iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:17 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Siyaset » Türkiye AB için hayati önemde

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.09.07, 20:46
Standart Türkiye AB için hayati önemde

06.09.07, 20:46



Türkiye AB için hayati önemde

Türkiye, laik demokratik devletin Müslüman çoğunlukla uyum sağlayamayacağı tezinin geçersiz olduğunun kanıtı. Dışadönük bir AB projesi, Ortadoğu'ya demokrasi ve refah getirmemize yardım edebilecek ve enerji koridorunda bulunan Türkiye'nin tam ve eşit üyeliğini hedeflemeli
06/09/2007 (845 kişi okudu)
David Miliband (Arşivi)
20.yüzyılda Britanya'nın ulusal güvenliği hasım ülkelerden gelen tehditlere maruz kaldı. Bugün tehdit başarısız devletlerde faaliyet gösteren ve dünyayı dinsel hatlar üzerinden bölmeye çalışan Kaide gibi terör gruplarından kaynaklanıyor. Polis ve ordunun ülke içinde ve dışında buna cevap vermesi gerek, fakat tek başına yeterli değil. Aşırılıkçıları marjinalize etmek için belirtilere olduğu kadar sebeplerine de bakmalıyız.
Dünyanın dinleri ve bölgeleri arasında sıkça tanık olduğumuz anlayış ve empati eksikliğini gidermek zorundayız. Bu sadece vaizlerin işi de olmamalı; bunu gayretli bir diplomatik çabanın da merkezine yerleştirmeliyiz.
Kaide'nin faaliyetleri ve anlatısı, bizi bölen şeylere vurgu yapma çabasında. Bizim görevimizse tam tersini yapmak: Dinler, etnik kimlikler ve uluslar arasındaki anlayışı, hoşgörüyü ve inancı büyütmek, aşırılıkçıları marjinalize etmek.


Kimlik açısından en önemli ülke
Bu dayanışma, ister bireysel insan onuruna inanç, isterse iklim değişikliğiyle mücadele veya serbest ticareti teşvik konusunda ortak bir kararlılık olsun, ortak değerler ve çıkarlar üzerine kuruludur. Fakat ortak çıkarlar ve ortak değerler bizi birleştirmeye yeterli değildir. Bunların ortak projelerle ve ortak kurumlarla güçlendirilmesi gerekir.
Bu hafta Türkiye'yi ziyaret etmemin nedeni de bu. Avrupa ve Asya arasındaki mesafeyi kapatmak, ortak insanlığın dinsel farklılıklara baskın geleceğini göstermek söz konusu olduğunda, Türkiye'den daha önemli bir ikinci ülke yok.
Türkiye, demokratik değerlerle laik demokratik devletin, Müslüman bir çoğunlukla uyum sağlayamayacağı tezinin geçersiz olduğunu kanıtlıyor. Türkiye'nin yeni cumhurbaşkanının da dediği gibi: "Tek bir vatandaş bile dini, dilsel veya etnik niteliklerine ya da ekonomik statüsüne dayalı olarak ayrımcılığa uğruyorsa, o ülke çağdaş olduğunu iddia edemez."
Önümüzdeki zorluk, paylaştığımız değerleri ve çıkarları, üzerine dayanışmayı inşa edebileceğimiz projelere ve faaliyetlere tahvil edebilmek. Türkiye Ortadoğu'da, bölgeye güvenlik ve refah taşıma yönündeki çabalarımıza yeni bir boyut getirebilir. Türkiye, Irak'ta demokratik süreci desteklemek, bilhassa da Sünni Arap toplumunun Aralık 2005'teki seçimlere katılmasını sağlamak bakımından yararlı oldu.
Güçlü ticaret ilişkileri gelişiyor ve Türkiye bugün Irak'taki büyük yatırımcılardan biri. Afganistan'da NATO'nun parçası olarak kilit bir rolü var. Türk kuruluşları kızlar için okul inşa etme faaliyetine katılıyor. Enerji kaynaklarımızın güvenliği konusunda Türkiye giderek daha önemli bir petrol ve doğalgaz nakil hattı haline geliyor, dünya petrolünün yüzde 10'u Boğaz üzerinden gidiyor.
Karşı karşıya olduğumuz ortak tehditlerle başa çıkmak için ortak projelere ve faaliyetlere ihtiyacımız var. Fakat aynı zamanda ortak kurumlarımızı da genişletmek ve güçlendirmek durumundayız. Bizim için bu AB, yani ortak çabanın daha iyi sonuçlar verebileceğini bilen egemen devletlerin ittifakı anlamına geliyor.
Bu yıl AB'nin kuruluşunun 50. yıldönümü. 1950'lerde Avrupa'nın yaratılmasına, Batılı üyeleri arasındaki çatışmanın hatıraları eşlik ediyordu. Birlik kendi içine odaklanmıştı. 21. yüzyıldaysa güvenliğimiz ve refahımız Avrupa'nın dışından gelen, aşırılık yanlıları, iklim değişikliği ya da ekonomik istikrarsızlık gibi yeni risklerin tehdidi altında.
Bu yüzden de gözünü etrafımızdaki dünyaya çevirmiş bir AB'ye ihtiyacımız var. Avrupa'nın sınırları dahilindeki sorunları çözebilmesi için, sınırları ötesindeki ekonomik, sosyal ve çevresel sorunların çözümüne yardım edebilecek bir güç olması gerekiyor.
Bu şekilde dışadönük bir AB projesinin, açık bir hedef mahiyetinde, Türkiye'yi tam ve eşit bir ortak olarak birliğe dahil etmesi lazım. Türkiye ve Avrupa'nın diğer ülkeleri demokrasiye olan ortak inanç ve ortak çıkarlarıyla birbirlerine bağlanmış durumda. AB üyeliği, bu ortak çıkarların ve değerlerin ilerlemesine, farklılıklar üzerinde uzlaşılmasına yardım edecek.
Bunu sadece bir inanç meselesi olarak söylemiyorum. Tarih kitaplarına bakmak yeter. AB her genişlediğinde, daha da güçlü olmuştur, daha kendine güvenli, daha yeterli hale gelmiştir. Britanya 1973'te İrlanda ve Danimarka'yla birlikte katıldı ve AB daha güçlü hale geldi. Yunanistan 1981'de üye oldu. Onu İspanya ve Portekiz izledi. Daha yakın zamanda, Orta ve Doğu Avrupa'dan 12 yeni üyenin gelmesiyle tarihsel bir değişim gerçekleşti.
Her defasında AB üyelerine güvenlik ve refah sağlamak açısından daha yetkin bir yapıya dönüştü; çeşitliliği sayesinde sınırlarının ötesine ulaşmaya ve orada değişimi etkilemeye daha muktedir oldu.

İfade özgürlüğü hâlâ sorunlu
Atılacak adımlar belli. AB taahhütlerini yerine getirmeli ve müzakere sürecinin belirlenen yolda ilerlemesini teşvik etmeli. Türkiye'yle üyelik müzakereleri, Portekiz'in başkanlık döneminde, genişlemeye yönelik çalışma grubu dahilinde sürecek. Türkiye sergilediği tavırlarla kuşkucuların kozlarının elinden alınmasına yardımcı olabilir. İfade özgürlüğünü kuşatan sorunlu meselelere tekrar dönüp bakmak kritik önem taşıyor, aynı Kıbrıs'ta ilerleme sağlamak gibi.
Fakat genişleminin yanı sıra Avrupa'nın reforma da ihtiyacı var. Reform Anlaşması Avrupa'nın çalışma tarzını geliştirmek açısından pragmatik değişiklikler içeriyor, dönemsel başkanlığın kaldırılması da bunlardan biri.
Britanya Başbakanı Gordon Brown, dış ilişkiler, sosyal güvenlik, adalet ve içişlerinde ulusal egemenliğimizi koruyacağını ve anlaşmanın Britanya'daki etkisini AB'nin geri kalanından önemli ölçüde farklı kılan 'kırmızı hatlar'a bağlı kalacağını açıkça ortaya koydu. Hepsinden önemlisi Avrupa için federal bir vizyonu reddediyoruz.
Daha güvenli hissedeceğiz
Reform Anlaşması bir AB anayasası değil. Bu anlaşma, ortak çıkarları içeren meselelerde egemen devletler arasındaki işbirliğine dayalı bir Avrupa vizyonunun zaferini temsil ediyor.
Eğer Türkiye, AB üyesi olarak rol oynayabilir, ortak projelerde yer alır, ortak değerleri yüceltirse, bundan Türkiye, Britanya ve Avrupa'nın kazancı muazzam olacaktır. Hepimiz dünyanın sadece daha fazla bağlantılı ve birbirine daha muhtaç değil, aynı zamanda Türkiye'nin aralarında köprü olacağı farklı kimlikleri daha rahat kabul eder hale geldiği ve bunun sonucunda da daha güvenli olduğu bir çağa tanık olacağız.
Kurumlar önemlidir. Dışadönük, açık kurumlar canlı ve hayatidir. AB'den de bunu bekliyoruz. Bu yüzden, Türkiye'nin üyeliğinin zorluklarına olduğu kadar faydalarına da ihtiyacımız var. (Britanya Dışişleri Bakanı, 5 Eylül 2007)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar