|
#1
|
|
20.07.08, 17:55
EŞ HECECİLER 1908'den sonra millî edebiyat akımını benimseyerek şiirlerini hece vizniyle yazan şâirlere verilen ad. Orhan Seyfi Örhon (1890 - 1972), Yusuf Ziya Ortaç (1896 - 1967), Enis Behiç Koryürek (1892 - 1949) Halit Fahri Ozansoy (1891 - 1971) ve Faruk Nafiz Çamhbel (1989 - 1973)'den meydana gelen ve hece veznini güzel, sade, açık bir Türkçe ve millî zevkle birleştirmeyi en iyi şekilde başarmış bu beş şâire "Hecenin Beş Şâiri" de denmiştir. Hece vezni, Türk dilinin tabiî vezni olarak kabul edilir. İslâmiyet öncesi şiirinde ve halk şiirinde bu vezin yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Tanzimat devri edebiyatında özellikle Namık Kemal, aruz vezni yerine hece vezni kullanılmasını ister. Kendisi de hece ile birkaç şiir yazar. Abdülhak Hâmid'e de bu vezinle tiyatro eserleri yazmasını tavsiye eder. Ancak Recaizade Mahmud Ekrem de dahil olmak üzere bütün Tanzimat devri edebiyatçıları tecrübelerinden sonra, hece vezni ile ahenkli şiir yazılamayacağı kanaatinde birleşirler. Fakat hece vezni artık bir edebiyat meselesi olarak varlığını kabul ettirmiştir. Ara Nesirden Nenemenlizâde Mehmed Tahir ve Ah Ferruh bu vezni savunurlar. Daha sonra Mehmet Emin Yurdakul hece ile şiirler yazar. Bu şiirleri Türkçe Şiirler adı altında neşreder. Rıza Tevfik Âşık edebiyatının etkisinde hece vezniyle manzumeler kaleme alır (1892). 1908'den sonra II. Meşrutiyet ortamı içinde Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin'- in öncülük ettiği "yeni lisan" ve "milli edebiyat" akımı başlar. Hece vezni asıl bu dönemde önem kazanır. İsimlerini yukarıda verdiğimiz beş hecelilerin yanında Ziya Gökalp, İbrahim Alâettin (Gövsa), Şükûfe Nihal (Başar), Halide Nusret (Zorlutuna), Ali Mümtaz (Arolat), Kemalettin Kami (Kamu) ve daha birçok şâir de hece ile şiirler yazarlar. II. Meşrutiyet'ten itibaren heyece ilgi 1930'lu yıllara kadar sürmüştür. Pek çok şâir hece ile şiirler yazmışlardır. Bunlar arasında, zaman zaman bir arada, zaman zaman ayrı olarak millî dil ve edebiyat davasını benimsemiş ve bu değerlere bağlı kalarak şiirler yazmı bu beş şaire "Beş Hececiler" ismi alem olmuştur. Beş Hececiler, şiire Balkan Savaşı sırasında ve Servet-i Fünûnculann tesiri ile, ayrı ayrı mecmualarda başladılar. Orhan Seyfi Hiyâban 'da (1910), Halit Fahri Rübâb'Aa(1912), Enis Behiç Şehbâl'da (1912), Faruk Nafiz Peyâm-ı Edebî'dt (1913), Yusuf Ziya Kehkeşan'd (1914) aruz vezniyle yazdıkları ilk şiirlerini yayınladılar. Bu genç şairleri hece ile yazmaya Ziya Gökalp'la Ömer Seyfeddin teşvik etmişlerdir, tamşmalan da, o zamanlar âdeta bir kültür merkezi hâlini alan Bilgi Derneği'nde Ziya Gökalp'in verdiği konferanslarıizlemeleri sırasında olmuştur. Aruzu terkeden bu şairlerden Orhan Seyfi, Halit Fahri ve Faruk Nafiz, hece ile yazdıkları ilk şiirlerini Ziya Gökalp, Ömer Seyfeddin ve Fuad Köprülü'nün birlikte çıkardıklarıYeni Mecmua'da (66 sayı, Temmuz 1917 - Temmuz 1918) yayınladılar. Bu derginin kapanmasından sonra Yusuf Ziya Şâir (15 sayı 12 Aralık 1918 - 20 Mart1919), Halit Fahri Nedim (18 sayı, Ocak, Mayıs 1919) dergilerini çıkardı. Bu tarihten itibaren Beş Hececiler arasında bazı görüş ayrılıkları doğdu. Halit Fahri yeniden aruzla şiirler yazmaya başladı. Onu Faruk Nafiz takip etti. Faruk Nafiz aruzla yazdığı şiirlerini Nedim, hece ile yazdığı şiirlerini ise Büyük Mecmua'da (1919) yayımladı. Faruk Nafiz'in hece karşısındaki bu tavrına karşılık Yusuf Ziya aynı dergide hece ile şiirler yazmakta ısrar etti. Orhan Seyfi'nin de ona katılması ile Büyük Mecmua'da hece şiiri davası yeniden alevlendi. Dergilerinin 1920'de kapanması üzerine Beş Hececilerden Faruk Nafiz, Orhan Seyfi ve Halit Fahri Yarın (1921-1922) dergisinde yazmaya başladılar. Cumhuriyet döneminde Beş Hececiler yine zaman zaman bir araya geldiler, zaman zaman dağıldılar.Millî dil davası etrafında birleşen bu sanatkârlar hece veznini tek vezin olarak kabul etmediler; hece ve aruzu birlikte kullandılar. Millî Mecmua'da., Hayat, Güneş, Aydabir, Çmaraltt, Varlık gibi dergilerde yeni hececilerden Halide Nusret, Necmeddin Halil, Ahmet Kutsi, Necip Fazıl, Ömer Bedreddin, Ali Mümtaz'la birlikte hem hece, hem de aruzla yazılmış şiirlerini yayınladılar. Ancak aruz veznine, kullandıkları sade ve berrak dille daha ince kıvrak bir şekil verdiler. Onunla Türkçenin, devirlerinde en güzel şiirleri olarak kabul edilen eserleri meydana getirdiler. Mehmed Emin'in kuru ve tatsız şiirleri yanına, ince hisli, kıvrak, anlatılmak isteyen duyguya bağlı ses zenginlikleriyle dolu şiirler yazdılar. Bu şairler hece vezni ile kaleme aldıkları şiirlerde ferdî duyguları yanında, tarihî zenginlikleri, korsan hikâyelerini, yurt güzelliklerini, Anadolu gerçeklerini, tarihî kahramanlıkları ve istiklâl mücadelesinin heyecanını dile getirdiler. Milli, tarihî temleri işlediler, ayrıca bir memleket edebiyatı meydana getirmeye yöneldiler. Daha çok hecenin klasik kalıbı olan onbirli heceyi kullandılar. Ondörtlü kalıpla da şiirler yazdılar. Hecenin duraklarında bazı değişiklikler yaptılar. Hece vezninin klasik nazım şekli olan dörtlüğe bağlı kalmadılar. Yeni şekiller aradılar. Düz kafi yeli veya beşli, altılı, yedili bendlerden meydana gelen şiirler ortaya koydular. Değişik hece kalıpları kullanarak serbest müstezat şeklini denediler. Yeni biçimler arayarak bir olayı bir hikâyeyi anlatmak için uzun şiirler yazdılar. Nazmı, nesre yaklaştırdılar. Beş Hececiler, hece veznini tiyatro eserlerinde de kullandılar. Yusuf Ziya Binnaz'ı (1919), Faruk Nafiz Cenayır'\ (1925), Halk Fahri Sönen Kandilleri (1929) vb. birçok eseri hece vezniyle kaleme aldılar. Hecenin beş şâiri hece ile yazdıkları şiirleri şu kitaplarda topladılar: Akından Akına (Yusuf Ziya, 1916), Dinle Neyden (Faruk Nafiz, 1919), Bulutlara Yakın (Halit Fahri, 1920), Gönülden Sesler (Orhan Seyfi, 1922), Miras (Enis Behiç, 1927). kaynak 13 sayfa Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Edebiyat » Edebiyat Terimleri »
__________________ ![]() Kendini Kozasına Kapatmış Orada Yaşamaya Çalışan Bir Tırtılım Ben... |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| hececiler |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|