Nüve Forum


Genel Sağlık hakkinda Romatizma nın çaresi var ile ilgili bilgiler


Romatoloğa görünmeden karar vermeyin Bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması sonucu gelişen romatizmal hastalıklar için Romatoloğa görünmeden karar vermeyin. Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği tarafından Fethiye Lykia World Oteli’nde düzenlenen “Romatoloji 2007”

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.09.07, 19:52
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Romatizma nın çaresi var

Romatoloğa görünmeden karar vermeyin

Bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması sonucu gelişen romatizmal hastalıklar için Romatoloğa görünmeden karar vermeyin.

Romatoloji Araştırma ve Eğitim Derneği tarafından Fethiye Lykia World Oteli’nde düzenlenen “Romatoloji 2007” kongresinde MR gibi tetkiklerin ve bazı ameliyatların çoğu zaman lüzumsuz yere yapıldığına dikkat çekildi.
Çok iyi bilinmeyen Romatoloji’nin genelde toplumu çok yakından ilgilendiren bir hastalıklar grubu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Meral ÇALGÜNERİ, “Romatizma genelde ağrıyı temsil ediyor. Kolun bacağın ağrısı gibi. Oysa romatolojik hastalıklar bundan çok öte pek çok sistemin hastalığı olarak yansıyor. Örneğin kalp hastalığı, akciğer hastalığı, mide bağırsak sistemi hastalıkları, böbrek hastalığı, sinir sistemi hastalığı şeklinde de gelebiliyor. Yani, bu tür hastalıkların tedavisinde de bir Romatoloji uzmanına görünmeden tedaviye ve ameliyata karar verilmemesi gerekiyor”dedi.
“GEREKSİZ AMELİYATLAR YAPILIYOR”
Türkiye’de gereksiz ameliyatların çok yaygın olarak yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Eftal Yücel de,"tiroid ameliyatı başta olmak üzere gereksiz ameliyatlar yapılıyor. Bir organın ameliyatı bir cerrah tarafından önerildiği zaman, o organı dahiliye branşından teyit ettirmekte yarar var" diyeuyardı.

"ROMATOLOJİ TÜM SİSTEMLERİ TAKİP EDİYOR"
Tükiye’de romatizma denince genellikle bu hastalıklar fizik tedavi usulleriyle tedavi edilir gibi yanlış bir izlenim olduğunu belirten Prof. Dr. Ayhan Dinç de, Romatologların, iç hastalıkları uzmanı olup, daha sonra 3 yıl üzerine romatoloji eğitimi alan uzmanlardan oluştuğunu söyledi. Prof. Dinç, "O yüzden tüm sistemleri hastalarımızda takip ediyoruz sadece eklemleri yada hareket sistemleri değil. Ama biz biraz sayıca az olduğumuz için birey olarak herkese erişemiyoruz. Ancak şunu vurgulamak gerekir ki; problemli vakaların zor vakaların bizim tarafımızdan takip edilmesi gerekir. Bu hastalıklarda sakatlık söz konusu, erken tedavi ile bunları engelleyebiliyoruz" diye konuştu.
DOKTORLARDAN UYARI: "TÜRBAN TAKAN KADINLAR DAHA FAZLA D VİTAMİNİ VE KALSİYUM ALMALI"
Romatoloji uzmanı Prof. Dr. İhsan Ertemli, türban takan kadınların güneş ışığından faydalanamadıkları, bu nedenle daha fazla D vitamini ve kalsiyum almaları gerektiğini söyledi. Ertemli, D vitamini ve kalsiyum eksikliğinin romatizmal hastalıklara yol açabileceği uyarısını yaptı. Romatolojik hastalıklara yakalanmada D vitamini ve kalsiyum eksikliklerinin oldukça etkili olduğunu işaret eden Ertenli “Bu doğrultuda güneş ışınlarının alınması çok önemlidir. Özellikle tesettürlü bayanlarımızın, türban kullanların bu ışıktan doğrudan yararlanması mümkün değildir. Bu yüzden bu bayanların vitamin ve kalsiyum takviyesi alması yararlı olacaktır” dedi.
ROMATOLOJİ NEDİR?
Romatoloji, genellikle bağışıklık sisteminin uygunsuz çalışması sonucu gelişen romatizmal iltihabı hastalıklar ve diğer kas-iskelet sistemi hastalıkları ile uğraşmaktadır.
Romatizmal hastalıklardan sık görülenleri aşağıda sıralanmıştır:
Romatoid artrit
Spondilartropatiler ve ankilozan spondilit
Behçet hastalığı
Bağ dokusu hastalıkları: sistemik lupus eritematozus, skleroderma, mikst bağ dokusu hastalığı, Sjögren sendromu ve dermatomiyozit, polimiyozit
Antifosfolipid antikor sendromu
Damar İltihapları: poliarteritis nodoza, Takayasu arteriti, dev hücreli arterit ve diğer sistemik vaskülitler
Ailevi Akdeniz Ateşi
Akut eklem romatizması
Reaktif artritler
Kristal artritleri
İnfeksiyöz artritler
Amiloidoz
Metabolik ve dejeneratif hastalıklar: osteoartrit, osteoporoz, osteomalazi ve Paget hastalığı
Diğer sistemik hastalıkların romatizmal bulguları

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13.09.07, 23:51
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (1)

İyi bir gelecek uğruna gidilen kurslar, hazırlanılan sınavlar çocuklarda romatizma görülme sıklığını artırıyor. Romatoloji servislerine başvuran çok sayıda 'sınav mağduru' bulunuyor
14/01/2007 (2808 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)

BAŞLARKEN
Romatizma, vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kasları, kemikleri, eklemleri tutan, ağrı ve hareketlerin kısıtlanmasına yol açan, kimi zaman şekil bozukluğuna dek varabilen bir hastalık. 200'e yakın hastalığı kapsayan romatizma, yaygın inanışın aksine sadece yaşlılarda değil, çocuklar dahil her yaş grubunda görülüyor. Romatizma hastalığını ilginç kılan bir özellik de nedeninin tam olarak bilinememesi. Bazı romatizma türleri ise yaşam boyu sürüyor. Hastalığın zor tarafı özellikle neden olduğu ataklar. Romatizmanın alevlendiği dönemde oluşan ataklar kişiyi zorluyor. Üstelik atakların ortaya çıkması hastanın davranışından veya yaptığı hatalardan kaynaklanmıyor. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese de kişinin günlük yaşamını ağrısız ve rahat geçirmesini amaçlıyor. Masa başında çalışma alışkanlığı, bilgisayar kullanımı, beslenme ve stres de hem romatizmanın görülme sıklığını artırıyor, hem de hastalığı olanların kötüleşmesine yol açıyor. Özellikle çocuklarda artan romatizma dikkat çekici. Sınavlar, kurslar, okul üçgenindeki yaşam ve üstelik de oyun olarak da çoğunlukla bilgisayar veya play station tercih edilmesi yumuşak doku romatizmalarının sık görülmesine yol açıyor. Bu yazı dizisinde romatizma nedenlerini, türlerini ve hastaların yaşamını kolaylaştıran önerileri bulacaksınız.

Romatizmayı babaannenizin hastalığı olarak tanıyorsanız bilgilerinizi gözden geçirin. Çünkü bebeklikten yaşlılığa kadar her yaş grubunda görülüyor. Psikolojik kökenli romatizmaların çocuklarda sıklaştığını belirten Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Huri Özdoğan, "Stres, sınavlar, kurslar, hep bir şeyleri yapma, bir yerlere yetişme, başarılı olma, ayakta kalma telaşı psikolojik kökenli romatizmaların artışında etkili" diyor. Özdoğan, romatizmayla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Romatizma nedir?
Romatizma deyince, genelde hareket sistemimizde ağrı ve hareket kısıtlığı gibi yakınmalara yol açan hastalıkları anlıyoruz. Hareket sistemi derken de temel olarak eklemleri, eklemler etrafında bulunan bağları, kirişleri, 'bursa' denilen kesecikleri, kasların kemiklere yapışma yerlerini, kasları, kemik ve bağ dokusunu anlıyoruz. Bu dokuları ilgilendiren sorunlar da romatizmal hastalıklar başlığı altında toplanıyor. Günlük kullanımda ise romatizma denince insanlar genellikle boyunda, belde, sırtta, kol ve bacaklarda ortaya çıkan, yağmurun geleceğini önceden haber veren ağrıları anlatmaya çalışıyorlar.
Birden fazla romatizma mı var?
Elbette. Tanımlanmış 200 civarında romatizmal hastalık var. Bunlardan birincisi yumuşak doku romatizmaları (fibromiyalji, dirsek, omuz, diz bağlarının hastalıkları), ikincisi zaman içinde dokunun yıpranması ve zedelenmesiyle ortaya çıkanlar (örneğin ostoeartroz ya da kireçlenme), üçüncüsü iltihaplı romatizmalardır. İltihaplı romatizmaları, eklemi tutanlar (romatoid artrit, ankilozan spondilit), bağ dokusu ve damarları tutanlar (örneğin sistemik lupus eritematosus, skleroderma, Behçet hastalığı) olarak sınıflayabiliriz.
Romatizmal hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştıran faktörler var mı ?
Örneğin güneş ışığının hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabilir. Özellikle kemik gelişiminde güneşin rolünün önemi biliniyor. Bazı romatizmal hastalıklarda ise (sistemik lupus eritematosus gibi) güneş, hastalığın ortaya çıkmasını veya alevlenmesini tetikliyebiliyor. Bebeklikten itibaren doğru beslenme çok önemli. Hormonal faktörlerin de rolü var. Bazı hastalıkları, hamilelik ya da doğum da tetikleyebiliyor. Örneğin romatoid artritli bir kadın hamilelik döneminde hiç olmadığı kadar rahat edebiliyor ama doğumdan sonra hastalık 'ben buradayım' diyor.
Bazı romatizmaları, bazı bölgelerde daha sık ya da daha seyrek olarak görebiliyoruz. Ayrıca stresin hastalıkların ortaya çıkmasında ya da şiddetindeki etkisinden de söz edilebilir.
Romatizmanın görülme sıklığı nedir?
Değişik romatizmal hastalıkların sıklıkları da farklı doğal olarak. Ancak hepsini birden değerlendirirsek her 10 kişiden 3'ünde romatizmal bir sorun olduğu söylenebilir.
Modern hayat romatizmayı artırdı mı?
Hareket sistemindeki ağrı, hayat kalitemizi bozan rahatsızlıklara yol açıyor. Neredeyse 10 kişiden sekizi hareket sistemiyle ilgili olan bel, boyun, sırt, el ağrıları, uyuşma, yanma, karıncalanma gibi sorunlar yaşıyor. Psikolojik sorunlar da romatizmada etkili. Uyku kalitesi ağrıların şiddetiyle yakından ilgili. Çocuklarda psikolojik kökenli romatizmalara giderek daha sık rastlıyoruz. Hayat koşullarıyla bağlantılı olarak artıyor bu ağrılar. Stres, sınavlar, kurslar, hep bir şeyleri yapma, bir yerlere yetişme telaşı, başarılı olma, ayakta kalma telaşı bunda etkili.
Romatizma kadınlarda dahı mı fazla?
Kadınlarda daha fazla ancak fibromiyalji denen romatizmanın erkeklerde tedavisi daha güç. Çünkü kadınlar yardım istemeye daha yatkın. Erkekler, kabullenmekte, doktora gelmekte zorlanıyor. İltihaplı romatizma, çoğunlukla kadınlarda görülüyor. Ankilozan spondilit adlı romatizma türü ise erkeklerde daha fazla. Behçet hastalığı erkeklerde daha ağır seyrediyor. Gut erkeklerde daha sık, ancak kadınlarda menopozdan sonra daha fazla görülüyor. Çünkü menopoz döneminde hormonal değişimler oluyor. Bazı romatizmalar hamilelik sırasında ve sonrasında ortaya çıkabiliyor.
Romatizma kaç yaşında görülebilir?
Genetik faktöre bağlı olanlar çocuklukta, bazı organlarımızı daha fazla kullanmaya bağlı olanlar ise ileri yaşlarda ortaya çıkıyor.

Çok fazla ev işi yapmak da riskli
Romatizmanın nedeni nedir?
Tek bir nedeni yok. Nedenini bildiklerimizin yanında bir çoğunun da nedenini bilmiyoruz. Bildiklerimizin arasında genetik altyapı çok önemli. Mekanik nedenlerin, özellikle bazı yumuşak doku romatizmalarına yol açtığını biliyoruz. Düşme-çarpma dışında benzer bir hareketi uzun süre ve sık olarak yapmak da eklem ve çevresi dokuları zedeleyerek ağrıya yol açabilir. Örneğin sürekli bilgisayar kullanmak elde, elbileğinde, kol ve omuzda ağrı yapabiliyor. Bazı ev işleri, örneğin çokça halı, cam, yer silmek, halı silkmek gibi özellikle hanımlarımızın sıkça yaptığı işler de dirsek, omuz, boyun diz ağrılarına ve lokal romatizmal problemlere yol açabiliyor. Mikroplara bağlı romatizmalar da var. Metabolik bazı durumlar da eklemlerde iltihap ve dolayısıyla ağrıya neden oluyor. Ürik asit metabolizmasındaki bazı bozukluklardan kaynaklanan gut hastalığı buna örnek. Doğumsal eklem ve büyüme plağı sorunları da zamanla ciddi ağrı ve hareket bozukluğuna yol açabilir. Bu başlık altındaki hastalıkların önemli kısmının nedenini hala kesin olarak bilmiyoruz. Bağışıklık sistemi normalde bize ait olan yapılar ile olmayanı ayırt etmek üzere programlanmıştır ve bu sistem bizi düşmanlara karşı korur. Nedenini bilmediğimiz bazı durumlarda iç düşmanlarımızla mücadelede sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu iç düşman bazen tiroid bezinde olabiliyor, pankreasda olursa diabete yol açabiliyor, bazen de eklem ve bağdokusuna savaş açıp romatoid artrit gibi romatizmal hastalıklara neden oluyor. Yani dost da düşman da aynı bedende bulunabiliyor. Romatizmal hastalıklarda zannedildiği gibi genel bir bağışıklık eksikliği söz konusu değil. Hastalar, yanlış bir inanışla bağışıklık eksikliği olduğunu düşünüp panikliyor ve piyasada da bolca bulunan bir çok üründen medet umuyor
Genetiğin rolünü biraz daha açıklayabilir misiniz?
Bazı romatizmal hastalıklarda genetik altyapı çok önemli. Çoğunlukla bir bireyinde iltihaplı romatizma olan ailelerin başka bir bireyinde de benzeri bir hastalık görülme riski artıyor. Birebir anne ya da babadan geçenler ise nadir. Belirlenmiş bir genetik bozukluğa bağlı olan Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) gibi hastalıklar var.

YARIN: Risk faktörleri
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13.09.07, 23:52
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (2)

Soğuk ve nemli hava sanıldığı gibi romatizma yapmıyor. Yağmurdan önce başlayan ağrılarınız varsa sevinebilirsiniz. Çünkü bu romatizmanızın ağır olmadığı anlamına gelir
15/01/2007 (2291 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Romatizma deyince akla hemen kaplıcalar geliyor. Çünkü pek çok romatizmalı iyi geldiğini düşünerek soluğu şifalı sularda alıyor. Oysa kaplıca her romatizmaya iyi gelmiyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Huri Özdoğan, "Sıcak, özellikle iltihaplı romatizması olanları kötüleştiriyor. Ağrılı bölgeye buz konulmalı" diyor.
Romatizma hastalığında yatkınlık söz konusu mu?
Evet, yatkınlık var. Buna tıp dilinde 'uygun konak' deniyor. Doğduğumuz andan itibaren belirlenen şeyler var. Yani aslında kodlanmış olarak doğuyoruz. Örneğin belli doku grupları taşıyan insanlarda belli hastalıklar daha fazla görülebiliyor. Diyelim ki 'HLA B27' denilen doku grubunu taşıyorsanız ankilozan spondilit hastalığına yakalanma riskiniz bunu taşımayan bir kişiye oranla birkaç misli artıyor. Behçet hastalığı ve romatoid artritte de böyle bir ilişki var.
Soğuk hava romatizma yapar mı?
Bu çoğunlukla yanlış bilinen bir konu. İnsanlar 'Evimde nem vardı romatizma oldum' veya 'Bodrum katında yaşadığım için oldu' diye yakınmalarını buna bağlayabiliyor. Soğuk ve nem, belli bir derecede olan ağrıyı algılamamızı kolaylaştırıyor, yoksa hasta olmayan bir kişide romatizma ortaya çıkarmıyor. Sadece ağrıyı algılamayı etkiliyor. Romatizma çok soğuk iklimde de sıcak iklimde de oluyor. Soğuk, sadece ağrının daha fazla hissedilmesine yol açıyor.
Romatizması olanlar soğuk ortamlarda bulunmamalı mı?
Böyle ortamlarda ağrılarını daha fazla hissedebilirler. Onun için kendilerini rahat hissedecekleri ortamı seçmeliler. Ancak soğuk, nemli yerde yaşadıkları için hastalığın ilerlemediği bilinmeli.
Yağmur öncesi hastada ağrı olur mu?
Eğer bir hasta size yağmuru önceden hissettiğini, ağrı ve sızısı olduğunu söylüyorsa bu iyiye işarettir. Çünkü bu, yakınmanın altında kötü bir romatizma olmadığı anlamına gelir. Sadece havadaki nem miktarının artışı ağrı algılamasını etkileyebilir, kolaylaştırabilir. Yağmur öncesi ağrıları olanlar genelde masajdan, kaplıcadan hoşlanır.
Kaplıcaların olumlu etkisi var mı?
Sıcağın iyi olduğu ve olmadığı romatizma türleri var. Çünkü romatizma tek bir hastalık değil. İltihapsız romatizmalarda kaplıcalar işe yarayabilecek bir yöntem.
Ama iltihaplı romatizmalar için kaplıcalar kesinlikle zararlı. Hele de hastalığın aktif olduğu, şişlik ve ağrının meydana geldiği dönemlerde kesinlikle kaçınılmalı. Çünkü ısı, kanlanmayı artırıyor, daha çok iltihap hücresi bölgeye hücum ediyor ve hastalık alevleniyor. Sıcağın aksine soğuk uygulanması gerekir. Hastalık aktif dönemdeyken, eklem şişken buz konulması iyi gelir. Toplumda bir yanlış anlama var. Hastalar, havuza girip sıcak suyun kendilerini iyileştirmesini bekliyor. Sıcak su doğal olarak kasları gevşettiği için ağrıları azaltıyor. Halbuki havuzun mantığı hareket etmektir. Hareketle kasları güçlendirip, ağrıyı azaltmak hedeflenir. Su terapisi çok önemlidir, kimi durumlarda ilaçtan bile etkilidir.
Romatizmada atak dönemi olur mu?
Bu hastalık genellikle süreğendir. Başlar ve genellikle yaşam boyu sizinle olur. Halk arasında romatizmal hastalıklar öldürmeyen ama süründüren hastalıklar olarak tanımlanır. İltihaplı romatizmalarda bu daha sık görülür. Hastalığın daha aktif olduğu ve sakinleştiği dönemler vardır. Romatoid artrit buna örnektir. Günümüzde uyguladığımız tedavilerle hastalığı kontrol altına alıp sakin dönemleri çok uzatabiliyor ve hastaya zararı çok azaltabiliyoruz. Bazı romatizmalar ise ataklarla gider ve atak aralarında hasta normale döner. Gut, FMF (Ailesel Akdeniz Ateşi) bu tip romatizmalardandır.
Hastanın yaşam tarzı alevlenme dönemini sıklaştırır mı?
Birebir değil. Diyelim ki bel rahatsızlığınız var; egzersiz yapmaz, öğretilen şekilde eğilip kalkmazsanız alevlenme dönemini başlatabilirsiniz. Ancak iltihaplı romatizmalarda birebir etki söz konusu değil. Stresin etkisi hep söylenir. Stres, vücuttaki hormonları etkileyip tetikleyebilir. Araya giren enfeksiyon hastalıkları da buna yol açabilir. Örneğin her şey yolundayken hasta grip olur, ateşi çıkar bu arada romatizmal hastalığı da alevlenebilir.
Romatizmada risk faktörleri neler?
Genetik yatkınlık, mikroorganizmalar, beslenme, stres, yaş, kadın olmak, hamilelik ve doğum, menopoz, güneş ışığı (belli romatizmaları ortaya çıkarabiliyor), hareketsizlik, yanlış çalışma koşulları, büroda oturarak çalışma ve bazı ilaçlar risk faktörlerindendir.
Romatizmadan korunmak mümkün mü?
Hangi romatizma olduğuna bağlı. İltihaplı romatizmalar için bu geçerli değil. Yaşam koşullarını düzeltmek, egzersiz yapmak çok faydalı. Yüzme tüm vücudu çalıştırdığı için önerilebilir. Özellikle sırt, karın, bel ve bacak kaslarının güçlendirilmesi önemlidir. İyi bir 'kas korsesi' (güçlü kas yapısı) olan kişinin ciddi bel ağrısı yaşaması söz konusu olmaz.


Çocuğu romatizmadan spor korur
Bel ağrılarının çok az bir kısmı, iltihaplı romatizmaya ya da ciddi disk sorunlarına bağlıdır. Geri kalanı değiştirilebilen faktörlerden kaynaklanır. Uygun kiloda olmak çok önemli. Çok doğum yapan kadınların karın kası gevşer. Kilo alırsa bel çukuru derinleşir, bu durumda ağırlık merkezi öne kayar. Bunun da tedavisi kilo verip sırt ve karın kaslarını güçlendirmektir. Ancak böyle bir şeye erken başlamak gerekir. Beş doğum yaptıktan sonra başlarsanız bunu başarmanız zaman alır. Şimdiki çocuklar kurslar, sınavlarla yaşıyorlar o nedenle acınacak haldeler. Hiç oyun oynamıyorlar, oyun diye gittikleri basketbol da, yüzme de kurs. Bize bu şekilde çok sayıda ağrılı çocuk geliyor. Vücutları iyi yetişmiyor. Bu çocuklara erken yaşta spor yaptırılmalı, oyun oynamalarına izin verilmeli.

Kolay hareket etmek o kadar zor değil
Hareket sırasında dikkat etmeniz gerekenler:
Sandalyeden kalkmak: Yüksek ve kollukları olan bir sandalye kullanın. Kalkarken sandalyenin kenarına doğru gelin, hafif öne eğilin ve avuç içlerinizle kolluklardan destek alarak kalkın.
Yataktan kalkmak: Yatağın kenarına doğru kendinizi kaydırın. Ayaklarınızı yataktan sarkıttıktan sonra ağırlığınızı ellerinize verip vücudunuzu döndürerek oturur pozisyona gelin. Hafifçe öne eğilerek ayaklarınızın yere değdiğinden emin olun. Ellerinizle kendinizi iterek yataktan kalkın.
Merdiven çıkmak: Basamakları birer birer ve hastalıktan etkilenmemiş bacağınızla çıkmaya başlayın.
Ev içinde hareket etmek: Ev kazalarından korunmak için yavaş ve dikkatli hareket edin. Yürümeye yardımcı aletler kullanabilirsiniz. En uygun aleti önermesi için doktorunuzla görüşün.
Alanınızı organize edin: İşe başlamadan önce kullanacağınız tüm malzemeleri en az eforla ulaşabileceğiniz uzaklığa koyun.
Malzemeleri kullandığınız yerde bulundurun: Çamaşır makinenizin yanında deterjanınız olsun, temizlik malzemelerinizi hem mutfakta, hem de banyoda bulundurun, her telefonun yanına kâğıt ve kalem koyun. İş yaparken en kuvvetli eklem ve kaslarınızı kullanın: Yerden bir şey kaldırırken dizlerinizi bükün. Sırt çantası kullanın. Kapıları, elinizle değil omuz veya kalçanızla iterek açın.
Pozisyonunuzu sık sık değiştirin: İş aralarında düzenli olarak germe ve gevşeme hareketleri yapın. Kas ve eklemlerdeki sertliği, gerginliği azaltmak için bulunduğunuz iş ortamında ufak yürüyüşler yapın.
Araba kullanmak: Havalı direksiyon, otomatik vites, ayarlanabilir koltuk, otomatik cam özelliği olan araçları tercih edin. Geniş açılı ayna boyun hareketlerinizi azaltır. (Kaynak: Romatizma Çalışma Grubu)

YARIN: Romatoid artrit
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13.09.07, 23:52
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (3)

Romatoid artritte, sigara, kahve içmek, şişman olmak da risk faktörü oluşturuyor. Hiç doğum yapmayan kadınların da risk grubunda yer aldığı belirtiliyor
16/01/2007 (2438 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Sabah yataktan kalkarken tutuksanız, ufak eklemlerinizde ağrı, şişlik varsa, romatoid artritiniz olabilir. Tedavi edilmediğinde hastalığın sakat bırakabileceğini vurgulayan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Huri Özdoğan, hastaları uyarıyor.
Romatoid artrit nedir?
En sık görülen iltihaplı romatizmaların başında geliyor. Orta yaş kadınlarda görülen daha çok küçük eklemleri (el, ayak parmak eklemleri, el bilekleri...) tutan bir romatizma.
Romatoid artrit nasıl oluşur?
Romatoid artrit 'otoimmün' denilen hastalıklar grubuna girer. Bağışıklık sisteminin belli bir noktasının ezberi bozuluyor ve kendine ait bir yapıyı düşman olarak algılıyor. Hastalıkta düşman, kendi savunma hücreleridir (immün globülin). Bu saldırı özellikle eklem zarında oluşur ve bölge birden savaş meydanına döner. İltihap hücreleri eklem zarına akın eder. Kanlanma artar, savaşan hücrelerden açığa çıkan sitokinler (iltihap aracıları) ortalığı daha da karıştırır ve giderek eklem içinde sıvı artışı olur. Bu duruma, yani eklem iltihabına artrit diyoruz. Eklem zarı giderek büyür ve parmaksı yapılar oluşturur. Bu yapılar eklem kıkırdağını yok eder ve ekleme komşu kemik içinde ufak kistler yapar. Böylece eklemin hareketi ileri derecede bozulur. Süreç yavaş yavaş ilerler ve en sonunda eklem hareket edemez. Tipik şekil bozuklukları ortaya çıkar. Ellerde en sık görülenleri 'kuğu boynu' ve 'düğme deliği' diye isimlendirilir. Parmak bağlarının zarlarının iltihaplanmasından dolayı da parmaklar dış tarafa doğru kayar. Kişinin onları günlük hayatta kullanmasını engelleyecek kadar sakatlıklara yol açabilir. Doğal olarak bu tedavisi iyi yapılmayan hastalar için söz konusu.
Nasıl başlar? Belirtileri nelerdir?
Hastalık sinsi başlar. Ufak eklemlerde ağrılar, yumruk yapmada zorluk, sabahları eklemlerde tutukluk hissi gelişir. Hasta eklemlerinin giderek şiştiğini hisseder. Nadir olarak hastalığı ani başlayanlar da olabilir. Bazen bir çok eklemde değil, bir-iki ekleminde ağrı ve şişmeyle başlayan, hekimin kafasını karıştıran başlangıç dönemleri de olabilir. İltihaplı romatizmaların çoğunda bildiğimiz bir özellik var; hastalar genellikle sabahları daha kötü ve tutuk olurlar. Bu durum, uyandıktan sonra yarım saat ya da daha fazla sürer. Hareketle yavaş yavaş açılır. Buna 'sabah sertliği' ya da 'sabah tutukluğu' diyoruz. Eğer sabahları yarım saat süren tutukluk varsa, el-yüz yıkamak, saç taramak, diş fırçalamakta zorlanılıyorsa ve bu bir süre devam ediyorsa ciddiye alınmalı.
Risk faktörleri nelerdir?
Genetik altyapı en büyük risk faktörü. Gelişmiş ülkelerde daha sık görülüyor. Sanayileşmiş ülkelerdeki çevresel faktörler, hava kirliliği, gıdalardaki katkı maddelerinin bazı dokuları bozarak, şekillerini değiştirerek onları daha antijenik, yani kendine yabancı bir yapıya dönüştürebileceği düşünülmekte. Hormonlar da risk faktörü. Ağırlıklı olarak kadınlarda görülüyor. Hamilelik sırasında hastalık sessizleşebilir. Ancak süt verme döneminde ortaya çıktığı ya da yeniden alevlendiği gözlenmiştir. Hiç doğum yapmamış kadınlarda riskin daha fazla olduğu düşünülmekte. Şişmanlık, sigara, kahve tüketimi risk faktörleri arasında. Zeytinyağı ve balıkyağının koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar da var.
Hastalık hangi bölgeleri tutuyor?
El ve ayaklardaki küçük eklemleri sever. El bilekleri, dirsekler, diz, omuzlar da tutulur.
Omurgadaki eklemler, boyun hariç, pek hastalığa katılmaz. Bu, romatoid artriti, sık görülen ve iltihaplı romatizmal hastalık olan ankilozan spondilitten ayırır. Eklemler dışında başka sistemlerde de iltihap olabilir. Örneğin gözlerde, ağızda kuruluk, yine gözlerde iltihap oluşabilir. 'Romatoid nodül' denen vücudun belli yerlerinde ortaya çıkan sertlikler gelişebilir. Bazen damar, akciğer tutulumu olabilir. İyi tedavi edilmeyen hastalarda böbrekleri bozabilir.
Hastalığın seyri nasıldır?
Kronik bir hastalık ve sizinle ömür boyu yaşayacağını bilmeniz gerekiyor. Zaman zaman alevlenme, bazen de sessizleşme dönemleriyle seyreder. Eskiden tedavi kolay değildi ama artık erken tanı ve iyi tedavilerle yaşam kalitesi çok düzeltilebiliyor. Artık ilk bulgular ortaya çıkar çıkmaz başlanan tedavilerle eklem yüzeylerinin bozulması engellenebiliyor.
Romatoid artrit nasıl tedavi ediliyor?
Önce ilaç tedavisi uygulanıyor. İlaçlar iki grupta toplanıyor. Biri kısa etkili ve daha çok günlük ağrıyı gidermeye yönelik. Kesin tedavi özelliği yok. İkinci grup ise uzun etkili. Hastalığı esas tedavi ettiği düşünülen ilaçlar bunlar. Bazı hastalarda bu ikinci gruptaki ilaçların birkaç tanesini birlikte de kullanabiliyoruz. Uzun etkililer arasında eskiden daha çok kullandığımız 'altın preparatları' da var. Neredeyse son 20 yıldır hastalarımızı en çok 'metotreksat' denen ve kanser tedavisinde de uygulanan ilaçtan haftada bir kez çok düşük dozlar vererek tedavi ediyoruz. Bu ilacın yaygın kullanımıyla hastalığın seyri çok değişti. Son yıllarda yaygın kullanmaya başladığımız 'biyolojikler' adlı pahalı ilaçlar var. İltihap aracılarını hedef alıp etkisiz hale getiriyorlar. Bu grup ilaçları her hastada kullanmak gerekmiyor. Enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. En ciddi yan etkileri de bazı mikroplara karşı direnci azaltmaları. Kortizonu, romatoid artritte genellikle ufak dozlarda kullanıyoruz.


Stres, romatoid artriti azdırır, uzak durun!
Romatoid artrit hastası özellikle nelere dikkat etmeli?
Kişi, hastalığı hakkında bilgi sahibi olmalı, çünkü onunla birlikte ömür boyu yaşayacaktır. Çaresiz bir hastalık olmadığı hastaya anlatılmalıdır. Uzun süre ilaç kullanılması gerekiyor. Belli ve düzenli aralıklarla doktor kontrollerini ve tahlillerini yaptırmalı. Hem ilaç kullanımı hem de hastalığın etkilerinin değerlendirilmesi için bu gerekli. İltihaplı dönem atlatıldıktan sonra hemen egzersizlere başlanmalı. Eklemler, kaslar ne kadar güçlü olursa hastalığın zarar vermesi de o kadar önlenebilir. Birebir romatizmayı etkileyen besinler yok. Tabii ki dengeli beslenmenin her hastalıkta olduğu gibi romatizmada da rolü var. Fazla kilo, hastalığı olumsuz etkiliyor. Hasta fazla kiloluysa kesinlikle zayıflamalı. Stresli dönemlerde romatizmal yakınmaların arttığı biliniyor. Bu anlamda stresten uzak durmak önemli. Ancak zaten ağrıları olan ve "Gelecekte sakat mı kalacağım?" gibi korkuları olan bir hastaya stresten uzak dur demek, ondan çok zor bir şey istemek anlamına geliyor. Böyle durumlarda psikiyatrik destekten hastalar çok yarar görüyor. Hastalığıyla nasıl başa çıkacağını öğrenmek hastanın yaşamını kolaylaştırıyor. Son olarak erken tanının ve iyi bir tedavinin önemini bir kez daha vurgulamak gerekiyor.

YARIN: Çocuklarda romatizma
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13.09.07, 23:52
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (4)

Bazı romatizma türleri çocuğun boyunun uzamasını, kilo almasını engelleyerek büyümeyi yavaşlatıyor. Bazılarında ise stresle birlikte yakınmalar artıyor
17/01/2007 (4233 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Çocuğunuz, geceleri ağlatan bir ağrıyla uyanıp gündüz düzeliyorsa romatizması olabilir. Bu durumda büyüme ağrılarından şüphelenin. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Huri Özdoğan, iltihaplı romatizmaların azdığı dönemde çocukta gelişmenin yavaşladığını söylüyor.
Çocuklarda gerçekten romatizmal hastalıklar görülür mü?
Her yaşta görülen romatizmal hastalıklar olduğu gibi sadece belli yaşların hastalıkları da vardır. Bundan çocuklar hatta bebekler bile nasibini alıyor. Yine de çocuk romatizmal hastalıkları sıklık açısından erişkin yaşlara oranla çok daha azdır.
Çocuklarda görülen türler neler?
Erişkinlerdeki gibi iltihapsız ve iltihaplı romatizmalar vardır. İltihapsız olanlar 'ağrı sendromları' başlığı altında toplanır:
Büyüme ağrıları: Özellikle 3-10 yaşlarıda daha sıktır. Çocuk sıklıkla bacak ya da kol ağrısından yakınır. Bazen onu ağlatacak kadar fazla olabilir. Genellikle gece ortaya çıkan ağrılardır, sabah hiçbir şey olmamış gibi ağrısız uyanır. Gün boyunca da rahatlıkla koşar, oynar. Ağrı anne ya da babanın o bölgeye masaj yapmasından sonra rahatlar. İltihaplı romatizmalarda ise kesinlikle elletmez. Çocuğunuzun büyüme ağrısı olup olmadığını böylece ayırt edebilirsiniz. Bunlar zamanla kaybolur ve ileri yaşlarda da ciddi sorunlara yol açmaz.
Fibromiyalji: Yetişkinlerde görülmesine rağmen başta ergenlik çağındaki kızlar olmak üzere çocuklarda da giderek daha sık görülüyor. Çocuk, yaygın kas-iskelet ağrılarından ve yorgunluktan yakınır. Muayenede yumuşak dokularda hassas ağrılı noktalar saptanır. Çocuğun uyku sorunları olabilir. Stresli dönemde yakınma artar ve okula devamını etkileyebilir.
Çok elastik bağ dokusu: Eklemleri çok elastik olan çocuklar vardır. Bunlar genellikle kızlardır. Avuçlarını eğilerek kolaylıkla yere bastırabilirler. Dirsekleri, el bilekleri, parmak eklemleri normalden daha fazla hareket edebilir. Bu çocuklarda da kol, bacak ağrıları olur. Gevşek bağ dokuları nedeniyle sık burkulmalar ortaya çıkar, nadiren eklemlerinde iltihapsız gelip geçici sıvı toplanabilir. Egzersizlerle bu dokuların güçlendirilmesi gerekir.
Psikojenik ağrılar: Bu çocukların genellikle 'her tarafları' ağrır. Fizik muayene ve laboratuvar testleri de normaldir. Fiziksel bir sorun olmadığı anlaşılınca çocuğa ve aileye durum anlatılmalı, gerekirse psikolojik destek verilmeli. Yoksa aileler doktor doktor dolaşmaya devam eder.
Omurga eğrilikleri: Özellikle hızlı büyüme dönemlerinde omurgada bazı eğrilikler ortaya çıkabilir. Çok şiddetli ağrı yapmadığı için geç fark edilebilir. Ya-na olan eğriliklere skolyoz, arkaya doğru olanlara ise kifoz diyoruz. Erken fark edilip gerekirse korse kullanmak ve yoğun egzersiz programlarıyla tedavi edilebilir. Hızla ilerleyen eğriliklerde cerrahi girişim gerekebilir.
Osteonekroz: Çocuklarda sık görülen bir ağrı nedeni. Doğumda kemik, daha çok kıkırdaktan oluşan, zamanla mineralize olup daha dayanıklı kemiğe dönüşen yumuşak bir dokudur. Bazı çocuklarda kemikleşmenin başladığı merkezlerde kan dolaşımı kaybolur ve ağrı ortaya çıkar. En sık diz altındaki kemiksi çıkıntıda, topukta, omurlarda ve kalçada görülür. Ciddi bir hastalık izlenimi uyandırsa da kalça ekleminin yaygın tutulumunun olmadığı durumlar dışında hastalık iyi sonuçlanır.
Çocuklarda sık görülen iltihaplı romatizmalar hangileridir?
Çocuklarda, erişkinlerde görülen iltihaplı romatizmaların neredeyse hepsini görmek mümkün (romatoid artrit, sistemik lupus eritematosus, skleroderma, vaskülitler, behçet hastalığı gibi). En sık görülenler akut eklem romatizması (akut romatizmal ateş), jüvenil romatoid artrit ve Ailesel Akdeniz Ateşi'dir (FMF).
Akut eklem romatizması ile kalp romatizması aynı hastalık mı?
Evet ikisi de aynı. Hastalığın en çok tuttuğu iki sistemi anlatıyor esasında. 70'li yıllardan önce hem ülkemizde hem de dünyada çok sık görülen bu hastalık herkesi ürkütmüş. Onun için günümüzde artık sıklığı azalmış olmasına rağmen eklem ağrısı olan her çocukta hekimler öncelikle bu hastalığı düşünürler hâlâ.
Bu romatizmada belirtiler nelerdir?
Genelde 5-12 yaşındaki çocuklarda görülür. Önce 'A grubu beta hemolitik streptokok' (aileler beta mikrobu der) adlı mikrobun yol açtığı ateş, boğaz ağrısı ve bademciklerin şişmesiyle ortaya çıkar. İzleyen günlerde gezici tarzda eklem ağrısı, şişmesi ve hareket kısıtlığı ortaya çıkar. Bir eklem düzelirken diğeri tutulur. Tedaviyle birkaç günde eklemler düzelir ve kalıcı bir bozukluğa yol açmaz. Esas sorun hastaların bir kısmında ortaya çıkan kalp kapağı, kalp kası ya da kalp zarı iltihabıdır. Eklem tutulması olmadan da doğrudan kalp hastalanabilir. Hastalığa bağlı deri döküntüleri ve istemsiz hareketler olabilir.
Tedavisi var mı?
Elbette. Klasik olarak Aspirin, penisilin ve kalp tutulması varsa kortizon tedavisi uygulanır. En dikkat edilmesi gereken nokta hastanın yeniden aynı mikrop tarafından hastalanmasının engellenmesidir. Bu nedenle kalp tutulması olmayanlarda daha kısa, olanlarda ise daha uzun süreli aylık penisilin iğneleriyle koruma yapılır.
Korunmak için ne yapılabilir?
Kalabalık yerlerde yaşamak (kalabalık küçük evler, yatılı okul, kışla gibi) ile hastalık sıklığı arasında ilişki var. Hijyen koşullarına uyulması da çok önemli.



Böbrek yetmezliğine götüren 'Akdeniz ateşi'
Gelelim Ailesel Akdeniz ateşine. Bu hastalığa neden 'FMF' deniyor?
Ailesel Akdeniz Ateşi'nin(AAA) İngilizcesi olan 'Familial Mediterranean Fever' ismindeki kelimelerin başharfleri alınarak FMF olarak kısaltılmıştır.
AAA sık görülen bir hastalık mı?
Eklemleri de tutabilen bu genetik hastalık, Anadolu, Mezopotamya ve Kafkaslar'da yaşayanlarda, özellikle Türk, Ermeni, Yahudi ve Araplarda sık görülüyor. Birbiriyle savaşan bu insanlar esasında ortak bir genetik miras taşıyor. Türkiye'deki sıklığı 500 kişide bir gibi. AAA, hastaların yüzde 80'inde 20 yaşından önce başlıyor. Ortalama başlangıç yaşı beş civarında. Polikliniğimizdeki hastaların üçte birini oluşturuyor AAA.
Anne veya babadan mı geçiyor?
Genellikle anne ve baba taşıyıcıdır. Kendileri hasta olmadıkları halde hastalık yapan geni taşırlar. Çocuğun hasta olması için iki taraftan da bu geni alması gerekir. Sık sorulduğu gibi kimsenin 'hatası' değildir.
Hastalığın belirtileri neler?
Tekrarlayan ateş, eşlik eden şiddetli karın ağrısı, göğüs duvarına vuran, nefes almayı güçleştiren yan ağrıları ya da tekrarlayan eklem iltihabı ataklarıdır. Bunlar belli aralıklarla ortaya çıkar ve bir-üç gün sürdükten sonra tedavi edilmese de kaybolur. Karın ağrısı bazen o kadar şiddetlidir ki acil servislere başvurulur. Bu tablo apandisit ile karışabilir ve hasta ameliyat edilir. Hastaların neredeyse yarısının apandisleri yoktur. En çok ayak bileği iltihaplanır, şişer, kızarır ve çocuk yürüyemez. Birkaç gün veya bir hafta sonra her şey tamamen normale döner ve yine düz duvara tırmanır hale gelir. Bu bilgi, hastalığı diğerlerinden ayırabilmek için çok önemlidir. Tanı konulmamış veya yetersiz tedavi edilmiş ise hastaların özellikle böbreklerine ve bağırsaklarına amiloid denilen bir madde çöker. Yaşamı tehdit eder bir hale gelir hastalık ve böbrek yetmezliği yapabilir.
Tedavi için neler yapılmalı?
Tedavisi çok kolay, sorun tanı koymak. Yapılması gereken hastaların 'kolşisin' denen ilacı ömür boyu kullanmalarını sağlamak. Hamilelik ve süt verme dönemi de dahil tedaviye ara verilmemeli. Düzgün kullanıldığında ataklar kontrol altına alınır hem de böbrek yetmezliği riski ortadan kalkar. Hastalar artık normal bir yaşam sürebilir. İlacın çok az yan etkisi vardır.
Romatizma çocuğun gelişmesini etkiler mi?
Doğumsal bozukluklar, büyüme plağı sorunları yoksa iltihapsız romatizmalar gelişme bozukluğu yapmaz. İltihabın çok olduğu dönemlerde çocukların gelişmesi yavaşlar. Boy uzaması, kilo alması duraklar. Çocuğun yeniden boy atmaya başladığını görünce hastalığı kontrol altına aldığmızı görüp seviniriz.
Romatizmalı çocuklar aşı olabilir mi?
İltihapsız olanlarda sorun yok. İltihaplı romatizması olanlar kortizon, metotreksat gibi bağışıklığı baskıla-yan ilaçlar kullanıyorlarsa bazı aşılar sakıncali olabilir.

YARIN: Fibromiyalji
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 13.09.07, 23:52
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (5)

Vücutta dolaşan ağrıyla kendini gösteren fibromiyalji, çabuk öfkelenen veya hiç reaksiyon vermeyen insanlarda görülüyor. Hastalık, vardiyalı çalışanlar ile gecesi gündüzüne karışanlarda daha fazla
18/01/2007 (3859 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Uyku bozukluğu ve yorgunluktan şikâyetçiyseniz sorununuz fibromiyaji olabilir. Toplumun yüzde 30-40'ında görülen rahatsızlığın tedavisinin olmadığını belirten Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Merih Sarıdoğan, gecesi gündüzüne karışan insanların risk altında olduğunu söylüyor.
Fibromiyalji nasıl bir hastalık?
Yaygın bir kas hastalığı ve özellikle kadınlarda sık görülüyor. Psikosomatik hastalıklar grubunda yer alan fibromiyaljiye uyku sorunu olanlarda fazla rastlıyoruz. Genelde yorgunluk hali, uykusuzluk veya aşırı uyku, tüm iskelet sisteminde veya tüm vücutta yaygın ağrıyla ortaya çıkıyor. Çok çabuk öfkelenen veya bazı olaylar karşısında hiç reaksiyon vermeyen insanlarda daha fazla fibromiyalji. Dengesiz bir ruhsal durumdan söz ediyoruz aslında. Bu insanlarda zaman zaman öfkelenmeler veya reaksiyonsuz kalmalar kas gerginliklerine yol açıyor. Bunun üzerine uykusuzluk bindiğinde kaslar yeterince dinlenemiyor, gevşeyemiyor. Genelde bu insanlar sabahları yorgun oluyor ve kalkmaları çok büyük sorun oluşturuyor. Aslında uykusuzluk çekiyorlar ve iyi uyuyamadıkları için o yorgunluk gün boyu devam ediyor. Bu hastaları tamamen tedavi etmek mümkün değil.
Kadınlarda fazla olmasının nedeni ne?
Belki kadınlar çevre faktörlerinden biraz daha fazla etkileniyorlar, sorumlulukları daha fazla... Bunların üstesinden gelmek için daha güçlü bir yapıya sahip olmak gerekiyor. Kadınlarda sorumluluk fazla olduğu için 'hangi birini yetiştireceğim' derdiyle uyku kaçıyor. Aslında hangisinin neden olduğunu bulmak çok zor. Ya hastalıktan dolayı uykusuzluk oluyor ya da uykusuzluk olduğu için hastalık belirginleşiyor. Uzun süreli uykusuzluklar veya uyku bozuklukları zaman içinde kaslardaki gerginliğin hiçbir zaman geçmemesine ve yaygın ağrıya neden oluyor.
Fibromiyaljinin belirtileri nelerdir?
Yaygın ağrı, uyku bozuklukları, yorgunluk ve bunun yanında bağırsak sorunları, kabızlık, aşırı ishal de görülebiliyor. Zaman zaman ardı ardına ishal, kabızlık gelmesi bu hastalığın belirtisi olabilir. Ağrıya neden olan çok sayıda organik hastalık var. Tanı konabilmesi için bu hastalıklar bertaraf edilmeli. Fibromiyalji deyip geçiştirilmemeli, altta yatan önemli hastalıklar da olabilir.
Riskli olan meslekler var mı?
Düzensiz çalışanlarda daha fazla. Mesela vardiya usulü çalışanlarda uyku düzeni zamanla bozuluyor. Devamlı gece çalışan veya gündüzü gecesine karışan meslekler hastalık için bir risk faktörü.
Ağrı daha çok hangi bölgeleri tutuyor?
Sırt ön planda ama genel vücut ağrıları da söz konusu. Kol ve parmaklarda da olabiliyor.
Genetik geçiş etkili mi?
Her hastalık gibi yatkınlıktan söz ediliyor, ama çok faktörlü bir hastalık. Ailesel bir faktörün varlığı da bilinmeli. Kadın olmak ve düzeni olmayan mesleklerde çalışmak riskli.
Ağrıların arttığı dönem oluyor mu?
Genelde uyku bozuklukları beraberinde depresyonu da getiriyor. Ağrı, depresyon, uyku bozukluğu ve yorgunluğu daha çok karanlık havanın olduğu, dışarı çıkılmadığı mevsimlerde fazla görüyoruz. Soğuğun da etkisi var. Çünkü soğuk kas spazmına neden oluyor. Kış, hem karanlık hem de soğuk olduğu için hastalığı olumsuz etkiliyor.
Nasıl tedavi ediliyor fibromiyalji?
Tedavisi çok zor. Tedavi denilince bir hastalığın tamamen ortadan kaldırılması anlaşılmalı. Ama fibromiyaljide bu söz konusu değil ve tekrarlama çok fazla. Çünkü etken faktörleri ortadan kaldırmanız gerekiyor. Onun için de çok büyük bir silahınız yok. Genelde uyku bozuklukları ve depresyonla birlikte görüldüğü için ağrı kesicilerin bir faydası olmuyor. Sadece antidepresanlar kullanılıyor. Uyku yapan, uykuyu düzenleyen ilaçlarımız var. Yardımcı olarak ağrı kesiciler veriliyor. İlaç tedavisi dışında mümkün olduğunca hastaları egzersize yönlendiriyoruz. Vücudu yorarak uykuyu sağlamak için bol miktarda spor yapmalarını istiyoruz. Hasta egzersizleri yapıp altı ay-bir sene düzelebiliyor ancak daha sonra tekrar aynı şikayetlerle bize geliyor. Çok nükseden bir hastalık.
Hangi egzersizleri öneriyorsunuz?
Yürüyüş ve yüzme. Su, hem kas gevşekliği açısından iyi hem de depresif bulgularda yararlı. Yüzme daha zor bir spor ama, yürüyüş istenen zamanda ve yerde yapılabilir.
Birdenbire mi çıkıyor fibromiyalji?
Bir süreç içinde meydana geliyor. Özellikle tatillerde hastaların ağrıları giderilebiliyor. Çünkü güneş veya dinlenmek iyi geliyor.
Hangi yaş grubunda daha çok görülüyor?
Genç ve erişkinlerde daha çok rastlanıyor. Yaşlılarda fazla görülmüyor.
Fibromiyalji hastaları nelere dikkat etmeli?
Belirli saatlerde yatın, düzenli bir hayat kurun. Ne çok aşırı ne de az uyuyun. İyi uyku için odanın sıcaklığının optimal olması gerekiyor. Uykudan önce aşırı yemek yemeyin, ılık bir duş alın, çay, kahve tüketiminizi azaltın. Bunlar uykuya yardımcı olur.
Fibromiyajiden şüphelenen hastalar hastanelerin hangi birimlerine başvurmalı?
Romatoloji de ilgileniyor ancak, öncelikle fizik tedavi ve rehabilitasyon birimlerine başvurmaları gerekiyor.



Bu romatizma beli büken cinsten!
Sanatçı Suna Pekuysal ve deprem uzmanı Ahmet Mete Işıkara'nın hastalığı olarak bilinen ankilozan spondilit'i Acıbadem Bakırköy Hastanesi'nden romatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Karaaslan anlattı.
Ankilozan spondilit nedir?
İltihaplı romatizma sınıfına giren bir hastalık, ancak neden başladığını bilmiyoruz. Muhtemelen genetik altyapısı uygun bir kişide bir dış faktörün etkisiyle bağışıklık sistemi yanlış çalışmaya başlıyor. Bunun sonucunda eklemlerde birtakım sıkıntılar oluşuyor. Ankilozan spondilitte bu sıkıntı, kural olmamakla birlikte bel bölgesindeki eklemlerde, yani leğen kemiğiyle omurganın birleştiği bölgede oluşur. Bazen dış bir faktör (mikrop) vücuda girerek hastalığı başlatıyor.
Daha çok kimlerde görülüyor?
Erken yaşlarda (20'ler) başlar. Hasta yatakta rahat dönemez. Bunu yapmaya kalktığında bile bel ağrısı olur. Sabah yataktan kalktığında şiddetli ağrısı vardır. Ağrı, birkaç saat içinde de açılabilir, gün boyu da sürebilir. Ağrı bir gün sağ kalçadaysa, ertesi gün solda olabilir. Genç bir hastada bel ağrısı uzun süredir devam ediyor, geçmiyor ve çeşitli araştırmalara rağmen sebebi bulunamıyorsa mutlaka ankilozan spondilit sorgulanmalı.
Bu hastalıkta omurga eğriliyor mu?
Esasında eğrilmiyor. Omurga hareket edebilen bir yapı. Hastalıkta kemik arasındaki boşluk kemik bağlarıyla doluyor, omurga sopa haline gelebiliyor.
Kişiden kaynaklı risk faktörleri var mı?
Risk faktörü yok. Genetik etkili ama dış faktörlerin de payı olabiliyor. Hastalıktan korunmak söz konusu değil. Olacaksa engellenemez.
Hastalığın ilerlemesini ne belirliyor?
Her ankilozan spondilit hastasının hareketi kısıtlanacak, beli kamburlaşacak diye bir durum yok. Hastalığın yavaş ve hızlı ilerleyen tipleri var, ancak bunu öngörmemizi sağlayacak bir şey yok. Sadece hastalığın başlaması, ilaca verilen yanıt bize fikir verir ve ona göre müdahale ederiz. Artık elimizde mükemmel tedaviler var. Ancak ne yazık ki bazıları ulaşılabilir bazıları da ulaşılamaz derecede pahallı.
Hastalık tamamen tedavi edilebiliyor mu?
Ağrı kesicilerle egzersiz dışında uygulanan 'saldırgan' tedaviler var. Bu görüşe göre daha hastalık başlarken hızlıca birkaç çeşit ilaç verip tedavi edilmeli. Genel uygulama ise hafif vakalarda egzersiz ve ilaç kullanılması yönünde. Hastalık kontrol edilemiyorsa pahallı ilaçlara geçilmeli. Hasta durumunun iyi olduğunu düşünüp doktora gitmezse altın dönemini kaçırabilir. Çok ileri vakalarda hastanın hayat kalitesini artırmak için bir miktar düzeltici cerrahi yapılabiliyor. Sık doktor değiştirilmemeli, çünkü o zaman teşhis de tedavi de gecikiyor.

YARIN: Bel ve boyun ağrıları
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13.09.07, 23:53
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (6)

Bel ve boyun ağrıları daha çok, oturma, duruş ve çalışma biçimine bağlı olarak oluşuyor. Boyundaki ağrılar zaman zaman beynimizi de etkileyerek tehlike yaratabiliyor. Klasik yastıklar boyna, kilo ise bele zarar veriyor
19/01/2007 (3120 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Farkında olmadan hızlı bir dönüş yapmanız, yerden ağır yük kaldırmanız veya bir rafa zorlanarak uzanmanız ileride başınıza 'iş' açabilir. Çünkü bel ve boyun ağrıları kimi zaman hiç dikkat etmediğimiz bu küçük ayrıntılar sonucu ortaya çıkabiliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Merih Sarıdoğan, boyun ağrılarının beyin işlevini etkileyebileceğini söylüyor.
Bel ağrıları çok yaygın mı?
Aldığımız verilere göre, her kişi hayatının herhangi bir döneminde, en az bir kere bel ağrısı çekiyor. "Bu ağrılardan hangisi kronikleşir" diye sorarsanız, birçok ağrı normale dönebiliyor. Ancak bu ağrıların sık tekrarlanması, zaman içinde daha büyük sorunlara neden olabiliyor. Bel ağrısı bir kere de geçirilse ciddiye alınmalı ve hekime danışılmalı. Bir daha bel ağrısı çekilmemesi için önlemler alınmalı. Bel ağrıları çok nedenli. En önemli neden mekanik ve bunun başında fıtık geliyor. Elbette her bel ağrısı fıtık değil. Bel fıtığında romatizmal nedenler aramak yanlış. Bel fıtığı, ağırlığı kaldırmayla, zorlanmayla ortaya çıkan bir rahatsızlık. Fıtık, sadece beldeki ağrılara bağlı ortaya çıkmıyor. Belin yanında, bacak ağrıları, uyuşmalar, karıncalanmalarla gün içinde artan ağrılar olabiliyor.
Bel ağrılarının çeşitleri nelerdir?
Başlı başına bel ağrısını tanımlamak gerçekten zor. Çeşitli ve çok nedenli bel ağrıları olabiliyor. Daha çok oturma bozuklukları, biçimsiz durma, aşırı eğik çalışma, sık tekrarlayan aynı yöndeki hareketleri arka arkaya yapmak bel ağrıları yapabilir. Asıl önemli olan, bu ağrıların tekrarlanması halinde gerçek nedenini bulmak ve araştırmak. Sadece duruşa bağlı bir ağrı ise, günlük aktiviteleri düzene koymak ve karın kaslarını güçlendirici egzersizlerle bunun önüne geçilebilir. Ancak ağrılara bağlı başka bir hastalık (örneğin iltihabi rahatsızlık) varsa farklı bir tedavi yöntemi uygulanmalı. Yoksa bel ağrısını tedavi ettirmek bir fayda sağlamaz.
Bel ve boyun ağrılarında hangi meslek grupları risk altında?
Boyun ağrılarında bazı meslek gruplarının daha çok risk altında olduğu doğru. Sekreterler, bilgisayar ve daktilo başında uzun süre oturanlar, sürekli yazı yazmak zorunda kalanlar... İsim koymak gerekirse diş hekimleri, gazeteciler, mimarlar vs. Yani boynun eğik bırakıldığı çalışma durumlarında bu ağrıların görülme riski daha fazla. Bu ağrılarda da beldeki gibi altta yatan organik faktörlerin, kas ve eklemlerdeki enfeksiyonel hastalıklarının ekarte edilmesi gerekiyor. Belde de olduğu gibi belirtmekte fayda var: "Her boyun ağrısı boyun fıtığı değildir." Kol ağrıları, uyuşma ve karıncalanmanın olduğu boyun ağrılarında fıtık olma ihtimali yüksek.
Gündelik uğraşılarda ortaya çıkıp kendiliğinden kaybolan boyun ağrıları için neler söyleyebilirsiniz?
Zaman zaman, baş ağrıları tarzında boyun ağrılarının ortaya çıkması normal. Bunlar, ani hareket, gerginlik ve strese bağlı oluşabilir. Boyun egzersizi yapılması, çalışma pozisyonlarının gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi gerekir. Bu gibi önlemlerle geçici boyun ağrılarından kurtulabiliriz. Egzersiz, boyun ağrıları için her zaman önemli. Boynu, sağa sola, öne arkaya çevirmek değil de elimizi alnımıza koyup direnç oluşturarak boyun kaslarını güçlendirmek önemli. Boyun kaslarını güçlü olduğu oranda, gelen yükler absorbe edilebilir. Ama kaslar zayıf olduğunda gelen yük direkt omurlara yansıyor ve daha erken aşınmalar oluşuyor. İlerlemiş hastalarda kesinlikle fizik tedavi uyguluyoruz. Bazen boyun korsesi de öneriyoruz. Yine de kas gerginliği ön planda ise, sıcak masaj uygulaması, elektrik akımı, boynun özel aletlerle çekilmesi gibi müdahalelerle hastalar ağrılardan kurtulabiliyor.
Boyun ağrılarında antidepresan kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Antidepresan kullanmak elzem değildir. Tabii ağrı kesici, ödem çözücü ve kas gevşetici ilaçlar kullanılabilir. Ancak anti depresanlar, bazen ağrı kesicilerle kullanıldığında ağrı kesicinin etkisini artırabiliyor. Bir de kronik ağrılarda, yani üç aydan fazla süren ağrılarda, depresyonun, uyku bozukluluğunun da oluştuğunu görüyoruz. Bu gibi durumlarda kesinlikle anti deprasan kullanmak gerekiyor. Ama başlangıçta bu yönde hastanın bir şikâyeti yoksa anti depresana zaten gerek yok.
Boyun ağrısında neye dikkat etmeli?
Boyunda en çok üzerinde durmamız gereken ergonomi. Yatak, yastık, sandalye, uyumlu nesnelerle çalışma şekline dikkat edilmeli. Ortopedik ve rulo yastık öneriyoruz. Klasik kullandığımız yastıklar boyun sağlığına çok zarar veriyor.
Kilo önemli mi boyun ağrısında?
Özellikle belde aşırı kilo yük bindirdiği için hastalardan zayıflamalarını istiyoruz.
Boyun ağrısı hangi hallerde riskli?
Boyun ağrılarıyla birlikte görülen baş dönmeleri, gözlerde yıldızlanma, kulak çınlaması boyun ağrılarından bağımsız düşünülmemeli. Boyun omurlarının yanında beyni sulayan, kan taşıyan bir şebeke var. Boyundaki bir ağrı ya da incinme, beyne giden bu yolların işlevlerini yerine getirmesini engelleyebiliyor. Yani beynin sulanmasında düzensizlikler görülebiliyor. Buna bağlı olarak anlık üşüme, titreme, gözlerde anlık rahatsızlıklar gelişebilir. Bu durumda fizik tedavi uyguluyoruz.


Ağrının çaresi egzersiz
Tedavide neler yapıyorsunuz?
Fizik tedavi olabildiği gibi kaslarla ilgili sorunlarda (örneğin çok doğum yapmış bir kadının karın kasları zayıflar. Yüklenme bu tip kişilerde daha çok omurilikler üzerine yığılır) güçlendirici egzersizler öneriyoruz. Bir süre sonra hastalar rahatlıyor. Kas gerginliklerinden oluşabilen ağrılar da var. Uzun süre oturmak, devamlı ayakta durmakla oluşan ağrılar dışında yüksek topuklu ayakkabılarla uzun süre dolaşan kadınlarda da ağrı olabilir. Ya giyilmemeli, giyilecekse de egzersizlerle vücut güçlendirilmeli. Ağrılarda sıcak, elektrik akımları ve fiziksel müdahalelerle kasların gerginlikten kurtarılmasını sağlayabiliyoruz.
Serbest yüzme, yürüyüş bel ağırları için yararlı. Önleyici sporlarla, sırt ve bel kaslarına yönelik güçlendirici egzersizlerle bel ağrısı azaltılır, hatta bu risk ortadan kaldırılabilir. Yatağın yumuşak-sert ve esnek, yastığın da uygun olması gerekiyor. Yüzü- koyun yatma pozisyonunu önermiyoruz, omuriliklere fazlasıyla yük bindiriyor bu pozisyon. Sırtüstü, yan, dizleri karna çekerek yatmak daha iyi. Sandalye uyumsuzluğuna dikkat edilmeli. Araba sürerken koltuk-vites, direksiyon-pedal uyumu olmalı.

YARIN: Kireçlenme
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13.09.07, 23:53
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Romatizma nın çaresi var

Romatizma (7)

Eklemlerin olduğu her yer kireçlenme riski altında. Hareketle artan, dinlenmeyle azalan ağrılar hastalığın tipik belirtisi. Son dönemde 'horoz ibibiği ekstresi'nden yapılan ilaçlar hastaların yüzünü güldürüyor
20/01/2007 (2278 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Vücudumuz aşırı kullanım karşısında isyanını kireçlenmeyle gösteriyor. Çünkü yıllarca kullandığımız eller, ayaklar, daha doğrusu eklemler yıpranarak hastalanıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Merih Sarıdoğan, kullanıma bağlı olarak erken kıkırdak yaşlanması oluşabileceğine de dikkat çekiyor.
Osteoartrit (kireçlenme) nedir?
Boyun ve eklemlerde, duruşa bağlı olarak vücudu zorlayan pozisyonlarda ve baş eğik çalışanlarda yıpranma olabilir. Biz buna kireçlenme diyoruz. Kireçlenmeyi bir yaşlanma hastalığı olarak da belirtebiliriz. Ancak, aşırı kullanıma bağlı olarak erken yaşlarda da kıkırdak yaşlı hale gelebilir. Devamlı atlama, koşma ve hareket gerektiren sporları yapan kişilerde kıkırdak erken yaşlanabilir. Devamlı bisiklet kullanan birinde de aynı pozisyonda çalışmayı gerektiren hallerde de kıkırdak yıpranabilir. Yani kıkırdakta erken yaşlılık oluşabilir. Ama genelde kötü kullanım olmaksızın da kıkırdağın yaşlanması mümkün. Kırk yaşlarından sonra kıkırdak sıvı kaybediyor ve alınan kiloyla birlikte kıkırdağın doğal şeklinde incelme, kırılma, yıpranma oluşabiliyor. Yani kıkırdak bozulabiliyor. Kıkırdak, eklemin rahat etmesini sağlayan elastiki bir yapıdadır. Kıkırdak iyi çalışmayınca eklemin işlevinde aksaklıklar görülür. Bir süre sonra kıkırdak tamamen kalmaz ve kemiklerin sürtünmesiyle bazı sorunlar çıkabilir. Buna bağlı olarak kemikte de rahatsızlıklar ortaya çıkar. Bu, ağrı ve hareket güçlüğünü de beraberinde getirir. Örneğin sorun dizdeyse, hasta yürüme ya da arabaya binmede zorluk yaşayabilir.
Kireçlenme 40 yaşından sonra herkeste görülür mü?
Herkeste görülmez. Aşırı kullanımlar, dengesiz yük kaldırma, genetik yatkınlık, aşırı kilo ve doğuştan kemiksel bozukluklar bu rahatsızlıkları ortaya çıkarabilir. Doğuştan gelen bazı kemik uyumsuzlukları da neden olabilir. Eklem olan her yerde kireçlenme olabilir. En sık gördüğümüz yer diz, kalça, omur ve bel kireçlenmesi. Diğer yerlerde ikincil nedenlerle kireçlenme oluşabilir. Trafik kazaları ve uzun yatalaklık dönemleri kireçlenmeyi tetikleyebilir. Bunun yanında el kireçlenmesi de var. Bu da daha çok şekil bozukluğu şeklinde parmaklardaki ilk el eklemlerinde oluşabiliyor. Ağrıyla başlayıp şekil bozukluğuna neden olabiliyor. Bunun tedavisi hemen hemen yok. Uzun süre aynı hareketleri yapmak ve bırakmak ya da uzun süre hareketsiz kalmak, ardından birden hareket etmek de kireçlenmeye bağlı ağrılara yol açabilir. Ağrı beraberinde hareketsizliği ve şekil bozukluğunu getirebiliyor.
Kireçlenme bulguları nelerdir?
Kalça eklemi kireçlenmesi, ileri yaşın dejeneratif hastalığıdır. Genç erişkinde kalça kireçlenmesi, 20-40 yaşlarında başlar, yavaş ilerler. Cerrahi müdahale gerekmeden hastalar yılllar boyunca idare ederler.
Diz eklemi kireçlenmesi, travma veya ameliyat sonrası genç erkeklerde ve özellikle orta yaş ve yaşlı kadınlarda sıklıkla görülen bir dejeneratif eklem hastalığır. Sıklıkla obeziteyle birlikte gözlenir. Çeşitli çalışmalarda 65 yaş üzerindeki kişilerin yüzde 10-30'unda diz kireçlenmesi bildirilmiştir. El kireçlenmesi ise 45 yaşın üzerindeki kadın ve erkeklerde daha fazla görülür.
Osteoartrit, başlangıçta yavaş ve sinsi seyirlidir. Çoğu kez patolojik özellik gösteren birçok eklemde hiçbir yakınma olmayabilir. Bu yüzden hasta, hastalığın ne zaman başladığını belirleyemez. Hastalık belirti verdiğinde gözlenen yakınmalar ağrı, tutukluk, hareket kısıtlılığı, eklem genişlemesi, deformite ve fonksiyonel kısıtlılıktır.
Ağrı nasıl ortaya çıkar?
Ağrı, osteoartritte en önemli bulgudur. Genellikle eklem aktivitesinden hemen sonra ortaya çıkar. Tipik olarak hareketle artan, dinlenmekle azalan bir ağrıdır. Çoğu hastada eklemlerde sertlik hissi tanımlanır. Hastalar hareket başlangıcında çektikleri zorluğu veya ağrıyı bu şekilde tanımlayabilir. Kireçlenmedeki eklem sertliğinin en tipik özelliği hareketsizlik sonrası ortaya çıkan tutukluk hissidir. Eklemlerde hareket kısıtlılığı gelişir. Kemiksi çıkıntılar dışında yumuşak doku şişliği de görülebilir.
Osteoartrit nasıl tedavi ediliyor?

Ağrının kontrol altına alınması
Eklem fonksiyonlarının korunması ve iyileştirilmesi
Kas kuvvetinin korunması
Sakatlıkların önlenmesi (düzeltilmesi)
Eşlik eden hastalıkların tedavisi
Tedavi komplikasyonların önlenmesi
Hastanın ve ailesinin eğitimi
Kireçlenmeye karşı hasta hareketlerini düzenlemeli. Dizlerde ileri derecede kireçlenme varsa ön kaslar kuvvetlendirilmeli.
Erken dönemde kireçlenmede kıkırdağın aşınmasını engelleyici egzersizlerle çevre doku güçlendirilmeli.
Hasta kilolu ise kesinlikle zayıflamalı
Uzun süreli egzersizlerle hastalık engellenebilir veya hastalığın önüne geçilebilir.
Kıkırdak beslenmesini düzenleyen yeni ilaçlar var. Bunlar, erken dönem kullanımda faydalı. Yine kıkırdak içine bir nevi 'yağlama' dediğimiz iki kemik arasındaki sıvıyı artıran, kayganlığı sağlayan ilaçlar var. Enjeksiyon şeklindeki bu ilaçlar horoz ibibiği ekstresinden yapılıyor. Kıkırdağı besleyen yeni tablet ilaçlar da kullanılıyor.

Güçsüz kaslar ve zorlanmalar da riskli
Kireçlenmede risk faktörleri:
Yaş: Osteoartrit, 25-35 yaş arasında yüzde 0.1, 65 yaş sonrası yüzde 80 oranında görülüyor.
Cinsiyet: Kadınlar erkeklere göre 2.6 kat daha fazla hastalık riski taşıyor.
Obezite: Değiştirilebilir risk faktörlerinden en sık görülenidir. Diz ve kalçadaki mekanik yüklenmeyi artırdığı için hastalığa neden olduğu düşünülüyor.
Mesleki zorlanmalar: Mekanizma tam olarak bilinmemekle birlikte eklemlerin aşırı yüklenmesi ve zaman içinde tekrarlayan travmalar kireçlenmeye yol açabiliyor.
Spor aktiviteleri: Bazı sporların eklemlerde kireçlenmeyi hızlandırdığı ileri sürülüyor. (Güreşte diz ve dirsek, futbolda diz, ayak bileği, ayak gibi).
Eklemlerdeki bozukluklar ve daha önceki hasarlar: Kalça ekleminde epifiz kayması ve parhes hastalığının kireçlenme için yatkınlık oluşturduğu biliniyor. Menisküslerde daha önce oluşmuş hasarların ve geçirilmiş menisektomi operasyonlarının diz kireçlenmesini artırdığı gösterilmiştir.
Kas güçsüzlüğü: Kuadriseps (diz ve kalça arasındaki bölge) kasında zayıflık osteoartritli hastalarda oldukça sık görülür. Buradan yola çıkılarak yapılan çalışmalarda kuadriseps kasındaki zayıflığın bazı hastalarda kireçlenmenin başlamasında ve hızlanmasında etkili olduğu saptanmıştır.
Genetik faktörler: Hastalığın bazı alt gruplarında daha etkili olur.

- BİTTİ -
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çaresi, nın, romatizma, var

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 10:24 .