iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:11 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Toplum ve Yaşam » Sağlık » Genel Sağlık » stres insanı böyle mahvediyor

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 29.04.07, 23:44
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart

21.yy İş Dünyasında Strese Dayanıklılık21.yy'ın insanları olarak içinde bulunduğumuz şartlar hızla değişmekte. Hiçbir şey aynı değil. Belirsizlik ortamı hepimizin yaşadığı bir gerçek.

Bize gelen taleplerin sayısı sürekli artmakta. Bu talepleri zamanında ve kaliteli hizmet anlayışıyla karşılamamız beklenmekte. Bu nedenle sürekli bir koşuşturma içindeyiz. Bir işi bitirip diğerine koşuyoruz. Sanki işler bitecekmiş gibi. Ancak işler hiçbir zaman bitmiyor ve daha fazla sayıda üzerimize gelmeye devam ediyor.

Bu arada en büyük yardımcımız olan beynimiz sorunlara çözümler üretmek için sürekli çalışıyor...

Düşündükçe daha çok stres yaşıyoruz, stres yaşadıkça daha çok düşünüyoruz...Bir kısır döngü gibi.

Sabah yataktan kalkar kalkmaz gün içerisinde yapılması gereken işler ve çözülmesi gereken sorunlar listeleniyor. Bu "Yapılacak İşler" listesi yolda beynimizin içerisinde farklı açılardan incelenip analiz ediliyor ve iş yerinde çözülmeye hazır hale getirilmeye çalışılıyor. İş yerine varır varmaz sorunlar masaya yatırılıyor ve hızla çözüm işlemlerine başlanıyor. Tabii gün içerisinde gelen acil işler ekstradan planlarımızı aksatıyor ve gerginliği artırıyor. Böylece bir itfaiyeci gibi çıkan tüm yangınları söndürme uğraşısı içerisinde buluyoruz kendimizi. Tabii ki sorunlar iş yerinde tamamıyla çözüme kavuşamıyor ve eve dönerken yol boyunca yeniden analiz ediliyor.
Evde aile fertleri bizden ilgi beklerken, biz "Yapılacak İşler" listemizde yarım kalmış işlere ilgi göstermeye devam ediyoruz.

Rüyalarımızda ise senaryosu yarım kalan işlerimizle ilgili olan ve başrolde kendimizin oynadığı filmler seyrediyoruz.

Bu rüyaların sonucu ise sabah gergin uyanmak ve işe gelme konusundaki istekliliğin azlığı...

Yaşadığımız duygular ise korku, endişe, pişmanlık, kızgınlık, uzaklaşma isteği gibi olumsuz duygular. Hele bir de bu duygular hayatımıza yayılmaya başlamışsa, içinde bulunduğumuz durumu daha da olumsuz algılanmaya başlayabiliyoruz.

Eğitimlerde birlikte olduğumuz katılımcılara "İş yerinde stres yaşadıkları durumları sorduğumuzda gelen yanıtlar genellikle aşağıdaki gibi oluyor:

"Kızgın, sinirli ve zor müşteriler..." "İşleri zamanında yetiştirme zorunluluğu üzerimizde stres yaratabiliyor." "Sürekli çalan telefonlar ve gürültü..." "Ekip içerisinde yaşadığımız iletişimsizlik ve çatışmalar" "Dağınık çalışmaktan dolayı aradığımızı zamanında bulamıyoruz." "Kararsızlık." Yukarıdaki senaryoyu hepimiz hayatımızın belirli dönemlerinde farklı şiddetlerde yaşıyoruz. Üzerimizdeki taleplerin yoğunluğu ve yaşadığımız olumsuz duyguları hepimiz tanıyoruz.

Stres tüm bu olumsuz duygulara eşlik ediyor. Eğer strese karşı dayanıklılığımızı artırabilirsek, yaşadığımız olumsuz duyguların miktar ve şiddetlerinde de önemli azalmalar sağlayabiliyoruz.

Yaşadığımıza stres diyor okuduğumuz kaynaklar ya da başvurduğumuz doktorlar. "Fiziksel olarak hiçbir bulguya rastlanmadı. Kendinizi yormayıp, stresten uzak durmaya çalışın".

Peki ama nedir bu stres ve ondan nasıl uzak duracağız?

Stres, kaynaklarda şu şekilde tarif ediliyor; tehlike karşısında canlıların gösterdikleri kaçma ya da savaşma tepkisi.

Yani köpek kediyi kovalarken kedi; yılanla karşılaştığım zaman ben tehlike karşısında olduğum için stres tepkisi gösteriyorum.

Stres tehlike karşısında yaşanıyor ve stres anında bedende bir takım değişmeler meydan geliyor. Bu değişmelerin amacı, yaşadığımız tehlike durumunu en az zararla ya da hiç zarar görmeden atlatmak.

Bu değişmeler;

Tehlike karşısında kaçmak ya da savaşmak için gereken enerjiyi elde etmek için kanımızdaki şeker oranı artıyor, çünkü enerji kaslarda şekerin oksijen ile yakılmasıyla elde ediliyor. Daha fazla oksijen ihtiyacı ise soluğun hızlanmasıyla karşılanıyor.

Şeker ve oksijenin yakılmak için kaslara ve oradan da akciğerlere taşınması için ise kalp daha hızlı çarpmaya başlar.

Tehlike karşısında olası darbelerle kan kaybından ölmeyi önlemek için deri yüzeyine yakın olan kılcal damarlar daralır.

Sindirim faaliyetleri ertelenir ya da yavaşlatılır. Burada kullanılacak enerji tehlike karşısında kaçmak ya da savaşmak için kullanılır.

Olası darbelere karşı daha dayanıklı olmak için kaslarımız kasılır ve bir zırh gibi bizi korur.

Fiziksel bir tehlike karşısında yaşadığımız stres anında bedenimizde meydana gelen değişmeler, yaşamsal tehlikeye karşı bizi korumak içindir. Ölmeye ve bayılmaya en dayanıklı olduğumuz an ise stres yaşadığımız andır.

Bizim başımıza bela olan stres sosyal tehlikeler karşısında yaşadığımız strestir. Kendi hayatınızı şöyle bir gözden geçirin.

Yolda yürürken üzerimize hızla bir araba geldiğinde, bindiğimiz uçak ya da gemi fazlaca sallanmaya başladığında, havlayarak bize doğru koşan bir köpek gibi fiziksel tehlikeler karşısında stres yaşarız ve bu yaşadığımız stres bizi olası bir yaralanmaya ya da ölüme karşı korumayı amaçlayan bir strestir.

Ancak bir iş mülakatı öncesinde, performans görüşmeleri sırasında, topluluk karşısında sunum yapmamız istenildiğinde, satış hedeflerine ulaşamadığımızda ya da kızgın bir müşteri karşısında da stres yaşarız. Bu fiziksel değil, sosyal bir tehlikedir. Ancak bedendeki değişmeler ikisinde de aynıdır.

Sosyal tehlike karşısında stres yaşıyorsak kendimize bunun için kızmamalıyız. Çünkü stres tepkisi fiziksel tehlike ile sosyal tehlikeyi birbirinden ayıramıyor. Yangın ya da deprem karşısında gösterdiği tepkinin aynısını, yüksek sesle konuşan müşteriler karşısında ya da satış görüşmeleri öncesinde gösterebiliyor.
Şimdi bir kağıt kalem alın ve yaşamınızda stres yaşadığınız olay, kişi ve mekanları listeleyin. Daha sonra da her birinin fiziksel mi yoksa sosyal bir tehlike mi olduğunu yanına yazın.

Eğitimler sırasında bu uygulamayı yaptığımızda katılımcıların %95'ine yakın bir kısmının listesinde sosyal tehlike daha ağırlıklı çıkıyor.

Ayrıca problemleri beynimizin içerisinde sürekli olarak düşünmek de stresi azaltmıyor, aksine daha da artırıyor. Çünkü problemi her düşünüşümüzde problemin stresini beynimizde bir kez daha canlandırıyoruz. Bu da stresimizi artırıyor ve gün içerisine yayıyor ve yaşamımızın farklı alanlarına bulaştırıyor. Sonuçta ise kas ağrıları, gevşeyememek, yorgunluk ve uykusuzluk gibi bireyin gücünü azaltan unsurlar ortaya çıkıyor.

Peki o zaman ne yapmalı ve nasıl yapmalı? İnsan zihni tek bir düşünce üzerinde uzun zaman yoğunlaşamaz. Kendinizi izleyin, ne zaman bir sorun yaşıyorsanız, sizin için stres yaratan bir düşünceye takılıp kalıyorsunuzdur. Bu arada yaşam yanınızdan siz ona hiç dokunamadan geçip gidiyordur. Sabah işe giden insanları izleyin, gülümseyen bir yüze rastlamak zordur. İnsanların beyinleri sürekli olarak çalışır, hem de problemler üzerinde takılıp kalarak...

O zaman kendimize problemlere takılıp kalmadan tüm yaşamı görmeyi öğretmeliyiz. O zaman hemen başlayalım. Bir rahatlama çalışmasını birlikte deneyelim.

Şimdi rahat bir yere oturun. Çevrenize bakmaya başlayın. Sanki ilk kez oradaymışsınız gibi çevrenizde gördüğünüz her şeye bakın. Her sesi dinleyin. Neler görüyorsunuz? Neler duyuyorsunuz? Neler hissediyorsunuz? Oturduğunuz koltuğu ve ayaklarınızın zeminle temasını hissediyorsunuz belki de... Belki de yediğiniz yiyeceğin tadını hissediyorsunuz... Belki de parfümünüzün konusunu duyuyorsunuz...

Bırakın dikkatiniz istediği şeye yönelsin. Siz sadece onu izleyin ve yönlendirmeye çalışmayın.

Dikkatiniz bir şey üzerine yöneldiğinde, dikkatinizin yöneldiği şeyi içinizden söyleyin:

"Şu anda masamın üzerindeki aile fotoğrafını görüyorum. Dışarıdan gelen araçların seslerini duyuyorum. Ofisin içerisindeki ılık havayı hissediyorum. Bilgisayar ekranındaki yazıyı okuyorum. Şimdi içtiğim sigaranın tadını hissediyorum. Yanından geçen arkadaşımın parfümünü duyuyorum vs."

Bu arada aklınıza geçmiş ya da gelecekle ilgili olumlu ya da olumsuz düşünceler gelirse onlarla savaşmayın. Onları kovalamayın. Onları sadece izleyin, tıpkı bulutların geçişini izler gibi. Onlarla savaşmadan sadece izlerseniz, bir süre sonra kendiliklerinden gittiklerini göreceksiniz.

Bu alıştırma "Zihni serbest bırakma" alıştırmasıdır ve Doğu'nun meditasyon tekniklerinde kullanılır. Kendinizi zorlamadan günde 20 dakika yapacağınız bu alıştırma zihninizi dinlendirecek ve problemlerinizle ilgili daha sağlıklı kararlar vermenize yardımcı olacaktır.

Önemli olan bilmek değil, düzenli olarak uygulamaktır. Düzenli olarak uyguladıkça yaşamınızdaki değişmelerin farkına varmaya başlayabilirsiniz. Şu anda kendinizi nasıl hissediyorsunuz
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (12.10.07)
Sponsorlar
  #12  
Alt 29.04.07, 23:44
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart

Stres YönetimiTerry Looker
Son yirmi yıldır, kişilerin sağlığını ve organizasyonların performansını etkileyebilecek duygusal ve zihinsel faktörlere artan bir ilgi var. Mesleki stres doğdu ve bu ilgiyle birlikte bugünlerde, stres yönetiminde kazançlı bir piyasa gelişti. Endüstri organizasyonları ve ticari organizasyonlar, kayıplarını azaltacağı ve karlarını geliştireceği umuduyla stres yönetimi danışmanları görevlendiriyorlar. Bu durum, önemli konu ve soruları ortaya çıkarıyor:

Stres yönetimi çalışan sirkülasyonunu azaltabilir, kurum performansını arttırabilir mi?
Stres yönetimi etkili olarak neye danışmanlık ediyor?
Stres yönetimiyle ilgilenenler ne derece niteliklidirler?
İşverenler, organizasyonları için stres yönetiminde en iyi yaklaşımı nasıl seçerler?
Stres ve nedenleri

Stres, bireyin çevresel isteklerle etkileşiminin sonunda hissettiği deneyimi tanımlayan durumdur. Stres deneyimine neden olan olağan isteklerin kişi tarafından yorumlanmasıdır. Yorumlayıcı süreçte yer alan faktörler, genetik ve çevresel etkilerin bir karışımıdır.
İsteklerin yorumlanması ve bir bireyin bunların üstesinden başarılı bir şekilde gelmesi deneyimlere, inanç, amaç, beklenti ve ihtiyaçlara bağlıdır. Bu deneyimler, genetik kalıtım, kişilik, eğitim , yetişme, yaş, cinsiyet, fiziksel ve akli sağlığın genel durumuyla şekillenebilir. İşte bu, bir deneyim bir kişi için stres vericiyken diğeri için olmamasının altında yatan nedendir.

Burada bir karmaşayla karşı karşıyayız. Mesleki stres, kişinin işlerinin üstesinden gelememe beceriksizliğinin mi yoksa işverenin uygunsuz isteklerinin çalışana aşırı yüklenmesinin bir sonucu mudur? Bu durum, genellikle, bireyin kişisel durumlarının önemsenmemesi nedeniyle daha da karmaşık bir hal alır. Açık olan şu ki bireyin kişisel ve sosyal yaşamı işini etkiler. Bu nedenle, işyeri stresini yönetme stratejileri şunlar üzerine odaklanır:

Birey ( örneğin rahatlama teknikleri, davranış terapisi, zaman yönetimi)
Birey/ organizasyon arabirimi ( kişi-iş uyumu, iş belirsizliği)
Organizasyon (organizasyonel yapı ve kültür)
Stres yönetiminin fonksiyonları

Çoğunlukla, stres yönetimi kursları, stres üzerine olan ilgiyi arttırır, stresin karşılığını, belirti ve semptomlarını tanımlar, kaynaklarını açıklar ve stresle başedebilme becerilerinin çeşitliliği üzerinden rehberlik ve öneriler sunar. Bu programların çoğu, davranış değiştirme, sağlık terfisi ve kişisel yetenek gelişimi desteği vererek bireye odaklanma eğilimi gösterir. İşverenler bu yaklaşımla, işin gereklerinin üstesinden çalışanların sağlıklarına ve performanslarına zarar vermeden daha etkin bir şekilde geleceklerini umuyorlar. Ayrıca bireye yönelik stres yönetimi programları pahalı değil, uygulaması kolay ve işverenlerde konuyla ilgili oldukları izlenimini yaratıyor.

İşverenlerin stres yönetimine yatırım yapmalarının birincil nedenleri arasında şunları saymak mümkün:
Çalışan verimliliğini yükseltmesi
Çalışan işe gelmemelerini azaltması
Çalışanların ölmeden ve emekliliği dolmadan işten ayrılmalarını azaltması
Çalışan sağlığı maliyetlerini düşürmesi
Stresin maliyetleri

İşverenler, yatırımlarını yapıyor ve pozitif sonuçlar bekliyorlar. Fakat, bu sonuçların miktarını, etkili stres yönetimi yoluyla nasıl belirleyebilirler? Dahası;,işte olup da iyi performans gösterememe gibi stresin aşağıda yer verilen diğer maliyetleri nasıl hesaplanabilir?

Azalmış akli performans.
Kazaya meyilli olmak
Kişilerarası ilişkilerde çatışmalar
Konsantrasyon yokluğu
Zayıflamış yargılama
Etkisiz yöneticilik ve liderlik
Azalmış yaratıcılık ve yenilik
Yavaş ve zayıf karar verme.
Stres buzdağı…

Biz bu açmazı "stres buzdağı" benzetmesiyle somutlaştırıyoruz. Stresin suyun üzerindeki maliyetlerini hesaplamak sadece işe gelmemezlik, erken emeklilik , erken ölüm ve çalışan sağlığıyla mümkündür. Daha büyük problem olan "işyerinde olmak ancak performans gösterememek" suyun altında yer alıyor ve strese bağlı olan bu maliyeti hesaplamak gerçekten çok zor. Bireylerin evdeki streslerini, iştekiler gibi göz önünde tutmak da bu noktada önemlidir. Evdeki mali zorluklar ve ilişkilerdeki bozukluklar konusunda endişeli olan biri, işte zayıf bir performans gösterebilir. Organizasyonel değişimlerde amaçlanan stres yönetimi stratejilerinin, bireylerin problemlerini ve bu problemlerin işteki performanslarına etkilerini azaltmada başarılı olma olasılığı yoktur.
Stres yönetimi programlarının ve aracılıklarının çoğunda "her ne yapılırsa bir şekilde yardımcı olur" varsayımı yapılıyor. Bu nedenle somut yararların olduğuna dair az sayıda örnek ve çalışma bulunuyor. Şu anda üç adet işyeri aracılığı yaklaşımı bulunuyor:

Bireyi eğitmek ve yetkilendirmek stres yönetimi kurslarından geçer.
Danışmanlık ve çalışan yardım programları (EAP-employee assistance programs) ev yaşamı, sosyal yaşam ve iş yaşamıyla ilgili zorluklarının üstesinden gelirken bireylere yardımcı olabilmek için oluşturulmuştur.
Yüksek riskli grupları ve uygun olmayan organizasyonel uygulamaları ortaya çıkartmak için stres denetimcileri…
Bir organizasyondaki stres yönetimi insiyatifinin başlangıcı kritiktir. Çalışanlar, stres yönetimi programına başlamayı, diğerlerine zayıf oldukları sinyalini verdikleri, sorunlar üstesinden gelemediklerini kabul ettikleri şeklinde düşünürler. Konuya, sağlık bayrağı altında yaklaşmak iş performansı bağlamında vurguyu ortadan kaldırır.

Stres denetleme

Organizasyonel yanları ele alabilmek için bazı araştırmacılar, stres denetlemenin kullanımını tavsiye ediyorlar. Bu denetlemeler, yüksek riskli çalışan grubunu ve uygunsuz yönetim stili gibi problem yaratan organizasyonel özellikleri açığa kavuşturmayı amaçlıyor. Stres denetlemeleri, sorumluluğu, işyeri stresini azaltmak ya da yok edebilmek için düşünmeye teşvik edilmiş işverenlere kaydırıyor. Stres denetleyen bir organizasyon, bir kuruma en uygun stres yönetimi yaklaşımı ve aracılığını sağlayabilir.

Stres denetleyicilerinin stresi azaltmak için uyguladığı stratejiler şunları içerebilir:
Görevi ve iş ortamını yeniden tasarlayın
Esnek iş programları gerçekleştirin
Katılımcı yönetimi destekleyin
Kariyer gelişimine çalışanı da dahil edin
İş rollerini analiz edin ve amaçları gerçekleştirin
Sosyal destek ve geri dönüşüm oluşturun
Birbirine bağlı takımlar yapılandırın
Adil çalışma programları oluşturun
Ödülleri paylaşın
İşverenler, stres yönetimine yatırım hakkında doğru kararlar verebilmek için bu konulardan haberdar olmalıdırlar. Onlara göre, etkili bir stres yönetimi aracılığı, çalışan hastalığı azaltır ya da en aza indirger, dahası işe gelmemeyi ve erken emeklilik ve erken ölümü minimize eder ve şirket karlarının artmasını da sağlayarak çalışan verimliliğini arttırır. Bu sonuçları ölçmek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir öyle ki; farklı aracılıkların etkinliği düzenli bir şekilde ölçülebilsin

Terry Looker, Manchester Metropolitan Üniversitesi'nde Biyolojik Bilimler bölümün başkanıdır.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (12.10.07)
  #13  
Alt 29.04.07, 23:45
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart

Stresin Üstesinden GelmekDr. Robert H. Phillips
Stres nedir?

Stres vücudumuzda oluşan bir cevaptır. Bu, kişinin hayatında karşılaşacağı değişik şeylere karşı gücünü hareket ettirebilmesine yardım eder. Her gün adapte olunması gereken bir çok şey stres yaratıcılardır. Stres yaratan etmenin harekete geçmesi ile vücutta meydana gelen değişimler ise strese verilen cevaplar olarak anılmaktadır.

"Stres" kelimesi günümüzde sık sık kullanılmaktadır. Ancak genelde, sinirlilik, gerginlik, endişe, öfke veya altüst olma, yıkılmışlık anlamları yüklenmektedir. Bunlar gerçekte aynı şey olmayıp, stresin bütün parçalarıdır. Diğer bir tabirle, bunlar strese verilen cevaplara sebep olan etmenlerdir.

Stres iyi midir, yoksa kötü müdür?

Belli bir düzeyde stresin olması normaldir. Bu sadece normal değildir, aynı zamanda gereklidir de. Kişi bütün olarak bir davranış sergilemek için strese ihtiyaç duyar ve stres kişinin hayatını muhtemel en iyi şekilde yaşamasına yardımcı olur. Belki şu düşünülebilir, "Peki, niçin insanların daima stresin zararlı olduğu hakkında konuştukları duyulur?" Cevap: İnsanlar stresin zararlı etkileri hakkında konuştukları zaman genelde stresin çok fazla olduğu durumları anlatmak isterler. Bu yıkıcı bir etki yaratabilir. Eğer kontrol edilmeden bırakılırsa, stres insanı yiyip bitirebilir ve insanın enerjisini tamamen tüketebilir.

Belli düzeylerdeki strese tahammül edilebilir. Aslında, bunlar faydalı olabilir. Bu makalede stres kontrol edilmediğinde zararlı olabilecek stres tipi üzerinde durulacaktır.

Stresi kimler hisseder?

Herkes stresi yaşar. Hiç kimse bundan kurtulamaz. Fakat, stres pozitif veya negatif olabileceğinden dolayı strese pozitif cevap vermesini öğrenmek kişinin daha başarılı bir duygusal ve fiziksel hayat yaşamasını sağlar. Eğer kişi, kötü bir zaman yaşıyorsa , strese cevap vermek kolay olmayacaktır. Bazı insanlar negatif stres cevaplarına daha hassas olabilmektedir. Siz öyle misiniz?
Strese cevap

Her kişi strese karşı kendine özgü bir cevap verme şekline sahiptir. Stres kontrolü ( strese verilen cevabı kontrol) kişinin içindedir. Cevap verme şekli bir çok faktöre bağlı olabilmektedir. Örneğin, yetişme şekli, kendine güven, kişinin kendine ve dünyaya bakışı, kişinin kendine ne söylediği, davranış ve düşüncelerinde kendini nasıl yönlendirdiği cevap verme şeklini etkileyebilmektedir. Hayatınızı ne derecede kontrol ettiğiniz üzerindeki düşünceniz strese vereceğiniz cevapta önemli rol oynar. Fiziksel ve duygusal olarak hissediş ve insanlarla iletişim şekliniz de bunda etkilidir. Özetlemek gerekirse, her kişinin stresi ele alma şekli bireye özgüdür, benzersizdir ve karmaşık düşünce ve davranışların kombinasyonuna bağlıdır.

Stres yaratıcı + Yorumlama = Strese verilen cevap

Strese cevap verme şekli çeşitli faktörler arasındaki kimyaya bağlıdır. İlk faktör kişinin dışından gelişen stres yaratıcıdır. Kişinin çevresinde olanlar reaksiyonları başlatır. İkinci faktör kişinin içindedir, bu kişinin çevresinde olanları nasıl yorumladığıdır. Strese verilecek cevap dürtü ile kişinin içsel reaksiyonlarının etkileşimi ile ortaya çıkar. Bu aynı zamanda kişinin stres yaratan etmeni nasıl yorumladığıdır. Çevredeki bazı stres yaratıcı etmenler doğal olarak herkeste strese sebep olur. Örneğin, biri sizin yüzünüze doğru bıçak gösterse ne olur? Sakin bir kabullenme veya strese bir cevap? Sizi negatif bir şekilde etkileyen stres kaynakları nasıl azaltılır öğrenmek ve kaçınamayacağınız stres kaynaklarına karşı vereceğiniz tepkiyi geliştirmek önemlidir.

Hatırlamak gerekir ki, stres yönetilebilir ve kontrol edilebilir, fakat ortadan kaldırılamaz. Stres her zaman var olacaktır.
Strese verilecek yanlış cevaplara örnek olarak şunlar söylenebilir: sigara içmek, alkol kullanmak, ilaç almak, aşırı yemek ve aşırı hareket etmek. Bunlar kişiye yardımcı olmayan yöntemlerdir, sadece kişinin dikkatini dağıtır veya stresin etkilerini erteler.

Dolayısıyla, ne yapılması gerekir? Kişi stresle başa çıkma konusunda kullandığı metotlardan başka yeni ve uygun yöntemler öğrenmeye çalışmalıdır.

Rahatlama yöntemleri

Stresi kontrol etmeye başlamada en iyi metot rahatlama yöntemlerini kullanmaktır. Rahatlama gerginliğin tersidir. Rahatlama öğrenilirse, gerginlik ortadan kalkar. Ayrıca, kişi kendini etkileyen problemleri daha iyi analiz edebilir ve onlarla nasıl başa çıkacağını daha sağlıklı ortaya koyabilir. Dolayısıyla, rahatlama yöntemleri stresle mücadele etmede önemli bir ilk adım olabilmektedir.

Kişi nasıl rahatlar? Bu, televizyonun karşısında bir kutu bira ile oturmak anlamına gelmez. Rahatlama için farklı yöntemler mevcuttur. Geliştirici rahatlama, vücudundaki kasları nasıl rahatlatacağını öğrenme ile olur. Hipnoz, meditasyon diğer bir rahatlama şeklidir. Ayrıca, hayali bir yöntem olarak kişi zihninde kendini rahatlatıcı resimleri seçebilir ve bu şekilde rahatlayarak problemleri çözebilir. Bu yöntemlerin herhangi biri hakkında, kişinin kendi kütüphanesinde yer alan kitaplar gerçekten kişinin kendini iyi hissetmeyi öğrenmesine yardımcı olur.

Stresi pozitif yönlere çevirmek

Stres serbest bırakılması gereken bir enerji türüdür. Bu pozitif veya negatif olarak yapılabilir. Kişi stresi uygun bir şekilde ele alamazsa negatiftir. Dolayısıyla, ilk olarak stres yaratan faktörleri belirlemeli, daha sonra bunları nasıl ele alacağını belirlemelidir.
Spesifik olarak ne/neler kişide stres hissine sebep olmaktadır? Belki, bu bir ağrıdır. Belki iş yoğunluğunun baskısıdır. Belki, bozulan bir ilişkiden kaynaklanan problemdir.

Fakat, strese neyin sebep olduğu konusunda kişi emin değil ise, ve hala bir şeyler devam ediyorsa ne olacak? Bunun ne olduğunu nasıl ortaya çıkarılacak? Kişinin kendi aktivitelerini, deneyimlerini kaydetmesi ve rakamsal bir ölçek kullanması bir yoldur. Bir diğeri ise geçerli ve güvenilir bir ölçek tercih edilip aktiviteler ve deneyimlerin her biri puanlandırılıp, alınan puana göre yorumlama yapılmasıdır.

Diğer adım nedir? Negatif stres yaratıcılar tespit edildiğinde, bunların ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı belirlenmelidir. Eğer yapılabilirse, bunun nasıl olacağı ortaya çıkarılmalıdır. Stres kaynağını ortadan kaldırmak stresi yönetmek için mantıklı bir yoldur. Stres yaratıcının etkisini azaltmak veya yok etmek için bir plan geliştirilmelidir. Fakat, diğer yandan stres kaynağının ortadan kaldırılamadığı fark edilirse, o zaman neler olduğu konusundaki yorumlama şekli üzerinde çalışılmalıdır. Kişi stresi yönetmek için düşünce sistemi ve verdiği cevap üzerinde odaklanmalıdır. Bu durumlarda, stres yaratanı değiştirmek kişinin kontrolünde olmayabilir, fakat tepki şeklini değiştirmek kendi kontrolündedir.

Sonuç olarak, farklı fiziksel aktiviteler stres kontrolü için çok faydalı olabilir. Örneğin, bazıları gerginliği veya stresi araba sürerek giderebilir. Sürücü güvenlik kuralına uymaya devam ettiği sürece araba sürmek rahatlatıcı olabilir.

Sonuç olarak

Hedefleriniz nelerdir? Eğer stres bu hedeflere ulaşmanıza engel oluyorsa, o zaman strese cevabınız negatiftir. Stresle etkili bir şekilde nasıl başa çıkılacağını öğrenmenin yanı sıra, stresin nasıl kontrol edileceğini öğrenmek hedeflerinizi gerçekleştirmenizin çok önemli ve gerekli bir parçası olabilir.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (12.10.07)
  #14  
Alt 29.04.07, 23:45
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart

Strese Girmemek İçin Neler Yapmalıyız ?1-Hayatta kendinize ilk iş olarak bir hedef belirleyin.Yani tamam mühendis olabilirsiniz.Avukat , işletmeci, psikolojik danışman ya da öğretmen olabilirsiniz.Ama sizin gerçekte amacınız ne .Uzun vadede neler planlıyorsunuz yaşamınızda.Bunu belirleyin.

2- Yaşamda arzularınız istekleriniz olabilir.Lütfen yeri geldiğinde duygularınızı açığa vurmaktan çekinmeyin.Duygularınızı bastırmayın ki sonrasında kafanızda acaba böyle mi yapsaydım şeklinde bir soru işareti belirmesin.

3-Zor ve stresli bir durumla karşılaştığınızda eğer karar vermeniz gerekiyorsa bunu iki şekilde yapın:

a-Öncelikle alacağınız kararı söylediğine güvendiğiniz insanlara danışın.Bir çok insana danışın ve ortak bir sentez oluşturup en doğru kararı verebilesiniz.

b-Alacağınız kararın üzerinde sıkı düşünün.Kararınızı alın.Ancak kararınızın sonucunda ne olursa olsun bu kararı sizin , kendinizin büyük bir cesaretle verdiğinizin farkında olun.Alacağınız kararlarda elbetteki diğer insanlara da danışmalısınız.Ancak son kararı siz vereceksiniz.Bunu untmayın.

4-Aklınızın sizi kontrol için değil ,size yardım için yaratıldığını unutmayın.

5-Problemleriniz ne kadar sert olursa olsun , siz siz olun problemlerinizle aynı sertlikte mücadele etmeyin.Böyle bir durumda probleminizi kazanabilirsiniz belki.Ama Bu çetin çarpışma sizden de çok şeyi götürür.İşi bir miktar zamana bırakın.Unutmayın zaman en önemli tedavi ve olumlu enerji birikimi kaynağıdır.

6-Kendinize güvenin.Şunun farkında olun; siz bu yazıyı okuduğunuz sırada birden bire geçmişi düşünün.Okul hayatınızı, Aile içindeki aile kavgalarını, mahallede arkadaşlarınızla yaptığınız kavgalarınız......Şimdi birde şöyle düşünün .Bütün bu zorlukları kim aştı? Bütün bu Zorlukları nasıl aştınız?Tabiki siz aştınız ve şu anki yaşınıza kadar geldiniz.Türlü yöntemlerle. Eğer bu yaşa kadar türlü zorluklar yaşayı bu yaşa kadar geldinizse, bundan sonrada karşınıza çıkacak türlü zorluklar olacaktır ve siz bunuda aşmak zorundasınız.Yaşam adına.Bunun farkında olun...

7-Başkalarına olan bağımlılığınızı azaltın.Bu sizin kendinize olan öz-saygınızı geliştirecek ve sizin benlik algınızıda genişletecektir.

8-Geçmiş deneyimlerinizi sık sık hatırlayın.

9-Kendinizi tanımaya çalışın ve bunun için de kendinize zaman ayırın , fırsat verin.

10-Yaşamda esnek olmaya çalışın.Kendinizi ve başkalarını sık boğaz etmeyin.

11-Yaşamınızı planlı ve organizasyonlu yaşayın.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (12.10.07)
  #15  
Alt 29.04.07, 23:45
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart

Rahatlama EgzersizleriRAHATLAMA EGZERSİZİ:1

-Yumruklarınızı sıkın.Sıkın.Durun.....ve şimdi biraz gevşeyin.rahatlayın.

2-Kollarınızı sert bir şekilde yatağa veya sandalyeye bastırın.Durun...ve gevşeyin..

3-El bileklerinizle omuzlarınıza dokunmaya çalışın ....Gerginliği hissedin.Durun ve şimdi gevşeyin....

4-Omuzlarınızı olabildiğince yukarı kaldırın ve derin nefes alın....şimdi gevşeyin...

5-Boyun ve kafanızı yatağa veya sandalyenin arkasına doğru bastırın.Gerginlik yaratın ...ve şimdi gevşeyin...

6-Yüzünüzü sabitleyin.Dudaklarınızı gerin.Çenenizi sıkın, göz kapaklarınızı kapatın sonra derin bir nefes çekip...yavaşça bırakın.... ve şimdi gevşeyin...

RAHATLAMA EGZERSİZİ: 2 (NEFES EGZERSİZİ)

1-Sandalyeye dik bir şekilde oturun.

2-Şimdi derin nefes almaya başlayın(Bu nafes alma işlemini 8 adımda yapın, yada şöyle de düşünebilirsiniz:İçinizden 8 basamaklı bir merdivenin basamaklarını sırayla teker teker çıktığınızı düşünün ve sayın 1..2..3..4..5..6..7..8)

3-Şimdi 8 adımda aldığınız bu nefesi 4 adımda verin (yine aynı şekilde düşünün 1..2..3..4 )

4-Bu işlemi(2. ve3. adımı ) bir kere daha gerçekleştirin.

5-Son bölümde derin bir nefes alın ve yavaş yavaş bırakın.Sonra birkez daha nefes alıp hızlı bir şekilde verin.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (12.10.07)
Sponsorlar