iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:48 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Turizm » İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 02.11.06, 10:40
all rigth - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jun 2006
İletiler: 3.245
Ettiği Teşekkür: 13
83 tane iletisine 112 kere teşekkür edilmiş
all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!all rigth olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Ynt: İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

;D
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 10.11.06, 15:59
Acemi
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 9
Ettiği Teşekkür: 0
0 tane iletisine 0 kere teşekkür edilmiş
hguven_26 doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

Fatih'in istanbul'u
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 27.11.06, 20:30
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 269
Ettiği Teşekkür: 0
10 tane iletisine 12 kere teşekkür edilmiş
reis doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

:O0paylaşım için teşekkürler :O0
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 17.07.07, 17:40
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

İSTANBUL

İstanbul, dünyanın en saygıdeğer şehirlerinden biridir. Şehrin cazibesi, büyük ölçüde konumundan kaynaklanmaktadır; İstanbul, dünyada iki kıtayı köprüyle birbirine bağlayan tek şehirdir. Avrupa ile Asya, İstanbul Boğazı’nın turkuvaz renkli sularının üzerinden birbirlerine bakar.

Karadeniz’in sularının Ege’ye karıştığı bu noktada, Türkiye’nin en büyük metropolünün kültürel potasında Doğu ile Batı bir araya gelir. Doğu tarzı kalabalık çarşılar, Avrupai mağazalarla bir aradadır; kebapçılar ve kahvehaneler, uluslararası restoranların yanı başında yer alır; şehrin gökyüzünde, modern ofis binaları ve oteller, Osmanlı minareleriyle karşı karşıya durur; geleneksel müzik ve pop müzik, göbek dansı ve bale, yağlı güreş ve futbol, İstanbulluların beğenisine sunulur.

Dünyada, hem Müslüman hem de Hıristiyan imparatorlukların başkentliğini yapmış tek şehirdir. Bizans İmparatorluğu’nun incisi “Konstantinopolis” olarak, 1.000 yıldan daha uzun bir süre Hıristiyan dünyasının en önemli şehri olmuştur. “İstanbul” olarak da, Karadeniz’den başlayıp Balkanlar’a, Arabistan’a ve Cezayir’e kadar uzanan 500 yıllık bir İslam imparatorluğunun hükümdarlarını, Osmanlı padişahlarını barındırmıştır.

İstanbul, uzun soluklu tarihi önemini Boğaz’ın stratejik konumuna borçludur. İstanbul’un bulunduğu stratejik noktadan, yalnızca Karadeniz ve Akdeniz arasındaki önemli ticaret yolunda yaptıkları seyahat sırasında Boğaz’dan geçen gemiler değil, Avrupa’dan Anadolu’ya karayoluyla yapılan ve bu dar boğazı bir geçiş yeri olarak kullanan seferler de denetlenebiliyordu. 16. yüzyıl Fransız gezgini Pierre Gilles’in ifadesiyle: “İstanbul Boğazı tek bir anahtarla iki dünyayı, iki denizi açar ve kapatır.”

İstanbul’un stratejik üstünlüğü, bir grup Yunanlının 2.500 yıl önce Byzantion şehrini ilk kurduğu zamandan günümüze kadar aynı şekilde devam etmiştir. Modern Türkiye’nin resmi başkenti Ankara olabilir ama Türkiye’nin toplam üretiminin üçte birini gerçekleştiren İstanbul, ülkenin en büyük şehri, en önemli ticaret merkezi ve en işlek limanı olma özelliklerini elinde bulundurmaktadır. İstanbul Boğazı, dünyanın en işlek denizyollarından biridir ve kara trafiği de, dünyanın en uzun asma köprülerinden ikisinin üzerinden geçmektedir.

Sürekli olarak büyüyen şehir, İmparator II. Theodosius tarafından 5. yüzyılda inşa ettirilen Bizans surlarının ötesine zaten çok uzun zaman önce taşmıştı; günümüzde de, Marmara Denizi’nin hem Avrupa hem de Asya kıyıları boyunca kilometrelerce yayılmaktadır. İstanbul, 1507 yılında, 1,2 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük şehriydi. Nüfus, günümüzde 10 milyonun üzerindedir ve iş bulmak amacıyla taşradan devamlı olarak gelenler nedeniyle de halen büyümektedir (nüfusun yarıdan fazlası taşra doğumludur). Yeni gelenler şehrin çevresinde derme çatma evlerden oluşan çeşitli bölgeler oluşturmuşlardır. Çatısı karanlıkta yapılan evleri koruyan eski bir Osmanlı yasasından faydalanan bu gecekondular, neticede yıkılır ve yerlerine gökdelenler inşa edilir. Böylece yeni bir banliyö oluşur fakat hemen ardından da yeni bir gecekondu bölgesi ortaya çıkar. Ve İstanbul bu şekilde sürekli olarak büyümeye devam eder.

Sosyal yelpazenin diğer ucunda ise caddelerinde butikler, pahalı apartmanlar ve şık kafeler sıralanan Taksim, Harbiye ve Nişantaşı’nın kalburüstü bölgelerinde yaşayan varlıklı İstanbullular vardır. Bu kesime dahil olanlar, şehrin pahalı restoran ve eğlence yerlerinin müdavimi olan, hafta sonlarında da Boğaz kıyısındaki yalılarına çekilen mutlu azınlıktır. Ancak, İstanbul’un sakinlerinin büyük kısmı bu iki ucun arasında yer alır; mütevazı apartman dairelerinde yaşar, ortalama bir maaşla devlet dairelerinde, mağazalarda, bankalarda ve büyük bir kesime istihdam sağlayan fabrikalarda çalışırlar.

Ermeni, Rum Ortodoks, Musevi ve Katoliklerden oluşan küçük cemaatler varlıklarını sürdürüyorlarsa da, İstanbulluların büyük kısmı Müslümandır ve “İslam’ın Beş Şartı” olarak bilinen kurallara yürekten bağlıdır: “Allah’tan başka Tanrı olmadığına ve Muhammed’in O’nun elçisi olduğuna” inanmak; şafak, öğle, ikindi, akşam ve yatsı (gün battıktan sonra) vakitlerinde olmak üzere beş defa namaz kılmak; fakirlere zekât vermek ve camilerin bakımı için bağış yapmak; Ramazan ayında gündoğumundan günbatımına kadar oruç tutmak; en az bir kez Mekke’ye hacca gitmek… Hac ziyaretini yapmış olan kişiler, saygı gören ve dükkân sahiplerinin de tabelalarına gururla yazdıkları hacı unvanını isimlerinin önüne ekleyebilirler.

İstanbul Boğazı’nın Asya’yı Avrupa’dan ayırdığı gibi, “Altın Boynuz” olarak bilinen Haliç de eski İstanbul’u yeni İstanbul’dan ayırır. Ziyaretçiler için asıl çekici olan yerler İstanbul’un tarihi merkezinde yoğunlaşmıştır. Üç büyük medeniyet – Roma, Bizans ve Osmanlı– şehrin bu kesimini şekillendirmiştir. Romalılar zamanından günümüze çok az eser kalmıştır fakat Bizanslılardan kalan miras zengindir: Dünyanın en büyük yapılarından biri olan, Tanrısal Bilgeliğin kilisesi Ayasofya, Kariye Camisi’nin görkemli mozaikleri ve hayranlık uyandıran Theodosius Surları… Osmanlılar, başkentlerinde sayısız cami inşa etmişlerdir ve bunların en güzeli de Ayasofya’dan esinlenilerek yapılan Süleymaniye’dir. Osmanlı padişahlarının ikametgâhı olan Topkapı Sarayı ise Harem entrikalarıyla ilgili hikâyeleri ve hazine dairesinin zenginlikleriyle her yıl binlerce ziyaretçi çeker.

Sarayın hazine dairesinde bulunan, padişahın donanmasını seyrettiği belvedereden baktığınızda, Haliç’in denize açıldığı noktayı ve Galata Kulesi’nin ardında, çok katlı otellerin yükseldiği modern Beyoğlu’nu görebilirsiniz. Aşağıda, Boğaziçi’nin kıyısında, Dolmabahçe Sarayı’nın 19. yüzyılda inşa edilen cephesi ve bunun ardında da Avrupa ile Asya’yı birleştiren, şehrin simgesi Boğaziçi Köprüsü uzanır.

Byzantion, Konstantinopolis, İstanbul – şehir, yüzyıllar boyunca hem Doğunun hem de Batının etkisinde kalmıştır ve sonuç olarak dünyanın en canlı, en çekici ve en açık fikirli kültürlerinden biri ortaya çıkmıştır. Ne Avrupalı ne de Doğulu olan, emsalsiz ve baş döndürücü bir harmanın oluşturduğu şehir, en basit ifadeyle benzersizdir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (17.07.07)
  #15  
Alt 18.07.07, 21:46
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

Bugün İstanbul’da dikilitaş adını verdiğimiz anıt, Eski Mısır eseri. Eski Mısır’dan çıkarılarak dünyanın çeşitli kentlerine dikilitaşlar götürüldüğü olmuş. İstanbul’daki dikilitaş ilk olarak MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Yunanlıların Heliopolis adını verdiği Annu kentinde dikilmiş. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile Tutmosis'in zaferleri yazılmış. Taş ilk olarak Bizans İmparatoru Constantinus’un dikkatini çekmiş ve Mısırlılara bir mektup yazarak bu taşın kendisine gönderilmesini istemiş:
“Gemileriniz Karadeniz’e çıkarken sizleri cömertçe karşılayan ve beslenmesine yardımcı olduğunuz bu şehrin güzelleşmesine katkınız olması için bu yekpare taşı yollamanız yerinde olur.”

Dikilitaş’ın İstanbul’a ne zaman gönderildiği tam olarak bilinmiyor. Bilinen, taşın kente geldikten sonra uzun süre yerde yatması. İmparator Thedosius başa geçtikten sonra bu dikilitaş’ı hatırlamış. Birçok zafer kazanan imparator, belki bu zaferlerini anlatması için Mısır krallarının yaptığı gibi bir dikilitaş dikmek istiyordu. Kadırga limanından hipodroma kadar olan mesafede özel bir yol hazırlatılarak taşın bugünkü yerine taşınması üç gün, burada bir kaide üzerine dikilmesiyse 32 gün sürmüştü. Belki bu sırada belki de daha önce taşınırken alt kısmındaki hiyerogliflerden biri zarar gördü.

Taş, 390 yıllarında Bizans İmparatoru Theodosius’un emriyle Hipodrom’a dikildi. Kaidedeki kabartmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkedios, Honorios ile İmparator II. Valantinianos görülür. Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirler de vardır.
Pembe granitten yekpare yapılmış 19,6 , kaidesiyle birlikte 24,87 metre yüksekliğinde olan taşın dört yüzündeki metinse dilimize yaklaşık şöyle çevriliyor:

Kuzeybatı cephesi:

“18. sülaleden Yukari ve Asagi Mısır'ın sahibi 3. Tutmosis, Tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti.”

Kuzey cephesi:



“Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (Aşağı ve Yukarı Mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti.”

Güneydoğu cephesi:



“Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı.”

Güney Cephesi:



“Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu unvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. Ordusunun önüne geçti. Akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı.

Dikilitaşın kaidesinde yer alan yazılarsa Doğu Roma İmparatorluğunda adet olduğu üzere Grekçe ve Latince yazılmış. Grekçe yazı bir anlatıcı ağzından şöyle diyor:

“Devamlı bir suretle yerde duran bu taşı dikme cesaretini İmparator Theodosius gösterdi ve yardımına Proclus çağrıldı. Bu şekilde otuz iki günde yerine dikildi.”

Latince metinse taşın ağzından yazılmış:

“Önceleri direnmiştim; fakat yüce efendimizin emirlerine itaat ederek, yenilen tiranlar üzerinde zafer çelengini taşımam gerekti. Her şey Theodosius ve onun kesintisiz sülalesine boyun eğiyor. Bana da galip geldiler ve reis Proclus’un idaresi altında otuz günde yükselmeye mecbur oldum.”
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
Arthas (18.07.07)
  #16  
Alt 18.07.07, 22:30
Arthas - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Jul 2007
Nereden: istanbul
İletiler: 102
Ettiği Teşekkür: 45
56 tane iletisine 93 kere teşekkür edilmiş
Arthas olağanüstü bir gizeme sahip!Arthas olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: İstanbul Senin Üzerine Şehir Tanımam...

yazınızı zevkle okudum hayati, bende bir süre önce istanbulda tarihi bir tura çıkmıştım, dikilitaşın da bir dolu resmini çekmiştim ama siteye bir türlü koyamadım.
hatta bu kralla yanındakilerin hipodromda at yarışını izlerken tasvir eden gravüründe net bir fotografı vardı.
bilgilendirdiğiniz için teşekkürler.
__________________
Veni,Vidi,Vici.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
tanımam, üzerine, İstanbul, Şehir

« büyükada | java »
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz