|
#1
|
|
13.11.07, 19:09
DİVAN EDEBİYATINDA "AŞK" Şu anda pek çoğunuzun Fuzulî'nin Su Kasidesi'ndeki o ünlü beytini hatırladığınızı biliyorum. Hani ne diyordu üstad: Dest-bûsı ârzûsuyla ölürsem dostlar Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su "Dostlarım!.. Eğer sevgilinin elini öpme arzusuyla, o ele hasret çeke çeke ölecek olursam; mezarımın toprağından bir kase yapıp onunla sevgilime su ikram edin!.." Eski şiirimizin mana derinliği hemen bütün şairlere buna benzer çığlıklar attırmış, pek çok şair ölümden sonra devam edecek bir aşkın özlemini dile getirmişlerdir. İşte bir başkasının, Edirneli Celili'nin vasiyyeti. Daha trajik ve daha beşeri... İnsanın içini boşaltıp kederle dolduracak derecede de tesirli: Öldükte bu ben hasteyi eşk ile yusunlar Cânâne güzar ettiği yollarda kosunlar Yani ki şöyle demek oluyor: "Umudum o ki, öldüğüm vakit beni gözyaşları ile yıkasınlar ve mezarımı sevgilinin gelip geçtiği yollar üzerine yapsınlar (ta ki öldükten sonra da onun kokusunu alabileyim, onu görüp hasret giderebileyim) Seyranî, yaşadığı dönemde bazılarınca "Velî", bazılarınca "Sarhoş", bazılarınca "Deli" gibi lakaplarla anılmış, velilikle meczupluk arasında bir bilgelik sürerek ölmüştür. Hakkında pek çok rivayet, menkıbe ve hikaye anlatılmıştır. Rahmetli Hasan Ali Kasır'ın "Seyranî" isimli kitabında bunların hemen tamamı derlenmiştir (İstanbul 2001). İşte bir tanesi: "Bir gün gözleri artık görmez olan bir dostu Seyranî'ye: - Aah baba, artık bende dünyayı görecek göz yok, demiş Cevap: - Üzülme gayrı, dünyada da görülecek yüz kalmadı zaten!.. alıntıdır.
__________________ TÜRKSEN ÖVÜN, DEĞİLSEN DÖVÜN... ![]() |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| ask |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|