iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 10:44 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Siyaset » 200 yıllık demokrasi mücadelemizin tarihsel kökleri ve kültürel kaynakları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.09.06, 21:43
Standart 200 yıllık demokrasi mücadelemizin tarihsel kökleri ve kültürel kaynakları

28.09.06, 21:43



Milletimizin 200 yıllık demokrasi mücadelesinin tarihsel kökleri ve kültürel kaynakları

Türk milleti tarihi boyunca zulme ve sömürüye boyun eğmemiş, bağımsızlığından ve özgürlüğünden mahrum kalmamış insanlığın yiğit halklarından biridir desek; arkasından da, içeriden ve dışarıdan emperyalist kuşatma altına alınmakta olduğunu, reflekslerini ölmek bağlamında gerçek niyetlerini gösterir bir şekilde doğu bölgelerimizi Karadeniz’e kadar parçalanmış olarak gösteren haritaların yayınlandığı koşullarda ise, milletimizin büyük uygarlıklar ve imparatorluklardan geldiğini, asla boyun eğmeyeceğini belirtsek, biliyorum ki, bazı kesimler derhal şovenizm damgası vuracaktır.
Ama gerçekten de Türk milleti tarihi boyunca zulme ve sömürüye her daim boyun eğmemiştir. Tarihi feodal aristokrasiye karşı ve mahalli zorbalıklara karşı isyanlar ve ihtilallerle doludur. Orta Asya damarlarında buna 3000 yılı aşkın tarihi boyunca çok kısa dönemleri kapsayan karanlık ve kaos yılları hariç devletini yitirerek köleleştiğini gösteren bir tarihsel kaynak ve belge gösteren çıkmaz, çıkamaz. 19. yüzyılda kapitalizmin emperyalizm aşamasına gelmesiyle birlikte dünyanın 2/3’inden çoğu sömürgeleştirildiği koşullarda bile, siyasal bağımsızlığı ve bayrağı elinde kalan üç devletten biri Türklerindi.
Şimdi, Batı emperyalizmi kalkmış böyle bir milleti 21. yüzyılda yeniden yıkıma uğratma, parçalama ve köleleştirme çabalarına girebiliyor. Bu tarihsel bilincin eksikliğinden kaynaklanan bir ahmaklıktan başka bir şey değildir. Bugünkü tarihsel deneyim ve birikimiyle Türk milleti Mehmet Akif’in o müthiş söyleyişiyle “tek dişi kalmış canavar”a kolay kolay boyun eğmez.
Bu millet, bu büyük millet 200 yıllık demokrasi mücadelesi tarihine 5 devrim sığdırmış ender halklardan biridir. Bu mücadelenin tarihsel kökleri de 19. yüzyılın ortalarından itibaren başlar. Ve tarihi boyunca da antiemperyalist, milli bir karakter taşımıştır.
İşte başlattığımız ve tartışacağımız konunun düşünsel ve maddi çerçevesi de burada bulunmaktadır. Yani Genç Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihat Terakki boyutlarından harmanlanarak Cumhuriyet Devrimi’ne, Kemalist Devrim’e bağlanan bir tarihsel süreçtir tartışacağımız konu.
Derler ya pamuk eller cebe! Biz de diyoruz ki, pamuk eller tuşlara! Haydi bakalım araştırma yapmaya ve fikir üretmeye…

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 29.09.06, 20:37
surveyan
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 200 yıllık demokrasi mücadelemizin tarihsel kökleri ve kültürel kaynakları

Fatih abi yine çok önemli bir konuya değinmişsin saolasın, ben ise araştırmalarımda Demokrasiyi Batı'dan aldık ve diğer modernleşme reformları gibi yukarıdan aşağı uyguladık. Kendimizi demokrasiyi yerleştiremediğimiz için sürekli eleştirdik. Ama yücelttiğimiz demokrasiyi eleştiremedik. O ideal bir rejimdi, sorun bizdeydi. Bu yüzden demokrasinin eleştirisi olan siyaset teorisi bizde gelişmedi.
Demokrasi klasik Yunan'da yüksek bir fikri ve moral atılım sonucunda gerçekleşmedi. Sayıca çok üstün Pers saldırısına karşı, asillerin ve zenginlerin oluşturduğu atlı ve yaya ordu başarısız kalınca, Salamis Körfezi'nde deniz gücüyle yapılan savunma Atina'yı kurtardı. Ama gemiler için kürekçi gerekiyordu. Kürekçiler ise halktan geliyordu. Siyaset dar oligarşiden halka dayalı demokrasiye geçmek zorunda kaldı. Demokrasiyi yukardan aşağı kuran generaller, Kleistenes, Temistokles ve nihayet Perikles oligarşik ailelerden geliyorlardı. Perikles'in olağanüstü hitabeti demokrasiye tarihi moral üstünlüğünü kazandırdı.
Eflatun, ilk siyaset kuramcısı olarak, demokrasiyi şiddetle eleştirdi. Eleştirileri bugün bile geçerli. Demokrasilerde düzen ve kural kalmıyor, değerler aşınıyor, halk duygularına kapılıp aşırılıklara kaçabiliyor, savaş gibi çok önemli konularda yanlış kararlar verebiliyordu. Çıkan istikrarsızlık daha da baskıcı bir tiranlığa dönüşe neden olacaktı. Demokrasiye daha olumlu yaklaşan Aristo rejimin bünyesindeki sakıncaların giderilmesi için 'politeia' dediği anayasal demokrasiyi savundu. Hem Eflatun hem Aristo demokrasinin yarattığı büyük dinamizmin farkındaydılar. Eflatun'un biraz da haksız eleştirileri büyük ölçüde gerçekleşti. Önce Pelepones sonra da Sicilya savaşlarını kaybeden Atina'da demokrasi yaklaşık 140 yıl yaşadıktan sonra sona erdi.
1776'da başlayan Amerikan bağımsızlık hareketi ve 1789 Fransız devrimiyle yeni kurulan rejimlere demokrasi demekten kaçınıldı. Demokrasi Atina'nın yıkılmasına yol açan istikrarsız rejimdi.
Yeni rejimin adı cumhuriyetti. Kaldı ki halkın doğrudan yönetimi olan demokrasinin, yönetenleri seçmeye dayalı temsili rejimle alakası yoktu. Yönetenlerin az sayıda ve üstün nitelikte olması Atina demokrasisinin sakıncalarını bertaraf edecekti.
I. ve II. dünya savaşlarının açık rejimlerle diktatörlükler yani uygarlıkla barbarlık arasında olduğunu gösterme çabaları, demokrasinin küresel dile yerleşmesini sağladı. Avrupa bütünleşmesi yakın geçmişine bir tepki olarak demokrasinin gelişmesini amaçladı. Komünizm karşısında ideolojik bir cephe oluşturan demokrasi Soğuk Savaş sonunda rakipsiz kaldı.
11 Eylül'le birlikte de İslam'ın kapısına dayandı.
Demokrasinin üç sorunu var: Eşitsizlik, yönetim ve demokratikleşme.
Fransız devriminden sonra son bir devrim daha yapıp eşitsizliği ortadan kaldırmak savunuldu. Marksizm buna yöneldi. Demokrasiyse siyasi ve hukuki eşitlikle yetindi ve ekonomik eşitlikten vazgeçti. Ama Batı demokrasileri refah devleti ve sosyal güvenlik kavramlarıyla tüm topluma önemli kazançlar sağladılar. Komünizm sonrası dönemde, Türkiye gibi tam gelişmemiş, büyük kitleleri yoksulluk ve açlık sınırında olan bir ülkede, demokrasinin sıkıntısız yaşayacağı yanılsaması hâkim oldu.
Bu sorunu bölüşümcü sosyal demokrasi çözemez.
Bir yönetim şekli olarak demokrasi Batı'da sürekli eleştirilirken, bizdeki eksikleri geri plana itiliyor.
Yürütme ile yasamanın birleşmesi, seçim sistemi, siyasi partilerin yapısı, liderlik, politikacıların genel kalitesizliği, bürokrasinin hali, yolsuzluklar, popülist uygulamalar vb. başımız sıkıştıkça yakındığımız, ama bütüncül çözümler aramadığımız sorun alanlarını oluşturuyor.
Büyük kitleler ekonomik eşitsizlikler ya da kalkınmamışlık içinde sürünürken ve demokrasimiz yönetemiyorken, cumhuriyetle çatışarak, demokrasinin üçüncü boyutu olan demokratikleşmeye ağırlık veriliyor. Etnik ve dini cemaat kimliklerinin geliştirilmesi tek sorunmuş gibi sunuluyor.
Biraz ölçü lütfen!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14.10.06, 18:39
fozcan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Jun 2006
İletiler: 103
Ettiği Teşekkür: 0
1 tane iletisine 3 kere teşekkür edilmiş
fozcan doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: 200 yıllık demokrasi mücadelemizin tarihsel kökleri ve kültürel kaynakları

Sürveyan kardeşim,
Siz "çok önemli konu" diye paye biçiyorsunuz ama sizden başka ilgilenen, araştırma yapan, inceleme gönderen yok. Ben istiyorum ki, cevval bir tartışma platformu yaratalım; yoğun bir çarpışmadaki havada vızıldayarak uçuşan mermiler gibi fikirler birbiriyle çatışsın; doğruları bulabilelim. Ancak karşı çıkan, benim düşüncelerime karşı çıkan fikirler savunanlar olmadığı gibi onaylayan ama destek yazıları da yok.
Okuma özürlü bir halkız, bunu biliyoruz. Ama bu kadar mı düşkünleştik?
Biraz daha bekleyelim kendi düşüncelerimizi yayınlamadan önce.
Sağlıcakla ve iyilikle Surveyan.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14.10.06, 19:43
surveyan
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: 200 yıllık demokrasi mücadelemizin tarihsel kökleri ve kültürel kaynakları

Fatih abi sitemlerinde ne söylesen haklısın, demokrasi gibi tarihsel gerçekliği bulunan kavramlara bile ilgimiz öyle azki, umarım bir gün Mustafa Kemal'in dediği gibi 'yükselmek sadece ilim ve irfanla olur' sözünü daha iyi idrak ederiz. Saygılar benden fatih hocam...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar