iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:22 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyatçılar » Şairler » Diğer Şairler » Afşar Timuçin

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 25.04.08, 00:01
Standart Afşar Timuçin

diyesi - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 2.620
Send PM
25.04.08, 00:01


Prof. Dr. Afşar Timuçin, (d. 1939), şair. ManisaAkhisar'da doğdu. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere Kanada'ya gitti. 1967'de Montreal Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimini, 1970'de İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 19681970 yılları arasında Fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. Günümüzde bir süre Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. Kocaeli Üniversitesi'nden 2006 yılında emekliye ayrıldı.
Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır.

İnceleme, araştırma, deneme
  • Descartes (Descartes'çi bilgi kuramının temellendirilişi), doktora tezi (1972)
  • Aristoteles Felsefesi (1976)
  • Nazım Hikmet'in Şiiri (1978)
  • Descartes Felsefesine Giriş (1980)
  • Niçin Yapısalcılık Değil (1984)
  • Niçin Varoluşçuluk Değil (1985)
  • Estetik (1987)
  • Düşünce Tarihi i/ Gerçekçi düşüncenin kaynakları (1994)
  • Düşünce Tarihi II/ Gerçekçi düşüncenin gelişimi (1994)
  • Düşünce Tarihi III/ Gerçekçi düşüncenin çağdaş görünümü (1994)
  • Felsefe Sözlüğü (1978)
  • Sevmek Ne Güzel Şeydir (1991)
  • Gerçekçi Düşünce Gerçekçi Sanat (1992)
  • Felsefe Bir Sevinçtir (1995)
  • Özgür Prometheus (1997)
  • Aşkın Diyalektiği (2002)
  • Ölesiye Sevmek (2003)
  • Yeni Şiirimizin Kısa Romanı (2003)
  • Felsefeye Giriş (2003)
  • Demokrasi Bilinci (2004)
  • İçimizdeki Deprem (2005)
  • Estetik bakış (2005)
  • Erken Ölümler (2005)
Şiir
  • Çöl (1968)
  • Destanlar (1969)
  • Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz (1974)
  • Savaşçı Türküleri (1980)
  • Boş Beşik (1981)
  • Ey Benim Güzel Sevdalım (1984)
  • Bu Sevda Böyle Gider (1992)
  • Arınmalar (1993)
  • Akşam Türküleri (1996)
  • Bulutlar Deniz Kokar (2002)
Roman
  • Yarına Başlamak (1975)
  • Gece Gelen Eski Dost (1980)
  • Kıyılar Durunca (1983)
Öykü
  • Denizli Pencere (1981)
  • Neden Bazı Akşamlar (1985)
  • Aşk Olsun Kırlangıçlar (1996)
Çeviri
Yabancı dilde yayınlar (şiir, öykü ve roman)
  • Revista Atlantica 19. sayı 1999
  • Aujord'ui POEME 16. sayı, 2000
  • Encontros de Talabriga-Rosa Alice Branco 5 şiir 2001
  • Liberté 255. sayı, Şubat 2002 (Montréal/Kanada Edebiyat Dergisi)
Rusçada yayınlanan kitaplar
  • Gece Gelen Eski Dost
  • Türk Şiir Antolojisi
Aldığı ödüller
  • Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu 1970 Sanat Ödülleri
  • Türk Dil Kurumu Eleştiri Ödülü
  • 1997 Truva kültür ve sanat ödülleri
  • 2003 Kocaeli gazetesi yılın eğitimcisi ödülü
  • 2004 Homeros emek ödülü
Kaynak:Vikipedi
__________________
Bilmek; en ağır yüküdür insanın.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 25.04.08, 00:03
diyesi - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 2.620
Ettiği Teşekkür: 575
1.619 tane iletisine 3.388 kere teşekkür edilmiş
diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Afşar Timuçin

Sürü Ahlakı

Jean Anouilh’un Antigone’sinde Antigone “Biz soruları sonuna kadar soranlardanız” der. İşte sürü ahlakının bittiği, gerçek aydın ahlakının başladığı nokta burasıdır. İnsan için yüzde yüz güvenli olmak diye bir şey olmasa da sürü yaşamı epeyce güvenlidir. Sürüde bireyler ısınmak için de korunmak için de birbirlerine sokulurlar. Sürü son derece dayanışık bir bütün olarak görünür. Bu hoş bir görünümdür. Oysa çok büyük bir tehlike sürüyü bir çırpıda dağıtabilir. Bu da bize sürü yaşamının güvenli olmaktan çok güven duygusu veren bir yaşam olduğunu gösterir. Gerçek dayanışma bilinçli ya da istemli dayanışmadır, kendini başkalarına adamışların dayanışmasıdır, bir başka deyişle özgecilerin dayanışmasıdır.
Çünkü sürüde birçok bencil vardır yani en azından zorda kaldığı zaman kendinden başkasını düşünmeyecek üyeler vardır, kendi esenliği için başkalarını tehlikeye atabilecek üyeler vardır. Daha doğrusu sürü bir benciller topluluğudur. Kaldı ki bir tek bencil bile kenetlenmiş bireylerden oluşan bütünü bir anda dağıtabilir. Dağıtabilir, çünkü öyle bir an gelir ki onun için sürüde durmak değil sürüden ayrılıp kaçmak yani kendini kurtarmak önemli olur. Hep birlikte kurtulamayacaksak bari ben kurtulayım felsefesi sürüde alttan alta geçerlidir ve sürüyü zora sokar. Ve bir üyenin kendi başına kaçışı bazen sürüyü sürü olmaktan çıkarıverir.
Antigone’nin yaptığı gibi yaptığınız zaman, soruları sonuna kadar sorduğunuz ya da daha doğrusu soruları sonuna kadar soranlardan olduğunuz zaman sürünün dışına düşersiniz. Sürünün dışı iyiden iyiye güvensizdir, sürüde duyduğunuz güvenli olma duygusunu sürünün dışında duyamazsınız. Sürünün dışına çıktığınız zaman sürü size düşman olur. Çünkü sürü kendi gibi olmayanı zararlı sayar. Sürüdeki birey için sürünün dışındaki her şey tehlikeli ve yanlıştır, bu yüzden sürüye katılmamış bir bireyle sürünün gerçek düşmanları arasında bir ayrım yoktur. Sürü içerdiği bireylerinin özel özelliklerini gidermeyi birinci görev sayar ve bunu kolayca başarır. Çünkü sürüye girmeyi göze alan kişi özel özelliklerini ya da bir bakıma özgürlüğünü gözden çıkarmış demektir. Tek kişilik edimlerde bile, yaratıcı arayışlarda bile sürünün damgası bulunmalıdır. Tekbiçim insan sürü için en iyi insandır. Her bireyin sürünün öngördüğü bir örneğe göre birbiçim bir yapı ortaya koyması istenir. Bir bireyden baktığınızda bütün bireyleri görebildiğiniz yer sürünün kendisidir.
Sürüde soru sorulmaz mı? Elbette sorulur. İnsan soru sordukça insandır. Sürüde sorulan sorular yanıtı belli sorulardır. Sürüde sorular belli ilkeleri anımsatmak için sorulur. Sürüde kimse herhangi bir sorudan olmadık ya da alışılmadık bir yanıt beklemez. Yanıtlar belli olduğu zaman sorular da belli olacaktır. O zaman herkes bilinçsiz bir biçimde aynı şarkıyı söyler. Sürüde kavga yoktur, kavga sürüler arasındadır. Sürüde kavga çıkaran ya da gerçek anlamda soru soran dışlanır ve cezasını bulur. Böylece sürü varlığı en aptal ilkeleri doğrular olarak benimser ve doğrular olarak yaşar, onları kuşaktan kuşağa görenekler olarak geçirir. Dogmaların oluşumu işte bu koşullarda olur. Sürü bütün canlı, diri, gelişime açık ögeleri dondurup kendine uygun duruma getirme eğilimindedir ve bu eğilimini elbet önünde sonunda gerçekleştirir. Sürüde öğreti yoktur dogma vardır. Yaşamı boyunca sürü ahlakına karşı savaşmış olan Fransız gazetecisi Jules Vallès Fransızlara şöyle seslenir: “Sizin Marseillaise’iniz beni dehşete düşürüyor. O bir devlet ezgisi oldu. İstemli kişileri coşturmuyor, sürüleri sürüklüyor. O gerçek heyecanın çaldırdığı bir kampana değil koyunların boynuna takılmış bir çandır.”
Sürüye katılanların en belirgin duygusu iyi çobanlara kavuşmak arzusudur. İyi çoban ülküsel bir tip olarak gözlerde canlandırılır ve böyle bir çoban elbette yoktur. Kaldı ki çobanların çoğu kötüdür, çünkü onlar sürünün içinde olmakla birlikte kendilerini sürünün üstünde duyarlar. Hiçbir gerçek insan çoban olmak istemez ve olmaz. O zaman çobanların da birer koyun olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Her efendi bir kölenin efendisidir, kölenin efendisi olmakla kölenin kölesidir. Çünkü efendinin varoluş nedeni kölenin varlığına bağlıdır. Köleye zorunlu olmak da köle olmaktır. Sophokles’in Antigone’sinde şu sözleri okuruz: “Dünyanın sayısız eşsizleri arasında en büyük eşsiz insandır.” Bu tabloyu insan ancak sürünün dışına çıktığı zaman görebilir. Çünkü sürünün dışındaki insan mucize gibi bir şeydir. Sürünün içinde eşsiz insan yoktur. Sürü her zaman tektip bireyleri barındırır.

AFŞAR TİMUÇİN
__________________
Bilmek; en ağır yüküdür insanın.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25.04.08, 00:05
diyesi - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 2.620
Ettiği Teşekkür: 575
1.619 tane iletisine 3.388 kere teşekkür edilmiş
diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!diyesi öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Afşar Timuçin

İnançlı Bir Savaşçının Türküsü

kendimi hiç akşam olmayacak
bir gündoğumu için saklıyorum
kendime kendim olmamayı yasaklıyorum
yasak artık bana çaresiz kalmak
yasak bana bocalamak
olmayanda eriyip gitmek yasak bana

yasak bana geceysem gündüzmüşüm gibi
bir gül pembeliğinde uyumak
zor bir şeyi umduğumu biliyorum
yasak bana tükenmişi korumak
her çeşit umutsuzluk yasak bana
durmuşum, umudumu sürdürüyorum

bir ağaç altında göğü seyrediyorum
içimde ne ölüm, ne yaşam korkusu var
korku bütün yasak bana, yasak bana bitmişlik
bütün yol kavşaklarında, dönemeçlerde
kendimi bir namlu gibi dosdoğru çiziyorum."


Afşar TİMUÇİN
__________________
Bilmek; en ağır yüküdür insanın.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
afsar timucin

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz