|
#41
| ||||
| ||||
| Ah sevgili dostum ah,muhabirlerimizin gönderdiği tüm görüntüleri yayınlayamıyoruz,emin olun Türkiye ile ilgili yapılan işleri ve açıkladıkları düşünceleri bir öğrenseniz,benim gibi göhsünüzde ağır bir ağrı hissedersiniz,nefes almakta zorlanırsınız..Bunu yapanlar en üst seviyede yönetim erkinde olanlar ile bizim ülkemizde otlayıp orada köpekleşenler.Ve bütün bunların hemen hemen hepsinin yanında Amerika sürekli var ve bu hareketleri onlar denetliyor,yön veriyorlar..Ama ne hikmetse bizimkiler (!) bunları göremiyorlar,görenlerin de gözlerini kapatıyorlar ve "Türkiye gereğini yapacaktır" gibi komikliklerle siyaset yapıyorlar..Zaman zaman bunları bilinçli yaptıklarını düşünmedim değil,acaba onlarla...?Sevgi ile kal.. |
| Sponsorlar |
| |
|
#42
| ||||
| ||||
| "Demokrasi'nin nimetleri demokrasi'ye inananlarındır".Yani bunu söyleyen Yunan tarihcisini şu an yaşasaydı ve buysaydım canı gönülden kuçaklayacaktım.. Haddini bilmez davranışlar yapmak,Türkiye'ye meydan okumak,naralar eşliğinde hakaretler,tehditler savurmak artık günün en iyi mesleği haline geldi sevgili dostlar..Benim gibi,her alanda EVRENSEL düşünmeyi bir yaşam biçimine dönüştüren birini ,bu tavırları sergileyenler aşırı milliyetçi bir çizgiye çekiyorlar..Olmadığım kadar hassaslaştım yahu..Tamam ,elbette ki ben de de bir miktar milliyetçi bir yapı var..Her ülkesini seven,bayrağını seven,milli marşını duyunca tüylerinin dikenleştiği biri kadar biraz milliyetçilik var..Ama bende aynı zaman da aynı havayı soluduğum,aynı Evren içinde yaşadığım insanları düşünme durumu kadar da evrensellik var..Artı tüm insan ve diğer yaratılanları yaratan dan dolayı da düşünür ve severim..Ama şu işe bakarmısınız,yahu kardeşim buna ne denir?Bizim ahırda samanı ye ,yulafı ye,suyunu iç sonra git etini ,sütünü ve postunu başka bir yere ver..Hayır verdiğin de bizim can düşmanımız..Bu yetmemiş gibi gel bizim evde pisle ve bize boynuz at,çifte at.. Senin o boynuzunuda kırarlar,çifte attığın ayaklarındaki nalları da sökerler..Sen kimsin yahu,ne demek"BUNUN SONUÇLARININ HİÇ KİMSENİN HESAP EDEMEYECEĞİ KADAR AĞIR OLUR,BU COĞRAFYADA GERİ DÖNÜLMEZ TAHRİBATLAR YAŞANABİLİR".Peh peh peh,vay be analar ne evlatlar doığururmuş.Sen ya yemedin yada sayısını bilmiyorsun.Sen ölümü bayılmak zannedenler den misin?. Az önce bahsettiğim olay işte burada vücüd buluyor dostlar..Bu haddini bilmez hanımefendi,şayet demokrasinin güllerinin açtığı bir ülke olan TÜRKİYE'de değil de İran,Afganistan veya bir totaliter rejim yaşayan bir ülkede olsaydı ve bunları söyleseydi ki asla buna yüreği de yetmezdi,o gün darağacını boylardı..AMA DTP DE YÖNETİMDEKİ AMAÇ BELLİ.TÜRKİYE'YE DİL UZATANLAR DAHA FAZLA PÖPÜLER OLUYOR.BU HANIMIN DA SORUNU BU OLMASI DOĞALDIR..Hemen soruşturma açılacak ve inanın "Hakkında soruşturma açıldı" diye gidenleri izleyin bu sözü duyunca bu hanım pis pis sırıtacaktır.."Hah isteğimde buydu ,başardım,artık benim de reytingim artacak ve kürt siyasetinde yerim netleşecektir".. Aysel Tüğluk hanım,nezaketimi bozup sizin seviyenize inmeyeceğim ama şunu söylemeden de edemiyeceğim..Bunları sakın unutmayın,kulağınızın arkasına küpe yapın, bir gün bu ülkeyi yönetmeyi hakedenler geldiği zaman bu Demokrasi nimetlerinden faydalanmanızı sağlayacak hadsizliklerinizin hesapını soracaktır..AB aşkına her saldırıyı sineye çeken bu iktidar'ın bu hoşgörüsüne fazlasıyla güvenmeyin.VE SAKIN UNUTMAYIN BU ÜLKENİN KORUYUCU MELEKLERİ VARDIR VE MUTLAKA BU ALÇAKÇA SALDIRINIZIN HUKUKİ BOYUTUNU SİZE VE SİZİN GİBİLERE GÖSTERECEKLERDİR..Gün gelir devran döner,bu güzelim ülkemin bu yazgısı değişecektir.Bu ülkeyi bu hale düşürenler utansın..Okumayan,üretmeyen,düşünmeyen,geliştirmey en ve doğru tavır belirleyemeyen insanların baskı ile oluşmasına sebep olanlar,varsa ar duyguları utansınlar.Ve inanılmaz değil mi,buna sebep olanlar bu günlerde dile gelip konuşabiliyorlar,ülkem ile ilgili engin görüşlerini bildiriyorlar....Vaaay ki ne vay.. Bunlar bildik ve tanıdıklarımızve bildiklerimiz ,ya bilmediklerimiz?..Ha, onlar şimdi neler yapıyorlar acaba?. Uyuyan güzellerimiz AB kapısında beklerken onları kim farkedecek söyler misiniz?Onun için sürekli diyorum dostlarım,artık sağ-sol önemli değil,BİRLİK VE BERABERLİK GÜNÜDÜR..Saflarımızı tutalım arkadaşlar..Saflarımızı sıklaştıralım.. |
|
#43
| ||||
| ||||
| ilpar bey,,,ağzınıza sağlık...bu konuya değindiğiniz için teşekkür ederim.. :O0
__________________ TÜRKSEN ÖVÜN, DEĞİLSEN DÖVÜN... ![]() |
|
#44
| ||||
| ||||
| tum yazdiklariniza katilirim ben guneyazerbaycanliyim bu kustah ve tirnaksizlar burada iran rejiminde hic seslerini cikatmaya curetleri yok ama sizin hos gulesli hukumetinizin sayesunde haddinden asan kustah konusan dtp liler bundanda eleri gidecekler ama burada hesab sorma turk miletine tuser ne devletine bu devlet sizin yok tum turk dunyasinin yuz karasidir simdi turkiyede yasayan bir kurd azinligi var tamam. ama bunlar ermeni ler gibi toprak iddiyasindadilar bakin sizin sinir tarih boyu iki turk devletinin arasinda cizilmis yani osmani ve sefeviye yani iran cografiyasi siniri turkiyeyle simdi bunlari agzini sulandirip ki nasilki kuzey azerbaycanla ermenistan cografiyasila ki hepsi truk topragidi turkye arasindan birlesme imkani koymadi rus amperi...simdide bu isi guney azerbaycanla yapmak isteyirler.yani turkiye sinirila guney azerbaycan arasinda kurdleri yerlesdirme ve kurdistan yaratma.bence hepsini iraka tokun ve rahatlayin bunlar nankor. eyer siz turk milletcileri bunlara haddini bildirmeseniz sizin devletde hic gayret yok buna inanin zaman elden gidiyor . |
|
#45
| ||||
| ||||
| Azeri dostum,haklısın ve biz hep buna inanmışızdır..Bazen Devletlerin yapamadığını halklar yaparlar..Birleşmiş ve ortak paydada buluşmuş bir milleti eskilerin deyimiyle 20 düvel yıkamadı değil mi?Bağdat orda ise arşın burdadir... |
|
#46
| ||||
| ||||
| Soylarından gelmekten onur duyduğum,şimdi rahmetli olan ,tabiri caizse "ESKİLER" diye adlandırdığımız o güzel insanların her sözü artık anlıyoruz ki birer mücevver imiş..Hep derlerdi"Yavrum tüm Atasözleri ya da deyişlerin özüne iyi bakın ve inanın.Zira her sözün denenmiş bir özü vardır".Yani bu sözler belli bir deneyimden sonra bu hale gelmiştir ya da getirilmiştir.. O güzel insanlar "20 metre akılı olanların ,20 metre ipi olmazsa ,o akıl ne işe yarar" derlerdi..Bunun anlamı ise şöyle yorumlanırdı.."Belli bir eğitimden geçmeyen bir insanın makamı ne olursa olsun bu eğitimsizlik onu her işinde çamura bular".. Her haltı yiyeceksin,tüm ilkel ve de bağnaz tavır ve davranışları üreteceksin,bunlar, sanki saygın ve korumak zorunda olunan çok hassas dengelermiş gibi olduğuna inanacaksın ve inandıracaksın,inanmayanları katledeceksin,sonra da bunu T.C. Devletinin kamburu sayıp onun sırtına yükleyeceksin,ve özgürlüklerden bahsedeceksin..Hadi be,soytarıca ve yüzsüzce bir davranış..Bu ne küstahlık böyle..Bu ne yalancılık böyle..Bu ne ahlaksızlık böyle.Feodal ahlaktan vaz geçtim ,toplumsal ve de siyasi ahlak bile kalmamış bu nemenemlerde..Ha, sen bunu söyledin ya,biz de inandık ve arkanda hazır bekliyoruz.. Tarih sürecine, rezilce ,ahlaksızca bir PROKAVATÖR olarak geçeceksiniz..Çoğul yazıyorum çünkü şu son dönemlerde yerden bitmeye başladılar ki sormayın..Bu güzel ülkemin de ne kadar iç sinsi düşmanı varmış..Şu habere bakın,KOMJİN denen PKK sempatizanı bir Derneğin bir kadın üyesi,kadınlar adına neler konuşup, saçmalıyor ve nifak tohumları yaymaya çalışıyor; "Ülkesi işgal edilmiş, ulusal haklarından yoksun bırakılmış, cinsel kimliği baskı altına alınmış Kürt kadınlarının sesine kulak verin. / Türkiye’de başlık, berdel, namus cinayetleri hálá devam ediyor. / Türk devleti son yıllarda, çocuklarına Kürt dilini ve kültürünü aktaran Kürt kadınlarını hedefine almış bulunuyor. Kürt kızlarına okuma-yazma, kadınlara meslek öğretme bahanesiyle, geniş çaplı bir asimilasyon projesini yürürlüğe koymuş bulunuyor. Kürt nüfusun, Türk nüfusunu geçmesini engellemek için Kürt kadınlara yönelik kısırlaştırma çalışmaları sürüyor." Bak bak bak,yahu Doğu Anadoluda,Güneydoğu Anadoluda TÖRE diye diye, nice güzel insanları,yüzü ve beyni nice güzel insanları sizler ve sizin gibilerin oluşturduğu ilkel yapılaşmanın ürünü şarlatanlar olan sizler katletmediniz mi?Bu Devlet sizin bu aşağılık ve bir o kadar da saçma yaşam biçimlerinizi ,daha uygar,daha medeni bir seviyeye getirmek için azmı uğraş veriyor?..Sen,senin felsefe babalarını bu tür zalimliklerle suçla..Onların yaşam felsefeleridir bu ve ilelebet yaşamlarını devam ettirmek için her türlü ilkelliği yapacaklar ve de yaparlar.Zira hayatlarını idamesi ve devamı buna bağlıdır..TÖRE'ler onların damarlarında akan kandır,yedikleri içtikleri her şeydir. İşte size Kürt milliyetçiliğinin gündelik zırvalarından iki örnek. Namus cinayetlerini sanki Kürt ailelere taşeronluk (!) eden Türk erkekleri işliyor. Töre cinayetlerinin adını ağızlarına bile almıyorlar. Kedinin pisliğini örttüğü gibi. Vatandaşı oldukları devletin resmi dilini öğrenmemek için direniyorlar, hemcinslerinin okuma-yazma öğrenmesine karşı çıkıyorlar.Bu devlet ve vatandaşlar bu okuma yazma seferberliği için azmı emek harcıyorlar..Ama sizin en basit bir suçlamanızı bile hiçbir somut delile dayanmasa bile ciddiye alacak ve hemen tavır koyacak Avrubalı soytarı dostlarınız var..Ne diyeyim,ülkeyi bu kadar borca ,harca bulayan ve sanki matah bir halt etmiş gibi oturdukları köşelerinden sırıtanlara,ne diyeyim..Ülkemin itibarını bu hallere tüşürenlere ne diyeyim,bilmem ki..Yoksa Avrubalı'lar bu kadar seviye tüşkünü tavır geliştirmezlerdi..Hırlayıp durmazlardı ve sizin o saçma ,delilsiz zırvalarınıza inanmazlardı..Kürt ve Ermeni meseleside bu kadar büyümezdi.. AB ülkelerinde yuvalanan Kürt milliyetçiliği fesadı giderek Ermeni fesadına benziyor.Her fırsatta ,saçma bile olsa tüm cabalarıyla Türkiye aleyhine birşeyler üretmeye çalışıyorlar..Değil mi? PWD-Kurdistan - KOMJİN:kadınların sesine kulak verin Konu nuvekolik tarafından (03.10.07 saat 02:30 ) değiştirilmiştir.. Sebep: kaynak eklendi |
|
#47
| ||||
| ||||
| Genel Durum ve Görünüş ... Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Hey'eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. (s. 2) ... Milli kuruluşlar siyasi amaç ve hedefleri ... Vilayet-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacı da (tüzüklerinin 2. maddesi), Doğu illerinde oturan bütün halkın dini ve siyasi haklarının serbestçe kullanılmasını sağlayacak meşru yollara başvurmak, bu illerdeki müslüman halkın tarihi ve milli haklarını gerektiğinde medeniyet dünyası karşısında savunmak, Doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin sebepleri ile bunları işleyenler ve sebep olanlar hakkında tarafsız soruşturma yapılarak suçluların sür'atle cezalandırılmalarını istemek. Yerli halk ile azınlıklar arasındaki anlaşmazlığın giderilmesine ve eskiden olduğu gibi iyi ilişkilerin sağlamlaştırılmasına gayret etmek, savaş durumunun Doğu illerinde yarattığı yıkım ve yoksulluğa, hükümet nezdinde teşebbüslerde bulunarak elden geldiğince çare aramaktan ibaretti. (s. 3) İstanbul'daki yönetim merkezinden verilmiş olan bu direktife uygun olarak Erzurum şubesi, Doğu illerinde Türk'ün haklarını korumakla birlikte, Ermeni göçü sırasında görülen kötü davranışlarla halkın hiçbir ilgisi bulunmadığını, Ermeni mallarının Rus istilasına kadar korunduğunu, buna karşılık müslümanlara pek gaddarca davranıldığını; hatta verilen emre aykırı olarak, göçten alıkonan bazı Ermenilerin koruyucularına karşı yaptıkları kötülükleri, güvenilir belgelerle medeniyet dünyasına duyurmaya ve Doğu illerine dikilmiş olan hırs yüklü bakışları hükümsüz bırakacak çalışmalar yapmaya karar veriyor (s. 3) ... ... Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin kuruluşuna yol açan asıl sebep ve düşünce, Doğu illerinin Ermenistan'a verilmesi ihtimali oluyor. Bu ihtimalin gerçekleşmesinin de Doğu illeri nüfusunda Ermenilerin çoğunlukta gösterilmesine ve tarihi haklar bakımından onlara öncelik tanınmasına çalışanların, ilmi ve tarihi belgelerle dünya kamuoyunu aldatmayı başarmalarına ve bir de müslüman halkın Ermenileri topluca öldüren barbarlar olduğu iftirasının bir gerçekmiş gibi kabulüne bağlı olduğu düşüncesi ağır basıyor. İşte bundan dolayıdır ki, dernek, aynı gerekçeye dayanarak ve aynı yollardan yürüyerek tarihi ve milli hakları savunmaya çalışıyor. (s. 4) ... Kışkırtmalar Efendiler, Amasya'da görüşmelere başladığımız 20 Ekim günü, alınan bilgilerin özeti şuydu: İstanbul'da, Hürriyet ve İtilaf Partisi, Askeri Nigahban Cemiyeti ve Muhipler Cemiyeti bir blok kurdular. Bu blokla, Ali Kemal ve Sait Molla gibi kimseler, azınlıkları sürekli olarak Kuva-yı Milliye aleyhine kışkırtmaya başladılar. Rum ve Ermeni patrikleri, Kuva-yı Milliye aleyhine İtilaf Devletleri temsilcilerine başvurdular. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Neologos gazetesinde yayınladığı bir mektupla, son Milli Mücadele hareketinden dolayı Ermenilerin göç etmekte olduklarını ilan etti. (s. 178) ... Çürüksulu Mahmut Paşa'nın Demeci ... Ayan üyelerinden Çürüksulu Mahmut Paşa, "Bosphore" gazetesi yazarlarından birine, siyasi durumumuzla ilgili bir demeç vermişti. Mahmut Paşa'nın o tarihlerde, Barış Hazırlıkları Komisyonu üyesi olduğunu da hatırlarsınız. Paşa'nın 31 Ekim 1919 tarihli Tasvir-i Efkar gazetesinde yayınlanan demecini, 17 gün sonra Sivas'ta okudum. "Ermenilerin aşırı isteklerine hak vermemekle birlikte, sınırlarda bazı düzeltmelerin yapılmasına razı oluruz" ifadesi dikkatimi çekti. Doğu Anadolu'da Ermenistan lehine toprak tavizlerinde bulunulacağına söz verme anlamı taşıyan bu cümlenin, Barış Komisyonu üyesi olan bir devlet adamı tarafından söylenmiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmeye ve hayretle karşılanmaya değerdi. Bu sebeple 17 Kasım 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmut Paşa Hazretleri'ne yazmayı yararlı saydığım bir telgrafta, demecindeki işaret ettiğim cümleden dolayı, "Doğu Anadolu halkının pek haklı olarak, son derece üzgün ve kırgın olduğunu belirttikten sonra, Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin kararları gereğince, milletin Ermenistan'a bir karış toprak terketmeyeceğini ve hatta, eğer hükümet, böyle acı bir mecburiyete boyun eğerse, milletin kendi haklarını bizzat savunmaya kararlı olduğunu ve bunun bütün dünyaya ilan edilmiş bulunduğunu" yazdım ve bu milli azim ve kararın herkesten önce, Barış Hazırlıkları Komisyonu'nun sayın üyelerince bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gereğini arz ettim. (s. 211) ... Aldatıcı Söz Vermeler, Ağır İftiralar Efendiler, İstanbul'dan gönderilen 19 Şubat 1920 tarihli yazıda, "İngiliz Dışişleri Bakanlığı'ndan İstanbul'daki siyasi temsilciliğine gelen ve siyasi temsilcilik tarafından da resmen hükümete yapılan sözlü tebligatta, padişahlık başkentinin Osmanlı Devleti'nde bırakıldığı bildirilmiş; fakat bununla birlikte, Ermeni katliamının durdurulması ve Yunanlılarla bütün İtilaf Devletleri'nin kuvvetlerine karşı olan tutumumuzun değiştirilmesi istenmiş ; aksi takdirde, barış şartlarının değiştirilmesinin muhtemel bulunduğu da ayrıca ifade edilmiştir" denilmekte ve bazı hususlar, özellikle "şikayete yol açacak en küçük olaylara bile meydan bırakılmaması" tavsiye edilmekteydi. Efendiler, bu sözlü vaadin arkasındaki anlam ve maksat ne olabilirdi? Yunanlıların, Fransızların ve daha başkalarının işgali altında bulunan vatan topraklarından başka, İstanbul'un da alınması kararlaştırılmıştı. Ancak, ileri sürülen şarta uyulursa, İstanbul'u almaktan vazgeçeriz mi, denilmek isteniyordu? Yoksa, Yunanlıların, Fransızların, İtalyanların işgalleri zaten geçicidir, İtilaf Devletleri, yalnız İstanbul'u alacaktı, fakat teklif ettikleri şarta uyarsak, onu da bırakacaklardır; anlamı mı çıkarılıyordu? Veyahut da Efendiler, İtilaf Devletleri Kuva-yı Milliye'nin işgal bölgelerinde, işgal kuvvetlerine karşı kurduğu cepheleri bozdurmaya ve açtığı savaşları, giriştiği hareketleri durdurmaya, İstanbul Hükümeti'nin gücünün yetmeyeceğini çok iyi anladıklarından, Yunanlılar da dahil olmak üzere, İtilaf Devletlerine karşı yapılan saldırının önlenememiş ve aslı olmayan Ermeni katliamına son verilmemiş olduğu bahanesiyle İstanbul'u da mı işgal etmek niyetindeydiler? Daha sonraki olaylar, bu son tahminin doğru olduğunu göstermiştir, sanırım. Ne var ki, İstanbul Hükümeti'nin İngiliz temsilciliğinin teklifinden böyle bir anlam çıkarmaya yanaşmamış, aksine ümide kapılmış olduğu görülüyordu. Efendiler, yapılmış olan teklifin ne derece yersiz olduğu hususunda bir fikir verebilmek için, biz de o günlerle ilgili bazı durumları hatırlayalım. Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür'et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraş'taki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbul'daki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi. Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? (s. 260,261) ... Doğu Cephemizde Ermenilerle Savaş Başlıyor ... Arzu buyurursanız o günlerin doğu sınırlarımızdaki ciddi işlerine geçelim: Yüksek hey'etinizce de bilinmektedir ki, Mondros Ateşkes Anlaşması'ndan beri Ermeniler, gerek Ermenistan içinde, gerek sınıra yakın yerlerde, Türkleri toplu olarak öldürmekten bir an geri durmuyorlardı. 1920 yılının Sonbaharında Ermenilerce yapılan zulümler dayanılmaz bir kerteye geldi ve Ermenistan seferine karar verildik. 9 Haziran 1920 tarihinde, Doğu bölgesinde geçici seferberlik ilan ettik. 15'nci Kolordu Komutanın Kazım Karabekir Paşa'yı Doğu Cephesi Komutanı yaptık. 1920 Haziranında, Ermeniler, Oltu'da kurulan, mahalli Türk yönetimine karşı hareketle, o bölgeyi ele geçirdiler . Dışişleri Bakanılığı'mız tarafından Ermenilere 7 Temmuz 1920'de bir ültimatom verildi. Ermeniler aynı şekilde hareketlerine devam ettiler. Sonunda, seferberlikten üç buçuk dört ay kadar sonra, Ermenilerin Kötek, Bardiz bölgelerinde toplanan kuvvetlerimize taarruzu ile savaşa başlandı. Ermeniler, 24 Eylül 1920 sabahı Bardiz cephesinden baskın şeklinde yaptıkları genel bir taarruz ile başarıya ulaştılar. ... Ermeniler geri püskürtülüp girdikleri bölgelerden atıldılar. Ordumuz 28 Eylül sabahı ileri harekete geçti. ... Ordu, 29 Eylülde Sarıkamış'a girdi, 30 Eylülde Göle işgal edildi. Fakat bazı sebepler ve düşüncelerle 28 Ekim 1920 tarihine kadar, bir ay, Sarıkamış-Laloğlu hattında kaldı. ... Efendiler, savaş alanında verilecek emri bekleyen Doğu Ordumuz, 2 Ekim 1920 günü Kars üzerine harekete başladı. Düşman, direnmeksizin Kars'ı terketti. Kars 30 Ekimde tarafımızdan işgal edildi. 7 Kasım tarihinde birliklerimiz, Arpaçay'ına kadar olan bölgeyi ve Gümrü'yü ele geçirdi. Ermeniler, 6 Kasımda ateşkes ve barış için müracaat etmişlerdir. Biz de ateşkes anlaşmasının maddelerini, Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla, 8 Kasımda Ermeni ordusuna bildirdik. 26 Kasımda başlayan barış görüşmeleri 2 Ocak'ta son buldu ve 2/3 Ocak gecesi Gümrü Antlaşması imzalandı. (s. 331-333) Milli Hükümet'in Yaptığı İlk Antlaşma: Gümrü Antlaşması Efendiler, Gümrü Antlaşması, Milli Hükümet'in yaptığı ilk antlaşmadır. Bu antlaşma ile, düşmanlarımızın hayallerinde ta Harşit vadisine kadar uzanan Türk ülkelerini kendisine bağışlamış oldukları Ermenistan, Osmanlı Devleti'nin 1877 seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri, bize, Milli Hükümet'e terkederek aradan çıkarılmıştır . Doğudaki durumlarda önemli değişikler olması yüzünden, bu antlaşma yerine, daha sonra yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşmaları geçerli olmuştur (s. 333). ... Türkiye'ye Yapılan Barış Teklifleri Arasında Karşılaştırma ... Kafkas sınırı: Sevres'de: Türk - Ermeni sınırının tayini Amerika Cumhurbaşkanı Wilson'a bırakılmıştır. Wilson, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun'un doğusundan başlayan, Erzincan'ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölü'nün güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı'ndaki Türk - Rus Cephesini izleyen bir hattı göstermiştir. Mart 1921 teklifinde: Milletler Cemiyeti bir Ermeni yurdu kurulması için doğu illerinden Ermenistan'a bırakılacak toprakların tespiti için bir komisyon kuracak, Türkiye bu komisyonun kararını kabul edecek. Lozan'da: Bu konu ortadan kaldırılmıştır. (s. 508, 509) -------------------------------------------------------------------------------- - Atatürk, Kemal; Nutuk, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ata. Arş. Mrk., 2000 ***** Atatürk, Ermeniler'in elkonulan mallarını Ermeni terörünün yetim bıraktığı çocuklara dağıtmıştı..Devamı için bakınız... http://ahmetdursun374.blogcu.com/1483538/ |
|
#48
| ||||
| ||||
| Korkunç iddia: "CIA, PKK'nın kolu Pejak'ı finanse ediyor" CIA’nın İran’da kaos yaratmak amacıyla İran’da faaliyet gösteren etnik ayrılıkçı gruplara finansman ve yardım sağladığı öne sürüldü. The Sunday Telegraph gazetesi, son dönemde İran’da eylemlerini artıran etnik grupların arasında Kürtlerin de bulunduğunu belirtirken PKK’nın bir kolu olarak tanınan Pejak örgütü ile İran güvenlik güçleri arasındaki çatışmalara dikkat çekti. İngiltere’de Pazar günlerinde yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesi, “ABD, İran’da kaos yaratmak için terör gruplarını finanse ediyor" başlıklı haberinde “Amerika, nükleer programından vazgeçmesi için İslami rejim üzerine baskı oluşturmak amacıyla İran’daki etnik ayrılıkçı grupları gizlice finanse ediyor" iddiasında bulundu. İran yönetiminin azınlık haklarını ve kültürlerini baskılamakla suçlandığını belirten gazete “Washington’un, diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalacağı yönündeki artan kaygılarını yansıtan bir girişimi ile CIA yetkililerinin, İran’ın sınır bölgelerinde bulunan çok sayıda etnik azınlık grupları arasındaki muhalefet milislerine yardım ettiği anlaşılıyor" diye yazdı. TARTIŞMALI CIA OPERASYONLARI Gazete, CIA’nın bu operasyonlarının, terör eylemlerine başvuran grupları kapsadığı için tartışmalı olduğunu belirterek son yılda İran’ın sınır bölgelerindeki artan şiddet dalgasına ve bu çerçevede askerler ve hükümet yetkililerini hedef alan bombalamalar ve cinayetlere dikkat çekti. Bu eylemleri gerçekleştirilen etnik grupların arasında Kürtlerin de bulunduğunu ifade eden gazete, İran-Türk sınırında faaliyet gösteren, PKK’nın İran’daki kolu olarak adlandırılan Pejak örgütü ile İran güçleri arasındaki çatışmalara işaret ederken Pejak’ı “Türkiye’deki yasa dışı PKK Kürdistan İşçi Partisi’ne bağlantılı Kürt militan partisi" olarak tanımladı. “Ayrılıkçı hedeflere yönelik kaynaklar, doğrudan CIA’nın gizli bütçesinden geliyor" ifadesini kullanan gazete, adı açıklanmasını istemeyen eski bir üst düzey CIA yetkilisine kaynak gösterdi. Gazete, söz konusu eski CIA yetkilisinin anlatıklarının ABD Dışişleri Bakanlığı’nın eski terörle mücadele ajanı Fred Burton tarafından doğrulandığını belirtirken de Burton’un “İran’ın içerisindeki son saldırılar, ABD’nin İran rejimini istikrarsızlaştırmak amacıyla ülkenin etnik azınlıklarına yönelik tedarik ve eğitme çabaları ile uyumludur" değerlendirmesini de aktardı. Washington’un resmen bu tür faaliyetleri reddettiğine dikkat çeken gazeteye konuşan Washington’daki Küresel Güvenlik adlı düşünce kuruluşu başkanı John Pike ise “Etnik grupların eylemleri, son iki yılda arttı ve eğer bu, kısmen CIA’nın çabalarının sonucu değilse skandal olur" değerlendirmesini yaptı. ANKA |
|
#49
| ||||
| ||||
| Ahmet bey,ayrıntılı bilgileriniz için teşekkürler,ilginiz içinde... |
|
#50
| ||||
| ||||
| Özellikle Ermeniler ile ilgili eklerinizi daha önce Kazım Karabekir Paşa'nın bir yapıtından anımsadım..Arşiviniz gercekten etkileyici..Sağolun.. |
| Sponsorlar |
| |