

ANTİ KANSER YAŞAYIN
Kural 1 : Omega dengesi Kanserle ilgili son dönemde yapılan araştırmalar bu hastalığın oluşumunda genlerin yüzde 15 etkili olduğunu ortaya koyarken, yüzde 85’ i içeren etkiyi çevre , beslenme ve stres gibi dış faktörlere bağlıyor. Doğumdan hemen sonra evlat edinilen çocuklar, biyolojik aileleriyle değil evlat edinilen aileyle aynı riskleri taşıyor. Çin'de göğüs kanserinin hiç görülmediği bölgeler var. Oysa San Francisco’ ya göç eden Çinliler’ in kansere yakalanma oranları Amerikalılar kadar yüksek.



ANTİ KANSER YAŞAYIN
Anti kanser tabak. Batılı tabak tarzını tersine çevirmek. Yani bir parça etin etrafında sebzeler değil sebzelerin etrafına bir parça et. Hayvansal Proteinler : Balık,et,yumurta (Tabii biyolojik ) Tahıllar : Çok tahıllı ekmek, tam pirinç, kinoa Yağ : Zentinyağı, biyolojik tereyağı Ot ve baharat : Köri, kekik, biberiye, sarmısak


ANTİ KANSER YAŞAYIN
Bitkilerdeki ilaç kalıntıları vücudumuzda kanser için elverişli alanlar yaratıyor. En kirliler: Elma , armut, şeftali, nektarin, çilek, kiraz, ahududu ,üzüm, biber, kereviz, yeşil fasulye, patates, ıspanak, marul, salatalık, kabak, balkabağı Daha az kirliler: Muz , portakal, mandalina, ananas, greyfurt, kavun,karpuz, erik, kivi, yabanmersini, hintkirazı, papaya, brokoli, karnabahar,lahana ,mantar , kuşkonmaz, domates, soğan , patlıcan, bezelye, turp, avocado.


OMEGA 3, OMEGA 6 DENGESİ
İltihaplanma, pıhtılaşma ve hücre büyümesini tetikleme gibi nedenlere yol açan Omega 6 yağ asitleri, sebze yağları, ( mısır, ayçiçeği ) hidrojene yağlar, biyolojik olmayan yumurta, et ve süt ürünlerinin içinde bulunuyor. Hücre büyümesini ve iltihaplanmayı kontrol altına almak için Omega 3 içeren yeşil sebze, keten tohumu, ceviz, balık, biyolojik yumurta, et ve süt ürünlerini tüketmek gerekiyor.



İLTİHAPLANMAYI ARTTIRAN TEMEL FAKTÖRLER
Fast food beslenme alışkanlığı, depresyon ve güçsüzlük hissi, günde 20 dakikadan daha az süre hareket etmek, sigara ve hava kirliliği iltihaplanmayı arttırıyor. Akdeniz, Hint ve Asya beslenme tarzı, huzurlu bir hayat, günde 30 dakika haftada 6 gün yürüyüş ve temiz bir çevre bu oluşumu engelliyor.



GÜNLÜK HAYATTA ANTİ KANSER ÖNLEMLER
Kuru temizlemede kullanılan perchloroethylene nedeniyle temizlemeden sonra giysilerinizi birkaç saat havalandırdıktan sonra giyin. Alüminyum içerikli antitranspirant deodorantlar alüminyum içermeyenleri kullanın. Losyon, şampuan, şak şekillendirici, köpük, oje , güneş kremi alırken paraben ve phthalate içermeyenleri tercih edin. Ağır parfümler yerine yoğunluğu az ve uçucu olan “ eau de toilette” yi tercih edin. Kimyasal böcek ilaçları yerine doğal yağlardan asit borikten yapılanları tercih edin. Mutfağınızda teflon ürünleri kullanmayın. Hormonal dengeyi bozan alkilfenol içeren sıvı deterjan, dezenfektan ve tuvalet kokuları kullanmayın. Plastik yerine cam ve seramik tercih edin.



ANTİ KANSER YAŞAYIN
Hastalık ortaya çıktığı zaman batılı yaşam tarzıyla zayıflamış olan doğal mekanizmayı harekete geçirmek ve hareketsizliğe son vermek gerekiyor. Kanser türlerine göre yapılan fiziki aktivitelerde farklılık gösteriyor. Göğüs kanseri için normal bir tempoda günde 30 dakika haftada altı gün yürümek gerekliyken, kolon ve rektum kanseri için bu sayıyı iki katına, prostat kanseri içinde üç katına çıkarmak gerekiyor. Günde 50 dakika, haftada bey kez tekrarlanan yürüyüşler kadınlarda göğüs kanseri riskini azaltıyor. Ot ve keten tohumuyla beslenen hayvan eti ve biyolojik ürünleri de tercih ederek kanserden korunabiliriz. Anti- kanser yaşam tarzını uygulayanlar, batı tarzı yaşayanlara göre bölgesel farklılıklar göz önüne alındığında yüzde 7 ile 60 arasında daha az risk taşıyor.



SÜTE DİKKAT EDİN
Servan- Schreiber beslenme zincirindeki tehlikeli bozulmaya bir örnek veriyor. “ ABD’ de en az bir yaşındaki çocukların fast -food yiyecekler, televizyon karşısında tüketilen abur cuburlar ve hareketsizlik nedeniyle kansere yakalanma oranı 1970 – 1990 yılları arasında ikiye katlandı. Batı ülkelerinde obezite ve kanser oranlarındaki paralel artış şaşırtıcı bir benzerlik gösteriyor. 0-15 yaş arası çocuklarda kanser görülme oranı her yıl yüzde 1,3 artıyor. Hayvanların beslenme sisteminin değiştirilmesi de anneden ya da dışarıdan alınan sütün güvenilirliğini azaltıyor. Kimyasal sentetiklerden olan amyant, benzen, pestitit gibi maddelerin hayatımıza daha fazla girmesi de bu hastalığın oluşumuna yardım ediyor. Nehirlerde yaşayan balık ve kurbağaların cinsiyetini bile değiştiren, zararlı böceklerin ilaçlanmasında kullanılan ABD kullanımı kısıtlı, AB’ de yasak olan xenoestrogen maddesi günlük tükettiğimiz besinlerin içinde bile yer alıyor. Ege Adnan Menderes Üniversiteleri ve Tarımsal araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan” Türkye’ de Pestisit Kullanımı, Kalıntı ve Organizmalarda Duyarlılık Azalışı Sorunları” başlıklı araştırması Türkiye’de 2002 yılında 73 bin 376 kilogram atrazin kullanıldığını ortaya koyuyor.

