YUNUS EMRE
Porsuk çayının Sakarya'ya döküldüğü yerde Sarıköy'de doğdu. Ömrünün büyük bir kısmını Sakarya dolaylarında geçirdi. Hayatı hakkında bilinenler azdır. Sakarya yakınlarında oturan Taptuk Emre adında bir şeyhe mürid oldu ve uzun yıllar ondan feyz aldı. Sonra gurbete çıkarak Konya, Şam ve Azerbaycan taraflarını dolaştı. Mevlânâ (v.1273) ile görüştü. 1320 yılında öldü. 1970'te Yunus Emre'ye Sarıköy'de (Eskişehir'in Mihalgazi ilçesine bağlı) demiryolu kenarında yeni bir anıt-mezar yapıldı.
Yunus Emre, tasavvufu taşkın ve gür lirizmi, halk ruhu ve dili ile geniş kesimlere devreden şairdir. 13.yüzyılda dar kelime kadrosuna rağmen Türkçe'yi rahatlıkla kullanması (sehl-i mümteni' derecesinde) onun Türk edebiyatındaki önemini daha da artırmıştır.
Eserleri :
Şiir : 1.Dîvân, 2.Risâletü'n-Nushiyye
(GELDİ GEÇDİ ÖMRÜM BENİM)
Geldi geçdi ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle gelir şol göz açıp yummuş gibi
Đşbu söze Hak tanıkdır bu cân gövdeye konukdur Bir gün ola çıka gide kafesden kuş uçmuş gibi
Miskîn Âdem oğlanını benzetmişler ekinciğe Kimi biter kimi yiter yere tohum saçmış gibi
Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi
Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise Yarın onda karşı gele Hak şarâbın iç miş gibi
Bir miskîni gördün ise bir eskice verdin ise Yarın onda sana gele Hak şarâbın iç miş gibi
Yûnus Emre bu dünyâda iki kişi kalır derler Meğer Hızır Đlyâs ola âb-ı hayât iç miş gibi
(Dîvân, s.389-390)
(TAŞDIN YİNE DELİ GÖNÜL)
Taşdın yine deli gönül sular gibi çağlar mısın Akdın yine kanlı yaşım yollarımı bağlar mısın
Nidem elim ermez yâra bulunmaz derdime çâre Oldum ilimden âvâre beni bunda eğler misin
Yavu kıldım ben yoldaş ı onulmaz bağrımın başı Gözlerimin kanlı yaşı ırmak olup çağlar mısın
Ben toprak oldum yoluna sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs gerip taş bağırlı dağlar mıs ın
Harâmî gibi yoluma arkur ı inen karlı dağ
Ben yârımdan ayrı düşdüm sen yolumu bağlar mıs ın
Karlı dağların başında salkım salkım olan bulut Saçın çözüp benim için yaşın yaşın ağlar mısın
Esridi Yûnus'un cânı yoldayım illerim kanı
Yûnus düşdü gördü seni sayru musun sağlar mısın
(Dîv ân, s.278-279)
(SELAM OLSUN)
Biz dünyadan gider olduk kalanlara selâm olsun Bizim için hayır duâ kılanlara selâm olsun
Ecel büke belimizi söyletmeye dilimizi Hasta iken hâlimizi soranlara selâm olsun
Tenim ortaya açıla yakasız gömlek biçile Bizi bir arı vechile yuyanlara selâm olsun
Azrâil alır cânımız kurur damarda kanımız Yayıcağız kefenimiz saranlara selâm olsun
Gider olduk dostumuza iremedik kasdımıza Namâz için üstümüze duranlara selâm olsun
Sözdür söylenir araya kimse döymez bu yaraya Đltip bizi makbereye koyanlara selâm olsun
Bunda hep gelenler gider hergiz gelmez yola gider Bizim hâlimizden haber soranlara selâm olsun
Âşık oldur Hakk'ı seve Hak derdine kıla devâ Bizim için hayır duâ kılanlara selâm olsun
Miskîn Yûnus söyler sözü kan yaş ile doldu gözü Bilmeyen ne bilsin bizi bilenlere selâm olsun
(Dîvân, s.243-244)
(GÖNÜL)
Ha k bir gönül verdi bana ha demeden hayrân olur Bir dem gelir şâdî olur bir dem gelir giryân olur
Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmuş gibi Bir dem beşâretden doğar hoş bağ ile bostân olur
Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerh eyleyemez Bir dem dilinden dür döker dertlilere dermân olur
Bir dem ç ıkar Arş üzere bir dem iner tahte's-serâ Bir dem sanasın katredir bir dem taşar ummân olur
Bir dem cehâletde kalır hiç nesneyi bilmez olur Bir dem dalar hikmetlere Câlinûs u Lokmân olur
Bir dem dev olur ya perî vârâneler olur yeri Bir dem uçar Belkîs ile sultân-ı ins ü cân olur
Bir dem görür olmuş gedâ yalın tene giymiş abâ Bir dem ganî himmet ile fagfûr u hem hakan olur
Bir dem gelir âsî olur Hak zihnini yavu kılar
Bir dem gelir kim yoldaşı hem zühd ü hem îmân olur
Bir dem günâhın fikr eder dosdoğru Tamu'ya gider Bir dem görür Hak rahmetin Uçmak'lara Rıdvân olur
Bir dem varır mescidlere yüzün sürer onda yere Bir dem varır deyre girer İncil okur ruhbân olur
Bir dem gelir Mûsâ olur yüz bin münâcâtlar kılar Bir dem girer kibr evine Firavn ile Hâmân olur
Bir dem gelir Îs â gibi ölmüşleri diri kılar
Bir dem gelir güm-râhleyin yolunda ser-gerdân olur
Bir dem döner Cebrâil'e rahmet saçar her mahfile Bir dem gelir güm-râh olur miskîn Yûnus hayrân olur
(Dîv ân, s.67-68)
(MEZARLIKTA-I)
Sana ibret gerek ise gel göresin bu sinleri Ger taş isen eriyesin bakıp göricek bunları
Şunlar ki çokdur mâlları gör nice oldu hâlleri Sonuncu bir gömlek giymiş onun da yokdur yenleri
Kanı mülke benim diyen köşk ü sarây beğenmeyen Şimdi bir evde yatarlar taşlar olmuş üstünleri
Bunlar eve girmeyeler zühd ü tâat kılmayalar Bu beyliği bulmayalar zîrâ geçdi devrânları
Kanı ol şîrîn sözlüler kanı ol güneş yüzlüler Şöyle gâib olmuş bunlar hiç belirmez nişanları
Bunlar bir vakt beyler idi kapıcılar korlar idi Gel şimdi gör bilmeyesin bey kangıdır ya kulları
Ne kapı vardır giresi ne yemek vardır yiyesi Ne ış ık vardır göresi dün olmuşdur gündüzleri
Bir gün senin dahı Yûnus benim dediklerin kala Seni dahı böyle kıla nitekim kıldı bunları
(Dîvân, s.371)
(YAĞMA OLSUN)
Cânlar cânını buldum bu cânım yağma olsun Assı ziyândan geçdim dükkânım yağma olsun
Ben benliğimden geçdim gözüm hicâbın açdım Dost vaslına ulaşdım gümânım yağma olsun
Benden benliğim gitdi hep mülkümü dost tutdu Lâ-mekân kavmi oldum mekânım yağma olsun
Đkilikden usandım aşk donunu donandım Derdi hânına kandım dermânım yağma olsun
Varlık çün sefer kıldı ondan dost bize geldi Vîrân gönül nûr doldu cihânım yağma olsun
Geçdim bitmez sagınçdan usandım yaz u kışdan Bostânlar başın buldum bostânım yağma olsun
Taallukdan üzüşdüm ol dostdan yana uçdum Aşk dîvânına düşdüm dîvânım yağma olsun
Yûnus ne hoş demişsin bal u şeker yemişsin Ballar balını buldum kovanım yağma olsun
(Dîv ân, s.279-289)
(BANA SENİ GEREK SENİ)
Aşkın aldı benden beni bana seni gerek seni Ben yanarım dünü günü bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum bana seni gerek seni
Aşkın âşıklar öldürür aşk denizine daldırır Tecellî ile doldurur bana seni gerek seni
Aşkın zencîrini üzem deli olam dağa düşem Sensin dün ü gün endîşem bana seni gerek seni
Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar Toprağım onda çağıra bana seni gerek seni
Sûfîlere sohbet gerek ahîlere âhret gerek Mecnûnlara Leylâ gerek bana seni gerek seni
Ne Tamu'da yer eyledim ne Uçmak'da köşk bağladım Senin için çok ağladım bana seni gerek seni
Cennet Cennet dedikleri bir ev ile bir kaç Hûrî Đsteyene virgil onu bana seni gerek seni
Yûsuf eğer hayâlini düşde göreydi bir gece Terk ede idi mülklerin bana seni gerek seni
Yûnus çağırırlar adım gün geçdikçe artar odum Đki cihânda maksûdum bana seni gerek seni
(Dîvân, s.383-384)
(ZAMÂNE)
Müsülmânlar zamâne yatlu oldu Helâl yenmez harâm kıymetli oldu
Okunan Kur'ân'a kulak tutulmaz Şeytânlar semirdi kuvvetli oldu
Harâm ile hamîr tutdu cihânı Fesâd işler eden hürmetli oldu
Kime kim Tanrı'dan haber verirsen Kakır baş ın salar hüccetli oldu
Şâkird üstâd ile arbede kılar Oğul ata ile izzetli oldu
Fakîrler miskînlikden çekdi elin Gönüller yıkuban heybetli oldu
Peygamber yerine geçen hocalar Bu halkın başına zahmetli oldu
Tutulmaz oldu peygamber hadîsi Halâyık cümle Hak'dan utlu oldu
Yûnus gel âşık isen tevbe eyle Nasûha tevbe ucu kutlu oldu
(Dîvân, s.388-389)










Normal
