|
#1
|
|
05.07.08, 09:30
Abdüllak Hamid Tarhan İstanbul'da doğdu (5-şubat-1852 / 12-Nisan-1937 ). Beş yaşında bir süre okula gitti, sonra özel öğrenim gördü. Ağabeyi ve hocasıyla Paris'e gidince (1862) orada bir okula yazıldı. Birbuçuk yıl sonra döndüğünde Robert Kolej'de okudu, Babıali Tercüme Odası'na girdi (1865). Babası Hayrullah Efendi Đran Elçisi olunca Tahran'a oğlunu da götürdü (1866). Babasının ölümü üzerine Đstanbul'a döndü (1868), bir süre memurluk etti, Fatma Hanım'la evlendi (1871). Elçilik kâtipliğine atandığı Paris'te ikibuçuk yıl kaldı (1876-1878), göre*vinden uzaklaştırılınca Đstanbul'a döndü. Kafkasya'da Poti (1861), Yunanistan'da Golos (1862) konsolosu oldu. Bombay başkonso*losluğuna atandı (1883), karısının hastalanması üzerine İstanbul'a dönerlerken yolda Fatma Hanım öldü (Beyrut, 21 Nisan 1885). Hâmid, bir süre İstanbul'da kaldı, sonra Londra elçiliği baş kâtibi (1886), elçilik müsteşarı (1897) oldu. Brüksel elçiliği (1908-1912) yaptı. Bir ara senatör, sonra da İstanbul milletvekili (1928) seçildi. 12 Nisan 1937'de İstanbul'da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda medfundur. Tanzimat devrinin en büyük şairi sayılan Hâmid, dönemin*deki şiiri dış ve iç geleneklerden kurtardı, ona geniş ufuklar açtı. Gündelik yaşantılar, aşk, tabiat, ölüm ve metafizik problemler üze*rine sevinç, ümit ve tezatlardan, feryat ve isyanlardan kuvvet alan lirik epik ve felsefî şiirler yazdı. Kuvvetli bir kültürün, zengin bir hayalin yardımıyla her ese rinde yeni imkânlar denedi. » Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyatçılar » Şairler |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Eserleri : Şiir : 1.Sahrâ (1878), 2. Divân eli kl erim yahut Belde (1885), 3.Makber (1885), 4.Ölü (1885), 5.Bunlar Odur (1885), 6.Hacle (1886) Tiyatro : 1 .Mâcerâ-yı Aşk (1873), 2.Sabr ü Sebât (1875), 3.Đçli Kız (1875), 4.Duhter-i Hindû (1876), 5.Nazîfe (1876), 6.Nesteren (1876), 7Tezer (1880), 8.Eşber (1880), 9.Finten (1918) "MAKBER''DEN Andıkça seni büyür hayâlim; Bir fecr-i azîm olur leyâlim. Nâmın ne kadar enîs-i cândır!.. Feryâdım ile sana revândır. Allâh... derim, gelir mecâlim; Allâh... derim, biter zevâlim. Tahrîki ile uçar bu savtın, Gamdan ne kadar kırılsa bâlim. "BÂLÂDAN BİR SES"TEN Ah!.. O kuvvet saçlarında hayâlât-ı semâviyye mütenevvic veya nâsiyesinde semâvât-ı hayâliyye müteheyyic bir melektir. Cenâheyn-i rûhâniyyetinin bi ri mehtâbı müntic olur ki tenvîr-sâz-ı vicdân, diğerinden şafak vücûda gelir ki lem'a-nisâr-ı irfândır. Hakkıyla tayyettiği reh-güzâra bakılsa kehkeşâna benzer ki Perverdigârdan Perverdigâra gider; ezeliyyetten kopup nâmütenâhîliğe pervâz eder. Nigâh-ı şefâatı ufk-ı ümmîde şebîhtir ki her hareket, her in'itâfında ulviyyeti artar. Bi r elinde ebediyyet, bir elinde bârika-i mehâsin, garîb bir şitâb ile gider; ki zekâ ve irfân kâinâtının en yü kse k noktaları olan rüûs-ı âliyeye sâye-zen-i tahsîsdir. Güyâ ki câvidân-ı bahâr-ı nûrâniyyetin şükûfe-i tâiri denmeğe cesbân olan şehper-i kebûd-rengi bir fikr-i semâvîdir ki berk-misâl meyyâl-ı ulviyyet olan tabiat-ı şâirâneye ıktırân eder. Künyesi sevdâdır ki bir tecellî-i mahsûs-ı Zülcelâl denilse becâdır. Bâzan böyle binlerce temâsil-i dilberin zü-zeneb kevkebler misilli bulunduğum âlem-i bâlâ-terin miyânından güzâr ettiğini görür, hâiz-i neşât olurum. "MAKBER''DEN Tâbût!.. O rehnümâ-yı makber, Tâbût!.. O heykel-i mükedder, Tâbût!.. O hatîb-i summ u ebkem, Tâbût!.. O bürûdet-i mücessem. Tâbût!.. O sükût-ı pây der-ser, Tâbût!.. O musîbet-i mükerrer, Tâbût!.. O vahşet-i muannid, Tâbût!.. O makber-i seferber, Tâbût!.. O inkılâb-ı hâmûş, Serhadd-i revân-ı akl-ı medhûş. Tâbût!.. O harâbezâr-ı ümmîd, Tâbût!.. O iğbirâr-ı câvid, Tâbût!.. O z ıll- ı haşr-ber-dûş, Tâbût!.. O mevt-i cûş-der-cûş. » Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyatçılar » Şairler kaynak |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| abdülhak, hamit, tarhan |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|