|
#1
|
|
12.12.07, 20:16
Hafız Şemşeddin Muhammed Hafız (1320-1389) Batı dünyasında az tanınsada İran'ın en sevilen şairidir. İranlılar için Hafız'ın şiirleri uzak bir geçmişten gelen ''klasik edebiyat'' örnekleri değil, çok yakın ve sevgili bir dostun bilgece sözleridir. Bu dostun sunduğu armağan ise dünya edebiyatında esşiz bir yeri olan ve evrendeki her türlü sevgiyi yücelten şiirlerdir. Hafız'ın sözleri, sevgi dolu gözlerle bakılan yaşamın güzelliğine ve zenginliğine duyulan derin minnet ile dolup taşar. Hedefi hiç şaşmayan bir içgüdü ile sevginin her boyutundaki duygu ve dürtüleri araştırır, her duygu nüansını derinlemesine ve ayrıntılı biçimde izler. Şiirleri bir mistiğin ''aşk yolu''nun aşamalarını özetler - bu iç dünyada gerçekleşen ve aşkın kişisel sınırlarını aşıp daha evrensel gelişim ve değişim boyutlarına ulaştığı bir süreçtir. Bu süreçte insani aşk ülvi aşka dönüşür ve aşık en sonunda tüm aşkın kaynağı ve amacı ile birleşir, Hafız ise buna ''Kutsal Sevgi'' adını verir. Hafız ilk başta Batılı okurlara karmaşık gelebilecek Farsçaya özgü bazı edebi araçlar kullanıyor. Bazı şiirlerde Hafız tüm rolleri kendi üstlenmiş bir oyun yazarı gibi:aşık, mürit, Üstad ve Rehber, Tanrı'nın sesi, hatta bazen okur. Çoğu kez ben, sen, o ve Hafız aynı kişiye işaret ediyor. Hafız ruhani inanışının evrelerini anlatırken teknik bir dil kullanıyor. Şansımıza kullandığı imgeler o kadar canlı ve gerçek ki deneyini kavrayabilmek için insanın mistisizmi anlaması gerekmiyor. Özünde tüm mistisizm aşkın süreçleri ve aşk sayesinde Tanrı'ya ulaşmanın yollarını anlatır. Hafız için aşkın odağı çoğu kez bir Aşk Üstadı'dır, ve onda Isıldıyan Beden, Pir (Dost), veya bazen Meyhaneci (Saki) yani Aşkın Şarabı'nı dolduran kişi olarak bahseder. Üstad öğrencinin Dost, Sevgili, Güzel olarak adlandırılan Tanrı ile yakınlaşmasını sağlar. Çoğunlukla kendi adını en azından bir kıtada kullanıyor. Bu şiiri ''imzalamanın'' bir yolun idi, tıpkı bir dosta yazılan mektuba atılan imza veya bir sanatçının bitirdiği tablosunu imzalaması gibi.
__________________ ... mezarcılar öldüğünde kazmalarını gömmezler. ...ruhum kokuşacağına ağzım koksun Ne verirseniz alırım, Ben bir DİLENCİYİM |
| parpali08 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
remşit (17.12.07) | ||
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Hafız içsel ''Aşk Yolculuğu'' için gerekli bazı hazırlıkları tarif eder. Bize sadece hantallaştıran olumsuz alışkanlıklarımızı ve gereksiz bağlılıklarımızı geride bırakmamızı söyler. Bu yoculuğa çıkabilmek için hafif, mutlu ve dansetmek için serbest olmalıyız. Parlak Görüntüm Bir gün güneş itiraf etti, ''Ben sacece bir gölgeyim. Keşke gösterebilsem sana Sonsuz akkoru Parlak görüntümü veren bana! Keske sana gösterebilsem, Yapayalnızken veya karanlıktayken, Yaydığı Şaşırtıcı Işığını Kendi Varlığının!'' Hafız kendini Yoldaş ve rehber, Arkadaş ve Sevgili olarak tanıtıyor. Bizi yaşamını, şarabını ve kalbini paylaşmaya, kendimizi ve dünyayı onun gözlerinden görmeye davet ediyor. Hatta boş bulunsak bize kur yaptığını düşünebiliriz - ve belkide yapıyordur! ''İnce Bir Güzellikle Örülmüş Yolcu, Senin bedenin benim seccedem, Çünkü gözlerinden okuyabiliyorum ki Sen ince bir güzellikle örülüsün En kaliteli ipek ve yünden Ve ruhundaki desende Tanrı'nın imzası var Ve tüm hallerin ve aşkının renkleri O'nun İlahi boyaları ile boyanmış Ve altın ile. Yolcu, Senin bedenin benim mabedim. Eğer sende bir Pir'in gözleri olsaydı, Hafız'ı görürdün Yanında diz çökmüşken, Mırındanırken şen şakrak şarkıları Ve dökerken neşe dolu gözyaşları O harika saklı Tac'ının üzerine.'' Hafız der ki Aşk Yolculuğu yaşamın her evresinden geçerek ilerler. İlahi prensipler devamlı çevremizde kendilerini ortaya koymaktadırlar. Onları kelimelerin veya kitaprın veya kısıtlı insanı değer sistemlerinin aracılığı ile öğrenemeyiz. Hafız Tanrı'yı sadece aşk yolu ile tanıyabileceğimizi söylüyor, çünkü aşk herşeyi kabullenir. Aşk, Evren'i kozmik oyun sahası olarak gözler önüne serer, ve buradaki her bir şey ve her bir varlık tek, muhteşem bir Oyun'da yerini almaktır. ''Sadece O Var İnsanın acısından bakınca Bu karmaşık aşk oyununa, Ne kadar kolay aklın karışması Ve suçlunun kendin olduğunu düşünmen. Fakat Tanrı, Sonsuz Bilgeliği ile Bilir ki her zaman Bir tek O vardır Var ise eğer yargılanması gereken birisi.'' Hafız hem insan ilişkilerinde hemde ilahiyat ile ilgili gittikçe gelişen tutkumuzdaki ''Geçek Aşk'' anlayışımızı genişletip derinleştirmeye çalışmaktadır. Bizi Aşk'ın olasıklarını araştırmaya ve sınırlarını zorlamaya iter. Der ki bu Yolculuktaki ilerlememiz sadece aşkımızın yani tüm yaşamı aydınlatan o yaşayan alevin siddeti ile ölçülebilir. Aşk hemen başlayın, der, beklemeyin - asla pismanlık duymayın. Beni Öpmeye Baslasan İyi Olacak Bırakın Tüm dilenci çanaklarınızı Tanrı'nın kapısında, Çünkü duydum ki Sevgili'nin tercihi Tatlı teditkâr seslenmelerden yana, Şunun gibi mesela: ''Hey, Sevgili, Kalbim döndü bir volkana Senin aşkınla köpüren! Beni öpmeye baslasan iyi olacak- Karışmam yoksa!''
__________________ ... mezarcılar öldüğünde kazmalarını gömmezler. ...ruhum kokuşacağına ağzım koksun Ne verirseniz alırım, Ben bir DİLENCİYİM |
| parpali08 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
remşit (17.12.07) | ||
|
#3
| ||||
| ||||
| Hafız bir müridin hocasına duyduğu özel sevgiden bahseder. Üstad Aşk'ın kişileşmiş hali ve öğrencinin bağlılığı ile özleminin nesnesi olur. Mürid ile hoca arasındaki bu ilişki, hayatlarındaki en sıkıcı ve derin kişisel bağ halinde gelip karı-koca veya ebeveyn-çocuk yakınlığınıda aşar. Hafız bu ilişkinin çeşitli boyutlarını kendi Üstad'ı ile olan tecrübesine dayanarak irdeler. Gözcülük Sabah Ben tam uyanırken, Aynı şey oldu yine- Kapıldım aynı hisse Sanki sen Sevgili, Durmuşsun başımda bütün gece Gözcülük yaparak, O kadar aynı ki o his Başlarken ben kıpırdanmaya Sen koydun dudaklarını alnıma Ve yaktın İlahî Işığı Kalbimin en derinliklerindeki. Hafız bazen şiirlerinde kendinden bahseder ve çoğu kez rastgele ve şaşkın ifade kullanır. Önce hayat karşısında aklı karışır. ''Bu dünyada ne tür bir iş yapabilirim?'' diye sorar. Ama daha derinlere baktıkca Sevgili'sinin her yerde olduğuna şaşar durur. Hayatın özünün güzelliği dile getirmek olduğunu keşfeder - yani Şiir. Aşk Yolculuğunda öyle bir evreye gelir ki herkes birer Şair olur! Öyle Mutluyum Ki Gör herşeyi Tanrı olarak, Ama sır gibi sakla bunu. Huşu içinde kalmış gibi davran Ve doymuş gibi yap Dinlerken Altın bir bülbülü Şarkılar söyleyen güzel bir yabancı dilde Yuvalanmışken gözle görmediğin Tanrı Onun dilinde. Hafız, Kime anlatabilirsin ki bu dünyada Bir köpek koştuğunda sana Neşe ile kuyruğunu sallayarak Söyle fısıldadığını eğilip kulağına, ''Sevgili, Ne kadar mutlu oldum beni görünce Sevinmene. Sevgili, Ne kadar mutlu oldum, Öyle mutluyum ki geldiğine.'' Hafız der ki Sevgili'nin adı katıksız Neşe'dir. O'na yaklaştıkça, Tanrı'nın Kahkasını daha iyi duyar ve hissederiz. O'nun Kahkahasının ritmi yaşam dansının müziğidir. Bu müzik Aşk'ın özüdür, ve Hafız'ın her şarkının parlak merkezidir. Neşe İçinde Pes Ederken Nedir fark Senin Varoluşun tecrüben ile Bir azizinkinin arasında? Aziz bilir ki Ruhâni yol Yüce bir santraç oyunudur Tanrı ile oynanan. Ve sevgili Öylesine Harika bir Hamle yapmıştır ki Aziz artık sürekli Pes etmektedir Neşe içinde ''Teslim Oluyorum!'' derken. Oysa sen, canım, Korkarım sen hala sanıyorsun ki Bin tane ciddi hamle kaldı yapacağım. ( Daniel Ladinsky-Tanrı'nın Kahkahasını Duydum -Hafız'dan Aşk Şiirleri - kitabından alıntı yapılmıştır)
__________________ ... mezarcılar öldüğünde kazmalarını gömmezler. ...ruhum kokuşacağına ağzım koksun Ne verirseniz alırım, Ben bir DİLENCİYİM |
| parpali08 kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
remşit (17.12.07) | ||
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| allah, ask, edebiyat, iran, murid, sair, semseddin muhammet hafiz, sevgi, siir, tanri, ustad |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|