iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:47 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Toplum ve Yaşam » Siyaset » Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15.03.07, 16:46
Standart Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

15.03.07, 16:46




II. Abdülhamit'in yaptırdığı petrol rezervi çalışmasına göre, Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Hakkâri illerinde rezervler tespit edilmiş. İşte il il raporlaştırılan Güneydoğu'nun petrol yatakları:

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nce basılan "Osmanlı Döneminde Irak" isimli kitapta II. Abdülhamit döneminde maden mühendisi Paul Groskoph'a yaptırılan petrol araştırmasının raporları ve haritaları yayımlandı. Musul, Kerkük, Bağdat ve Erbil'de gösterilen petrol yataklarının yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Bismil, Siirt, Hakkâri gibi bugün Güneydoğu Anadolu sınırları içindeki petrol yatakları da tespit edilmiş.
Bundan tam 106 yıl önce Sultan II. Abdülhamit, Hazine-i Hassa'dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkararak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girilmesi için emir verdi. Sultan'ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat çevresinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi, çalışmalarını 22 Ekim 1901'de Sultan II. Abdülhamit'e rapor olarak sundu.

Dağlardaki petrol
Yakın zamana kadar içeriği hakkında pek fazla bilgi sahibi olunmayan "Sultan'ın petrol haritası", Güneydoğu Anadolu illerinde de petrol bulunabileceğini gösteriyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri belirlediklerini belirtiyor.
Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek gezerek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da isimlerine kadar raporda anlatıyor. Groskoph, Hakkâri, Bingöl, Siirt dolaylarında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu kaydediyor.
Dicle Nehri kıyısında suların yükselmesi nedeniyle bazı noktalarda yeterli araştırmayı yapamadıklarını da raporuna ekleyen Groskoph, nehrin kıyısı dışında, Dicle'nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş.
Yine de o dönemin teknik imkânları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılmasının zorluğuna değinerek, aynı zamanda bu yüksek dağlardan petrolün taşınmasının maliyeti artıracağına dikkat çekiyor.

Bitlis Çayı kıyısı

Güneydoğu Anadolu'nun tamamı ve Doğu Anadolu'nun bir bölümünü kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Botan Çayı etrafı, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri'de (Çölemerik) önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor.

Petrol araştırmaları buralarda yapıldı


İşte Musul ve Bağdat havalisinde Dicle-Fırat nehirleri havzasında yapılan petrol araştırmalarının yerlerini gösteren harita ve il il liste:

İŞTE O YERLER:

1 Diyarbakır
2 Mardin
3 Bismil
4 Hazro çayı
5 Sinan
6 Batman çayı
7 Dicle
8 Midyat
9 Bedran
10 Bitlis Suyu
11 Tulan
12 Siirt
13 Botan Çayı
14 Habur
15 Fındık
16 Cizre
17 Dehuk
18 Zaho
19 Habur Çayı
20 Çölemerik (Hakkâri)
21 Ahmediye
22 Bisan
23 Alkuş
24 Akra
25 Büyük Zap
26 Revanduz
27 Musul
28 Karakuş
29 Nemrut
30 Küçük Zap
31 Erbil
32 Köysancak
33 Altınköprü
34 Şargat
35 Hamrin Dağı
36 Kerkük
37 Taşhurmatı
38 Tavuk
39 Karadağ
40 Süleymaniye
41 Karadağ
42 Aksu
43 Tuzhurmatı
44 Kefri (Salahiye)
45 Deli Abbas
46 Tikrit
47 Samarra
48 Haso Çayı
49 Narib Suyu
50 Diyale Suyu
51 Ramadi
52 Felluce
53 Mendeli
54 Bakuba
55 Kâzımiye
56 Bağdat
57 Museyyeb
58 Hılle
59 Kerbela
60 Hit
61 Fırat
62 Anah
63 El-Kadim
64 Ebu Kemal
65 Meyadin

# Irak'ta Osmanlı'nın şefkat izleri
Başbakanlık Devlet Arşivleri'nin hazırladığı "Osmanlı Döneminde Irak" kitabı, Osmanlının imar ve bayındırlık çalışmalarına verdiği önemi plan ve belgelerle gözler önüne serdi.


<a href=http://www.nuveforum.net/index.php?action=thankyoupost;topic=12871.0> !!! Teşekkür Etmek İsterseniz Tıklayın Lütfen !!! </a>
__________________
Kalabalığa doğranmiş derinlmesine yanlızlık..
><.·´¯`·. ( Forumda yaşadığınız ve çözüm istediğiniz sorununuz varsa bunu özel mesaj atarak değil Yardım bölümümüzde " Yardım İstekleriniz" adlı kısma yazın.Böylelikle daha hızlı bir şekilde size yardımcı olunacaktır.

) ¸.·´¯`·.¸><
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
efrasyap kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
harmoni (25.04.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 15.03.07, 17:52
ilpar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 1.105
Ettiği Teşekkür: 499
280 tane iletisine 593 kere teşekkür edilmiş
ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.ilpar ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Türkiye Ve Petrol

TÜRKİYE VE PETROL


Amerikalı mühendis, gözleri parlayarak ve yanındaki adama döndü ve “Mr. Taşman this is Batum (Burası Batum)” dedi. İki kişi arasında geçen bu konuşmayı dinleyen genç adam duyduklarına inanamadı. Amerikalı bilim adamı bu küçük Anadolu şehrinin 1940’ların petrol merkezi Batum’la aynı oranda petrole sahip olduğunu söylüyordu. Bir an kalbinin yerinden fırlayacağını düşündü. Babasına müjdeyi vermek için sabırsızlanıyordu. Bir vesileyle Amerikalının yardımcısı Türk mühendise dönüp, “Amerikalı ne dedi?” diye sordu. Türk mühendis, onun beklediği cevabı vermedi: “Petrol var ama son derece önemsiz miktarda.” Delikanlı, “Ama Amerikalı öyle demedi. Buranın Batum’a benzediğini söyledi!” diye atıldı. Bu çıkış mühendisi öfkelendirdi; “Sus! Büyükler konuşurken çocuklar karışmaz böyle şeylere! Hem sen İngilizce biliyor musun?”

TÜRKİYE’DE PETROL YETERİNCE ARANMAMIŞ

Genç adam İngilizce biliyordu ve her şeyi kulaklarıyla duymuştu ama kendisine çıkışan adamla münakaşa edemezdi. Çünkü karşısındaki Maden Tetkik Arama’nın (MTA) Petrol Araştırma Grubu Başkanı Cevat Eyüp Taşman’dı. İkili arasındaki konuşmadan rahatsız olan babayı Taşman’ın son sözleri ikna etti: “Evet konuşmanın bir bölümünde Batum sözü geçti ancak petrolden değil, coğrafî yapıdan bahsettik.” Genç adam, babasının kendisine değil bilim adamına inanacağını biliyordu. Aradan yıllar geçmesine rağmen bu olayı hiç unutmadı.

63 yıl sonra milli petrol şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) petrol aramak için o küçük beldeye yani Isparta’nın Eğridir ilçesine yeniden geldiğinde gözleri ışıldadı. “Sonunda haklı çıkacağımı biliyordum.” diyen o gencin ismi Özhan Yiğitbaşı. Şimdi sevinç ve hüznü birlikte yaşayan Yiğitbaşı, “Bu işten milletçe çok büyük zarar gördük. Bu kaynaklar yıllar önce devreye sokulabilseydi bugün Türkiye bambaşka bir memleket olacaktı.” diyor. Onun başından geçenler Anadolu topraklarında yıllardır kulaktan kulağa fısıldanan “Anadolu’da petrol var” iddialarını doğrulayan örneklerden sadece bir tanesi.

“Amerikalıların petrol yok diyerek kapattıkları kuyudan petrol çıktı!” veya “Nusaybin’de petrol bulundu!” haberlerinin gazete sayfalarında sıkça yer bulduğu şu günlerde insanların zihinlerinde bazı sorular beliriyor: Türkiye’de gerçekten ihtiyacı karşılayacak oranda petrol var mı? Varsa neden çıkarılmıyor? Petrol varsa çıkarılmasını kimler neden engelliyor?

PETROLDE DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR

Bu sorulara cevap verebilmek için yıllık petrol tüketimi 32 milyon ton olan ülkemizde ihtiyacın ne kadarının iç üretimle karşılandığına bakmak gerekiyor. Ülkenin her yıl giderek artan enerji talebi nedeniyle yakın bir zamana kadar ihtiyacın yüzde 25’ini karşılayan iç üretim bugün yüzde 7’sini ancak karşılayabiliyor. Yıllık 2,3 milyon ton olarak gerçekleşen üretimin çok önemli bir bölümü ise devlet şirketi olan TPAO tarafından gerçekleştiriliyor.

Petrol üretiminin istenilen seviyede olmaması ülkemizin uluslararası petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalardan ciddi şekilde etkilenmesine neden oluyor. Petrol fiyatlarında bu yılın başından itibaren yaşanan tarihî yükseliş sonunda ham petrol fiyatlarının varil başına 80 dolara kadar tırmanması Türkiye gibi petrol ithalatına bağımlı ülkelerin ödemeler dengesine ek yükler getiriyor. Uluslararası yatırım bankası Morgan Stanley’in hesaplamalarına göre petrol fiyatlarındaki ortalama 10 dolarlık artışın Türkiye’nin toplam enerji ithalatını 4,2 milyar dolar, cari açığını da 3,5 milyar dolar artırıyor.

Enerji Bakanlığı verilerine göre ülkemizde 946 milyon ton petrol rezervi var. Bunun 163 milyon tonluk bölümü işletilebilir rezerv olarak kabul ediliyor. Bakanlık yetkilileri rezervlerin zaman içinde yüzde 75’inin (122 milyon ton) tüketildiğini, yeni rezervlerin bulunamaması halinde doğalgazın yanısıra petrolde de tamamen dışa bağımlı hâle geleceğimizi ifade ediyor.

Yetkililerin açıklamalarına göre sorunu aşmanın yolu tespit edilen miktardan fazla rezerv varlığını ortaya koyabilecek yeni kuyuların açılmasından geçiyor. Bunun için Enerji Bakanlığı, TPAO ile son dört yıldır kara ve deniz sahalarında hummalı bir arama kampanyası yürütüyor. Elde edilen ilk sonuçlar ise son derece ümit verici.

Petrol genel olarak kırıksız, blok kara parçalarında bulunuyor. Petrol mühendisi Mustafa Şenel bu prensipten hareketle jeolojik açıdan Türkiye’nin petrol oluşumu için elverişli olduğunu söylüyor: “Güneydoğu Anadolu bölgesi kırıksız dört ana parçadan oluşuyor. Oysa bölgenin doğusu-batısı ve kuzeyi kırıklardan oluşuyor. Bu nedenle bu bölge ve Doğu Akdeniz’de petrol varlığından söz edebiliriz.” diyen Şenel’i Türkiye Petrol Jeologları Derneği Başkanı Mehmet Özkanlı da destekliyor: “Aramadığınız şeyi bulamazsınız. Bizler yani petrol sektöründe çalışanlar, bırakın ülkemizin her yanını, petrol çıkarılan tek bölgemiz olan güneydoğunun bile hâlâ yeterince aranmadığını kabul ediyoruz.”

YABANCI PETROL KARTELLERİ ARAMA KONUSUNDA NEDEN İSTEKSİZ?

Güneydoğu Anadolu bölgesinde petrol çıkartan Alaaddin Middle East şirketinin Arama Grubu Başkanı Cüneyt Özdil de aynı kanaatte: “Dünyanın kaliteli petrol havzalarına baktığımızda kaliteli petrolün kaynağının silüryen kaynak kayasının bulunduğu yerler olduğu görülür. Çöküntü alanlarını takip ettiğimiz zaman bu şekilde meydana gelmiş üç bölgenin daha olduğunu belirledik. Kuveyt ve Suriye’deki çöküntü alanları dışında dördüncü alanın Anadolu’daki Diyarbakır çöküntüsü olduğunu tespit ettik. Birçok insan buna inanmadı ancak biz buradayız ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Ülkemizde petrol arama faaliyetlerinin geçmişi oldukça yeni. Bunun en temel nedeni bu araştırmaları yapabilecek petrol mühendisi ve jeologların yetiştirilememiş olması. Ciddi anlamda ilk petrol keşfinin Cumhuriyet’in ilanından 22 sene sonra yapılması sıkıntının boyutlarını gözler önüne seriyor. 1945’te Raman bölgesinde petrol çıkartmaya başlayan Türkiye, 1954’te kabul edilen ‘Petrol Kanunu’nun çıkmasına kadar çok fazla ilerleme kaydedemedi. Yasanın çıkması ve hemen ardından TPAO’nun kurulmasıyla birlikte petrol aramalarında eskiye oranla ciddi bir artış sağlandı.

Enerji Bakanlığı verilerine göre 1954’ten bugüne ülkemizde 3 bin 97 adet arama, tespit ve üretim kuyusu açıldı. Bunlardan 2 bin 100 tanesinin TPAO tarafından açılmış olması yerli ve yabancı petrol şirketlerinin ilgisinin hangi boyutlarda olduğunu gösteriyor. Bir başka husus ise ülke genelinde yılda ortalama 60 petrol kuyusunun açıldığı gerçeği; hâlbuki sadece ABD’de yılda 20 bin yeni kuyu açılıyor.

Türkiye’de 1950’lerden itibaren her hükümet arama çalışmalarını hızlandırmak ve petrol üretimini artırmak için ülkeye yerli ve yabancı petrol şirketlerini davet etti. Ama tüm bu iyi niyetli çağrılara karşın uluslararası şirketlerin beklenen ilgiyi göstermemesi arama çalışmalarında yükün kamu kuruluşu TPAO’nun sırtına binmesine sebep oldu.

BÜTÇE YÜZDE 300 ARTIRILDI

“Yabancı şirketler, birçok bölgede ele geçirdikleri arama ve işletme ruhsatnameleri sayesinde, bu yerlerde kendi müessesemizin (TPAO) üretimde bulunmasına engel olmakta, kendileri ise petrol aramayıp bulunan kaynakları işletmeyi de ciddiye almadıklarından Türkiye’ye gelmeleri, petrol üretimimizin artmasına değil, yerli müessesimizin kolayca bulup işletebileceği kaynakların atıl kalmasına sebep olmaktadır.” Bu satırların kaleme alındığı tarih 1964, satırların yazarı ise 1990 yılında uğradığı silahlı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Prof. Dr. Muammer Aksoy. Aksoy’un 42 yıl önce gündeme getirdiği bu gerçek aradan geçen uzun zamana karşın hâlâ değişmedi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (PİGM) tarafından yayımlanan raporlara bakıldığında Aksoy’un haklılığı ortaya çıkıyor. Yabancı petrol şirketlerinin 2000 yılı itibarıyla ellerindeki toplam ruhsat sayısı 206 iken, toplam yurtiçi üretimin yüzde 70’ini gerçekleştiren TPAO’nun elinde ise sadece 126 ruhsat var. Petrol sahalarının büyük bir bölümünü elinde bulunduran yabancı petrol şirketlerinin üretimdeki payının ise sadece yüzde 25 olması Aksoy’un sözlerini doğruluyor.

Peki, ama yabancı petrol şirketleri petrol arama hususunda neden bu kadar isteksiz? Aksoy, “Türkiye’de Petrol Sorunu” isimli çalışmasında bu soruyu şöyle cevaplıyor: “Eğer yabancı şirketler Türkiye’de dünya piyasası için önemli, bol ve ucuz petrol bulabileceklerse ve kendilerine tanınan transfer imkânı da çok cömertse, o zaman Türkiye’de petrol bulmak onlar için Türkiye’yi kaybetmekten daha avantajlı olacak ve bu şirketler samimi surette petrol arayıp çıkaracaklardır. Büyük petrol şirketleri araştırmaları sonucunda ‘Türkiye’de petrol bulunduğu fakat bu petrolün dünya piyasası için kullanılacak kadar bol ve hele ucuz üretime elverişli olmadığı, özellikle ulaştırma masrafları yüzünden kendilerine bir avantaj sağlayamayacağı’ kanısına varmışlar ve bu sebeple ‘Türkiye’de petrol bulma yolunu değil, Türkiye’ye petrol satma yolunu’ tercih etmişlerdir.

SURİYE SINIRINDA İSRAİL OYUNU MU?

İşte bunun içindir ki, Türkiye’de büyük petrol şirketleri mecbur olmadıkça, petrol arayıp bulma amacıyla fazla yatırım yapmamakta, petrol bölgelerini ellerine aldıkları arama ruhsatnameleri ile kapattıktan ve böylece TPAO’nun bu yerlerde petrol istihsal etmesi imkânını ortadan kaldırdıktan sonra, petrol arama oyunu oynayarak, oyalama taktiği izlemekte ve her geçen yıl Türkiye’ye milyonlarca liralık ham petrolü satmaya devam etmektedir.”

TPAO, sınırlı bütçesine rağmen son dört yılda ülkenin değişik bölgelerinde arama çalışmalarına hız verdi. Şüphesiz Ak Parti iktidarının verdiği destek de bu konuda önemli bir rol oynadı. Örneğin, TPAO’nun bütçesi son üç yılda yüzde 300 artırıldı. Bu sayede 2003’te ülke içi petrol arama çalışmaları için 108 milyon, 2004’te 210 milyon ve 2005’te de 282,5 milyon YTL ayrıldı. Bu rakam 2006’da ise 450 milyon YTL’ye yükseltildi. TPAO’nun bütçeden bu kadar pay almasının sebebini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, “Biz petrolün varlığına inanıyoruz. Arama faaliyetlerinin hız kazanması da bunun göstergesidir.” sözleriyle açıklıyor. Bu destekle, kara ve deniz petrol alanlarındaki arama çalışmalarına hız veren kurum 2003-2005 yılları arasında 106 yeni kuyu açtı.

10 Mart 2004 tarihli Anadolu Ajansı (A.A) bülteninde Türkiye- Suriye sınır bölgesindeki mayınlı arazinin temizlenerek bu bölgede petrol aranacağı duyuruldu. Mardin’in Nusaybin ilçesindeki yaklaşık 3,5 milyon dönümlük arazide petrol aramaya başlayan TPAO’nun elde ettiği bulgular oldukça şaşırtıcıydı. Gelen ilk bulgulara göre bölgede ciddi bir petrol rezervi vardı. Bakan Hilmi Güler, CHP Manisa Milletvekili Ufuk Özkan’ın bu bölgedeki rezervlerle alakalı sorusuna şu cevabı veriyordu: “ Mardin-Nusaybin Sahaları ile Suriye sınırı civarında açılan petrol kuyularındaki rezerv yaklaşık 87 milyon tondur (561 milyon varil). Bu alanlardaki arama ve sondaj faaliyetlerimiz devam etmektedir.”

İşin ilginç yanı bu alan kısa bir süre önce İsrail tarafından sınırdaki mayınların temizlemesi karşılığında organik tarım yapmak için kiralanmak istenmişti. Hatta Maliye Bakanlığı bu amaçla bir ihale açmış; ama kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ihale iptal edilmişti. TPAO’nun son bir senede 7 kuyu açtığı sınırın Suriye tarafında 100 kuyu faaliyet gösteriyor ve bunlardan günde 600 bin varil petrol çıkarılıyor. Bu rakam Türkiye’nin günlük tüketiminin yüzde 85’ine denk geliyor.

KARADENİZ’DE DEVLERLE ORTAK ARAMA NE ANLAMA GELİYOR?

Mardin şehrinin petrol konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu düşünenler sadece TPAO yetkilileri değil. Cüneyt Özdil bu konuda oldukça iddialı: “Mardin’in hemen güneyinde Ceylanpınar, Mardin, Cizre üçgeninde Suudi Arabistan’da çıkan petrol kalitesinde rezervler olduğunu tespit ettik. Bunu sismik ve gravite çalışmalarıyla ortaya koyduk. Tespitlerimize göre bu bölgeden günde 1 milyon varil petrol çıkarmak mümkün. Bu gerçekleşirse Türkiye sadece kendi ihtiyacını karşılamakla kalmaz, petrol ihraç eden bir ülke haline bile gelebilir.” Bu durumda akla bir başka önemli soru daha geliyor. Acaba ABD ordusu İkinci Irak Savaşı sırasında bu yüzden mi Mardin’e yerleşmek istedi?

TPAO’nun petrol konusunda umut bağladığı bir diğer alan ise Karadeniz. Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına karşın deniz aramaları konusunda son derece kötü bir karnemiz var. Bu başarısızlığın başlıca nedeni olarak deniz aramalarının karaya nazaran daha pahalı olması ve ileri teknoloji ile desteklenmesi zorunluluğu olarak gösteriliyor. Bu faktörleri göz önünde bulunduran TPAO, deniz aramalarını uluslararası petrol şirketleri ile yürütüyor.

2002’den bu yana Amerikalı Madison Oil şirketi ile Batı Karadeniz’de, İngiliz enerji devi BP ile Doğu Karadeniz’de ortak arama çalışmaları yürüten TPAO, bu bölgedeki arama grubuna son olarak Brezilya millî petrol şirketi Petrobras’ı da dâhil etti. Sinop ve Kırklareli açıklarında ortaklaşa derin deniz araması yapmak üzere Petrobras ile anlaşma imzalayan TPAO, bu çalışmalardan oldukça umutlu.

Geçtiğimiz aylarda “Türkiye’de Petrol Gerçeği” isimli kitabı yayımlanan gazeteci Mahir Etyemez’e göre Türk petrolü, artan fiyatlar sayesinde artık çıkarılmaya hazır hâle geldi. “Türkiye’de petrol var ancak oldukça derinlerde olduğundan yabancı petrol şirketleri açısından ciddi bir maliyeti de beraberinde getiriyor. Bu nedenle uluslararası petrol şirketleri fiyatların 15-20 dolar seviyesinde olduğu bir ortamda bu maliyeti yüklenmek istemedi. Şimdi fiyatlar 70 dolar seviyesinde hatta bazı yatırım bankaları 100 dolar olabileceğini yazıyor, dolayısıyla böyle bir ortamda yüksek maliyetli Türk petrolü bile şirketlere ciddi kazançlar sağlayabilir.” İşte bu nedenle Etyemez çok yakında Anadolu’nun birçok şehrinden “petrol çıktı” haberlerinin gelmeye başlayacağına inanıyor: “Çok yakında Mardin, Van, Hakkâri, Sivas, Erzincan ve Batı Karadeniz’den petrol bulunduğuna dair haberler okuyacaksınız.”

TPAO’nun son yıllarda başlattığı arama hamlesinin ülkemizin geleceği açısından önemi büyük. Ama bu çalışmalara özel sektörün de destek vermesi gerekiyor. Zira, Türkiye’de petrol Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi yüzeye yakın noktalarda değil, 3 ila 6 bin metre derinlikten çıkarılıyor. Şüphesiz bu da ciddi bir maliyet ve teknoloji kullanımı gerektiriyor. Enerji Bakanlığı yetkililerine göre önümüzdeki dönemde çokuluslu şirketler, gözlerini Türkiye’ye çevirebilir. Sebebi ise gayet basit: Petrol fiyatlarının yükselmesi ve Latin Amerika ve Rusya’daki “millîleştirme” hamleleri. Meclis Genel Kurulunda görüşülmesi beklenen Petrol Kanunu Tasarısı özel sektör şirketlerinin de bu sürece aktif katılımını sağlamayı amaçlıyor. Daha önceki düzenlemelere nazaran oldukça liberal hükümler içeren yeni düzenlemenin uluslararsı kartelleri petrol çıkarma noktasında ne ölçüde harekete geçireceğini bekleyip, göreceğiz.

REZERVLER AZ GÖSTERİLİR Mİ?

Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Öznal’ın “Ulusal Strateji” dergisinde yayımlanan “Türkiye’de petrol yok mu?” başlıklı makalesi petrol şirketlerinin menfaatleri gereği bilimsel gerçekleri nasıl çarpıtabildiğine ilişkin çarpıcı örnekler içeriyor. Rockefeller’ın Standard Oil şirketinin 19. yüzyılın başında hazırladığı raporlarda Teksas kentinde bir damla dahi petrol bulunmadığını söylediği buna karşın kentin dünya petrol üretiminde ne kadar önemli bir konuma geldiğine dikkat çekiliyor. 1926’da Anglo-Persian Oil (BP) olarak bölgede arama ve sondaj faaliyetleri yürüten İngilizler Suudilerle yaptıkları görüşmelerde jeolojik raporların çok da iyimser olmadığını ileri sürüyorlardı. Hatta İngilizlere göre Arabistan yarımadası petrolden nasibini alamamış bir bölgeydi.

Bu hususta verilebilecek bir diğer örnek de Bakü-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı’nın kuruluşu sırasında yaşanır. İngiliz Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) Müdürü John Chipman hattın yapımından önce Hazar bölgesindeki petrol rezervlerinin abartıldığını, bölgede en fazla 35 milyar varil petrol olduğunu söyler. Oysa ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre bölgedeki rezervler Chipman’ın telaffuz ettiği rakamın 7 katıdır. IISS’in bilimsel verileri neden çarpıttığı kısa süre sonra anlaşılır. Hattın yapımında İngiliz petrol şirketi BP önder konumda değildir. BP’nin projeyi üstlenmesinin hemen ardından bu bilimsel(!) yanlışlık da düzeltilir.

PKK GÜNEYDOĞU’DAKİ PETROL ARAMA ÇALIŞMALARINA BÜYÜK ZARAR VERDİ

Uzmanların tespitlerine göre petrol çıkarılmasının önündeki yegâne engel yabancı petrol şirketlerinin ilgisizliği değil. Terör örgütü PKK da petrol arama çalışmalarına ciddi darbe vurdu ve vuruyor. 1992’de Batman’da TPAO ve Mobil tesislerini basarak üç mühendisi öldüren bölücü örgüt militanları o tarihten bu yana stratejik önemi haiz petrol kuyularına, rafineri ve şantiyeleri devamlı olarak tehdit ediyor. Sorunun büyüklüğünü TPAO Yönetim Kurulu eski Başkanı Ali Türkoğlu şu sözlerle dile getiriyor: “Şirketimizin ana bölgesi ve en fazla petrol üretimi yaptığımız yer olan Güneydoğu’da son on yılda terörist faaliyetlerden ötürü yeterince çalışma yapamadık. Çünkü bazı alanlar güvenlik nedeniyle çalışmalara kapatıldı.”

Devlet Planlama Teşkilatı Petrol ve Doğalgaz Çalışma Grubu tarafından 1996’da hazırlanan “Madencilik Özel İhtisas Komisyonu” raporunda bu konuya ilişkin daha çarpıcı ifadelere yer veriliyor: “Güneydoğu Anadolu’daki olağanüstü durum ülke petrol aramacılığında ve üretiminde en önemli sorunlardan birisini oluşturmaktadır. Olağanüstü durum nedeniyle, en ümitli petrol arama alanı olan ve ülkenin petrol üretiminin büyük çoğunluğunu karşılayan yörede, petrol arama ve üretim faaliyetleri aksamaktadır. Çalışma yapılan yörelerde güvenlik tedbirleri gerekmekte, işin gereği olan tam kapasite ile çalışmak mümkün olmamaktadır. Bu durum yatırımları aksatıp, zaman kaybına ve maddi kayba neden olduğu gibi yörede çalışan personeli de tedirgin etmektedir. Bölgenin bu koşulları yerli ve yabancı sermayenin yöredeki yatırımlarını olumsuz etkilemektedir. Güneydoğu olaylarının sonuçlanması ile potansiyel alan olarak görülen Hakkâri-Van dolaylarındaki yatırımlara da etkin olarak yeniden başlanabilecektir
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16.03.07, 10:38
Acemi
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 5
Ettiği Teşekkür: 0
0 tane iletisine 0 kere teşekkür edilmiş
tuba_c_17@hotmail.com doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

çok ilginç ve çok hoş bir çalışma olmuş. bizimle paylaştığın için teşekkürler
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16.03.07, 10:59
Çekingen
Üyelik tarihi: Nov 2006
İletiler: 32
Ettiği Teşekkür: 0
0 tane iletisine 0 kere teşekkür edilmiş
zaccar doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

herkes farkında bunun ama cesaret yok nedense
__________________
soğuk bir rüzgar esti pencereme tül perde genişledi şişti odanın içine.. tıpkı bir balon gibi yayıldı..<br /><br />Şimdi ben zamanın beni sancıya mıhladığı yerdeyim <br /><br />Eğer bir yanlış yapacaksan Bari onu doğru yap
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16.03.07, 11:11
Cortes - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Meraklı
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 208
Ettiği Teşekkür: 24
17 tane iletisine 19 kere teşekkür edilmiş
Cortes yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

sonuna kadar okuyamasamda çok ilgimi çekti kazma kürek alıp doğuya petrol aramaya gidiyorum şimdi
__________________
http://s6.gladiatus.net/game/c.php?uid=32684

Gerçekleşmesi olanaksız gibi gözüken şeylerin gerçekleşmesini sağlayan düş gücüdür.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16.03.07, 14:50
Acemi
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 5
Ettiği Teşekkür: 0
0 tane iletisine 0 kere teşekkür edilmiş
ncrp doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

Teşekkürler bu güzel bilgiler için
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16.03.07, 20:37
Acemi
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 4
Ettiği Teşekkür: 0
0 tane iletisine 0 kere teşekkür edilmiş
metinali65 doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

teşekkürler bu gerçekleri ilgilenenlere duyurdugun için.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17.03.07, 11:43
lale_zar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nereden: rize
İletiler: 316
Ettiği Teşekkür: 331
94 tane iletisine 149 kere teşekkür edilmiş
lale_zar olağanüstü bir gizeme sahip!lale_zar olağanüstü bir gizeme sahip!lale_zar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

Alıntı:
Cortes ´isimli üyeden alıntı
sonuna kadar okuyamasamda çok ilgimi çekti kazma kürek alıp doğuya petrol aramaya gidiyorum şimdi
Cokta ızın verırler dımı,ordakı oyunların bellıkı sebeplerı yeraltı kaynaklarımız,bu kavga hoc bıtecek gıbı durmuyor, ne dersınız ...
__________________
Kalbi doğru olmıyanın imanı,,,dili doğru olmıyanın kalbi doğru olmaz
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06.04.07, 09:36
turgay - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Jun 2006
İletiler: 1.022
Ettiği Teşekkür: 2.048
316 tane iletisine 521 kere teşekkür edilmiş
turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.turgay ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Ynt: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

yazılarınız ve emeğiniz için elleriniz dert görmesin arkadaşlar.

bende bişiler yazayım istedim biraz karamsarca bi düşünce olabilir yorumum şu yönde petrol canlı fosillerden yani uygarlıkların üst üst kurulmasında dolayı meydana gelir bunu hepimiz biliriz. ve mezopotamya olarak tarihte geçen yer fırat ile dicle nehirleri arasında birçok uygarlık hatta yazılı en eski destan olan gılgamış gerçekleşmiştir. mantık olarak maya ve incalardan kalan petrol rezervelerinden(şu an işlenmekte olan amerika kıtası üzerindeki petrol kaynakları) daha daha çok büyük petrol kaynakları yatması gerekir.

Hal böyle iken benim söylemek istediğim; kıyamet alametlerinden biri olan "...-ve denizden altın bir dağ çıktı ve karmaşa yol açtı. baba oğlu tanımadı-..." sözleri bu bölge için söylenmiş olabilirmi.
bu düşüncemein en büyük kaynağı petrol herzaman beraberinde savaş ve çıkar kavgaları getirmiş olması ve amerikanın şu anki orta doğu planları.
aman aman sakın irana yapılacak çıkartmayı sakın nükleer çalışmalar için düşünmeyin bugün nükleer çalışmaların en büyüğü konum olarak israil yapmakta ama kimse ona silahsızlan demiyor hatta biz tansu çiller döneminde askeri anlaşmalar ve alışveriş bile yaptık.

"Hayata her zaman aynadan bakmak bazı olayların el altından yapıldığını daha açık şeçik anlamamıza sebep olur."

Turgay Tosun
__________________
QaLYpstoS
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12.09.07, 17:28
Çekingen
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 31
Ettiği Teşekkür: 0
11 tane iletisine 13 kere teşekkür edilmiş
hasanusta doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Cevap: Abdulhamit Han'ın il il petrol haritası

türkiyeyi TÜRKLER değil :dış güçler ve onların türkiyedeki siyonist locaları yönetiyor.
içimizdeki hain iş birlikcilerde onların içimize nüfuz etmelerini kolaylaştırıyor.
HAİNLER ASLA FELEH BULMAZ FAKAT OLAN BU NECİP MİLLETE OLUYOR .
ÇOK YAZIK OLUYOR ÇOK, İÇİM SIZLADI.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar