Arap İslamcılar AKP'nin ılımlı çizgisini örnek almalı
Arap dünyasında kendi aralarında çatışma çıkaran ve reformları desteklemeyen İslamcılar Türk deneyimini iyi incelemeli. AKP orduyla çatışsa da ekonomi ve reformlara önem vererek ılımlı bir çizgide başarıyla ilerliyor 16/08/2007 (274 kişi okudu)
MUNTASIR EZZİYAT (Arşivi)
AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın genel seçimlerdeki büyük başarısı sonrası Türkiye devletinin laik yöntemine bağlı kalacağı yönündeki sözleri gayet açıktı. Bu büyük başarı AKP'nin köklü partilere karşı üstünlüğünü ikinci kez netleştirdiği gibi, ordunun meclis çoğunluğunu sağlayan ve tek başına hükümet kuran parti üzerindeki artan baskısına karşı dolaylı bir referandumdu. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığıyla patlak veren krizin arka planında, dışişleri bakanının eşinin başörtüsü giymesi vardı.
Ordu halifeliğin kaldırılması sonrası lideri Atatürk'ten miras kalan gelenekleri koruyor, Türk toplumunun yeniden 'formüle edilmesi' girişimlerinde bulunuyor. Partiler de siyasi oyunu, üzerinde anlaşılan bu kurallar doğrultusunda sınırsız bir titizlikle oynuyor. İslamcıların tarihi lideri Necmettin Erbakan, bu kurallara aykırı davrandığı düşünüldüğü zaman pistin dışına çıkarıldı ve sonrasında, kendisini AKP'yi kurmaya ve Türk halkının güvenini kazanmaya ehil kılan alışılmadık başarılar elde etmiş İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan öne çıktı.
İslamcıların siyasete 'iktidar değişimine yol açmak' için katıldıkları gerekçesiyle duyulan endişeleri yatıştırmak için Türk deneyiminden yararlanılabilir. Ötekini uzaklaştırma politikasına başvurulmaması konusunda da uyuşmalıyız. Çünkü bu politika istikrar getirmiyor ve pusuda bekleyenler sebebiyle tıkanmış bir toplumda ilerleme sağlamıyor. Diğer yandan, bu politikanın ortadan kaldırılması, İslamcıların devlet içinde İslam adına konuşma hakkını tekellerine alarak değil, halkın bir parçası olarak yer almasına izin verir.
Erdoğan, Gül ve AKP, kadının başörtüsü giymesini savunmalarına rağmen çatışma çıkarmayıp seçmenlerin güvenini kazanmaya çalıştı. Genel hakların genişletilmesini desteklediler, kalkınma için çabaladılar, üretim oranının ve çalışma standartlarının yükseltilmesini amaçlayan politikalarla yoksullardan oy kazandılar.
AKP 2002 seçimlerini kazanmıştı ancak reformların gerçekleştirilmesi için yeterli olmayan meclis çoğunluğunun gölgesinde, ordu da pusuda bekledi. Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanlığına aday gösterdiğindeyse yer yerinden oynadı, laikler gösteriler düzenledi ve AKP'yi adayını çekmeye zorlamak için ordu kullanıldı. Hükümeti reform gündemini uygulamaktan alıkoyan 'eksik çoğunluğun' gölgesinde Erdoğan, ordunun AKP'nin projesini bitirmek amacıyla kullanmaya kalkıştığı fırsatları yok etmeye çalıştı.
Erdoğan, ordunun Türkiye devletinin bekçisi olduğu yönündeki söylemine itiraz etmedi veya karşı gösteriler düzenlemedi. Son seçimlerse İslamcıların izlediği politikaların başarısını teyit etti. Türk halkı hükümetlerini anlama çerçevesinde başörtüsü savaşına değil, AKP'nin birinci döneminde iyileşen ekonomiye dikkat etti. AKP ve özellikle de lideri Erdoğan, orduyu müdahalede bulunmaktan alıkoyan ve ordunun görüşlerini görev değil de danışma amaçlı kılan yasa değişikliğiyle ordunun nüfuzunu sınırlayabildi. Askeri kurum modern çağda kurucu Atatürk'ün laik geleneklerine tutunuyor, Erdoğan da orduyla mücadelesini destekleyen AB'ye üyelik girişimlerini sürdürdü. Bu girişimler, ordunun hükümet işlerine müdahalesini engelledi.
Arap dünyasında kendi güçlerine son veren ve kan akıtan çatışmalara girmiş İslamcı kardeşlerimizin, reformları destekleyerek siyasete girmesini, Arap ülkelerinin kendi özelliklerini de göz önünde tutarak Türk deneyiminden ders çıkarmasını temenni ediyorum. (Katar gazetesi Raye, 11 Ağustos 2007)









Normal