iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:14 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Toplum ve Yaşam » Sağlık » Genel Sağlık » Uzun yaşamın sırları

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.09.07, 00:49
Standart Uzun yaşamın sırları

14.09.07, 00:49



Uzun yaşamın sırları (1)

Uzun yaşamak için iyi genlere sahip olabilirsiniz. Ancak sağlıksız beslenen, sigara içen, hareket etmeyen ve yeterince uyumayan biriyseniz bu genler işe yaramayabilir. Sağlıklı ve uzun bir ömür için iyi besinlere, kararında spora ve düzenli uykuya ihtiyacınız var
07/01/2007 (2725 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)

BAŞLARKEN
1900'lerde ABD'de ortalama yaşam süresi 47'ydi. 65 yaş üstündekiler nüfusun yüzde 4'ünü oluşturuyordu. Bugün ise oran yüzde 13. ABD'de ortalama yaşam süresi 80'e ulaştı. 2050'de ise yüz yaşını aşanların 11 kat artması bekleniyor. Demografik araştırmalar 65 yaş ve üstünü 'yaşlı sınıf' olarak kabul ediyor ve bu sınıf dünya nüfusunun yüzde 10'unu oluşturuyor. 2030'da ise oranın yüzde 60'a ulaşabileceği belirtiliyor. Peki ortalama yaşam süresi artarken hastalıklardan korunmak, sağlıklı bir hayat sürmek mümkün olacak mı? Anti-aging'le bunun mümkün olabileceği belirtiliyor. Anti-aging 10 yıl içinde ortalama yaşam süresinin 100'lerde olacağını vaat ediyor. Bu yazı dizisinde de uzun ve sağlıklı
bir yaşamın, ipuçlarını uzmanların ağzından okuyacaksınız.


Japonya'nın Okinawa Adası'nda 100 yaşına dek yaşayanların oranı Batı ülkelerine göre dört kat fazla. Okinawalılarda kalp hastalıkları ve inme neredeyse yok, üstelik kanser de nadir görülüyor. Okinawalıların uzun yaşamalarının sırrı yaşam şekillerinde saklı:
Çok az et tüketiyorlar. Et olarak genellikle balık yeniyor. Alkol ve sigara kullanmıyorlar. Besinlerinin yüzde 90'ı bitkisel. Günde on porsiyon sebze, meyve, pirinç ve baklagil tüketiyor, çok az yağ ve rafine şeker alıyor, çok az yiyorlar. Hareketli bir yaşam biçimleri var. Yaşlanmaya yol açan stresi ilaçlarla değil, meditasyon ve sosyal ilişkilerle gideriyorlar.
Bu cümlelerden de anlaşıldığı üzere aslında uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek sanıldığı kadar zor değil. İstanbul Anti-Aging Derneği Başkanı Prof. Dr. Mithat Yılmaztürk, uzun ve sağlıklı bir yaşamın ipuçlarını anlattı.

Doğaya başkaldırma yaşlanırsın
120 yıl yaşayabilmek mümkün mü?
Buna erişenler var ve bu da mümkün olduğunu gösteriyor. Bilimsel olarak insan ömrü 120 yıl civarında. Ancak biz bu süreyi yanlış alışkanlıklarla, doğadan uzaklaşarak kısaltıyoruz. Modern yaşam, stres, beslenme bozuklukları, çevre kirliliği gibi faktörler buna yol açıyor. Bütün memeliler için bir kural var. İskelet gelişimini tamamladığı yaşı yediyle çarptığınızda o canlının yaşam süresi ortaya çıkıyor. Örneğin bir memeli gelişmesini iki yılda tamamlıyor. Bunu yediyle çarptığınızda çıkan 14 onun yaşam süresidir. İnsan gelişimini 18-20 yılda tamamlıyor. Yediyle çarptığınızda 120'yi bile geçiyor. Diğer memeliler belirlenen süreye ulaşıyor, çünkü evrimin, doğanın öngördüğü biçimde yaşıyorlar. İnsan ise sürekli doğaya başkaldırıyor. 1900'lerde ortalama yaşam süresi 45 civarındaydı. Şimdi bu, kadınlarda 80, erkeklerde 75. Koruyucu tıp ve anti-aging'in amacı erken yaşlanmayı geciktirmek ve sağlıklı yaşamak.
Neden yaşlanıyoruz?
Bunu açıklayan 300 teori var. Hepsinin birleştiği noktalar, stres, aşırı besin tüketimi, sigara, hormon bozukluğu vb. Örneğin tiroid normal çalışmazsa kişi ya çok şişmanlar, ya zayıflar. Sinirli olur, saçları dökülür, tırnakları kırılır, uykusuzluk oluşur. Hormonlar bozulduğu zaman dengemiz de bozuluyor. Evrim hava karardığında insanın yatması, aydınlandığında ise uyanması şeklinde işler. Normalde hava karardığında vücut uykuyu getiren melotonin hormonunu salgılar. Böyle olunca uyursunuz. Ancak günümüzde uyunması gereken yerde uyanığız, uyanık kalmamız gereken zamanda ise uyuyoruz. Aşırı spor yapmak da yaşlandırıyor. Çevre kirliliği de yaşlılıkta önemli bir faktör. Sadece egzoz gazları değil, elektromanyetik dalgalar, deterjanlar, evde kullanılan boyalar da etkili. Astımın, alerjinin artması evlerde kullanılan boyalarla direkt ilgili. Gıdalardaki katkı maddeleri de yaşlılık yapıyor. Anti-aging programında hazır gıdalar tavsiye edilmiyor, çünkü sağlıklı değil. Bu ürünlerin raf ömrünü uzatmak için katkı maddesi ve doymuş yağ konuyor. Yaşlanmaya karşı antioksidan desteği gerekiyor ancak yediğimiz besinlerden bunu yeterince alamıyoruz. Çok uzun süre beklemiş, tazeliğini yitirmiş oluyor besinler. Toprağın işleniş tarzı, kullanılan hormonlar da besin içeriğini değiştiriyor. Bugünkü domates de, ıspanak da önceden yediklerimizle aynı değil. Bu durumda ömrün kısalmasını yadırgamamak lazım.
Yaşlanma aslında ne zaman başlıyor?
Kişiden kişiye değişiyor. Ama yaşlanma çocukluk çağında başlıyor. Bir çocuğu sürekli kızarmış patates, nişasta türevi şeylerle beslediğinizde yaşlanma sürecini başlatıyorsunuz. Trafik kazası geçiren gençlerdeki araştırmalar, damarlarında plak oluşumunun başladığını gösteriyor. Uykusuzluk, alkol, stres gibi faktörlerin etkisi sonradan ortaya çıkar.

Güçlü bağışıklık ömür uzatır
Anti-aging nasıl ömür uzatıyor?
Ne kadar erken anti-aging'e başlanırsa o kadar iyi olur. Oluşan tahribatı kaldıramasanız da bir miktar geriye götürebiliyorsunuz. Organlarda hasarın oluşmasından önce anti- aging kavramı benimsenmeli. Bağışıklık sistemi çok önemli. Bu vücudumuzun savunma ordusudur ve bizi hastalıklara karşı korur. Kansere aday hücreler hepimizin vücudunda çıkıyor. Bağışıklık sistemi güçlüyse bunu hemen fark ediyor ve zararlı hücreyi önlüyor.
Bağışıklık sistemi nasıl güçlendirilir?
Sağlıklı bir yaşam tarzıyla... Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu maddelerden birinin eksikliği bile bu sistemi güçsüz bırakabilir. Stres bağışıklık sistemini altüst eder. Çiftlerden biri ölür, geride kalanının aşırı stresi bağışıklık sistemini çökertir ve bir süre sonra o da yaşamını yitirir. Bu stresin bağışıklık sistemine verdiği zarardan kaynaklanır. Hormon dengesi çok önemli. Hormon tedavisinde kişinin ihtiyacına göre ayarlama yapılmalı. Hormonlar, evrimin bütün canlılara verdiği maddeler. Yanlış beslenme, obezite gibi şeyler hormon dengesizliğine neden oluyor.
Ömür süresini neler kısaltıyor?
Genetik faktör, hormon, bağışıklık, kalp- damar sistemi, serbest radikaller yaşlanmada baş sorumlulardır. Tatlı yemek serbest radikal yapımını hızlandırır. Fazla tatlı vücutta proteinlerle birleşip yapışkan tortu yapıyor. Bu tortu da hücreler arasında birikiyor ve iletişimi bozarak yaşlılığı hızlandırıyor, vücutta lekelenmelere yol açıyor. Beslenme tarzı, fiziksel aktivitenin olmayışı da yaşlandırıyor.
Nasıl iyi yaşlanabiliriz?
Kalp-damar sağlığınızı koruyun, doğru beslenin. Gerektiğinde besin desteği alın. Mutlaka egzersiz yapın, günde sekiz saat uyumaya dikkat edin. Dokunma ve seks önemli. İyi bir cinsel yaşamınız olsun. Stresle baş etmeyi öğrenin. Zihinsel ve ruhsal dinginlik hayatınızda olmalı. Bağışıklık sisteminizi mutlaka güçlendirin. Çünkü bu sistem sizi korur.
Ne kadar hızlı yaşlanıyorsunuz?
Baş parmak ve işaret parmağınızla elinizin üst kısmındaki deriyi çimdikler gibi tutarak beş saniye bekleyin. Deriyi bıraktığınızda tekrar normal ve düz hale gelmesinin ne kadar zaman aldığını belirleyin. Bu gerçek yaşınızını gösterir. 0-1 saniye 25-30 yaş, 2-5 saniye 40-50 yaş, 10-55 saniye: 60-70 yaş.

Tepki zamanı
'Yere cetvel düşürme' testi tepki zamanınızı ölçer. 45 santimlik tahta cetvel alın. Biri bu cetveli 2.5 santimlik üst kısmından kavrayarak güçlü elinizin üzerinde tutsun. Siz de bu elinizin baş parmağı ile işaret parmağı arasında on santimlik boşluk bırakarak elinizin üzerinde duran cetveli tutmak için bekleyin. Arkadaşınız haber vermeden cetveli aniden bıraksın. Yere düşmeden yakalayın. Cetveli yakaladığınız yerin santimetresini not edin. İşlemi üç kez yapıp ortalamasını bulun.
30 santimetre: 20-30 yaş, 20 santimetre: 40-50 yaş, 12 santimetre: 60-70 yaş.

Vücut kompozisyonu
Bu, yağ miktarınızın yağsız kas kitle miktarınıza oranı hakkında fikir verir. 'Deri kıvrım kalınlığı ölçüm aleti' (calipper) edinin. Kadınlar kalça kemiğinin üst ve üst kolun arkası, erkekler uyluğun ön kısmından ölçmeli. Üç kez tekrarlayın İdeal vücut yağı erkekler için yüzde 15-17, kadınlar için ise yüzde 18-22'dir.

Yaşlanma bulguları
Bağışıklık sistemi zayıflığı,
Aşırı kilo,
Hormonal dengesizlikler,
Kronik ağrı,
Devamlı stres altında olmak,
Sindirim sorunları,
Zayıf hafıza,
Hareketliliğin azalması,
Diş eti hastalıkları,
Libidonun azalması,
Kronik sinüzit,
Uyku sorunları,
Konsantrasyon güçlüğü,
Eklem ağrıları,
Deride hassasiyet, döküntü,
Asabiyet ve yorgunluk,
Güneş lekeleri,
İrritabl bağırsak sendromu

YARIN: Hormon ve yaşlanma
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 14.09.07, 00:49
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Uzun yaşamın sırları

Uzun yaşamın sırları (2)

Östrojen eksikliği osteoporoz ve cilt yaşlanmasına yol açıyor, erkekte sperm hareketliliğini, kadında cinsel isteği azaltıyor. Tiroid azlığında ise kalp hızı ve refleksler yavaşlıyor. Kırışıklık, gerdan sarkması, göz altı torbalarının sorumlusu ise büyüme hormonu
08/01/2007 (3986 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Uzun ve sağlıklı yaşam için sağlıklı bir kalp-damar sistemi ve hormon dengesi gerekiyor. Hormonlara vücudumuzun gizli patronları denilebilir. Herhangi bir hormonun azlığı veya fazlalığı hastalığa yol açıyor. Bu nedenle hormon dengesi sağlanmalı, vücutta eksik olanlar yerine konulmalı. Örneğin kadınlarda menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması cinsel isteği azaltıyor, osteoporoz ve kalp hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Hormon dengesinin yaşlanma üzerinde de etkili olduğuna değinen Prof. Dr. Mithat Yılmaztürk, "Eğer hormonlar gençleştirici ve yaşlılıkta yaşam kalitesini iyileştirici etki yapıyorsa bireye özel, hekim denetiminde replasman (yerine koyma) tedavisinin mantığı vardır" diyor.
Uzun yaşamda kalp ve damar sağlığının önemi büyük. Kalp-damar sağlığı nasıl korunabilir?
Öncelikle doğru beslenmek gerekiyor. Spor, yeterli uyku, sigara ve alkolden uzak durmak, obezite varsa bunu tedavi etmek, hormon replasmanı, vitamin-mineral ve fitokimyasal takviyesi gerekiyor. Genç kalmak için sağlıklı kalp ve damar sistemine ihtiyacımız var. Kalp ve beyin enfarktüsü damar hastalığının ağır klinik şekilleridir.
Kötü beslenme kişiyi 12 yaş ihtiyarlatır, iyi beslenme ise 12 yaş gençleştirir. Gençleşme planındaki en önemli adım kalp ve damarları korumak. Bunun için doymuş yağlar ve balık dışında et az tüketilmeli. Balık dahil tüm etler kolesterol içerir (90 gram balıkta 63 mg. kolesterol, 90 gram derisiz tavuk ya da hindide 74 gram kolesterol vardır). Ancak balık etinde bulunan omega 3 yağ asitleri, balıktaki kolesterolün zararını önler.


Diş bakımı da önemli
Bol meyve ve sebze tüketilmeli. Kabuklu deniz ürünleri yenebilir ancak işlenmiş et ürünleri (sosis, salam, pastırma vb.), sakatat (karaciğer, böbrek, beyin vb.) uzak durulması gereken besinler. En çok kolesterol yumurtanın sarısında vardır. Yumurtanın beyazında ise kolesterol yoktur. Bol meyve ve sebze, tahıl ürünleri, kuru baklagiller, balık tüketilmeli. Spor yaparak stresten uzaklaşmak mümkün. Diş bakımına özen gösterilmeli. Çünkü yapılan araştırmalar, dişteki bakterilerin arterlerde iltihap ya da lokal ödeme yol açtığını ve buralarda yağ toplanmasına neden olduğunu gösteriyor.
Hormonlarla yaşlanma arasında nasıl bir bağlantı bulunuyor?
Hormon sisteminin dengesi bozulursa organizma içindeki iletişim de bozulur. Bu da yaşlanmayı başlatır. Hormonlar arasındaki denge, genç ve dinamik kalmak için çok önemli bir koşul. Bu nedenle vücudumuzda eksik olan hormonlar varsa yerine konulmalı. Örneğin kadındaki östrojen hormonu osteoporozu önler, kalp hastalıkları riskini azaltır, beyin fonksiyonunu iyileştirir, libidoyu artırır, saçları gürleştirir, cilt kalitesini iyileştirir, antioksidan etkisi vardır. Östrojen erkeklerde ise osteoporozu önler, dölleme yeteneğinden sorumludur, az olduğunda sperm hareketliliği azalır, kalp enfarktüsünden korur, derinin elastikiyetini ve saçların sıklığını sağlar, damarları korur. Enerji hormonu DHEA ise stres hormonu kortizolün yapımını azaltır, enerji verir, mental fonksiyonu iyileştirir, yağ dokusunu azaltır, immün fonksiyonu iyileştirir ve kalp dolaşım hastalığı riskini azaltır.
Tiroid hormonu dengesizliği nasıl sonuçlara yol açıyor?
Kalp, kas ve sinir fonksiyonu, beyin, kemikler, saç ve deriye kadar tüm organlar tiroid hormonunun direkt uyarıcı etkisi altındadır. Bu hormon yetersizliğinde kalp atımları yavaşlar, fazlalığında ise hızlanır. Hormon azlığında refleksler yavaşlar. Tiroid bezi fazla çalışırsa kanda düşük, az çalışırsa yüksek kolesterol saptanır. Yetersizliğinde gelişme geriliği ve kısa boy olur; aşırı olması halinde ise çabuk büyüme ve kemik gelişiminin erken yaşlarda durması söz konusu.
Büyüme hormonunun etkisi nedir?
Büyüme hormonunun (hGH) yapımı özellikle derin uyku sırasında artar. Bu nedenle 'insan uykuda büyür' veya 'güzellik uykusu' deyimleri söylenir. Büyüme hormonu eksikliğinde gençlerde ve yaşlılarda kas kütlesinde azalma, yağ dokusunda artma, kemik yoğunluğunda azalma, sportif kapasitede azalma, kan yağlarında anormal değerler ve yaşam kalitesinde düşüş meydana gelir. Büyüme hormonu, vücudun genç kalmasında en büyük potansiyeli olan hormondur. Bedensel gençlik ve enerji sağlayan hormonların başında gelir. Sürekli yorgun olan birinde bu hormonun azlığı söz konusu olabilir. Hormon tedavisiyle güç ve enerji depolayabilir kişi. Bu hormon vücut yağlarını azaltır, karnı düzleştirir. Cilt yaşlanması da hormon dengesindeki bozukluğa bağlı olarak meydana gelir. Kırışıklıklar, gerdan sarkması, gözaltı torbaları, cilt sarkmasında bu hormonun eksikliğinin rolü vardır.
Büyüme hormonunun azlığı nasıl anlaşılır? Belirtileri nelerdir?
Çalışmaya karşı isteksizlik, sosyal ilişkilerde azalma, yaşama sevincinde azalma, eskiye göre çabuk yorulma, cinsel istekte azalma, uykusuzluğun başlaması, spor yapılmasına rağmen yağ dokusunda fazlalık olması ve ciltte kırışıklıktan anlaşılır.
Melatoninin önemi nedir?
Melatonin, doğal uykuyu sağlar. İmmün sistemi kuvvetlendirir. Stres hormonu kortizole karşıt etki yapar. Seksüel enerjyi artırır, meme kanserini önler. Bu, gece salgılanan bir hormondur. Karanlığın başlamasından sonra salgılanmaya başlar, gece yarısı en yüksek düzeye ulaşır. Hava aydınlandığında melatonin düzeyi düşer. Sigara ve alkol gece içilirse melatonin salgılanmasını önler.

Vücudu yenileyen mucizevi besinler
Hormonları dengeleyen yiyecekler
Ekmek, gevrek ve tahıllar: Arpa, esmer pirinç, bulgur, karabuğday, darı, yulaf, müsli, mısır unu, çavdar, tam tahıllı pide.
Pilav, makarna: Horozibiği, esmer pirinç, tapyoka, kuskus, tam tahıllı makarna, yabani pirinç.
Baklagiller: Tüm fasulyeler, mercimek, börülce, miso (soya sosu), nohut, soya fıstığı, kırık bezelye, tempe, tofu.
Sebze: Tüm patatesler, taze bezelye, kahverengi mantar, yeşil bezelye, edame, keten tohumu, fıstık ezmesi, yerfıstığı, haşhaş tohumları, susam tohumları, ayçekirdeği, ceviz.
Kuruyemiş, tohumlar: Badem, Brezilya fındığı, Cashew (mahun cevizi), fındık.

Genetik devreleri yenileyen yiyecekler
Meyve: Böğürtlen, yabanmersini, kiraz, kırmızı yabanmersini, frenküzümü, üzüm, nar, kuru erik, ahududu, kırmızı elma, çilek.
Sebze: Pancar, patlıcan, mor renkli hindiba.
İçecek: Yeşil ve siyah çay (günde 3-4 bardak), listedeki meyvelerden herhangi birinin suyu, kırmızı şarap, beyaz şarap.
Baharat (limitsiz): Tüm yeşil yapraklı otlar, nane, zencefil, köri, tarçın, kakule, yenibahar.

DNA'yı yapılandıran yiyecekler
Proteinler: Tavuk, süzme peynir, yumurta, balık (vejetaryenler için baklagiller), sosis, az yağlı ya da diyet peyniri, et, sakatat, tofu, hindi.
Süt ürünleri: Kefir, az yağlı süt, yumuşak peynir, soya sütü, yoğurt.
Yağlar: Kanola, macadamia fındığı, zeytinyağı, susam, salata sosları, tereyağı, margarin.

YARIN: Ömür uzatan beslenme
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14.09.07, 00:49
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Uzun yaşamın sırları

Uzun yaşamın sırları (3)

Uzun yaşam için önerilen günlük kalori miktarı 1200-1500. Yaşla beraber kalori kısıtlamasına gidilmeli. 30'larda metabolizma yavaşladığı için 20'li yaşlarda alınan besinin yarısı tüketilmeli. 40'lı yaşlarda ise bu miktar daha da düşürülmeli
09/01/2007 (4405 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Herkesin hayali olan uzun ömürün anahtarlarından biri, az yemek ve sağlıklı kiloyu korumak... Uzun yaşam üzerinde yapılan çalışmalardan çıkan ortak sonuç, kalori kısıtlamasının etkili olduğu. Zira az yemek, serbest radikallerin ortaya çıkardığı hasarları azaltıyor. Serbest radikaller, yağ ve karbonhidratların parçalanması sırasında oksijen kullanımıyla ortaya çıkan ve vücuda zarar veren maddeler. Beslenme tarzının uzun yaşam üzerinde yüzde 100 etkili olduğunu belirten uzman diyetisyen Selahattin Dönmez, "Sağlıklı beslenmenin etkileri uzun, kötü beslenmenin etkileri ise kısa sürede kendini gösterir" diyor.
Beslenme tarzı ve yaşam süresi arasında nasıl bir ilişki var?
Yüzde 100 bir ilişki var. Beslenme, sigara içimi, alkol, genetik faktör, yaş ve fiziksel aktivite gibi pek çok parametre sağlığın temel belirleyicisidir. Cinsiyet ve genetik gibi faktörler değiştirilemez, ama beslenmenin şöyle bir etkisi var: Bir birey sağlıklı ve iyi beslenirse yaşam kalitesi artar, beklenen yaşam süresi uzar ve kaliteli beslenmenin etkilerini uzun vadede görebilir. Sağlıksız beslenmenin etkilerini ise daha kısa vadede görebilme durumu var. Sağlıklı beslenmeden kasıt, eti, sütü, yoğurdu, sebze ve meyveyi karışık olarak gün içinde tüketmek, üç ana
öğün en az bir ara öğün yapmak, az yağlı ve düşük kalorili bir bir beslenmeyle yaşamına devam etmektir. Bir birey sağlıklı beslenmek istiyorsa kendi yaşam alanında kendi oluşturacağı besinlerle sağlıklı beslenme yapmalı. Bir beslenme uzmanı olarak hiçbir zaman o gün kaç kalori aldım, ne kadar yağ aldım diye hesaplamadım. Sadece öğlen etli kuru fasulye yediysem akşam sebze yemem gerektiğini bildim.
Uzun yaşayan insanların ortak noktalarına bakılmış ve günlük aldıkları kalorinin çok düşük olduğu görülmüş. Günlük kalori alımıyla ilgili ideal değer nedir?
Bir erkek günde ortalama 2 bin 200-2 bin 800 kalori almalı. Bu, kas kütlesi, işi ve yaptığı fiziksel aktiviteye göre değişir. Bir kadın
için ise bu değer ortalama 1800-2 bindir.
Adolesan dönemde bu daha fazladır. Yaşlılıkla beraber bu kalori değişir. Doğumdan ergenliğe kadar bazal metabolizma hızlı bir şekilde artar. Çünkü kas yapımı vardır. 30'lu yaşlardan itibaren geri dönüş başlar. Bu nedenle 20'li yaşlardaki kalori miktarının yarısı alınmalı. 40'larda bu daha da düşmeli. Bir bireyin sağlıklı beslenebilmesi, düşük kaloriyle daha uzun yaşayabilmesi için 1200-1500 kalori alması gerekir. Bu kadar kalori alan, yeterli vitamin ve mineral sağlayan düzenli fiziksel aktivitesini yapanlar, fazla kilolarını verir, zayıf olanlar kilo alır, kilo sorunu olmayanlar da kendilerini muhafaza eder. Diyeti istediğiniz kadar güzel planlayın, bir minerali bile eksik verdiğinizde kalitesiz zayıflama yaparsınız. Vücudun kas, yağ ve su oranı değişir. Kendinizi yormadan hazırlayacağınız bir reçeteniz olmalı. Sisteminizi uygularken yaptığınız ufak kaçamaklar size zarar vermez. Ancak alışkanlık haline getirdiğinizde sorun olur. Günümüzde insanlar sağlıklı bir sistemleri olmadığı için vitamin yüklemesine gidiyor. Bu da kanser, böbrek fonksiyonunun bozulması ve karaciğerde sorunlara yol açıyor.
Bu besin destekleri alınmamalı mı?
Kesinlikle gelişigüzel alınmamalı. Örneğin kişi her gün karışık sebzeleri yiyor, etini, sütünü, yoğurduğunu tüketiyorsa ekstra vitamin ve mineral almasına gerek yok. Çünkü fazla vitamin ve mineral böbreği harap eder.
Su tüketiminin kilo vermek, uzun yaşamak üzerinde rolü var mı?
Suyun kilo vermekle hiçbir alakası yok. Ancak suyun yağ yakımıyla ilgisi var. Amerikan Diyetisyenler Derneği, en son düzenlediği kongrede, kadınların vücut kütlelerini düzenli olarak yakabilmeleri için günde 10 bardak, erkeklerin ise 14 bardak su içmelerinin optimal olduğunu söyledi. Kişi su içmiyorsa açık siyah çay, bitki çayı, yeşil çaydan da ihtiyacını karşılayabilir. Bir açık çay bardağı bir su bardağına eşittir. Taze sıkılmış meyve suyu da buna eşdeğerdir. Metabolizmanın normal çalışması için mutlaka su gerekiyor. Su, vücut ısı dengemizi sağlıyor. Özellikle spor yaparken her 15 dakikada bir su içerseniz daha fazla yağ yakarsınız. Suyu bir görev olarak içmemeli. Bunu görev olarak bilir ve fazla içerseniz bıkma durumu ve tüketmeme eğilimi oluşabilir. Su içmeyi kolaylaştırmak için şöyle bir öneri var: Tülbentvari bir kesenin içine limon taneleri koyup bir şişe suyun içine atılabilir. Bu, suyu aromatik bir sıvı haline getirir. Benim metabolik denge sıvım var. Bu, hem yağ yakar, hem de mide asitlerini ve kolesterolü dengeler. Üç litre suyun içine iki orta boy elmayı dört eşit parçaya bölerek koyun. Bir limonu dört eşit parçaya bölün, bir tatlı kaşığı kuru karanfil, bir tatlı kaşığı tane karabiber, bir dal rulo tarçını koyup güzelce kaynatın ve süzün. Bundan istediğiniz kadar içebilirsiniz.
Su, tokken mi açken mi içilmeli?
Su, sıcak, soğuk, ılık, yemek öncesi, arası, sonrası, sabah kalkarken veya akşam yatarken, ister bir anda, ister gün içine yayayarak tüketilebilir. Günde normalde 10-14 bardak su içmenin kilo vermede etkisi olmadığı, günlük alınan enerjide yüzde 30 azaltma yapılıp su içildiğinde kilo verildiği bir gerçektir. Suyu öğün aralarında içtiğinizde besin sindirilebilirliğini artırırsınız. Öğün öncesi içtiğinizde geçici tokluk yapar. Suyu istediğiniz zaman içebilirsiniz hiç fark etmez. Soğuk su mideyi daha geç, sıcak su ise daha çabuk terk eder.
Suyun fazlası zararlı mı?
Günde dört litrenin üzerinde tüketmek böbreklerde sıkıntı yaratıyor ama bu da geri dönüşümü olan bir sıkıntı. Su fazlasının ölümcül bir sonucu olmaz. Dört litreyi de aşmanın gereği yok. Bu, abartılı olur.
Kilo almamanın basit formülü var mı?
Bana göre var. Bir birey amacını belirlemediği sürece kilo vermede başarılı olamaz. İki yol var. Biri sadece kiloya odaklıdır. Diğer bir yol da kiloyu korumaya yönelik. Bir birey eğer kiloya odaklı değilse rahat kilo verir. Kilosu-nu korumak istiyorsa etini, sütünü, sebzesini meyvesini, yoğurdunu bir gün içinde yiyecek. Ama bazen kekini, böreğini, lahmacununu yemeyi öğrenirse ve bunu iyi ayarlarsa kilolarını koruyabilecek sisteme başlamış demektir. Kiloyu koruyabilmeniz için porsiyon kontrolünde yemek yiyebileceğinizi algılamanız gerekir. Yaşınız ilerledikçe bazal metabolizmanız düşer ve buna mutlaka fiziksel aktivite eklenmesi gerekir. Haftada dört kez düzenli yürüyüş yapılmalı. Kişi, kekini, böreğini, tatlısını yiyecek ama bunu iyi yapacak. Her gün tartılarak artı eksi yarım kiloda kalmalı.


Kilonuz gerçekten ideal mi?
Beden kitle indeksi (BMİ) ve bel kalça oranı ideal kilonuzda olup olmadığınızı gösterir. Kilogram cinsinden vücut ağırlığınızı boyunuzun metre cinsinden karesine bölün. Çıkan değer BMİ'yi verir.
18.5 kg/m2 altı: Zayıf
18.5-24.9 kg/m2: Normal kilolu
25-29.9 kg/m2: Hafif şişman
30-34.9 kg/m2: Orta derecede şişman
35-39.9 kg/m2: Ağır derecede şişman
40 kg/m2 üzeri: Çok ağır derecede şişman
Bel-kalça oranı: Bel çevresinin santimetre olarak kalça bölgesi ölçüsüne (cm.) bölünmesiyle bulunur. Kadınlar için sağlıklı bel/kalça oranı 0.8 ya da daha düşüktür (bel ölçüsü en fazla 88 cm.). Erkekler için sağlıklı bel/kalça oranı 1.0 ya da daha düşüktür (bel ölçüsü en fazla 100 cm.). Bu oran erkeklerde 1.2'yi geçmemeli.

YARIN: Sağlıklı beslenme reçetesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14.09.07, 00:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Uzun yaşamın sırları

Uzun yaşamın sırları (4)

Sağlıklı beslenme uzun bir ömür için gerekli. İyi beslenmek ise sanıldığı gibi hamburgerden, cipslerden, baklava ve kızartmadan uzak durmak demek değil. Ölçülü olduğu sürece istediğinizi yiyebilirsiniz
10/01/2007 (2334 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Eğer kronik bir rahatsızlığınız varsa yanlış besleniyorsunuz demektir. Yetişkinlikte görülen kimi kronik sorunların temeli daha anne karnındayken atılıyor. Uzman diyetisyen Selahattin Dönmez, doğru beslenmenin anne karnında başlaması gerektiğini söylüyor. Ömür uzatan sağlıklı beslenme sandığınız gibi lezzetli şeylerden uzak durmak değil.
Vücudumuzda neler toksine yol açıyor?
Detoks vücudumuzda birikmiş olan potansiyel zararlı toksinleri etkisiz hale getirip veya daha az zararlı hale dönüştürerek, dışkı ve idrar yoluyla atmaktır. Bu toksinler, parfüm, alkol, sigara, pestisitler, civa, kadın doğum hapları, temizlik malzemeleridir. Normalde vücudumuz hiçbir yardım olmadan zararlı maddeleri vücuttan atabilir. Eğer bir kişi günde beş porsiyon sebze ve meyve tüketiyorsa, sağlıklı besleniyorsa detoksa ihtiyacı yok. En iyi detoks zararlı maddelerden uzak durmaktır.
İyi beslenme ömrü ne kadar uzatıyor?
Sağlıklı beslenmenin etkileri ömür boyu görülüyor. Eğer kronik bir hastalığınız varsa sağlıklı beslenmiyorsunuz demektir. Beslenmenin etkileri yaşam boyunca değişkenlik gösterir. Anne karnında başlar ve tüm yaşam boyunca sürer. Yetişkinlerde görülen kronik hastalıklar, anne karnında başlayan, yaşam boyu devam eden fiziksel ve sosyal çevre bozukluğunun bir sonucudur.
Meyve tüketimi nasıl olmalı?
Bireyler ara öğünlerde meyve de yiyebilir, süt de içebilir. Öğünle birlikte yediklerinde besinlerin içindeki vitamin ve minerallerin biyodeğerliliği artar. Ancak belirli dozajlarda olmalı bu. Öğünlerde vitamin ve mineralleri dengeli tüketelim. Kişi meyve yemek istiyorsa öğünle birlikte de sonra da alabilir. Süt, sebze ve meyveyle yenildiğinde etkinliği artar. Ben bütün besinleri bir arada ve karışık veriyorum. Metabolizmanın düzeni için en az üç öğün olmalı ve her bir öğün arasında da en az 4-5 saat olmalı. Dengeli ve moral artırıcı bir beslenme için bir-iki besin türünden çok yeme yerine değişik tür besinler aynı anda yenilmeli.
Peki tatlıyı ne zaman yemeli?
Porsiyonu kontrol edildiği sürece yemek sonrası da başka zaman da yenebilir. Örneğin bir kâse çorba, bir ince dilim tavuk (biftek veya pirzola da olabilir), ardından bir dilim ekmek ve yanına da sütlü bir tatlı (bir baklava ya da iki kaşık irmik helvası da olabilir) ideal. Meyve-sebzeyi bir arada tüketmek daha anlamlı. Sebze ve meyvenizi fırçayla yıkayın. Meyvenin kabuğunu soyduğunuzda vitaminin yüzde 85'ini kaybediyorsunuz..
Yemeğin pişirme şekli de önemli mi?
Sağlıklı beslenmede kesinlikle çok önemli. Kızartılan besin fazla yağ çeker ve kalorisi artar. Haşlanmış orta boy patates 70-80 kaloridir. Kızartıldığında kalorisi üç kat artar. Kızartmayla besin içeriği değişir, serbest radikaller oluşur, yaşlanma hızlanır ve kansere yakalanma riski oluşur. Kötü huylu kolesterol artar. Kızartma yerine fırınlama, buğulama ve haşlamada besin kayıpları çok az olur. Eğer kızartmadan vazgeçemiyorsanız, E, D ve A vitamininden zengin besinlerle tüketin. Örneğin yeşil sivri biber, kırmızı tatlı biber, havuç rendesi, bol soğan ve sarmısaktan hazırlanmış domatesli bir karışımla birlikte kızartma yenirse zararlı etkilerinden uzaklaşabilir. Kızartmayı 15 günde bir yiyebilirsiniz.
Kırmızı eti hiç yememeli miyiz?
Kolesterolü olanlar bile ayarlayarak kırmızı et yemeli kırmızı ette kolesterole olumlu etki yapan konjigelinolik yağ asidi var. Haftanın en az iki günü kırmızı et, iki günü balık ve üç günü de tavuk veya hindi yenebilir.
Başucu besinlerimiz olmalı mı?
Etlerde başucu besinimiz levrek, ikinci balık ya sardalye ya da hamsi. Sütlerden omega üç içerenler tercih edilmeli. Mutlaka az yağlı yoğurt yenilmeli. Başucu sebzemiz havuç olmalı. Havuçsuz salata yenilmemeli. Bezelye, haftada iki kez yenilmeli. Çünkü içinde biyoaktif maddeler, kaliteli protein, bitkisel demir, bitkisel çinko var. Mutlaka mevsimine uygun taze sebzeler tüketilmeli. Yağlı tohumlardan mutlaka badem, olmuyorsa ceviz, o da yoksa fındık yenilmeli. Bulamayanlar için tuzsuz yerfıstığı da olabilir. Kuru dut çok yararlı.
Fast-food'u hiç mi tüketmemeliyiz?
Hepsini sağlıklı hale getirebiliriz. Evde yaptığınız hamburgerin yanında bir meyve ve salata yiyebilirsiniz. Haftada bir kez lahmacun yiyebilirsiniz, ancak yanına çoban salata alın. Yumurtayı tahıl ve sebzelerle yerseniz kolesterolü artırmaz. Yumurtayı kızartmak yerine menemen yapın. Süt ve yoğurt az yağlı yenilmeli.


Günlük beslenme
Sabah kahvaltısı:
Bir su bardağı süt
Bir avuç badem
Bir karper büyüklüğünde tercih ettiğiniz bir peynir türü
Bir dilim tam taneli ekmek
İkinci seçenek
Bir su bardağı az yağlı süt
Bir parmak kalınlığında cevizli bademli az şekerli kek
Üçüncü seçenek
Bir yumurtalı, domatesli, peynirli omlet, bir dilim ekmek.
(Her sabah taze nane, tatlı kırmızı biber, domates ve salatalık ekleyebilirsiniz)
Öğle
Bir tabak pişmiş kurubaklagil yemeği (Tercihe göre etli sote yemek veya pişmiş sebze yemeği de olabilir)
Bir dilim ekmek
Mevsim veya çoban salata
İkindi öğünü
Bir meyve
(Dört-beş tane kuru meyve veya 10 badem veya altı ceviz veya 15 tuzsuz yer fıstığı)
Yanında metabolik denge sıvısı
Akşam
Ya bir tabak sebze yemeği, bir kâse yoğurt ve bir dilim ekmek
ya da bir avuç içi büyüklüğünde ızgara balık, tavuk veya kırmızı
et. Yanına bir dilim ekmek
Gece yatarken
Süt ve bir meyve

YARIN: Mutlu cinsellik
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14.09.07, 00:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Uzun yaşamın sırları

Uzun yaşamın sırları (5)

Düzenli ve mutlu bir cinsellik insan ömrünü uzatıyor. Ayrıca mutlu cinsel yaşamı olanlar daha az hastalanıyor, kanser riskleri azalıyor, kalp rahatsızlığı riskleri düşüyor. Çünkü iyi seks bağışıklığı da güçlendiriyor. Mutlu bir cinsellik için ise deneyim, iletişim ve karşılıklı anlayış gerekiyor
11/01/2007 (2504 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Yatak odasında yaşanan sorunlar hayat kalitesini etkiliyor. Mutlu bir cinsellik ise daha kaliteli, daha uzun bir ömür sağlıyor. Ancak dünyada her iki çiftten biri cinsel yaşamlarından memnun değil. Her dört erkekden biri de cinsel yaşamını iyileştirmek istiyor. Sanıldığı gibi cinsel mutlulukla cinsel ilişki sıklığı arasında da bir bağlantı yok. Önemli olan yaşanan ilişkinin doyumlu olması. Yapılan bilimsel araştırmalar sağlıklı ve uzun bir ömür için, normal seksüel aktivitenin önemini ortaya koyuyor. Bu araştırmalara göre düzenli seks yapanlarda kalp hastalığı daha az. Mutlu cinselliği olanların bağışıklık sistemi daha güçlü. Seksüel aktivite kanser riskini azaltıyor, hormon düzeylerinde iyileşme sağlıyor. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği'nden (CETAD) Doç. Dr. Cem İncesu, cinsel hayatında sorun olanlarda daha sık depresyon görüldüğünü belirterek, "Genel sağlığının yerinde olması, uyumlu bir partner ilişkisi ve iyi iletişim mutlu bir cinselliğin kapısını açar" diyor.
Cinsellik ve sağlıklı yaşam arasındaki bağlantı nedir?
Cinsellik sonuç olarak bir insanın biyolojik, psikolojik ve sosyal üç temel boyutla doğrudan bağlantılı. Dünya Sağlık Örgütü'-nün sağlık tanımı şu: Kişinin biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali. Bu nedenle sağlıktan söz ettiğinizde bu üç unsurun olması lazım. Sağlıklı ve doyumlu bir cinsel yaşam için insanın bedeninin sağlıklı olması gerekir. Bedensel hastalıklar, hormonal etkenler, ilaçlar cinselliği olumlu veya olumsuz etkiliyor. Psikiyatrik rahatsızlıklar cinselliği baltalıyor. Her üç kişiden birinin yaşamının herhangi bir döneminde herhangi bir cinsel sorun yaşadığı tahmin ediliyor. Psikiyatrik hastalarda bu oran üçte ikiye çıkıyor. Sosyallik ve kültürel etkenler de cinsel yaşamı etkiliyor. Sağlıktan daha fazlası var cinselliğin içinde. Bu nedenle sağlık boyutu sanılandan çok daha önemli.
Mutlu cinsellik ömür uzatır mı?
Aslında bir yaşam kalitesinden söz ediyoruz. Ortalama ömür uzadı ama bütün dünya şimdi başka bir şeye odaklandı. Yaşamın 30 yılı yaşlılık döneminde geçiyor. Böyle olunca bu dönemin nasıl geçirildiği önem kazanıyor. Sağlık sorun olduğunda yaşam kalitesi düşüyor. Yaşam kalitesinin bir parçası olarak da cinsellik ele alınıyor.
Seks yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?
Herhangi bir cinsel sorun yaşayan insanların üçte biri bir süre sonra depresyon başta olmak üzere, anksiyete gibi psikolojik sorunlar yaşıyor. Çevrenizde sıklıkla karşılaştığınız aşırı temiz, titiz kadınların, panik atak yaşayanların cinsel hayatına baktığınızda bir sorun vardır. Evham, kaygı Türk toplumunda, özellikle kadınlarda çok yaygın. Anksiyete bozukluğu, sürekli bir kaygı ve evham halidir. Bu, cinsel doyumla, mutlulukla yakından ilgili. Cinsel sorunu olanların yarısına yakını hayatının bir döneminde psikolojik sorunlar yaşar. Bu durumda yaşam kalitesinin bozulması kaçınılmaz. Cinsel mutluluk, genel mutluluğun, yaşama ilişkin doyumun önemli bir unsuru. Orada bir sorun olduğu sürece hiçbir şey tamdır diyemeyiz. Sonuç olarak çok önemli bir içgüdü. Genel olarak toplumsal mitler bunu yokmuş gibi sayıyor.
Mutlu cinsellik bir sır mı?
Kişinin genel sağlığının yerinde olması, uyumlu bir partner ilişkisi, cinsellikle ilgili yanlış inançlarndan sıyrılmak, cinsel deneyim ve çiftler arasındaki iyi iletişim mutlu bir cinselliğin kapısını açar.
Mutlu cinselliği neler engelliyor?
Muhafazakâr değer yargıları. Toplumumuzda cinselliğin doyumlu yaşanmasını olumsuz etkiliyor muhafazakâr bakış açısı.
Cinsel ilişkide ideal sıklık nedir?
Burada kriter kişinin kendisidir. Gereksinimi, istekleri ve partneriyle uyumuna göre değişir. Kimisi için her gün, diğeri için ayda iki kez olabilir bu sıklk. Hiçbiri diğerinin alternatifi değildir. Birçok kişi cinsel birleşme sıklığı fazla olan kişilere bakıp kendini sorunlu hissedebiliyor.
Sorunları olan çiftler ne yapmalı?
Çiftler sorunlarını paylaşmalı ve konuşmalı. Profesyonel yardım almaktan çekinmemeli. Bu yardımı kesinlikle doğru yerlerden almalı. Bu bir sağlık sorunu. Psikiyatrideki tedavi başarı oranı en yüksek bir iki alandan biridir cinsel sorunlar.


Kadınlar seks için güvenli ortamlar ister
Mutlu ve doyumlu cinselliğini kuralları:
Cinsellik, kendini tanımakla başlar ve ancak kendisini seven, sayan ve güvenen bir insan karşısındakine de bu olumlu duygularla yönelebilir.
Mutlu ve doyurucu cinselliğin ilk koşulu, karşılıklı saygı, eşler arası etkin iletişim ve paylaşımdır. Mutlu cinsel yaşam, karşılıklı güven, dürüstlük, açıklık, paylaşım ve saygı üzerine temellendirilmelidir.
Bireyin, cinsel haz noktalarını fark etmesi ve bunu cinsel eşiyle paylaşmaktan kaçınmaması daha doyumlu bir cinsel ilişki yaşamasını sağlar.
Kişiler birbirlerine sorumlu davranmalı, herkesin mahremiyeti ve değeri olduğunu aklından çıkarmamalı
Hiş kimse hoşlanmadığı bir cinsel davranışı yaşamak ya da sürdürmek zorunda değil. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bir ilişkide, cinsellik daha doyumlu olur. Anal, oral sevişme gibi cinselliğin nasıl yaşanacağına dair ayrınıtlarda çiftlerin ortak kararı olmalı ve her iki tarafın istek, onay ve rızası ile gerçekleştirilmeli.
Cinsel birleşme için uygun zaman ve ortam seçilmeli. Güvensiz ortamlarda kadının doyum sağlaması güçtür. Çünkü kadın, cinselliğe daha fazla toplumsal kaygılarla yaklaşır ve cinsel haz duyabilmesi için tüm duyu organlarının, beynin buna hazır olması gerekir.
İstenmeyen gebelik ve cinsel yolla bulaşan hastalık kaygısı, özellikle kadının mutlu, duyumlu cinsellik yaşamasını engeller. Çift, önlemlerini önceden almalı.
Kadının orgazma ulaşması için ön sevişmeye yeterince zaman ayrılması gerekir.
Çift cinselliğe ilişkin mitleri ve toplumsal değerleri, birlikte konuşarak ve paylaşarak aşmalı
Bir insanın başka bir insana cinsel yakınlık duyması, her eş için farklı davranışları içerebilir. Çiftler, kendi aralarında sevdikleri, haz aldıkları ve istedikleri veya sevmedikleri cinsel davranışları konuşmalı. İlişki sonrası da duyulan haz, mutluluk ya da doyumsuzluk paylaşılmalı. Sahte, yapmacık ve dürüst olmayan geri bildirimler, uzun vadede karşılıklı güveni sarsar, eşlerin cinsel birlikteliklerini zedeler. Paylaşım ve kendini ifade etme, çift için ortak ve en uygun cinsel davranışı keşfetmelerine yardımcı olur. Hiç kimse hoşlanmadığı cinsel davranışı yaşamak, sürdürmek zorunda değil.

YARIN: Stres ömür kısaltır
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14.09.07, 00:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Uzun yaşamın sırları

Uzun yaşamın sırları (6)

Stres, vücudumuza zarar veren kortizol hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Bu hormon, hücre tahribatına ve bağışıklığın zayıflamasına yol açarak yaşam süremizden çalıyor
12/01/2007 (1587 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Finli araştırmacıların maden endüstrisinde çalışan 812 erkek ve kadın üzerinde yaptığı 30 yıllık çalışma, işe bağlı stresi çok olan kişilerin kalp krizinden ölme riskinin, daha az stresli işi olanlara göre iki kat çıktığını gösteriyor. Stres, kortizol hormonu salgılanmasına neden oluyor. Kortizolün inatçı yükselişi, hormon, bağışıklık, beyin ve sinir fonksiyonlarını etkiliyor. Örneğin yüksek stres, kısa dönemli hafızada azalmaya yol açıyor. Çok stresli olduğunuz dönemlerde daha kolay nezle ve gribe yakalanırsınız. Kortizol hormonu yaşlanmayla doğrudan bağlantılı. Çünkü kortizol, bağışıklık yanıtını azaltır, vücutta sıvı tutulması, yüksek kan basıncı, alerji, artrit ve astıma bağlı iltihap artışıyla kırışıklık, akne, sedef ve saç kaybı gibi sonuçlara yol açar. Psikiyatrik Eğitim Danışma, Araştırma ve Tedavi Merkezi'nden (PEDAM) uzman Dr. Mustafa Güveli de stresin azının yararlı, ancak fazlasının zararlı olduğunu söylüyor.
Stres hastalık mı?
Stres bedenimiz üzerindeki bir talebe ya da zorlanmaya karşı bedenimizin verdiği iyi-kötü ya da nötral bir yanıttır. Duruma bağlı olarak yoğunluğu değişebilir. Kendini yaygın vücut ağrıları, baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, aşırı sinirlilik gibi belirtilerle gösterir. Yaşamın zorlamaları ve gerginlik oluşturan dış etkiler, bu tablonun şeklini ve ağırlığını belirler. Stres hastalık değil ama, belirtilerin yerleşmesiyle bazı hastalıkların nedeni olabilir.
Stres kaynakları nelerdir?
Hayatımızdaki her türlü değişim stres kaynağı olabilir. İflaslar, yakınların kaybı, boşanma gibi istenmeyen değişiklikler daha çok stres oluştursa da, bazen arzulanan değişimler de strese neden olabilir. Mesela piyangodan büyük ikramiyeyi belki herkes bekler ve bundan hoşlanır ama bu durumun getirdiği değişimi kaldıramayıp ciddi stres yaşayanlar çok görülmüştür. Bazen insanın yeni durumun getirdikleriyle baş etmeye yönelik savunma mekanizmaları yetersiz kalabiliyor.
İstenmeyen değişimleri kontrol etmek elimizde olmadığından onlarla mücadele etmek daha zordur ve bu durum stresi artırır. İnsanın işinin, bazen sadece yöneticisinin veya statüsünün değişmesi, hatta bazen medeni durum değişiklikleri bile ciddi stres belirtileri ortaya çıkarabiliyor.
Bireyin kendisi veya yıllar boyunca edindiği alışkanlıklar da bazen stres kaynağı olabilir. (Örneğin yaşam tarzı, kişinin olaylara yaklaşım şekli veya kişilik özellikleri gibi). Ayrıntıcı bir insan için yaptığı her iş stres kaynağıdır. Bu durumda stresle baş etmek sadece kaynaktan uzaklaşmakla mümkün olamayacaktır. Kişinin kendi kişilik özellikleriyle de ilgilenmek ve belki sorunlu alanlarla ilgili profesyoneller desteğinde özel yaklaşımlar bile gerekli olabilir. Aşırı gürültülü ortamlar, stresi ve belirtilerinin şiddetini körükleyebilir. Sürekli çekişmeli bir iş ortamı bizi cidden gerer. Günümüzün önemli bir kısmının geçtiği iş ortamındaki gerginlik, en önemli stres kaynaklarından biri. Sürekli gergin veya çatışmalarla dolu aile yaşantısı kaygı derecemizi artırabilir.
Stres ne tür hastalıklara yol açabilir?
Gözbebeklerinin uzun süre büyük kalması göz, ağızdaki aşırı kuruluk yutkunma problemlerine yol açabilir. Sindirim işleminin çok sık aksaması kabızlığa ve ülsere sebep olabilir. Kasların sürekli kasılı kalması ağrılara, özellikle boyun ve omuz ağrılarına neden olabilir. Sık nefes alıp verme astıma, tansiyonun stres yüzünden sürekli çıkması bir süre sonra hastalık olarak yerleşmesine yol açabilir. Deride döküntüler görülebilir.


Kontrolden çıkmadan fark edin
Stressiz hayatın mümkün olmadığı, bu nedenle stres yönetimini öğrenmek gerektiği söylenir. Stres, nasıl yönetilir?
İlginç bir gerçek vardır: Mevcut durumumuzdaki stres düzeyimiz, strese dayanma gücümüze eşittir. "Ağır strese dayanabilirim" diyen insanların her zaman ağır stres altında olduklarını fark edersiniz. Demek ki insanlara strese dayanma gücünü artırmayı öğretirseniz, o oranda stresleri artacaktır. Stres altında boğulmuş bir insanın kendine gelebilmesi için çoğunlukla ciddi bir olay gerekir. Bir eş tarafından terk edilmek, hayati bir sağlık sorunu, ciddi bir bağımlılığın baş göstermesi gibi. Bundan sonra bu insan yeni stratejiler aramaya başlar yaşamla barışabilmek için.
Bugün stres yönetimiyle ilgili yaklaşımların çoğunda dayanma gücünüz artırılmaya çalışılır. Oysa yapmanız gereken ilk şey, başlayan stresi kontrolden çıkmadan önce fark etmektir. Aklınızın gerektiğinden hızlı çalıştığını hissettiğiniz an, durup doğru rotaya geçmenin zamanı gelmiştir. Dizginlerin elinizden çıktığını hissetmişseniz ve önünüzdeki işlere bezginlikle bakıyorsanız, kolları sıvayıp işe sarılmak yerine, gevşeyin, derin soluklar alın ve kısa bir yürüyüşe çıkın. İyice bunalmadan önce fazla stres altında olduğunuzu anlayıp, bunu frenlemezseniz, tıpkı tepeden aşağı yuvarlanan bir kartopu örneğinde olduğu gibi, stresiniz kendi momentini kazanarak kontrolden çıkar ve durdurmak neredeyse imkânsız olur. Oysa küçükken başa çıkmak daha kolaydır.
Strese dayanma gücünü azalttıkça, stresin kendisi de azalacak, azaltmak ve başa çıkmak için harcayacağınız enerjiyi başka alanlara kanalize edebileceksiniz.

Değiştiremiyorsan durumu kabullen!
Stresle baş etme yolları:
1. Stresi ortaya çıkaran durumu değiştirmeye çalışmak: Stres kaynağını zayıflatmak ya da onu farklı bir şekle dönüştürmek. Örneğin kayınvalidenizle yaşıyor olmanız gerçeğini sürekli değiştirmeye çalışmak yerine ona ve kendinize özel alanlar oluşturmaya çalışmak, iyi bir iletişimle durumu her ikinizin de lehine olacak şekilde değiştirmeye çalışmak gibi.
2. Stresi doğuran durumu kabul etmek: Durumu değiştirmek mümkün değilse onunla mücadele etmek de zamanla stresi artıracak ve yoğunlaşacaktır. Bazen stres yapan faktörle mücadele etmek yerine onu kabullenmek de sıkıntıları azaltabilir. Örneğin eşinizin bazı kişilik özellikleri gibi. Dağınıksa bırakın öyle kalsın, yıllarınızı onu derli toplu olmaya zorlayarak geçirmeyin. Kabullenin ki, başka konularda mücadeleye enerjiniz kalsın.
3. Stresi doğuran durumu yok etmek: Kaynağını iyi tespit ettiğimizde kökten çözümler oluşturmak da faydalı olacaktır. Örneğin çözülmesi zor bir yumak haline gelmişse işinizi, bırakıp başka bir alanı ya da işi denemek gibi. Ama her zaman çok kolay bir yol olmadığını kabul etmek gerekir.
4. Stres faktörüne boşvermek de mücadele için bir başka yoldur. Ancak hayata boşverenler çoğu zaman kendileri değil, başkaları için bir stres kaynağı oluştururlar.
Boşverme, diğer stres kaynaklarıyla baş etmenin çözüm olmadığı durumlarda en son tercih olarak kullanılmalı. Bu yöntem çoğunlukla, diğerleri işe yaramadığında ya da becerilemediğinde denenmelidir.

YARIN: Cilt yaşlanması
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14.09.07, 00:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Uzun yaşamın sırları

Uzun yaşamın sırları (7)

Kırışıklık, sarkma ve lekeli bir cilt genç olsanız da sizi yaşlı gösterir. Cilt yaşlanmasını durdurmak mümkün olmasa da geciktirilebilir. Yatış pozisyonuna dikkat etmek, bol sebze ve meyve tüketmek, su içmek de deriyi canlandırıyor
13/01/2007 (2702 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Uzun ve sağlıklı bir yaşamda cildimizin görünümü de önem kazanıyor. Lekeli, sarkmış, kırışıklıklar oluşmuş bir cilt yaşınız genç olsa bile yaşlı görünmenize yol açar. Cilt yaşlanmasına karşı ise yapabilecekleriniz var. Cildi olumsuz etkileyen güneş ışınlarından korunması gerektiğini belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Dermatoloji Kliniği'nden Doç. Dr. Ersoy Hazneci, stres ve sigara içiminin de yaşlanmaya yol açtığını söylüyor.
Cilt yaşlanması yavaşlatılabilir mi?
Temelde yaşlanmanın durdurulması mümkün değildir, ancak yaşlanmanın artmasına neden olan değiştirilebilir faktörlerden kaçınılması hem gerçek hem de görsel yaşlanmayı yavaşlatacaktır. Cilt yaşlanmasında etkili olan güneş ışınları, beslenme alışkanlıkları, derinin dış fiziksel ve kimyasal uyarılara fazla maruz kalması, sigara kullanımı, fazla alkol tüketimi, yüz ifadelerimizde belirgin tekrarlanan ifadelerin olması yaşlanmayı ve beraberinde gelişen yaşlılık belirtilerini artırabilmektedir. Bu etkilerden kaçınılması yaşlanmayı yavaşlatacaktır.
Cildimizin erken mi geç mi yaşlanacağını belirleyen faktörler nelerdir?
Doğal deri yaşlanması 20'li yaşlarda başlar. Yaşlanmanın belirtileri olan kırışıklıkların oluşumunda aileden gelen genlerimiz, yaşımız ve maruz kalınan güneş ışını miktarı temel etkili faktörlerdir. Bunlarla birlikte toksik maddelere maruz kalma (hava kirliliği, kimyasal maddeler ile artmış cilt teması vb), beslenme, hormonlarımız ve mekanik faktörler de etkili olmaktadır. İnce ve daha şeffaf bir deriye sahip olmak, cilt altı yağ dokusunun azalması, kuru deri, derinin serinlemesini sağlayan mekanizmaların yetersiz çalışması, saç ve kılların beyazlaşması, saç kaybı yaşlanmanın daha belirgin olarak yaşanacağına dair ip uçları vermektedir.
Sigara cildi yaşlandırıyor mu?
Sigara erken deri yaşlanmasına sebep olur, içilen sigara miktarına ve süresine bağlı olarak deri üzerindeki kırışıklıklar ve yaşlanma belirgin şekilde artar. Soluk renkli, kaba ve kırışık deri görünümüne yol açar. Sigaranın deri yaşlanmasındaki etkileri; direkt olarak içerdiği zehirli kimyasal maddelere, kişilerin genetik yatkınlığına, deri kan akımlarında meydana gelen etkilere ve biyokimyasal olarak etkiledikleri birçok mekanizmalara bağlı olarak gelişmektedir.
Stres cildi nasıl etkiliyor?
Stres hem fiziksel hem de psikolojik anlamı ile, deri yaşlanmasında etkili faktörler arasında yer almaktadır. Strese karşı rahatlama yöntemleri daha genç görünmenizi ve hissetmenizi sağlayacaktır.
Ne tip beslenme yaşlanmayı hızlandırır, hangi tip yavaşlatır?
Beslenmenin düzenli, çok yönlü ve yeterli olması deri sağlığı açışından önem taşımaktadır. Hızlı ve aşırı kilo alınması ve verilmesi deride gevşeme ve sarkmalar oluşturarak yaşlı görünümün artmasına, cilt altı elastik destek dokusunun gevşemesine sebep olabiliyor. Derinin su içeriği, içilen su miktarından çok deri içinde tutulabilen su ile ilişkilidir. Yaşlanmada derinin üst tabakalarında su içeriği azalmaktadır. Derinin nemlendirilmesi mevcut suyun korunmasına ve azalmış su içeriğine bağlı kuruluk ve bunun yaşlanma üzerindeki etkilerini azaltacaktır. Her gün 6-8 bardak su içilmesi deri ve vücut fonksiyonları için faydalı olacaktır. Doymamış yağ asitlerinden, özellikle linoleik asit içeriği zengin besinlerin alınımı deri kuruluğu ve yaşlanması üzerinde olumlu yönde etkili olabilmektedir. Zengin bitkisel yağlar, mısır özü, ayçiçeği, soya fasülyesi ve fındık yağı linoleik asit açısından zengin yağlardandır. Antioksidan yönünden zengin beslenmenin de deri yaşlanması üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Tuz ve şeker tüketiminin azaltılması yaşlanma sürecini olumlu etkiler.
Güneşle nasıl bir ilişkimiz olmalı?
Güneş ışınları deri yaşlanmasındaki en önemli faktördür. Deride yüzeyel ve derin kırışıklıklar, deri lekeleri (yaşlılık lekeleri) artar. Deri kabalaşır, deri yenilenmesi ve doku tamir yeteneği azalır ve deri kanseri riski yükselir. Güneş ışınlarının etkilerinin azalması için, direk olarak mümkün olduğu kadar güneş ışınlarına maruz kalınmaması, koruyucu giysiler kullanılması ve düzenli olarak ultraviyole A ve B ışınlarına karşı koruyucu 15 ve üzeri koruma faktörüne sahip ürünlerin kullanılması gereklidir. Bu uygulamalar düzenli olarak kış günlerinde bile yapılmalıdır. Cam arkasından gelen ultraviyolenin de etkili olabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca suni bronzlaşma cihazları (solaryum) da yaşlanmayı artırıyor.
Makyaj da cildi yaşlandırıyor mu?
Cilde uygulanan kimyasal ve fiziksel etki olarak aşırı makyajın yaşlanmayı artırabileceği düşünülebilir. Ancak güneşten koruyucu ürünler ve nemlendiriciler cilt yaşlanmasında belirgin olumlu etki sağlar.
Kadın ve erkek cildi yaşlanmasında farklılıklar var mı?
Menopoz dönemi ve sonrasında kadınların çoğunda deride kuruma, deri kırışıklıklarında artma ve deri esnekliğinde azalma görülmektedir. Kadınlarda hormonların (östrojenin) deri yaşlanması üzerinde rol oynadığı düşünülmektedir.
Profesyonel cilt bakımı gerekli mi?
Deride oluşan yaşlanma belirtilerinin azaltılması için dermatoloğunuz tarafından uygun görülen tedavi, bakım ve korunma metodlarının düzenli olarak yapılması yararlı olur.

Yararlanılan kaynaklar: Anti-Aging (Mithat Yılmaztürk), Yeni Anti-Aging Devrimi (Dr. Vincent Giampapa, Doç. Dr. Ronal Pero, Garcia Zimmerman)




Yüzükoyun yatmak cilde zarar veriyor
Cilt yapınızı tanıyın.
Cildinizi sürekli temiz tutun. Temiz olmayan bir cilde hiç bir anti-aging ürünü yarar sağlamaz
Akşamları makyajınızı silmeden yatmayın. Cildiniz kuruysa nemlendirici kullanın. 40'lı yaşlardan itibaren geceleri anti-aging özelliği olan kremler kullanın. Geceleri cildin desteğe ihtiyacı olur.
PH dengesini koruyucu ürünler kullanın.
Yatış pozisyonu da deri yaşlanması ve sarkmasında etkili. Boyun, göğüs arası ile bel bölgesindeki kırışıklıklar genetik ve yerçekimi dışında duruşa ve yatışa bağlı oluşur. Yüzü koyun ve yan yatmak, uyurken çok yastık kullanmak ciltteki kırışıklıkları artırır.
Egzersiz yapın. Böylece tüm kaslarınız çalışır, kan dolaşımı hızlanır. Dolaşım ne kadar iyi olursa organlara o kadar oksijenlenmiş kan gider.
Böylece kaslarınız da güçlenmiş olur.
Katkı maddeli besinlerden uzak durun.
Bol sebze ve meyve tüketin. Özellikle yağsız protein, omega-3, omega-6 ve omega-9 yağları açısından zengin olan yiyecekler (balık, kuruyemiş, tohumlar, koyu yeşil sebzeler, zeytin, keten ve kenevir yağı) alımını artırmak sadece birkaç gün içinde çizgileri ve şişkinlikleri azaltır.
Bol bol sıvı alın. Suyu sık aralıklarla için
Hamama gitmek, keselenme cilt için yararlı. Üstelik kan dolaşımını da hızlandırıyor. Kesenin ardından zeytin yağı veya badem yağı kullanabilirsiniz
Bol oksijen genel sağlık gibi deri için de faydalı. Yeşil alanlarda bulunarak, buralarda spor yaparak daha fazla oksijen alırsınız
Güneşe çok maruz kalıyorsanız koruyucu kullanın. Ancak kendinizi güneşten mahrum bırakmayın. Çünkü güneşte D vitamini var.
Stresi denetlemek de cilt kırışıklıkları ve şişkinlikleri azaltmada önemlidir.

-BİTTİ-
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar