iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:17 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Toplum ve Yaşam » Sağlık » Genel Sağlık » Yanlış bilinen doğrular mı ? Doğru bilinen yanlışlar mı?

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 27.01.07, 20:14
Standart Yanlış bilinen doğrular mı ? Doğru bilinen yanlışlar mı?

27.01.07, 20:14




*Yalnış bilinen doğrular mı ? Doğru bilinen yanlışlar mı?*

Çapa Üniversitesinde genel cerrah olan Prof. Dr. Kenan Demirkol ile yapılan
bir görüşmenin içeriği:

Adı geçen tıp adamı son bir kaç yılını "Doğru Beslenme" konusuna ayırmış,
hatta bu konu ile ilgili bir vakıf kurmuş ve gençleri bilgilendirmek üzere
eğitmenler yetiştirmeye başlamış, bir de bu konu ile ilgili kitap yazmış.

Kanser konusunda istatistikleri tutulan en güvenilir data A.B.D'de var.

Bağırsak kanseri; her 20 kişide bir

Göğüs Kanseri; her 8 kadında bir

Kadında en çok görünen kanser türleri;

1.Göğüs K.

2.Bağırsak K.

3.Rahim K.

Erkekte en çok görünen kanser türleri;

1.Prostat K.

2.Akciğer K.

3.Bağırsak K.

Bu verilerden anlaşılacağı gibi kadında çok sık rastlanan rahim kanseri,
bağırsak kanserinden daha düşük orana sahip, erkeklerde ise 3. sırada.

Ancak tüm kanserler içinde beslenme ile %70, 5 yılda bir yapılan kolonoskopi
ile %95-99arası önlenebilen tek kanser türü.

Kolonoskopi yapılmasının nedeni, bağırsakta iyi huylu bir polip olarak
başlayan bu hastalık 7-8 yıl içinde kötü huylu bir tümöre dönüşüyor. Bu
nedenle 5 yılda bir yapılan kolonoskopi bu hastalığı çok yüksek bir oranda
önleyebiliyor.

Kanser oranının artması tüm dünyada 1900'lerin başına denk düşüyor.
Araştırmalar bu dönemdeki 2 olaya bağlantı gösteriyor;

1.Modern un fabrikalarının kuruluşu:

Yediğimiz ekmekte ki un partiküllerinin oldukça kalın olması gerekiyor. Çok
işlem görmüş, çok öğütülmüş buğday yerine kırık buğdaylı ekmek yemek hem
bağırsaklar için hem de kilo açısından daha yararlı.

Francala ekmek yerine marketlerde satılan 'Doygun Ekmek' in çavdarlı ekmeği,
ya da tam buğday ekmeği,veya İstanbul Halk Ekmeğin köy ekmeği piyasada olan
ekmeklerin içinde en sağlıklıları.

Evde yapmak isterseniz; ½ kg tam buğday unu + 300gr ince bulgur + 100gr
keten tohumu karıştırarak tam doğru kıvamda ekmek yapabilirsiniz.

2.Margarin:

Evinize ASLA girmemesi gereken bir gıda maddesidir. Öbür adına ZEHİR
diyebilirsiniz.

Bunun yerine tereyağı (her gün bir ekmeğe sürülecek kadar tereyağı
tüketebilirsiniz; 10-20gr. kadar) ve zeytinyağı tüketmelisiniz.

Vücut için yararlı olan maddelerin en başında Omega3 geliyor. Omega3'ün en
çok bulunduğu gıdalar:

Keten tohumu: Bunu günlük 25 gr (Tepeleme çorba kaşığı) kadar tüketmeniz
gerekiyor. Ancak yemeden önce dış kabuğunun kırılması gerekiyor, yoksa bize
yeteri kadar faydası olmuyor. Yemeden önce kahve makinesinde öğütüp, sonra
tüketmemiz ve de gün içinde keten tohumunun görevini yapabilmesi için
yeterli derecede su içmemiz gerekiyor. Keten tohumunu günlük öğütmeliyiz, 24
saat içinde bayatlıyor.

Soya Fasulyesi

Soya filizi

Koyu yeşil yapraklı tüm sebzeler

Domates

Balıklar: Lüfer, Somon

Yumurta

Doymamış (sıvı) yağların içinde Omega3, Omega6 ve Omega9 bulunuyor.

Zeytinyağında Omega9 var.

Bunun yanı sıra mısır özü, ayçiçeği, fındık yağlarında ise yüksek miktarda
Omega6 var.

Vücudumuz için çok yararlı olan Omega23ün EN BÜYÜK DÜŞMANI Omega6'dır.
Aldığımız gıdalardaki yararlı Omega3, eğer gerektiğinden fazla Omega6 almış
isek vücudumuz tarafından kullanılamaz.

Örneğin Omega3 almak için yediğimiz balığı ayçiçek yağında kızartırsak o
balığın faydası bize değil.

Doğada Omega3 vs Omega6 oranının kaç olduğunu araştıranlar, yumurtada bu
oranın 1:4 olduğunu bulmuşlar. Bizim de diyetimizde buna dikkat etmemiz
gerekiyor.

Omega6 açısından zengin olan gıdalar (Yemememiz gereken ya da az yememiz
gereken Gıdalar):

Zeytinyağı dışındaki tüm sıvı yağlar

Margarin

Fındık-Fıstık

Ceviz

Nutella (fındık yağı var)

Yapılan araştırmalarda vücuttaki Omega6 oranı arttıkça göğüs, bağırsak ve
prostat kanserine yakalanma oranlarının arttığı gözlenmiştir.

Haftada 30-40 çeşit bitki tüketmemiz gerekiyor.

Çoğunlukla toprak kökenli bitkileri tercih etmeliyiz.

Örneğin salataya koyacağınız domates, salatalık, nane, fesleğen, roka,
dereotu, maydanoz, turp... ile bu 40 çeşidin önemli bir miktarını
karşılayabilirsiniz.

Günlük tüketmemiz gereken miktarlar: 400 gr. Sebze

200 gr. Meyve

125 gr. Et

Su
Demir için her gün kırmızı et tüketmeliyiz.

Kırmızı eti tükettiğimiz gün yumurta yememeliyiz;

1 dilim et = 125 gr veya1½ yumurta

Günlük içmemiz gereken SU miktarı:

Bu kişiden kişiye göre değişir. 1.80 cm boyunda 80 kg ağırlığındaki kişi ile
1.55 cm boyundaki kişinin su ihtiyacı aynı olmaz.

Yanık olan hiç bir şeyi yememeliyiz; yanık ekmek, yanmış sucuk....

Kömür mangalı kullanmamalıyız. Etin yağı kömüre damlar, yanar ve 40 farklı
kansorejen madde ete yapışır. Bunun yerine granit taş tercih edilmeli,
kesinlikle etin yağı kömüre akmamalı ve kömürün yanarken oluşan dumanı ete
gelmeyecek. Bu durumda en sağlıklısı Elektrikli ızgara.

Balık için en ideali haftada 3 tüketmektir. Ama bu çok mümkün olmuyor.
Ama Omega3 açısından en zengini.

Lüfer, Dil, Somon

Kalsiyum; Günlük almamız gerek miktar 1000 cl

Bize öğretilen kalsiyumu süt-peynir-yoğurttan almalıyız. Ancak bu gıdalardan
günlük kalsiyumu almamız oldukça zor ve zahmetli. Günlük kalsiyumu
karşılamak için 1250 gr. yoğurt tüketmemiz gerekiyor. Bu miktar süt ve
peynir içinde aynı.

Bu gıdaları bu oranda tüketirsek çok fazla yağ almış oluruz. Bu nedenle ilk
olarak bu gıdanın da yağsız olanlarını tercih etmeliyiz.

Günlük kalsiyum ihtiyacımızı sebze ile karşılamalıyız.

400 gr. Maydanoz ile günlük kalsiyum ihtiyacımızı karşılayabiliriz.

Koyu yapraklı sebzeleri tercih etmeliyiz.

Peynir ise TÜKETİLMEMELİ! Sadece yağ deposu.

Günlük alınması gereken vitaminler:

Daily Mix Vitamin (GNC-Mega Mix, One A Day, Centrum...)

Omega3 (Solgar-Omega3-700, GNC Omega3)

Betacarotene(haftada 2 alınabilir)

Krom

Selenium

Q enzyme10

Calcium oyster shell

Cola; Mutlaka cola içmek zorundaysanız - aç karnına normal cola, yemek
yerken veya tok karnına diet cola tercih edilmeli. Tabii ki ilk tercihimiz
SU olmalı.

Yapay tatlandırıcı
Çok tercih edilmemeli.

Japonya da bir ağacın yaprağını bu iş için kullanıyorlar; Stevya

Gofret, bisküvi YASAKLANMALI!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!

İLLA Kİ atıştırmak ve zararlı bir şeyler yemek istiyorsanız BITTER ÇİKOLATA
tek tercihiniz olmalı.

Kanser, yüksek tansiyon, damar sertliği, şeker, kalp hastalıkları artık bir
başlık altında inceleniyor ;

SyndromeX (metabolik syndrome) = İnsülin direnci Hastalığı (Hücrelerdeki
insülin değerinin bozulması)

Tüm bu hastalıkların 2 önemli nedeni var:

1. Omega3 vs Omega6 oranının bozulması Vücuttaki hücre zarlarında yeterli
oranda Omega3 olmalı, bu şekilde daha dayanıklı hücre yapısı olur. Bu
nedenle omega3/Omega6 oranına dikkat etmek gerekir.

2. Glisemic Index: Kan şekerini yükseltme katsayısı

Basit şeker yeme - patates ye ; doğru diye bilinen büyük yalan

Türlü gıdaların kandaki şekeri yükseltme eğrisini belirlemek için yapılan
araştırmada doğru bildiğimiz birçok yanlış bulunmuş.Glisemic Index
yükseldikçe besinin zararı da yükseliyor.

Örnek; Beyaz ekmek, makarna, beyaz pirinç, patates, dondurma

Bu besinleri Glisemic Index açısından en zararlıdan en az zararlıya doğru
dizmemiz gerekirse

1.Beyaz pirinç G.I.:160

2. Patates G.I.:130

3. Beyaz Ekmek G.I.:80

4. Dondurma G.I.:70

5. Makarna G.I.:55

Glisemix Index'in70 ve altında olması sağlığımız ve beslenmemiz için ideal
olanı.

Beyaz pirinç, beyaz ekmek ve patates vücudumuza girdikten sonra 1 saat
içinde glikoz üretir. Vücut bu glikozu içine almak için insülin üretir,ve bu
glikozu enerji olarak depolamak için şeker depolarına götürür. Ancak vücuda
ağır ağır değil hepsi bir anda verilen glikoz vücudun bir anda
depolayacağından çok fazla gelir. Vücutta bunu hemen yok etmesi
gerektiğinden yağa dönüştürür. Bir de buna rağmen kısa sürede açlık
hissederiz.

Bu nedenle her zaman daha sert buğdaydan yapılmış gıdaları tüketmeliyiz. Bu
gıdalarda glikoz çok yavaş bir şekilde kana karışır,ve vücut bu glikozu
enerji olarak depolayabileceği zamanı bulur.

Ayrıca çok daha uzun süre tok tutar.

Bu nedenle futbolcular maçtan 3 saat önce makarna yerler.

Pirinç yerine bulgur tercih etmeliyiz;dolmalarda, z.yağlılarda bulgur
kullanmalıyız. Pirinç unu ASLA kullanmamalıyız.

Sütlü tatlıları hafif zannetmemeliyiz.

Patates yiyerek çok hafif yediğimizi düşünmemeliyiz.

Makarnadan da (çok yağlı ve kremalı olmadığı takdirde) çekinmemeliyiz!

Bir kaç tane daha Glisemic Index belirtmek gerekirse

Kabuklu/kepekli pirinç 90

Mercimek 22

Bulgur 45

Kepekli makarna 50

Mercimek çorbası, nohutlu veya mercimekli bulgur pilavı çok doğru gıdalar.

*10 ADIMDA SAĞLIKLI BESLENME*

1- ÇEŞİTLİ BESİNLER TÜKETİN:
Hiçbir besin tek başına vücudumuzun ihtiyacı olan besin ögelerini içermez.
İhtiyacımız olan besinleri almak için her öğünde 4 ana besin gurubundan
önerilen miktarlarda almaya özen göstermelidir. Yeterli ve dengeli beslenmek
için gereken protein, yağ , karbonhidrat vitamin ve mineral gibi besin
guruplarından bize gereken kadar kullanılmalıdır.

2- BOYUNUZA UYGUN VÜCUT AĞIRLIĞINIZI KORUYUN.
Bunun için enerji alımını enerji harcamanıza eşit olacak şekilde ayarlayın.

3- BESİNLERİ KAYIPLARI ÖNLEYECEK ŞEKİLDE HAZIRLAYIN , PİŞİRİN VE SAKLAYIN.

4-KURU BAKLAGİLLER, TAM TAHILLAR,MEYVEYi, SEBZE TÜKETİMİNİ ARTIRIN.
Kuru baklagiller protein açısından zengindir. Tam tahıl ürünleri, sebze meyv
eler ise, vitamin mineral, posa gibi sağlık ögeleri içerir.Ayrıca birçok
sebze ve meyve hipertansiyon, kalp hastalığı ve kansere karşı koruyucu
özelliklere de sahiptir.

5- BESLENMENİZDE ŞEKER MİKTARINI AZALTIN.
Saf şeker dişlerimizin çürümesine neden olur.Kalp hastalıkları ve şeker
hastalıkları riskini artırır. Özellikle kalp hastalığına yatkın kişilerin
diyetlerindeki şeker miktarını minimum düzeyde tutmaları tavsiye edilir.
6-GÜNLÜK TUZ TÜKETİMİNDE AŞIRIYA KAÇMAYIN.
A şırı tuz tüketimi hipertansiyon, kemik erimesi ve mide kanseri riskini
artırır.Tuz yerine, lezzet verici olarak baharat ve çeşitli otları
kullanmayı deneyin.

7.Alkol Kullanmayın.

8- SU TÜKETİMİNİZİ ARTIRIN
Her gün ortalama 8- 10 bardak su içmelidir.Ama unutmayın ki eğer vücudumuza
yarar sağlamak istiyorsak, bu sıvı miktarının en azından 6-7 bardağı saf su
olmalıdır.

9-ÖĞÜN ATLAMAMAYA ÖZEN GÖSTERİN.

10- DOYMUŞ YAĞ VE KOLESTEROL TÜKETİMİNİ AZALTIN.
Ama vücudumuz az tüketmek kaydı ile yağa gereksinim duyar . işte vücudumuza
yağ neden gereklidir sorusunun cevabı

Yağ bize en çok enerji veren besin ögesidir.
A , D , E, VE K vitaminleri yağlar içinde eriyerek kan dolaşımına
taşınırlar.Vitamin A, E, D, K ,içeren besinleri yağsız yediğimizde bu
besinlerin içerdiği vitaminlerin vücudumuz tarafından emilmeleri güçleşir.
Organlarımızın çevresini sararak dış etkenlere karşı korur.
Deri altında bulunarak soğuk havalarda vücut ısısını dengeler.
Yağlar, mideyi karbonhidrat ve proteinlere göre daha çabuk terkettiğinden
tokluk hissinin bir süre devam etmesini sağlar.Çok düşük yağlı bir öğün
tükettikten yalnızca 1-2 saat sonra acıkmamızın sebebi budur.
Ölçülü bir yağ miktarı besinlere lezzet verir, yumuşaklık, gevreklik sağlar.


UNUTMAYIN :
*Kuru baklagillerin iyi pişmesini sağlamak için ön yıkama yapabilirsiniz.
Yıkama suyunun dökülmesi besin kaybına yol açmaz.Ancak haşlama sularını
dökerseniz, besin değerlerini azaltmış olursunuz.
*Etler ızgara edilirken damlayan su ile vitamin b 2 B 12 ve folik asit kaybı
olur. Bu suyu bir kap içinde toplayabilir ve sos olarak
kullanabilirsiniz.Tencerede pişirme bu kaybı azaltır ve etin daha yumuşak
olmasını sağlar.
*Dondurulmuş etler çözüldükten sonra yeniden dondurulmamalıdır. Çözme
işlemini buzdolabın alt rafında yapmalı , çözülmüş besinleri bekletmeden
pişirmelisiniz.
Unu , şehriyenin ve pirincin pembeleşinceye kadar kavrulması protein kaybına
neden olur. Sarartmak yeterlidir.




Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 27.01.07, 20:44
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Yalnış bilinen doğrular mı ? Doğru bilinen yanlışlar mı?*


>Kanser en çok neyi sever?
>
>
>
>Kanserin beslenmesine izin vermeyin! Bilim adamları kanser hücrelerinin en
>sevdiği yiyeceğe karşı uyarıyor... Bu "tatlı" yiyecek ne mi? Okuyun,
>şaşırın... International Wellness Directory'den alınan bu ilginç ve güzel
>yazının Türkcesi 15 Aralık 2006 tarihinde iyibilgi sitesinde
><http://www.iyibilgi.com/> yayınlandı
>
>Kanser en çok neyi sever?
>Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir. 1930'lu
>yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir
>hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar
>önemli bir buluştur ki, Otto Warburg'a Nobel ödülü kazandırmıştır.
>Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal
>hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz - anaerobik- hücre
>solunumuyla yer değiştirmesidir.
>Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser,
>normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal
>hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır.
>Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan
>kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
>Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma
>(fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.
>Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha fazladır.
>Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
>Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde
>çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini
>beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye
>başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini
>sağlayamazsa...
>
>
>Proteinlerden şeker
>Bu ziyan sendromuna kaşeksi denir. Kaşeksi vücudun proteinlerden (evet,
>doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden)
>"glükoneogenez (yeniden glükoz yapımı)" işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu

>şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken
>kendisi açlık çeker.
>Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek
>mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet
>uygulamak?
>Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de
>yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki
>bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin
>gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez
>çünkü şeker kanseri beslemektedir.
>Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki
>doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu
>düşünmektedir. Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan
>parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey
>öğrenmemiştir. Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri,
>beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!!!!
>Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer
>terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri 'Laetrile'dir. Kaşeksili
>hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin
>sülfat bunlardan bir diğeridir.
>Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir "akıllı bomba"
>üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir
>kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya
>geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi
>serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
>Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin
>ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ
>yiyeceklerdense pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki
>enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini
>aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!
>
>
>Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil
>Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa
>düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu,
>yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi
>(FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine "Sağlığa
>zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır."
>ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer
>tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar
>arasında. (Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare
>yok).
>Kaynak: International Wellness Directory
>
>
>
>
>Prof. Dr. Ahmet Aydının yorumu
>Şekerli gıdalar nasıl kansere neden olur?
>Aslında Nobel Tıp Odülünü alan Alman Otto Warburg yıllar önce (1931)
>kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelerden farklı bir metabolizmasının
>olduğunu (oksjenli metabolizma yerine oksijensiz metabolizma) ve şekerin
>kanserli hücreleri beslediğini göstermiştir (1).
>Aşırı şekerli gıdalar yemek insülin direncine yani hiperinsülinizme yol
>açar. Hiperinsülinizm, insüline benzer büyüme faktörü (IGF) bağlayıcı
>protein-1 ve -2 (IGFBP-1 ve IGFBP-2) sentezini azaltarak serbest IGF-1
>düzeyini artırır. Serbest IGF-1 hemen hemen bütün dokular için potent bir
>mitojeniktir. Yani hücre üremesini kontrolsüz bir şekilde artırarak kansere

>neden olur (2-4).
>Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
>
>İngiltere'de 1815 de 5 kgcıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri
>tüketimi 1970de 50 kg'ın üzerine çıkmıştır (5). 1970-2000 yılları arasında
>ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litredaha fazla şekerli
>meşrubat tüketmişlerdir.
>Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile
>çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin
>niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.
>
>
>
>Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;
>* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
>* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif
yiyecek
>ve içecek tüketmeyin.
>* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri
>diyetini uygulayın.
>* Bol taze sebze ve meyve yiyin
>* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi
>yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani
>yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.
>* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi
probiyotiklerden
>(faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
>* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
>* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.
>Mümkünse marda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir)
>tercih edin.
>* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
>* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin
>* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!)
>* Streslerden uzak durun
>* İyi uyuyun.
>* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durum.
>* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde
güneşlenin
>ya da D vitamini takviyesi alın.
>* Yeteri derecede egzersiz yapın
>* Aşırı alkol kullanmayın
>* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
>* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile
pişirin.
>Turbo fırınlar da kullanılabilir.
>* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol
açar;
>ayrıca kanserojen olabilirler.
>* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih
edin.
>Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
>* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.
>
>Prof. Dr. Ahmet AYDIN
>İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
>Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar