Eski Türklerin, vezni, hece vezniydi. Kaşgarlı Mahmud'un lügattındaki Türkçe şiirler, hep hece veznindedir. Sonraları Çağatay ve Osmanlı şâirleri, taklit yoluyla, İranlılardan aruz veznini aldılar. Türkistan'da Nevâî, Anadolu'da
|
Türkçülük zuhur ettiği zaman, aruz vezniyle hece vezni yanyana duruyordu. Güya birincisi havasın, ikincisi avamın te-renüm âletleriydi. Türkçülük, dildeki ikiliğe son verirken, vezindeki bu ikiliğe de
kayıtsız kalamazdı. Hususiyle terkipli dil aruz vezninden, aruz vezni de terkipli dilden ayrılmadığı için, bu iki Osmanlı müessesesi hakkında aynı hükmü vermek lâzımdır. Bunun üzerine, Türkçüler, terkipli dille beraber, aruz vezni de Millî Edebiyatımız'dan kovmağa karar verdiler.
Sade dil, aruz veznine pek uymuyordu. Halbuki, hece vezniyle sade dil arasında samimi bir akrabalık vardı. Sarayın ihmaline rağmen halk, sade
Türkçe ile hece veznini, iki kıymetli tılsım gibi, sinesinde saklamıştı. Bu sebeple Türkçüler, bunları bulmakta güçlük çekmediler.
Bununla beraber hece vezni, bazı şâirlerimizi yanlış yollara götürdü. Bunlardan bir kısmı, Fransızların hece vezinlerini taklide kalkıştılar. Meselâ, Fransızların Alacandrin (Aleksandren) dedikleri (6 + 6) vezninde şiirler yazdılar. Bu şiirler, halkın hoşuna gitmedi. Çünkü, halkımız hece vezninin ancak bazı şekillerinden zevk alıyordu. Millî vezinlerimiz halk tarafından kullanılan bu sınırlı ve belirli vezinlere münhasırdır. Halk vezinleri arasında, (6 + 6) şekli yoktur; bunun yerine (6 + 5) vezni vardır. Tecrübe ile anlaşıldı ki, Türk halkı, bu son vezinden çok hoşlanıyor. Bu tecrübe, aynı zamanda, başka milletlerden vezin alınamayacağı kaidesini de meydana attı. Bu suretle, bizdeki hece vezni taraftarlığı başka dillere ait hece vezinlerini taklit demek olmadığı ve Türk halkına mahsus hece vezinlerini canlandırmadan ibaret bulunduğunu ortaya koydu.
|
Hece veznini yanlış yola götüren şairlerden bir kısmı da, yeni vezinler icadına kalkıştılar. Bunların yoktan var ettiği vezinlerden bir çoğunu da halk kabul etmedi. Bu suretle anlaşıldı ki, millî vezinler, halkın eskiden beri kullanmakta olduğu vezinlerle sonradan kabul edebildiği vezinlere inhisar eder. Halkın hoşlanmadığı vezinler, hece tarzında olsa bile, millî vezinlerden sayılamaz.
(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, ı ız.Mehmet Kaplan.
» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyat Terimleri
Kaynak :kaynak 13
sf:395









Normal
