|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
10.06.07, 04:41
Doktorların öldü dediği gerçekten de ölüyor mu Normalde çeviri yazı yazmayı pek sevmem. Ama dün CNBC haber sitesinde yayınlanan bir Newsweek haberi bana oldukça ilginç geldi. Türkiye'deki haber kaynaklarının da henüz konuyu keşfetmediğini görünce, içerde ne var ne yok yazayım da bari Onpunto'cular gelişmelerden haberdar olsun istedim. Haber, acil durumlarda tüm müdahalelere rağmen kalbi bir türlü çalıştırılamayan insanlarda ölüm olayının gerçekten oluşup oluşmadığını sorgulayan bir çalışmanın sonuçlarını içeriyor. Vurgulanan nokta o kadar enteresan ki, şimdiye dek acil müdahaleye rağmen kurtarılamayan neredeyse tüm hastaların arkasından yas tutturacak türden. Buyrun beraber okuyalım: Birilerinin ansızın gelen bir kalp krizi nedeniyle öldüğünü düşünün. Tüm organları yerinde ve vücudunda kan kaybı da yok. Tüm olan biten sadece kalbin durmasından ve beynin oksijen yetersizliğinden dolayı kendini kapatmasından ibaret. Doktorlar buna klinik ölüm adını veriyorlar. Peki ama bu hasta gerçekten de öldü mü? 1993'te Dr. Sherwin Nuland'ın liste başı olan "Nasıl ölürüz" kitabında bu sorunun cevabı evet olarak veriliyordu. Bu durumda hasta geri döndürülemiyordu, çünkü beyin ve dokular oksijen yetersizliğinden dolayı geri döndürülemeyecek biçimde hasar görüyordu. Sürecin bu noktaya gelmesi için de dört ile beş dakikalık bir zamanın yeterli olduğu düşünülüyordu. Bu süre içinde kalp masajı ve oksijen müdahalesiyle hasta geri getirilemezse doktorlar hastayı geri getiremeyeceklerine ikna oluyorlardı. Bu inanış, Pensilvanya Üniversitesi'nden Dr. Lance Becker oksijen yetersizliği çeken kalp hücrelerini mikroskop altında inceleyene kadar hiç sorgulanmadan bu güne dek süregeldi. Becker gözlemi hakkında şunu söylüyor: "Olaydan bir saat sonra bile kalp hücrelerinin öldüğüne dair bir işaret görünmüyordu. Önceleri bir şeyleri yanlış yaptığımızı düşündük, ama gerçekten de kan akışı kesilen kalp hücrelerinde ölüm dakikalar değil, saatler sonra gerçekleşiyordu". Peki oksijensiz kalan hücreler saatlerce yaşamaya devam ediyorsa, neden doktorlar bir saat önce ölen birini geri getiremiyorlar? Çünkü beş dakikadan uzun süre oksijensiz kalmış bir hücreye yeniden oksijen verirseniz, bu defa gerçekten ölüyorlar. Bu, ölmekte olan birine uygulanan ilk yardım anlayışını kökünden değiştirebilecek hayret verici bir keşif. Biyologlar, bunun sebebinin hücre ölümünün dışarıdan değil, içeriden tetiklenmesi sonucunda olduğunu düşünüyorlar. Hücre içinde mitokondri olarak isimlendirilen organeller, oksidasyon yoluyla hücre enerjisinin sağlanmasından sorumlular. Mitokondriler ayrıca anormal, yani kanserli hücrelerin kendi kendini imha etmesi olarak nitelenen apoptosis adlı süreci de tetikleyebiliyorlar. Araştırmacılar, hücre kontrol mekanizmalarının kanser ve yeniden kanlanma arasındaki farkı anlayamadığını, yeniden kanlanma gerçekleştiğinde bir mekanizmanın tetiklenip hücrenin intihar etmesine neden olduğunu düşünüyorlar. Bu gerçek, bir başka gerçeği de beraberinde getiriyor: Şimdiye dek uygulanan ilk yardım anlayışında tam da bunu tetikleyecek bir yöntem uygulanıyordu. Eğer yolda yürürken kalp krizi geçirirseniz ve size dakikalar içinde kalp-solunum masajı uygulayarak kan sirkülasyonunuzu sağlayacak birilerine denk gelecek kadar şanslıysanız, hastanede geri döndürülebiliyorsunuz. Ancak çoğu hasta acil servise vardığında kalbi en az 10-15 dakika için tamamen durmuş oluyor. Peki sonra? "Hemen oksijen veriyoruz" diyor Becker, "Elektroşok uyguluyoruz, epinefrin verip kalbi çalışmaya zorluyoruz, yani dokunun bolca oksijen alması için ne gerekiyorsa yapıyoruz". Ancak zaten kan açlığı çeken doku bir anda oksijenle dolduğunda, aynen yukarıda açıklanan sebeple kendi kendini öldürme yoluna gidiyor. Becker, bunu böyle yapmak yerine oksijen alımını azaltmak, metabolizmayı yavaşlatmak ve kan biyokimyasını yeniden kanlanmayı kontrollü biçimde gerçekleştirecek biçimde düzenlemek gerektiğini söylüyor. Araştırmacılar, bunu en iyi şekilde nasıl yapabileceklerini anlayabilmek için çalışmaya devam ediyorlar. Kaliforniya Üniversitesi tarafından yayınlanan dört ayrı hastanedeki çalışmaların sonuçları, kalp krizi geçiren hastalarda bu yeni yaklaşımın uygulanmasının şaşırtıcı ölçüde başarılı olduğunu gösteriyor. Yeni yöntemde hastalara kardiyoplejik (yani bir anlamda kalbi felç eden) kan ürünleri uygulanarak kalp beklemeye alınıyor, daha sonra kalp-akciğer fonksiyonlarını sağlayan bir makineyle beyindeki kan akışının kalp yeniden güvenli bir şekilde çalıştırılana kadar devam etmesi sağlanıyor. Bu çalışmada hastaneye giren 34 hastanın yüzde 80'i canlı olarak çıkmayı başarmış. Geleneksel yöntemlerle bu oran sadece yüzde 15 civarında. Becker, ayrıca vücut ısısının 37 santigrat dereceden 33 dereceye düşürerek de yeniden kanlanma sırasında meydana gelen kimyasal reaksiyonları yavaşlatabildiklerini söylüyor. Hatta bunun için enjeksiyona uygun tuz ve buz karışımından oluşan özel bir kimyasal solüsyon hazırlayarak, ilk yardım setlerinin standartları arasında sokmak için çalışmalar yapıyor. "Acil ünitesinde kalbi durmuş biri üzerinde yarım saat deliler gibi uğraşıyorsunuz, sonra biri sanırım geri getiremeyeceğiz diyor ve siz de vazgeçiyorsunuz" diyor Becker, "Hasta kartında ölü yazıyor, ama vücuttaki trilyonlarca hücrenin hala canlı olduğunu biliyorsunuz". Becker, bu paradoksu yaşam lehine çözmeye çalışıyor. Haberin orijinalini * http://www.cnbc.com/id/18368186/site/newsweek *adresinden okuyabilirsiniz. |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Güzel bilgiler için teşekkürler..Gerçekten de kalbi durmuş birine tekrar kan akışı sağlandığında kalpte reperfüzyon denilen hasar meydana geliyor,belki de hastaların çoğunun ölme nedeni bu...klasik bilgilere göre kalp 20-30 dk oksijensiz yaşayabiliyor,bir saat olduğunu ispatlamışlarsa bu çok anlamlı bilgi..fakat kalp 1 saat yaşasa da kesin olan birşey 5 dk içinde oksijensiz kalan beyinde geri dönüşsüz hasar meydana geliyor..yani 10 dk geçmiş birine resüsiltasyon yaptığınızda elbette onu tekrar yaşatabilirsiniz ama hasta çok büyük ihtimal bitkisel hayatta veya yatağa bağımlı,komada yaşayacak...Hekimlerin ilk yardımı kesme nedenlerinden biri de bu...
__________________ "Söz Konusu Vatansa,Gerisi Teferruattır..." |
| eefe kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
nazlıkız (10.06.07) | ||
|
#3
| ||||
| ||||
| Evet, güzel bir haber ama eefe'ye katiliyorum, kurtulup beyin zarar gördükten sonra o kisiye iyilik mi yapiliyor, kötülük mü bilemiyorum. . Yeni yöntemde hastalara kardiyoplejik (yani bir anlamda kalbi felç eden) kan ürünleri uygulanarak kalp beklemeye alınıyor, daha sonra kalp-akciğer fonksiyonlarını sağlayan bir makineyle beyindeki kan akışının kalp yeniden güvenli bir şekilde çalıştırılana kadar devam etmesi sağlanıyor.Gerçi bunu da okudum. ![]() Paylasim için tesekkürler Haymatloslu
__________________ rüzgarin bile esip söndüremedigi mum vardir ya, o benim iste |
| SELVILV kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
gmail (01.07.07) | ||
| Sponsorlar |
| |