|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
31.03.07, 13:31
Yunanlı’nın 1821’in 25 Mart’ında Osmanlı’ya isyanını biz Atina’da 4-1’le “kutlarken” Lefkoşa ve Washington’da yapılan alternatif kutlamaları gözden kaçırdık.. 23.30 sıraları telefon çaldı.. Lefkoşa’dan.. Üç yıl önce %65 ile Annan Plânına Akepe zoruyla “yes be annem” dedirttirilen Türk Lefkoşa sokaklarda idi. Evlerde kimse kalmamış, korna sesleri Baf’tan, Limasol’dan, Lârnaka’dan duyuluyordu.Ertesi sabah gazetelerde yayınlanacak olan şu kamuoyu yoklaması acaba üç yıl önceki pişmanlığın bir ifadesi ve sokaklardaki gösteriler de o pişmanlığın bir dışa vurumu muydu? “KKTC'de yapılan son bir bilimsel ankette, halkın yüzde 67.9'unun Kıbrıslı Türk olmaktan son derece gurur duyduğu ortaya çıktı. Ankete göre, halkın yüzde 66.8'i çözüm için iki ayrı devlet görüşünü savunuyor, yüzde 62.4'ü de "Annan planı etnik kimliğimizin kaybolmasına yol açardı" diye düşünüyor. Araştırma, KKTC'de toplumun yüzde 75.1'inin tarih eğitiminin birincil amacının öğrencilerin milli kimliğini güçlendirmesinden yana olduğunu da ortaya koydu”. Yukarıdaki tablo, 24 Nisan 2004’ün yüz seksen derece tersidir.Peki sorumlusu kimdir bu fotoğrafın? CTP mi?Akepe mi?AB mi?ABD mi? Bence hepsinin çorbayı tuzlamadaki payı ve becerisi ortaktır ama aşçıbaşı elbette Akepe’dir. Peki, Orgeneral Norton Schwartz’ı tanıyor musun ey okuyucu?ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ndeki oturumda konuşan Amerikan Ulaştırma Komutanı Orgeneral Norton Schwartz, Ermeni soykırımı tasarısının Kongre’de kabulünün, ABD’nin askeri faaliyetlerine büyük zarar vereceğini söylemiş. Schwartz, buna örnek olaraksa, Ermeni soykırımının inkarının suç sayılmasını öngören bir yasa teklifinin Fransız Meclisi’nde kabulünden sonra olanları örnek göstermiş. Schwartz, bu adımın ardından Fransız uçaklarının Türk hava sahasını serbestçe kullanma izninin iptal edildiğini ve Fransa’nın Ankara’daki savunma işbirliği bürosunun kapatıldığını bildirmiş. Benzer bir akıl yürütmeyle Türkiye’nin İncirlik Üssü’nün kullanımına sınırlama getirebileceğini belirten Orgeneral Schwartz, ABD uçaklarının Türk hava sahasını kullanma izninin de büyük önem taşıdığını anlatmış. Buraya kadar bir şey yok ama Schwartz’ın asıl bundan sonra söyledikleri çok önemli. “Çünkü” diye devam ediyor Amerika’nın dört yıldızlısı; “Irak’a gönderdiğimiz kargonun % 75’i İncirlik’ten geçiyor”. “Amerika’nın Irak savaşı”na katkımızın bu denli olduğunu da biliyor muydun, şimdiye kadar bizim yetkili ağızlarımızdan hiç böyle bir şey duymuş muydun okuyucu? Türkiye’nin delikten süpürülmeyip bu tür kullanıldığını duymuş muydun? Muhtemel başbakan Gül’ün bir süre önce Amerika’nın İran’a Türkiye üzerinden müdahalesi bağlamında ne dediğini hatırlıyor musunuz?Bir günlüğüne Mısır’ın başkenti Kahire’ye giden Bakan Gül, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenlemişti. Gül, “İran’a bir saldırı düzenlenmesi durumunda Türkiye’nin topraklarını saldırı için kullandırıp kullandırılmayacağı” nın sorulması üzerine, İran’ın nükleer meselesinin barışçıl yollardan çözümünden yana olduklarını belirterek, “Türkiye’den komşularına hiçbir zaman saldırı söz konusu değildir, bu olmamıştır da...” demişti...Şimdi..Ya Irak Türkiye’nin komşusu değildir yahut Amerika’nın “İncirlik’i kullanarak” Irak’a yaptığı şey saldırı değil, çelik-çomak oyunudur.Veya Amerikalı general yalan söylüyor..Yahut Gül, “saldırı” kelimesinin anlamını bilmiyor..“Türkmeneli” nerede?Ayda mı?Türkmeneli’nde Türkmenlere, İncirlik’ten giden %75’le Amerikalılar “saldırırken”; Süleymaniye’de Türk askerinin başına İncirlik’ten giden %75’le çuval geçirilirken Gül ne yapıyordu? Türkmeneli “komşu” değil mi? Yoksa güney sınırımızın ötesinde her gün Türkmenler değil de “Müslümanlar öldürülüyor” söylemi mi ilgilendiriyor Gül’ü? Amerika’nın BOP stratejisinde “kilit ülke”, “bölgesel güç”, “stratejik ortak”, “%75’lik müttefik” olarak “büyük bir öneme” sahip olduğu pompalanan Türkiye’nin gerçek önemini merak ediyor musunuz? Geliyoruz, yazının başında bahsettiğimiz Yunanistan Bağımsızlık günü “kutlamaları”nın Lefkoşa’dan sonra Washington ayağına.. Şu haber 25 Mart tarihli Hürriyet’te yayınlanmıştır: “Beyaz Saray’da Bush’lu Yunan daveti. Yunanistan’ın Osmanlı egemenliğinden ayrılmasının 186’ncı yıldönümünde Beyaz Saray’da düzenlenen Yunan Milli Günü kutlama törenine, ABD Başkanı George W. Bush ve Washington’u ziyaret etmekte olan Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani katıldı. Bush, törende yaptığı konuşmada, ABD’de halen 1 milyon 200 binden fazla Yunan asıllı Amerikalının yaşadığını belirterek Yunan kültürünün ABD’ye büyük katkılarda bulunduğunu anlattı. Başkan Bush, Yunan halkının, 1821’de "yaşamını tehlikeye atarak özgürlük için" bağımsızlığını ilan ettiğini söyledi. Bush, Yunanistan’ın "bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi"ne Amerikalılardan da yardım geldiğini ve gönderilen mali desteğin yanı sıra Amerikalıların da Yunan ordusuna katıldığını kaydetti. Bush, Amerika’daki Yunan Ortodoksları’nın başı Başpiskopos Demetrios’a da 11 Eylül saldırılarında zarar gören St.Nicholas Kilisesi’nin inşası için verdiği çabalardan ötürü teşekkür etti”. Habere, Bush’un Demetrios’un sakalını öperken çekilmiş bir de fotoğraf eşlik ediyor.. Asıl kimin “vazgeçilmez müttefik” olduğu bu haberde çok güzel görülmüyor mu? Sen ey okuyucu; şimdiye kadar bir kere, herhangi bir ABD Başkanı’nın, Washington’daki Türk Büyükelçiliğinin 29 Ekim Resepsiyonuna katıldığını, katılıp da müftünün sakalını öptüğünü gördün mü? Demek Yunanistan’ın Osmanlı’ya karşı verdiği “özgürlük mücadelesine” Amerika’dan da destek gitmiş, öyle mi? Malî destek ve “gönüllü Amerikalılar”? Peki örneğin bir yüzyıl sonra başka bir ABD Başkanı, (muhtemelen torun Bush) “Kürdistan’ın” Washington Büyükelçiliğine gidip de Bağımsızlık Günü’ne katılırsa ne yapacağız? Hem de “İncirlik ve Habur’dan geçerek size yardım etmiştik” derse? Biz bölgede “böyyük” müttefikiz ya; Rice, Filistin Hükümeti kurulduktan sonra bölge ülkeleri ile görüşmek üzere tekrar (bilmem kaçıncı kere) Ortadoğu’ya geliyor, on Arap ülkesini dolaşıyor ama yine Türkiye’ye gelmiyor.. Gelmiyor, üstelik Gül Washington’a gittiği zaman bile “nazlanarak” randevu veriyor.. Bitmedi.. CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Oğuz Oyan, 10 il ve 10 ilçede yaptıkları temaslar sonucunda hazırladıkları raporda, ABD’nin Türkiye’nin altını oyduğunu belirtti. Raporda, ABD’nin, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da nüfuz artırma çabası içinde olduğu altı çizilerek vurgulandı. Parlamentoda basın toplantısı düzenleyen Oyan, “ABD’nin sivil toplum kuruluşları, hatta Baro seçimlerine müdahale edecek boyutlara vardığını gördük” diye konuştu. Hangi il olduğunu açıklamayan Oyan, “ABD’nin istediği oldu mu?” sorusuna da “Öyle gözüküyor” dedi. Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nin, Adana Konsolosu Green’in, Mersin’de PKK eylemlerinin yapıldığı mahalleleri ve bazı kurumları olağan dışı ve sessiz şekilde ziyaret etmesine tepki göstermesi, ABD’yi rahatsız etti. Adana Muavin Konsolosu Andrew Wilson, Mersin’e gelerek gazetecileri yatıştırmaya çalıştı... CHP İzmir Milletvekili Oğuz Oyan 1990’lı yıllardaki çatışma ortamının bölgeye çok zarar verdiğini, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra fırsatların iyi değerlendirilemediğini belirten Oyan, IMF politikaları dolayısıyla bölgeye öncelik verilmediğini dile getirdi. Rakamlara dayanarak bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına öncelik verilmesi gerektiğini vurgulayan Oyan, ABD’nin Kuzey Irak bölgesine yaptığı yardımların yarattığı cazibenin, bölge halkının geri kalmışlık üzerindeki eleştirilerini daha da artırdığını ifade etti. ABD’nin bölgedeki etkisine dikkat çeken Oyan, şunları kaydetti: “ABD’nin bölgede bir takım kanallardan, resmi-gayriresmi kanallardan, açık veya örtülü olarak bir nüfuz artırma çabası içinde olduğunu tespit ettik. Bu tür gözlemleri yaptık. Bu tür tanıklıklara ulaştık. Dolayısıyla bunun ne kadar kritik, kaygı verici olduğunu belirtmek isterim.” Oyan şöyle devam etti: “Hâlâ 1 Mart’ta TBMM’de oylanan asker gönderme tezkeresi ‘Geçmeliydi mi geçmemeliydi mi?’ tartışmalarının bugünkü Türkiye koşullarında ne kadar zaman dışı ve bölge sorunlarını anlamaktan uzak kaldığının; iç güvenlik meselesinin dışında bir dış güvenlik meselesinin, Ortadoğu bölgesinde nasıl yükseldiğini görmezlik olacağının; 65 bin ABD askerinin bölgede yerleşmesi durumunda, bunun bölge açısından çok daha kaygı verici bir takım gelişmelerin tetikleyicisi olacağının daha iyi anlaşıldığını söylemek isterim.” Oğuz Oyan, ABD’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki nüfuz artırma çabalarının neler olduğunun sorulması üzerine, “Bir takım demokratik kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları, hatta baro seçimlerine, dolaylı biçimlerde de olsa müdahale edecek boyutlara vardığını gördük” dedi. Oyan, ABD’nin bölge politikalarına eleştirel görüş sergileyenlerin, demokratik kitle örgütlerinde önemli noktalarda olmasının, ABD açısından rahatsızlık verici bir konu olduğunu gözlemlediklerini söyledi. ABD’nin çabalarına bir baro seçimini örnek gösteren CHP Genel Sekreter Yardımcısı, “Baro seçimlerine müdahale mi edildi?” sorusu üzerine, doğrudan olmasa da bölgede bir ilde yapılan baro seçimlerine dolaylı müdahale edildiğini söyledi. Başka bir soru üzerine de AKP hükümetinin din etkenini kullanarak bölgede siyaset yaptığını ifade eden Oyan, terör örgütü Hizbullah’ın da bölgede yükselişinin söz konusu olduğunu söyledi. Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın, “düz ovada siyaset yapılması” na yönelik açılımının bölgede benimsenip benimsenmediğine ilişkin soru üzerine de CHP’li Oyan, Güneydoğu halkının daha politize olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: “Bu mesajlar doğrultusunda tercih değiştirdikleri yönünde bir izlenim almadık.” ABD misyon temsilcileri Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki etkinliklerini artırmak için bölgeye sık sık ziyaretler gerçekleştiriyorlar. Özellikle ABD’nin Adana Başkonsolosu Eric F. Green’in bölgedeki çabaları dikkat çekiyor. 2006 yılını son iki ayda geçekleştirdiği Van ve Elazığ gezileriyle tamamlayan ve basına kapalı toplantılar düzenleyen Green, 2007’ye ise hızlı bir giriş yapmıştı. “Habur sınır kapısında görüşme yapmak” bahanesiyle Mardin’e giden Green, resmi makamlarda temaslarda bulunduktan sonra DTP Mardin İl binasını ziyaret etmişti. Burada DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün kardeşi olan İl Başkanı Ferhan Türk ile basına kapalı görüşen Green, geceyi Mardin’de geçirdikten sonra Şırnak’a geçerek burada da çeşitli temaslarda (!) bulunmuştu. ABD’li Konsolos, Van Baro Başkanı Ayhan Çabuk ile bir araya geldi.Green ile DTP Van İl Başkanı basına kapalı görüştü.DTP Mardin İl Başkanı, Green’i kapıda karşıladı. ABD’nin çıktığı “fitne turları” sade Doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesi ile de sınırlı değil. Yine ABD’nin “doğu” seferinin öncülüğünü yapan Adana Başkonsolosu Eric F. Green 15 Şubat’ta Mersin’e bir ziyaret gerçekleştirerek burada gizli görüşmelerde bulunmuştu. Green’in ‘mahalle’ ziyaretinden haberdar olan yerel ve bölgesel gazeteler ise konuya büyük bir tepki göstermişti. Bunun üzerine harekete geçen Green, Adana Muavin Konsolosu Andrew Wilson’u Mersin’e göndererek gazetecileri yatıştırmaya çalışmıştı. Wilson ise, Mersin Gazeteciler Cemiyeti’ni (MGC) ziyaret ederek Başkan Vahap Şehitoğlu ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşmüştü. Ziyarette konuşan Şehitoğlu, Adana Konsolosu Green’in Mersin’de münferit eylemlerin yapıldığı bazı mahalleleri ve bazı kurumları olağan dışı ve sessiz bir şekilde ziyaret etmesinin kendilerini üzdüğünü ifade ederek “Sayın Konsolos’un Mersin’de yaptığı bu inceleme ve ziyaretlerin sebebini bir gün resmi ziyaretle geleceği kentimizde açıklayacağını umut ediyorum” dedi. Bu çıkış karşısında terleyen Büyükelçi Wilson ise bir başka görüşmede “Şunu düşünüyorum ki, Konsolos Green böyle bir tepki olacağını bilseydi, mutlaka gelip sizi de ziyaret ederdi” demişti. Bir basın mensubunun, Adana Konsolosu Green’in Mersin ziyaretiyle ilgili, “Sayın Konsolos Mersin’e Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getiriliş tarihinde geldi. Ziyaretin bu konuyla alakası var mı? ” sorusuna ise, Wilson, “Bunu gerçekten bilmiyorum. Şundan eminim ki, o ziyaretin Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye geliş tarihiyle hiçbir ilgisi yoktur, aynı güne gelmesi tamamen tesadüftür. Rutin bir gezidir ve insanları tanımak amacıyla yapılmış bir ziyarettir” şeklinde konuşmuştu. (Haber : Ceyhun BOZKURT) Amerika böyle de, ‘’devlet politikası olarak’’ vazgeçilmez ilân ettiğimiz, 1995’ten beri her Aralık’ta girdik diye bayram ettiğimiz, yollarına gül döktüğümüz, kul köle olduğumuz gündüz vakti Kızılay’larda havai fişek gösterileri yaptığımız AB ne düşünüyor bizim için? AB-Türkiye Karma Parlamento Eşbaşkanı Joost Lagendijk malûm kongre sonrası DTP Genel Merkezini ziyaret ederek, DTP Genel Genel Başkanı Ahmet Türk ve Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ile görüşüyor. Görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında Lagendijk, DTP’yi özel bir gerekçe ile ziyaret etmediğini, kongre konusunda bilgi almak istediğini söylüyor. ‘’Geçmişte de söylediğimiz gibi biz Avrupa Parlamentosu olarak Kürt temsilcilerinin de Parlamentoda temsil edilmesi gereğini söyledik. Bugün de bu inancımızı savunuyoruz, bunu dile getiriyoruz” diyor. Ama AB’nin 50’inci yıl dönümü törenlerine Türkiye çağrılmıyor. Neden acaba? Bir hafta önce Merkel 2057’ye gün vermişti.. Merkel acaba Nasrettin Hoca’nın ‘’Ölme eşeğim ölme’’ makamındaki meşhur hikâyesini biliyor mu? Ve Erdoğan’ı veya Gül’ü davet etmeyen Dönem Başkanı (Doğu) Alman Merkel ne diyor biliyor musunuz? Önce AB Anayasası’nda birliğin Hıristiyan köklerine atıfta bulunulmasını istedi, arkadan 50. yıl töreni kapanışında da, “Kökenimizin Hıristiyanlığa ve Yahudiliğe dayandığı şüphe götürmez” dedi. Buyurun buradan yakın… Ya AB üyesi komşumuz Yunanistan’ın askerleri eğitimde marş söylerken ne diyorlar? "Türkiye'ye ateş saçmak için.Piyadeyle dolu Vat'lar indi. Hangi Türk'ü bulmuşlarsa başlarını uçurdu. Ayasofya'nın kubbesine çıkacağım, Türk hilalini çıkarıp haçı dikmek için. Tanrı işte o zaman İstanbul'u aydınlatacak." Necip ve (y)aygın basınımızda bu haberler hiç yer almadı ama ‘’komutanların’’ Arınç’ı ziyaretlerinin 25 dakika sürdüğü ve ziyarette Arınç’ın komutanlara Mesir Macunu hediye ettiği yayınlandı..‘’Böyyük’’ puntolarla…Biz de mecburen yazımızın başlığını öyle uygun gördük.. Mesir’in çok faydalı olduğunu söylüyorlar.. Halk arasında söylendiğine göre uykusuzluğa iyi geliyormuş, zihin açıklığına ve zindeliğe yarıyormuş, kuvvet yapıyormuş.. Bana göre ise laik, demokratik, üniter hukuk devletine iyi geliyor.. Tabii yerseniz.. 27 Mart 2007.Hüseyin Mümtaz teşekkürler.. |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Bilgilendirdiğin için çok sağol arkadaşım
__________________ |
| Sponsorlar |
| |