Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Bilim ve Teknoloji > Tıp > Hepatoloji > Genetik Polimorfizm ve Polimorfizm Çalışlmaları

Hepatoloji hakkinda Genetik Polimorfizm ve Polimorfizm Çalışlmaları ile ilgili bilgiler


Genetik Polimorfizm ve Polimorfizm Çalışlmaları ünyada, biyokimyasal maddelerin birleşerek ilk canlı yapı oluşturduğu günden beri, bu canlı hayatın kendi yaşamını sürdürebilmesi ve nesilden nesile geçişi için kalıtsal bir yapı gerekmektedir.

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.08.10, 10:34
Araştırma Görevlisi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3.382
Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Busra öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Genetik Polimorfizm ve Polimorfizm Çalışlmaları

Genetik Polimorfizm ve Polimorfizm Çalışlmaları
ünyada, biyokimyasal maddelerin birleşerek ilk canlı yapı oluşturduğu günden beri, bu canlı hayatın kendi yaşamını sürdürebilmesi ve nesilden nesile geçişi için kalıtsal bir yapı gerekmektedir. Kalıtsal yapının ne olduğu, içerdiği bilgiyi yeni kuşaklara nasıl aktardığı, bilginin nasıl ifade bulduğu bilimadamlarının kafasında soru işaretleri uyandırmış ve çalışmalarını bu sorulara göre yönlendirmişlerdir.
Açık haldeki uzunluğu iki metreyi bulmasına rağmen, hücre çekirdiği gibi mikronlarla ölçülen bir yapı içerisinde, proteinlerle paketlenmiş olarak bulunan DNA (deoksiribonükleik asit), RNA virusleri haricinde, tüm türlerin hayati işlevsel ve kalıtsal materyalidir. DNA üzerinde yeralan ve binlerce nükleotid uzunluğundaki bölgelere "gen" denilmesi 1900'lerin ilk yarısını bulmasına rağmen, genin fonksiyonu ile ilgili ilk araştırma 1800'lü yıllarda başlamıştır. Avusturyalı din adamı Gregor Mendel, manastırının bahçesinde yıllarca çalışmış, farklı bezelye varyetelerini melezlemiştir. Dikkatli kayıtlar tutarak, melezlerin döllerini saymış, bezelye şekli, çiçek rengi, bitki yüksekliği gibi özelliklere bakarak genlerin fenotipik ekspresyonunu incelemiştir. Dikkatli gözlem, doğru kayıt tutarak verileri dikkatlice analiz etmiş ve her bir bitkinin erkek ve dişi ebeveynlerinin döllerine kalıtım üniteleri veya faktörlerin varlığı teorisini ortaya koymuştur. 1884 yılında Mendel öldüğü zaman çalışmasının değerini kimse bilmiyordu. Mendel'in bulduğu faktör veya kalıtım ünitelerinin gen olduğu 1900'lü yılla¬ra kadar anlaşılamadı. 1900'lü yıllarda Mendelin çalışmalarının yeniden keşfinden sonra genin doğası hakkında büyük bir bilgi patlaması olmuştur. Biyoloji alanında çalışan bilim adamları, hücredeki çekirdek ve kromozomun önemi üzerinde durdular. Çünkü gözlemlerde, kromozomlar yumurta ve polen/spermi oluşturmak üzere mayoz esnasında sayısını yarıya indiriyor ve sadece bö¬lünme sırasında görülüyordu. Bu sebeple DNA moleküllerinin nasıl faaliyete geçerek organizmaları ürettiklerini anlamak için birçok çaba sarf edildi. Amerikalı James Watson ve İngiliz Francis Crick birkaç biyolog araştırmacıyla 1953 yılında DNA nın çift heliks yapısını incelediler. DNA kavramı yaşamın geleneksel dili olduğu bakterilerde, mantarlarda, bitki ve hayvanlarda yapılan çalışmalarla ortaya konuldu. Yaşayan organizmalar arasında yer alan bu ilişki biyoteknoloji ve genetik mü¬hendislik biliminin gelişimine neden olmuştur. Mühendislik teknolojisi, bitki ve hayvanları geliştirmek için yaşayan diğer organizmaları ve canlıların kısımlarını kullanmıştır. 1970 yıllarında, araştırmacılar DNA'nın bir canlıdan kesilerek diğer canlı¬ya yerleştirebileceklerini böylece rekombinant DNA teknolojisini buldular. Bu şekilde insülin, hor¬mon, interferon ve TPA (doku plasminogen aktif- leştirici) gibi ilaçları tıp dünyasına sundular. İnsan gen terapisi yöntemiyle genleri hasarlı olan veya eksik olan fertlere gen nakli gerçekleştirilmiştir.
Gen haritalaması yöntemiyle, genlerin kromozomlar üzerinde bulunduğu yerler (lokus) gösterilmiştir. Böylece insan genomunun anatomisi ortaya çıkarılmıştır. Pekçok genin ve diğer genetik mar- ker'ların birbirlerine göre bir kromozom boyunca diziliş sırasının haritalanmasıyla bir kromozomun haritasını veya tüm genom haritasını çıkarmak mümkündür. Bu haritalama, insan gen fonksiyonlarının bilinmesi için gereklidir. Böylece insan genetik hastalıklarının heterojenite ve segregasyon analizleri bu bilgiler ışığında yapılabilecek ve gen tedavisi gerçekleştirilebilecektir.
Yirminci yüzyılın başında, genetik bilimiyle ilgili olarak hiçbir bilgiye sahip olmayan bilimadamla- rı, küçük parçaları biraraya getirerek büyük bilgilere ulaşmış, yüzyılın sonunda da "insan genom projesi"ini başlatmışlardır. Projedeki amaç insan genomunu oluşturan DNA'nın tüm dizisini çıkarmaktı ve koordinasyonu Amerika Bileşik Devletlerinde DOE (Department of Energy) ve NIH (National Institutes of Health) tarafından üstlenilmiştir.
İnsan genomuyla ilgili bilinmeyenlerin aydınlatılması, insanla doğrudan bağlantılı diğer bir sektörün hızla ilerlemesine ve büyük atılımlar yapmasını sağlamıştır. Bu da ilaç sektörü ve ilaç araştırmalarıdır. Şu anda insan genomunun A-C-T-G kodla¬rından oluşan dizisi tamamlanmaya çalışılıyor. Ancak, bu kodların diziliş sırasını bulmak işin sadece başlangıcı. Önemli olan, bu dizi ne anlama geliyor, hangi dizi bölgesi hangi koşul ve zamanda faaliyete geçip protein sentezlenmesini sağlıyor, bunu bilebilmek. Yani genomla ilgili çalışmalar, "proteomik" araştırmalar ile anlam kazanmaya başlıyor. Özellikle ilaç geliştirme araştırmaları açısından, genlerin hastalıklarla olan ilişkisini bilmek önemlidir.
İnsandan insana genom farklılıkları (polimorfizm), immün cevabın ve ilaç etkinliğinin kişiden kişiye değişmesinin, insanların hastalılıklara karşı yatkınlıklarının gerçek nedeni olarak gösterilmektedir.
Normal bir populasyonda bir karakter için iki veya daha fazla fenotip bulunuyorsa ve fenotiplerden her biri populasyonda %1'den daha büyük sıklıkla görülüyorsa bu duruma genetik polimorfizm denir. Bulunma sıklığı %1 'den daha az olursa genetik mutasyon adı verilir.
Genetik Polimorfizm ve Polimorfizm Çalýþlmalarý-2.jpg

Filiz EMİR1, Ali ÖZDEN2
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Hepatoloji Enstitüsü1,
Gastroenteroloji Anabilim Dalı2, Ankara


Makale devamı eklentidedir..
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 102.pdf (111,4 KB (Kilobyte), 459x kez indirilmiştir)
__________________
http://nevart.net/
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çalışlmaları, genetik, polimorfizm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:32 .