KORKMAZ - 03 Ocak 2005, Pazartesi

Zalifre'de sonbahar

Bayram tatilinde eşim ve kuzenlerimizle birlikte, Batı Karadeniz turuna çıkmaya karar verdik. İlk durağımız Safranbolu oldu. Küçük ve sevimli otelimize vardığımızda hava epeyce kararmıştı.Akşam yemeğimizi yedik, ardından otelin lobisinde tavşan kanı çaylarımızı içip, dinlenmek üzere odalarımıza çekildik. Sabah güneşli, pırıl pırıl bir havaya uyandık. Safranbolu bize gülümsüyordu, " hoş geldiniz " diyordu sanki. Otobüsümüze doluştuk ve Yörük Köyü'ne doğru yola çıktık
ZEYNEP ALBAYRAK - 27 Aralık 2004, Pazartesi

Dünyanın kalbi New YorkBu şehri seviyorum. Tüm kalabalığına, pis kokan metrosuna, alttan dumanların çıktığı sokaklarına rağmen seviyorum. Dünyada pek çok düzenli, şirin şehir varken en çok bu şehri sevmek iyi aile çocuğu Hugh Grant dururken, serseri ve bir okadarda sorunlu Mickey Rouke’ a aşık olmak gibi bir şey. Hiç bitmeyen şehri keşfedememe duygusu ve karışık insan mozaiği benim için dahada cazibe katıyor bu şehre..
ARZU SAYLı - 20 Aralık 2004, Pazartesi

Geldim,gördüm, büyülendim

Kültür turlarına olan merakımız sonucu katıldığımız Galatya turunda, Amasya'dan sonraki durağımız Çorum oldu. Çorum'a vardığımızda hava iyice kararmıştı. Yol yorgunluğumuz da had safhadaydı. Akşam otelde iyice dinlendik ve sabahleyin enerji toplamış bir şekilde, gezimize başladık. İlk durağımız Çorum Müzesi. Müzede Kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Asurlular, Hititler,Frig, Pers, Helenistik, Galat, Roma, Bizans dönemine ait eserler bulunmakta. Yine Müzede Hitit kral mezarları örneği ve Hitit evlerinin bir örneği mevcut
ZEYNEP ALBAYRAK - 06 Aralık 2004, Pazartesi

Cunda (Alibey Adası)

Yaz kış gittiğimde neden bu kadar kalabalık olduğunu düşünür ama sebebini çabuk bulurum. Doğa , tarih ve kültürün muhteşem cazibesi. Ayvalık ‘ tan önceleri sandallarla geçilen bu ada , bağlantı için daha sonra yörenin ileri gelenleri önderliğinde köprüye sahip oldu ‘Türkiye ‘nin ilk Boğaz Köprüsü ‘ . Hala yaz aylarında Ayvalık’ta iskeleden kalkan motorlar ile ulaşım mevcuttur.
SENEM BAĞBAKAN - 29 Kasım 2004, Pazartesi

'Dürer'in evindeNürnberg’e bir saat, Münih’e üç saat uzaklıkta olan Weiden şehri ortaçağdan kalma Gotik mimarisi ile tipik bir Bavyerya şehri. 50.000 nüfuslu bu güzel şehir, temizliği ve düzeni ile hemen dikkati çekiyor. Yine bir saatlik mesafede Regensburg şehri hem tarihi dokusu ve hem de yörenin üniversite şehri olarak meşhur. Sivri uzun kuleleri ve kemerleri ile tanınan Gotik mimarinin en güzel örneklerinden Regensburg Dom Katedrali’ni lise sanat tarihi kitaplarında bile görebilirsiniz. Regensburg’un göbeğinde yer alan Don Juan heykeli hemen dikkati çekiyor.
RASIM SOYLU - 22 Kasım 2004, Pazartesi

Bütün dünyayı tırmanacaktımBir çok kişi dağlara tırmanıyor. Genelde "Alpine style" denilen sırt çantasını alıp, ekip halinde, ihtiyaç durumunda kurtarma ekibinin gelebileceği yerler seçiliyor... Dağların bazıları kolay, bazıları zor... Zor tırmanış yolunu seçenler yollarını kendileri belirliyorlar. İki kişi gidilince, takım arkadaşına güvenmek ve onun dağcılık yeteneğinden kuşku duymamak gerekiyor çünkü birinin hatası, iki kişinin hayatına da son verebilir...
PERIHAN KORKMAZ - 08 Kasım 2004, Pazartesi

Şehzadeler şehri şirin Amasya

Kültür turlarına son zamanlarda bir hayli ilgi var. Biz de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilini, kültür turlarında değerlendirmek istedik.Bir haftalık bir araştırma sonunda, Galatya Turunda karar kılarak, 28 Ekim Perşembe akşamı, eşimle birlikte yola çıktık. Galatya turu, Amasya, Çorum ve Tokat gezisinden oluşuyor. Bu turun en önemli özelliği, Anadolu'nun en eski uygarlıklarından olan Hititlerin yaşadıkları bölgeyi görmek, Hitit uygarlığı hakkında bilgi edinmek.
ZEYNEP ALBAYRAK - 08 Kasım 2004, Pazartesi

Carlos Gardel, heder olan aşklar, ArjantinSıcak. Oldukça sıcak bir gece, arada bir hissettiğimiz şu yaz meltemi de olmasa sanki burada oturulamayacak gibi. Pek çok sokak meyhanesinin bulunduğu bir meydan burası. Gerçi meyhane değil adı fakat bizim meyhanelere benziyor. Ancak İstanbul’un şık mekanlarındaki fazla renkli, fazla ışıltılı, fazla süslü yerlerden değil. Daha çok Beyoğlu’nda Asmalımescit ile Nevizade arası bir yer gibi. Ne Nevizade kadar kalabalık ne Asmalımescit kadar küçük. Bizim oralar gibi işte. Yada benim oralar, şimdi şu dakka benim olan.
FATMANUR - 01 Kasım 2004, Pazartesi

Londra’yı sevmeyen hayatı sevemezLondra’ya yolunuz düştüğünde mutlaka ama mutlaka gitmeniz gereken bir yerdir Charing Cross Caddesi. Metroyla central line üzerinden Tottenham Court Road istasyonunda inin. Gökyüzünü gördüğünüz anda solunuza New Oxford Caddesi’ni, sağınıza Oxford Caddesi’ni ve arkanıza Tothenham Court Yolu’nu alıp yürümeye başlayın. Eh tabiki Charing Cross Caddesi’ndesiniz.
EVREN ÇEVİK - 01 Kasım 2004, Pazartesi

Afrika’nın Beyaz Yüzü“Göz görebildiğince giden bir yeşillik denizi, yüzyıllardır yaşıyor izlenimi veren ağaçlar, uçsuz bucaksız beyaz kum plajlar, lagünlerle çevrilmiş küçük bir köy ve etrafında istiridye çiflikleri... Doğanın sessizliğini bir tek sahile yaklaşmış balinaların birbirini çağıran sesleri bozuyor... “ Dürbüne gerek yok, Plettenberg ve civarında balinaları çıplak gözle görebilir ve seslerini duyabilirsiniz. Güney Afrika Cumhuriyetinin en ucunda Atlantik ve Hint okyanusunun birbirine kavuşmak için çırpınıp durduğu sahiller, zengin beyaz Afrikalıların olduğu gibi balinaların da uğrak yeri....
SERRA GÜRÇAY - 25 Ekim 2004, Pazartesi

Fransa'nın varoş şehri Marsilya

Marsilya, sosyetik tatil beldeleri Cannes, Nice, St Tropez’e yakın olmasına rağmen Güney Fransa’nın diğer şehirlerine hiç benzemiyor. Afrika kökenli arap ve siyahların çoğunlukta olduğu, 1 milyona yaklaşan çok çeşitli etnik nüfusuyla bir metropol görünümünde. Herkesin değişik bir aksanı olduğu için Fransızcayı az buçuk veya aksanla konuşsanız bile kimse yadırgamıyor. Akdeniz ikliminin getirdiği yumuşak hava akımıyla soğuk ülke vatandaşları için çekici olsada, yüksek suç oranı ve uyuşturucu trafiğinin yoğun olduğu iddia edildiğinden turistlerin çok rağbet ettiği bir şehir değil...
PERIHAN KORKMAZ - 11 Ekim 2004, Pazartesi

Ödüllü sahil Olympus

Gözlerimle görmeden inanmam misali dünyanın en güzel koyu seçilen Olympus ve Çıralı sahiline gittik... Deniz, güneş ve kum bir arada öyle güzel görünüyor ki Olympus da korsanların ve Romalıların onca yıl uğruna savaşmalarına neden aramamalı... SIT alanı olsada bu güne kadar nasıl bu kadar bakir kalabildiğine şaşırdık... Müzik sesi ve otellerin olmadığı, garsonların dükkanlarının önünden geçerken boğazınıza yapışıp içeri çekmediği, yaz sıcağında sizi deri almaya zorlayan satıcıların olmadığı gelişip bozulmamış, medeni bir tatil beldesi Çıralı dan Olympos’a uzanan sahil boyu.
PERIHAN KORKMAZ - 02 Ekim 2004, Cumartesi

Nüfusu 1 milyon olan başkentHırvatistan’ın başkenti Zagrep tipik bir Orta Avrupa kenti..Alplerin eteğinde Sava nehri kıyısında.. Nüfusu 1 milyon… Şehrin içersinde vızır vızır işleyen tranvaylarla heryere ucuz yollu ulaşmak mümkün…Aslında şehrin merkezindeki Josepa Jelacica Meydanından tüm görülecek yerlere yürüyerek te gidebilirsiniz. Türkçe karşılığı Cumhuriyet Meydanı olan bu meydan tam bir buluşma noktası,İstanbul Taksim,Ankara Kızılay,İzmir Konak gibi… Gezilerin hepsi buradan başlıyor. Meydanın tam ortasında Jelacic’in heykeli var.
ERKAN SEVINÇ - 27 Eylül 2004, Pazartesi

Üç yüz yıllık koloni Cebelitarık

Batıda Gibraltar adıyla bilinen Cebelitarık, dünyada bir benzeri olmayan, ilginç bir devlet… Geçtiğimiz ağustos ayının 13’ünde İngiliz kolonisi statüsünü kazanmasının 300’üncü yıl dönümünü abartılı bir şekilde kutlandı… Bu ‘statü’ iki ülke, İspanya ile İngiltere arasında hala tartışılıyor. Kendi isteğiyle İngiliz sömürgesi olarak kalmak isteyen Cebelitarık, 6km2 yüzölçümü, 35 bin nüfusuyla dünya üzerinde küçük bir alan zaptetmesine rağmen iki ülke arasında büyük sorunlara neden oluyor.
PERIHAN KORKMAZ - 18 Eylül 2004, Cumartesi

ŞEHİRDEN DENİZE DENİZDEN ÇÖLE TUNUS

Tunus, harika plajlarıyla, hayrete düşüren çölüyle ve 2000 yıl öncesine dayanan arihiyle, biraz macera, biraz eğlence ve mutlak değişiklik arayan herkese göre bir yer. Ülkenin geniş sahilleri de iyi gelişmiş turizme büyük katkıda bulunuyor. Hammamet, Sousse ve Jerba’daki muhteşem deniz, bulutlu havalardan sıkılmış Avrupalılar için garantili güneş vaad ediyor. Buralarda ahatlarken bu kadar yakınında olup da dünyanın en büyük çölü Sahara’da tura çıkmayı sakın unutmayın.
Tunus’ta seyahat etmek zor değil.
EKIN ONAT VON MERHART - 13 Eylül 2004, Pazartesi

BİR ROMA GEZİSİ: VENİ-VİDİ

Julius Cesar’ın baş şehri, aşıklar kenti, yemek, şarap ve dondurma cenneti gibi birçok ünvanı bulunan şehri gidip gördükten sonra neden bu kadar çok ünvanı hakettiğini anlıyorsunuz. Birçok filmde ve video klipte karelerini gördüğümüz şehir manzaralarının içinde bulunduğunuzda da kendinizi bir filmin baş kahramanı gibi hissetmekten alıkoyamıyorsunuz. Bu filmin baş kahramanları olarak ben ve eşimin Roma’da yaşadıklarını, gördüklerini, hissettiklerini okumak isteyenler buyursun…
GÜLER AYDıN SOYSAL - ALPARSLAN SOYSAL - 30 Ağustos 2004, Pazartesi

SAFARİYE ÇIKMAK SİZE GÖRE Mİ?Afrika’yı uzun zamandır merak ediyor fakat tanımadığınız bu kıtaya gitmekten çekiniyorsanız....Eğer safariye çıkmak istiyor, fakat sizi nelerin beklediğinden habersizseniz... Merak etmeyin Afrika’ya ayak bastığınız andan itibaren bu kıta sizi etkisi altına alacak ve çok geçmeden vahşi hayvanlar ve doğal yaşamın cazibesine kapılacaksınız...
SERRA GÜRÇAY - 23 Ağustos 2004, Pazartesi

GÖKÇEADA- BEREKET ADASI

Dünyanın en sulak adalarından olan Gökçeada aynı zamanda Türkiye’nin en batı noktasıdır. Çanakkale açıklarında yer alan bu adada başlıca geçim kaynakları arasında küçük baş
hayvancılık, arıcılık, balıkçılık ve son yıllarda artan turizm bulunuyor. Köylerde, dağlarda koyunlar ve kuzular serbest olarak dolaşıyor, su bolluğu sayesinde her yerde biten otlarla besleniyorlar. Imbros koyunu adı verilen bol süt veren koyun cinsi adanın et ve süt ihtiyacını fazlası ile karşılıyor. Ada bitki örtüsü yer şekillerine göre çeşitlilik gösteriyor.
AYÇA VAN INGEN SCHNEAU - 09 Ağustos 2004, Pazartesi

Haydutların ormanında gezi

Ortaçag'da krala yaranmak için köylüleri baskı altında tutup, söomüren Nottingham Şerifi'ne karşı gelen Robin Hood’un maceralarını duymayan yoktur. Baladlardan günümüze kadar gelen Robin Hood hikayeleri cumhuriyet