Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Diller > Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

Diller hakkinda Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü ile ilgili bilgiler


Maya-Mısır-Asya-Anadolu Ortak Kültürü 1 Asya'dan Anadolu ve Amerika'ya Doç. Dr. Haluk BERKMEN Sizlere uzunca bir yazı dizisi halinde Maya kültürü hakkında kendi görüşlerimi aktarmayı düşünüyorum. Bu bakımdan yazılarımı numaralamayı uygun

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15.08.07, 20:05
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

Maya-Mısır-Asya-Anadolu Ortak Kültürü 1

Asya'dan Anadolu ve Amerika'ya
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Sizlere uzunca bir yazı dizisi halinde Maya kültürü hakkında kendi görüşlerimi aktarmayı düşünüyorum. Bu bakımdan yazılarımı numaralamayı uygun buldum. İlk iki resim "Hitit Güneşi" ve "Maya-Aztek" simgeleri ile ilgili.
İki adet boğa boynuzu üzerinde duran Hitit Güneşi ve güneş ile bütünleşmiş üç adet damga. Bunlardan birini ayırıp altta ayrıca belirttim. Bu damganın anlamını şöyle açıklıyorum:
***8220;Hitit halkının üzerinde duran ve onları yöneten tanrısal özelliklere sahip 3 adet yönetici***8221;
İki adet boynuz Hitit halkını ifade ediyor. Üç yönetici ise tanrılaşmış Hitit krallarıdır. Tanrının simgesi olan güneş daire ile, yönetici krallar artı işareti ile belirtilmiştir. Bu bronz eser yürüyen ordunun en önünde bir sopaya takılı olarak sancak şeklinde taşındığı ve tüm Hitit milletinin simgesi olduğu görüşü ileri sürülmüştür. (Bkz. Hitit Güneşi adlı kitap. Yazarı Sedat Alp, TÜBİTAK yayınları, 2002)
İkinci resimde ise yeni dünya kültürlerindeki güneş simgelerinden bazılarını sunuyorum. Kuzey Amerikanın orta bölgelerine yerleşmiş olan Oklahoma yerlilerine ait bir takı yukarıda görülüyor. Midye kabuğu üzerine oyulmuş olan bu simge açıkça Tengri damgasıdır. Merkezde tanrısal özellikleri olan yöneticinin yüzü dört bir yanda
çizilmiştir. Bununla belki de ***8220;Tanrının varlığı evrenin her yerindedir***8221; mesajı verilmek istenmektedir.

Tengri damgasını orta Amerika bölgesinde de bulmaktayız. Meksika***8217;nın Veracruz bölgesinde Maya'lardan ve Aztek'lerden önce ileri bir kültür oluşturmuş olan Olmek halkının da bir damga yazısına sahip olduğu çok yakın tarihe kadar bilinmiyordu. Yeni bulunmuş ve taşa kazınmış bir yazıtta 62 farklı damgadan oluşan resimsel (semiotik) bir yazı ortaya çıkarılmıştır (Bkz. Science dergisi, Cilt 313, 15 Eylül 2006.). Bu yazıya ait iki damgayı yukarıda gösteriyorum. Her ikisinin ne derece birbirlerini andırdıkları ve benzedikleri ortadadır.

ABD***8217;nin güney bölgesi olan New Mexico (Yeni Meksiko) eyaletine zamanında gelip yerleşmiş olan Navajo yerlilerine ait bir resimde aynı damganın merkezde yer aldığını ve insanların onun çevresine toplandıklarını görmekteyiz.
Sağ alt köşede ise güney ve orta Amerika bölgelerinde uzun yüzyıllar boyu ileri bir kültür oluşturmuş olan Maya ve Aztek tanrısı Quetzalcoatl***8217;ya ait bir damga görüyoruz.
Bu tanrının adını ***8220;Kutsalkatlı***8221; olarak okuyabiliriz. Öyle okunduğunda Türkçe anlamlı Kutsal-Katlı yani Tengri olduğu anlaşılmaktadır. Damgası da zaten bu görüşe onay vermektedir. Maya-Aztek kültüründe birçok tanrı vardı. Bazılarının adını Türkçe olarak anlamlı bulmaktayım. İspanyol rahipler tarafından kayıt altına alınmış Maya- Aztek isimlerinde Türkçe sesler vardır.
Örneğin ***8220;ç***8221; sesini veren bir harf İspanyol abecesinde bulunmadığı için Ç yerine X harfini kullandılar. Şu halde her X gördüğümüzde Ç olarak okuyalım. Ayrıca ***8220;ı***8221; harfi de olmadığından yerine ***8220;i***8221; harfini kullandılar.

Xiuhtecuhtli: ateş ve zaman tanrısıdır. Yani çifte bir göreve sahiptir. Şu halde Çifte-Kutlu olarak okunabilir. Xiuhte = Çifte ve Cuhtli = Kutlu olmaktadır. Eşitliğin bire bir olması beklenemez. Çünkü iki toplum ayrılalı yaklaşık 3,000 yıl gibi uzun bir zaman süresi geçmiştir.
Tezcatlipoca: Orta Amerika tanrılarının belki de en önemlisi. Tezcatli = Tezkatlı, Poca = Bora. Burada kast edilen hızlı hareket eden rüzgar olmaktadır. Tez = hızlı, Katlı = Kat eden (harekete eden) ve B den P ye dönüşümle Bora sözü ***8220;poca***8221; şeklini almış olabilir. Nitekim, Tezkatlıbora rüzgar tanrısıdır.
Chac: Yani "Çak" Mayaların yıldırım ve şimşek tanrısıdır. Çak şeklinde okunan bu sözcük halen bile dilimizde ***8220;Şimşek çaktı***8221; şeklinde varlığını sürdürmektedir.
Kinich Ahau: Maya güneş tanrısıdır. Kinich veya Küniş aslen Türkçe ***8220;Güneş***8221; sözünden türemiştir. Eski Türk inancında ***8220;Künhan***8221; Güneş-Han adı kutsal güneşe verilen isimlerden biridir. Ahau ile Han sözlerinin yakınlığı bu görüşü desteklemektedir.
Xochiquetzal: Güzellik ve çiçek tanrıçası idi. Burada quetzal sözünün kutsal olduğunu gördük. Fakat Xochi nasıl okunmalı? Xochi = Çoh yani ***8220;çok***8221; olabilir. Bu durumda ***8220;Çokkutsal***8221; adı ortaya çıkmış olur.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Yeni örnekleri bir sonraki yazımda sunacağım. Ancak, şu gerçek ile karşı karşıya bulunmaktayız:
Kuzey ve Orta Amerika yerli diye bilinen kültürler Asya kökenli olup Bering boğazı üzerinden yeni dünyaya göç etmişlerdir. Asya'dan çıkan ve Anadolu'ya yerleşen bir diğer kol Hurri, Hitit ve Sümer halklarıdır
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 15.08.07, 20:06
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

Maya-Mısır-Asya-Anadolu Ortak Kültürü 2

Aztek ve Maya dilleri
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Sadece Maya***8217;lar değil, tüm kuzey, orta ve güney Amerika kadim kültürlerin kökeni Asya kıtasıdır. Bu yerleşim günümüzden yaklaşık 15,000 yıl önce başlamış ve birçok dalgalar halinde zamanla sürmüştür. Amerika yerli dilleri üzerine derin ve karşılaştırmalı araştırmalar yapan iki dilci Joseph Greenberg ve Merritt Ruhlen adlı önemli uzmanlardır. Onların ifadesine göre Amerika kıtasına en az üç farklı ve büyük göç dalgası olmuştur. (Bkz. SCİENTİFİC AMERİCAN,Kasım 1992. sayfa60).Bu dalgalardan en önemli olanı orta ve güney Amerika bölgelerine yerleşmiş olan Maya, Aztek ve İnka kültürlerini getirmiş olan dalgadır. Her üç kültürün ortak bir dile sahip oldukları fakat zamanla bu dillerin değişik ağız ve lehçeler halinde ayrıldığını biliyoruz. Ayrıca kuzey bölgede büyük bir dil gurubu olan Atapaskan dil gurubuna ait pek çok kızılderili dilinin varlığı bilinmektedir.

Tüm bu Asya kökenli diller Türkçe ile ilgilidirler. Hepsi de ortak bir kök dilden türemiştir. Bu kök dile Ön-Türkçe de diyebiliriz. Fakat Rus dilciler bu kök dile Nostratik demeyi uygun bulmuşlardır.
Nostratik hakkında pek çok yayın vardır. Fakat ne yazık ki, bizim yerli dilcilerimiz Ön-Türkçe üzerine asla eğilmemekte bu konuda araştırma yapmadıkları gibi, yapanları da küçümseyip alay etmektedirler.

Türkçe ile ilgili dedim. Asla, bire bir eşit demek istemedim. Bu ilgiyi veya ilişkiyi bulup çıkarmak hem hoş bir uğraş olmakta, hem de dünya dilleri hakkında daha derin bir bilgi elde etmemizi sağlamaktadır. Örneğin, ***8220;Maya***8221; sözü Türkçe ***8220;kök, asıl cevher***8221; anlamına gelir. Bira mayası, ekmek mayası hepimizin bildiği sözlerdir. Şu halde Maya kültürü Ön-Türkçe ***8220;Kök kültür***8221; anlamına gelmektedir.
Keza, ***8220;Aztek***8221; adı da Az-tek şeklinde iki heceye ayrıldığında ***8220;Az fakat tek olan***8221; yani kendine has olan bir kültür anlamını taşımaktadır. Az sözcüğü z-s dönüşümü göz önüne alındığında ASYA sözünde vardır. Asya sözü de ***8220;Az-öyü***8221; demek olmaktadır. Öyü sözü ***8220;yerleşim bölgesi***8221; demek olup bugün kullandığımız ***8220;köy***8221; sözü ***8220;OK-öyü***8221; (Ok***8217;ların yerleşim bölgesi) olmaktadır.
OK adı Ön-Türklerin kendilerine ve kendi yöneticilerine verdikleri bir isimdi. Bu konu oldukça derin bir araştırma konusu olduğundan daha ileride söz edeceğim.

ATAPASKAN dil gurubunun adı da Ön-Türkçe olarak Ata-Başkan şeklinden başka bir şey olmadığı görüşündeyim. Dilciler bu tür benzetmeleri küçümserler ve hep ***8220;tesadüf***8221; olarak göz ardı ederler. Oysa ki tesadüfler pek çok olunca artık tesadüf olmaktan çıkarlar. Son Maya kralının adı da Ata-Hualpa idi. Hualpa sözü Hu-Alp (Yüce) anlamını taşır. Kuzey Amerika***8217;da yaşayan ve halen varlığını sürdüren bir diğer gurubun adı ANASAZI***8217;dır. Bu dil gurubunu da Ön-Türkçe Ana-Sözü (anadil) şeklinde ayırdığımızda anlamı apaçık ortaya çıkmaktadır.
Maya kültürünün kendi şehirlerine verdikleri isimlere bir bakalım. Bunlardan bazıları: Tikal, Palenque, Kopan, Kalakmul, Uaxactun ve Altun-Ha şehirleri veya daha doğrusu yerleşim merkezleridir. Şimdi sırasıyla bu yerleşim adlarını inceleyelim:

Tikal:***8220;Tekil***8221; yani kendine has olan, tekil olan demek olmaktadır. Çünkü ***8220;Tik***8221; kök sözcüğü Ön-Türkçe olup ***8220;tek***8221; demektir. Tek sözünü Kızılderili dillerde TİK olarak buluyoruz. Yunanca işaret parmağına ***8216;Dahtilo***8217; denir ki bu da TİK =>TEK =>TAH =>DAH dönüşümü ile oluşmuştur. Daktilo dediğimiz alet ***8220;parmaklarla çalışan***8221; demektir.
Latince TE (sen) ***8216;ikinci tekil kişi***8217; demektir. Burada da işaret parmağı ile gösterilen ikinci şahıs anlamı vardır.
Palenque: P sesinin aslı B sesidir. Yani Palenk şeklinde okunan bu şehir adı ***8220;Barık***8221; sözünden dönüşmüştür. Ayrıca R ile L dönüşümü de çok yaygın olduğu bilinmektedir. Barık, ise ***8220;Barınak***8221;, yani ***8220;konumlu yer***8221; demek olmaktadır. Asya kıtasının Türkler tarafında ilk kurulmuş yerleşim bölgesinin adı ***8220;Başbarık***8221; , yani ***8220;Baş-yerleşim yeri***8221; idi. Baş yerleşim ise bugünkü dilde ***8220;baş-şehir***8221; olmaktadır.
Zamanla Başbarık, ***8220;Beşbarık***8221; ve ***8220;Beşbalık***8221; olmuştur. Oysa ki ne beş ile ne de balık ile hiçbir ilgisi yoktur.

Kopan:Bu şehir adı da halen bugün bile kullandığımız ***8220;kopan***8221; (ayrılan, merkezden kopan) anlamını taşır. Anlaşılan bu şehir asıl Maya bölgesinden coğrafi olarak ayrı bulunduğu için Kopan adını almıştır.
Kalakmul: Bu adı da ikiye ayırıp Kalak-Mul şeklinde okumak gerekir. ***8220;Kalak***8221; sözü ***8220;kalalım***8221; anlamını taşır. Nasıl ki ***8220;alalım***8221; sözü ***8220;alak***8221; idiyse, ***8220;kalalım***8221; da ***8220;kalak***8221; idi. ***8220;Mul***8221; ise M nin yine B ile olan ilişkisinden ve L ile R dönüşümünden Mul sözü ***8220;BUR***8221; yani ***8220;burada kalalım***8221; demek olduğunu sanıyorum. Ancak bu yaklaşımın doğruluğu araştırılmalıdır.

Uaxactun:Bu isim ***8220;uzaktın***8221; ve daha doğru şekli de ***8220;uçaktın***8221; olsa gerek. Çünkü X harfi genelde Ç sesi ile okunur. Uçaktın, derken uçmak kastedilmiyor. ***8220;Uçak***8221; Uçta olan, uzakta olan kast ediliyor. Altun-Ha: Bilindiği gibi altın sözü ile ***8220;Ha***8221; (yüce, kutsal) sözünün birleşimi var bu isimde. Hakan, Hazret, Hakk sözlerinde hep bu Ha kökü bulunmaktadır. Ayrıca Maya dilinde Han "bir" demektir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 15.08.07, 20:06
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

Maya dilleri ve ön Türkçe
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Ön-Türkçe olarak adlandırılan Orta ve Doğu Asya Türkçe***8217;sinin birçok ağız ve lehçeleri bulunur. Bunlardan başlıcaları Uygur, Mançu (Kore), Hyung-Nu, Çukçi, Yakut, Tunguz ve Aynu lehçeleridir. Tüm bu ağızları Haluk Tanju ***8220;Tunçderililer***8221; adlı bir kitapta incelemiştir. Bu ana lehçe ve ağızları konuşan Türk toplumlarının adlarına bazı örnekler sunayım: Hun, Özbek, Tatar, Peçenek, Balkır, Atasuan, Türkmen, Altay, Buryat, Evenk, Hazar, Tacik, Gilyak, Aluç..
Amerika***8217;da konuşulan diller ise çok değişik isimler altında bilinmektedir. Bunlardan bazıları: Yurok, Mohowk, Yana, Çukatek, Tikuie, Yağhan, Yuçi, Kayapa, Kişe, Takana, Nonuya, Taos.....vs.

Maya Dilleri
Maya dilleri ise bir kök dil olan Proto-Maya dilinden türediği bilinir. Bu Proto-Maya dilini yandaki resimde görebilirsiniz.
Ön-Türkçe***8217;den türeyen dil guruplarından Proto-Maya dili sadece bir tanesidir. Diğer önemli guruplar:
Eurasiatic olarak adlandırılmış olan büyük dil gurubuna Altay, Ural, Hind-Avrupa, Na-Dene ve Dravidian dil gurupları girer. Ayrıca Afroasiatic adı ile bilinen kuzey Afrika ve Mezopotamya dil gurupları arasında Sümer, Babil, Asur, Hitit, İskit, Hami ve Sami dilleri girer. Bunların da kökeni Ön-Türkçe***8217;dir.
İlginç bir dil ilişkisi olarak Asya dilleri olan Çin-Tibet dilleri ile bazı Kafkas dillerinin, Bask ve Buruşaski dillerinin ve Kuzey Amerika dil gurubu olarak bilinen Na-Dene dillerinin yakın akraba oldukları gerçeğidir. Ayrıca Bask dili ile kuzey Afrika Berber ve Tuareg dilleri arasında ilişkiler gösterilmiştir.
Burada Maya dillerinden Bazı Maya sözcüklerini ve onların parantez içinde Türkçe karşılıklarını sunmak istiyorum.
(Kaynak: Saim Ali Dilemre ***8220;Genel Dil Bilgisine Bakış, Birinci Kitap***8221;)

Ahau (ağa, yönetici), Baat (balta), Ça (çam), Çetun (çetin), Çol (çolak), Kutz (kuş), İçil (içinde), İş (dişi), Kaşnak (kuşak), Kin (gün), Kiniş (güneş), Kişe (kişi), Koça (koca, büyük, yaşlı), Kul (kul), Naa (ana), Na (ev), Ol (olmak), Tamazkal (hamam), Tepek (tepe), Top (toplamak), Toz (toz), Tul (tolu, dolu), Tulan (dolgun), Tup (dip), Tzekel (çakıl), Ueez (uyuz), Uiş (işemek), Ul (Ulaşmak), Uy (oy), Yaş (taze,yaş), Yaşıl (yeşil).

Size hem anlam hem de telaffuz olarak çok yakın olan tam 31 sözcük sundum. Maya halkının binlerce yıl önce Asya kıtasından Amerika kıtasına göç ettikleri düşünülürse bu kadar sözcüğün halen ortak olması tesadüf ile açıklanamaz. Anlaşılan odur ki Proto-Maya dili Ön-Türkçe***8217;dir. Sadece dil ilişkileri değil, aynı zamanda genetik araştırmalar bu ilişkiyi kanıtlamaktadırlar. Şu sitede:
http://www.newscientist.com/article/dn11178?DCMP=NLC-nletter&nsref=dn11178
Asya***8217;nın doğu bölgesinden Bering boğazını aşarak Amerika kıtasına yapılmış olan göçlerin genetik olarak saptandığı anlatılmaktadır.
Ayrıca
***8220;Aleut adaları***8221;diye bilinen Asya ile Amerika arasındaki takım adaları Türkçe***8220;Alauç***8221; olup Ala-Uç şeklinde ayrıldığında ***8220;Beyaz UÇ***8221;demektir. Zira, ***8220;al***8221; sözü bugün kullanılan anlamıyla ***8220;kırmızı***8221; demek olmayıp Ön-Türkçe ***8220;Beyaz***8221; demektir. Zamanla karlı bölgelere ve beyaz tepelere ***8220;al***8221; denmiş, daha sonraları ***8220;yükseklik***8221; kavramı öne çıkarak bayrak rengi olarak değişikliğe uğramıştır. Nitekim Latince ***8220;alba***8221; = yüksekte duran, demektir. Arnavutluğa ***8220;albania***8221; ve arnavutlara ***8220;albanian***8221; denmesi bu Ön-Türkçe kök sözcükten türer.

Bu örnek, sözcüklerin zaman içinde nasıl anlam kaymalarına tabi olabildiklerini ve ne derece tanınmaz hale dönüştüklerini çok güzel göstermektedir. Aynı durum özel isimlerde de olmuştur. Örneğin, Maya halklarından bir gurup ***8220;Kiche Maya***8221; diye bilinir. Oysa ki ***8220;kiche***8221; Türkçe ***8220;kişi***8221; demektir ve ***8220;KicheMaya***8221; doğrudan ***8220;Maya insanı***8221;
anlamını taşımaktadır. Kişe Maya halkını yöneten ve onları İspanyol saldırısından koruyan son yönetici, yaklaşık MS 1500 yılında doğmuş ***8220;Tekun Uman***8221; idi. 1524 yılında İspanyol saldırgan (konkiestador) Pedro de Alvaro tarafından 24 yaşında katledilmiştir. Tekun Uman adını şu şekilde açıklayabiliriz.Tekun = Tekin demektir ve genelde genç Türk prenslerine verilen addır. Tek kök sözcüğü de ilk prens olduğuna işarettir.
Uman = Ön-Türkçe ***8220;Gelen misafir***8221; demektir. (Kaynak: Divan-i Lügat-it Türk) Şu halde Tekun Uman ***8220;Gelen ilk misafir***8221; olmaktadır. Burada doğan çocuğun bir mal olmadığı ve sadece bir misafir olduğu vurgulanmaktadır ki, Ön-Türklerin bilgeliğine güzel bir örnektir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15.08.07, 20:07
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

MAYALARDA DİL-DİN-MİMARİ
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Bir milletin veya toplumun kültürünü tanımak için o kültürün 3 tane öğesini çok iyi tanımak ve incelemek gerekir. Bu üç öğe. 1-Dil, 2-Din ve 3-Mimari yapıtlardır.
Dil o kültürün düşünce yapısını gösterir. Bütünsel ve kapsayıcı düşünen kültürlerin dili de bütünsel kavramlar içerir. Ayrıca dilin gramatik yapısı da bitişken yani
***8220;aglütinant***8221; bir özelliğe sahiptir. Eğer kültürler-arası ilişkiler varsa dil etkileşimleri ve gramatik cümle yapısı ile sözcük benzerliği oldukça fazladır. Dilden türeyen kavramlar o kültürün dinini de etkiler. Bu bakımdan, din-dil ve hatta mimari bir arada incelenmeli, düşüncenin nasıl yapılarda somutlaştığı araştırılmalıdır.
Maya kültürü söz konusu olduğunda dil yapısının bitişken ve takılardan türeyen sözcüklerden oluştuğunu görmekteyiz. Bitişken dillerin bir özelliği de dildeki kök sözcüklerin kaybolmadan uzun zaman sürelerinde yaşamaya devam ettikleridir. Kök sözcük deyince genelde tek heceli bir söz akla gelir. Bu tek hece ya iki veya en çok üç harften oluşur. Bazen tek harf bile kök sözcük olabilir.
Ön-Türkçe tek heceli bir dildi. Tüm temel kavramlar tek hecelerle ifade edilmekte idiler. Zamanla hecelerin birleşimi sonucu uzun sözcükler oluşmuştur. Tüm kuzey, orta ve güney Amerika dilleri bitişken dillerdir ve hepsinde kök sözcükler bulunmaktadır. Özellikle Maya dili bu tür bir dil olup birleşik sözcükler üretmekte çok ileri gitmiştir. İşte bazı örnekler:

Utsuluynik = Uslu adam, Utsauatş = Senin güzel yüzün, Sakigha = Bir beyaz ev.
Görüldüğü gibi tek bir sözcük ile oldukça karmaşık bir kavramı aktarabilmektedirler. Tek bir harf bile bir kök sözcük
olabilmektedir. Örnekten İn (benim), A (senin), U (onun), Ka (bizim), A (sizin), U (onların).

Maya dilinin 31 farklı ağız ve lehçesi vardır. Bu ağızlar arasında dahi farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, BEN sözünün karşılığı bir Maya dilinde TEN bir diğerinde İN olmaktadır. BİZ sözünün karşılığı da bir Maya ağzında TON-ON iken bir diğerinde OGH olmaktadır. Bu ifade şekillerinden her birinin Ön-Türkçe ile ilişkili olduğu görüşündeyim. Bu bakımdan her birini ayrı ayrı ele alıp incelemek niyetindeyim. Önce, Ben ile Ten arasında tek bir harf değişimi olması bakımından TEN sözü üzerinde biraz durmak isterim.

Japonca TEN ***8216;gök, uzay***8217; demektir. Burada Türkçe TAN kök sözcüğü ile olan bir ilişki olsa gerek. TENÇİ daha geniş bir anlamda ***8216;evren, kozmos***8217; demektir. TENNÖ ise ***8216;imparator, kral***8217; demektir. Japonların kendi krallarına ***8220;Güneşin oğlu***8221; dediklerine bakılırsa TEN-NÖ aynı AY-NU gibi ***8216;göğe ait, göksel***8217; anlamı bulunmaktadır.
Türkçe asıllı takı ***8211;İN => -NU => -NÖ şekillerine dönüştüğünü görüyoruz. Ön-Türkçe İN de ben demek oluyorsa aradaki fark şu olabilir. TEN =yüce yönetici göksel ve kutsal ben, İN ise yeryüzüne inmiş olan bedenli ben.
Japon bayrağının beyaz üzerine kırmızı bir yuvarlak olduğunu ve bu yuvarlağın güneşi simgelediğini hatırlayalım. Türk bayrağında da göksel ay ile yıldız bulunmaktadır. Sizlere birkaç Japonca sözcük ile Türkçe anlamlarını yazıyorum.

İİ (iyi) / ANE (abla) / SUİ (Meyve suyu, öz su) / KURO (kara) / TEPPEN (tepe) / TANE (tohum, tane) / YAKU (yak, pişir) / YORU (yürü, gel) / TATAKU (dayak, savaş) / YAMA (yamaç, dağ) / YOKU (hasis) / ŞAŞİ (şaşı) / TE(el) Bu bakımdan Tennö sözü ***8220;Hem yüce ve kutsal olan, hem de yeryüzüne inip bedenlenmiş olan ben***8221;, yani imparator, kral demek olmaktadır.
Bu bakımdan Türklerin tek Tanrı olarak kabul ettikleri göksel TENGRİ sözünde TENG ***8220;gök***8221; ve Rİ ***8220;yüce***8221; kavramları bulunur. Fakat, TENG sözü aynı zamanda yüce ben demek olduğundan burada yönetici insan ile yönetici tanrı kavramları iç-içe girmiş durumdadırlar. Ön-Türkler bu ikiliği bir tek damga olarak ifade etmişlerdir.
Tengri damgasında bir daire ve daire içinde bir artı işareti vardır. Bu ikili ifadede daire güneşi ifade eder. Gökte dolanan güneş yuvarlaktır ve ışık ile ısı saldığından yaratıcıdır. Yeryüzündeki hayat güneş olmadan süremez. Bu yönü ile güneş kutsal tanrının bir görüntüsü olmaktadır. İçteki artı işareti ise yönetici insanın
simgesidir. İkisi birlikte insan özelliklerine sahip olan ve insanı da yaratmış olan göksel Tanrı fikrini aktarmaktadırlar.
Ön-Türk toplulukları Asya***8217;dan göç etmeye başladıktan sonra Tengri damgasını gittikleri her bölgede tanıtmaya ve kullanmaya devam etmişlerdir. Bu şekilde damgalardan yazıya doğru ilk adımlar da atılmış olmaktadır.
Tengriden türeyenler
Tengri damgasının değişik kullanım şekillerinde eski Finike dilinde Tengri damgasının Teth harfi olarak seslendirildiğini görüyoruz. Bu harfte damga 45 derece çevrilmiş olsa da damganın esas görüntüsü aynıdır. Kadim Mısır tanrılarından yazıyı öğretmiş olan ve ölmüş firavunların kalbini tartıp kayıt eden tanrının adı Toth idi. Mısırda sadece Hiyeroglif yazı türü yoktu. Aynı zamanda kutsal damga yazısı da bulunmakta idi. Bu damga yazısında Sümer damgalarının etkisi büyüktür. Bu konu da ayrıca incelenmeye değer. Şimdilik Tengri ***8211; Teth ***8211; Toth - Teo benzerlikleri ile yetinelim.
Maya dilinde ve Yunanca***8217;da Tanrı***8217;ya Teo/Teotl dendiğini hatırlatmak isterim. Tanrıbilim***8217;e de Teoloji denir. Kadim Yunan kültüründe Theta harfi Tengri damgasından türemiş olup dikey çizgi eksikliği ile aynı damgadır. Tau harfli de Orhon T1 harfindeki ok arasında da bariz bir benzerlik bulunmaktadır. Bu damgalar üzerinde açıklamalarımı
sürdüreceğim. T1 harfi kalın seslilerle oluşan heceleri tanımlar. Örneğin, AT, TA, OT, TO, UT, TU ve IT, TI hecelerinin her birini T1 ile gösterebiliriz.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 15.08.07, 20:07
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

MAYA DİLİ - ÖN TÜRKÇE - JAPONCA

Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Japonca ile Türkçe arasında çok ilginç benzerlikler ve ilişkiler vardır. Genel olarak iki kültür arasında çeşitli benzerlikler olduğu gibi, dil ilişkileri ayrı bir derinlik içerir. Çünkü, Japonların bugünkü adalarına göçleri yaklaşık günümüzden 4000 yıl, belki de daha eski bir tarihte olmuştur.
O günden yakın zamana kadar Türklerle Japonlar arasında ne ticari ne de kültürel, herhangi bir alış-veriş olmamıştır. Bu bakımdan iki dil arasında ödünç alma söz konusu olamaz. Eğer hem anlam hem de ses benzerliği olan ortak sözcükler varsa, bu durum her iki dilin ortak bir kök dilden türediğine işarettir.
Bir önceki yazımda Tennö sözünün imparator olduğunu söyledim. Bu sözcük TEN-NÖ şeklinde ayrılırsa Ten (kutsal ben) ve Nö veya No (yeryüzü insanı) demek olmaktadır. Maya dillerinde her iki ifade şekli ***8216;ben***8217; olarak kullanılmaktadır. Fakat ilginç olan şudur: Türkçe İNSAN sözünü de aynı şekilde İN-SAN olarak ayırırsak anlamı /saygın ben/ olmaktadır. Çünkü, Japonca SAN = Sayın, saygın demektir ve sözü dinlenen yani sayılan kişi anlamını taşır. Demek ki, hem İN hem de SAN Ön-Türkçe kök sözcükler olmaktadırlar. Zaten iN /Nö heceleri N harfinin farklı seslendiriliş şekilleridir.
TENG göksel ve kutsal ben demek olduğuna göre Orhon kitabelerindeki şu ifadeyi hatırlayalım:
Tengri teg, Tengride bolmuş Türük Bilge kagan.
Anlamı: Tanrı gibi, Tanrıda oluşmuş Türk Bilge Kağan. Tanrıda oluşmuş derken kendisinde tanrısal özellikler bulunduğunu ifade ediyordu. Aynı durum Japon imparatorları ve Maya kralları için de geçerli olmuştur.
Maya dilinde tek A harfi ile hem /senin/ hem de /sizin/ demek olduğundan söz ettim. Türkçe /sana/ derken SAN = saygın (siz) ve A takısı kullanıyoruz. Böylece -A takısının Ön-Türkçe***8217;den gelen bir kök sözcük olduğunu göstermiş oluyoruz.
Bir diğer ilişki Maya dilindeki BİZ demek olan TEN-ON sözünün ne derece Japonca TEN-NÖ sözüne benzediğidir. Yönetici kral ve imparatorların kendilerinden söz ettiklerinde daima BİZ şeklinde ifade ettiklerini hatırlatmak isterim.

Bir diğer Maya lehçesinde BİZ için OGH sözcüğü kullanılıyordu. Bu sözcük de Ön-Türkçe***8217;dir. Çünkü, Asya kökenli Türk boylarına On-OK , Boz-Ok, Üç-Ok dendiğini biliyoruz. Buradaki OK sözcüğü BİZ demek olup topluluk ve boy anlamını aktardığı gibi, yönetici kişinin de kendine OKH olarak hitap ettiğini görüyoruz.

Kızılderili yöneticiler beyazlarla karşılaştıklarında sağ ellerini kaldırıp OGH veya UGH derlerdi. Yani
***8220;Yönetici olan ben (biz) seni (sizi) selamlıyorum***8221;.

Ön-Türk boyları sadece doğuya değil, batıya da göç etmişlerdir. Akdeniz kıyılarına gelen boylar tüm kıyı bölgelerine yerleşmiş, dillerini ve dinlerini yaymışlardır. Ok ülkesi denen bölge İsviçre'nin güneyini, İtalya'nın kuzey ve orta bölgelerini Fransa***8217;nın tüm güneyini ve İspanya***8217;nın Bask ile Katalunya bölgelerini içine almakta idi. Konuştukları dil zaman içinde birçok isimler almıştır. Fransa'da Provencal ve Basque, İspanyada Oezkara ve Catalan, İtalya***8217;da ise Etrusk adlı diller OKların konuştuğu Ön-Türk dilinden gelişmiş ve dönüşmüştür. Zaten halen bile o bölgelere Occitania ve Langue D***8217;Oc denmektedir. Occitania***8217;nın 190,000 Km karelik bir alanı kapladığı söylenmektedir. Fransanın güney bölgelerinde konuşulan dilde OC
***8220;evet***8221; demek idi. Halen bile dünyanın her yerinde İngilizce olarak bilinen ve ***8220;evet***8221; anlamını taşıyan OK denmiyor mu? Bu ***8220;okey***8221; sözünün aslı bilinmiyor.
Çeşitli görüşler olsa da benim görüşüm bu sözün OKH olan ve OK olarak bilinen yöneticiyi onaylamak için kullanılan bir selam şekli idi. OK dendiğinde ***8220;Seni yöneticim olarak onaylıyorum ve selamlıyorum***8221; denmek isteniyordu. Kızılderili yöneticilerin neden beyaz adamları OGH diye selamladıkları şimdi daha iyi anlaşılıyor.

İtalya yarım adasında Etrüsk halkı Roma halkından önce yerleşmişti. Aslında Etrüskler tek bir millet olmayıp TUR ve OSK halklarından oluşmuştu. Osk adı OKH adının Latinler tarafından yumuşatılmış şeklidir. Etrüsk adının da E-TUR-OSK (Tur ve Ok***8217;lar) anlamını taşır.
Hem isim benzerliği hem de sanat benzerliği, Etrüsklerin ve Oskların Ön-Türk toplulukları olduklarını gösteriyor. Şu halde, Ön-Türk boyları hem doğuya hem de batıya doğru yayılmakla kalmamışlar, aynı zamanda yerleştikleri bölgelerde hep yönetici durumunda bulunmuşlardır.</SPAN>
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 15.08.07, 20:07
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

OK DİLLERİ
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Tur ve OK boylarının Akdeniz kıyılarına yerleştiklerini söyledim. Fransa***8217;nın güney bölgesine Langue D***8217;Oc adı verilir. Bunun anlamı /OK dili/ olup o bölgede konuşulan dilin farklı olduğuna işarettir. Zaten Fransızca sözü dahi /Lingua Franca/ sözünden türer ki Latince ***8220;Ortak Dil***8221; demektir. Demek ki, Fransa birleşip tek bir ülke olunca ortak bir anlaşma dili gerektiğinden Latin kökenli Fransızca kabul edilmiştir.
Fransa***8217;nın güneyinde birçok mahalli dil konuşulurdu. Bunlar OK dili, Provensal, Overnya, Gaskon, Limuzin ve Alp dilleridir.

Güney Fransa OK***8217;ları

OGH veya OKH sözü /biz/ (yüksek olan yönetici ben) demek olduğundan bu sözün değişimlerine değinmek isterim.
Türk boyları zamanla bu sözü OĞ şeklinde telaffuz etmişler ve oradan OĞUZ adı gelişmiştir. OGH-UZ
sözünün anlamı /biz yönetici olanlarız/ demektir. Diğer dönüşümü de EĞO şeklindedir. Eğo sözünü bugün Ego olarak kullanıyoruz. OĞ sözünün yunanca'ya geçmiş halidir EĞO. Macarlar da ***8220;ben***8221; için EGİM derler.

Ayrıca, OĞ sözünden üçüncü şahıs için kullanılan O ortaya çıkmıştır. Bu işaret de aslında Tengri damgasındaki daireden türer ve /yüksek benlik/ anlamını içerir. Ayrıca O sesinin ortaya çıkışında dudakların yuvarlak bir şekil alışı da etkin olmuştur. OĞLAN sözü de ***8220;yüksek benliğe ulaş***8221; demek olmaktadır. Savaşçı ve yönetici kişinin taşıdığı
silah olan ok da aynı kök sözcükten türer.
Ural Dillerinde "tek" anlamını veren sözcüğün OK***8217;tan türediği anlaşılıyor. OK güneşin yer yüzündeki temsilcisi olduğundan birliğin de simgesi olmaktadır. Ural dilerinde ise BİR veya TEK kavramı ile OK kök sözünün ilişkilerini gösteren örnekler:

Fince 1: Üksi (OĞ***8217;uz => Oksi => Üksi); Estonya dilinde 1 : Üks; Macarca 1: Egi (OĞ => OG =>EG => EEGİ)

Diğer Ön-Türkçeden türeyen dillerde:
Keşmirce 1 : Akh (Okh => Akh), Gucarati 1 : Ek, Hindu 1 : Ek, Bengali 1 : Aek (Okh =>Akh => Aek), Dravidian 1 : Okko ve Okur, Farsça 1 : Yek, Ermenice 1 :Yergu., örnekleri vardır.

Anadolu***8217;ya yerleşmiş olan Ön-Türk OK boyları bugünkü Göreme bölgesindeki peri bacalarını oymuşlardır. Anadolu***8217;nun merkezindeki Kapadokya adının ne anlama geldiği tam olarak bilinmemektedir. Pek çok fikir üretilmiştir bu konuda. Benim görüşüm KAPADOKYA şu şekilde ayrılabilir.

KAPA-D-OKYA. Son sözcük OKYA, OK***8217;ların ülkesi OK-ÖYÜ olup aynen Türkiya gibidir. KAPA sözü ise ***8220;küçük kapalı barınak, küçük kapalı yer***8221; anlamındadır ki bu sözcüğü halen kullanıyoruz. Ortadaki D ***8216;ait***8217; anlamında olup Türkçe ***8216;-dır***8217; takısının yer değiştirmiş şeklidir. Yani peri bacalarının (kayalara oyulmuş küçük barınakların) bulunduğu
Kapadokya bölgesi ***8220;OK***8217;lara ait kapalı barınakların bulunduğu bölge ***8221; anlamındadır. Demek oluyor ki ilk Hıristiyanlar bu bölgeye gelmeden çok önce OK***8217;lar bu kaya evleri oyup yerleşmişlerdi.

OK***8217;ların simgesi olan ve Tengri damgasında bulunan daire içindeki eşit kollu haç (+) orada Hıristiyanlar gelmeden önce bile bulunuyordu, duvarlara kazılmıştı. Hıristiyan dininin simgesi olan haçın aslında bir ön-Türk simgesi ile ilişkili olduğu anlaşılıyor.


Göreme Peri Bacası
Eğer Göreme ve civar bölgeye gittiyseniz o kadar çok oyulmuş kaya evi görürsünüz ki bunların Romalılardan kaçıp sığınmış birkaç Hıristiyan tarafından oyulmuş olamayacaklarını hemen anlarsınız. Hatta o bölgede yer altında 8 katlı yaklaşık 4000 odalı koca bir yer altı şehri bulunmaktadır. Bu odalara 15,000 kişinin sığabileceğinden söz edilmektedir.
Fransa OK halkının sitesinden
Kanıt olarak yukarıdaki resimde Fransa Oklarının gelişimi ve simgeleri olan eşit kollu haçı görebilirsiniz.
Demek ki Ön-Türk boyları çok eski dönemlerde Anadolu***8217;ya gelip yerleşmişler, şehirler kurmuşlardır. Tur ve Ok boyları akraba olup aynı dili konuştuklarından ortak merkezler de oluşturmuşlardır.
TRAKYA bölgesi de bunlardan biridir. Çünkü: Trakya sözü TUR-OK-ÖYÜ (Tur ve Ok***8217;ların bölgesi) demektir. ÖYÜ sözü Yunan diline ***8211;YA takısı olarak geçmiştir. Böylece ülke adları Alman-ya, İtal-ya, Polon-ya yerleşmiştir.

Keza TROİA sözü de TUR-ÖYÜ sözünden türer ve Truva halkının Ön-Türk halkı olduğu anlaşılır. İtalya***8217;nın doğusundaki TYREN denizi de TUR-an (Tur halkına ait olan) demektir. İtalya***8217;da Toskana bölgesi de keza TUR-OSK halkalarına ait bir bölge idi. Trakya***8217;daki TIRNOVA şehri de TUR***8217;ların ovası anlamını taşır. Asya kıtasında ise TURAN bölgesi vardır ki bu da dediklerime kanıt olarak görülebilir. Nihayet, Türk adı da TUR-OK sözlerinden türemiş olup, zamanla Türük, Török, Türk şekillerine dönüşmüştür.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 15.08.07, 20:07
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

TENGRİ SİMGESİ
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Buraya kadar anlattıklarıma görsel destekler vererek devam etmek istiyorum. Zira tüm dünyada dağınık olarak bulunan ve her kültürün kendi anlayışı içinde yansıttığı ortak simgeleri bir bütün olarak bir arada görebilmek hem önemlidir hem de inandırıcıdır. Zaten bilimin de amacı farklı gibi sanılan olayları, olguları ve oluşumları
inceleyip tümel bir bakış sunabilmektir. Bu bakımdan size burada anlattıklarımı sadece sözel değil, aynı zamanda görsel görüntülerle destekleyince yaklaşımım daha tutarlı ve bilimsel olmaktadır.

İlk şekilde Hitit kültüründeki Tengri damgasını sundum. İlk anda çarpıcı ve şaşırtıcı gibi görünen bu yaklaşım ilginizi çekip ilerdeki açılımları beklemenizi sağlamak içindi. Şimdi artık 7. yazıda bu açılımlara girebiliriz. Hitit güneşinin kendisi Tengri simgesi olduğu gibi, 3 adet küçük boy Tengri damgası da Hitit kralını, kraliçesini ve baş rahibi simgeliyorlar. Onların da kutsal özelliklere sahip olduklarını belirtiyorlar.
Hitit inancında Tengri damgası o kadar önemli bir yer tutuyor ki duvarlara bu damgaların farklı görüntülerini defalarca çizmişlerdir.
Hitit Tengri Damgaları
Yandaki şekilde Anadolu Çatalhöyük bölgesinde bulunan bir Hitit tapınak duvarındaki Tengri damgaları görülüyor. İlk yazıda Amerika halklarının ürettikleri Tengri simgelerinden örnekler sundum. Hem kuzey Amerika halkları, hem de orta ve Güney Amerika halklarında Tengri simgelerini bulmak mümkündür. Maya kültüründe daire içindeki artı (+) işareti hem dört yönü hem de yönetici kutsal kişiyi simgeler. Böylece
***8220;dört yöne hakim olan yönetici***8221; kavramı ortaya çıkar.
Tengriden Türeyenler
Dördüncü yazımızın şeklinde Tengri damgasından T harfinin ortaya çıkışını ve Tengri***8217;deki T harfi ile Teo***8217;daki T harfinin ortak bir kök damgadan (kavramdan) türediğini görmekteyiz. Ayrıca Orhon abecesindeki T1 harfi ile kalın seslilerle birleşerek bir anlamlı hece oluşturan işaret olduğundan söz ettim. Böylece Ön-Türklerin neden at ile bütünleştiklerini ve neden bu hayvanla birlikte mezara girdiklerini daha iyi anlayabilmekteyiz.
Ayrıca, T1 işaretinin bir kare üzerinde veya bir daire üzerinde duran bir ok olması tesadüf değildir. Bununla anlatılmak istenen at üzerine binmiş yönetici kişi. Ok ile yönetici ve altındaki yuvarlak ile at simgeleniyor. Zira, eskiden Türklerin inandığı bir atasözü vardı:
***8220;Atı olmayanın adı da olamaz.***8221; Yani, yönetici at sahibi olduğuna göre aynı zamanda adı ve sanı vardır. Burada ***8220;sanı***8221; olmak saygın olmak anlamını taşır. Japonların saygın kişilere ***8220;san***8221; dediklerini hatırlatırım.
Tengri ile Ateş ilişkisi
Yukarıdaki şekilde Tengri damgasından türeyen diğer simgeleri görüyoruz. Ortadaki artı işareti hem Hıristiyan dininde hem de Budist dininde kutsal sayılmıştır. Şeklin sağ üst köşesinde görülen şekil mutluluk ve refah işareti olarak bilinir. Eğer dönüş yönü tam tersine doğru olursa, Nazilerin gamalı haçı olur ki, mutsuzluk ve kıtlık getirir. Bu bakımdan dönüş yönünün saat ibrelerinin ters yönünde olması önemlidir.
Aynı şeklin sağ alt köşesinde OT yazdım. Çünkü hem O harfi hem de T harfi Tenri damgasından türemiştir. Üstelik bu iki harfin yan yana gelişi bir kök sözcük oluşturmaktadır. OT, Ön-Türkçe
***8220;ateş***8221; demektir. Odun, sözü de ***8220;ateşe ait***8221; anlamını taşır. Zamanla yanan küçük bitkilere ot denmiştir. Bu sadece bir anlam kaymasıdır. Böylece Tengri kavramının /ateş, güneş/ kavramları ile ilişkisi de ortaya çıkmış oluyor.
Dünyadan Tengri Örnekleri
Şekilde dünyadan çeşitli Tengri örneklerini görmekteyiz. Budist gelenekte Tengri simgelerine Mandala denmiştir. Sol üst köşede görülen mağara resminde insan ve elinde kalkana benzer bir Tengri damgası görülüyor. Bu mağara resminin, kesin bir tarih olmasa da, yaklaşık 6,000 yıl önce, M.Ö. 4,000 yıllarında çizildiği tahmin ediliyor.

Sağda görülen Çin damgası da çok eskidir. M.Ö. 2,000 civarı olabilir. Dairesel bir güneş ve ortasındaki ok-yay tutan savaşçı Tengri***8217;nin yer yüzündeki elçisi olarak düşünülmüş olabilir.
Sol alt köşedeki resim bir Tibet mandalasıdır. Küçük renkli taşlardan yapılmış olan bu Tengri simgesi mutluluk ve barış için oluşturulmuştur
Sağ alt köşedeki pişmiş topraktan yapılmış çömlek üzerindeki şekiller de aynı kavramı simgeliyorlar. Spiraller güneşi veya yıldızları, artı işareti ise kollarını iki yana açmış insanı simgeliyor. Böylece güneşe tapan veya gökteki yıldızlara bakan insan kavramı ortaya çıkmış oluyor. Bu çömlek yukarı Nil (bugünkü Sudan) bölgesinde bulunmuştur.

Görüyoruz ki, kadim kültürlerde sanat asla süs olarak algılanmamış ve dekor olarak görülmemiştir. Bugün sanat eseri olarak tanımladığımız örnekler aslında dini öğeler taşıyan mistik simgelerdi. İnsanlar sanat için sanat yapmıyorlardı,
***8220;inanç dünyalarını simgeleştirmek için***8221; sanat yapıyorlardı. Yani, toplum için sanat yapıyorlardı.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 15.08.07, 20:08
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

OK MOTİFLERİ
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
2000 yılının bir yaz günü Nelson Jecab ABD doğu yakasındaki New Jersey kıyısında güneşlenip denize girmeye hazırlanıyordu. Birden yerdeki çakıl taşları arasında gözüne farklı bir yuvarlak taş ilişti. Eğilip aldığında üzerinde Malta haçına benzer bir şeklin bulunduğunu ve yassı olan taşa bir de küçük delik açılmış olduğunu gördü. Çarpan dalgalar taştaki şekli oldukça aşındırmışlardı fakat şekil belli oluyordu ve tesadüfen oluşmuş bir şekil olmayıp insan yapısı olduğu kesindi. Haziran 2001 yılında bu taşın fotoğrafını yayınlayan ANCİENT AMERİCAN dergisi (Cilt 6 , sayı 39, sayfa 22) şu yorumu yaptı:
***8220;Öyle anlaşılıyor ki Malta Şövalyeleri gemilerle Amerika kıyısına kadar gelmişler ve içlerinden biri bu boyuna asılan takıyı düşürmüş olmalıdır.***8221;
Öncelikle, Malta şövalyeleri zamanında metal işçiliği oldukça gelişmişti ve böyle bir boyun takısını taştan değil, metalden yaparlardı. Ayrıca bu motife benzeyen örneklere hem kuzey hem de güney Amerika yerli kültürlerinde rastlamak mümkündür. Şu halde, taşı oluşturmuş olan kültür Malta şövalyelerine ait olmayıp, doğrudan Asya***8217;dan göç edip gelmiş olan Ön-Türk kültürüdür.

Yandaki şekilde de aynı görüntüyü bir Toltek takısında buluyoruz. (Kaynak: Wonders of the Ancient World, National Geografic Atlas of Archeology,sayfa 269.) Takıdaki ince işçiliğe ve ileri kakma tekniğine dikkatinizi çekmek isterim. Bu iki örnek batılı insanların ne derece bağnaz olduklarını ve buldukları her tarihi kültür kalıntısına sahip çıkmaya çalıştıklarını göstermektedir. Aynı durum dil konusunda da vardır. Nostratic adlı dille uğraşan dilci batılılar asla Türk adını ve Ön-Türk dilini ağızlarına almıyorlar. Bırakın Türkçeyi, tüm Altay dillerini yok saymaya başladılar. Varsa yoksa Euroasiatic adını verdikleri bir büyük dil ailesi ve bu dil ailesinin asıl önemli temsilcisi Hint-Avrupa dil gurubu.

Bu konuda RECONSTRUCTİNG PROTO-NOSTRATIC adlı bir kitap yazmış olan Allan Bomhard, sadece kök dilin Nostratic olduğunu iddia etmemekte, üstelik Proto-Nostratic adlı hayali bir dil üretmektedir. Elbette ki üretirken asıl temel aldığı diller Hint-Avrupa dilleridir. Bu kitabın CD***8217;si elime geçti ve orada dilin kaynak bölgesi olarak Asya kıtası değil, Anadolu gösterilmektedir. Böylece Türk dilleri kaynak olmaktan çıkarılmış durumdadırlar. Hatta daha da acısı, Türkçe ile herhangi bir ilişki bile çok az ve Hint-Avrupa dillerinden alıntı olarak gösterilmektedir. Eurasitic dil gurubunun çıkış bölgesi olarak Anadolu'yu seçmekle Hind-Avrupa dillerine de bir vatan üretilmiş olmaktadır. Böylece, Asya Ural-Altay dillerinin bu bölgeden yayılım sonucu oluştukları görüşü desteklenmiş olmaktadır.

Asya kültürleri büyük çapta yarı göçer olduklarından geriye fazla miktarda yerleşik merkezler kalmamıştır. Ancak halılardaki motifler günümüze kadar geleneksel bir aktarımla gelebilmişlerdir.
Resimde, halılardaki OK motifleri görülmektedir. Bu motifler ok silahını değil, kutsal yönetici OK kişiyi simgeliyorlar. Her biri Tengri damgasının ortasındaki OK simgesinin değişikliğe uğramış ve stilize edilmiş görüntüleridir. Tengri damgasının dairesi aynı zamanda güneşi simgeler. Bu güneş simgesini de Amerika yerli halkı bol miktarda kullanmıştır. Özellikle yöneticiler kıyafetlerinde ve takılarında bu simgeyi kötü ruhlardan korunmak ve kendilerinin kutsal varlıklar olduklarını göstermek için Güneş Tanrı kavramını aktaran simgeleri kullanmışlardır.

Kızılderili Vaşak Reis
Yandaki resimde Kızılderili Vaşak reis görülüyor. Bu resimde başındaki tüylü takı güneşi simgeliyor. Tüyler de güneşin ışınlarını. Boynunda ise yine güneş simgesi olan bir takı asılı duruyor. Yani şu mesajı vermek istiyor:
***8220;Ben Güneşin oğluyum ve Güneş gibi etrafıma ışık saçarım. Güneş tanrı beni kötü ruhlardan korur ve bana güç, kuvvet verir.***8221;

Maya Tanrısı Kukulkan
Maya kültüründe de Güneş Tanrı en önemli tanrı olmuştur. Kukulkan her ne kadar /tüylü yılan/ demek olsa da, yerde sürünen bir yılan olmayıp göksel kutsal, güçlü tanrıyı simgeler. Resimde vücudu ve ayakları yılan gibi, fakat başı tüylü olarak gösterilmiştir. Kukulkan adı Ön-Türkçe kökenli bir sözcükten dahi dönüşmüş olabilir. Kukul ile OKLUK sözcükleri arasında oldukça büyük bir benzerlik vardır. Okluk sözünde /ok taşıyan/ ve hatta bir yılan gibi zehirli ok atabilen anlamları gizlidir. Ayrıca OKLUK /yönetici OK boylarına ait/ anlamı dahi bulunabilir.

Kan sözü ise Türkçe Han olarak dönüşmüştür, çünkü Ön-Türkçe aslı KHAN***8217;dır. Bu KH sesi üzerinde duracağım. Zamanla bizim Türkçe***8217;mizde Han olur iken Maya dilinde Kan haline dönüşmüştür. Türk yöneticilerine KAGAN dendiğini hatırlatmak isterim.</SPAN>
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15.08.07, 20:08
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

KHAN- KHUT-KHANUM
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
KH sesi ile başlayan ve genizden kalın olarak birçok sözcük Ön-Türk kökenlidir. KHAN sözünün Türk yöneticisi olduğunu hepimiz biliriz. Aynı şekilde KUT sözünün aslı da KHUT olup /kutsal varlık/ anlamını taşır. Kadim Mısır kültüründe Khut kutsal yılanın adı idi. Aynen Maya kültüründe olduğu gibi, Kadim Mısır kültüründe da yılan ile güneş Gök Tengri kavramının simgeleri olmuşlardır. Hatta firavunlar da aynı simgeleri başları üzerinde taşımışlardır. Türkçe /kadın/ sözünün aslı /khatun/ ve HAN***8217;ım anlamına gelen hanım sözünün aslı da /Khanum/dur. Bu sözlerden anlıyoruz ki Ön-Türk kültürü büyük çapta anaerkil bir toplumdur.

Güneş Tanrılar

Şekilde, üst sol köşede Sfenks görülüyor. Firavun Khafra firavun Khufun***8217;un oğlu olup büyük bir ehrama sahiptir. Sfenks ise bu ehramının önünde duran aslan vücutlu ve insan başlı iri bir heykeldir. Heykelin başını örten bir kumaş sağda görülen firavun Tutankhamun başını örten çizgili kumaşla aynıdır. Bu başlığın çizgileri güneşin ışınlarını simgeliyor. Dolayısıyla, firavun da güneş-tanrıyı simgeliyor. Tutankhamun***8217;un başında ayrıca bir yılan ve bir de kondor kuşu yanyana görülüyor. Yılan güç simgesidir, kuş ise yüksekte uçan ve her insana yukarıdan bakabilen varlık olarak yine güneşin simgesidir. Ayrıca, kuş güneşe en yakın varlıktır, zira gökte, güneşin bulunduğu ortamda uçabilmektedir. Bu bakımdan tanrı Horus atmaca başlıdır. Başının üzerindeki güneş diskini de bir yılan çevreliyor.
Resmin sağ alt köşesinde tanrı Horusun başı üzerindeki güneşi çevreleyen yılanın adı KHUT dur.
(Kaynak: Ancient Egyptian Myths and Legends, Yazan: Lewis Spence, sayfa 130)
Görülüyor ki yılanın adı olan Khut, aynı zamanda onun /kutsal varlık/ olduğuna işarettir. Ön-Türk boyları Asya kıtasından hem Mezopotamya bölgesine hem de kuzey Afrika, Mısırdan Habeşistan***8217;a kadar olan bölgelere yerleşmişlerdir. Hatta kuzey Hindistan bölgesi ve bugünkü Pakistan tümüyle Ön-Türklerin yerleşim bölgeleri olmuştur.
Hindistan'da da kobra yılanı kutsal kabul edilmiş, ona birçok tapınak adanmıştır. Bu geleneğin de Ön Türk kültürü ile ilgili olduğu görüşündeyim. Hem Khufu hem de Khafra adlarının başında KH hecesinin bulunması, her iki ismin kutsal kavramlarla ilişkili olduklarını gösterir.
Resmin orta üst kısmında Kukulkan, altta ise bir Çimu güneş tanrısı görülüyor. Çimu halkı güney Amerikanın Peru bölgesinde yaşamışlardır. Güneş tanrıya taptıkları ve krallarını da kutsal güneş tanrı olarak gördükleri biliniyor. Solda görülen Vaşak reisin adı, bildiğimiz vahşi kedi olan vaşak ile ilgilidir. Çünkü, vaşak bir kızılderili sözüdür ve vahşi kediye verdikleri isimdir.
KH sesi içeren bir diğer sözcüğün OKH olduğundan söz ettim. Mezopotamya ve doğu Akdeniz kıyılarına gelen Ön-Türk toplumları damgalardan hece yazısına geçen ilk toplum oldukları görüşündeyim. Sümer yazısı damga özelliğini korumuş olmasına rağmen, doğu Akdeniz Ön-Türk halkı bir adım ileri giderek hecelerden oluşan yazı türünü geliştirmişlerdir. Zaten Sami ve kadim Mısır yazısı da sadece sessiz harflerden oluşur. Her sessiz harf bir sesli ile birlikte söylenmesi gerektiğinden tek başına bir hece oluşturmakta idi. Size birkaç örnek sunacağım. Şimdilik OKH hecesinden başlayalım.


K harfinin gelişimi

Şekilde K harfinin gelişimi görülmektedir. Finike yazısında aşağı doğru bakan bir ok görüntüsünde iken ve KHAF olarak okunurken, zamanla yön değiştirip bugün kullandığımız K harfi olmuştur. OKH hecesi önceleri şekildeki 1 ve 2 görüntüsünden yaklaşık M.Ö. 1000 yılları civarında değişikliğe uğramıştır. Fakat Orhon abecesinde hem şeklini hem de adını muhafaza etmeye devam etmiştir.

OKH hecesinden K harfine

Şekilde bu değişim görülmektedir. Etrüsk yazısında (M.Ö: 600 ile M.S. 100 yıllarında) aşağı doğru yönelmiş olan ok görüntüsü aynen kalmıştır. Resmin sol alt köşesinde görülen kaya resmi kollarını iki yana açmış insan ve başı üzerinde bir güneş görülüyor. Kaya resmi İsviçre Alplerinin güney yüzündeki Valcomanica bölgesinde bulunuyor. Orası halen kuzey İtalya olup Etrüsk halkının ilk yerleşim bölgesidir. Soldaki kaya resmi doğrudan Tengri damgasını çağrıştırıyor ve Ön-Türk kökenli olduğuna işaret ediyor. İnsan yönetici ve tanrısal özelliklere sahip OKH olmaktadır. Bu resimle antik Mısır ANKH arasındaki hem ses hem şekil benzerliği çarpıcıdır.

Ankh
Ankh aynı zamanda tüm Mısır firavunlarının ve tanrılarının ellerinde taşıdıkları bir simgedir. Aynı Ankh simgesi en baştaki resimde Horusun elinde görülüyor. Anlamı da /güneş ile bütünleşmiş yöneticinin tanrısal gücü/ olmaktadır.Horus da kadim Mısır kültüründe güneş tanrının gözü olarak bilinir ve kabul edilir.
Orhon abecesindeki OK harfinin bir alıntı olması mümkün değildir. Çünkü, batılı dilcilerin iddia ettiği gibi, eğer batı kaynaklı bir alıntı olsaydı ok şeklinde değil modern K harfi şeklinde olmalıydı. Orhon abecesinin M.S. 500 yıllarında oluşmuş bir yazı türü olduğu görüşü hakimdir. Oysa ki, o tarihlerde Finike abecesinde ve bu abeceden türemiş olan diğer Yunan abecelerinde Khaf harfinin ok şekli çoktan terk edilmişti. Demek ki, yayılma yönü batıdan doğuya doğru değil, tam tersine doğudan batıya doğru olmuştur. Öyle anlaşılıyor ki alfabetik yazıyı geliştirenler de Ön-Türk toplumlarıdır.</SPAN>
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 15.08.07, 20:08
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Cevap: Maya - Mısır - Asya - Anadolu Ortak Kültürü

OSİRİS (OZ/İRİS)
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
Harf yazısının ortaya çıkışı ile görüşlerimi aktarmaya devam ediyorum. İlk olarak Tengri damgasından söze başladım ve bu damgadan iki farklı harfin ortaya çıktığını gösterdim. Bunlar O ve T harfleridir. Yuvarlak O harfi görüntüsünü güneşten aldığından güneş tanrının da simgesi olmuştur. T harfi ile yan yana geldiğinde /ateş/ demek olur ki bu da güneşin ısı yayan özelliğinden türetilmiştir.
O harfi güneş tanrı olduğuna göre O ile ilgili olan diğer tek heceli sözcükler de Ön-Türk kökenli olmaları gerekir. Örneğin OZ, OL, ON sözcükleri de tanrısal sözcüklerdir ve onları ayrı ayrı incelemek gerekir. Bunların her biri kök sözcüklerdir. Öncelikle OZ sözünden başlayalım.</SPAN>

OZ kök sözcüğü bugün dahi kullanmakta olduğumuz ÖZ sözünün aynıdır. Yani asıl kaynak, en önemli tek tanrı ve her varlığın özü anlamındadır. Ön-Türk toplumlarında geçerli olan din şaman dini idi. Şaman sözünün aslı KAM sözüdür. Kamlık veya kamanlık belli insanların manevi uçuşlar yapabilme yeteneğini ifade etmektedir. Bu manevi uçuşlar öze ulaşmak ve özleşmek anlamını taşır. Yani şaman kişiler kendi fiziksel bedenlerinden çıkıp manevi uçuşlar yaptıklarında OZ'laşıyorlardı.
Bu sözcük diğer kültürler tarafından alınmış ve değişikliğe uğratılmıştır. Ancak her kültürde bir asıl tanrı, tanrılar tanrısı, tanrıların kralı vardır. Örneğin, kadim Mısır kültüründe tanrılar tanrısı Osiris adlı tanrıdır. Osiris sözü OZ-İRİS olarak okunur. Sondaki ***8211;is takısı Yunan kökenli olup sonradan eklenmiştir. Asıl adı /OZ-İR olup öze ait, özle birleşmiş olan/ demektir. ***8211;İR takısının /ait/ demek olduğundan söz ettim. İR takısı sonraları tek başına büyük tanrı adı olarak kullanılmış ve tanrı RA olarak Mısırda varlığını sürdürmüştür.


Kadim Mısır Tanrısı Osiris
Demek ki, en kadim dönemde OZİR olarak bilinen tanrılar kralı sonraları RA adı ile varlığını devam ettirmiştir. Biz genelde bu iki tanrının farklı olduklarını sanırız. Oysa ki tapınaklarda Tanrılar kralı olarak hep Osiris resmedilir. RA ise sadece söz edilir ama resmini bulamazsınız. Şekilde tanrılar tanrısı Osirisin tahta otururken resmini görmekteyiz. Hiyeroglif olarak da Osiris üç adet şekil ile betimlenir. Bunlar ilki sakallı insan resim ki, bu simge genel olarak /tanrı/ anlamını taşır. İkincisi, Taht resmi ki, bu da en yüce tanrı /tanrılar tanrısı/ demektir. Üçüncüsü ise, göz resmi. Bu da /herşeyi gören tanrı/ demek olmaktadır.
OZ adı ile anılan bir diğer tanrı Yunan panteonunun en büyük tanrısı ZEUS adlı tanrıdır. Bu isim ZE-is şeklinde okunmalıdır. Sondaki ***8211;is takısı belirtgen olup ihmal edilebilir. Ön-Türklerin tek bir damga ile bütünsel kavramları aktardıklarını gördük. Burada söz konusu olan damga yıldırım düşmesini andıran Z damgasıdır. Gökten inen yıldırım görüntüsü veren Z kadim Yunan kültürü tarafından ZE olarak okunmuş ve oradan ZEUS adı doğmuştur. Fakat asıl damganın adı OZ olduğunu görüyoruz. Yunan mitolojisi uzmanlarına sorun, Zeus adının anlamı nedir? diye, emin olun hiç biri bilmez. Sadece bir isimdir, deyip atlatırlar. Oysa ki OZ olup, tanrıların kralıdır.
OZ damgasının gelişimi
Şekilde OZ damgasını ve Z harfinin ortaya çıkışını görüyoruz. Resmin sol üst kısmında görülen Ön-Türk damgaları gökten inen şimşek veya yıldırım görüntüsü aktarıyorlar. Orhon kitabelerinde görülen S1 harfi kalın sesli harflerle bir arada seslendirilir. Bu işareti SA, AS, SU, US, SO, OS, SI, IS şeklinde okumak mümkündür. S2 işareti ise Sİ, İS, SE, ES, SÖ, ÖS, SÜ, ÜS olarak okunabilir. Finike abecesinde Z sesini veren harf I şeklinde olup adı Zayn idi. Zayn şeklinde yer ile gök birer kısa yatay çizgi ve her ikisine hakim olduğu anlamını veren bir dikey çizgi görüyoruz. Bu da OZ olan asıl tanrının simgesidir. Arap Elif harfi de dikey bir çizgidir ve aynı şekilde, tanrıyı simgeler.
Erken Yunan abecesindeki S harfinin S1 harfinden küçük uzantının eksilmesi sonucu oluştuğunu görmekteyiz. Bu işaret de şimşek işaretidir. Daha sonra köşeler yuvarlak hale dönüşerek Latin S harfi ortaya çıkmıştır. İnce seslerle uyum sağlayan S2 damgası büyük olasılıkla İS şeklinde seslendiriliyordu bu sözcük de Ön-Türk dilinde /kendi, özü/ anlamında dikey bir çizgi olarak gösteriliyordu.

Bu sözcük Almanca IST ve İngilizce IS (okunuşu iz) olarak varlığını devam ettirmektedir. Z sesi hem Zeus adında hem de Zeta harf adı olarak Yunan abecesinde vardır. Ön-Türkçe Z damgasının günümüzde ***8220;-iz***8221; takısı olarak kullanıyoruz. Bu takı da çoğul olarak (geliriz, gideriz, güleriz....) şeklinde var olmayı belirtiyor. Çoğul olarak kullanılan ***8211;iz takısı aslında /yüksek ben, ÖZ olan ben/ demektir. Ön-Türk damgalarından bir diğeri de ***8220;su***8221; damgasıdır. Bu damga, bildiğimiz göl veya denizin dalgasından mülhem kırık bir çizgidir. Türkmen halı deseni olarak, su damgası halen varlığını sürdürür. Antik Mısır yazısında MU olarak okunan işaret üst üste binmiş üç adet su damgasıdır. Anlamının da ***8220;su***8221; olduğu biliniyor. Yunan Sigma harfi ile Latin M harfi aynı damganın farklı yönlere dönmüş halleridir. Bu bakımdan M ile S ilişkisi de ortaya çıkmaktadır. Su, mu, süt, myölk, milk sözcükleri bu unutulmuş ilişkiye işarettirler. Nitekim, İngilizce ***8220;ME (okunuşu mi) sözcüğü ile Fransızca MOİ (okunuşu mua) sözü de /ben/ demek olup her ikisi de M harfini içermektedirler. Ön-Türkçeden aktarılmış olan Farsça MEN sözcüğü de ben demek olduğuna göre, tüm bu ilişkilerden S, Z ve M harflerinin Ön-Türk OZ damgasından dönüşerek simgeleştikleri sonucuna varmaktayız.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
anadolu, asya, kültürü, maya, mısır, ortak

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:16 .