iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:42 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Siyaset » 12 eylül faşistleri bölümü

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #31  
Alt 12.09.07, 14:51
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: 12 eylül faşistleri bölümü

Erdal Eren haksız yere asıldı"

12 Eylül 2007 Erdal Eren'in idam kararını iki kez bozan emekli hakim konuştu: 12 Eylül döneminin "Asmayalım da besleyelim mi" politikasının bir kurbanı! Çocuk haksız yere asıldı O hengamede çala kalem gitti

12 Eylül darbesi sonrası darağacına gönderilen Erdal Eren’in idam kararınını iki kez bozan Yargıtay 3’üncü Dairesi üyesi emekli Hakim Albay Ahmet Turan 28 yıl sonra ilk kez Vatan Gazetesi'ne konuştu:
Eren’in er Zekeriya Önge’yi kasten öldürdüğüne dair vicdani kanaatim yoktu. Eren önden ateş etmiş, asker sırtından vurulmuştu. Kurşunun da o tabancadan çıktığına dair kanıt yoktu.

30 Ocak 1980... Sağ sol çatışmasının doruk noktasına çıktığı, sıkıyönetim günleri... Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, MHP’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir tarafından öldürülünce olaydan 2 gün sonra bir protesto gösterisi yapılır. Göstericiler ile askerler arasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge ölürken, Erdel Eren 24 kişiyle gözaltına alındı. Bundan sonra tarihin belki de en hızlı yargılama süreci yaşandı ve Erdal Eren 19 Mart 1980’de idama mahkum edildi. Eren 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde idam edildi. Yakın tarihimize damga vuran olayın perde arkasını emekli Hakim Ahmet Turan şöyle anlattı:
İdam kararını 2 kez bozduk
Erdal Eren davası 12 Eylül’den önce başlamıştı ama sıkıyönetim ilan edildiği için sıkıyönetim mahkemeleri vardı. Erdal Eren, sıkıyönetim mahkemesinde yargılanıyordu. Mahkeme, Erdal Eren’in inzibat eri Zekeriya Önge’yi bilerek, kasten, taammüden öldürdü diye idama mahkum etti. Avukatlar kararı temyiz etti ve dosya bize geldi. Ben raportör olarak atandım. Dosyayı inceledim ve diğer üyelere anlattım.
Erdal Eren’in eri kasten, bilerek öldürdüğü noktasında bir delil yoktu ve 15 Temmuz 1980’de kararı 2 muhalif oya karşı 3 oyla bozduk. Bozma kararımız üzerine dosya tekrar sıkı yönetim mahkemesine gitti. Yeniden yargıladılar Erdal Eren’i... Tekrar idama mahkum edildi. Temyiz edildiği için tekrar bize geldi. Yaptığımız inceleme sonunda 28 Ekim 1980’de kararı tekrar bozduk. Askeri Yargıtay Başsavcılığı kararı “onayın” diye bize göndermişti ama biz kararı yine yetersiz bulduk.
Müebbet olurdu
Kararı 2’nci kez bozunca yasaya göre Başsavcılık kendi tebliğnağmesine aykırı karar çıkınca itiraz hakkı olduğu için itiraz etti ve dosya Daireler Kurulu’na gitti. 15 kişilik heyette 2 muhalif üyenin oyuna karşı 13 üyeyle kararı onadılar. Hakkı Erkan ve Erdoğan Başhekim adlı üyeler bu karara muhalifti. Çünkü Erdal Eren asılmasın, en azından Ceza Kanunu’ndaki 59’uncu takdiri tahrir sebebi yani kendi takdirini kullanarak idam cezasına müebbete çevrilmesini istediler. Ama olmadı.
Kurşunlar incelenmedi
Ben idam kararına karşı çıktım. Çünkü Erdal Eren ifadesinde diyor ki; “İnzibat askerleri üzerime doğru gelirken panikledim ve ateş ettim. Askerlerin hepsi benim hedef menzilim içindeydi. Yedek şarjörüm, tabancamda daha 5 tane mermi vardı. Eğer öldürme kastıyla hareket etmiş olsaydım bunların hepsini kullanırdım. Askerler üzerime gelince ben gelişi güzel ateş ettim” diyor. Burada çok hassas bir nokta var; Vurulan erin cesedinden çıkarılan mermi çekirdeği ile sanığın tabancasından çıkan mermi çekirdeklerinin doğru dürüst mukayesesi yapılmadı. Olay yerinde iki tabancaya ait boş kovanlar bulunuyor ama onların Adli Tıp’a gönderilip mukayesesi yapılmadı. Eri vuran kurşun yüzde 100 Erdal’ın tabancasından çıktı diye bir şey yok dosyada. Çünkü incelenmemiş.
Provokasyon olabilir
En önemlisi; Erdal Eren girdiği bir evin bahçesinde sinmiş bir yere. Askerler geliyor. Elinde de kendi tabancası var, gelişi güzel ateş etmiş. Diyelim ki gelen askerleri hedef gözeterek ateş etti. Üzerine gelen askerlerden biri öldüğüne göre göğsünden yara alması lazım. Halbuki vurulan asker sırtından vurulmuş. Bu durumu Avukat Niyazi Ağırnas duruşmada söyledi ve ’bir provokasyon olabilir’ dedi. Benim vicdani kanaatim provokasyon vardır ya da yoktur diyemem ama yüzde 100 Erdal’ın tabancasıyla vurulduğuna dair kesin delil yoktu. O nedenle ben iki defa kanaatı bozdurdum. Benim görüşüm doğrultusunda Yargıtay 3. Dairesi ama Daireler Kurulu da 2 muhalif üyeye karşı onadı.
Kemik ölçümü yapılmadı
Erdal Eren’in yaşı tutmuyordu, 18 yaşında değildi. Rontgen çektirip kemik kalınlıklarına göre bir rapor hazırladılar ve 18 yaşında dediler. Onun inandırıcı olduğunu sanmıyorum. Adli Tıp’ta adam rontgeni çekiyor ve yaşı 18 diyor. Tarafsız mıdır? Nereden bileceğim o ortamda.
Hafifletici neden gözetilmedi
Çocuk “Ben eğer askerlere karşı hareket etmiş olsaydım. Hepsi benim atış menzilim içimde. Paniğe kapıldım ateş ettim” diyor. Bir sürü insan geliyor ama o ateş etmeyi durdurmuş. Bütün ifadelerinde “Benim bu eylemimden dolayı Zekeriya Önge ölmüşse, buna ben neden olmuşsam çok üzüntü duyuyorum” diyor. Her noktada, her duruşmada söylüyor bunu. Bu üzüntü ifadesi yargılama esnasında takdiri hafifletici sebeptir.

‘Emirle hakimlik olmaz’
12 Eylül 1980’de Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları’nın yönetimde iş başına gelmesiyle anayasa yürürlükten kaldırıldı. Biz Yargıtay Mahkemesi olarak anayasaya göre kurulmuş kuruluşlarız. Anayasa ortadan kalktığına göre işlevimiz kalmadı. Asker yönetime el koyduktan sonra istifaları ve emeklilikleri durdurdu. 12 Eylül harekatını beğenmeyenler ayrılıp gidebilirdi. Buna mani olundu. 1981 Ağustos’un da ayrılmak isteyenler için 15 günlük bir süre tanıdılar. Ben ve 17 arkadaşım ayrıldık. Benim yaş haddime 8 sene vardı ama erken emeklilik istedim. Anayasa olmadığı için emre göre görev yapmam gerekiyordu. Onu da ben kabul edemezdim Atatürk’ün okullarında yetişmiş bir aydın olarak. İsteğe göre karar vermek durumundasın demektir o zaman. Anayasa yoksa, garantin de yok demektir. Eğer emre göre karar vermek istemiyorsan yapılacak olan iş ayrılmaktır. Emirle hakimlik olmaz. Açıktan kimse emir vermedi. Ama hissediyorsun, rahat olmuyorsun karar verirken.
Evren incelese idam ettirmezdi
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 2’ye 13 oyla ”idam edilsin” kararını Kenan Evren’in başkanlık ettiği 5 kişilik Konsey de onayladı. Eğer Konsey, kararı bir hukukçuya dikkatlice tetkik ettirseydi, iki üye neden muhalif kalmış. ”Doğru mu yanlış mı yapıyoruz“ diye incelettirselerdi ”İdam ettirmeyelim“ diyebilirlerdi. Bu yapılmadı. O hengamede çala kalem gitti. İdam edildiğinde çok üzüldüm. Bence haksız yere idam edildi.

12 Eylül bilançosu (Adalet Bakanlığı verilerine göre)

İdam edilenlerin sayısı: 50
Kuşkulu ölümlerin sayısı: 144
İşkecede ölenlerin sayısı: 171
Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14 bin
Gökalp EREN (Erdal Eren’in amcasının oğlu)
Adli Tıp tiyatro oynadı
İdam sürecinin başlangıçı dönemin başbakanı Demirel’in ”Bu olayın failleri TCK’nın en ağır hükümlerince cezalandırılacaktır “ lafıdır. Cuntacılar bunun gereğini yaparak Erdal Eren’i darağacına gönderdi. Erdal mahkeme süresince ”Korktuğum için değil, doğrusu bu olduğu için söylüyorum“ dedi. Cinayete uygun bir Adli Tıp Heyeti oluşturuldu ve burada adli tıp uzmanı bile bulunmuyordu.
Nihat TOKTAY (Erdal Eren’in avukatı)
Otopsiler tam tersiydi
Otopside kurşun giriş deliği etrafında yanık halesinin olduğu yazılıydı. Bunun anlamı yakından atış yapıldığı, yani 10 santim ile bir metre arası demektir. Ancak Eren’in en yakın askere uzaklığı 12.5 metreydi. Yine, kurşun askerin sırtından giriyor ve aşağıdan yukarı yol izliyor, göğsünden çıkartıyorlar. Yani atışı yapanın Önge’den aşağıda olması gerekiyor. Ancak Erdal’ın konumu en az 2 metre 30 santim Önge’den yukarıda, yani kurşunun yukarıdan aşağıya girmesi gerekiyor.

ilgili konular
12 eylülün yıldönümünde kenan evren e protesto hazırlıkları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #32  
Alt 12.09.07, 16:21
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: 12 eylül faşistleri bölümü

Erdal Eren'in ailesi devletten özür bekliyor

Erkan Eren, yakalandığında 17 yaşında olan kardeşi Erdal Eren'in kurban seçildiğini düşünüyor.
12/09/2007 (1120 kişi okudu)
MESUT HASAN BENLİ (Arşivi)
ANKARA - Yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren, 12 Eylül darbesinin sembol isimlerinden biri oldu. Erdal Eren'in ailesi darbeden 27 yıl sonra sesizliğini bozdu. Ağabey Erkan Eren, 12 Eylül mağdurları olarak devletten
'özür beklediklerini' söyledi. Eren, Erdal'ın ailesi olmaktan dolayı yıllarca sakıncalı muamelesi gördüklerini belirtti.
"2 Şubat 1980 günü Erdal Dikmen'deki evimizden çıktı ve bir daha eve dönmedi" diye sözlerine başlayan Erkan Eren, kardeşinin işlemediği bir suçtan dolayı idam edildiğini savundu. Eren, şunları söyledi: "2 Şubat 1980'de Ankara Hoşdere'de korsan eylemde üzerlerine ateş açan askerlere karşı ateş açarak bir askeri öldürdüğü söylendi. Askerler karşıdan geliyorlardı ancak Erdal'ın bu askeri 'sırtından' vurduğu söyleniyordu. Otopsi raporunda askerin yakın mesafeden, sırtından kurşunlandığı belirtiliyordu. Evden çıktan sonra ancak yargılama sırasında birkaç defa görüşebildik. Cezaevinde ilk dönemlerde morali iyiydi. Kitap ve çiçek isterdi. Ancak Mamak Cezaevi'nin yönetimi değiştikten sonra gördüğü ağır işkence izlerine tanık oluyorduk."

'Kimsesizler mazarlığına gömmek istediler'
Kardeşinin bir buçuk aylık bir sürede yargılandığını ve idama mahkûm edildiğini hatırlatan Eren, o dönemde avukatlarının sunduğu hiçbir delilin mahkeme tarafından dikkate alınmadığını da söyledi. Eren şunları belirtti: "Bir buçuk aylık bir sürede yargılama yapıldı. Sanıyorum üç duruşamada cezası kesildi. Davası iki defa Yargıtay'da bozuldu. Ancak Yargıtay Dava İdareler Kurulu idamı onaylandı. İnfaz edildi. Yaşı 18'den küçüktü. Gerçek yaşını bile öğrenmek istemediler. O dönemde kurbanlar aranıyordu. İnfaz olduğunu radyodan öğrenebildik. Erdal'ı kimsesizler mezarına gömmek istemişlerdi. Erdal'ın yargılanmasının hukuki hiçbir yönü yoktu. Devletin bizden bir özür dilemesini isterdim. Ama tersine yıllarca Erdal'ın ailesi olduğumuz için sakıncalı olarak görüldük. Gizli gizli takip edildik. Geçenlerde Dışişlerine bir iş yapacaktık. Bana izin verilmedi. Çünkü incelemede Erdal'ın ağabeyi olduğumu öğrendiler. Yani ben hâlâ 27 yıl sonra bile bazı engellerle karşılaşıyorum."
Babasının Erdal'ın idamından duyduğu üzüntü nedeniyle kalp krizi geçirdiğini vurgulayan Eren şöyle devam etti: "Erdal'ın idamı babamı çok etkilemişti ve üç yıl sonra geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmişti. Anneme de ilginç bir şekilde karşıdan karşıya geçerken askeri bir araç çarpmıştı. O dönem etkilerini hâlâ taşıyor. Acılı ve üzüntülü yıllardı. Hukuksuzluğun had safhada olduğu o dönemi yaşatanların yargılanması gerektiğini düşünüyorum. Ama böyle bir şeyin gerçekleşeceğine dair ümitli de değilim. Birtakım yasalarla koruma altına alınmışlar. Mağdurlardan devletin özür dilemesini bekliyorum açıkçası."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 12.09.07, 16:21
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: 12 eylül faşistleri bölümü

Darbe 27. yıldönümünde lanetleniyor

12 Eylül Darbesi'ni gerçekleştiren generaller yargılanmalarını önlemek için Anayasa'ya geçici 15. maddeyi koymuştu.
650 bin kişi gözaltına alındı. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 230 bin kişi yargılandı. 517 kişi idama mahkûm oldu, 50 kişi idam edildi... Sivil toplum örgütleri 27. yılında '12 Eylülcüler yargılansın' diye sokağa dökülüyor
12/09/2007 (1849 kişi okudu) RADİKAL - ANKARA - Türkiye, 12 Eylül 1980 sabahına, Silahlı Kuvvetler'in, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren komutasında yönetime el koyduğu haberiyle uyandı. Askeri yönetim döneminde 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Darbeyle birlikte açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam istendi, 517 kişiye idam cezası verildi, 50 kişi idam edildi. 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. Darbe sonrası 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarılırken 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirirken, 144 kişi kuşkulu biçimde ölü bulundu. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı, 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin görevine son verildi. Darbe sonrasında gazetecilere toplam 3 bin 315 yıl altı ay hapis cezası kesildi. 31 gazeteci cezaevine girerken, 300 gazeteci saldırıya uğradı. Üç gazeteci suikast sonucu öldürüldü. Gazeteler toplam 300 gün yayın yapamadı.
Darbe, 27. yıldönümünde gösterilerle protesto edilecek. Ankara'da sabah saatlerinde darbenin duyurulduğu Ankara Radyosu ile Eşref Akıncı Kışlası'nın önüne siyah çelenk bırakılacak. Eylemciler, 15.15'te ABD Büyükelçiliği önünde protesto eylemi yapacak. 'Tanıklar Konuşuyor' adlı program 15 Eylül'de İnşaat Mühendisleri Odası'nda gerçekleştirilecek. Etkinlikte idam edilen ya da işkenceyle öldürülenlerin yakınları yaşadıklarını anlatacak. En büyük insan hakkı ihlallerine sahne olan Diyarbakır Cezaevi ile ilgili dosya 78'liler Girişimi öncülüğünde, bugün Diyarbakır Cezaevi önünde açıklanacak.
Bu arada dün bazı sivill toplum kuruluşları darbeyi kınayan açıklamalar yaptı:
Makine Mühendisleri Odası: 12 Eylül'de ekonomik, kültürel örgütlenmeler dağıtılmış, toplumsal, kültürel ve psikolojik düzlemlerdeki tahribat had safhaya ulaşmıştır. 12 Eylül'ün yol açtığı ekonomik, sosyal, siyasal tahribatlar ülkemizi kötürüm kılmıştır.
Çevre Mühendisleri Odası: İnsanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birini ülkemize yaşatan 12 Eylül faşist darbesinin sorumluları işledikleri suçların hesabını vermelidir.
İnşaat Mühendisleri Odası: 12 Eylül darbesi bir korku toplumu yarattı. 2007 seçimlerindeki sonuçlar 12 Eylül'ün resmi ideolojisi Türk-İslam sentezinin tezahürüdür.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 13.09.07, 01:40
Acemi
Üyelik tarihi: Apr 2007
İletiler: 26
Ettiği Teşekkür: 0
10 tane iletisine 33 kere teşekkür edilmiş
ibrahim5275 yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Cevap: 12 eylül faşistleri bölümü

1973 - 83 yıllarında, iki askeri darber arasında Türkiye'nin yakın tarihinden bir kesit. "12 Eylül'e nasıl gelindi, hangi oyunlar oynandı, neler yaşandı?

Bir askeri darbe nasıl gerçekleşti, yeni bir dönem nasıl başladı?" sorunları, dönemin 135 tanığı ya da başrol oyuncusunun ağzından aktaran, toplam 7 buçuk saat - 9 bölümlük, son 10 yılda Türkiye'de yapılmış en geniş kapsamlı yakın tarih belgeseli.

Belgeselin yapımı sırasında 50 saatlik görüntü arşivinden yararlanıldı, Karamanmaraş, Çorum, Malatya, Şanlıurfa, Ankara, İzmir, Ordu, Çanakkale, Muğla, Antalya ve İstanbul'da; ABD, İngiltere, Almanya'da çekimler yapıldı.

1. Bölüm - 12 Mart Kasırgası


Deniz, Yusuf, Hüseyin

Milli Şef Devriliyor

Darbenin Rövanşı

Liderlere Ölüm Tehdidi

Meclis Direniyor

Yeniden Demokrasi

Sürpriz: Ateşle Barut'un Koalisyonu (CHP- MSP)

2. Bölüm - Savaş ve Barış


Kıbrıs Harekatı

Cendere

Haşhaş

Ambargo

Cepheler Kuruluyor

Kıvılcım Çakıyor Yangın Başlıyor

Savaşın Laboratuvarı O. D. T. Ü

Yeni Cepheler

"Apocular"

Unutulmuş Bir Kan Davası: Asala

Enflasyon Canavarı

Kader Ağlarını Örüyor

Ordunun Zirvesine Demirel Müdahalesi

3. Bölüm 1977 - Can Pazarı


Ecevit'te Suikastler Zinciri

Yeniden Seçim: Zafer, Hüsran ve Cepheler

Solun En Büyük Zaferi

Kent Kent Sokak Sokak, Okul Okul Kurtarılmış Bölgeler

1 Mayıs Mahallesi

Güneş Motel Olayı

Sürpriz Bir Komutan: Kenan Evren'in Durdurulmayan Yükselişi.

4. Bölüm 1978 - En Kara Yıl


Ecevit Yeniden İktidara Geçiyor: "Enkaz Devraldık"

Evren Genel Kurmay Başkanı

Gizli Ellerden Posta ile Gönderilen 4 Bomba

İç Savaşın İlk Provası: Malatya Olayları

16 Mart Katliamı

Bir Sizden Bir Bizden (Sağ / Sol)

Kahramanmaraş Olayları

5. Bölüm 1979 - Saat İşlemeğe Başlıyor


Abdi İpekçi Suikasti

Katil Mehmet Ali Ağca'nın Yakalanışı

Ağca'dan Milliyet'e Mektup, "Papa"yı Vuracağım"

Ülke Yanıyor U2 Casus Uçakları Krizi

Siverek Baskını

Oklar CHP'ye dönüyor

Orduya Vur Yetkisi

6. Bölüm 1980 - Son Hız


Ordunun Mektubu Kime?

24 Ocak Kararları

Turgut Özal Sahneye Çıkıyor

Tariş Olayları

Başkansız Cumhuriyet (Cumhurbaşkanı Seçilemiyor)

Çorum Olayları

Rejim Değiştiren Kasaba Fatsa

Suikastler Devam Ediyor

Darbe Tarihi Belli Oluyor

Yeni Tarih 12 Eylül Saat: 03:00

7. Bölüm 11 - 12 Eylül 1980


Saat Saat 11 Eylül

Liderler Aslında Olacakları Biliyor Muyfu?

12 Eylül: Liderlerin Evlerden Alınışı

"Ankara'da Ki Çocuklar Yaptı Mı?"

CIA İçin Önemli Olan Neydi?

Darbeli Siyaset

Partiler Kapanıyor

8. Bölüm 1980 - 1982


12 Eylül Yönetimi

Evren ve Konsey Meclise Yerleşiyor

Eski Politikacıları Ne Yapmalı?

Kapatılan Gazeteler, Toplanan Kitaplar

Üniversiteler ve YÖK İş Çevreleri Rahatlıyor

Kaçanlar ve Kalanlar

Örğütler Dağılıyor

Sağa Sola İşkence

Asalaya Karşı Ülkücüler

İdam Kararları: "Bir Sağdan Bir Soldan Olsun!"

9. Bölüm 1980 - Son Hız


Ordunun Mektubu Kime?

24 Ocak Kararları

Turgut Özal Sahneye Çıkıyor

Tariş Olayları

Başkansız Cumhuriyet (Cumhurbaşkanı Seçilemiyor)

Çorum Olayları

Rejim Değiştiren Kasaba Fatsa

Suikastler Devam Ediyor

Darbe Tarihi Belli Oluyor

Yeni Tarih 12 Eylül Saat: 03:00
Oyuncular:

Abdullah Güzeldemirci, Agah Oktay Güner, Ahmet Aras, Ahmet Asena, Ahmet Uncu, Ali Ayhan Çetin, Ali Baransel, Ali Sirmen, Altan Öymen, Bülent Ecevit, Bülent Forta, Bülent Uluer, Can Özbay, Cem Ertekin, Cezmi Kartay, Coşkun Kırca, Cumhur Evcil, Cüney Arcayürek, Çetin Yetkin, Doğu Perinçek, Doğan Herper, Ertan Karasu, Erdal İnönü, Erhan Akyıldız, Fehmi Işıklar, Ferruh Bozbeyli, Güngör Gencay, Güneri Civaoğlu, Halil Kalbisağde, Halit Narin, Haluk Uman, Hasan Fehmi Güneş, Hikmet Çetin, İbrahim Çiftçi, İhsan Doğramacı, İsmet Sezgin, Kazım Bayboğa, Kenan Evren, Lütfü Topaloğlu, Mehmet Atay, Mehmet Barlas, Mehmet Kapan, mehmer Mesçi, Mehmet Özbaş, Mehmet Parlakyiğit, Mehmet Taşkesen, Mehmet Tanır, Melike Demirağ, Mesut Mertcan, Metin Toker, Muharrem Şemsek, Muhittin Cenkdağ, Muhsin Yazıcıoğlu, Mustafa Özyürek, Mustafa Temizer, Mustafa Yalçıner, Muzaffer İlhan Erdost, Muhsin Batur, Muzaffer Özbayrak, Naci Sönmez, Nahit Menteşe, Nazlı Ilıcak, Nazım Alpman, Necdet Calp, Nevzat Bölügiray, Nezih Demirkent, Nurettin Soyer, Oğuzhan Asiltürk, Oğuzhan Müftüoğlu, Oktay Ekşi, Orhan Birgit, Orhan Eren, Ökkeş Şendiller, Ömer Madra, Paul Henze, Rasim Öz, Recep Ordulu, Remziye Akyol, Rıdvan Budak, Sabahat Türkler, Sadık Eral, Sadun Aren, Saygı Öztürk, Semra Özal, Seyit Esenyel, Sıtkı Coşkun, Stanfield Turner, Süleyman Demirel, Süleyman Ege, Süleyman Genç, Şaban Dayanan, Şahabettin Esengül, Şerafettin Elçi, Taha Akyol, Tarhan Erdem, Turgut Sunalp, Vildan Solmaz, Yahya Gergin, Yalçın Çınar, Yalçın Doğan, Yaşar Okuyan, Yavuz Donat, Yılmaz Çetiner, Zeki Muslu, Zeynep Oral, Ziya Müezzinoğlu, Zülfü Canpolat, Zülfü Livaneli ve diğerleri...
__________________
Ne Mutlu Türküm Diyene
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 13.09.07, 01:44
Acemi
Üyelik tarihi: Apr 2007
İletiler: 26
Ettiği Teşekkür: 0
10 tane iletisine 33 kere teşekkür edilmiş
ibrahim5275 yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Cevap: 12 eylül faşistleri bölümü

Geçmiş yıllarda piyasalarda satılmayan bir kitap okumuştum. Kitabın adı "Bir Yerel Yönetim Deneyi" idi. Konusu ise FATSA.1979 yılında yapılan belediye seçimlerinde bağımsız olarak girdiği Fatsa ilçesinde Belediye başkanlığını kazanan Fikri Sönmez'in (Terzi Fikri) 12 Eylül 1980 tarihine kadar olan çalışmaları anlatılıyordu kitapta. Karaborsanın yoğun olduğu dönem de ne piyasalarda bulunmayan malların yokluğu çekiliyor, ne de karaborsaya rastlanıyordu. Mallar vitrinde. İnsanlar ihtiyacını rahatlıkla giderebiliyor. Ülke yoklukla karaborsa ile boğuşurken bir tek Fatsa'da yokluk çekilmiyor. Çamur deryası içindeki Fatsa sokakları halkın katılımı ve çevre ilçe belediyelerinin ekipman yardımı ile 2-3 ay gibi kısa sürede temizleniyor. Daha da önemlisi uzmanların kâmulaştırmasının15-20 yılda ancak yapılabilir dediği Fatsa sokaklarından sahil yoluna çıkışlar bile çok kısa sürede vatandaşların nöbetleşe olarak bizzat çalışmalara katılımları ile yapılmış. İşin özü Fatsa'nın bu gün Fatsa olmasında Fikri Sönmez ve arkadaşlarının katkıları çok büyük.
12 Eylül darbesinden sonra ülkeye çöken kâbustan Fatsa'da nasibini aldı. Askeri darbeden bir süre önce tutuklanan Fikri Sönmez 12 Eylül'ün ağır koşullarında mücadelesine cezaevlerinde devam etti. Bu süre içinde hep ikinci planda tuttuğu sağlığı bozuldu. İşkenceler ve ağır cezaevleri koşullarına vücudu daha fazla dayanamadı. 4 Mayıs 1985 yılında hayatını kaybetti.
__________________
Ne Mutlu Türküm Diyene

Konu ibrahim5275 tarafından (13.09.07 saat 01:47 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar