iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:50 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyatçılar » Şairler » Diğer Şairler » Horace - Latin lyric poet and satirist

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16.09.07, 00:08
Standart Horace - Latin lyric poet and satirist

16.09.07, 00:08


Horace




Virgil ve ovid ile birlikte Latin edebiyatının üç kanuni şairinden biri olarak tanınır.





Horace, in full Quintus Horatius Flaccus was an outstanding Latin lyric poet and satirist under the emperor Augustus. His father owned a small property and could afford to take his son to Rome and ensure personally his getting the best available education. In about 46 BC Horace went to Athens, attending lectures at the Academy. Early in 38 BC he was introduced to Gaius Maecenas, a man of letters from Etruria in central Italy who was one of Octavian's principal political advisers.
In 35 BC Horace published Book i of the Satires. These poems drew on Greek roots, stating Horace's rejection of public life firmly and aiming at wisdom through serenity. He discusses ethical questions: the race for wealth and position, the folly of extremes, the desirability of mutual forbearance, and the evils of ambition. After Octavian had defeated Antony and Cleopatra Horace published his Epodes (poems full of mockery, though Horace attacks social abuses, not individuals) and a second book of Satires. After 27 BC Horace turned, in the most active period of his poetical life, to the Odes, of which he published three books in 23 BC. Horace, in the Odes, represented himself as heir to earlier Greek lyric poets but displayed a sensitive, economical mastery of words all his own. He sings of love, wine, nature, of friends, of moderation.
Very shortly after 23 BC, he set to work on three epistles, all relating in different ways to poetic activities. The third, the Epistle to the Pisos, was also known, at least subsequently, as the Ars poetica ("The Art of Poetry"). In 17 BC he composed the Secular Hymn (Carmen saeculare) for ancient ceremonies called the Secular Games. In 8 BC Maecenas died. One of his last requests to the Emperor was: "Remember Horace as you would remember me." A month or two later, however, Horace himself died, after naming Augustus as his heir. He was buried on the Esquiline Hill near Maecenas' grave.
A biographer of the 2nd century AD quotes a jocular letter he received from Augustus, from which it emerges that the poet was short and fat. He himself confirms his short stature and, describing himself at the age of about 44, states that he was gray before his time, fond of sunshine, and irritable but quickly appeased.
Already at the time of Horace's death, his Odes were suffering the fate he deprecated for them and had become a school textbook. But their excellence was so great that they had few ancient lyrical successors. The medieval epoch had little use for the Odes, which did not appeal to its piety, although his Satires and Epistles were read because of their predominantly moralistic tones. The Odes came into their own again with the Renaissance and, along with the Ars poetica, exerted much influence on Western poetry through the 19th century.

Konu nuvekolik tarafından (16.09.07 saat 00:10 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 16.09.07, 00:08
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Horace - Latin lyric poet and satirist

'Doctus Cum Libro'

ARADA sırada Latince atasözlerine şöyle bir göz atıyorum... Gerçekten de güneş altında söylenmemiş sözün kalmamış olduğunu insan görüyor onlarda.
Örneğin:
"Asinus asinum fricat" diye bir deyim varmış Latinlerde... "Eşek, eşekle sürtüşür" anlamına geliyormuş... Abartmalı biçimde durmadan birbirini karşılık övüp duran insanlar için söylenirmiş...
Eski İstanbul Osmanlılarında bu kural çok geçerliydi... Kazara biri eve misafirliğe geldi mi, en ağdalı sözcüklerle karşılıklı bir övgü salvosu uzar giderdi...
Bunun tepkisi midir nedir, bilmem; şimdi ise, kişilerin kişileri karşılıklı göklere çıkarması şöyle dursun, gönül alıcı iki söz etmek dahi acaba "yağ yakmaya" girer mi, girmez mi gibi bir kuşkudan geçiriliyor...
En nazik kişiler dahi, beğenilerini belirtirken:
- Bakın, insanın yağ yakmak için değil, zaten bilirsiniz, benim öyle bir huyum yoktur, diye özel bir not düşüyorlar...
***
Yapay bir dalkavukluktan sakınma endişesi, katır nalçası sesli bir kabalığı bile çokçası yeğletiyor insanlara... Sanıyorum ki, kabalığı kişiliğin simgesi olarak değerlendiriyorlar...
Telefonu açtıkları zaman dahi, önce kendilerini tanıtacaklarına, dayak atacakmış gibi bir sesle:
- Kimsin, diye soruyorlar...
***
Eski Romalılar birbirini aşırı övenler için, "Eşek, eşekle sürtüşür" demişler ama, birbirine durmadan dişlerini gösterip hırlayan insanlar için de, başka bir şey söylemişler: "Home, homini, lupus", "İnsan, insan için bir kurttur." O zamanların ünlü düşünürü Plautus söylemiş bunu. On yedinci yüzyıl İngiliz düşünürleri de çok doğru bulup, bayılmışlar bu söze... Bence bu sözü bizde de tazeleyip, parti genel merkezlerinin kapıları üstüne asmak gerek...
***
İşte bir Latince söz daha "Audi alteram partem", "Öteki yanı da dinle" demek... Yan tutmadan bir yargıya varmak için, suçlamadan sonra savunmayı da dinlemek gerekir anlamına...
Eski Roma Hukuku'nu 576'larda Justinien, İstanbul'da yeniden yazıp düzenletmişti... Bu hukukun yüzyıllar boyu bizim üstümüzde hiçbir etkisi olmadı. Cumhuriyet'in başında İsviçre uygarlık yasasını alarak, bir anlamda Justinien'den 1350 yıl sonra, vaktiyle İstanbul'da düzenlenmiş bir hukukun etkinliğiyle önemini benimsedik.
Ancak yine de "Bir de öteki yanı dinle" alışkanlığımız pek gelişmemiştir... Tek yanlı suçladıktan sonra, tek yanlı yargılar, üstelik bir de karar veririz...
Eski Roma Hukuku'yla ancak on dört yüzyıl sonra yüz yüze gelebilmenin sonuçlarıdır bunlar... Kusura bakılmamalı...
***
Ünlü Latin ozanı Horace'ın da, arada sırada aklıma takılan bir sözü var. "Aurca mediocritas" diyor. "Sıradanlık altındır" diye, çevrilebilir belki... Orta koşullardaki huzurlu bir yaşamın, her türlü yaşam biçimine yeğlenebileceğini anlatmak için söylemiş Horace bunu...
Bizdeki, "Büyük başın derdi büyük olur" inancının tersten söylenmişi. Hoş, bizde, "Baş ol da,istersen soğan başı ol" diye de bir söz vardır ya...
Böyle şeyler çok kurcalanmaz, kim artık hangisine inanırsa...
***
Cesar Borgia, mutlaka baş olmak gerektiğine inanır ve şöyle dermiş:
"Aut Cesar, aut nihil", "Ya imparator olmak, ya da hiç"...
Sanırım buna özellikle genç kuşaklar arasında, bizde de pey sürenler çokçadır... Ne var ki bu inançla işe başlayıp, sonunda hiçlikte kalanların sayısı, galiba daha fazla...
***
Horace'ın bir başka görüşü de şu: "Carpe diem", "Yaşadığın günden yararlan"... Yaşamın kısa olduğunu anımsayıp, yaşamın tadını çıkarmakta hızlı davrananlar için söylenmiş...
Bu, tam da kişilerin arzusuna kalmış bir seçme olgusu değildir ama, yaşamı tümden ıskalamak için de inatla tepinmemekte yarar olsa gerekir...
Bir gün bir dost, sanki insan en iyi yaşamın nasıl olması gerektiğini bilebilirmiş gibi bana:
- Sence en sağlıklı yaşam nasıl olabilir, diye sormuştu...
Ben de:
- Alçak olmadan, ahmak olmadan yaşamaktır, demiştim...
Horace ile tanışabilseydik, bu sözün Latince nasıl söylenebileceğini sorardım ona... Ola ki tumturaklı dururdu...
***
Ozan Santeul de, sahne sanatçısı Dominique'e, tiyatrosunun üstüne koysun diye şu sözü yazıp vermiş:
"Castigat ridendo mores", "Gülerek düzeltiyor adetleri" demekmiş...
Roma uygarlığı büyük uygarlıktı... Dominique, oyunlarında toplumun sakatlıkları üstüne giderken, kimse de kalkıp:
- Geleneklerimize dile uzatıyor, demiyordu...
***
İki bin beş yüz yıl sonrasına bizim uygarlığımızdan ne kalacağını düşünme titizliği kimsede bulunmuyorsa; özellikle çok kolay varılan bir yargıdır "Şimdi sırası değil".
Sevgili Muhsin Ertuğrul da, bu tür yargılara çok kızar:
- Peki ama, a efendim, sırasının ne zaman olduğunu kim saptayacak? derdi.
***
Titus iyilik yapma olanağı bulamadığı bir gün:
"Diem perdidi" demiş... "Günümü yazık ettim"...
Çok üzülmemeliydi... Çünkü yaşamı tümden yazık etme, diye de bir şey vardır; aşılmış çağlara karşın, çağının gerisinde kalmış birçok yerde...
——————-
Not: 20 yıl önce yazılmış bir yazı... "Güneş"ten...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
horace

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz