Nüve Forum


Genel Sağlık hakkinda migren ile ilgili bilgiler


Başımdaki bela: MİGREN (1) Migren atağı başladığında çoğunlukla yapacak bir şey yoktur. İlaç almanız, karanlık ve sessiz bir ortama geçmeniz de işe yaramayabilir. En iyisi uyumaya çalışıp ağrının geçmesini beklemektir

Like Tree7Likes
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik
  • 1 Post By nuvekolik

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.09.07, 00:03
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart migren

Başımdaki bela: MİGREN (1)

Migren atağı başladığında çoğunlukla yapacak bir şey yoktur. İlaç almanız, karanlık ve sessiz bir ortama geçmeniz de işe yaramayabilir. En iyisi uyumaya çalışıp ağrının geçmesini beklemektir
25/02/2007 (2932 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)

BAŞLARKEN
Migren, tarihin en eski hastalıklarından biri. Konuyla ilgili M.Ö. 1200'de eski Mısırlılar tarafından yazılan ilk yazılarda zonklayıcı
bir ağrıdan söz edilir. M.Ö. 400'de ise Hipokrat migren ağrısı öncesinde oluşan ve kusmayla sonlanan 'aura'yı tarif eder. Hipokrat, bu ağrıyı sağ gözde ışık parlaması, şakaklardan başlayan, baş ve boyuna yayılan şiddetli bir ağrı olarak tanımlıyor.
Migren tanımı, hastalık hakkındaki bilgi çoğaldıkça belirginleşti, tetikleyici faktörler saptandı. Ancak edinilen bilgilere karşın hala migrenin kesin tedavisi bulunmuş değil.
Migren, insanı mutsuz eden bir hastalık. Çünkü ataklar sırasında mutluluk hormonu serotonin dramatik şekilde düşüyor. Migrenin görüldüğü kişilerin özelliklerini ortaya koyan çalışmalar da var. Buna göre migren, mükkemmeliyetçi, ısrarcı, bağışlayıcı olmayan, kuralcı, hırslı kişilerde görülüyor. Çarpıcı bir bilgi de migren hastalarında depresyon görülme sıklığının normalden daha yüksek olması.
Baş ağrısı neredeyse her iki kişiden birinde görüldüğü için bu yazı dizisinde sadece migren anlatılmakla yetinilmeyecek. Kireçlenme, sinüzit, gerilim tipi, küme ve ilaca bağlı oluşan baş ağrılarına da değinilecek.


İnceden bir ağrı belirir ensede. Bu, alarm işaretidir. Hasta şanslıysa aldığı ilaç onu 'kurtaracaktır.' Aksi halde ağrı önce başı, sonra tüm bedeni, hatta benliğinizi ele geçirir. Zonklayan, kafanızı sıkıştıran ağrıya çare yoktur. Kendinizi karanlık bir odaya kapatır, ışıktan, gürültüden kaçarsınız... Başlayan atağın esirisinizdir ve yapacak bir şey yoktur artık. Ağrının yarattığı bitkinlikle uyursunuz, daha doğrusu kendinizden geçersiniz. Tek çare, 'bilincini yitirmek'tir. Belki uyandığınızda ağrı hafiflemiş olacaktır.
Migren, yüzde 15-20 oranında görülüyor ve kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aksel Siva, bunun nedeninin bilinmediğini, hormonal faktörlerin etkili olabileceğini söylüyor.
Baş ağrısı çok yaygın mı?
Çok yaygın. Türkiye'de migren üzerine yapılan bir çalışmaya göre migren
erişkin toplumda yüz- de 16 oranında görülüyor. Bu, kadınlar ile erkekler arasında fark ediyor. Kadınlarda yüzde 20'ye çıkıyor görülme sıklığı. Erkeklerde ise yüzde 10. 15-55 yaşındaki kadınların beşinden birinde migren görülüyor. Migrenlilerin yaklaşık yüzde 25'inde ayda üç-dört veya daha fazla atak gelebiliyor. Migrenin bir düzeninin olması şart değil. Araya giren bazı dönemler sıklığını artırıyor veya azaltılıyor. Her iki kişiden birinde ya migren ya da gerilim tipi baş ağrısı görülüyor. Bazen ikisi bir arada oluyor.
Baş ağrısını kaça ayırıyorsunuz?
Baş ağırısı iki ana gruba ayrılıyor. Migrenin ve gerilim tipi baş ağrısının içinde yer aldığı gruba 'birincil baş ağrıları' deniyor. Bunların altında insanın hayatını tehdit eden bir hastalık yok. Migren, yüzde 10-15, gerilim tipi baş ağrısı ise yüzde 30-40 oranında görülüyor. Bir de ikincil baş ağrıları var. Bunlar bir nedene bağlı olarak ortaya çıkıyor. Akut sinüzit, tümör, beyindeki damar olayı ve altta gribal enfeksiyonun olduğu baş ağrıları bu grupa giriyor. Bunların bir kısmı çok tehlikeli değil, ama bir kısmı var ki beyin tümörü ve beyin kanaması gibi hayatı tehdit ediyor. Ancak bunlar çok çok nadir görülüyor.
Migren neden kadınlarda daha fazla?
Nedenini bilmiyoruz. Sanıldığı gibi kadınların detaycı, hassas olmaları, yani kişilik yapısıyla ilgili değil. İlk akla gelen şey hormonların etkisi ama bunu da net olarak bilmiyoruz. Migrende genetik yatkınlık var. Şu anda araştırmacılar bir migren geni bulmak için çalışıyor. Çok özel bazı migren türlerinde bulunmuş genler var ama bunlar ne kadar saf migren bilmiyoruz. Ama bu genetik yatkınlığın kadınlarda erkeklere göre daha baskın durumda olduğunu söyleyebiliriz.
Migreni nasıl tanımlıyorsunuz?
Tanı kriterlerini de göz önüne alırsak, zaman zaman gelen, düzen içinde olması gerekmeyen, başın bir tarafını tutan, zonklayıcı, genellikle çok şiddetli, beraberinde bulantı ve kusmanın olduğu, kişinin ışık ve gürültüden rahatsız olduğu ağrılardır migren. Atak sırasında hareket etmeyle artan bir ağrı söz konusudur. Migrende genelde ağrının başın bir tarafını tuttuğunu söylüyoruz ama bu herkeste aynı olmak zorunda değil. Aslında migrenlilerin en az yarısında başın iki tarafı da etkilenir. Enseden gelen baş ağrısı daha çok gerilim tipi ağrı olarak nitelendirilir. Ama migrenlilerin yüzde 90'ında ya ağrı enseden başlar veya atak sırasında ensede ağrı olur.
Ensedeki baş ağrısının tansiyon kaynaklı olduğu da söylenir...
Bu da yanlış. Sık baş ağrısı olan kişiler boyunda kireçlenme veya sinüzit olduğundan şikâyet eder. Her ikisi de kronik baş ağrısının nedeni değildir. Kişinin baş boyun hareketlerinin kısıtlandığı, ağrının hareketle ortaya çıktığı, kola ve başa doğru yayıldığını görürüz.
Bunlar çok nadirdir. Bu arada tansiyon baş ağrısına yol açabilir, ama bu, ya çok ani yükselmelerle ya da küçük tansiyonun 12'yi geçtiği durumda olur. Tansiyon, sinüzit, kireçlenme sanıldığı kadar baş ağrısında etkili değildir.
Başka migren tipleri var mı?
Auralı ve aurasız migren vardır. Auralı migrende her atak, auralı olmak zorunda değil. İginç ve az görülen bir migren tipi de baş ağrısının olmadığıdır. Sadece uyuşma, ışık parlamaları olur, ama ağrı yoktur. Sınıflandırmada 'baş ağrısız aura' diye geçer. Aslında çeşitliliği de olan bir tür baş ağrısı migren.

Ataktan sonra yeniden doğulur...
Migren ağrısı nasıldır?
Migren zonklayıcıdır. Ama her migrende bu olmayabilir. Basınç, kafada
bir şey genişliyormuş hissi olabilir.
Migren eşittir baş ağrısı da demek değil. Başağrısı sadece bir bölümüdür. Baş ağrısı migrenin belirtilerinden sadece biri ve kişiyi en çok rahatsız eden bölümü olduğu için herkes bunu dile getirir.
Migrenlilerin yarıya yakınında 'prodrom' adını verdiğimiz bir ön dönem olur. Bu dönemde kişi kendini daha sinirli, huzursuz hissedebiliyor, başa ağırlık çöküyor, sık sık esneyebiliyor, uykusu geliyor.
O sırada ışık, gürültü ve kokudan rahatsız oluyor, iş yapıyorsa konsantrasyonunu sağlayamıyor. Bu dönem bazen bir-iki saat sürüyor bazen çok daha kısa olabiliyor. Bunun arkasından migrenlilerin yüzde 15 -20'sinde 'aura' dediğimiz görüntünün hafif bulanıklaşması, kırık çizgiler, parlak çizgiler, uçuşan parlak noktalar gibi görsel şikâyetler olabiliyor, ağzın etrafında veya bir kolda uyuşmalar da görülebiliyor. Bunlar 20-30 dakika sürer ve ardından migren gelir. Ağrının dışında migrenin sönme dönemi vardır. Bu, atağı atlatan kişinin yeniden dünyaya gelmesi gibi bir dönemdir.

YARIN: Kimler risk grubunda?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14.09.07, 00:03
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: migren

Başımdaki bela: MİGREN (2)

Migrenlilerin ortak özellikleri mükemmeliyetçi, başarıda ısrarcı, kırılgan ve obsesif olmaları. Migrende dikkat çeken bir diğer özellik de hastalığın düzeni sevmemesi. Migren hastası 'rutin dışına' çıktığında hemen atakla karşılaşıyor
26/02/2007 (3109 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Biraz fazla hassas, mükemmeliyetçiyseniz ve üstelik de ailenizde bir migren hastası varsa siz de risk altındasınız. Çünkü migrenlilerin yüzde 50-60'ının ailesinde bu hastalığı taşıyan biri var. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aksel Siva, "Bazı yiyecekler migreni tetikliyor. Çikolata da çok suçlanıyor ama aslında etkisi yok" diyor.
Migrenin minimum görülme yaşı ne?
Migren, cinsel olgunluk dönemiyle, bluğ çağından sonra başlıyor. Ama bu demek değildir ki altı-yedi hatta üç yaşında görülmez. Onlarda da migren var. Ama oran çok düşük. Türkiye'de Mersin'de yapılan bir çalışmada çocuklarda yüzde 10 oranında bulundu migren. İleri yaşlarda migren azalıyor. Kadınların bir kısmında belki üçte biri belki yarısında menopozda kayboluyor. Çok küçük bir grupta menopozdan sonra çıkabiliyor. Hastalık 30-40'lı yaşlarda pik yapıyor.
Yoğun stres yaşayan birinde bir süre sonra migren çıkabilir mi?
Eğer kişinin migreni varsa stres, ataklarını sıklaştırabilir ya da gerilim tipi baş ağrısına yol açabilir. Kimi zaman gerilim tipi baş ağrısıyla migreni ayırmakta zorlanabiliriz. Ama Dünya Baş Ağrısı Derneği Başkanı "Ağrı migren gibi şiddetliyse migren tedavisi uygulanmalı" diyor.
Migrene yatkın olanlar kimler?
Ailesinde migren olanlarda, migren olmayanlara göre hastalığın görülme olasılığı birkaç kat artabiliyor. Migrenli olanların yüzde 50- 60'ının ailesinde de bir migrenli var. Kadın olmak, özellikle 30-40'lı yaşlarda olmak bir çeşit yatkınlığı artırıcı neden olarak söylenebilir.


Aç kalmamaya dikkat edin
Atak sıklığını ve süresini belirleyen ne?
Bunu söyleyemiyoruz. Migrenin tanı kriterlerinde erişkinlerde en az dört saat, çocuklarda da en az bir saat sürmesi beklenir. 72 saatten uzun sürmez deniyor. Tanı kriteri demek herkesi bağlamaz. Migren ağrısı genelde birkaç saat sürer ama çocuklarda böyle değil. Bazıları birkaç gün, bazısı da bir hafta sürdüğünü söylüyor. Migrenin çok şiddetli olması bir gündür. Bilemediniz ertesi güne sarkar. Sonraki günler ağrının sersemliğidir. Ancak bu bazı kişilerde uzar. Ağrı 72 saati geçerse buna 'uzamış migren' deniyor. Dört saatten kısa sürdüğünde de migren diyoruz. Migren, genellikle saatlerce, gün boyunca sürüyor ve ertesi günlere sarkan bir ağırlık oluşturuyor. Ağrının nasıl olacağı kişiden kişiye ve ataktan atağa değişiyor.
Migreni neler tetikler?
Açlık tetikleyicidir. Migrenlilerin büyük bölümü aç kaldığında ağrı başlar. Özellikle ramazanda oruç tutulduğunda migrenlilerin atakları sıklaşır. Öğün atlamakla da ağrı oluşur. Uyku düzenindeki kaymalar da yol açar. Diyelim ki birkaç gece üst üste çalışıp uykusuz kaldınız. Bu durumda migren atağınız başlayabilir. Bir de hafta sonu migreni var. Bazı hastalar hep hafta sonu başladığından şikâyet eder. Çalışan kişi diyelim ki her sabah 07.00-07.30'da kalkıyor ve kahvesini içip işe gidiyor. Burada belli bir stres altında. Hafta sonu bu koşullar değişiyor. Birincisi geç uyanıyor. Ardından da her zaman alıştığı çayını kahvesini geç içiyor, üstelik stresi de ortadan kalkmış. Bu kişilerde migren atağı genellikle hafta sonu gelir. Ancak bu kişiler 15 gün tatile çıktıklarında hafta sonları yaşadıkları migren atağını geçirmezler.
Migren düzen seven bir hastalık mı?
Evet. Alıştığınız düzenin biraz dışına çıktığınızda hastalık hemen kendini gösterir.
Lodos migreni tetiklemez mi?
Tetikliyor ama bu niye böyle oluyor bilmiyoruz. Migrenlilerin çoğuna sorduğunuzda lodosun tetikleyici olduğunu söylerler. Başka ülkelerde sıcak rüzgârlardan söz edilir. Atmosferdeki değişiklikler tetikliyor.
Yiyeceklerin migrende rolü var mı?
Bazı yiyecekler, özellikle de şarap tetikleyebilir. Ama iyi bir şarap tetiklemeyebilir, kötü bir şarap yapabilir. Bazıları şarap ismi telaffuz ederek söyler. Herkeste aynı şekilde olacak diye bir kural yok. Bazı başka alkol türleri de atağı tetikleyebilir. Ben migrenli kişiye diyet vermem. Çünkü migrenlilerin yüzde 10- 15'inde yiyeceklerle ilişki vardır. Örneğin çikolata migreni tetikliyor diye çok suçlanır. Bazı kişilerde tetikleyebilir ama sanıldığı kadar çok değildir bu. Kişi tatlı bir şey yemek istediğinde en rahat ulaşılacağı şey çikolatadır. Onu yer ve atak başlar. Burada suçlu çikolata değildir. Çikolatayı yediği sırada zaten migreni başlamıştır. Dolayısıyla gariban çikolata sanıldığı gibi suçlu değil.
Spor yapmak atağı tetikler mi?
Yazın güneşte spor yapmak tetikleyebilir. Çok keskin kokular parfümler de tetikleyebilir.
Kahve atak başlatır mı?
Kahvenin atak başlatması bir yana bazı ağrı kesiciler kafeinle birlikte alındığında etkili olur. Karışık migren ilaçları baş ağrısının sıklığını artırabiliyor ve ters etki ortaya çıkabiliyor.
Sigaranın etkisi var mı?
Bazı migrenliler, özellikle dumanlı ortama girdiklerine baş ağrılarının tetiklendiğini söyler. Tetikleyici faktörler arasında görmüyoruz.
Migrende ailesel geçiş ne kadar etkili?
Aile bireylerinden birinde migren olması, o ailenin diğer fertlerinde migrenle karşılaşılma olasılığını, ailesinde migreni olmayanlara göre iki-dört kez daha arttırıyor.

Ya hamileyken migren tutarsa?
Selma, inşaat mühendisi. Migrenle 10 yıl önce tanışmış. O günü unutması mümkün değil, çünkü hayatında ilk defa bu kadar acı çektiğini söylüyor:
"Sıcak bir ağustos günüydü. Güneş, tam tepedeydi. Arazide çalışıyorduk. Sabah kahvaltısı da yapmamıştım. Yaklaşık beş saat tepedeki kızgın güneşe ve sıcağa rağmen arazide kaldık. Hafiften bir baş ağrısı geldiğini hissettim. Karnım çok acıkmıştı. Ama önemsemedim. Zaman ilerledikçe kötüleşmeye başladım. Hareket etmek zorundaydık ama başım o kadar ağrıyordu ki kıpırdamak eziyet veriyordu."
Ofise dönmek için yola koyulduklarında Selma rahatladı. Çünkü yemek yiyip ağrı kesici almayı hayal ediyordu. Böylece baş ağrısından kurtulacaktı. Ancak ofise dönüp karnını doyurmaya çalıştığında bunun mümkün olmadığını gördü:
"Midem bulanıyordu. Hayatımda hiç böyle bir ağrı yaşadığımı hatırlamıyorum. Öyle ki ağrıdan ağlamaya başladım. Ofisteki çalışma arkadaşım beni gördü ve ne olduğunu sordu. Ben sadece, 'doktora gitmem gerekiyor' diyerek başımı sıkıca tutuyordum. Başımın sallanmasını istemiyordum, çünkü o zaman ağrı daha da artıyordu. İşyerindeki arkadaşlar telaşlandılar ve hemen beni hastaneye götürdüler. Ancak hastaneye varana dek, 'ölüyorum' dediğimi hatırlıyorum. Ağrıyı tarif edemem. Hastanede sadece 'başım çok kötü' diyebildim. Doktorlar da endişelendi ve tomografi çektiler. Bir sorun yoktu, bana migren başlangıcı olduğu söylendi."

İlaçsız mücadeleyi öğreniyor
Migreni haber veren bu atak, birkaç gün sürdü. Selma, ilerleyen günlerde sersem gibiydi. Karanlık odadan dışarı çıkmak istemiyor, gürültüye tahammül edemiyordu. Yaşadığı streslerin buna neden olduğunu düşünüyordu. Sonraları da birkaç şiddetli atak geçirdi. Zamanla nelerin atağı tetiklediğini öğrendi. Yaşamını migrene göre düzenlemeye başladı. İlk atağının üzerinden 10 yıl geçen Selma, geçen yıl da çok şiddetli bir atak geçirdi. Öyle ki bu kez de güçlükle hastaneye kendini attı. Stres dönemlerinde ataklarının sıklaştığını belirten Selma, "Migreni tanıdıkça onunla mücadele etmem de kolaylaştı. Mesela ağrının geleceğini hissettiğimde hemen hafif bir ağrı kesici, koyu, şekerli kahve içiyorum. İmkânım varsa uzanıp yatıyorum. Zamanla ağrı kesici kullanmadan baş etmeyi öğrendim. Çünkü çocuk yapmak istiyorum ve hamilelikte ilaç kullanamayacağım için kendimi buna alıştırmaya çalışıyorum" diyor.

Migren tetikleyicileri
Adet dönemi
Gebelik
Doğum
Doğum kontrol hapları
Menopoz
Östrojen replasman tedavisi
Nitrit içeren yiyecekler
Turunçgiller
Alkol
Aspartam
Öğün atlanması
Sıkıntı, üzüntü gibi psikolojik etkenler
Depresyon
Coşku ya da beklenti
Parlak ışıklar
Floresan ışığı
İklim değişimleri
Basınç değişiklikleri
Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
Yorgunluk
Ağır egzersiz

YARIN: Migren belirtileri
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14.09.07, 00:03
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: migren

Başımdaki bela: MİGREN (3)

Araştırmalar, migreni olanlarda depresyon görülme sıklığının iki-üç kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Çünkü migren hastalarında serotonin (mutluluk hormonu) miktarı daha düşük
27/02/2007 (3980 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Esneme, konsantrasyon güçlüğü, başa ağırlık çökmesi gelecek bir migren atağının habercisidir. Peki bu durumda ne yapacaksınız? Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aksel Siva, "Ağrı gelecekse engelleyemezsiniz" diyor.
Açlık neden migreni tetikliyor?
Bunun net bir açıklaması yok. Şeker yüklemesi yaptığınız kişilerde şekerin çok düştüğünü görüyoruz. Yani tatlı yedikten birkaç saat sonra oluşuyor bu. Açlığın herkeste migreni tetiklemediği ancak kan şekerinin düşmesine yatkın kişilerde migrenin daha çok gözlendiğini fark ettik.
Migren hangi mesleklerde yaygın?
Ortak bir nokta yok. Türkiye'de yaptığımız çalışmada sosyoekonomik düzey, okuma gibi mesleklerle bir bağlantısı olmadığını gördük. Beyaz ırkta, sarı ırka göre daha fazla görülüyor migren. Siyah ırkta orta sıklıkta.
Atak gelmeden önce belirti verir mi?
'Prodrom' dediğimiz esneme, konsantrasyon güçlüğü olur ve çoğu zaman kişi bunun farkında değildir. Çoğu kişi 'yavaş yavaş ensemden ya da gözümün üstünden geldiğini hissediyorum' der. Bu, migrenin habercisidir.
Belirtiler kesin atağa dönüşür mü?
Sorun burada zaten. Gidebilir de gitmeyebilir de... Dolayısıyla şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz; ağrının geleceğini her hissettiğimizde ilaç verelim mi? Eğer bunu ayda iki kez hissediyorsan ilaç almanın sakıncası olmayabilir ama iki günde bir gelen her ağrıda ilaç almaya kalkarsanız bu sefer baş ağrısını daha sık davet edersiniz. Ağrı kesicilerin çok fazla kullanılması aslında o sırada ağrının geçici olarak hafiflemesine, ancak ertesi gün veya aynı gün gelmesine neden olabilir. Bu da kısırdöngüye yol açar. Fazla ağrı kesici almak sürekli baş ağrısına dönüşebiliyor. Bu tür kişilerde ağrı kesiciyi hemen kesiyoruz. Eğer ayda üç-dört kez atak geliyorsa doğrudan ağrı gelmesini engelleyici tedaviye yöneliyoruz. Atak sadece ayda bir-iki kez ise ağrı kesicilerle kontrol ederiz.
Migren tedavisinde kullandığımız farklı ilaçlar var. 'Beta blokerler' dediğimiz ve daha çok kalp ve tansiyon ilacı olarak kullanılanlardan yararlanabiliyoruz. Sara hastalığında kullanılan ilaçlar da migren tedavisinde işe yarıyor. Duruma göre antidepresanlar da kullanabiliyoruz.
İlaç dışında yapılabilecekler neler?
Atak tetiklendiyse ağrı gelecektir. Ancak değişik risk faktörleri ve stresi mümkün olduğunca indirgersek atak sıklığını azaltabiliriz. Zamanla nelerin migreni tetiklediği belirlenip bunlardan uzaklaşarak önlem alınabilir. Ama migren atağı âdet dönemiyle geliyorsa ona bir şey yapamazsınız. Doğum kontrol hapı bazı kişilerde üçte bir oranında atakları sıklaştırıyor. Bu durumda başka çözümler düşünülebilir.
Başka bir rahatsızlığın olması migreni etkiler mi?
Tansiyonu yüksek olan kişilerde ilaç tercihi değişebiliyor. Eğer kişide depresyon varsa antidepresanları kullanmayı tercih ediyoruz. Migrenlilerde depresyon, migreni olmayanlara göre iki-üç kat daha fazla görülüyor. Depresyonu olanlarda da migren görülme riski daha yüksek.
Bunun serotoninle mi ilgisi var?
Serotonini yükseltici ilaçlar veriyoruz özellikle depresyonda. Migrenin temelinde serotonin önemli bir yer tutuyor. Ancak bu ilişkinin ne şekilde olduğunu söyleyebilecek durumda değiliz.
Migren tehlikeli bir hastalık mı?
Migren tehlikeli demek çok doğru değil ama eğer ataklar çok sık görülüyorsa o zaman kişinin hayatını zehir edebiliyor. Hem özel hem sosyal yaşamına, bazı durumlarda da ekonomik yaşantısına ciddi sorunlar getirebiliyor. Bizim ülke olarak telaffuz etmeye alışkın olmadığımız bazı kavramlar var. Bir tanesi hastalıkların iş verimine etkisi. Migrenin varlığı çalışan kişide işgücü kaybına yol açıyor. Aslında kişinin iş yerindeki verimini etkileyip ekonomiye olumsuz yansıyor. Rahatsızlıklara bağlı işgücü kayıpları ciddi rakamlara ulaşabiliyor. Bu tür rahatsızlıkları tedavi etmek sağlık açısından maliyet getirebiliyor ama aynı şekilde ekonomik getirisi daha fazla olabiliyor. Amerika'da İngiltere'de örnekler var. Sağlık harcamalarının maliyeti yüzde 10-15'i geçmiyor. Bu harcamayla yüzde 80-85'lik bir kaybı azaltırsınız. Migren olduğundan emin olduğunuz bir kişiden ileri tetkik istemenin anlamı yok. Bizim ülkemizde çok gereksiz tetkikler yapılıyor.
Migren tedavi edilmezse ne olur?
Son yıllarda 'migren ilerleyici bir hastalık mıdır?' diye bakılıyor. Bazı kişilerde organik sonuçlara da yol açabiliyor iddiası var. Her zaman böyle bir ilişki kurabilir miyiz emin değilim. Zaten kişinin migreni seyrekse ve ağrı kesicilerle düzeliyorsa sorun yok. Ancak eğer ataklar sıklaşıyorsa mutlaka doktora başvurulmalı. Altı aylık bir koruyucu tedavi hastanın kötüleşmesini engelleyebilir. Tedavi edilmeyen migren, çok küçük bir grupta sorunlara yol açabilir.
Ne zaman hastaneye gitmek gerekir?
Migren, ağrı kesiciye yanıt vermiyor, düzelmiyor ve çok şiddetliyse gitmek gerekir. Ama bu ağrı her zamanki gibiyse hastaneye gitmeye gerek yok. Eğer migrenli kişinin ağrısı farklı bir tarzdaysa, başka tip bir ağrı olabilir. Bir kişide migren veya gerilim tipi baş ağrısı varsa her ağrısı illa migren veya gerilim tipi olmayabilir. Her zamankinden farklı özellik taşıyorsa hastaneye gitmeli. Hele de çok ani başlamış, çok şiddetli ve dayanılmaz hale geliyorsa çok tipik migren olmayabilir.
Migren beyin kanaması yapar mı?
Yapmaz. Migreni olmayan kişilerde beyin damarının baloncuklaşması olasılığı ne kadar varsa migreni olan kişide de bu kadar ihtimal var. Migrenlide daha çok değildir bu ihtimal. Kişi beyin kanaması geçirdiyse ve migrense bu hasta olmasına bağlı değildir. Migren hastaları alışkın oldukları migren ağrısı dışında bir ağrı yaşıyorlarsa sağlık kuruluşuna başvurmalılar. Bir infeksiyon tablosu migrenlide farklı bir ağrıya yol açabilir ve çok şiddetli ağrılara neden olabilir.


'Atak geldiğinde telefon sesi çıldırtıyor'
35 yaşındaki Mehmet, çocukluğundan beri baş ağrısı çekiyor. Yetişkinlik döneminde yaşadığı streslerle artan baş ağrısına çözüm bulabilmek için doktora gitmiş. Yapılan muayenede migren teşhisi konmuş:
"13 yıldır migren hastası olduğumu örgendim. Ancak öncesinde var olan ve teşhis konulduktan sonraki baş ağrılarıma da baktığımda bu hastalığımın tam olarak ne zaman başladığını bilmiyorum. Beslenme alışkanlıklarımda bir farklılığa gittiğimde, öğün atladığımda, her gün içtiğimden fazla ya da az çay içtiğimde, sigarayı artırdığımda, beni sarsan bir acıyla karşılaştığımda, güneş ışınlarına fazlasıyla maruz kaldığımda, kapalı ve gürültülü mekânlarda fazla bulunduğumda, aşırı merak ettiğimde, psikolojik sarsıntılar yaşadığımda çekilmez baş ağrılarıyla karşılaşıyorum. Eğer derinden başlayan ağrıları ihmal edersem kriz boyutuna varabiliyor.
Migren ağrıları çektiğimde, telefonun sesi bile beni çıldırtacak kadar etkiliyor. Karanlık odalara geçip gözlerimi kapatarak uyumak istiyorum. Bu iyi geliyor."
Mehmet, ağrılar gündelik yaşamını etkileyip, verimini düşürünce hayatını migrene göre organize etmek zorunda kalmış. Örneğin yemeği belli saatlerde yiyor. Ufak bir değişiklikte 'ağrı ben burdayım' diyor. Fazla çay tüketmiyor, sigarayı belli sayıda içmeye çalışıyor ve sorunları fazla kafasanı takmamaya gayret ediyorum. Ancak tüm bunlara rağmen yine de ağrının geldiği, Mehmet'in baş edemediği zamanlar oluyor:
"Bazı geceler, ağrı kesiciler işe yaramadığında kendimi hastanelerin acil servisine atıp yüksek dozda ağrı kesici ampullerle rahatlıyorum. Eskiden oturduğum semtte emekli bir hemşire vardı. Herhangi bir saatte tutulduğum migren krizlerimden onun sayesinde kurtulabiliyordum. Şimdilerde çekilmez ağrılar olduğunda en yakın hastaneye gidiyorum. Uzun yolculuklara ağrı kesicilerle birlikte çıkıyorum. Migrenden öğrendiğim şu: Vücut saatimin alışkanlıklarını asla bozmamalı ve her şeyi kıvamında yaşamalıyım. Stres ise en büyük düşmanım."

YARIN: Küme tipi baş ağrıları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14.09.07, 00:03
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: migren

Başımdaki bela: MİGREN (4)

Migrenlilerin yarısı şikâyetleri nedeniyle doktora başvurmuyor. Doktora gidenlere ise kimi zaman sinüzit veya gerilim tipi başağrısı tanısı konuyor
28/02/2007 (2265 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Migren hastalarının büyük bölümüne doktor tarafından tanı konmuyor. Çünkü hastaların yarısına yakını şikâyetlere rağmen doktora başvurmuyor. Doktora gidenlere ise migren yerine sinüzit, boyun kireçlenmesi ve hipertansiyon teşhisi konulabiliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aksel Siva, migrenle ilgili yapılan bir çalışma hakkında bilgi verirken, migrenlilerde panik atak, anksiyete, obsesiz kompulsif bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıklarla inme, hipertansiyon ve epilepsinin daha fazla görüldüğünü söylüyor.
Migreni olanlar genelde hekime başvuruyor mu?
Kadın migrenlilerin yüzde 60, erkeklerin de yüzde 70 kadarının 'tanısı konmamış migrenli' oldukları bildirilmiştir. Çeşitli çalışmalarda migren veya diğer süregen-primer baş ağrısı olan kişilerin bu yakınmaları için doktora başvuru oranlarının yüzde 50'yi geçmediği kaydediliyor. Memleketimizde başağrısı nedeniyle doktora başvuru oranı yüzde 38.9 olarak bulunmuş. Bu oran kadınlarda yüzde 46.1, erkeklerde yüzde 30.1'dir. Migrenlilerin yüzde 75.4'ünde, gerilim tipi baş ağrısı olanların ise sadece yarısında doğru tanıya varılmaktadır. Öte yandan bu tür başağrıları nedeniyle doktora başvuranlara nadir olmayarak 'kronik sinüzit', 'boyun kireçlenmesi' ve 'hipertansiyon' gibi gerçekte süregen başağrısı ile ilgisi olmayan tanılar konabiliyor!
Bu ülkemize özgü bir durum mu?
Migrende tanı sorunlarıyla sadece ülkemizde karşılaşılmıyor. Amerika'da da benzer sorunlar görülebiliyor. Nitekim yapılan bazı çalışmalarda migrenlilerin sadece yüzde 21'inde doğru tanıya varıldığı, yüzde 35'inde migren tanısıyla birlikte gerilim tipi veya sinüzit başağrısı gibi olmayan ek tanıların konduğu, yüzde 14'üne yanlış olarak gerilim tipi veya sinüzit başağrısı dendiği, yüzde 30'unun ise tanısız kaldığı belirtiliyor.
Doktor seçimi nasıl yapılmalı?
Türk Baş Ağrısı Epidemiyolojisi Çalışması'nın en önemli verilerinden biri başı ağrıyan kişilerin ilk olarak hangi doktora gittikleri sorusuna verdikleri yanıttır. Buna göre memleketimizde başı ağrıyanların yüzde 36.9'u öncelikle bir nöroloğa, yüzde 27.8'i bir dahiliye, yüzde 16.3'ü bir kulak-burun-boğaz, yüzde 12'si de bir nöro-şirürji uzmanına başvuruyor. Birinci basamak hekimlere başvuranların oranı ise sadece yüzde 16.3. 1997 yılında gerçekleştirilen bu alan çalışmasında bulunan bu oranlar hekim seçimindeki yanlışı çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Günümüzde halkın ilk basamak sağlık hizmetlerinden yararlanma oranının biraz daha düzeldiğini umut etsek bile, "Önce bir uzman görsün" yaklaşımının ülkemizdeki sağlık anlayışı ve politikalarında öncelikle değişmesi gereken önemli bir soruna işaret ettiğini görmeliyiz.
İlaç kullanımı nasıl olmalı?
Baş ağrısı sırasında ağrı kesici kullandığını belirtenlerin oranı yüzde 85.7 olup, bunların ancak yüzde 33.6'sı söz konusu tedavilerinin bir doktor tarafından verildiğini, yüzde 11.4'ü aldıkları ilacın bir eczane ve yüzde 32.7'si başka bir baş ağrılı kişi tarafından önerildiğini, yüzde 29.6'sı ise doğrudan kendilerinin seçtiklerini belirtmektedirler. Baş ağrıları nedeniyle ilaç kullananların oranı yüzde 9.6 olup, migrenlilerin auralı, aurasız veya gerilim tipi baş ağrısıyla birlikte olmasına göre bu oran yüzde 5.9-21.7 arasında değişiyor. Bu, ilaç kullanımının rastgele olduğunu gösteriyor.
Migrenin diğer hastalıklarla birlikte görülmesi söz konusu mu?
Değişik çalışmalarda, migrenlilerde bazı hastalıklarla, migreni olmayanlara göre daha sık karşılaşıldığı bildiriliyor. Bunların arasında öncelikli olarak bazı psikiyatrik hastalıklar, nörolojik olarak epilepsi ve inme, ayrıca sistemik olarak hipertansiyon sayılıyor. Panik bozukluk, anksiyete bozukluklar, majör depresyonı ve obsesif kompulsif bozukluk migrenlilerde normal popülasyona göre üç-altı kez daha sık görülüyor. Migrenlilerde, epilepsiyle karşılaşılma olasılığını, normal nüfusta beklenen yüzde 0.5'in yaklaşık on katı olan yüzde 5.9'a kadar bildiren çalışmalar olmakla beraber bu oran genel pratikte bunun altında izlenimini veriyor. Ancak, her ikisi de artmış nöronal uyarılabilirlik durumuyla şekillenen bu nörojenik hastalıklara birlikte rastlanması şaşırtıcı değil.
Migrenlilerde inme riski var mı?
Genç yaşta (45 yaş altı) karşılaşılan inme nedenleri arasında migren sıklıkla sayılmakla birlikte, bu ilişki daha çok 45 yaş altı migrenli kadınlarda ortaya çıkmakta, migrenin auralı olması ve sigara tüketimiyle inme geçirme riski giderek artmaktadır. Migreni olmayanlara göre bu özellikleri taşıyan migrenlilerin 3-14 kez daha sık inme geçirebileceklerini bildiren çalışmalar var. Ancak migrenle inme ilişkisinin farklı boyutları olabileceği unutulmamalı. Gerçekten de bu iki olay rastlantısal olarak bir arada görülebileceği gibi, inme sırasında migreni andıran bir başağrısı da ortaya çıkabilir. Ancak inmeyi açıklayacak herhangi bir nedeni saptanmayan inmeli genç kişilerde (kadınlarda) eski migren öyküsü varlığında ve sayılan risk faktörleri de saptanıyorsa, 'migrenöz inme' tanısı düşünülebilir. Genç kadın olasılığı dışlandığında migren inme için bir risk faktörü değildir.


'Şiddetli küme tipi ağrılarda intihar bile düşünülüyor'
Tümörün neden olduğu başağrısı nasıldır?
Tümör başağrısı migrenle karışmaz. Migrenli kişi sokaktaki kişidir. Migreni olmayanla olan arasında başka bir hastalığın çıkması açısından fark yok. Beyin tümörü genellikle haftalar içinde giderek artan, kişinin sabahları daha çok hissettiği, ayağa kalkmasıyla gün içinde azalan, ağrı kesicilere daha az cevap veren ve çoğu zaman başka belirtiler veren ağrıdır. Bu belirtiler, görme bozukluğu, vücudun bir tarafında güçsüzlük, sara nöbeti olabilir. Bazen iyi huylu beyin tümörleri vardır ve bunlar daha uzun dönemli baş ağrısına yol açabilir. Beyin tümörü dediğimizde kötü tümörleri 4 bin 500-5 bin kişide görürüz. Migrenli sayısı ise yedi-sekiz milyon.
Küme tipi baş ağrısı nedir?
Tek taraflı, genellikle o taraftaki gözün etrafında, arkasında ve (veya) şakakta hissedilen çok şiddetli 15-180 dakika süreli ataklar vardır küme tipi baş ağrısında. Bir-iki günde bir-sekiz atak, genellikle 24 saatte bir-üç atak olabilir. Ataklar bir saat kadar sürer, genelde uykudan uyandırır ve ağrı sırasında 'otonom' belirtiler eşlik eder. Bu ağrı atakları birkaç haftalık sürelerle gelmekte ve sonra geçmekte, ancak uzun bir aradan sonra aynı şekilde tekrar gelmektedir. Bu şekilde kümeler halinde geldiğinden bu ad verilmiştir. Ağrılar çok şiddetli olduğundan kimi zaman kişi intihar etmeyi bile düşünebilmektedir.
Görülme sıklığı nedir?
Küme (Cluster) başağrısının görülme sıklığı yüzde 0.1- 0.4 arasında değişiyor. Ağrıyı diğer baş ağrılarından özelliği erkeklerde daha sık görülmesidir. Her beş erkeğe karşın bir-iki kadında küme tipi ağrıya rastlanıyor.
Belirtileri nelerdir?
Ağrılı tarafta ağrı sırasında eşlik eden yakınmalar en az biri görülüyorsa ağrı küme tipidir:
Gözde iğnelenme hissi,
Gözde yaşarma,
Göz bebeğinde küçülme,
Göz kapağında düşme,
Göz kapağında ödem,
Burunda tıkanıklık,
Burunda akıntı,
Alın-yüz yarımında terleme.
Nasıl teşhis ediliyor?
Bize başvuran hastaya sorular sorarak klinik öyküsünü alıyoruz. Belirtiler küme tipi baş ağrısındaki gibiyse hemen öyküyle tanı konabilir.
Ağrı ne kadar sürüyor?
Genellikle cluster dönemleri bir-iki yılda bir-iki kez yineliyor. Atak yılın aynı zamanlarında gelip birkaç haftadan iki-üç aya kadar sürebiliyor. Düzelme (başağrısız) dönemleri altı ay-iki yıl arasında değişmektedir. Ağrı yüzde 10 hastada kronikleşme eğilimindedir. Genellikle ağrı atakları günde bir-üç kez gelir ve yarım-bir saat sürer.
Ağrı hep aynı tarafta ve günün aynı saatlerinde olur. Nadir olmayarak uyuduktan sonraki ilk saatlerde atak gelir ve kişiyi uyandırır. 'Küme tipi' erkeklerde daha fazla görülüyor.
Tedavi nasıl yapılıyor?
Tedavide atak sıklığını azaltmaya yönelik verapamil denilen maddeyi içeren ve esasında kalp ilacı olarak bilinen bir ilaç seçi-liyor. Daha sonra aynı zamanda epilepsi (Sara) hastalığında da kullanılan valproate ve benzer bazı diğer ilaçlar, lityum ve dirençli olgularda kortizon kullanılıyor. Çok dirençli durumlarda bazı cerrahi girişimler deneniyor. Ağrı geldiğinde ise olanak varsa yüzde 100 oksijen solutturmak etkili olabilmektedir.

YARIN: Migren tedavisi
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14.09.07, 00:04
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: migren

Başımdaki bela: MİGREN (5)

Migren ataklarının sıklığına göre uygulanan tedavi değişiyor. Ancak en önemlisi, hastanın ataklarını tetikleyen faktörleri bilmesi ve bunlardan uzak durması
01/03/2007 (1267 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Sevgili günlük, dün akşam içtiğim şarap bana pahallıya patladı. Şu anda şiddetli bir migren atağı geçiriyorum." Bir migren hastasının tuttuğu günlükte yer alması olası cümlelerden biri bu. Doktorlar migren hastalarının günlük tutmalarının hem hastalığın tanısı hem de tedavisinde büyük önem taşıdığını belirtiyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tülin Tanrıdağ, çoğunlukla hastanın öyküsünden yola çıkarak tanı konulduğunu belirterek günlüğün önemine işaret ediyor.
Migrenden korunmak mümkün mü?
Migrende tetikleyici faktörleri biliyoruz. Eğer bu tetikleyici faktörleri ortadan kaldırırsanız atakları önleyebilirsiniz. Bunları öğrenmenin bir yolu doktorun hastasına değişik şekillerde soru sormasıdır. Bazen bir kere sorduğunuzda hasta size neyin tetiklediğini söyleyemeyebiliyor. Bu nedenle soruları değişik açılardan sormalısınız. Benim bir hastam vardı; hafta içinde migreni oluyordu ancak hafta sonu hiçbir şekilde atak yaşamıyordu. Hafta içinde yaptıklarını sorguladık. Konuşma sırasında servise binerken yanına oturduğu arkadaşının parfümünün ağrısını ortaya çıkarttığını tespit ettik. Arkadaşının yanına oturmayınca migren ağrısı geçti. Bu tür ayrıntılar önemli ama bazen insanlar farkında olmayabiliyor. Tetikleyici faktörleri bilmek ve uzak durmak medikal tedaviden bile daha önemli.
Migren hastası doktora gitmeden önce ne yapmalı?
Hasta günlük tutabilir. Ağrının gelme zamanı, şekli, neyin tetiklediği vb. şeyler doktora gittiğinde hem tanı hem de tedavi için yararlı olur. Günlük, tedavinin işe yarayıp yaramadığını öğrenmek açısından da önemli. Atak sıklığı ayda iki veya daha fazlaysa tedavi ona göre yapılıyor. Koruyucu tedavi de verebiliyoruz. Bu tedavilerle ya ataklar azalıyor ya da şiddeti azalıyor.
Doktor hastaya ne tür sorular sorar?
Başın ne tarafında ağrı vardır? Ağrı ensede mi, tepede mi? Enseden gelip tepeye vuran baş ağrıları hipertansiyon kaynaklıdır. Ağrının karakterini sorarız. Yani ağrı bastırıcı mı, zonklayıcı mı? Kimi ağrıdan gözlerinin çok etkilendiğini anlatır. Ağrının şiddetini puan vererek belirtmesini isteriz. Ağrının ne kadar sürdüğünü, sıklığını da anlamaya çalışırız. Tetikleyici faktörleri sıralarız. Işıktan, sesten rahatsız oluyor mu, yiyeceklerle ilişkisi var mı, egzersizle artıyor mu vb. sorular da hastaya sorulur.
Uyumak atağın geçmesini sağlar mı?
Hasta, atağı tuttuğunda sakin bir ortama gider. Migren orta ve ağır şiddettedir, günlük aktiviteyi etkiler. Bu yüzden intihar edenler olduğu gibi, 'o anda silah olsa kendimi vururum' diyenler de vardır. Uyku ağrının geçmesinde etkili. Çünkü uyuduğu zaman rahatlıyor, ağrı azalıyor veya geçiyor. Kimi perdeleri kapatıp, sesten uzaklaşarak rahatlamaya çalışıyor.
Migrende hastanın öyküsünü almak tanıyı koymaya yeter mi?
Hemen öyküyle tanı koyuyoruz ama bazıları atlanabiliyor. Örneğin hastanın beş- altı senedir migren ağrıları var, eskiden beri gerilim tipi baş ağrısı yaşıyor ama farklı bir ağrıdan söz ediyorsa, şiddet veya tuttuğu yer olarak alışılagelenden farklıysa ve hasta 50 yaşının üstündeyse, immün sisteme yönelik kortizon tedavisi alıyorsa bu tür durumlarda mutlaka organik nedeni ekarte etmek için görüntüleme yoluna gitmemiz gerekiyor. Hastada kanser veya sistemik rahatsızlığı varsa kafamızda soru işareti olur.
Migren nasıl tedavi ediliyor?
Tedavi, migren ataklarının sıklığına göre değişir. Eğer ayda bir geliyorsa atağa yönelik tedavi yaparız. En basitten başlayarak ağrı kesiciler veriyoruz. Eğer bu ağrı kesiciler ağrıyı önlemiyorsa 'triptan' dediğimiz ilaç grubuna geçeriz. Eğer ayda iki veya daha fazlaysa atak koruyucu tedavi yapıyoruz. Hastayı takip ediyoruz. Hastayı yedi-sekiz ay takip ediyoruz ve durumuna bakıyoruz. Migren atağının geleceğini hissettiğinde verdiğimiz yeni jenerasyon ilaçlar var. Eğer bulantı ve kusması varsa buna yönelik ilaçlar da kullanılıyor.


Yoga ve pilates atak önler
İlaçların yan etkileri var mı?
Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa dikkatli olunmalı. Bu ilaçlar, genişlemiş damarı daraltır. Kalp krizi öyküsü olanlarda dikkatli olunmalı. Bazı antidepresanlar var ve bunlar kalp riski yarattığı için belli bir yaşın üstündekilere vermiyoruz. Bunlar dışında ilaçlar sersemlik de yapabilir.
İlacın yaramadığı hastalar var mı?
İlaç baş ağrısı olanlarda bu sorun var. Yani her ağrısı geldiğinde ilaca sarılan ve bu nedenle artık bir nevi bu ilaçlara bağışıklık kazanmış kişilerde işe yaramayabiliyor.
Yaşam değişikliği öneriliyor mu?
Tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi öneri-yoruz. Örneğin yoğun iş temposu içinde sizi rahatsız eden şeyler varsa 10 dakika açık havada yürümeniz olumlu etki yaratıyor. Yakın bir arkadaşınıza 15 dakika vakit geçirmek de kendinizi iyi hissettirir. Pilates ve yoga gibi sporlara da başlayabilirsiniz. Böylece ruhen ve fiziken rahatlarsınız.
Akupunktur işe yarar mı?
Eğer kişiyi psikolojik olarak etkiliyorsa yapılan şey akupunktur veya başka bir şey olsa da işe yarayabilir.
Tedavide yenilikler var mı?
Son birkaç yılda çıkan dil altı ilaç formları var. Özellikle atak nedeniyle kusması olan hastalarda bu haplar işe yarıyor.

Güzelleştiren migren tedavisi
Son yıllarda migren hastalığının alın ve ensede üç ayrı bölgede, deri altında bulunan ince sinirlerin sıkışması ile tetiklendiği fark edildi. Bu sinirler, yüzeyde cilde ulaşmadan önce bir kasın içerisinden geçiyor ve bu kasın hareketleri migren ataklarını tetikleyebiliyor. Yöntemi Türkiye'de Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Teoman Doğan da uyguluyor. Yöntemin üç - dört yıldır uygulandığını, çok yeni olduğunu belirten Doğan, literatüre giren hasta sayısının binin altında olduğunu söylüyor:
"Yöntem, çok benzer bir teknikle yapılan alın germe ameliyatından sonra bazı hastaların migrenlerinde iyileşme olduğunu bildirmeleriyle ortaya çıkmış.
Tanı migren ise hemen hemen her hasta yararlanabiliyor. Önce mutlaka bir nöroloji uzmanına görünmek ve ameliyat sonrasında da destek almaya devam etmek gerekiyor. Sonra atakların nereden başladığı belirlenmeli. Hastaya öncelikle botoks ile bir test yapılıyor. Ameliyat bölgelerine farklı bir teknikle botoks enjekte edilip bunun etkisi bekleniyor. Eğer hasta enjeksiyondan sonra atakların sayısında, şiddetinde ve süresinde azalma olduğunu bildirirse ameliyat için uygun olacağı düşünülüyor."
Migren ağrıları insanın yüzündeki duyu sinirlerinden birinin tetiklenmesiyle başlıyor. Sinir beyne bir ileti yollayarak migren atağını başlatabiliyor. Bu teknikte önce hastanın migren ataklarının hangi bölgelerden başladığı belirleniyor. Cerrahi işlem şakaklar, kaşların ortası ve enseye uygulanıyor. Ameliyatlar, hemen derinin altından ve hayati dokulardan uzak yapılıyor. Serbestleştirilen sinirler de önemsiz ve neredeyse olmasa da olur denecek cinsten. Endoskopik yöntemle, yani ışıklı bir kamera ve çok ince aletlerle hem alın kırışıklıklarına sebep olan kaslar, hem de tetikleyici olan sinirin içinden geçtiği kas gevşetiliyor. Endoskopik olarak içeriden yapıldığı için hem iz kalmıyor hem de iyileşme süresi kısalıyor.
Enseden başlayan migren atakları için de tam saçların bittiği yerde üç cm. kesi yapılıyor ve sinirler serbestleştiriliyor. Bu ameliyatın bir özelliği de aynı anda alın germe ve kaş kaldırma gibi estetik müdahalelerin uygulanabilmesi. Ameliyat sonrası hem ataklarda ciddi bir azalma sağlanıyor hem de alındaki kırışıklıklar yok ediliyor ve kaşlar kaldırılıyor. Ameliyat yaklaşık 1.5-2 saat sürüyor ve hastalar genellikle aynı gün eve çıkabiliyorlar.

Yaşam tarzı değişikliği atak azaltır
Düzenli bir hayat kurun.
Belli saatlerde uyuyup belli saatlerde kalkmaya çalışın.
Ağrıyı neyin tetiklediğini belirleyin ve uzak durun.
Yemek saatleriniz düzenli olsun.
Stres azaltan sporlara, yoga, meditasyon veya pilatese yönelebilirsiniz.
Gevşeme ve nefes alma tekniklerini öğrenin.
Işıktan, gürültülü ve sizi rahatsız eden kokuların olduğu ortamlardan uzak durun.
Boyun kaslarınızı güçlendiren egzersizler yapın.

YARIN: Gerilim tipi baş ağrısı
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14.09.07, 00:04
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: migren

Başımdaki bela: MİGREN (6)

Başın iki tarafını da etkileyen, kimi zaman günlerce süren gerilim tipi baş ağrılarının nedeni, aile içi ortam ve stres. Bu ağrı da tıpkı migren gibi daha çok kadınlarda görülüyor
02/03/2007 (1653 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Çoğunlukla erişkinlerde rastlanan gerilim tipi baş ağrısı, tıpkı migren gibi daha çok kadınları hedef alıyor. Susuz kalmanın, kansızlığın da neden olduğu bu baş ağrısı özellikle sınav stresi yaşayan gençlerde de ortaya çıkabiliyor. Stresin neden olduğu hastalığa karşı gerekirse psikolojik yardım alınması gerektiğini belirten Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tülin Tanrıdağ, sık yaşanan baş ağrılarında sürekli ilaç kullanımının da bir süre sonra geçmeyen ağrılara yol açtığını söylüyor.
Gerilim tipi baş ağrısı nedir?
Esas hastalığın baş ağrısı olduğu bir tiptir. Çünkü başka birtakım hastalıklara bağlı olarak oluşan ağrılar da var. Hastaların yakınmaları, muayene bulguları açısından bazı farkları var. Gerilim tipin ağrı, yüzde 80-90 oranında başın iki tarafında da olur. Ağrıyı yaşayan kişi başının bir çember tarafından sıkıştırıldığını hisseder. Ağrının karakteri bastırıcı tarzdadır. Halbuki migrende ağrı zonklayıcıdır. Gerilim tipi baş ağrısı hafif veya orta şiddettedir. Migrende ise ağır ve orta şiddette olur.
Hastaya bir skala sunarız. Ağrıya 10 üzerinden puan vermesini isteriz. Hastalar ağrıyı ne kadar hissediyorlarsa ona göre puanlarlar. Gerilim tipi baş ağrısı hastanın günlük aktivitesini daha az etkiler. Ama migren kesinlikle olumsuz etkiler. Gerilim tipi ağrıda hasta egzersizden etkilenmezken migrende ağrı şiddetlidir ve hasta başını bile hareket ettiremez. Bazen gerilim tipinde sesten, ışıktan rahatsızlık duyulabilir, bulantı veya kusma olabilir.
Gerilim tipi ağrı ne kadar sürer?
Gün içinde saatlerce sürebilir. Ayda 15 günden daha az süreni olduğu gibi kronik olanı ayda 15 günden daha fazladır. Kimi iki gün, kimi üç gün sürer. Bazı durumlarda birkaç saatten yedi güne kadar uzayabilir.
Neden olur gerilim tipi ağrı?
Genelde stresten kaynaklı bir ağrıdır.
Her strese girende olur mu?
Bazı insanların ağrıya yatkınlığı vardır. Bu durumda strese giren kişide ağrı görülür. Bazılarında yoğun stres bel ağrısı yapar.
Kadınlarda daha fazla mı görülüyor?
Kesin oran bilmiyoruz ama gerilim tipi baş ağrısı da kadınlarda sık görülüyor. Migren kadınlarda erkeklerden iki kat fazla.
En çok hangi meslekler risk altında?
Her sosyokültürel düzeydeki insanda görülüyor. Genelde bir ayrım yapmıyor.
Ağrı kesicilere yanıt veriyor mu?
Genelde yanıt veriyor ama kimi hastalarda bu yanıt alınamayabilir.
Tanıyı nasıl koyuyorsunuz?
Hastanın öyküsü, pek çok hastalıkta olduğu gibi burada da önemli. Öncelikle muayene ediyoruz. Başka bir nörolojik hastalığı olmamalı ki bu primer bir baş ağrısı olsun. Genelde aldığımız öyküyle tanıyı koyuyoruz. Bazen hastada hem migren hem de gerilim tipi başağrısı oluyor. Bu ikisinin ayırt edilmesi lazım. Genelde hastalar ayrımı yaparlar ve migren ağrısının çok farklı olduğunu belirtirler. Eğer ikisi birlikte görülüyorsa gerilim tipi baş ağrısı çok şiddetli olabiliyor.
Gerilim tipi ağrı da genetik mi?
Burada daha çok aile içi ortam, aile yapısı, stres oluşabilecek ağrıyı etkiler. Migrende ise genetik faktör rol oynar.
Ağrı önceden sinyal verir mi?
Hasta ağrının geldiğini hissedebilir. Ama kimi zaman çok ani de başlayabilir.
Gerilim tipi ağrı nasıl tedavi ediliyor?
Öncelikle basit ağrı kesicilerle tedaviye başlıyoruz. Tedavi adım adım gider. Eğer baş ağrıları sık görülüyorsa antidepresanlar da verebiliyoruz. Ancak burada kullandığımız dozlar psikolojik rahatsızlıklarda kullanılandan çok daha düşük. Başka seçeneklerimiz de var; eğer stres çok büyük ve etkili bir faktörse psikolojik yardım alınabilir. Özellikle genç kızlarda, erkeklerde psikolojik deste öneriyoruz. Çünkü sınav stresi gençlerde gerilim tipi başğrısına yol açıyor.
Tedavide esas sorun ilaç kaynaklı baş ağrısıdır. Eğer baş ağrısı çok sık oluyorsa ve kişi sürekli ağrı kesici kullanmışsa bir süre sonra ilaç baş ağrısı oluşuyor. Bu, genelde ilaç alınmadığında ortaya çıkıyor, yani bir çeşit ilaca bağımlılık yaratıyor. Bu durumda işimiz zorlaşıyor. Ya hastayı ilacı kesmesi konusunda ikna ediyoruz ya da çok hafif, örneğin Aspirin gibi ilaçlar veriyoruz. Eğer bunları yapamıyorsak hastaneye yatırıp ilaçlarını kestiriyoruz.


Düzenli yaşa, ev yemeği ye
Daha çok erişkinlerde mi görülüyor?
Gençlerde de görülen bir hastalık ancak çoğunlukla 40-50 gibi erişkin yaş grubunda rastlanıyor. 50 yaşın üzerinde ağrı çıktığında organik bir şey aranmalı.
Ağrıdan korunmanın bir yolu var mı?
Stresi azaltmak çok önemli çünkü bu çoğunlukla stres kaynaklı bir ağrı. Kişiye göre öneriler değişiyor. Bir öğrenci çok baş ağrısı çekiyorsa derslerine düzenli çalışmasını, uykusuz kalmamasını, fast-food yemektense daha çok ev yemeği yemesini söylüyoruz. Bol sıvı almasını öneriyoruz. Öğrenci bir hastam vardı. Öyküsünü aldığımızda daha çok ağrısının kahve içmesinden kaynaklandığını öğrendik. Kahveyi azaltınca ağrıyı da önlemiş olduk.
Beslenmenin etkisi bulunuyor mu?
Hemen hemen her şeyde beslenmenin rolü var. Gerilim tipi ağrıda özellikle bol sıvı almak çok önemli. Susuz kalmak, kansızlık da gerilim tipi baş ağrısına neden olabilir.
Uçağa binmek ağrıyı başlatabilir mi?
Uçakta basınç fazla olduğundan kafa içi basınç da artıyor ve ağrı oluşabiliyor.

Kireçlenme bazen migreni taklit eder
Kireçlenme baş ağrısı yapar mı?
Evet, yapar ancak bu boyundan kaynaklanan baş ağrılarından sadece bir tanesidir. Dolayısıyla biz hepsini kapsayacak şekilde 'servikojenik'
baş ağrıları desek daha doğru olur.
Özellikle hangi bölgedeki kireçlenme baş ağrısına neden olur?
Boyun omurgalarının hastalığı baş ağrısı yapabilir. Örneğin omurganın kendi gövdesi, omurga eklemi, aralarındaki disk maddesinin fıtıklaşması, aralardaki bağlarda yapısal bir bozukluk olursa baş ağrısı görülebilir. Ayrıca boyun kasları ve fıtığa bağlı sinir baskıları da baş ağrısına neden olabilir. Boynun daha çok üst kısmındaki problemler bundan sorumludur.
Kireçlenmenin neden olduğu baş ağrısının karakteri nasıldır?
Bu ağrılar daha çok boyundan başlar, başın arkasından yukarı doğru ilerler, başın tepesine, göze ve şakaklara yayılır. Ağrı genelde tek taraflıdır. Belli boyun hareketiyle veya bir postürle tetiklenmesi tipiktir. Hatta belli baş hareketleri başkası tarafından yaptırılmak istendiğinde bir dirençle karşılaşılır. Boyun kaslarında hassasiyet de olabilir. Rahatlıkla migren veya gerilim tipi baş ağrısıyla karışabilir, ancak dikkatli bir muayenede belli baş bölgelerinde tek taraflı hassasiyet yol gösterici olabilir. Buradaki tehlike, servikojenik baş ağrısı düşünüldüğünde boyun filminde bir anormallik de varsa hemen tanıdan emin olup diğer baş ağrılarını araştırmamak olur. Dolayısıyla başka bir baş ağrısı varsa atlanabilir.
Ağrı başladığında uzun sürer mi?
Uzun sürebilir. Hatta günlerce devam edebilir.
Ağrıyı neler tetikler?
Bazı boyun hareketleri veya belli bir pöstür tetikleyebilir veya bunlarda kısıtlılık vardır. Yine de vurgulamak gerekirse bunlar gerilim tipi baş ağrısı veya migrenle bazen karışabilir.
Kireçlenme kolay tedavi edilebiliyor mu?
Tanı kesin olduğu zaman boyunda yapısal bir bozukluk olup olmadığı görüntüleme yöntemiyle araştırmalı. Derin masaj yapılabilir ama komplikasyon açısından çok dikkatli olunmalı. Ayrıca ağrı kesiciler, lokal anestezik bloklar hatta ciddi yapısal bozukluk varsa cerrahi müdahale bile yapılabilir.

YARIN: Migrenle karışan sinüzit
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14.09.07, 00:04
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: migren

Başımdaki bela: MİGREN (7)

Şiddetli ve daha çok öne eğildiğinizde artan baş ağrınız mı var? O halde sorununuz migren değil sinüzit olabilir
03/03/2007 (1784 kişi okudu)
HATİCE YAŞAR (Arşivi)
Saçını kurutmadan dışarı çıkdığınızda veya öne eğildiğinizde başınız ağrıyorsa sorununuz sinüzit olabilir. Migrenle karıştırılan sinüzit neden olduğu baş ağrısıyla hayatı güçleştiriyor. Ağrının, başın tepesinde, şakaklarda, ensede, alında ve göz çevresinde olabileceğini belirten İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Özgür Yiğit, sinüzit başağrılarının tedaviyle geçebileceğini belirtiyor.
Sinüs nedir?
Sinüsler kafatasının ön bölümündeki boşluklar sistemidir. Sinüslerin yüz kemiklerine hafiflik verdiği ve netice olarak başta dengeyi sağladığı savunulur. Sinüslerin çıkış kanalları genellikle çok dardır. Bunlara ostium adı da verilir. Sinüsler, hava cepleridirler ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.
Sinüsler ne işe yarar?
Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun sisteminin bir parçasıdır. Mukus burun örtüsü üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir, çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.
Sinüzit neden oluşur?
Burun ve sinüsler içinde normal flora olarak tanımlanan normalde hastalık yapmayan bir çok bakteri bulunur. Fakat burun ve sinüsler içindeki bir problem ya da hastalığa neden olan bakteriyle karşılaşılınca sinüslerin boşalması olamayacağı için sinüsler dolar ve bu duruma sinüzit denir. Sinüzit en çok nezle, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sonrası gelişir. Bu tür enfeksiyonlarda sinüslerin burun içine açılan delikleri ödem nedeniyle kapanır ve sinüs salgıları burun içine boşalamaz. Ayrıca sinüslerin havalanması da bozulur. Bu durumda sinüs içerisinde kolayca iltihap gelişir. Vücut direnci başka sebeplerle düşük olan kişiler daha kolay sinüzit geçirirler.
Sinüzitin belirtileri nelerdir?
Akut ve kronik sinüzitte belirtiler farklıdır. Akut sinüzitte daha çok şiddetli, öne eğilmekle artan başağrısı olur. Bunun yanında yüz, göz ve ensede de ağrılar oluşabilir. Ayrıca, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, koku duyusunda azalma, geniz akıntısı, ateş, çene ve dişlerde ağrı, ağız kokusu, burun kanaması, göz kapakları ve yüzde şişme gibi belirtiler olur. Öksürük hem akut hem de kronik sinüzitin belirtisidir. Kronik sinüzitte şikâyetler daha uzun süreli olmasına rağmen daha hafiftir. Ağrı daha seyrek hatta bazen yoktur. Hastayı en çok geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz ağrısı ve öksürük rahatsız eder. Bunun dışında yine burun tıkanıklığı, yüzde dolgunluk hissi ve ağız kokusu olur. Kronik sinüziti olan hastalar bazen akut dönemler yaşayabilirler.
Sinüzit neden baş ağrısı yapar?
Halk arasında baş ağrısının en sık sebebinin sinüzit olduğu söylenir. Sinüzit tanısını kendi başına koymuş birçok hasta doktora başvurur. Oysa baş ağrılarının en sık sebebi sinüzit değildir. Sinüzitteki baş ağrısı, bu bölgedeki sinirlerin beyindeki ağrı merkeziyle yakın ilişkisinden kaynaklanır.
Her hastada baş ağrısı olur mu?
Hayır. Ağrı özellikle akut gelişen sinüzitlerde görülür. Bazen kronik sinüzitlerde de olabilir, fakat bu ağrı farklıdır. Akut dönemde ağrı başın öne doğru eğilmesiyle artar, kafada basınç hissi ve zonklama olur. Kronik olgularda ağrı künttür ve dolgunluk hissi görülebilir. Ayrıca tutulan sinüs bölgesine göre ağrı başın tepesinde, şakaklarda, ensede, alında ve göz çevresinde olabilir.
Sinüzit baş ağrısının farkı nedir?
Sinüzite bağlı baş ağrıları akut dönemde şiddetli, zonklayıcı ve devamlı iken kronik vakalarda künt ağrı vardır. Gerilim tipi başağrıları kronik sinüzit ağrılarına benzer, künt, sıkıştırıcı tarzdadır ve tek taraflıdır çoğunlukla ve ataklar esnasında ağrının yeri değişir. İyice sorgulandığında altta yatan psikolojik sorun tespit edilir. Sürekli geçmeyen ağrılarda beyin içinde patoloji düşünülmeli. Migren ve göz hastalıklarına bağlı oluşan ağrılar akut sinizite benzer.
Ağrının şiddeti herkeste aynı mıdır?
Akut ve kronik sinüzitte ağrı farklı olduğu gibi, ilgili sinüs boşluğuna bağlı olarak da ağrının tipi ve şiddeti değişir.
Bu ağrıyı geçirmenin bir yolu var mı?
Başağrısını geçirmenin yolu ilgili sebebi bulmaya bağlı olarak değişir. Eğer neden tespit edilirse, bazen ağrı tamamen geçebilir. Örneğin dişe bağlı ya da sinüzite bağlı ise bu ağrı tedavi sonrası geçer, fakat migren gibi kronik bir rahatsızlığa bağlıysa sadece ataklar esnasında ağrının şiddeti azaltılabilir ya da tamamen geçebilir.



Soğukta kalmayın, sigaradan uzak durun
Sinüzit nasıl tedavi ediliyor?
Tedavide amaç bakterilerin yok edilmesi ve sinüslerin burna açılan deliklerinin açılmasını sağlamaktır. Delikler açılmazsa sinüs iltihapları yok edilemez. Bakteriler antibiyotiklerle yok edilir. En çok sinüzite neden olan bakteriler hesaba katılarak antibiyotik seçilir. Antibiyotik seçimi için kültür ve antibiyogram yapılması çok seyrek başvurulan bir yöntemdir. Antibiyotik tedavisi en az 10 gün hatta bazen 20 gün sürmelidir. Sinüs deliklerinin açılması için tablet ya da spreyler, ağrı kesiciler ve sinüzite yardımcı olan alerji gibi durumlar varsa bunlara uygun ilaçlar verilir. Spreyler beş günden fazla kullanılmamalı. İlaçlara cevap alınmayan durumlarda sinüziti kolaylaştıran başka faktörlerin varlığı araştırılır ve uygun şekilde tedavi edilir. Bazen ameliyat gerekebilir. Kronik sinüzitlerde de önce ilaç tedavisi uygulanır. Ancak sık sık alerji, kemik veya et gibi bir anatomik sorunlar varsa ameliyat gerekir.
Baş ağrısı tedaviden sonra geçer mi?
Tedavi sonrası baş ağrısı dramatik olarak düzelir.
Sinüziti olan hastalara neler önerirsiniz?
Öncelikle korunmak gerekir. Bunun için soğukta kalmamak, saçların ıslak olmaması, yaşadıkları ortamın nemi ve ısısının uygun olması, sigaranın dumanına dahi maruz kalınmaması, alerjiye yol açabilecek toz, duman veya diğer irritan maddelerden uzak kalınması gibi önlemler alınabilir. Akut sinüzitler genelde ilaç tedavisine yanıt verdikleri için ameliyata nadiren ihtiyaç duyulur. Ancak kronik sinüzitlerde, burunda et veya kemik eğriliği bulunması gibi durumlarda ya da komplikasyon gelişen vakalarda sinüzit ameliyatı gerekir.
Bu hastaya uygun bir dille anlatılmalıdır. Eğer antibiyotik tedavisi önerildiyse, ilaçları belirtilen doz ve sürede kullanmalıdır. Böylece sinüzite neden olan bakteri türü mikroplar tamamen yok edilecek ve üremeleri önlenebilecektir. Bir nemlendirme cihazıyla odanın havası nemlendirilmelidir. Medikal tedaviye yanıt alınmayan durumda cerrahi iyi bir seçenektir.

- BİTTİ -
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
migren

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:16 .