|
#1
|
|
24.01.08, 14:45
Dillerin, eşzamanlı incelemeyle ortaya çıkarılan iç özelliklerini karşılaştırarak yapılan sınıflandırması. (Tipleme, tûr-sel sınıflandırmanın dil aileleri ya da coğrafi yakınlık gibi Amerindler'in dilleri, toplumların evrim derecesi gibi dildışı ölçütler kullanılarak yapılan sınıflandırmaların karşıtıdır.) Coğrafi alan dilbilimi, tiplemenin dillere uygulanan özel bir durumudur. Bu açıdan en iyi biçimde incelenmiş bölge olan Balkanlar ele alınırsa, ru-mencede (roman dili) ve bulgarcada (slav dili) tanımlığın sözcük sonunda olduğu görülür. Gene Balkanlar'da gelecek zaman, genellikle istemek yardımcı fiiliyle yapılır, ancak ingilizce ve çincede de durum aynıdır. Bu son gözlem, balkancılık kavramının darlığını gösterir Avrupa sınırlarında kalarak, dancada da bir tanımlığın, adın belirliliğini anlatmak için, sözcük sonuna geldiği bilinir: balkancılık genel tiplemede kolayca iflas eder. Gerçekten de genel tipleme, XX. yy.'daki araştırmalar çok sayıda olmadığından yeni sayılabilecek bir daldır. Ancak son yıllarda önem kazanan tipleme, istatistik yaklaşımlardan başka bir şey olmayan tümellere ilişkin sözde araştırmaların yerini almıştır. Tiplemede yüzde oranları kullanmak tehlikelidir, çünkü yeryüzünde konuşulan 5 000 dil göz önünde tutulunca bir araştırmacının tek başına denetleyemeyece-ği inceleme örnek çok sınırlıdır. Tipleme araştırmaları, özellikleri gereği tümü kapsayıcılıktan uzaktır; ama genel dilbilimin, dillerin işlevleri ve yapısını en iyi biçimde öğrenme amacına ulaşması için sürdürülmesi zorunlu çalışmalardır Dil tiplemesi, diller arasındaki yakınlık ya da ayrılık özelliklerini belirlemekle yetinmez, daha da güç bir iş olan bu özellikler arasında bağıntılar kurma çabasını da gösterir. Kimi zaman rastlantının payı da kaçınılmazdır ve. usçullaştırma neredeyse olanaksızdır. Örneğin sayı dizgeleri: çok yaygın olan onlu dizge, yirmili dizge (kısmen fransızcadaki gibi 80=4x20 ya da kimi Yeni Kaledonya dillerinde "insan"ın eller+ayaklar yirmi anlamına geldiği gibi), beşe eklemeli dizge (khmercede, altı "beş-bir", yedi "beş-iki" vb. biçiminde söylenir), ondan çıkartmalı dizge (sümer-cede ya da aynuda olduğu gibi altı "on -dört", yedi "on-üç" vb. biçiminde söylenir), tibetçenin (tümüyle açıklanmamış) ya da bir ünlü almaşmasının ikiyle çarpımı gösterdiği (ilu ve ola hi/hu çiftlerinde "1/2"i, mi/mu "3/6" yolya "4/8" japonca-nın dizgelerine geçerli bir açıklama bulmak güçtür. Burada, dillerin gelişiminde rastlantısal etkenlerin sanıldığından daha da sık olduğunu düşündüren hiç bir tipe uymayan bir durum sözkonusudur. Dil göstergesinin nedensizliğine olan inanç (doğrusunu söylemek gerekirse yanlış bir inanç) bu durumdan kaynaklanır. Filojenez (soyolus) fve bivnlniiHeki tnrcoiioemoi yeni bir türün ortaya çıkma nedeni genellikle bir yanlışlık sonucu da olsa, belli kurallara uyar. Ayrıca, araştırma varsayımı olarak, dillerin gelişimi, eşzamanlı ya da artzamanlı tiplemenin kanıtlayacağı kimi yasalara göre gerçekleşir denebilir. Kaynak: Büyük Larousse, Cilt 19, 11548 |
| Sponsorlar |
| |