|
#1
|
|
15.12.07, 01:08
AŞKIN EVRELERİ Aşk hangi ara başlar, hangi ara biter? Kadınların bekleyen, erkeklerin beklenen olacağı hangi anlaşma ile ne zaman belirlenir? Nazlı Akan yazdı. RASTLAMAK İstanbul’da bir akşamüstü şarabı eşliğinde dostları ile söyleşen kadına, iki çift göz değer. Korkusuz ve ısrarlı bakan iki çift göz… Adamın o akşamüstü gözlerini neden kadının yüzünde unuttuğu, sonraları bir muammaya dönüşecektir… Ama o an bunu bilmeyen kadın “sanki bir merhaba ile yola çıkmaya hazır,” diye geçirir içinden… İstanbul küçüktür ve akacak kan damarda durmaz. Tanrı hemen o gece tanışmaları için bir rastlantı ayarlar. - Sensin… O gözler! - Evet! ”Nasıl, neden?” diye sormak hiç aklına gelmez kadının, adamın gözlerinde ışıldayan bir şey vardır. O da gider peşinden ve “Yakup” diye seslenir! - Efendim! Adam tüm şifreleri bilmektedir. Kadın şaşırır. Ve kadınlar önce şaşırıp, sonra teslim olurlar. O da ellerini, adamın avuçlarına koyuverir… MUTLULUK O iki çift göz, günlerce kadına bakar, bakar ve sonra bir gün fısıldar: İnsan sevgilisinin yüzüne aşık olurmuş! Kadın da aralıksız adamın ismini fısıldar içinden… Yakup, Yakup… Yalnızca bu beş harfin bir araya gelmesi, bu mükemmel dizilişi kadının başını döndürmeye yeter. Bu beş harf, tüm başka sesleri bastırır, her şeye bir çizgi çeker. Kadının midesi ağrır, kalbi sıkışır ama dudakları… Dudakları gülümser. Yağmurun mutlaka romantik, yolların mutlaka ışıklı olduğu o günlerde adam ona ne zaman baksa, kadın hızlı ve kısacık bir mutluluk sarhoşluğu yaşar. Adama güzel bir masa kurar. “Masa da masaymış” hani der adam. Kadın sevinir. Masayı hiç boş bırakmamak için didinir. Çiçekler, böcekler ve kızarmış ekmekler… SÖZLEŞME Zaman güçlüdür. Yok sayılamaz. Herkese bir şey ekler, ya da herkesten bir şey çıkarır. Aşk’a da… Kadın “Yakup” diye seslendiği bir gün, yanıt gelmez… Duymamış olabilir mi? Kadın soramaz ki… Adam soruları sevmiyor artık! Yoksa, hep mi böyleydi? Farkına varmadan bir sözleşme mi imzaladılar. Kadının bekleyen, adamın beklenen olduğu hangi ara belirlendi? Kadın imza attığını hiç hatırlamıyor. Adam ona sevdiğini söylerken, aslında başka bir şey mi söylemek istiyordu? Adam ona "benimsin" derken, aslında kimden söz ediyordu? ZORLAMA Kadın çalmayan telefonuna bakıyor. Şarjını kontrol ediyor, kapsama alanını genişletiyor. Saatini adama kuruyor ve ondan elle tutabileceği bir cümle istiyor. Yarın için bir umut… Hava kararıyor. Beklemekten sıkılan kadın yola çıkıyor. Onu birden karşısında bulan adam şaşırıyor: ‘Şu an, bugün seni görmeyi beklemiyordum.” KABUL Kadın aklından adamın daha dün kadar yakın bir günde söylediği sözler geçiyor. Ona “sen benim parçamsın” demişti, “aşkımsın!”. Gözlerini gözlerine dikmiş ve bir ömür böyle durabilirim demişti… Kadının aklından geçenler, nasıl oluyorsa adama çarpıyor ve adam “seni üzmek istememiştim…” diyor ona. Adam çalan telefonuna bakıyor. Kadın uzattığı elini geri çekerken, unutmak üzere öğrenmenin anlamını düşünüyor. Aşk bu mu? Alnındaki hatları okudu, Bir bir yüzündeki izlerden geçti: Sıkıntının verdiği kaçamak anlam, Güldüğünde açılan küçük bir çukur, Yanağına düşmüş derin gölgenin Ardında gizlenen keder, irisin dibinde Çöreklenmiş çetrefil bir sorudaydı belki de Bütün yüzüne sahte bir güç ve güzel bir korku Yayan ifade – “tanrım” diye düşünmüştü kadın, Bir an çekilip: Unutacak mıyım bu beldeyi de, Gün günden kopup giderken?” * *Enis Batur’un Perişey adlı kitabından… |
| 2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için kullancısına teşekkür ediyor : | ||
SELVILV (21.12.07), yagmurlubirgun (15.12.07) | ||
| Sponsorlar |
| |