iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:05 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor » Tarihsel Gelişim İçerisinde Arap Müziği

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 02.09.08, 01:04
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Duraklama Dönemi (XIII.yüzyıl -XIX.yüzyıl veya XV.yüzyıl.-XIX.yüzyıl)

b) Duraklama Dönemi (XIII.yüzyıl -XIX.yüzyıl veya XV.yüzyıl.-XIX.yüzyıl)

Bağdat'ın düşmesi ve Abbāsi Halîfeliği'nin sonu, kültürel ve bilimsel alanda bir durgunluğa neden olur. Kültürel merkezler daha çok Fas ile Asya'nın merkezine taşınır. Böylece Moğollar'ın himāyesindeki Buhara ve Semerkant da birer kültür ve eğitim merkezi haline gelip gelişmeye başlar.

Hıristiyanlar tarafından tehdit edilmeye başlayınca, İspanya'da yaşayan son Müslümanlar'ın da buradan kovulması ile Endülüs Dönemi'nin "Altın Çağ"ı sona erer. Kültürlerini de beraberinde götüren Müslümanlar; Kuzey Afrika, Moroko, Tunus ve Cezayir'e yerleşirler. Bu dönem Araplar'ın büyük bir kültürel yıkım yaşadıkları dönemdir.

Kültürel birikimleri ve dolayısıyla müzikleri çevrelerindeki kültürel yapıdan etkilenmeye başlar ve eskilerin unutulduğu görülür.

Aynı dönemlerde Türk hākimiyeti yükselmekte,Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları genişlemektedir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun parlak çağlarında, Yakın Doğu'da Türk Müziği hākim konumdadır. İşte bu dönemden XIX.yüzyıla kadar olan süre içerisinde, Araplar'ın Türk Müziği öğeleriyle yoğrulduğu görülmektedir.

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 02.09.08, 01:05
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Modern Dönem (XIX. yüzyıldan günümüze kadar)

c. Modern Dönem (XIX. yüzyıldan günümüze kadar)

Napolyon'un 1789'daki Mısır seferi Yakın Doğu'da karşı konulmaz değişimlere yol açmıştır. Avrupa'yla kurulan yeni ilişkiler hayatın bütün alanlarında değişimler getirmiştir. Batı kültürünün hızla yayılması, matbaanın gelişmesi, modern üniversitelerin kurulması, Arapların kültürel ve politik görüşlerine yeni bir sayfa açmıştır. Uzun süre Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kalan Araplar, 19.yy başlarından itibaren yeni bir gelişim sürecine girmişlerdir. Özellikle II. Dünya Savaşından sonra Mısır'dan oluşan milliyetçilik akımıyla besteciler Batı müziği ve Arap müziği sentezleriyle yeni bir müzik türü yaratmaya başlamışlardır. Ve buna "Modern Dönem Müziği" adı verilmiştir.

Modern dönem müziği bir ihtiyaçtı. Çünkü Gramofonların icadı ve yayılması müzisyenler ile dinleyicisi arasında ilişkiyi farklılaştırdı. Teori ve icradaki gelenek daha fark edilir oldu. Doğaçlama teknikleri kayıt edilen, daha sonra dinlenip fikir yürütülen icra eksikliği fark edildi. Bu eksiklikler müzikolog ve teorisyenler arasındaki tartışmalarına neden olmuştur. Kahire'de Arap müziği hakkında 1932 yılında bir kongre organize edilmiştir. Bu kongreye Arap ve Avrupa'nın büyük müzik otoriteleri katılmıştır

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 02.09.08, 01:06
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart İslâm'ın Arap Müziği'ne Etkileri

İslâm'ın Arap Müziği'ne Etkileri

İslâm'ın başlangıcından itibâren tegannîye karşı gösterilen direnç sonucu müzik tartışılır bir konu olmaya başlamıştır. Bu devrede müziğin Araplar arasında uygulanışı genelde Kur'an tilâveti ile kendini göstermeye başlar. İslâm'ın ilk çağında Kur'an, şarkıya benzemeyen, hüzünlü bir tazda, sāde bir elhan (melodi) ile okunmakta idi [M. Tayyib Okiç, Kurân-ı Kerîm'in Üslûb ve Kırāatı, s.19). Tarihte Kur'an'ı melodi ile ilk defa okuyan kimse, Abdullah İbn-i Ebî Bakra olarak kabul edilmiştir. [İbn-i Kuteybe, Kitābu'l Maārif, s.180) İslâm'ın ilk yıllarında ve dört halîfe döneminde yalnız Kur'an Kırāati ile sınırlı kalan müzik, Emevî ve Abbāsiler döneminde gittikçe yaygınlaşarak, özellikle eğlence müziği tarzında gelişir. Daha sonra müziğin kuramsal olarak incelenmeye başlandığı görülür.

Arap filozof ve bilim adamlarına ait müziği teorik olarak inceleyen ve anlatan eserler ortaya çıkmaya başlar. XIX. ve X. yüzyıllardan başlayarak kaleme alınmış, bu kuramsal çalışmalarda ses sistemini anlatmak amacıyla harf notasına dayalı bir nota sistemi kullandıkları görülür. Bu nota sisteminde, Arap alfabesi kökenli Ebced harfleri kullanılmıştır. Söz konusu müzik teorisi çalışmalarının elde mevcut en eski örneği, IX. yüzyıldan kalma "Risāle-i fî Hubri Telif'il Elhan" adlı Kindî'ye (790-874) teorik ait bir eserdir. Kindî, ses sisteminde yer alan perdeleri gösterebilmek için; Arap alfabesindeki harflerden yararlanmıştır. Bunlar daha çok kromatik diziyi göstermek için seçtiği ve Arap Ebced Alfabesinin ilk 12 harfi olan: A, B, C, D, H, V, Z, H, T, Y, K, L'dir. Kindî'nin nota sistemi Tabulatur'un harf notasına uyarlanmış bir şeklidir yani her bir harf, parmakların çalgıda üzerindeki poziyonunu (hangi perdeye basılması gerektiğini) gösterir.

Günümüzde, Araplar'ın IX. yüzyılın ortalarından önceleri de enstrümantal müzik için, fonetik bir nota sistemi kullandıkları, akademik çevrelerce kabul edilmektedir. Ancak, fonetik nota sistemini yazılı bir müzik parçasını icrā etmek için değil, müzik teorisi uygulamalarında kullanmışlardır.

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 02.09.08, 01:08
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Arap Müziği Kongresi (Kahire 1932)

Arap Müziği Kongresi (Kahire 1932)

İlk Arap Müziği Kongresi, 1932'de, 28.Mart–3.Nisan tarihleri arasında, Kāhire'de yapılmıştır. Sanatsal konulara ilgi duyan Mısır Kralı I. Fuat tarafından düzenlenen kongre, Batı müziğinin dışında tutulmuştur. Bu kongrenin toplanma amacı; "Arap Sanatı ve Arap Rönesansı" adı verilen "Nadha" sürecinde yapılan Arap Müziği'ni incelemekti. Uluslararası bir nitelik taşıyan kongreye, müzik dünyasından Bella Bartok, Paul Hindemith, Alois Habin ve Henri Rabavd gibi besteciler, Emile Voillermoz ve Erich Moritz von Hornbostel, Robert Lachmann, Curt Sachs ve Egon Welesz gibi müzik eleştirmenleri ve müzikologlar katılmıştır. Kongreyi yönetenler Baron Carra de Vaux, papaz Xavier Collangettes, Henry George Farmer ve Elexis Chottin ve kongre başkanı Baron Rodolphe'd Erlenger'dır.

Kongreye ayrıca Ali al-Khula'i, Safar Ali, Mustafa Rida Bey, Mısır'dan Muhammed Abdul al-Wahap, Türkiye'den Mehmet Rāuf Yektā Bey ve Mesut Cemil Bey'in dāhil olduğu icrācılar dāvet edilmişlerdir.

Ozan Ahmed Sawgi, Kıptılog Kaghip Mugtah, müzikolog Muhammed Kamil al-Hajjaj,Ahmed al-Dik, Mahmud Ahmed al-Higni, konuşmalara, al-Arabi İbn Sari'nin Cezāyir Grubu, Muhammed al-Qabbanzi'nin Irak grubu Wadia Sabra'nın Lübnan Grubu, Umar Fa'id al-Du'aydi'nin Fas Grubu, Ahmed al-Uburi ve Salim al-Hanafî'nin Suriye Grupları ve Muhammed Ghanni'nin Tunus Grubu gibi müzisyenler ve müzikologlar ise; kongreye katılan diğer kişilerdir.

Kongre tutanakları 1933'te Arapça, 1934'te Fransızca ve Arapça olarak yayınlanmıştır. Tutanaklarda, müzik dizilerinin problemlerine ve sanat biçiminin moderleştirilmesine yer verilmiştir. Aynı zamanda d'Erlenger tarafından yazılan "La Musıg ve Arabe"nin (Arap Müziği) 5. ve 6. ciltlerinin Arapça çevirileri de bu söz konusu tutanaklarda bulunmaktadır. İlk olarak geçmişten günümüze kadar gelen, geleneksel müziğin gelişiminin incelenmesi hedeflenmiştir. Böylelikle var olan sistemin yeni Arap müziğine pratik çözümler kazandırmaktır.

Alexandre Chalfoun'a (1881-1934) göre; disiplinsiz müzik öğretimi, verimsiz bir uygulamadır ve sadece sözlü uygulamalarla müzik gelişemez. Bu düşünceden yola çıkarak 1919'da College de Musique'i (Müzik Koleji) kurmuş ve eğitim öğretim metotlarının gerekliliği ve önemini vurgulamıştır.

Muhammed Kamil al-Hajjaj (1877-1943) ise; 1924 yılında "Arap Müziği – Geçmiş, Bugün ve Gelecekteki Gelişim" adını verdiği eserinde, Arap Müziği kaynaklarını ve yayılmasını anlatmış ve Arap Müziği'ni, Batı Müziği ile karşılaştırmıştır. Modernleşme yolunda savunduğu sistem için ise; Rus Okulu ve Rus Beşleri'ni örnek olarak seçmiştir. Yerel renklerin Batılı besteleme teknikleri içerisinde ele alınması gerektiği sonucuna varmıştır.

Alfred Berner'in, 1937 yılında yayınlanan, "Studien zur Arabıschen Musik (Arap Müziği Öğretimi)" adlı çalışmalarında Arap Sanat Müziği'nin özellikleri betimlenmektedir. Bu eserde, daha çok çalgı müziğine dayalı doğaçlamalar ve 1910-1930 arasında Kāhire'de ortaya çıkan (ve Avrupalı olmayan) ticārî kayıtlara ait bir dizi müzik yazısına yer verilmektedir. Yazar, Arap Sanat Müziği'nin tüm yabancı etkilerden arınmış olmasının, onun ortaya çıkmasına neden olan şey olduğunu fikrindedir. Savunduğu bu modernleşme düşüncesi Araplar açısından farklı bir bakış açısıdır.

Lübnanlı Wadia Sabra (1876-1952) ise; uyum eksikliği ile, zihnini meşgul eden farklı sistemlere sahip iki dünya için ortak teorik düşünceyi savunmuştur. Sabra, 1938'li yıllarda çok karmaşık ve hızlı bir şekilde matematik hesaplarını tamamladıktan sonra tümüyle farklı bir buluşla; Arap ve Batı müziği ile uyum içerisinde olan evrensel bir dizinin teorik varlığını öne sürmüştür. 1943 yılında yayınlanan "La Musique Arabe Base de l'art Occidental (Doğu Sanatına Dayalı Arap Müziği)" adını taşıyan çalışmasında, gelişimi ve modernleşmeyi savunmuştur. Araplar'ın Altın Çağı'nı yaşadıkları dönemde, klasik eserlerin armonik kuralları hakkında bilgi vererek, konuyla ilgili fikirlerini ortaya koymuştur.

Bu kongre ile amaçlanan; Arap Müziği'ne ait önemli problemleri tespit ederek ortaya çıkarmak ve üzerinde tartışmak, olası yeni çözümleri gözden geçirmekti. Arap Müziği'ni, içinde bulunduğu metotsuzluk ve disiplinsizlikten kaynaklanan olumsuz durumdan kurtarmak; yeniliklerle, eğitim metotları geliştirerek modernleştirerek daha çağdaş ve kalıcı bir hale getirmekti. Bu bakımdan 1932 yılı Arap Müziği'nde bir dönüm noktası olmuştur. Bu kongre tarihsel süreç içinde oluşan sistemi sözlü ve yazılı bir şekilde ifāde ederek karşımıza çıkarmayı başarmıştır. Söz konusu sistem içerisinde çeşitli müzik okulları, akademi ve üniversiteler kurularak Arap geleneksel formları Batı tekniğiyle birleştirilmiştir. Bölgesel ve yöresel keşiflerle genişletilmiş, bir bütünlük içindeki Arap Müziği Dünyası bugün, beklenmedik zenginlikleri ortaya çıkmıştır. Böylelikle geçmişin müzik değerleri XX.yüzyıl Arap Dünyası için yeni modeller oluşturmuşlardır. 1932 yılında yapılan bu kongre, Arap Müziği'nde Modern Dönem'in başlangıcı olarak düşünülmekte ve kabul edilmektedir.

Özellikle Mısır, Arap Müziği genelinde Popülerlik kavramını daha elverişli bir hāle getirerek, halkı bu konuda etkilemiştir. Kırsal bölgeyle, kent arasındaki tarzlar da bir bütünlük göstermiştir. Arap Dünyasının duayeni Muhammed'Abdu'l-Wahap (1917-1991) bu sistemin öncüsüdür. Ardından onu Farid Al-Atlar (1974) izlemiştir. Teknolojinin gelişmesi, özellikle de plâk ve radyo, televizyon gibi iletişim araçları aracılığıyla bu kişilerin popülerliği artmıştır. Ses sanatından dolayı tüm Arap ülkelerinde tanınan ve yeni icrānın öncüsü olan Ümmü Gülsüm (1904-1975) Şehirci – Halkçı Geleneğin gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Ümmü Gülsüm ulusal geleneklerini koruyarak Mısır Müziği'ne katkıda bulunmuştur. Bu yeni akım Arap Müzik Hayatında bir hareketlenme başlamıştır. Özellikle Kāhire ve İskenderi'ye olmak üzere bir çok Arap şehirlerinde müzik gösterilerinin sahnelenbilmesi için salonlar kurulmaya başlanmıştır. Bu salonlarda tiyatrolar, operetler ve dönemin ünlü bestecileri ve şarkıcıları konserler vermiştir.

Bugün Arap Müziği, Popüler Müziğin vazgeçilmez bir kültürü durumuna gelerek Dünya müziğinde bir yer edinmeye başlamış ve saygın bir konuma ulaşmıştır.

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 02.09.08, 01:11
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Arap Müziği Formları Cahilliye Dönemi'nden günümüze gelen

Arap Müziği Formları
Cahilliye Dönemi'nden bu yana, günümüze gelen Arap Müziği formları (alfabetik düzende) şu şekilde sıralanabilir:

Amel:

Genellikle İranlılar tarafından ve XVI.yüzyıl ile XVIII.yüzyıllarda kullanılmış bir Arap Müziği formudur. Bu form Matla, Cedvel, Savt'ul-Vasat ve Teşyia adlı bölümlerden oluşur. Giriş kısmı olan Matla, Beyt-i Duhul ya da Tarika adını alır. Savt-ul Vasat, Meyan görevi yapar ve çift olarak bestelenir. İstenildiği takdirde Savt-ul Vasat'ın kullanılmadığı da olur, ancak teşyianın bulunması zorunlıdur. Muhammes, Remel veya Hezec gibi kısa usûllerle bestelenirler. [Murat Bardakçı, Maragalı Abdülkadir, 1986: 93)

Basît:

Sakıyl-i Evvel veya Sakıyl-i Sānî usûllarinde bestelenen Arapça bir kıt'adan oluşur. Tarika veya Pişrev adını alan, sazla çalınan bir giriş kısmından sonra, Bazgeşt ya da Teşyia denilen bir nakarat ve daha sonra da meyan görevi yapan Savt'ul Vasat kısmı gelir. Bazen Savt'ul Vasat'a yer verilmeyebilir. Genellikle Edvār-ı Sitte (Altı Devir) şeklinde anılan dizilerden yapılır. [Bardakçı. 1986: 92)

Darbeyn:

Aynı anda iki usûl kullanılır ve birinci usûl sağ, ikinci usûl sol elle vurulur. Sağ el 24 zamanlı Sakıyl-i Remel'i, sol el ise 16 zamanlı Sakıyl-i Evvel'i vurur. Muttehid ve Muhtelif adlarıyla anılan iki çeşit olan darbeynde, aynı anda dört ika' devri de icrā edilebilir. [Bardakçı. 1986: 93)

Gın'a:

"Tegannî etmek, şarkı söylemek" demek olan Gın'a, genellikle "Müzik" anlamında da kullanılmaktadır. Büyük bir olasılıkla güfteleri halk dilinde olan bir şiir söyleminden gelmektedir. Halk şarkılarının makamsal yapısının basitliği nedeniyle genel olarak tek bir makamsal cümle kullanılır. Bu cümle, her beyit ve mısrāda tekrar edilir.

Hevāyî:

Bu formu, yalnız erkekler tarafından seslendirilir. Bunlara "Merdomzad" da denir. Belirli bir kuralı yoktur, istenildiği şekilde icrā edilir. [Bardakçı. 1986: 94)

Kulli'd-durub:

Bütün usûllerin ardarda kullanıldığı bir formdur. "Tarik" adı verilen bir saz girişi ile onun ardından nakaratı teşkil eden olan Teşyia gelir. Eser, tüm ika' devirlerinin peşpeşe kullanılması ve karara gidilirken, tekrar başlangıçtaki devire dönülmesiyle tamamlanır. [Bardakçı. 1986: 92)

Kulli'n-nagam:

Bu formun iki biçimde olur:

1) 6 āvāze ve 24 Şûbenin tamamı, bir kıt'a içerisinde kullanılır. İstenildiği takdirde Terkîb'lere de yer verilebilir ve böylece eser 91 diziyi birden ihtivā eder.

2) Yine bir kıt'a içerisinde, oktavı meydana getiren 17 sesin tamamında dolaşır. Ancak bu iş yapılırken Mütenāfir yāni Uyumsuz Ezgiler meydana getirmemeye dikkat edilmesi gerekir. [Bardakçı. 1986: 93)

Kulli'd Durub ve Nagam:

Aynı eser içerisinde, hem Kulli'd-durub ve hem de Kulli'n-nagam formlarının birlikte kullanılmasından oluşan bileşik bir formdur. [Bardakçı. 1986: 92)

Longa :

Balkan Müzik Kültürü'nden gelen bu müzik formu, Osmanlılar'dan Araplar'a geçmiştir. Kolay bir ritimde bestelenmiş sürükleyici bir ezgiden meydana gelir. Arap Fasılları'nın sonunda yer alır.

Maval:

Arap Müziği'nin eski dönemlerinden bugüne ulaşmış bir uzun hava türüdür. Günümüzde Arap Müziği'nin vazgeçilmez bir parçasıdır. Terennüm içeren bu form, belli bir usûlde başlar ve değişik usûllerle devam eder. En fazla bir saat sürmektedir.

Muhasebe:

Kuzey Afrika'da "Raddan El-Cavab (Cevap verme)" anlamına gelen bu form, bir kaç şarkıcı tarafından söylenen sözlü parçaların ezgilerini sazların tekrar etmesine dayanır.

Murassa':

Güftelerinde Farsça, Arapça ve Türkçe'nin birlikte kullanıldığı eserlerdir. [Bardakçı: 94)

Nash:

Ölülerin arkasından okunan bir çeşit ağıttır. Cahilliye Dönemi'nde kullanılmış bir formdur. Bu formdaki eserlerden günümüzde bir örnek bulunmamaktadır.

Nevbet-i Mürettebet:

Formların en uzunu ve bestelenmesi en güç olanıdır. Kavl, Gazel, Terāne ya da Ferudaşt adı verilen dört bölümden meydana gelir. Kavl, Arapça bir şiirdir, gazel ise; Farsça beyitlerden oluşur. Terāne kısmı, Rubāi vezinlerinden meydana gelir. Ferudaşt bölümü, kavl biçiminde bestelenmiştir. [Bardakçı: 92)

Neşid-i Arab:

Usûllu ve usûlsuz bölümlerden meydana gelir. Bölümlere "Şatr" adı verilir. İki tür Neşid vardır:

1- Neşr-i Nagāmat: İki beyitten oluşur.

2-Nazm-al Nagāmat: Ritmik bir bestedir.

İlk önce "Neşr'i Nagāmat" adı verilen Arapça bir Dubeyt (Rubāi) okunur .Ardından "Nazm'un Nagāmat" denilen bir beyit icrā edilir. Genellikle Remel ve Muhammes usûlleri kullanılıyor olsa da istenilen başka usûller de kullanılabilmektedir. [Bardakçı: 91, 92)

Nakş:

Gazel'lerden meydana gelir. Beste biçimi Amel'in girişini oluşturan Matla gibidir. Savt'ul Vasat ve Teşkiya kısımları yer almaz. Bir gazel bittiğinde bir diğerine geçilir. [Bardakçı: 93)

Neşk:

Neşk sözcük olarak; "Ölü için dövünme" anlamına gelir. Ölülerin arkasından söylenir. Günümüze kadar gelmiş örnekleri yoktur.

Tahınika:

Bütün sazlar tarafından çalınan, uzunluğu bir ölçüyü geçmeyen, cümlelerinden biri tekrarlanabilen, bir çalgı müziği formudur. Doğaçlama yapılarak çalınır.

Teşviye:

2/4 ve ya 4/4'lük ölçüde bestelenen, güftesi olmayan bir formdur. Bazen İstihbar'ın iki ritminin araya sokulduğuda olur.

Pişrev:

Bir çalgı müziği formudur. Sayısı 15'e kadar çıkabilen 'Hāne'lerden (Bölüm) meydana gelir. Her Hāne'nin sonunda tekrar edilen "Serbend-i Pişrev" adlı bir kısım bulunur. [Bardakçı: 94)

Savt:

"Elvaz-ı Nakarat" adı verilen ve Terennüme yer verilmeyen bir formdur. Meyanhāne ve Teşyia kısımları da bulunmaz.

Sinat:

"Biga" formunun bir alt formudur. Güçlü ve keskin bir üslubla icrā edildiği bilinen bu form hakkında, günümüzde ulaşmış çok fazla detaylı bir bilgi yoktur.

Vasla:

Sazlı ve sözlü parçaların bir arada çalınmasına Arap Dünyası'nda "Vasla" adı verilir. Vasla, Kuzey Afrika'da "Nevbe", Türkiye'de ise "Fasıl" olarak bilnir. Genel olarak aşağıdaki gibi tanımlanabilir:

1-Bir Peşrev, yani enstrümantal parça ile başlanır.

2-Dinleyici ve ortamına göre seçilen eserlerden oluşur.

3-Semāî'ler, 10/8 ile başlayıp 6/4, 3/4 ya da 6/8'lik usûllerle bitirilir.

4-"Taksim" denilen ritimsiz bir doğaçlama ve daha sonra Leyali ve Maval, adlarıyla bilinen vokal kısımlarla devam edilir.

5-Taksim'den sonra "Vahdet" ya da "Kasid Mauz'un" adı verilen bölümler gelir. Bu bölümlerde usûl, 4/4'lüktür.

6-Daha sonra halk türküleri veya folklorik parçalara yer verilir.

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 02.09.08, 01:14
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Günümüzde Arap Müziği'nde Kullanılan Çalgılar

GÜNÜMÜZDE ARAP MÜZİĞİ'NDE KULLANILAN ÇALGILAR
1. Vurmalı Çalgılar

a)Derili Vurmalılar (Membranaphones)

Darbuka: En önemli ritim sazıdır. Gövdesi daha çok kilden olmakla birlikte, günümüzde bakırdan yapılmaktadır. Üst tarafı 20 ile 40 cm. çapında olan keçi veya balık derisiyle kaplı olup altı açıktır. Şekil olarak kupa veya vazoya benzer; 30 cm. ile 60 cm. arasında bir uzunluğa sahiptir. Gövdesine çeşitli şekiller ve resimler yapılarak süslenir. Kilden yapılmış darbukanın derisi, renkli bir ipliğin düzenli aralıklarla zarın kenarına geçirilmesiyle sıkıca bağlanır. Zarın ateşle ısıtılmasıyla, deri gerginliği daha da arıtılabilir. Metal darbukada ise; deri halka ve vidalarla gövdeye bağlanır. Genelde oturularak çalınan bu saz, Libya'da Debdaha, Mısır'da ise; Tabla adı ile bilinmektedir.

Nakkâre:

Sadece dînî törenlerde çalınan vurmalı bir çalgıdır. Bez ve sarı bakırdan oluşan, şekil itibariyle bastırılmış çana benzeyen bir gövdeye sahiptir. Kaba geniş bir deri kayışla vurularak, güçlü ve dinamik şarkılara eşlik etmek için çalınan bir sazdır. Şekil açısından küçük davullara benzemektedir. Aşağı yukarı bir yarım küre şeklinde olan bu sazın çapı 30cm.dır. Bazı bölgelerde Çift Nakkâre kullanılmaktadır. Farklı boyutlarda yapılabilir.

b) Kendinden Ses Veren Vurmalılar (Idiophones)

Kalal:

Tunus ve Cezayir sınırları içinde, sadece kadınlar tarafından çalınan vurmalı bir çalgıdır. Cezayir'de bulunan Ghadames ile akrabalığı bulunmaktadır. Şekil açısından darbukaya benzer. Kilden yapılan gövdesi, üst tarafından aşağı yukarı 30 cm. ile alt tarafından 10 cm.lik çapa sahiptir. Çalgının açık, darlaşan alt kısmı, sol elle tutulur ve sağ elle vurulur. Sol el dizin üstünde kalır.

Tar:

Keçi derisinden yapılan vurmalı bir çalgıdır. Tarın çerçevesi içerisine yerleştirilmiş, dört ile altı yerde, bir veya iki çift zımbalanmış veya çevrilmiş, 5 cm. ile 6 cm. çapında, serbestçe hareket edebilen sarı bakırdan ziller bulunur. Bu ziller için çerçeveye bir ya da iki yarık açılmıştır. Sol el yüzeyine yaslanır ve çerçeveyi içeriye doğru kavrayan baş parmağıyla iter. Bazı bölgelerde, özellikle Tunus'ta göğüs hizasında tutularak çalınır. İşaret parmağı ile orta parmak bu duruş sırasında kenarda küçük, ince sesli vuruşlar yapmaktadır. Sol elin görevi ise, zara vurmadan zilleri çınlatmaktadır. Darbuka gibi zar kenarına, ikisinin arasındaki bölgeye farklı şekillerde vurularak çalınır.

Dendur (Gengu):

Genellikle Cezayir ve Sudan'da kullanılan, silindir şeklinde bir sazdır. Mısır'da silindir şeklindeki davula; Mizmar Baladi veya Tablı Baladi, Tunus'ta ise, Davul ya da Tibel ismini denilir. Dendur, genellikle düz bir çubuk ile deri gerilmiş kısma vurularak çalınır. Davulda olduğu gibi, sağ elle vurulduğunda bas ses elde edilir.

Kargabu:

Güçlü metalik bir sese sahip olan, Sudan kökenli bir sazdır. 30 cm.lik formların iki parçasını bir çubukla birleştirilen, ortası göbekli, iki diskin karşı karşıya geldiği bir çalgıdır. Köprünün ortasına açılan iki delikten deri bir kayışla her elle çift vurularak çalınır. Kargabu, elin en dıştaki üç parmağı ön parçanın kayışının altına geçirilirek tutulur. Bu sırada işaret parmağı serbest kalır.

Ganga:

Palmiye dalından yapılmış, çift derili bir silindir davuldur. Kasnağın içi oyularak her iki taraftan da keçi derisiyle kaplanmıştır. Her zarın üzerinden bir eğe akordu geçmektedir. Bir elle tutulup diğer eldeki kavisli bir tokmakla deriye vurulmak suretiyle çalınır. Ganda genellikle kadınlar tarafından çalınan bir sazdır.

Tindi:

Yüksekliği, düzensiz imalâtından dolayı 38 cm. ile 40 cm. arasında değişir. Davulun daire alanının çapı 33 ile 35,6 cm., kenarları kıvrılmış ayak tabanı ise; 24,7 cm. ile 25 cm. arasındadır. Ayak yüksekliği 7 cm'dir. Arp davulu ile akrabalığı bilinmektedir. Gövdesi bir yarım kürenin şekline sahip ve 80 cm.ye varan bir çapa sahiptir. Kılları alınmış bir deri ile kıllar dışarıya bakarak şekilde oyukluğu üstüne konup deri kayışlarla tutulmaktadır.

2. Üflemeli Çalgılar (Aerophones)

Zukra:

Libya'da kullanılan üflemeli bir sazdır. Farklı bölgelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Mısır'da Mizmar, Cezayir'de Gaita, Fas'ta Zamr olarak adı geçer. Silindir şeklindeki kamışı hûni şeklinde sivri, kiraz ağacından yapılmış bir obua türüdür. Sekiz deliği vardır. Bunlardan yedi tanesi önde, sekizincisi en üst iki deliğin arasına gelecek şekilde ortada sazın arka tarafında yer alır. Bunun dışında hûninin ön kısmına üç, arkasına iki delik daha açılmıştır. Güçlü ve parlak bir sesi vardır. Vurmalı çalgılara eşlik için kullanılmıştır.

Mizmar:

Türkiye'de Zurna, Tunas'ta Zokra, Cezayir, Fas, İspanya ve Libya'da Ghaita (Gayda), Doğu Arap dünyasında Mizmar adıyla bilinen üflemeli bir sazdır. Silindir şeklindeki borusu konik bir hûni şeklinde sonlanan, tahtadan yapılmış basit bir obua şeklindedir. Üç farklı boyutu bulunur: 30 cm. uzunluğunda Sibs, 60 cm. uzunluğunda Tilt veya Zamr Baladi, 38 cm. - 40 cm. uzunluğu olanına ise, Salabiya denmektedir. Hünnap ağacından yapılmaktadır. Bir buçuk oktavlık bir ses alanına sahiptir. Üst boru deliğine, yukarıda silindirik bir tepe şeklinde ve aşağıda eşit olmayan, düzensiz kesintileri bulunan 103 mm'lik bir tahta ağız yerleştirilir. Mizmar, üfleme tekniğinde güç gerektiren zor bir çalgıdır.

Magruna:

Eşit uzunlukta, bazen beşer bazen altışar delikli düdükten oluşan üflemeli bir çalgıdır. Düdükler, balmumu veya katranla birbirine yapıştırılmış ya da deri kayışı ve bir ip yardımı ile birbirine bağlamıştır. İki düdüğün üst deliklerinde birer dili olan ağızlıklar bulunur. Üst tarafı kapalı, duvarı bir dili oluşturacak şekilde Hint kamışından imâl edilmektedir. Düdüklerin alt ucuna, ses hûnisi olarak, iki hayvan boynuzu yerleştirilir. Kuzey Afrika'da Sirenaika, Fas'ta Zamr, Mısır'da Zummara adını ile bilinir. Magruna, ara verilmeden uzun süre çalınabilir.

Gasba

Dînî törenlerde kullanılan üflemeli bir sazdır. Uzunluğu 37 cm. ile 68 cm. civârıdır. Yumuşak bir sesi vardır. Gasba, belli yöntemlere bakılmaksızın üzerine delikler açılmış bir kamıştan yapılır. Kendi ezgilerine (Arap) uygun sesi buluncaya kadar delikler delinir veya tıkanır. Bazı bölgelerde madenî bir boru şeklinde olur. Bu saz, hem solo çalınır hem de tegannîye refākat etmek için kullanılır. Libya'da çalınan Zukra'ya benzer.

Gaita:

Genelde vurmalı sazlara eşlik görevi gören, güçlü sesli bir çift kamış yapraktan yapılan üflemeli bir çalgıdır. Önde 7 deliğe sahiptir. Ses açıklığı hûni şeklinde devam eder ve bazı bölgelerde metal, bazılarında gümüş levha ile kaplıdır. Ses hûnisinin içine küçük delikler açılmıştır. Uzun bir kamış yaprağı kullanılmışsa çalınırken deliklerin küçük tahta tıkaçlarla kapatılması gerekir. Sağ el alttak, sol el ise üç deliği kapama görevini üstlenir. Güçlü nefes gerektiren bir çalgıdır.

Argul:

Bir uzun bir de kısa kamıştan oluşan, üflemeli bir çalgıdır. Farklı uzunluklarda çiftli klarnet türünün değişik çeşitleri için bir çok ismi bulunmaktadır (El-Argul, El-Kabir, El-Argulsugari, Tiltay, Musavir, Musavirargul gibi). Değişik boylara sahip te olsa, genelde uzunluğu 75 cm.'yi kadardır. Küçük boyları 30 cm. ile 40 cm.'dir. Bir Argul dokuz parçadan oluşur. Üfleme parçasına Baluş, melodi düdüğüne Baddal, dudakların değdiği boru parçasına Lugma, göğüs bölümünün sonuna ise; Hazna adı verilir. Sesi keskin ve değişik bir tondadır.

3. Telli Çalgılar (Chordophones)

Genbri:

Kuzey Afrika'da el ile mızrapsız şekilde çalınan 3 telli bir sazdır. Bu saz, güneyden Sudan'dan gelmektedir. Üzerine deve derisi geçirilen ve ön tarafına boyun olarak bir sopanın sokulduğu dikdörtgen ya da oval şekilde, tahta bir rezonans kutusundan oluşur. Boyundan deri kayışla ya da sadece iplerle bağlanmıştır. Düğümlerin kaydırılmasıyla telin gerginliği değiştirilirek, tiz veya pes ses elde edilir. Ortadaki tel kısadır. Sazın akordu hep aynıdır, değişmez.

Rebab:

Bağırsak iki teli beşliye yani sol ve re'ye akort edilmiş telli bir çalgıdır. Orta Asya kökenli bir sazdır. İçi oyulmuş Ceviz veya Hindistan ağacından yapılır. Göğsü iki bölümden oluşmaktadır. Üst bölümü işlemeli olup Tunus ve Cezayir'de sarı bakırdan, diğer bölgelerde ise ağaçtan yapılmaktadır. Rebabın genellikle büyüklüğü 48 cm. ile 60 cm. arasıdır. Rebabın değişik bölgelerde türleri bulunmaktadır. Mısır'da ise iki türlü olup Kamanga denilen ön Asya asıllı Hindistan ağacından oluşan gövdesi vardır ve yayla çalınmaktadır. Diğeri Rebab el-Sair olarak bilinen ve Arap Yarımadası'nda dört tarafı tahta çerçeveli olan bir türdür. Her iki çalgı da, iki veya üç tele sahiptir. Modernleştirilmiş Rebab biraz daha gelişmiş olup gövdesi tahtadan yapılmıştır. Boyu 48 cm.'dir. Genellikle bu sazı halk ozanları kullanmaktadır.

Santur:

Genellikle Irak ve İran'da çalınan telli bir sazdır. Tabanı yaklaşık 75 cm, küçük tabanı 35 cm, yüksekliği 27 cm ölçülerinde yamuk bir çalgıdır. On bir veya on beş tele sahiptir. Her telin üçlüsünün altında, oynatılarak modülasyon sağlayan iki köprü bulunur. İki küçük çubukla çalınan bu saz, iki buçuk oktavlık bir ses sahasına sahiptir. Her telin üçlüsü, köprücüklerin solunda, arasında ve sağında olmak üzere üç ayrı ses verir.

Kanun:

Doğu Müziği'nin vazgeçilmez telli sazlarından birisidir. Dizlerin üzerine konularak çalınır. Büyük tabanı yaklaşık 95 cm, küçük tabanı 25 cm, yüksekliği de 42 cm.'dir. 26 ve ya 24 adet 3'lü teli vardır ve üç oktava yakın bir ses alanına sahiptir. Her tel üçlüsünün altında, makamlarda istenilen modülasyonu elde etmek için kullanılan küçük mandallar bulunur. Tellere vurmak için işaret parmaklarına takılan gümüş yüzüklerin altına geçirilen mızraplar kullanılır. Arap dünyasında kanun Oryantal Müziğin vazgeçilmez sazıdır. Oryantal kanun bazı bölgelerde hangi makamda müzik icrā edilirse, o makama göre akort edilir. Sol baş parmağı yardımıyla değiştirilecek olan tele basılarak sesin gerginliğini arttırılıp azaltılabilir. Bu saz daha çok, şarkıcıların doğaçlamalarına eşlik etmekte kullanılır.

Ud:

Doğu müziğinin vazgeçilmez çalgısı Ud, Batıda "Luth/Lut" adıyla bilinir. Arap Dünyasının gözde çalgısıdır. Birkaç tipi bulunur. Doğu Udu adıyla bilinen tipi ince ceviz ağacı veya akçaağaçtan yapılmaktadır. Sazın göğüs kısmında beyaz ağaç kullanılır. Ortalama boyu 40 cm, sapının ise 20 cm. kadardır. Beş çift teli bulunur. İkinci tipi ise Tunus Ududur. Genellikle Kuzey Afrika'daki ülkelerde kullanılır. Doğu Udundan daha küçük gövdelidir ve meşe ağacından yapılır. Dört çift tele sahiptir. Diğer Ud tipleri ise Khobza ve Koueitra'dır. Bunlar Oryantal Udu olarak da bilinmektedir. Genellikle Mısır, Cezayir ve Fas'ta çalınmaktadırlar.

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 02.09.08, 01:18
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Arap Müziği'nde Kullanılan Ritimler

Arap Müziği'nde Kullanılan Ritimler

Arap şiirinin vezni (ölçü kalıpları), VIII.yüzyılda yaşamış bir filozof, şāir ve müzikolog olan El-Halil ibn Ahmed tarafından tanımlanmıştır. Bunlar 3 grupta toplanabilir; aralarında birleşerek aşağıdaki ritimleri meydana getirirler:

1-Birinci grupta Fāûlun ve Fāilun kalıpları bulunur; bunlar 5/8 ölçüsüne denk gelirler:
a)Faûlun: Bir sekizlik ve iki dörtlük notayla gösterilebilen bu ritim, El-Mutakarrib veznini temsil eder.
b)Fāilun Bir dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlükle gösterilebilir ve El-Mutadarik veznini temsil eder.

2-İkinci grup Muttailun kalıbını içerir; bir dörtlük, iki sekizlik ve bir dörtlükle gösterilen bu kalıp, 6/8 veya 8/4 ölçülerden oluşur.
3-Üçüncü grup en büyükleri olup, Mafâîlun, Fāîlâtun, Mustafilun Mafûlâtu, Mufâalatun ve Mutafâilun kalıplarını kapsar.

a)Bir sekizlik ve üç dörtlükle gösterilen Mafâîlun, "El-Hazac" adıyla bilinen ölçüyü verir:
b)Bir dörtlük, bir sekizlik ve iki dörtlükle gösterilen Fâilâtun, "El-Ramel" ölçüsünü verir:
c)İki dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlükle gösterilen Mustafilun, "El-Racez" ölçüsünü verir:
d)Mafûlâtu üç dörtlük ve bir sekizlikle gösterilir.
e)Bir sekizlik, bir dörtlük, iki sekizlik ve bir dörtlükle gösterilen Mufâalatun, "El-Vafir" denilen ölçüyü verir:
f)Mutafailun iki sekizlik, bir dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlükle gösterilir ve "El-Kâmil" denilen ölçüyü verir:

1- Tavil (feûlün-mefaîlün): 5/8 lik feûlin'e (bir sekizlik ve iki dörtlük) 7/8 lik mefaîlün (bir sekizlik ve üç dörtlük) eklenerek 12/8 lik ritim elde edilir:
2- Madid (fâilâtün-fâilâtün): 7/8'lik fâilâtün (bir dörtlük, bir sekizlik ve iki dörtlük) ve 5/8'lik fâilün (bir dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlük) birlikte bir başka 12/8'lik ritim verirler:
3-Basit (müstâfilün-fâilün): 7/8'lik Müstâfilün'e (iki dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlük) 5/8 lik fâilün (bir dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlük) eklenince 12/8'lik ritmin bir üçüncü türü elde edilir:
4-Saray (müstâfilün-müstâfilün-mef'ûlâtu): 7/8'lik iki müstâfilün'e (ikişer dörtlük, birer sekizlik ve birer dörtlük) üç dörtlük ve bir sekizlikle gösterilen mef'ûlâtu eklenir; böylece 21/8 lik bir ritim elde edilir:
5- Munsane (müstâfilün-mef'ülâtu-müstâfilün): Bölümlerinin her biri 7/8'lik olduğundan 21/8'lik bir ritim verir:
6- Hafîf (fâilâtün-müstâfilün-fâilâtün): Bu da 21/8'lik ölçünün bir başka türünü verir: fâilâtün 7/8'likdir (bin dörtlük, bir sekizlik ve iki dörtlük); sonra yine aynı değerde Müstâfilün (iki dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlük) gelir; sonuna bir Fāilâtün daha eklenir:
Bunun 18/8'lik bir başka versiyonu da vardır: iki sekizlik, iki dörtlük, bir sekizlik, bir dörtlük, bir sekizlik, bir dörtlük, iki sekizlik ve iki dörtlük:
7- Mudharaâ (mefâiîlün-fâilâtün): Bir sekizlik ve üç dörtlükle gösterilen 7/8'lik mefâîlün ve gene aynı değerdeki fâilâtün birlikte 14/8 lik bir ritim oluştururlar:
8- Muktadheb'in iki ayrı bileşimi vardır:

a) mef'ûlâtu-müftailun: Üç dörtlük ve bir sekizlikten oluşan 7/8'lik mef'ûlâtu ile bir dörtlük, iki sekizlik ve bir dörtlükten oluşan (6/8'lik tek ritim) müftailun birlikte 13/8'lik bir ritim verirler:
b) mef'ûlâtu-müstâfilun: İki 7/8'lik ritimden oluşur; yani, üç dörtlük, bir sekizlik, iki dörtlük, bir sekizlik ve bir dörtlük; bunların toplamı 14/8'lik ritmin bir türünü verir:
9- Muctath (müstâfilun-fâilâtun): 7/8'lik iki bölümden oluşur: İki dörtlük, bir sekizlik, iki dörtlük, bir sekizlik ve iki dörtlük:
10- Muhalaâ el-Basit (müstâfilun-fâilün-feûlun): Bir 7/8'lik ve iki 5/8'lik bölümden oluşan bu bileşim toplam olarak 17/8'lik bir ritim verir.

Araplar, Arap Uygarlığı'nın etkisinde kalan bütün halkların müzik ritimlerinin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Özünde müzikal bir yapı taşıyan olan Arap Ritmi, Doğu Sanatının çoktan beri ve haklı olarak sanatçıların merak ve ilgisini çeken bir dalı olsa da, aslında Arapça konuşan halklara özgü tipik bir ritim sistemidir. Arap Şarkıları'nın ritmi başlangıçta ve uzun zaman şiir veznine sıkı sıkıya bağlı kalmış, sonra yavaş yavaş ayrılmaya başlamıştır.

Arap Müziği'nde kullanılan ritimlere yer veren ilk eser; hālen Berlin Kütüphanesi'nde No.5530 olarak kayıtlı bulunan, MS.847'de ölen filozof Ebu Yusuf el-Kindî'ye ait el yazmasıdır. Söz konusu eserde anlatılan ritimler şunlardır:

1- Thakîl (Sakîl / Sakıyl): Üç sekizlik ve bir dörtlükle gösterilen 5/8 lik bir ritim:
2- İkinci Thakîl: Üç sekizlik, bir dörtlük ve bir sekizlikle gösterilen 6/8 lik bir ritim
3- Makhûrî: İki sekizlik ve bir ikilikle gösterilen ¾ lük bir ritim:
4- Hafîf el-Thakîl: İki sekizlik ve bir dörtlükle gösterilen, yürüyüş temposunu temel alan 2/4 lük ikili bir ritim:
5- Ramel (Remel): İki dörtlük ve bir noktalı dörtlükle gösterilen 7/8'lik bir ritim:
6- Hafîf el-Ramel: "Vals" ritmine denk düşer. Doğuda "Aarac", Kuzey Afrika'da ise "Ayeb" (veya "Topal") adıyla bilinir.
7- Hafîf el-Hafîf: Bir sekizlik ve bir dörtlükle, ya da üç sekizlikle gösterilen 3/8'lik bir ritimdir. Doğuda "Tayer (Uçan)", Tunus'ta ise "H'rub (Kaçan)" adını taşır.
8- Hazec: Bu sekizlik ve bir noktalı dörtlükle gösterilen 2/4'lük bir ritimdir.

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 02.09.08, 01:24
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Bestecilik

Bestecilik

Daha önce belirtildiği üzere, asıl besteciliğin beşiği, Endülüs olmuştur. Günümüze dek gelen başlıca (Endülüs) müzik biçimi de: "Nouba"dır. Nouba, Batı Arap Dünyasının (Mağreb) dört ülkesi olan: Fas, Cezayir, Libya ve Tunus'da yayılmıştır. Günümüzde bilinen Nouba ritimleri, ülkelere göre, şunlardır:
Fas'ta
1. Basît:
a) Ağır tür:
b) Canlı tür:
2. Kayım ve Nısf:
3. B'tayhi:
a) Ağır tür:
b) Hızlı tür:
4. Kuddam:
5. Darac:
Cezayir'de
1. Murabbâ
2. Al İnsiraf
a. Birinci tür:
b. İkinci tür:
3. Khlass:
Libya'da
Yalnız bir ritim.
Tunus'ta
1. M'saddar:
2. Touk:
3. Salsla (Silsile) veya Hrub:
4. B'tayhı:
5. D'khoul Barouel (Duhul-ü Barvel)
6. Barovel:
7. Darac:
8. Khafif (Hafîf):
9. Khatma (Hatim):
10. Ouahda (Vahda, Vahdet): İki türü kapsar. Birincisi Tunus Barvel'ine denk düşer:
İkincisi ise Fas B'tayhı'sının ikinci türün karşılar:
11. Masmudî: Bunun da iki biçimi vardır. Birincisi, Türk Düyeki'ne ve Tunus'taki D'khoul Barvel'ine denk düşer:
İkincisinin ise özel bir niteliği vardır:
12. Bam: Özellikle Mısır'da çok tanınmış, müzisyenlerin üzerinde doğaçlama yaparken kullanılan bir ritimdir:
13. M'daouar (Müdevver): Altılı bir ritimdir.
14. M'daouar Hawzi: 6/8'liğinin ritmin ikinci türüdür:
15. M'daouar Hawakht (Nevaht): Yedili bir ritimdir. Bu ritimde bestelenen şarkıların çoğu altıncı vuruşta başlar.
16. Aksak: Özellikle Türkiye'de bilinen dokuzluk bir ritimdir:
17. Semāî Thakil (Ağır Semāî): Daha önce gördüğümüz gibi Semaî'de ve ayrıca Muvaşşah'ta da çalgı müziği için kullanılan onlu bir ritimdir:
18. Jorgina (Curcuna): 10/8'liğin ikinci bir türüdür; semaiden daha hızlıdır. Özellikle Irak'ta kullanılır:,
19. El Aouis (Avis): Onbirli bir ritimdir:
20. Saadaoun (Saadevî): Daha çok halk müziği tarzında bir ritimdir.
21. Mdaouar Charki (Şarki): 12 zamanlı bir ritimdir.
22. Doğu Murabbâ'sı: Murabba kelimesi aslında "Dörtlü (Kare)" demektir; fakat burada 13/4'lük bir ritmi gösterir:
23. M'haccar (Muhaccer): 14/4'lük bir ritimdir:
24. Nawakht El Hindî (Hind Nevahtı): 16/8'lik bir ritimdir:
25. M'khames (Muhammes): Birçok Türk peşrevinde kullanılan 16/4 lük ritimdir:
26. Dharafat (Zarāfet): 21/8'lik bir ritimdir:
27. Doğu Arap Dünyası'nın müzik mîrasının en önemli Muvaşşah'ları şu ritimlerde bestelenmiştir:
a) Fakhet: 20/4'lük bir ritimdir:
b) Chambar (Çember): 24/4'lük bir ritimdir:
28. Dawar Kebir (Devr-i Kebîr): 28/4'lük bir ritimdir:

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 02.09.08, 01:38
Ayça Şallı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Dec 2006
İletiler: 764
Ettiği Teşekkür: 219
160 tane iletisine 219 kere teşekkür edilmiş
Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.Ayça Şallı bir mücehver gibi özel.
  Send PM
Standart Arap Müziği ve Araplar'ın müzik anlayışları

Arap Müziği ve Araplar'ın müzik anlayışları; tarihî, sosyal ve kültürel gelişim süreçleri içerisinde iki ana dönemde ele alınarak incelenmelidir: İslâm öncesi ve İslâm'dan sonraki dönemler. İslâm'ın kabulü sonrasındaki dönem de yine aynı şekilde kendi içerisinde alt dönemlere ayrılabilir. Ancak bu iki ana dönem Araplar'ın yaşamları, hayat görüşleri, amaçları ve sosyal yapıları bakımından çok ayrı bir değere sahiptir. Kabulünden sonra Araplar'ın İslâm'ı yaymak için çeşitli akınlar düzenledikleri, fetihler sonucu Batıya kadar geldikleri görülür. Bu fetih ve İslâm'ı yayma çalışmaları, farklı kültürlerle temasa geçmelerine ve bilimsel, sanatsal yönlerde hem etkilenmelerine, hem de etkilemelerine neden olmuştur. Müslüman olan ülkelerin, anlatım ve yazın dili olarak Arapçayı seçmeleri ve bu ülkeler ile diğer kültürel, sanatsal alışverişlerin netîcesinde, (ortak) bir İslâm Uygarlığı ortaya çıkmıştır. Araplar'ın gelişmeleri, İslâm'ı yayma çabaları ve fetihler sırasında olmuştur.

İslāmiyet öncesi Cahilliye Dönemi'nde müzik, Araplar'ın eğlence hayatında önemli bir yere sahiptir ve eğlendirici özellikler taşır. Bu dönemde eğlence hayatında kadınlar aktif olarak yer almakta ve müzik gruplarının çoğunun kadınlardan oluştuğu görülmektedir.

İslâm'ın ortaya çıkışı ve benimsenmesinden sonra; müzik eğlendirici niteliğinden çok dînî işlevi ile varlığını sürdürür. Dînî törenler ve Kur'an makamsal sāde bir ezgi eşliğinde seslendirilir. İslâm sonrasında, çalgı müziğinden çok, sözlü müziğin önem kazandığı ve ön plana çıktığı görülür. Bu dinsel törenlerin ve ilāhîlerin çalgı eşliğinde okunmamasından ileri gelmektedir.

IX. ve X. yüzyıllarda Arap filozoflarının müzik kuramı ile ilgili çeşitli çalışmalar yapmışlar ve teorik uygulamalarda Arap Alfabesine (Ebced Sistemi) dayalı, daha çok bir tabulatur özelliği taşıyan bir nota yazım sistemi kullanmışlardır. Kindî'ye ait "Risāle-i fî Hubri Telif'il Elhan", bu eserlerin eldeki en eski örneğidir.

Araplar'ın XIII.yüzyıl ile XIX.yüzyıllar arasındaki Türk egemenliği altına girişlerinden sonra, müzikal anlamda pek üretici olmadıkları ama hayatlarının her evresinde müziğin var olmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.

Arap Müziği'nde en etkileyici dönem bence, XIX. yüzyıldan günümüze doğru gelen Modern Dönem'dir. Uzun süren duraklamalardan sonra, Arap Müziği'nde dikkate değer bir çıkış ve başarı görülür. Arap Müziği, kısa bir sürede yerini alarak, Batılı müzisyenlerin dikkatini çekerek Dünya müzikleri arasında önemli bir yer edinmiştir.

Zengin ve melodik bir ritm yapısına sahip Arap Müziği, Doğu kültürlerine ait makamsal ve tek sesli bir yapıya sahiptir. Ancak Arap Müziğindeki makamlar, Klasik Türk Müziği'ndeki makamlar kadar çok çeşitli ve zengin değildir. Arap ve Türk Müziği'nde benzer, hattâ hemen hemen aynı özellikleri gösteren makamlara rastlanır. Bunlar arasındaki tek fark, bu makamların ve kendilerini oluşturan dizilerin değişik adlarla anılıyor olmasıdır.

Sözlü müzik formları, āruz veznine uygun usûl kalıplarında bestelenmiştir. İslâm sonrası daha ağır ritmik kalıplara yer verildiği görülür. Günümüzde, artık çok ağır ritmler pek tercih edilmemekte ve genellikle 10 zamanlı usûllerden daha büyük usûller çokça kullanılmamaktadır.

Arap Müziği'nde genel olarak vurmalı ve nefesli çalgıların çeşit olarak fazlalığı dikkat çeker. Telli çalgıların özellikle Cahilliye Dönemi'nde azlığı dikkat çeker. Bu, Araplar'ın yerleştikleri bölgenin coğrāfî yapısına bağlanabilir. Araplar, göçebe ve geçimini çölde deve kervanlarıyla ticāret yapan bir toplumdan gelmektedirler. Geniş çöllerde zaten tek tük rastlanan ağaçlar doğal olarak; çalgı yapımı için harcanmamıştır. Çöl ikliminde vurmalı ve nefesli çalgı yapacak malzeme kolay bulunmakta ve bu hafîf çalgıların taşınması çok daha kolay olmaktadır. Bu nedenledir ki, Arap Müziği, tek sesli makamsal müziğe ve ritmik yapı bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Ancak, Araplar'ın daha detaylı ve zengin malzemeye sahip gelişmiş çalgılar kullanması, kalkınma ve modernleşme sürecinde, benzer ve/ya farklı kültürlerden etkilendikleri zamanlara rastlar.

Kaynak

» Nüve Forum » kütüphane » Kültür » Gelenekler » Folklor »
__________________
Hayvanları Sevmeyen İnsanları Hiç Sevmez
(\__/)

(='.'=)

(")_(")

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar